Türk Telekom

Geçen ay Türk Telekoma (AVEA) geçtim. Peşine TTNET (Hayatımın hiç bir döneminde sabit telefon ve internet aboneliğim olmamasına rağmen (abonelikler eşimin üzerine)) kredi kartımdan bilgim ve onayım olmadan üç seferde 193 lira çekti. İş Bankası üçüncü işlemden sonra kuşkulanıp kartı internet alışverişine kapatmasa ve bana SMS ile bilgi vermese belki daha da çekecekti. Hemen İş Bankasına harcama itirazı yaptım, kartı iptal ettirdim. Türk Telekom ve TTNET müşteri hizmetlerini aradım, dünyadan haberleri yok. Allah’tan İş Bankası parayı iade etti. Bu arada hemen vodafone'a gidip numaramı vodafone'a geri taşıdım.
Sanırım @aglaknecmi ‘nin de başına benzer bir şey gelmişti. Ben Türk Telekom içerisinde bir çetenin bir şekilde yeni müşterilerin sim kartlarını klonlayıp, kredi kartlarına da ulaşabilirse kartları boşalttığını düşünüyorum. Açıkçası tavsiye etmiyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 16
  • M3ric @mehdi-tensi

    Nacizane tavsiyem alisverisleriniz icin sanal kart ya da ininal - enpara gibi kartlari kullanmaniz. Normal kredi kartindan alisveris oncesi buraya gereken parayi transfer edip alisversi oyle yapmaniz. Encard ta 3d secure olmayan sitelerde de calisiyor bu ozellik. Her sey icin onay istiyor. Basta biraz zahmetli gorunse de su an icin en iyi cozum.

  • M3ric @mehdi-tensi

    Ben de ona sasirdim, banka nasil boyle bir seye izin vermis diye. Hani yapan tamam suclu da bankanin 3. islem kadar mesaj gondermemis olmasi ilginc olan. O yuzden kredi kartini hicbir yerde kullanmiyorum. Taksitli alisveriste yapmiyorum. Param varsa alirim, Baska turlu guvenligimiz yok maalesef. Nerede kimin tarafindan bilgilerin kopyalandigini bulmak imkansiz.

  • Umut Ölmez @smellion

    Türk Telekom güvenilir bir firma değil açıkçası. Ev telefonumuz bulunduğu dönem sabit hat benim üzerimdeydi. Fakat hatta kayıtlı iletişim cep numarası ise kardeşimin numarasıydı. Ne kadar şarlatanlık amaçlı arama olsa kardeşimi cep telefonundan benim ismimle arıyorlardı. Bu bilgiler sadece TT de kayıtlı olduğu için arayan kişilerin bunu başka mecradan bu kombinasyonla alma şansları yok. Açıkça belli ki TT içerisinde bu bilgileri para amaçlı sızdıran birileri olmalı. Yada TT zaten kendisi bunu pazarlıyor. Her iki durumda da son derece ilkel ve ilkesiz bir firma.

  • Signum Fahri @signum-fahri

    Kardeşim, AKP'ye para toplamak için TT her türlü sahtekarlığı yapıyor. Verilerinizi, projelerinizi bile satıyorlar. Zaten geçtiğimiz yıllarda bu konuda da şikayetler vardı. Meclis'te bile görüşüldü.

    Ben Fenercell kullanıyordum. Fenerbahçe'den aradılar. Arayanlar her türlü bilgimi biliyorlar. Benim Fenerbahçeli olduğumu da benden ve TT'den başka kimse bilmez.

    Bilgisayarlarımdaki güvenlik önlemleri ise CIA'de yok.

    Ben de Fenerbahçeden arıyorlardır diye kontrol etmeye gerek duymadım.

    Adamlar sahtekar çıktı.

    8 sene önce gene TT'nin Trabzonsporcell'ini kullanıyordum ki bunu da TT'den başka dünyada bilen kimse yok, Trabzon Spor'dan da arada bir arıyorlar.

    Dikkat ederseniz hiç Galatasaray'dan, Beşiktaş'tan aramıyorlar.

    Uzun lafın kısası TT telefon dolandırıcılarının ta kendisidir.

    Ben birini telefondan dolandırmaya kalksam, birine SMS atsam, Devlet beni anında yakalar.

    Koskoca Devlet bu adamları nasıl yakalıyamıyor orasını siz düşünün!

    Tüm dolandırıcılar Devlet'in kontrolündedir...

Asaf Duru paylaştı.

Yazılım Mühendisliği Üzerine: Yrd. Doç. Dr. Volkan Tunalı ile Röportaj

 

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hasan Ferdi Turgutlu Teknoloji Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Volkan Tunalı ile yaptığımız röportaj. Saygıdeğer hocamıza bizi kırmayıp desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz.

Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

-Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Mezuniyetimden sonra aynı yazılım şirketinde kuruluşundan itibaren 11 yıl çalıştım. Bu süreçte yüksek lisans ve doktoramı tamamladım. Doktoradan sonra akademisyen olma fırsatı doğdu ve 2012’de Maltepe Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. 2015’te ise Celal Bayar Üniversitesi’nde yine Yazılım Mühendisliği Bölümü’nde çalışmaya başladım. Çocukluğumdan beri bilgisayar programlamayla hep iç içe oldum; programlamayı her zaman çok sevdim. Hatta bir an önce bu işi meslek olarak yapmak için endüstri meslek lisesi Bilgisayar Bölümü’nde okudum.

Sizce Yazılım Mühendisliği nedir?

-Mühendisliğin tanımlarından biri kabaca şöyle: “Mühendislik, sistemlerin tasarımı, inşa edilmesi ve işletilmesine adanmış bir meslektir”. Bu tanımı Yazılım Mühendisliğine uyarlayabiliriz. Gerçek hayat sorunlarına çözüm olarak geliştirilecek yazılım sistemlerinin tasarlanması ve kodlanarak çalışır hale getirilmesiyle ilgili çalışan meslek dalıdır. Burada şunu iyi vurgulamak gerekli: geliştirilen sistemler çok çeşitli ölçeklerde olabilir. Küçük ölçekli sistemleri oluşturmak için formel bir mühendislik eğitimine çok gerek olmayabilir. Özellikle de yazılım sistemleri söz konusu olduğunda, ilgili ve hevesli herhangi birinin de oldukça başarılı işler çıkardığını görebilirsiniz. Ancak, büyük, kapsamlı ve karmaşık sistemlerin analizi, tasarımı, oluşturulması ve bakımı genellikle çok sayıda ve çeşitli zorluklar içerir. Bütün bu zorlukların üstesinden gelebilmek, sorunsuz ve verimli çalışacak bir sistemi optimum maliyetle oluşturabilmek, ciddi bir mühendislik eğitimi gerektirir. Mühendislik eğitimi ayrıca ekonomi, verimlilik, çevre, ve mühendislik etiği gibi konularda da bilinç kazandırmayı hedeflemektedir.

Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümünün eğitimi, akademik kadrosu, dersleri ile ilgili bilgi verir misiniz?

-Henüz mezun vermemiş, yeni kurulmuş sayılabilecek bir bölüm olarak Yazılım Mühendisliği alanında dünya standartlarında bir öğretim programımız var. Öğretim programının oluşturulmasında, hocalarımızın önceki üniversitelerindeki aynı bölümden gelen bilgi birikimi ve deneyiminden de yararlanıldı. Ayrıca, bölüm hocalarımızın akademik uzmanlıkları tamamen Yazılım Mühendisliği üzerine. Hocalarımızın çoğunun ciddi bir sektör geçmişi ve tecrübesi var (bu hocalardan biri benim). Sektörden gelen birikimlerimizi maksimum derecede derslere yansıtmaya çalışıyoruz. Bölümümüzü ayrıcalıklı kılan yönlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Yazılım geliştirme yaşam döngüsündeki her aşama bizde en az bir ders halinde ele alınıyor. Zorunlu derslerimizin yanı sıra açmaya çalıştığımız seçmeli derslerle hem sektörel hem de akademik yönde konu çeşitliliği oluşturmaya çalışıyoruz. Bölümümüzde hem örgün hem de ikinci öğretim olması akademik kadromuz için biraz yorucu olmakta. Öğretim üyesi sayımızı arttırmaya çalışıyoruz. Zaman içinde bu konuda daha iyi bir duruma geleceğiz.

Biliyorsunuz tercih dönemi yeni bitti Yazılım Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliğini tercih eden adaylara tavsiyeleriniz nelerdir?

-Bu bölümleri tercih edip yerleştirilmişlerse, tavsiye edecek pek bir şey kalmamış demektir, öncelikle tercih ve başarılarından dolayı tebrik ederim. Üniversitedeki mesleki dersler genellikle mühendislik temeli oluşturmaya yöneliktir. Piyasadaki güncel teknik ve teknolojileri yansıtmayabilir. Bu durum mesleğimizin doğasındadır. Her gün öğrenilmesi gereken yeni araçlar, programlama dilleri ve teknolojiler ortaya çıkmaktadır. Üniversitedeki derslerle bunlara yetişmeyi beklemeyin; mümkün olduğunca bu yenilikleri takip etmeye çalışın. Internet’i öncelikle bu amaçla ve verimli kullanmayı öğrenin. Mezun olduktan sonra da bu sürecin aynı şekilde devam edeceğini unutmayın.

 

Bilgisayar Mühendisliği ile Yazılım mühendisliği arasındaki farklar nelerdir?

-Aslında bir çok perspektiften karşılaştırma yapmak mümkün. Ben üniversitedeki bölüm öğretim programları üzerinden bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Daha önce ifade ettiğim gibi ben Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Pek çok arkadaşım gibi ben de yazılım sektöründe çalıştım, yani yazılım mühendisliği yaptım (yani yapmaya çalıştım). Üniversitede aldığım temel birikim ve kişisel merakım işimde başarılı olmamı sağladı ancak iş hayatında zaman geçtikçe aslında iyi bir yazılım mühendisi olmak için iyi kodlamanın, iyi veritabanı bilgisinin yetmediğini, öğrenilmesi gereken çok daha fazla şeyin olduğunu fark ettim. Bu eksiğimi kapatmak için de erişebildiğim bütün kaynaklardan kendimi geliştirmeye gayret ettim. Şu anda Yazılım Mühendisliği bölümünde, işte bu konuların hepsi ayrı birer ders olarak ele alınıyor, mezunlar bunları bilerek piyasaya çıkmış oluyor. Bence bu çok ama çok önemli bir fark. Bunun dışında, öğretim programları karşılaştırıldığında iki bölümün de çok sayıda ortak dersi olduğu görülecektir. Çok sayıda ortak dersin varlığı iki bölümü birbirine benzer gibi gösterse de bütünsel olarak öğretim hedeflerindeki farklılık derslerin işleniş ve hedeflerine de mutlaka yansıyor. Tüm şartların eşit olduğu bir durumda iki bölümden hangisini tercih etmeliyim diye soranlara şunu söylüyorum: Eğer temel hedefin yazılım sektöründe çalışmak ve iyi bir yazılımcı olmaksa, yazılım mühendisliğini tercih etmelisin. Benim öğrenciliğim sırasında Yazılım Mühendisliği bölümü olsaydı, muhtemelen yazılım mühendisliğini seçerdim.

Yazılım sektöründe İngilizce şart mı? Sizce ne seviyede olmalı?

-Kesin bir şekilde EVET! Her zaman söylediğim şeyi bir kez daha söylemek istiyorum. Üniversiteden mezun olmadan önce İngilizce konusunu halledin. Mezun olduğunuzda çok iyi derece İngilizce okuyabilir-yazabilir duruma gelmelisiniz. Konuşma kısmı size kalmış. Mezun olduktan sonra düzenli bir şekilde kursa gidip hallederim demeyin; asla zaman bulamazsınız.

 

İş olanakları ve maaş durumu nasıl?

-Mesleğimizin güzel yanlarından biri de istihdam sorunu olmaması. İş bulamayan kimseyi duymadım ve başlangıçta maaş biraz düşük gibi görünse de kısa süre içerisinde ve göstereceğiniz performansa göre çok iyi maaşlar almaya başlarsınız. Ancak hemen şunu da vurgulamalıyım, firmaların her şeyi bilen değil işini iyi bilen, becerikli, sorunsuz ve temiz iş çıkaran, ekip içerisinde uyumlu çalışabilen mühendislere ihtiyacı var. Diploma genellikle iyidir ama her zaman işe yaramayabilir.

Yazılım Mühendisi ile programcıyı ayıran farklar nelerdir?

-Aslında bu tür keskin ayrımlar yapmak çok zor. “Yazılım Mühendisi programlama yapmaz, yalnızca tasarım yapar, doküman hazırlar, programcı da bu tasarımı kodlar” gibi saçma, klişe bir düşünce var. Bundan kurtulmamız lazım. Yazılım Mühendisi, yazılım geliştirme süreçlerindeki her işi yapar, hem de çok iyi yapar, yapmalıdır. Yazılım mühendisi, aldığı mühendislik eğitimi sayesinde, geliştirilmekte olan sisteme bütünsel bir perspektiften bakabilir, sistemin ekonomisi ve verimliliği gibi konuları da dikkate alır. Programcılık eğitiminde bu tür bir bakış açısından ziyade programlama pratiğiyle doğrudan ilgili konular hedeflenir. Mezun olur olmaz büyük projelerde yazılım mimarı, ekip lideri, proje yöneticisi olarak çalışacağınızı düşünmeyin. Program yazma tecrübesi olmadan program yazacak bir ekibin lideri olmak bana pek anlamlı gelmiyor.

 

İlk hangi programlama dilinden başlanmalı? 

-Hangi dille başladığınızın bir önemi yok bence. Önemli olan meraklı olmak, sıkılmadan, bol bol deneme-yanılma yaparak programlama mantığını anlamaya çalışmak ve sonrasında da bol bol pratik yaparak dilin sunduğu tüm yetenekleri öğrenmeye çalışmaktır. Daha sonra başka bir dili öğrenmek her zaman daha kolay olacaktır. İlle de bir programlama dili adı vermemi isterseniz, yazımı basit ve anlaşılır olan bir dil olsa iyi olur, sanıyorum bugünlerde Python iyi bir seçim olabilir. Java ya da C# da düşünülebilir. Ama bence en iyisi BASIC J

 

Yazılım kitaplardan mı daha iyi öğrenilir yoksa video derslerden mi?

-Her iki kaynaktan da yararlanmak lazım. Ben kitapları tercih ederim, videolarda bazen basit bir şeyin örneklenmesi bile dakikalar sürmekte, ben sabredemiyorum. Kendinizi tanıyın, hangisini yararlı buluyorsanız ona yönelin. Ama şu bir gerçek, kendiniz kodlamadan, kodu kendiniz tuşlamadan bu iş olmaz. Bol bol deneyin, değiştirin tekrar deneyin, kurcalayın, merak etmeyin, bozulmaz. Ayrıca, kitaplardan daha öğretici olabilecek bir yöntem de başkalarının kodlarını okumaktır. Özellikle de açık kaynaklı ciddi projelerin kodlarına bir bakın, dünyada bu iş nasıl yapılıyor, en azından ilham alırsınız.

Bir programlama dili en iyi nasıl öğrenilir? Bir dili çok iyi biliyorum demek için ne kadarını bilmemiz gerekir?

-Dilin yapısını zaten çabucak öğrenirsiniz, öğrenilecek fazla bir şey yok, kontrol ve döngü yapıları, dinamik bellek yönetimi, alt düzey dosya işlemleri, vs. kısa sürede syntax’a alışırsınız. İşe yarar bir proje geliştirmek için genellikle dille birlikte hazır gelen framework’leri de öğrenmek gerekir, örneğin, veritabanı işlemleri, ağ işlemleri, vs. Bunların hepsini tek tek ayrı ayrı öğrenmeye çalışmak verimsizlik oluşturabilir. Dolayısıyla, bence önce işe yarar bir proje fikri bulun (toy-project denilen türden). Bu projeyi yaparken ihtiyaç duyduğunuz şeyleri araştırın, takıldığınız şeyleri aşmaya çalışın. Sonuçta o dilin sunduğu çok sayıda özelliği uyguladığınız bir projeniz olur. Parça parça şeyler deneyerek öğreneceğinizden çok daha fazlasını öğrenmiş olursunuz.

İlk programlama deneyiminizden bahseder misiniz?

-Ben 10 yaşımdayken ağabeyim programlama kursuna gitmiş ve eve bir bilgisayar aldırmayı başarmıştı. O günlerde nedense her yerde Commodore 64 varken biz Amstrad CPC464 almıştık (64 KB ana bellek, 4.77 Mhz işlemci, kasetçalar, yeşil-beyaz mono ekranlı süper bir şeydi). Önce oyunları kasetten nasıl başlatacağımı öğrenmiştim. Maalesef çok az sayıda oyun vardı ve piyasada Amstrad için oyun bulamıyorduk. Bilgisayarın yanında her nasılsa Türkçe yazılmış bir kullanım ve BASIC programlama kılavuzu gelmişti. O kılavuzu merakla okurken örnek programları da yazıp deniyordum. Kitaptaki örneğin bazı yerlerini rasgele değiştirip denerken bu iş çok hoşuma gitti. Bu bilgisayar ve bu kılavuz belki de benim bu mesleğe yönelmeme vesile oldu.

Neden çoğunlukla özel üniversitelerde var bu bölüm? 

-Yazılım Mühendisliği’nin ve hatta bazen Bilgisayar Mühendisliği’nin bile üniversitede bölümü olan bir mühendislik dalı olmaması gerektiğini düşünen hocalar var. Zaman içinde Bilgisayar Mühendisliği üniversitelerde kendine sağlam bir yer edinmiş olmasına rağmen Yazılım Mühendisliği üniversitelerde yeni yeni yer buluyor. Bilgisayar Mühendisliği bölümü varken Yazılım Mühendisliği bölümünün farklılığı tam olarak anlaşılamıyor. Vakıf üniversitelerinde işin maddi bir boyutu da olduğu için Bilgisayar Mühendisliği bölümünün yanına bir Yazılım Mühendisliği bölümü açmak avantajlı görülebiliyor. Bilgisayar Mühendisliğiyle ortak dersler sayesinde Yazılım Mühendisliği bölümünün hoca ihtiyacı nispeten daha kolay karşılanabiliyor. Daha fazla bölüm, daha fazla öğrenci demek. Sanıyorum bundan dolayı vakıf üniversitelerinde Yazılım Mühendisliği bölümünü daha çok görüyoruz.

KTÜ’mü CBÜ’mü Fırat Üniversitesi mi?

-KTÜ ve Fırat’taki bölümleri pek tanımıyorum, kıyaslama yapmam zor. Başarılı öğrencilerin tercihlerinde CBÜ’nün Ege Bölgesi’nde bir üniversite olmasının sağladığı bir avantaj olduğu kesin. Bölüm hocaları olarak Türkiye’nin en iyi yazılım mühendislerini yetiştiren bölüm olma vizyonumuz ve hedefimiz var. Henüz mezun vermedik, bu şimdilik bir dezavantaj. Mezun vermeye başladıktan sonra, öğrencilerimiz sektörde kendilerini göstermeye başladıktan sonra bölümümüzün bilinirliğinin ve tercih edilirliğinin artacağını düşünüyoruz.

Yrd. Doç Dr. Volkan TUNALI
CBÜ HFT Teknoloji Fakültesi
Yazılım Mühendisliği Bölümü

link:http://blog.yazilimmuhendisiyiz.biz/2016/09/30/yazilim-muhendisligi-uzerine-yrd-doc-dr-volkan-tunali-ile-roportaj/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 9
  • lterlemez @lterlemez

    Programlama (bana göre) üç şeye dayanıyor: Girdi komutu, denetleme komutları ve çıktı komutu; bu komutlar bütün programlama dillerinde aynı işlevi görüyorlar. Dolayısı ile temel prensiplerini öğrenmiş olmak, programlamayı öğrenmiş olmaktır. Geriye kalanlar ise, programlama dillerine özel olan şeyler. Aslında diller geliştikçe diğer şeyler de ortak hale gelmeye başladı. Yani temel öğrenildiğinde, ilgili dile has yazım kuralları ve diğer kurallar kalıyor geriye. Bu nedenden dolayı Hocama katılıyorum, hangi dilden başlandığı önemli değil. Hatta, aslında yaşadığımız hayatların kendisi de bir algoritmaya dayandığı düşünülürse, programlama dilleri olmasa bile programlamaya girişin tüm branşların lisans eğitiminde verilmesi gereken bir konu olduğu kanısındayım.

  • Emre @emre64

    Bu arada Hasan Ferdi Turgutlu'da değil de Manisa Merkez'de olsaydı kesinlikle cbü yazılım mühendisliğini yazardım. Belki Muradiye de merkeze uzak ama en azından 21'e binip merkeze gidebiliyoruz yarım saatte 😀

  • Salih Aktaş @cesurokcu

    Akademik kadronun gerçekten bilgisayar üzerinden geldi mi diye internet sitesine baktım. 1 Hoca haricinde bulunun tüm hocalar ya yaılım mühendisliği yada bilgisayar mühendisliği üzerinden gelmiş. Olmuş bu iş 🙂

TÜRKNET

Uzun süredir (5-6 yıl) Türk Telekom ADSL kullanıcısıydım. Aylık 49.90 TL internet için, 9,90 TL'de sabit telefon için olmak üzere aylık 59,80 TL fatura ödüyordum. İnternetimin AKK 50 GB idi.

Oğlanlar büyüdüğü için 50 GB yetmemeye başladı. Türk Telekomdan en fazla gördüğüm hız 8 Mbps oluyordu. Ortalama 4-5 Mbps arasında dolaşan bir hız elde edebiliyordum. AKK dolduktan sonra ise download hızım 0,6 Mbps ile 1,5 Mbps arasında dolaşıyordu. Upload hızım ise 0,6 Mbps olarak sabitti. Ping oldukça oynak olup 60 ms ile 120 ms arasında dolaşıyordu.

Çocuklar yeni bir tarife ararken TürkNet'i keşfetmişler. Teknoseyirde kullanan arkadaşların hemen hemen hepsi de oldukça memnundu.

Ben de müşteri hizmetlerini aradım. Aylık 59.99 TL'ye 150 GB AKK olan ADSL ve yanında aylık 1000 dakika yurtiçi ve yurtdışı (yurtdışında sadece sabit telefonlar ve Avrupa) görüşme vaat eden tarifeyi istedim. Lokasyon bilgilerimi verince benim lokasyona VDSL2 bağlantısını da aynı fiyata verebileceklerini söylediler. Tabi ki sevinerek kabul ettim. Sonra modemim uyumlu olmadığından hepsiburadadan VDSL2 modem satın aldım. Bu arada mail ile yolladıkları formları doldurup Yurtiçi Kargo ile yolladım (Bu arada kargo ücretini ben ödedim ve bunu kurumsal bir firmaya hiç yakıştıramadım).

Aklıma takıldığı için TTNET sitesine girip, lokasyonumu inceledim ve VDSL2 hizmeti verilmediğini gördüm. Kuşkulandım ve TTNET müşteri hizmetlerini aradım. Benim lokasyonuma VDSL2 bağlantısı hizmeti veremediklerini söylediler. İyice şüphelenip TürkNet müşteri hizmetlerini arayıp, TTNET'in VDSL2 bağlantısı veremediği bir lokasyona, onun altyapısını kullanmalarına rağmen nasıl VDSL2 bağlantısı vereceklerini sordum. Doğrusu tatmin edici bir yanıt alamadım. Bu arada derdim VDSL2 hızı alıp almamak değil, zaten aynı ücreti vereceğim ama boşu boşuna modem almış olmak istemiyordum. Modemi iade etmememi, VDSL2 bağlantısını yapacaklarını söylediler. Ben de inanıp modemi iade etmedim.

Bu arada internetten kargoyu takip edince, eksik evrak sebebi ile kabul edilmedi şeklinde bir yazı gördüm (nüfus cüzdanı fotokopisini koymayı unutmuştum) ve müşteri hizmetlerini arayıp açıkçası biraz kalayladım. Neden iade ediyorsunuz, eksik evrağı söyleseniz ben mail ile yollardım falan dedim, eğer o evrak bana geri gelirse size abone falan olmayacağım falan dedim. İlk iki aramamda bir şey diyemeyen müşteri hizmetleri üçüncü aramada, onların evrakları iade etmesinin mümkün olmadığını, bir yanlışlık olabileceğini söylediler. Yurtiçi Kargo şubesine gittim, evrakın bir gün önce teslim edildiğini söylediler. Sistemde dün öyle yazmıyordu dedim. Yanlışlık olabileceğini söylediler. Burada ne oldu emin değilim. Ya Yurtiçi Kargo saçmalayıp dağıtamadığı kargoya yanlış bilgi girdi sisteme ya da TürkNet tekrar gidip teslim aldı şubeden evrakları.

Neyse ben de Nüfus cüzdanımı taratıp mail ile müşteri hizmetlerine gönderim. TürkTelekom ile sözleşmem Pazar günü bitiyordu.  Bana Pazartesi veya Salı bağlantının yapılacağını söylemişlerdi ancak Çarşamba günü sabahına kadar uzadı iş. Çarşamba sabah 10.00 gibi SMS ile kullanıcı adı ve şifrem yollandı, ben işte olduğumdan akşam 18.000 gibi eve gelip modemin kurulumunu yaptım. Kurulumda bağlantı tipini VDSL2 seçtim. Sorunsuz bağlandım.

Asıl sürpriz burada başladı. İlk işim tabi ki hız testi yapmaktı. Hem TTNET'in sitesinden, hem de başka bir siteden hız testi yaptım ve sıkı durun 35,50 Mbps download, 2.40 Mbps Upload hızı ve 20 ms civarı ping değerlerini görünce yüreğim neşe ile doldu.

Vel hasılı kelam; TürkNet bazı konularda acemi, kurumsallaşmaya hala ihtiyacı olan bir firma. Ama TTNET'in altyapısını kullanıp onun vermediği VDSL2 bağlantısını verebilen ve bana neredeyse 3 katı hızlı internet sağlayan bir firma.

Ben memnun kaldım. Tavsiye ederim

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 16
Asaf Duru paylaştı.

Android Namık!

NAMIK için hazırlanan logo. 🙂

 

Biliyorsunuz Android'in yeni sürümü 7.0 "n" harfi ile başlayan tatlı ismi alacak. Ama bizim İnci Sözlük tayfası durur mu? Yapıştırmış cevabı! "NAMIK"

İnci Sözlük tarafından başlatılan kampanya ile Android'in yeni sürümünün adını "NAMIK" yaparak Google'yi bir nevi trollemek istiyor. Eğer destek vermek istiyorsanız, İnci Sözlük'te açılan başlıktan detayları ve gelişmeleri öğrenebilirsiniz.

Başlığa gitmek için tıklayın

BeğenFavori PaylaşYorum yap

YURTDIŞINDAN TOHUM, FİDE, FİDAN VB. MATERYAL GETİRİLMESİ

Sosyalde zaman zaman yutdışından fide, fidan, tohum vb. materyal getirmek isteyen, aliexpres gibi sitelerden tohum sipariş ettiğini söyleyen arkadaşlara rastlıyorum. Bu yazı bu konularda hevesleri olan arkadaşları bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır.

            Öncelikle daha öncede ülkemize kontrolsüz bitki ve hayvan girişi olmuş ve bunun acı sonuçları ülkemiz tarımında görülmüştür. Bunlara birkaç çarpıcı örnek vermek gerekirse;

Filoksera:

           19. yüzyılın sonları ve 20. Yüzyılın başlarında Avrupa’dan herhangi bir kontrole tabi tutulmadan getirilen çeşitli asma çubukları, ülkemize bağcılığın en büyük baş belalarından biri olan Filoksera zararlısını armağan etmiştir.

            Filoksera zararlısının kökeni Kuzey Amerika’dır. 19. Yüzyılın ortalarına doğru kontrolsüz asma çubuğu getirilmesi ile Fransa’dan Avrupa’ya giriş yapmıştır. Binlerce hektar bağın kurumasına sebep olmuştur. Avrupadan da ülkemize giriş yapmıştır.

            Kimyasal bir mücadele yöntemi bulunmamaktadır.

            Zararlı toprak altında asma köklerinin suyunu emerek köklere zarar verip köklerin ve dolayısıyla bitkinin ölmesine sebep olmaktadır. Tedbir olarak tüm asmaların Amerikan asma anacı üzerine aşılanması gerekmektedir. Çünkü zararlının anayurdunun bitkisi olan Amerikan asmasının kökleri zararlıya karşı dayanıklıdır.

            Sırf bu zararlı yüzünden artık ülkemizde aşısız asma ile bağcılık yapma imkanı hemen hemen kalmamıştır.

Ayrıntılı bilgi için: http://www.tarimkutuphanesi.com/Baglarda_floksera_tehlikesi_Orhan_CORUH_Ziraat_Yuk.Muh._01843.html

Mnemiopsis leidyi:

            Ülkemizde avlanılan ticari balık miktarının yaklaşık % 60-65’ini hamsi oluşturmaktadır. Aşağıdaki tabloyu incelediğinde normalde 300.000 ton civarında olan hamsi avcılığının 1989 ve 1990 yıllarında 100.000 tonun altına düştüğü görülecektir. Bunun sebepleri araştırıldığında Karadeniz’e 1980 li yılların ortalarında tropik denizlerden gelen gemilerin balans suları ile gelen Taraklı medüz (Mnemiopsis leidyi) ‘ün hamsi yumurtalarının yemesinin sebep olduğu anlaşılmıştır. Buna bir çözüm bulunamamış ancak yine tropik sulardan gelen ve Mnemiopsis leidyi’nin doğal predatörü olan Beroe Ovata sayesinde zararlının popülasyonu düşmüş ve av miktarı tekrar yükselmiştir.

Ayrıntılı bilgi için:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=22044

Deniz salyangozu (Rapana venosa):

           Asya sularından Japon Denizi, Sarı Seniz ve Çin Denizinin yerli türüdür. Karadeniz’de ilk kez 1947’de Novorosisk körfezinde rapor edilmiştir. Sonradan tüm Karadeniz ve Azak Denizine, Ege ve Akdeniz’e yayılmıştır. Doğu Akdeniz’den veya Karadeniz’den larva evresinde iken ticari gemilerin balast suları ile taşındığı tahmin edilen bu tür, Kuzey ve Güney Atlantik sularında, son olarak ise Kuzey denizinde rapor edilmiştir.

          Deniz salyangozunun en önemli özelliği karnivor beslenme alışkanlığına sahip oluşu ve midye, istiridye gibi su ürünlerini tüketmesidir. Karadeniz’de zoobentik faunanın önemli bir kısmını midyeler oluşturmaktadır. Midyeler ekonomik önemi olan demersal balıkların besin kaynağını oluşturmaktadır. Midye yataklarındaki azalma demersal balıkların beslenme ortamını etkileyecektir.

          Ancak deniz salyangozu ticari olarak avlanıp ihraç edildiğinden popülasyonu kontrol altında tutulabilmektedir.

Ayrıntılı bilgi için:

http://yunus.gov.tr/yunus/uploads/Makale_070202.pdf

          Buna benzer başka örneklerde verilebilir. Bu yüzden canlı hayvan ve bitki gibi materyallerin yurtdışından getirilmesi sıkı kurallara bağlanmıştır. Sosyalde bazı arkadaşlar gümrükte sıkıntı çıkmadığını söylüyorlar ancak bu büyük ihtimalle tohum gibi materyallerin gözden kaçmasıdır. Anlaşılırsa gümrükten geçmesi imkansızdır ve cezai yaptırımları mevcuttur.

Bu konu ile ilgili yasal düzenlemelere bakacak olursak;

5553 sayılı Tohumculuk Kanunu

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/11/20061108-1.htm

 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/06/20100613-12.htm

5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu

http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5977.pdf

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Kontrolüne Tabi Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/12/20131231M1-5.htm

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • likeable @likeable1

    Emeğine sağlık,çok faydalı bilgilendirici özet olmuş. Böyle devam 🙂

  • Asaf Duru @asafduru

    GDO ile Hibrit tohumu ayırmak lazım. Hibrit tohum melezleme ile elde edilmiş F1 dölüdür. Ondan alınan tohumlar da genetik olarak açılım gösterdiğinden ürün miktarında azalma görülür. Yani kamuoyunun genel bilgisinin tersine hibrit tohumlar kısır değildir. Sadece daha sonraki nesiller F1 dölü ile aynı verimi vermezler.
    GDO ise bambaşka bir dünya. GDO da ürünün genetik haritasına başka bir canlıdan bir gen eklenir. Örneğin Amerika'da mısıra, mısır kurdunun predatörü olan örümceğin geni eklenmiş ve mısır kurdunun mısıra zarar vermesi engellenmiştir.
    Ben GDO'lu veya Hibrit tohumların toprakta verimsizliğe, kısırlığa veya çoraklığa sebep olduğuna dair bilimsel bir çalışma görmedim. Halk arasında öyle söyleniyor ama bilimsel olarak doğrulayan veya yalanlayan bir çalışma yok.

  • Mlih @melih-atmaca

    Hocam yazınız yerinde ve güzel bi zaman da geldi Elinize sağlık Aliexpresden bi kaç tane çiçek tohumu getirmeyi istiyordum Fakat kulaktan dolma bunun yasak olduğunu duyduğum için almadım

  • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

    bilgili ve bilinçli insan ne güzel, bu konu hakkında hiç bir şey bilmiyordum, çevremde böyle bir şeye girişen bir kişi olduğunda uyaracağım. Çevreye dikkat etmek gerekiyor özellikle de yaşadığımız ülkeye

    • Asaf Duru @asafduru

      Bu durum özellikle akvaryum balıklarında da böyledir. Siz tropik bir balık alıp akvaryumda bakamayınca doğaya salarsanız ve o balık türü doğaya uyum sağlarsa oranın yerel türlerine müthiş zarar verebilir.
      Akvaryum balığı değil ama İsrail sazanı bu konuya örnektir. Yazıya da yazacaktım ama çok uzamasın istedim. İç sularda balıkçılığı bitirme potansiyeli var şu an israil sazanının

    • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

      bizim milletimizde iyi niyet vardır ama yaptığı işin sonuçlarını düşünme yoktur.

attrib işlem komutu (USB de olup okunamayan dosyaları bulma)

attrib işlem komutu (USB de olup okunamayan dosyaları bulma)

Şimdi bu inceleme mi arkadaş demeyin. Akışta kaybolmasın istedim. O yüzden inceleme olarak yazıyorum.
Benim harici disk dolu olmasına rağmen içindeki dosyalara ulaşamıyordum. Buraya da yazmıştım. Bir arkadaş komutlar yazmıştı. Uyguladım ancak başarıya ulaşmamıştı.
Sonra başka kaynaklardan komutu buldum. Biraz farklıydı. Uyguladım gayet başarılı oldu.
Benim gibi #Teknocahil arkadaşlara da bir faydası olur diye paylaşayım dedim.

İşlem sırası şöyle;

a) ÇALIŞTIR’a cmd yazın ve ENTER tuşuna basın.
b) Komut istem sayfası açılacaktır.
c) Komut istemi ekranına aşağıdaki komutu yazın.
(Komuttaki E: USB’ye atanan sürücü ismidir. Bunu kendi biilgisayarınızdakine göre düzenlemeniz lazım. Belgelerime tıklarsanız sürücünüze atanan harfi görebilirsiniz. Bu sizde E, D,F,J gibi bir harf olabilir)

Komutu yazarken parametreler arasında ki boşluklara dikkat edin yoksa çalışmaz. Komutu uyguladıktan sonra ENTER tuşuna basın.

attrib -H -R -S /S /D E:\*.*

d) Attrib komutu ile kullanılan parametrelerin anlamı şu şekilde:
-H Dosyalardaki gizlilik özelliğini ortadan kaldır
-R Dosyalardaki sadece okunabilir özelliğini kaldır
-S Dosyalardaki Sistem özelliğini kaldır
/S Yukarıdaki parametreleri tüm dosya, klasör ve alt klasörlere uygular
/D İşlemi klasörlere de uygular
E: USB sürücünüze windows tarafından atanan sürücü ismi

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 21
  • homosapien @biggestliar

    Bu da güzel bir soru. Flash disk olduğu için her zaman formatlaya bilirsin. Burası önemli "FLASH DISK" olduğu için... çünkü flash disklerde engelleme flash disk üzerinden yada flash disk'in mbr'sini kontrol eden başka bir yazılımla engellenir (yazılımı aşmak bilen biri için çok kolaydır, ama flash disk üzerinden bir butonla engellemeyi hiçbirşey aşamaz. Çünkü mekanik bir engel söz konusdur orada). Ve windows üzerinden flash disk'e format atarken USB sürücüsünü kullanır ama disk'e format atarken kuzey köprüsü üzerinden sata (yada ide) kontrolcüsünü kullanır. Bu yüzden USB'de kurulu olan bir windows'a format atarken windows güvenlik protokolleri çalışmaz. Eğer herhangi bir flash disk'e bu yüzden format atamadı isen, %99.9999 virüs almışsındır ve o virüs flash disk'in MBR'sine yerleştiği içinidir (eğer mekanik olarak kilitlenmemiş ise). Bu durumda dos ortamında atabilirsin yada linux platformunda atabilirsin, yada iy ve temiz oldupuna emin olduğun bir bilgisayada virüs taraması yapıp silmeyi deneyebilirsin.

  • bdivrik @bdivrik

    bu işlemden sonra *.exe diye arama yaptırıp klasör ikonu olan uygulama dosyalarını silersen kesin çözüm olur 🙂

  • Kayrakli @kayrakli

    sürekli flashlarla uğraşan biri olarak üstteki komudu .bat dosyası yaptım, flashın içine atıp çalıştırıyorum. en kolay çözüm.