Türk Telekom E-Sim Macerası

Giriş

Geçenlerde mevcut mobil Taahhütümün bitmesiyle birlikte uygun tarife arayışına girdim. Biraz araştırmanın ardından Türk Telekom'un E-Sim tarifelerini gördüm:
+ Çok uygun fiyatlıydı
+ Yüksek GB'lı tarifeler vardı
+ E-Sim ile tanışmak için iyi bir fırsattı
- Taahhüt yoktu. Gelecek ay zam gelecek mi ne kadar gelecek belli değil.
- E-Sim'in yapısı gereği gerektiğinde başka telefona takıp kullanmaya devam etmek daha zordu.
- 100 dk. Dakika ve 100 SMS vardı.
+ 100 dk. bitince ₺ 60 karşılığında 250 dk daha veriyordu.
+ 100 SMS bitince ₺ 60 karşılığında 250 SMS daha veriyordu.

Buradan tecrübesi olanların paylaşması için tarifeye başvurmadan önce bir gönderi de paylaştım.

Başvuru Süreci

AVM'deki bayilerin birine gittim. Uygun tarifeleri sordum. Bana elindeki tarifeleri gösterdi, E-Sim tariflerinden hiç bahsetmedi. Bunun üzerine "İnternette bir E-Sim tarifeleri gördüm." dedim. Cevap olarak "O yurtdışından gelenlerin kullanması için" gibi saçma sapan bir cevap alınca "Teşekkürler" deyip uzatmadan ayrıldım.
Ertesi gün Başvurumu internet üzerinden gerçekleştirdim. ₺ 120 kurye ücreti istedi. Başvuru sırasında telefonuma ait IMEI2 kodunu da girmemi istedi. 21 Ocak günü başvuruyu tamamladım.

Onay Süreci

Başvurunun ertesi günü kurye verdiğim adrese geldi. Abonelik sözleşmesini dokunmatik ekrandan parmağım ile imzalayabildiğim kadar imzaladım. Kurye'ye "Esim tarifesine geçtim ama bana yine de herhangi bir şey teslim edecek misin?" diye sordum. O da "Ben de ilk sefer E-Sim teslim ediyorum." dedi ve herhangi bir şey teslim etmedi. Normal Sim tarifelerinde normalde bu aşamada SIM kart veriliyordu. Ben açıkçası herhalde işlemler E-Sim olduğu için uygulama üzerinden ilerleyecek diye düşünüp kurye ile vedalaştık.

Aktivasyon Sorunu

Kuryenin ayrılmasının ardından numara taşıma işlemlerinin başladığına dair SMS'ler geldi. SMS'lerin birinde bir link ile QR kod ile E-Sim tanımlamasına ilişkin bilgilendirme vardı. Linke tıkladım ancak sayfa gelmedi. İlerleyen zamanda açılır diye düşünerek bekledim. Sözleşme onayından 3 gün sonra numara taşıma işlemi tamamlandı ve hattım kapandı. Bu süreçte Türk Telekom'un Misafir İşlemleri bölümündeki tüm seçenekleri denedim ancak E-SIM QR koduna erişemedim.

Bilinçsiz Personeller

AVM'deki bayilerden 2 tanesine gittim. Sorunumu anlattım. Biri hiç yardımcı olmadı. Diğeri hattını SIM kartlı tarifeye taşırız oradan geçebilirsen geçersin gibi bir çözüm önerdi, kabul etmedim. Başkasının telefonu üzerinden Müşteri hizmetleri ile görüştüm. Derdimi anlattım. "Acil" koduyla bildirim açtılar. Ertesi gün; müşteri hizmetlerini aradığım telefona, "talebiniz tamamlandı. Müşteri hizmetlerini arayıp bilgi alın" gibi bir mesaj geldi. Yine başkasının telefonu üzerinden geri aradım. Bana en yakın Türk Telekom Müdürlüğü adresini verip orada yardımcı olacaklarını iletti.

Sincan TT Müdürlüğüne gittim. Derdimi yine anlattım. Bir türlü benim hattımı telefonuma tanıtmayı beceremediler. En sonunda Müşteri Hizmetlerini arayın dediler. Bunun üzerine ben de Ulus'taki Genel Müdürlüğe gittim. En sonunda orada hattımı telefona tanımlayıp aktif hale getirmeyi tek seferde becerdiler.

Yetersiz Servisler

Başıma gelen bu kısa maceradan sonra bu E-Sim'i başka telefona tanımlamak istesem başıma ne dertler gelecek düşünemiyorum.
- Kullandığım Samsung telefonda E-Sim transfer menüsü yok ya da ben bulamadım.
- Bayiye "Telefon değiştirdim. Bana E-Sim QR kodumu verebilir misin?" desem muhtemelen mal mal suratıma bakacaklar.
- Türk Telekom yetkileri ile görüşmek için ya Müşteri hizmetlerini aramak lazım, ya da müdürlüklerine gitmek lazım. Telefonumun çalışmadığı durumda internetten giriş yapacak bir seçeneğim yok. WhatsApp vs gibi alternatif iletişim kanalları yok. Webteki Müşteri girişinde mevcut hatta ait telefona SMS haricinde giriş seçeneği yok.
- TT uygulamasında E-Sim ile ilgili hiçbir menü yok.

Gizli Ücretler

Türk Telekom müdürlüğünde gerçekleştirdiğim E-Sim tanımlanma işlemi için faturama ek ₺ 50 yansıtılmış. Basit bir müşteri hizmeti için ücret alındığını ilk kez görüyorum. Yazık.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 25
Player 1 paylaştı.

Android'te Root Olmadan Uygulamaları Hafıza Kartına Kurma

Bu blog yazımda sizlere Android telefonlarda rootsuz hafıza kartına uygulama kurmayı anlatacağım. Yöntem çok basit ve 10 dakikanızı bile almayacak.


Nasıl Yaparım ? :

-Sadece Android 6 ve üst sürümlerde çalışır.

-Telefonunuzdan USB hata ayıklamayı açınız.

-https://cloud.mail.ru/public/8CYQ/mP8i97b9C linkinden dosyayı indirin.

- Çalıştırın "aftiss.cmd"

- Hafıza kartının yüzde kaçını kullanacağınıza karar verin.

(1-25% Dahili \ 75% SD Kart , 2 - 50% Dahili \% 50 SDKart , 3 - % 75 Dahili \% 25 SDKart , 4 - Ben seçeceğim)

-Rastgele bir tuşa basın ve olay tamam.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Player 1 @player-1

    Sony Z3 Compact telefonuma çok iyi geldi. Verdiğin dosya ile sorun yaşadım. işlem sonunda "device not found" uyarısı verdi. Xda forumundan manuel olarak yapmam gerekti. Root istemiyor. Bilgisayarda Android SDK tools'da yer alan adb hizmeti olması lazım.
    Bilgisayarınızdaki adb.exe dosyasını bulun:
    - cmd.exe ile bu yola gelin.
    - "adb.exe devices" komutu ile telefonun bilgisayarda adb modu ile bağlı göründüğünü onaylayın.
    - "adb.exe shell" komutu ile giriş yapın.
    - "sm list-disks" komutu ile disk seçin (bende "179,64" olarak göründü)
    - "sm partition DISK mixed YUZDE"
    komutunda DISK yazan yere önceki komutta yazdığınızda çıkan ismi, YUZDE yazan yere SD kartınızın ne kadarının kullanılacağını yazın.
    örneğin benim durumum için;
    "sm partition 170,64 mixed 50"
    - işlem 32 GB hafıza kartım için 2-3 dakika sürdü.

    1 GB'a kadar azalan dahili boş depolamam, uygulamaları taşımam ile beraber 4 GB'a kadar yükseldi. Teşekkürler 🙂
    XDA forumu linki:
    https://forum.xda-developers.com/android/software/auto-formatting-sdcard-to-internal-t3583875

  • Esra Doğan @edogan-5

    şimdi şöyle ki sm partition 178:90 mixed 0 yazoyorum. bana doğru yazım hallerini gösteriyor. disk nosunu kafadan yazdım. oraya kadar herşey doğru. üstteki program da sistem belirtilen yolu bulamıyor diyor. ne yapmalı? @mkyb size de gelsin sorum 🙂

  • Gamer Jason @mercimekonur123

    Huawei P9 Lite 2017 Kullanıyorum sm partition disk 179:192 mixed 50 yazdım. Error: java.lang.IllegalStateException: command '18 volume partition disk:179:192 mixed 90' failed with '400 18 Command failed' Hatası Aldım Yardımcı Olabilir Misiniz?

Player 1 paylaştı.

Akkuyu Nükleer Santrali ve Nükleer Santrallere Bakış

Nükleer ile ilgili tartışmalar uzun zamandır gündeme gelmeye başladı. Bir buçuk yıl Viyana'da Birleşmiş Milletler bünyesinde CTBTO'da (http://www.ctbto.org) çalışan birisi olarak, yan binada IAEA (http://www.iaea.org) bulunmasından ötürü aldığım sayısız eğitim, bir sürü seminer sonrasında edindiğim bilgilerin bir kısmını bir blog yazısında paylaşmak istedim. Aslında aldığım eğitimler çoğunlukla nükleer bombalar üzerineydi ama seminerlerden santraller hakkında da bilgi edinme şansı buldum.

CTBTO nükleer patlamalar ve sonrasında bu patlamayı isteyerek ya da istemeden gerçekleştiren ülkeyi saptayan ve yaptığı anlaşmalar çerçevesinde yaptırıma tabi tutan bir kuruluş. Dünya genelinde 1945 yılından beri aşağı yukarı 2000 adet nükleer bomba testi yapıldığı düşünüldüğünde, CTBTO'un önemi biraz daha artmakta.

Öncelikle nükleer santrallerin yapısından biraz bahsedelim. Nükleer santralleri prensipte termik santrallerden ayıran tek kısım suyu kömür yerine nükleer fisyona (çekirdek ayrışması) tabi tutulan uranyum çubuklarının zincirleme reaksiyonu sonrası elde edilen enerjiyle ısıtması. Tabi prensipte diyoruz aslında teknolojisi çok daha ileride olan bir yapı; bir nevi çelikten yapılmış bir reaktör içerisinde kontrollü olarak patlatılan bir nükleer bombadan bahsediyoruz. Elbette birden fazla gelişmiş güvenlik önlemi ile reaktör güvenliği sağlamlaştırılıyor. Reaktör içerisinde yer alan su uranyum yakıt çubukları ile ısıtıldıktan sonra buhar haline geliyor ve yüksek basınç ile bir hazneden püskürtülüyor. Bu buhar daha sonra bir türbini çeviriyor bu türbin de elektrik jeneratöründe hareket enerjisinden elektrik enerjisine çevriliyor. Aşağı yukarı basitçe bir döngünün ilk safhasını açıklamış olduk. Bundan sonraki problem bu su buharının tekrar soğutulma ihtiyacı. Bu su buharı doğrudan uranyum yakıt çubuklarına temas ettiği için radyoaktif ve kesinlikle atmosfere salınmaması gerekiyor. Bu nedenle soğutma kuleleri yardımıyla tekrar su haline getiriliyor ve aynı döngüyü tekrarlaması için reaktöre yönlendiriliyor.

Nükleer santrallerin su kaynaklarının yakınlarına kurulma ihtiyacı işte bu yüzden. Soğutma Kuleleri denizden aldığı suyu metal bir korunağın etrafına ileterek kapalı kutunun içerisindeki reaktör ağır suyunun soğutma işleminin gerçekleştirilmesi sağlanıyor. Hatırlarsanız reaktör suyunun radyoaktif olduğunu söylemiştik. Bu yüzden metal bir kutunun içerisine radyoakfif olan su alınıyor. Deniz suyu ile de bu metal kutunun dış cephesi soğutuluyor. Ve haliyle içindeki su da soğutulmuş oluyor. Bu sayede reaktör suyu hiçbir şekilde denize ya da atmosfere temas etmiyor.

Uranyum metali doğadan çıkarıldığı halde kullanılamıyor. Öncelikli olarak zenginleştirme olarak adlandırılan, Uranyum madenindeki "fissionable" yani zincirleme reaksiyona uygun olan u235 izotopu ayrıştırma işleminden geçiriliyor. Reaktör kullanımı için u235 oranının yakıt hücresindeki oranı en az %10 seviyesinde olması gerekiyor. Bomba yapımı için ise bu oran %90. Nükleer zenginleştirme yapan ülkeler az sayıda olduğu için uranyum yakıtı bu ülkelerden temin etme ihtiyacı doğuyor. Aynen petrolde olduğu gibi nükleer yakıt piyasasının siyasileştirilmiş olması bu nedendendir.

Türkiye kesinlikle nükleer teknolojiye sahip olmalı. Buna karşı çıkan çok fazla kişi olduğunu sanmıyorum. Ama Akkuyu modeli doğru bir model değil. Hükümet kanadından "En iyisi olacak" dışında bir anlatım gelmedi. Haliyle kimsede net bir bilgi yok ya da herkes yanlış düşünüyor. Yanlış bilgileri sıralayalım:

1- Nükleer doğalgaz bağımlılığını bitirecek deniyor. Uranyum ağaçta yetişen birşey değil, yine yurtdışından ithal edilecek. Doğalgaz bağımlılığı bitecek uranyum bağımlılığı başlayacak.
2- Rosatom'un yap işlet devret modelinde Ruslar santralin hisselerinin en az %51'ine sahip olacaklar. Santral en az 15 yıl Ruslar'a ait olacak sonrasında Türkiye'ye devredilecek. Yani Türkiye'nin santrali olacak falan değil. Baya baya Ruslara ait olacak. Ruslar yapacak, Ruslar işletecek, istedikleri parayı kazandıkları zaman bize devredecekler.
3- Ruslara birim başına 12.5 cent’ten 15 yıl (yani 70-80 milyar dolar gibi bir para ediyor) alım garantisi verildi. Dolar her geçen gün artıyor. Her arttığında elektrik faturası da artacak. Enerji ucuzlamayacak daha da pahalılanacak.
4- Ruslar depleted (yani kullanılmış) uranyumu yani nükleer atıkları geri almayacak. Bu atıklar Akkuyu santralinde bulunan su depolarında sonu belli olmayan bir tarihe kadar saklanacak. Türkiye henüz atıklarla ilgili herhangi bir ülkeyle anlaşma yapmış değil. Yaptığı zaman (ki eğer yapılırsa) bir de ona para verilecek. Astarı yüzünden pahalı olacak.
5- Anlaşma teknoloji transferi öngörmüyor, yani Ruslar bize bu teknolojiyi öğretmeyecek. Silah yaparız falan diye ümitlenmeyin.

Bunlar aldığım eğitim ve araştırmalar sonucunda edindiğim bilgiler. Yanlış olduğunu düşünen ya da daha iyi bir kanıtı olan varsa yazsın tartışalım. Doğru bir modelle ülkenin nükleer enerjiye sahip olması kararlaştırılsın herkes destekler. Kimse bilgisizliğinden karşı çıkmıyor. Herkes ülkede atılan bir adımın doğru atılmasını istiyor. Nükleer teknoloji sadece santral ya da bomba yapımı için sahip olunması gereken bir teknoloji değil. Ucu açık ve gelişmekte olan bir teknoloji. Büyük şirketler temiz nükleer reaksiyonların çaresini arıyorlar. (bkz. mr. fusion :)) Uranyum dışında çevresel atıkları füsyona tabi tutmanın yollarını arıyorlar. Türkiye de bu teknolojiye sahip olması gerekir elbet. Ama amatörce anlaşmalar yaparak değil. Kararlı bir politika izleyerek.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • jeune @jeune

    Ucu açık ve gelişmekte olan bir teknoloji arıyorsanız nükleer'e değil füzyon'a bakmanız gerekir. Nükleer oldukça tehlikeli ve çocuk oyuncağı değil. Ölümcül bir iştir. Yap-işlet-devret modeli çok başarısız bir model. Nükleer için de uygun değil. Kazık yiyen yine halk olacak.
    Umarım atıklarından ve uygunsuz işlerden dolayı felaket yaşanmaz.

    • wilhem @wilhem

      @jeune Füzyon da gelişmekte ama daha yakın zamanda fisyon da var. Özellikle Thorium ve Radium ile ilgili seminerlere katılmıştım. Radyumun fisyonu yakın zamanda karşımıza çıkacak bir konu. Nükleer kelime anlamı itibarı ile nucleusa dayandığı için hepsini içine alması açısından nükleer demeyi daha uygun buluyorum.

    • okanaytimur @okanaytimur

      Füzyon da bir nükleer enerji çeşididir. Ve hala deneysel haldedir. Füsyon ağır elementin daha küçük parçalara ayrılması, füzyon ise küçük parçaların birleştirilmesi ile ortaya çıkan enerjiyi kullanır. Yap-işlet-devret modelinde sonuna kadar haklısınız. Akkuyu yüzünden doğa ölecek insanlar sömürülecek ve bize hiçbir faydası olmayacak. Bugün gelişmiş ülkelerde deneysel füzyon reaktörleri kurulurken füsyon reaktörleri bir bir kapanıyor. Yine geç kalınmış bir teknolojiye boş yere para akıtıyoruz. 2010 yılında 22 milyar dolara yapılması karar verilen 4800 mw lik nükleer santral yerine aynı güçte güneş enerjisi tarlasını 5 milyar dolara kurabilirdik. Çok yazık oluyor güzel ülkeme çok.

    • wilhem @wilhem

      @okanaytimur Haklısınız. Türkiye'nin toplam harcama kapasitesi 50000 mw civarında. Akkuyu'nun %5'e yakın bir kazanımı olacak. Mesela Türkiye'de kayıp kaçak bedeli %15 civarında. Kayıp kaçağı engellerseniz 3 tane nükleer santral kurmuş oluyorsunuz. 🙂 Bu doğrultuda bir çalışma yok. Bu da şu sonucu doğuruyor. Demek ki nihai amaç halkın elektrik maliyetini azaltmak değil, Rusya'nın yanağından makas almak 😀

    • jeune @jeune

      @wilhem makastan çok düşen uçağın tazminatları diyelim.

  • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

    Bomba gibi bir yazı olmuş 😀 Bundan 15 yıl önce bu santral bitmiş olsaydı bugün %100 sahibi olmuş olurduk, zaman çabuk geçer, ayrıca bir çok konuda bilgi sahibi olur, ürün üretir ve üretimde çeşitlilik sağlamış olurduk. Yetişmiş insan sahibi olmuş belki de uranyum zenginleştiren ülkelerden birisi olmuş olacaktık. Şimdi bu dediklerim ancak 2020 sonrası yıllarda gerçekleşecek.

    • wilhem @wilhem

      @alikoprulu29 Teşekkürler. 🙂 Tabi nükleer santral bittikten 15 yıl sonra tamamen bize ait olacak mı olmayacak mı bunu zaman gösterecek. Herhangi bir anlaşma metni paylaşılmış değil henüz detayları yüzde yüz bilmiyoruz. Teknolojisini elde etmek daha çok ilgimi çekiyor. İzleyip göreceğiz 🙂

  • Fatih Kınık @fatihkinik

    Ruslar zekidir, kolay kolay bedavay bir şey vermezler. böyle olduğu zaten biliniyor. ama teknolojiyi öğretmiyecekleri konusunda şüpheliyim. Bize santral şöyle yapılır şu kiriş buraya konur demeyeceklerdir , fakat Rusyada akkuyu için yetişen bir sürü öğrenci var. onlar sonuçta bu işi orada öğrenip gelecekler. bu işler akşamdan sabah olmaz. bir yerden başlamak gerek. ki zaten baya geç kaldık.

    • wilhem @wilhem

      @fatihkinik 1982 yılından beri zaten Türkiye'de Hacettepe ve İTÜ'de Nükleer Mühendislik bölümü var. 1000'e yakın da mezun verilmiş bu zamana kadar. Bu öğrencilerin Rusya'ya gidiyor olmalarının sebebi siyasi sebeplerin dışında hem mevcuttaki nükleer mühendislerin yurtdışına göç etmiş olmaları nedeniyle oluşan açığı kapatmak hem de kurulacak olan reaktörün yapısını öğrenmek. Dünyada daha önce hiç kullanılmamış bir reaktör tipi kurulacak ve bu konuda tek eğitimi Rusya'daki üniversite veriyor. Haliyle kendi icatları olan reaktörün eğitimini de kendileri veriyorlar gibi düşünebiliriz.

  • Emre @emre1393

    Kaba inşaatını Mehmet Cengiz yapıyor, yoksa nükleer falan hikaye. Şu an ki fiyattan da daha pahalıya elektrik satacaklar millete ihaleye göre.