Lexus ES300h Exclusive

Bilgilendirme

Teknoseyir'de daha önce de yaptığım gibi bir Lexus modelinin incelemesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Vereceğim linkten aracın video incelemesine de ulaşabilirsiniz. Yapacağınız eleştiriler benim için gerçekten çok değerli. Şimdiden teşekkürler.

Video İnceleme: https://youtu.be/gZa9l_bjVuE

Genel Değerlendirme

2019 Lexus ES300h

 

Lexus 2018 yılında yenilediği LS500h modeli ile benimsediği tasarım dilini. 2019 yılında ES modelinin yedinci nesline de uyguladı ve ES300h ortaya çıktı. Peki bu araç hangi segmentte yer alıyor? Rakipleri kimler?

Geçtiğimiz yıllarda markanın E segmentinde yer alan iki modeli (ES ve GS) bulunuyordu. Marka içindeki konumlandırma da şu şekildeydi; GS ağır, oturaklı sedan (Mercedes E, BMW 5, Audi A6), ES ise grand coupe (Mercedes CLS, BMW 6, Audi A7) denebilecek sportif sedan. Anlaşılan Lexus bu konumlandırmadan sıkılmış olacak ki gittikçe daralan sedan pazarında artık tek oyuncuyla oyuna devam etmek istedi ve Lexus ES300h hem orta yaş grubundaki kullanıcıları hem de gençleri mutlu edebilecek şekilde yeniden tasarlandı.

Kullanışlılık

Otomobil dünyasında gördüğüm en büyük tezatlardan biri, konfor ve kalite arttıkça kullanışlılık azalır. Lexus ES300h de bunun kurbanı olmuş. Dışarıdan cruise gemisi gibi görünen bu aracın bagaj hacmi yalnızca 420 litre. Kıyaslamak için söylüyorum. Renault Megane 4 Sedan için aynı değer 550 litre. "Tamam bagaj küçük ama hacme ihtiyacım olduğu zaman arka koltukları yatırır eşyalarımı taşırım." diyorsanız eğer, üzgünüm arka koltuklar yatmıyor. Bagaj olarak beklediğimiz kullanışlılığı yakalayamıyoruz anlaşılan. Peki iç mekanda ve sürüşte durum nasıl?

Lexus ES300h İç Mekan

 

Kalite ve tasarım olarak Lexus ES300h'nin iç mekanına vurulmamak elde değil ama fonksiyonları kullanmak isterseniz fazla mesaiye hazır olun. Otomobilde özelleştirilebilecek, kontrol edilebilecek bir çok fonksiyon bulunuyor ve bunların tamamını bir dokunmatik yüzey vasıtası ile 12.3''lik ekran üzerinde yapmanız bekleniyor. Dolayısı ile önce aracı kenara çekmenizi sonra ekranın menülerinde kaybolmanızı tavsiye ediyorum. Direksiyon üzerindeki kontrollere de aynı şekilde mesai harcadıktan sonra tamam ben bu aracı öğrendim diyebilirsiniz. Sonuç olarak,evet bindiğiniz an sizi yakayalıp kolayca kullanma imkanına sahip fonksiyonlar bulunmuyor, fakat tasarım biraz aşinalık kazanıldığı takdirde hızlıca kullanılabilecek şekilde yapılmış.

Sürüşe gelirsek, işte burada aracın geri kalanına zıt şekilde "böylesine geniş ve uzun bir otomobil bu kadar mı kolay kullanılır" diyeceğiniz bir sürüş hissi yakalanmış. Direksiyon ve pedal tepkileri  otomobilden öte; düşünebilen, hissedebilen bir varlıkla berabermişsiniz gibi hissettiriyor. Sanki o an ne kadar hızlanmak veya yavaşlamak istediğimi bastığım pedalla değil de beyin dalgalarımda otomobile iletiyormuşum gibi net sonuçlar aldım Lexus ES300h'nin direksiyonunda.

Özetleyecek olursak, Lexus ES300h sürüş konusunda kullanışlılığın tanımını yeniden yapabilecek fakat diğer konularda sınıfta kalma potansiyeli yüksek bir otomobil.

Konfor

"O kadar para bir otomobile neden verilir?" sorusunun tek kelimelik cevabı: Konfor. Kabul etmek gerekir ki E segmentinde konforsuz otomobil bulamazsınız. Peki Lexus ES300h devler liginin galibi olabilir mi?

Kullanılan malzemelerin kalitesine ve uygulanan işçiliğe bakarsak Lexus ES300h sınıf içindeki en iddialı model olabilir. Örnek vermek gerekirse direksiyonda ve konsolda kullanılan ahşap işçiliği yaklaşık bir aylık bir "takumi" emeği sonucunda, özel bir teknikle ve tamamen elle imal ediliyor. Konsolda kullanılan dikişler elle dikiliyor. Üretilen her bir otomobile özel olarak ilgi gösteriliyor. Tamam malzeme kalitesi ve işçilik konusunda ikna olduk. Peki mekanik ve elektronik konfor ne durumda?

Süspansiyon konforu noktasında ES300h'nin en büyük avantajı rakiplerinin altında kalan ve arka bölümde bulunan piller sayesinde öne ve akaya neredeyse eşit dağılan ağırlığı. Bu denge oyunu yüksek kaliteli süspansiyon sistemiyle birleşince dışarıda gördüğümüz cruise gemisi imajı yolculuktaki konfora da yansıyor.

Biraz da sessizlikten bahsedelim. Bu araçta sessizlik için kullanılan en güçlü silahı kaputun altına saklamışlar. 2.5 litre hacmindeki benzinli motora eşlik eden 88kW'lık elektrik motoru. 2.5 litrelik canavarın sesini yalnızca duymak istediğimde duyuyorum. Lexus mühendisleri rüzgar sesiyle baş edebilmek için otomobilin camlarını yeniden tasarlamış. İki katman camın arasına şeffaf yalıtım malzemesi yerleştirilerek ortaya çıkan lamine camlar, düşük sürtünme katsayısıyla birleşince rüzgar sesi bizim için 150-160 km/h hızlarda kendini göstermeye başlayan, genelde hatırlamadığımız bir detay olarak kalıyor.

Burada otomobilin arka koltuklarına ayrı bir parantez açmak gerekir diye düşünüyorum.  Lexus ES300h Exclusive donanımı ile F segmentinde görmeye alıştığımız oyuncakların bir kısmını bizlere sunuyor. Arka kol dayamanın üzerindeki kontoller sayesinde gizlilik istediğinizde arka cam perdenizi kapatabilir, multimedya konusunda şofürünüzle inatlaşabilir, arka bölümün klima ayarlarını kontrol edebilir ve asla kalkmak istemeyeceğiniz rahatlıktaki koltuğunuzun sırt açısını ayarlayabilirsiniz. Arka koltuklarda yükselen beklentimi karşılamayan iki donanım oldu. Birincisi koltuk ısıtma varken soğutmanın olmaması, ikincisi ise yan cam perdesinin elle açılıp kapatılıyor olması. Böylesine konforlu bir ortamda bu detaylar da sunulmuş olsa ilk fırsatta eşyalarımı toplayıp ES300h'nin arka koltuğuna yerleşebilirdim. Neyse, makyajlı kasayı bekleyelim bakalım.

Arka Kontrol Paneli

Güvenlik

Neyse ki ES300h'nin güvenliğini test etme şansım olmadı. EuroNCAP ve IIHS bizim yerimize test etmiş zaten. Sonuç olarak da NCAP 5 yıldız, %91 yolcu güvenliği ile, IIHS de TSP+ derecelendirmesi ile Lexus ES300h'nin segmentteki diğer araçlar gibi gayet güvenli bir otomobil olduğunu onaylamış.

Performans

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir. Lexus ES300h Exclusive donanım ile bir performans otomobili değil. Zaten hibrit bir E segmentinden performans otomobili olmasını beklemek de haksızlık olur diye düşünüyorum ama canım biraz eğlenmek istediğinde ve aracı "Sport" moduna aldığımda bu söylediklerimin hepsini unutuyorum. Rakamlara baktığımızda sınıfının en güçlü ve en hızlı otomobillerinden biri olmamasına rağmen, ES300h'nin DNA'sından Lexus LFA izleri olduğunu girdiğim sert virajlarda hissediyorum. 2.5 litrelik benzinli motor beni sesiyle ve devirlendikçe gelen güçle mutlu ederken, elektrik motorunun gaza bastığım an tekerlere ilettiği tork ara hızlanmalardan şikayetçi olan benzinli motorun açıklarını kapatıyor.

Sonuç olarak güzel ayarlanmış bir hibritin performans konusunda gayet tatmin edici bir karaktere sahip olabiliceğini ES300h ile net bir şekilde görmüş oldum.

Ekonomi

Ekonomiyi değerlendirirken aracın sahip olma bedelini mümkün olduğunca düşünmemeye çalışıyorum.

4. Nesil hibrit ile birlikte Lexus ES300h gerçekten inanılması güç yakıt tüketim değerleri yakalıyor. Şehir içi kullanımında ve gaza yüklenmeden yapılan hızlanmalarda genellikle 88kW güç üreten elektrik motoru ES300h'nin gövdesi ile tek başına mücadele etmeye yetecek güce sahip oluyor. Böylece anlık yakıt tüketiminde 0 L/100km değerini sıkça görüyoruz. Ortalama değere baktığımızda ise 5.0 - 5.5 L/100km değerleri ile uzun yol, 4.5 - 5.0 L/100km değerleri ile de şehir içi kullanımı yakalamak mümkün görünüyor. Böylece Lexus ES300h segmentin en çevreci aracı ünvanını hak ediyor diye düşünüyorum.

Sonuç

Özetleyecek olursak Yeni Lexus ES300h, E segmentine yeni bir yorum getirmiş gibi duruyor. Kullanışlılık konusunda çok iddialı olmasa da konfor ve dinamiklik skalasında sunduğu esneklik sayesinde geniş kitlelere hitap etme potansiyeline sahip bir otomobil. 950 Bin TL'lik fiyatı aramıza çok sağlam bir duvar örse de Lexus ES300h test süresince sahip olma hayalinden kurtulamadığım bir otomobil oldu.

 

Lexus ES300h ile ilgili izlenimlerimi sizlere aktarmaya çalıştım. Tüm geri dönüşleriniz çok değerli, değerlendirmekten mutluluk duyarım. Teşekkürler.

 

#OtoSeyir

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 21

Stanley Classic 1L - Stanley Adventure 0,47L

Selamlar

Bir süredir sahip olup, farklı şartlarda deneme fırsatı bulduğum termoslar ile ilgili deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Büyük olan termos Stanley Classic serisinden Stanley markasının 1913 yılından bu zamana kadar neredeyse değiştirmeden ürettiği 1 litrelik termos. Küçük olan ise Stanley Adventure serisine dahil olan 0,47 litrelik seyahat bardağı.

 

Ürün Serileri

Eminim ilk bölümü okurken "Nedir bu seri olayı?" diye içinden geçirenler olmuştur. O nedenle öncelikle bu seri kavramını açıklamakta fayda var.

Stanley 1913 yılında, darbeye dayanıksız cam yüzeyli termoslara alternatif olarak doğdu. İlk modeller iki yüzey paslanmaz çelik plakanın arasına kömür tozu sıkıştırarak üretildi. Sağlamlığı, yalıtım becerisi ve klasik yeşil rengi ile gün geçtikçe daha popüler hale geldi.

İlerleyen yıllarda, piyasadaki ihtiyaçtan mıdır yoksa ticari bir strateji midir bilinmez, seri kavramı ortaya çıktı. Bugün, Stanley 5 farklı seri altında üretim yapıyor.

1. Classic Serisi

Bu seri adından da anlaşılabileceği gibi artık ikonik hale gelmiş klasik tasarıma sahip termoslar. Günümüzde Classic serisinden modellerin renk seçenekleri ve tasarımları geçmişteki modellerle aynı olsa da üretim teknolojisi konusunda eski modellerle farklılıkları bulunuyor.

2. Adventure Serisi

Adventure, Classic serisine göre daha modern tasarımlara sahip denilebilecek, ürün çeşitliliği yüksek bir seri. Stanley bu seriyi sağlamlıkla öne çıkarmakta fakat elimdeki iki termosu karşılaştırdığımda materyal ve sağlamlık hissi bakımından herhangi bir fark göremiyorum. O nedenle Classic serisine göre bu serinin farkı sadece ürün çeşitliliği ve modern tasarımlar denilebilir.

3. Mountain Serisi

Mountain serisi kamp meraklılarına, dağcılara ve gezmeyi sevenlere yönelik bir seri. Ürün çeşitliliği adventure serisi kadar fazla değil ama tüm ürünler birden fazla işe yarayacak şekilde tasarlanmış. Mesela termosunuzu kahve presi ve cezve olarak kullanabilir veya yemek saklama kabınızı ateşin üstüne koyup içinde yemek pişirebilirsiniz. Daha sonra da ürünleri matruşka gibi iç içe geçirip çantanızda minimum alan kaplayacak hale getirebilirsiniz.

Açıkçası bu seriden herhangi bir ürünü deneme fırsatım olmadı ama kamp koşullarında faydalı olabilir diye düşünüyorum.

4. Go Serisi

Go'ların özelliği iç yüzeylerinde çelik yerine seramik kullanılması. Bu da dayanıklılık ve izolasyon konularında dezavantaj yaratmasına rağmen içeceğinize çelik tadının geçmemesini sağlıyor, termosunuzu bulaşık makinesinde yıkanabilir hale getiriyor.

Uzun süredir yoğun sekilde kullandığım çelik termosumla içtiğim herhangi bir içecekte şu ana kadar çelik tadı almadım. Tat alma duyusu oldukça hassas insanlar için iyi bir tercih olabilir ama böyle bir iddianız yoksa sağlamlıktan ödün vermek mantıklı olmaz diye düşünüyorum.

5. Master Serisi

Alınabilecek en pahalı Stanley termoslar. Bu modeller dayanıklıklık, saklama süresi ve fiyat konusunda çığır açmış durumda. Klasik termos bile dededen toruna kalabilecek kadar sağlamken, bu seri daha dayanıklı şekilde üretildi. Sıcak tutma süresi 40 saat, buz saklama süresi 160 saat, fiyatlarına değinmeyi tercih etmiyorum.

Şehir veya kamp hayatında bu kadarına ihtiyaç duyar mısınız bilmem ama Dünya'nın merkezine ya da Güneş Sistemi ötesine doğru yolculuk planlarınız varsa Stanley Master serisi bir termos iyi bir yol arkadaşı olabilir.

 

İnceleme

İki termosu ayrı ayrı değerlendirmeden önce ortak özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Kendi deneyimimden ve kullanan arkadaşlarımın deneyimlerinden yola çıkarak söylüyorum ki Stanley termosların etiketlerinde verilen sıcak, soğuk ve buz için saklama süreleri tutarlı oluyor. Elimdeki iki termos için de değerleri test ettim, fazlasıyla tutarlı olduğunu gördüm.

Termosu elinize aldığınızda sağlam olduğunu çok rahat bir şekilde hissediyorsunuz. Metal kısımları da plastik kapak kısımları da uzun ömürlü olmak için üretilmiş.

Termosun içinde koku tutmayan bir materyal tercih edilmiş. Kapağı bir süre açık bıraktığınız takdirde içeceklerin tadı ve kokusu birbirine karışmıyor.

 

Stanley Classic 1L Termos

Etiketinde yazan rakamlara göre sıcak ve soğuk içecekleri 24 saat, buzu 120 saat koruyor. Ev ortamında yaptığım testlerde 24 saat iddiasını çok net bir biçimde tutturdu. Buzdolabından aldığım su 24 saat geçtiğinde, bir dikişte içtiğim takdirde başımı ağrıtabilecek kadar soğuktu. Sıcak suyu ise elime dökerek test etmek gibi bir hata yaptım ve gözle görülebilecek şekilde elimi yaktım.

Daha zor koşullarda o kadar uzun vadeli test etme imkanım olmadı ama kış kampında sıcak suyun geceden sabaha kadar sıcak kaldığına şahit oldum. Soğuk suyun da yazın 4-5 saat güneşin altında kalan arabanın içinde buzdolabı seviyesinde kaldığını gördüm.

 

Boyut olarak termosun dışarıdan göründüğünden daha az iç hacminin olduğunu söyleyebilirim. İzolasyonu sağlayabilmek için iki çelik plaka arasında kalan boşluk oldukça fazla. Aynı formda alabileceğiniz 0.47L, 0.75L, 1L ve 1.9L olmak üzere 4 farklı hacim seçeneği var. 1.9 L ile 1L boy olarak yaklaşık aynı ebatlarda fakat 1.9L sırt çantasında taşınamayacak kadar kalın. O nedenle 1L'lik modeli tercih ettim.

Termosun kapağı iki parçadan oluşuyor. Dış kapak aynı zamanda bardak olarak kullanılabilen izolasyon olarak pek faydası bulunmayan bir parça. Korumayı sağlayan kısım üzerinde conta bulunan kapak. Oldukça sert ve dayanıklı hissettiren bir malzemeden yapılmış. Kesinlikle sızdırma yapmıyor. İçiniz rahat şekilde arabanızın bagajına ya da çantanıza atabilirsiniz.

 

Stanley Adventure Seyahat Bardağı 0,47L

Bunun bir günlük termos olduğunu etiketindeki rakamlardan da kolayca anlayabiliyoruz. Sıcak ve soğuk içecekleri 3 saat, buzu 20 saat koruma iddiasında. Ev ve ofis koşullarında bu iddasını fazlasıyla gerçekleştirebiliyor. Bu termosun sınırlarını sıcak tutma konusunda zorladığımda, çayımı dış ortamda kardan yaptığım bardaklık içinde 2 saate yakın içilebilir sıcaklıkta tutmayı başardı. Soğuk içecekleri ise sahilde güneşin altında gün boyu tuttuğumda, buz gibi olmasa da serin kaldığını söyleyebilirim.

Bu formdaki adventure serisi termosları 3 farklı tipte bulabiliyoruz. Elimizdeki model 0.47 litrelik ince uzun formdaki termos. Ayı hacimde daha kısa ve tombul olan modeli de almak mümkün. Ayrıca 0.35 litrelik, bu termosla aynı kalınlıkta fakat biraz daha kısa olan model de bulunuyor. 0.47 litre hacim olarak genelde kahve dükkanlarının orta boyuna denk geliyor. Elimdeki termosu sırt çantamın şişe koyma bölümünde rahatlıkla taşıyabiliyorum. Standart çantalara tam olarak oturuyor ve düşme riski olmadan taşınabiliyor.

Bu termosu farklı kapak yapılarıyla almak mümkün, sabit kapak, düğmeye basıldığında açılan kapak ve fotoğraftaki gibi geçmeli şekilde açılıp kapanan kapak. Arabada içmek için düğmeli kapak oldukça pratik fakat düğmeli kapağa sahip modellerde kulp bulunmuyor. Ofiste ya da evde kapağı tamamen çıkararak kupa şeklinde kullanmak isteyenler için en uygun kapak tipi bu şekilde çalışan kapak. Saklama süresi en uzun olan ise sabit kapağa sahip modeller.

Sonuç

Stanley termosların fiyatları özellikle Türk Lirası'nın değer kaybetmesiyle beraber oldukça yükseldi. Piyasada yarı fiyatına satılan alternatifleri mevcut fakat Stanley termoslar gerçekten uzun ömürlü ve işlerini iyi yapan ürünler. Ömür boyu garanti sunduklarını da düşünürsek, oldukça popüler olan kahve dükkanı termoslarındansa, taksit sayısını birkaç ay daha artırıp Stanley termos tercih etmek mantıklı olacaktır diye düşünüyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Lexus CT 200h Premium Hybrid

Bilgilendirme

Test ettiğimiz aracımızın kısa bir inceleme metnini ve video incelemesini TeknoSeyir kitlesi ile paylaşmak istiyorum. TeknoSeyir'in görüşleri benim için çok değerli. İlk incelememiz ile ilgili her türlü eleştirinizi bekliyorum.

Video İnceleme: https://youtu.be/43nWgxHwMu0

Sahibinin Gözünden: https://youtu.be/IHsAmNoeOLQ

 

Teknik Özellikler

Motor (1.8L Atmosferik Benzinli Motor) :  98bg - 142Nm

Motor (Elektrik Motoru) : 82bg - 207Nm

Maksimum Güç : 136 bg

Şanzıman : E-CVT

Gövde ağırlığı : 1410 kg

Kullanışlılık

Lexus CT 200h için sınıfının en geniş arabası diyemeyiz. Hacim konusunda sınıf standartlarını ancak alt banttan yakalayabiliyor. Buna rağmen akıllıca tasarım ile aracın sahip olduğu tüm alan kullanışlılığı artıracak hale getirilmiş.

Direksiyona oturduğumuzda akıllıca tasarım izlerinin ön konsolda da devam ettiğini görüyoruz. Her fonksiyon için ayrı tuş kullanılmış olması iki katlı konsol tasarımı sayesinde kalabalık bir görüntü yaratmıyor ve kullanım kolaylığını artırıyor.

Tasarım avantajı ile Lexus CT200h kullanışlı bir araba haline geliyor.

 

 

Konfor

Konfor bu otomobilin en güçlü olduğu nokta. Sürüşe geçtiğinizde süspansiyon kalitesini kolayca hissedebiliyorsunuz. Ne sert ne yumuşak olarak tanımlanabilecek bir süspansiyon ayarına sahip. Ses yalıtımına gelecek olursak, araç "Premium" sıfatını yalıtım konusunda da sonuna kadar hak ediyor. Uzun yolculuklar gerçekleştirdiğimizde, bu otomobil konfor kategorisinde sınıfının en başarılısı olduğunu kanıtlıyor.

Öte yandan donanımı da konfor başlığı altında incelersek test aracımız "Comfort Plus" donanımıyla dolu bir otomobil bekleyenleri tatmin etmeyecektir.

 

Güvenlik

Bu otomobil 8 hava yastığı, dengeli gövde ve çarpışma testi sonuçları ile mekanik olarak oldukça güvenli bir araç olduğunu gösteriyor. Fakat konu sürüş asistanlarına gelince günümüzün imkanlarından yoksun olduğunu görüyoruz. Kullandığımız modelde yeni nesil asistanlardan hiçbiri bulunmuyor.

 

Performans

Test ettiğimiz otomobil bir performans otomobili değil. Fakat "Premium" sıfatının altını doldurmak için belli bir performans seviyesini sağlaması gerekiyor. Bu noktada Lexus CT200h ekonomi ve konfor odaklı şanzımanıyla, bir performans otomobili olmadığını her fırsatta bize hatırlatsa da "Sport" moda geçtiğimizde artan gaz tepkisiyle ağır gövdesini bir kademe canlandırmayı başarıyor.

 

Ekonomi

Hibrit bir araçtan beklentiniz yakıt ekonomisi konusunda mucizeler yaratması ise Lexus CT 200h bu beklentinizi karşılamayacak. Fakat 1400 kg üzerinde ağırlığa sahip bir aracın tüketmesi beklenen yakıt rakamlarını düşününce bu otomobil sizi şaşırtabilir. Alıştığımız otomobil karakterinin aksine bu araç şehir içinde daha az yakıt tüketiyor. Kalabalık şehirlerde 5L/100km gibi bir değer yakalamanız çok zor değil. Otoban süratlarinde ise bu değer 6L/100km bandına yaklaşıyor.

 

Yakıtın dışında işletme maliyetlerini de hesaba katacak olursak Lexus CT200h ekonomik bir otomobil diyebiliriz.

Sonuç

Özetleyecek olursak Lexus CT 200h için performans ve donanım olarak sınıfının en iyisi diyemeyiz. Diğer yandan sunduğu kalite, konfor ve yakıt ekonomisi bu aracı rakiplerinin önüne çıkarıyor.

Araç tercih ederken belirlediğiniz önceliklere göre Lexus CT 200h sınıfına göre yüksek sayılan fiyatına rağmen sizin için oldukça tatmin edici bir otomobil olabilir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 15