Can bey ve antika Skoda'sı.
#OtoSeyir

Eskişehir’de yağ ve yağ filtresini değiştirip depoyu doldurarak yola koyuldum. Depoyu bu arabayla ilk hamlede doldurmak pek kolay olmadı... Pompaya yanaştığımda “Abi tüp mü?” sorusuna maruz kaldım. “Hayır” dedim “Benzin, doldur”. Şaşkın pompacıdan karşılığı “30 Lira mı!?” olunca “Fulle fulle, depoyu doldur” diyerek adamı ikna edebildim. Çok fakir görünüyor olmalıydım 🙈Yağ değişimi de umduğumdan zor oldu. Ukala yağcı arabayı kızağa ters sokmak için manevra yaptığımı anlamadı, kızarak, el kol hareketleriyle beni düz çağırdı. Arabanın altına önden girip stepneyi görünce yüzünün şeklini çekemedim, ona yanıyorum! “Motor arkadaymış”. Ne ilginç! İlk bakımı atlattıktan sonra sıra dişli fakat taş olmuş lastiklerdeydi. 165/80R13 İstanbul’da kolay bulacağım bir ebat olmadığı için o dönem Karabük’te ikamet eden Ağabeyimin yanına doğru kırdım dümeni. Hem ziyaret, hem lastikleri oradan almak, hem de kapsamlı mekanik muayeneyi orada halletmek makul olacaktı. Sıkışık ve agresif İstanbul trafiğine sürpriz dolu arabayla girmek zekice olmazdı. Psikolojik olarak yolda kalmaya hazır, her yandan gelen ses ve kokulara konsantre olmuş vaziyette gitmek beni çok yordu. Eski Škoda’ların yavaşlığı çok kez alay konusu olmuştur. El freninin telinde bir sorun vardı, sol arka kampana arada sıkışıyordu. Üstelik kompresyon da mükemmel değildi, motor az da olsa mavi duman atıyordu. Ben zaten nazlı hızlanan arabaya ekstra iyi davranmaya çalışarak iyice yavaşladığım için trafikte besin zincirinin dibini gördüm. Duran kamyonlar dışında bütün araçlar tarafından geçildim. En çok ise bir Toros tarafından sollanmak ağırıma gitti... Depoyu doldurduğumda arabanın içine benzin kokusu doldu, uzun zamandır deponun tam doldurulmadığı bilgisini de almış olmakla beraber yakıt ibresi dibe dayandı, uzunca bir süre hiç kıpırdamadı. Acaba şamandıra mı sıkışmıştı!? Depodaki kaçak neredeydi? Tarlaların arasında giderken gelen anız yanığı kokularına hiç olmadığı kadar irkilmeme bir de yanımda fren sıkan kamyonların balata kokusu ekleniyordu 😂😂 Neyse ki yanmadan, yolda kalmadan ancak epeyce yorularak, yaklaşık 6 saat süren ama 13 saat hissedilen bir yolculuğun ardından Karabük’e vardım. #skoda120 #skoda120l

A post shared by Can Akbulut (@vintageskoda) on

BeğenFavori PaylaşYorum yap