1993 Yılından Araba Fiyatları ve Karşılaştırma

Merhaba arkadaşlar alım gücü kıyaslaması araştırırken bu tarz konulara genelde internette özellikle ekşi sözlük ve Donanımhaber'de rastlamıştım.En çok dile getirdikleri şey market harcamaları oluyordu sanırım o zamanlar daha çok yerli üretim olan ve uluslararasılaşmamış, sadece iç pazar için üretilmiş ürünlerimiz dövize endeksli olmadığı için market harcamaları karşılaştırmasında alım gücü yüksek çıkıyor. Ben de bu yazıda araba fiyatları üzerinde duracağım için bu tür market alışverişlerini bir kenara bırakalım ve hem ABD'de bile lüks olan hem de Türkiye'de ekonomik diye satışa çıkan Türkiyedeki araba fiyatlarını ele alalım.

Öncelikle bana çok yardımcı olan şu https://www.youtube.com/watch?v=07xDQMZ5gOI&t=902s Youtube videosunun 13:02'den başlayarak izleyin derim ve o videoyu çekene özellikle teşekkürlerimi iletiyorum yoksa bu yazıyı yazamazdım.

Orta geliri öğretmen olarak tanımlarsak eğer

1993 yılında yaklaşık 1/4 dereceden 5.500.000Lira maaş alıyormuş. not:  9/1 derece 3.720.000Lira

2021 yılında 1/4 dereceden  yaklaşık 6074TL maaş alıyor. not : 9/1 derece 4841TL

Arabaların fiyat kıyaslaması yaparak fiyatları maaşlara böleceğim ve 1 araba için kaç ay çalışmaları  gerek onu hesaplayacağım. Baz aldığım dergi 7 Haziranda çıktığı için  bazı ithal arabaları o günün Dolar ve Döviz kurlarına göre hesaplama yapacağım. Bazı önemli araçları ele alarak ve ek donanım olayan başlangıç fiyatları yazıp ve günümüzde bu araçların denk geldiği arabalarla alım gücü karşılaştırması yapıp sonuca varacağız.

Durum içler acısı alım gücümüz araba konusunda bile çok net bir şekilde düşmüş.

Sonuçta Türkiye'de her zaman sıfır araba almak aşırı zor olduğu için  halkın büyük bir çoğunluğu maaş biriktirme yerine kredi çekerek araba alıyor. Fakat bilmiyorum o dönemin kredi olanaklarını bilmediğim için günümüzle kıyaslamadım sadece basit bir şekilde alım gücünün düştüğünü göstermiş oldum.Not: VW Golf ilginç bir şekilde eskiden çok daha pahalıymış beni en çok şaşırtan o oldu.

Bitirirken aslında ÖTV'nin olmadığı 90'lar da kötü, şimdi de kötü, eğer bugün ÖTV oranları çok az olsaydı ki çok fazla, bu sonuçlar tam tersine dönecekti. Tek avunduğumuz nokta o zamanın ekonomik araçları uçan tabut ve boş arabalardı, şimdikiler ise teknolojinin gelişmesi ve ucuzlamasıyla da en azından daha iyi donanımlara sahipler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • arandur @arandur

    Bazı otomobillerin ikamesi güzel bulunmuş ama bazıları saçma. Opel Vectra neden şimdi Astra olmuş? Gayet Insignia modeli var aynı sınıfta. Bmw 3 serisinin de 1 serisine düşürülmemesi gerekiyordu.

    O yıllarda kredi olanakları olmadığından para biriktirerek ve kalan kısmı eş dosttan borç alınarak otomobil alınıyordu. Böyle olduğu için çok gerekli olmadıkça satın alınmazdı. Çiftçiler senelik toplu para elde ettikleri için avantajlıydılar, ayrıca tarım ürünleri çok iyi para ediyordu eskiden. Ticaret ve üretimde de eskiden kar marjları daha yüksek, fırsatlar daha fazlaydı. Şimdi ise köşeler tutulmuş, karlar minimuma inmiş durumda. Gelecekte daha da kötü olacak.

  • Daviance @daviance

    bmw gibi araçlar ve denkleri %80 ötv ye giren tüm araçlar da ay farkı deli gibi artmış ,nedenide %50 matrahın şaka gibi bir değer olması ,sürekli yükselen bir döviz ortamında matrah koymak zaten aşırı saçma ,o zaman matrahıda 6 ayda bir güncellemen gerekir.amaç milleti soymak olunca...

Hobi Olarak GTA Modlamak

 

 

Merhaba arkadaşlar, biliyorum bugün sizlere çok ilginç bir konu ile gelmiş bulunmaktayım. Öncelikle kim istemez ki en sevdiği oyununu kendi zevklerine göre düzenlemek bence herkesin aklından böyle bir hayal geçmiştir.

Yurtdışında bu konunun birçok fanları ve gönüllü olarak takımları var. En ünlüleri; Fandom, GTAForums, GTAInside gibi artık uluslararası ün salmış siteler ve bunların yanında bir sürü yerel kalmış siteler var. Örneğin; GTAcom ua, ve GTATurk, gibi bir sürü yerel siteler var. Özellikle benim de 2012’den beri gelen kendi çapımda bir modlama hobim var. Sizlere pek bilinmeyen, GTA’nın iç dinamikleri hakkında çoğu şeyi söylemeyi umut ediyorum. İnternette araştırınca bu konuyu özellikle günümüzde; Steam, Twitch, YouTube ve GTA V online gibi yerlerde artık bilenler çoğalıyor ama genel olarak bakılırsa yine de pek bilinmiyor.

Öncelikle Hangi GTA Olacak?

Bilirsiniz ki GTA serisi çok büyük bir seri ve kaynak dosyaları modlamaya çok uygundur. Çoğu oyunlar, kaynak dosyalarını gizlerler veya kolayca açılıp oyunu etkili olarak değiştirilemez. GTA’da ise genelde fanların veya modcuların tercihleri serinin ilk 3D üçlüsüdür(3,VC,SA) çünkü oyununun iç dinamiklerinin yaklaşık %80’ini değiştirebilme imkanımız vardır. Benim tercihim GTA 3 olmuştu ve hala boş zaman bulursam bu Covid-19 döneminde, oyunu daha güncel, güzel, ayrıntılı ve zevkli yapabilmek için bilgisayarımın başına otururum.

Hikaye Modu Biter ve Oyun Durağanlaşır

İşte bu nokta çok önemlidir, özellikle de oyunumuz hele ki bir açık dünya oyunuysa.Oyundan usandık, fakat ne yapacaz diye merak ederken oyunda bazı eksiklikler göze çarpmaya başlar. internette bakınırken, örnek, GTA 3’te GhostTown’a gidebilmek zor olduğunu için bir takım modcu GhostTown’a giden yol yapmıştır… Gibi şeyler. Fakat bu işin yarısı oyuna tutkulu olmaktan geçer ve ben ilerleyenki dönemlerde daha fazla bu mod işini araştırmaya başlamıştım.Yaptığım tek şey internetten indirdiğim modları kendi oyunuma uyarlamak ve bazı değişiklikleri kendim katarak oyuna ayrı bir renk sunmaktır. Benim en çok hoşuma giden şey oyunun içinde çoğunlukla yapmış olduğum hem araç koleksiyonu, hem de oyunda olmayan doğa ağrılıklı farklı çevreler. Ağır sıkıcı bir iş yaşamından sonra bazen ara ara, hem oynamak hem de uğraşmak ayrı bir huzur ve mutluluk veriyor.Ve söylemeliyim ki bunları yapabilmek için önceden bir cleo aracılığıyla oyunun yazılımsal olarak limitlerinin kırılması gerekiyor.Yoksa bu kadar fazla nesne oyuna eklenilmiyor.

Bir Not Defteri’yle Oyunun Dinamiklerini Değiştirmek

Özellikle 3, VC, SA oyunlarında ciddi değişimler yaparsınız öyle ki adamlar oyundaki bütün nesnelerin yerlerini bile koordinatları şeklinde teker teker yazmışlar ki oyunu yayınlamadan önce hızlı olarak düzeltmelerde bulunabilsinler, ama bu işi fazla abartmışlar gibi:) 

GTA 3’ü baz aldım ve bu dosyaların çoğu zaten 3’lüde var. Buradaki bazı önemli dosyalarla uğraşmak yeterli oluyor. Not: Önemli olanlara # koyacağım.

Bu Dinamiklerin Hepsi ‘Data’ klasöründedir yazdıklarım değiştirilebilir, kısaca değinirsek;

Animviewer.dat- Oyunda ana dosyaların önceden genel olarak tanımlanmış olduğu yer.

#Carcols.dat- Tüm araçların ana ve yan olarak renk çeşitliliği.

#Default.dat- Oyun için modellerin ve dokuların genel olarak tanımlandığı yer.

#Default.ide- Tüm araçların, yayaların ve diğer modellerle ilgili tüm dinamik uzantılarının ve özelliklerin genel olarak tanımlandığı yer. (Oyuna etkisi çok yüksek) 

Fistfite.dat- Ana karakterimizin dövüşme özellikleri 

Gta3.dat- Oyundaki tüm cansız nesnelerin dosyalarla tanımlandığı yer.

Gta3.zon- Şehirdeki bölgelerin kapsama alanları.

#Handling.cfg- Araçların sürüş dinamikleri ve bazı temel özellikler. 

Map.zon- Haritadaki bölgelerin kapsama alanları.

Maps klasörünün içindeki .ide ve .Ipl uzantılı dosyaları da açabiliyoruz.Bunlar Tüm cansız nesnelerin matematik konumlarıdır fakat bunun 3. Parti yazılımlarla yapılmasını öneririm.

Object.dat- Bu nesnelerin farkı kırılabilir veya eğilebilir olmalarıdır.

Particle.cfg- Yüzeydeki parçacıkların etkileşimli salınım oranları.

Ped.dat- Temel NPClerin polis, çete gibi temel özellikleri.

Pedstats.dat- Temel NPClerin davranışları.

Surface.dat- Yerle teması olan etkileşimli nesnelerin özellikleri

Timecyc.dat- Tüm hava olaylarının özellikleri. Bir de yanında .tmp uzantılı olanı var, o da gün içi ışık dinamiklerini düzenler.

Train, Train2, Water, WaterPro.dat- Deniz seviyesi ve trenin izlediği yol.

#Weapon.dat- Oyundaki silahların tüm özellikleri 

Hepsi bu kadar, daha ayrıntılı anlatmak isterdim fakat şimdilik böyle.

Diğer İşlemler İçin Olmazsa Olmaz Mod Araçlarımız

TXD Workshop 4.0- Tüm doku(.txd) ve modellerin(.dff) ekle-çıkar işlemleri    

CollEditor2- Solid(Katı) olarak tanımlanmış nesnelerle işlemler için    

MEd(MapEditor)- Etkileşimsiz nesnelerle yapılan 3 boyutlu ekle-çıkar işlemleri

GTXEditor- Menüler dahil, tüm içerik yazıları

Sanny Builder3- Main.scm ve Cleo dosyalarını C yazılım diliyle düzenleyebilme işlemleri

Sonuca Bağlarsak Eğer

Sadece oyun oynamak yerine bunun gibi şeylerle uğraşmak bana ayrı bir zevk veriyor. Ayda 1-2 kez modlama ile uğraşırım. Bazı sitelere bakarım ‘Yeni hangi modlar yapılmış’   diye. Bu bir zevk meselesi; amacım, bunları yaparken özgün ve daha iyi şeyler ortaya çıkarmak.Ayrıca ileride bir oyun projesinde çalışmak gibi planlarım da var. 

Eskilerin bahçe işi varmış, bizim bahçemiz yok ki uğraşalım, biz de sanal bahçelerle uğraşıyoruz:) 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Taşınabilir Müzikteki Önemli Gelişmeler

Merhaba arkadaşlar, bu yazıda özellikle benim taşınabilir müzik hikayemi konu alacağım evet uzun bir yazı biliyorum, umarım keyif alırsınız. Bu yazıda cihazların kullanım kolaylıkları ve ses kalitelerinden ve oynatabildikleri ses formatlarının günümüze kadar nasıl teknolojik gelişme yaşadığını göreceğiz. Fotoğraflar kalitesizdir idare edin artık 🙂

Öncelikle ben yaşım itibariyle kaset benim için hiçbir zaman taşınabilir cihaz olmadı bunu baştan söyleyeyim o yüzden ilk cihazı dekor amaçlı koydum. Ama edindiğim bilgilere göre kasetli walkman teknolojisi özellikle 1985'ten sonra SONY MegaBass ile birlikle hızlı bir yükselişe geçiyor ve unutmayalım ki ilk CD Çalar 1984'te DiscMan D-50 SONY tarafından üretildi. MegaBass 1998'e kadar SONY'nin kasetçalar sektöründe en etkili pazarlama kelimesi oluyor.Fakat edindiğim kaset tecrübelerim bana kasetlerin ses kalitesi anlamında pek kulaklık için hoş olmadıklarını gösteriyor. Çünkü çabuk bozulabilmeleri ve ses deformeleri, verdiği Bass'ların yetersiz olması ki zaten bunun için MegaBass var, son olarak kolay deforme oldukları için detay sesleri kaybetme. Bu gibi nedenlerden dolayı SONY ve diğer markalar 2000'lerin başlarına kadar 20 küsür sene ,binbir türlü cambazlıklar denemiş ki sırf ergonomi, rahat kullanım ve kaset seslerini daha iyi hale getirebilmek için.

CD Çalar'a gelecek olursak, MD Player hakkında hiçbir tecrübem olmadı hatta görmedim bile. CD Çalarlar, kasetçalarların yanında uzay teknolojisi kalıyor 2000'lerle beraber daha çok bilgisayardan dinliyor olsam da ,ilk müzik deneyimlerimi CD Çalarla yaşıyorum. Gerçekten kasetlere göre çok daha zor bozulabilen yapısı, çok daha temiz ve detaylı sesler, doygun Bass'lar, tek tuşla şarkı değiştirmeler, şarkı arama imkanı ile istenilen şarkıya kolayca geçebilme, çok hızlı ileri geri sarma özellikler ve dijital olup bilgisayarlara uyumluluk avantajlarıyla CD Çalarları, hala günümüzde bile tam öldürmemiştir. Öyle ki kendisinden önceki kaset teknolojisini 2000'li yılların başlarında alt eder böylece kaset tarihin tozlu sayfalarına geçer. Fakat CD çalarlar batarya ve taşınabilirlik konusunda hala çok gerideydiler.CD Çalarda standart olan kalem piller 2004 yılları gibi ilk çıkan MP3 Player'lara bile gelmişti. Bana her zaman kalem pil kullanmak çağ dışı geldi ve hiçbir zaman kalem pilli MP3 player kullanmak istemedim, uzun bir zaman bilgisayardan ve CD Çalar ile müzik dinledim.

MP3 player benim müzik deneyimim için dönüm noktası oldu.Sonraki modellerinde Lityum-Iyon batarya kullanmaları ve ekstra Bass özelliği benim için süper bir şeydi.Hala piyasada var, benim NWZ-B152 bozulduğu için 3 sene sonra NWZ-B172'ye geçmiştim ama kesinlikle NWZ-B152 daha iyiydi. B152'de varken B172'de tarih ve saat bile yoktu, SONY'nin ayıbı resmen 🙂 LED ışıkları da ayrıca beni cezbediyordu. O arada müzik deneyimime Nokia 5228 girdi genel olarak sevmediğim bir telefondu, müzik deneyiminde ise MP3 Player daha kullanışlı ve daha kaliteli sesler veriyordu.

Günümüzün Akıllı Telefonlar dönemi, istediğim şarkıyı istediğim ses formatında, özgürce dinleyebilme, dünyadaki bütün şarkılara ulaşabilme, video klipleri süper kalitede izleyebilme, müzikleri süper kalitede dinleyebilme imkanları, MP3 formatını bitirdi. O zamanlara kadar kullandığım kulaklıklar 15-30tl bandında iken artık kulaklık için rahatlıkla 100-300tl verebiliyordum. Bununla beraber hayatımda, iTunes, Youtube; ve diğerleri gibi platformların hizmetleri müzikte yerlerini almışlardı.Sanırım bu hizmetlerin faydaları da saymakla bitmez 🙂

Şöyle bir geçmişe bakınca müzik deneyimlerimiz devrim niteliğinde değişmiş.En büyük değişimler ilk başta kasetlerden CDye geçişle yaşanmış sonradan da CD'den MP3 Player'a ama bence en büyük geçiş kesinlikle CD Player'dan MP3 Player'a dır. Günümüzde kulaklıkta hala daha iyi ses kalitesi gibi sebeplerden dolayı kablolu kulaklık kullanırım, artık beğenilmez olsa bile. Özellikle son 20 yılda bu kadar hızlı değişimler nasıl oldu insan gerçekten hayret ediyor. Alım gücümüz mü arttı yoksa teknoloji mi çok gelişti, orasını da çözemedim, sanırım bunların ikisi de var.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Sezer SEVİNÇLER @sezers

    ben 1984'ten beri taşınabilir müzik cihazlarını kullandım, Kaset çalarlar nam-ı değer walkman'ler ile stereo müziği yanımda taşımanın tadı bir başkaydı, özellikle dolby stereo, megabass ve groove ve aiwa walkmanlerdeki bass'lar. 90'lardaki sony ve aiwa orjinal kullaklar ile 50m'2 lik odada şimdiki kolonlar kadar ses veriyorlardı. md playerlar çok güzel ama pahalı ve kayıt cihazları daha da pahalıydı. CD player'lar ise iyi ses veriyordu ama hareket halinde atlama ve takılma yapıyorlardı. mp3 player'lar çıktığında aynı performansı telefon ile alabiliyordum onun için kullanmadım. şimdilerde herşey online ama ses kalitesi düşük

Crown CH-1 & Kasetçalar Deneyimim

Herkese merhaba bugün sizlere aslında bu blog'u yoksa inceleme olarak mı yayınlayayım tam karar veremediğim bir deneyimimi paylaşacağım

Öncelikle bu ürünü Sahibinden.com dan 85tl ye aldım, üstelik Ebay'de temiz kutulusunu 75 dolara satanı gördüm.Ben esasen dönem olarak CD çalar dönemine denk geldim ve sonradan mp3 player ,sonrası ise stream müzik ,şuan müziklerimi normalde iTunes dan dinliyorum yani sonuç olarak kasetçalar benim hayatımda olmamıştı.İnternetten araştırdığım zaman gördüm ki kasetçalar konusu başlı başına bir kültürmüş meğer ve hala çok az da olsa kasetleri Vintage Music Store'larda bulabiliyorsunuz.

Konumuza dönecek olursak, ürün elime gedi satıcı sağolsun içinde kaset de yollamış.Hediye gelen kaset orijinal ve bakımlıydı.Oysaki kasetler iyi muhafaza edilmesi gerekiyormuş yoksa dip sesler kaçınılmaz oluyor bazen sesleri kısık veriyor ya da sesler bozulabiliyor hatta stereo dan monoya düşüşü dahi gördüm.Kasetten kasete çok fark var mesela CD de böyle bir uçurum yok.En dikkatimi çeken şey ise bazı kasetlerin filmleri gevşek ya da katlanma olduğu için cihazın çiğnediğine şahit oldum ve esas çile o zaman başladı diyebilirim.Cihazı kapatıp çıkartamıyorsun çünkü dolanmış oluyor o yüzden play'e basıp öyle çıkartman gerekiyor sonra ise stabilo kalem ile sarma işlemi var.Ama güzel olan tarafı bazı kasetçalarlarda record tuşuna basarak boş kasetleri doldurabiliyorsun.Tamir amaçlı filmleri kesip yapıştırmak gibi şeyleri de sayarsak kişiselleştirmede CD den daha iyi.Bazı söylentilere göre ileride Plak koleksiyonculuğunun yanında kaset koleksiyonculuğu da yaygınlaşacağını söylüyorlar.

Satıcı önceden sadece içindeki kaseti döndüren lastiği değiştirmiş onun haricinde tamamen orijinal 1980 model bir kasetçalar, 40 yaşına girecek ama biz 40 yaşında diyelim :).Çok şükür ki ürün sıfır gibi sorunsuz çalışıyor rengi normalde beyazmış lakin yıllara yenik düşerek Commodore 64 gibi sararmış ama genel itibari ile çok iyi korunmuş diyebilirim.

Ürün kasetçalar modelleri arasında görebileceğiniz en Oldschool tasarıma sahip.Markayı ilk defa gördüm marka günümüze kadar gelebilmiş ama ürün gamları çok kısıtlı ve profesyonel ekipmanlar yapıyorlar. Özellikleri yok denecek kadar az teknik özelliklerini hem bulamadım hem de bilmiyorum ama kabaca özelliklerine değinecek olursak:

Boy Uzunluğu 9.2cm tuşlarla birlikte 9.6cm

En Uzunluğu 14.5cm

Kalınlık 4cm 😀

FM Radyo  Yok

Auto Stop System Mevcut yani kaset biterse ya da bozuksa otomatikman oynatmayı durduruyor.

Güç kaynağı girişi var onunda 6V'luk bir adataptöre ihtiyacı var yani 4 adet AA kalem pile ihtiyaç duyuyor.

FastForward haricinde Stop ve Playden başka bir özellik bulunmuyor.

Japon Malı

Kaset yuvası tasarımı bile gayet Oldschool

Evet şükür ki 3.5mm jak hala günümüzde standard bu sebeple ki böyle eksi bir cihazı bile rahatlıkla kullanabiliyoruz, oysaki Nokia daha 10 önceki modellerine kadar bizden ince uçlu kulaklık jakı istiyordu.

Yazıyı bitirecek olursak üründen gayet memnunum yazıyı hem inceleme hem de deneyim kıvamında yapmak istedim umarım aramızda benim gibi böyle ilginçlikleri sevecek kişiler vardır.Bol güzel müzikli günler dileğiyle hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bana Göre 10 Efsane Yarış Oyunu

10.LONDON RACER WORLD CHALLENGE (2003)

Bu oyunda nitro olayına tamamen doymuştum hatta hatta oyunda gazdan çok nitro önemlidir onun haricinde yılına göre vasat grafik ve fiziklere sahip olsa da oyun çok eğlencelidir özellikle 2005-2006 yılları arasında baya oynamışlığım vardır.

9.HOT WHEELS GET'N DİRTY  (2000)

Oyunun geçmişi bende çok eskidir pentium 2 li bilgisayarımız görmüştür iyide çalıştırmıştır.Oyun grafik konusunda çok iyidir günümüzde bile oynansa kimse "eskiymiş bu" demez.Oyunda editör seçeneğini bize sunar tek eksiği parkur sayısının az olmasıydı.2001,2006 ve 2007 yıllarında oynadım.

8.NFS MOST WANTED (2005)

Elbette bir NFS serisinin bu listeye girememesi büyük bir hata olurdu benim kanaatimce her ne kadar yenisi çıkmış olsada bu polis kovalamacalarını arar bu blacklist i özler olduk tam an-  lamıyla ruhsuz bir oyundu.Bu oyun bendeki polis kovalamaca hazzını zirveye taşımıştır ve bir daha da böyle bir polis kovalamacası görmedik.Sadece polis kovalamacasıyla bounty toplasak bu oyun yine efsanedir polis kuvvetlerinin ai si yüksek ve çok çeşitlilerdi.Yarış kısmı ve modifiye kısmı aynı kalitede aynen gitmiştir.Ama aklımda nedense hep polisler kaldı😀Bu oyunu 2007-2009 yıllarında oynadım.

7.FLATOUT 2 (2006)

NFS den sonra bu sefer farklı bir tarza geçiyoruz bu oyun araç modellemeleri ve çevrenin fizik modellemeleri beni hayran bırakmıştır ilk defa bir oyunda arabanın o kadar parçalanıp aynı zamanda çevrenin de o kadar dağılıp, kırılabildiğini gördüm bu müthiş bir zevkti.Hızlı çarpmalar-da adamın kokpitten fırlaması beni şaşırtır ve bu stunt olayı için oyun özel challenge lar yapma imkanı verirdi, ayriyeten Destruction Derby geleneğini kaliteli bir şekilde yansıtırdı.Müziklerde baya gazdı özenle seçmişler belli.Bu oyunu 2007-2009 yıllarında oynadım.

6.NFS HOT PURSUİT (2010)

Yine bir NFS ve yine bir efsane çünkü bu oynarken ilk defa bu grafikler gerçek dedim ve grafiklere hayran kaldım bu grafikler Shift ve Undercover ın baya ötesindeydi.Oyun bize en iyi en hızlı en pahalı arabaları sürdürüyordu ve aynı zamanda Hot Pursuit geleneğini devam ettiriyordu Oyundaki oynanabilirlik ve kaydırarak dönüşler benim ayriyeten haz aldığım durumlardı.Bence yeni NFSler arasında en iyi oyundur zaten Rivals bile buna özendi.Bu oyunu 2011-2013 yıllarında oynadım.

5.DİRT 3 (2011)

Bir Codemasters harikası ben yıllardır Colin Mcrae serileri oynadım ve sonunda kontrolleri arcadeymiş dedim bunu oynarken Dirt de oynadım Dirt 2 de oynadım ama aradığım ralli Ruhu yoktu ve Ralli den çok uzaktı bu oyunda ise o ruha geri dönüşü görmek ve daha iyi grafiklerle görmek hatta öyle ki bu grafikler günümüzde bile iyidir Codemasters hala bu grafik motorunu kullanır(EGO) kontroller, sürüş dinamikler ve fiziklere diyecek yoktur oyunda karda sürmek ilk defa bana bu kadar zevk vermiştir.Bu oyunu 2011-2012 de oynadım.

4.GRİD 2 (2013)

Artık oyun grafiklerine tatmin olmuştum ama insanoğlu hep daha fazlasını ister ya bu da onun bir meyvesi olmuş dedim oyundaki yarış ruhu çok iyi , araç hasar modellemeleri  ,hasar alırken aracın verdiği tepki ,ve sürüş dinamikleri çok iyi yalnız bazı araçları kullanmak zor eh artık o da senin becerine ve geri sarım özelliğine kalmış oyun çok iyidir oyun içinde ve dışında sizi ve başkalarını değerlendiren adam vardır o çok hoşuma gidiyor ayrıca değişik yarışlar ve Drift olayı çok yakışmış oyuna NFS de özlediğim o Drift olayı yeniden canlandı diyebilirim.Bu oyunu 2014,2016 ve hala oynuyorum.

3.FORD RACİNG 2 (2003)

Eski oyundur ama zevk ve müzikler konusunda mükemmeldir aslında grafikler iyidir dönemine göre ve her aracın kendine göre gidiş karakteristliği vardır ama benim bu oyundaki en efsane durumum off-road dır ilk off-road zevkimi bu oyun sayesinde yakaladım off-road yolları mükemmeldir.Bu oyunu 2003-2004 yılları sonra ise 2011 de oynadım.

2.MİDNİGHT CLUB 2 (2003)

Belli ki Rockstar Games bu oyuna baya uğraşmış en efsane özelliği 3 tane gerçek mekandan alınmış koca şehirlerimiz var Los Angeles ,Paris, Tokyo ve bunlar üstün körü geçilmemiş yayalardan tutun sığınaklara kadar bir sürü gizli mekanlar mevcut bazı binaların içine girilebiliyor trafik çok yoğun olabiliyor yayalara çarpılabiliyor, şehirler değişince yayaların konuşması bile değişiyor hatta şifre ile ateş etme, roket atma bile var yani kısaca oyun bana gerçek şehir hissiyatını vermiştir.Bu oyunu 2006-2007 den sonra 2017 de oynadım.

1.NFS UNDERGROUND (2003)

Hiç şaşırmamak lazım bir NFS meyvesinin 1. olmasına hemde NFS nin ilk defa günümüz çizgisine geldiği bir oyun bu oyunun bendeki yeri bana ilk defa Drift, Drag , modifiye ,gece yarışı yani kısaca Underground ruhunu gösterdi bunlar ilginç ve özgün geliyordu bıkmıştık diğerlerinden.Bu oyunu çoğu kişi bilmez çoğu kişi Underground u Underground 2 ile tanır ve efsane der bana göre değil çünkü ben Underground u bu oyunla tanıdım oyunun tek kötü özelliği serbest gezme seçeneği yoktu.O ışıl ışıl caddelerden geçerken heyecanlana heyecanlana oynardım oyunun müzikleri ise bana göre NFS serisi arasındaki en iyi müziklerdir.Bu oyunu 2004-2006 yıllarından sonra 2011 ve 2013-2014 de oynamışımdır.

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 12