Nespresso D40 Inissia Kapsüllü Kahve Makinesi

Merhaba, 11 Mayıs tarihinden beri kullandığım kapsüllü kahve makinesini tanıtacağım. Başta kapsüllü makinelere tamamen karşı olduğum için sizlere anlatmadan önce bir süre deneyimlemek istediğim için bu incelemeyi 2 ay sonra yapıyorum.

 

Makine

Makinem Nespresso D40 Inissia'nın siyah renk ve Delonghi üretimi olanı. Amazon üzerinden 820 liraya aldım.

Ürün linki: https://www.amazon.com.tr/Nespresso-D40-Inissia-Kaps%C3%BCll%C3%BC-Makinesi/dp/B01N8YAKO0/

Bu makineyi almamdaki temel sebep çalışma odamdan çıkmadan kahve yapabilmekti. O nedenle en kompakt ve işimi en hızlı görecek makineyi aldım.

 

Ürün piyano black denen renkte olduğu için çok parlak ve fotoğraflarını düzgün çekemedim o nedenle ürün fotoğrafı olarak stok fotoğraf kullanıyorum.

Makine 19 bar basınca sahip. Ülkemizde satılan kapsüllü makineler arasında basınç konusunda en iyilerden biri.

Üzerinde yalnızca iki tuş var ve her şey bu tuşlarla kontrol ediliyor. Tuşlardan herhangi birine basınca makine açılıyor ve yaklaşık 20-30 saniyede hazır hale geliyor. Makine açıkken tuşlardan biri Espresso, diğeri ise Lungo seviyesinde kahve yapmak için kullanılıyor. Yine makine açıkken bu tuşları istediğiniz ölçüde kahve vermesi için ayarlayabiliyorsunuz, bu sayede kullandığınız standart bir bardak varsa tek tuşla tam bardağa göre kahve alabiliyorsunuz.

Makine 9 dakika kullanılmadığı zaman kendiliğinden kapanıyor fakat hemen kapatmak isterseniz iki tuşa aynı anda basarak kapatabilirsiniz.

Su haznesi 700ml ve bu gerçekten az, en fazla iki kişilik bir aile kullanabilir bunu, diğer türlü sürekli su doldurmak zorunda kalırsınız. Ben tek yaşadığım için sorun olmadı ama kalabalık ailelere kesinlikle önermem.

Süt köpürtme özelliği yok, eğer sütlü kahveler içiyorsanız yanında ya ekstra süt köpürtücü almanız ya da direkt süt köpürtme özelliği olan modellere yönelmeniz lazım.

Malzeme kalitesi olarak çok iyi, kullandıkları plastiğin kalitesini gayet beğendim, plastik istemeyenler için dış kasası metal modeli de var.

Kutu içeriğinden tam olarak yukarıda gördükleriniz çıkıyor. Yalnız standardında 14 farklı kapsülden oluşan deneme seti çıkarken, ülkemizdeki çoğu kutudan toplam 20 kapsülden oluşan iki kutu kapsül çıkıyor.

Makine zaten kapsüllü olduğu için teknik detaylarda basınç haricinde önemli bir detay olduğunu düşünmüyorum. Basınç konusunda da zaten Nespresso'nun makineleri ülkemizde alabileceğiniz en iyi seçenekler.

 

Kapsüller

Tchibo gibi çok daha ucuz bir alternatif varken Nespresso'yu tercih etmemdeki tek sebep kapsülleriydi. Nespresso emsallerinin aksine plastik değil alüminyum kapsüller kullanıyor ve bulabileceğiniz en geniş kapsül skalasına sahip. Bunu hem lezzet hem de fiyat anlamında söylüyorum.

Yukarıda gördükleriniz elimde bulunan Nespresso kapsüller, daha çok çeşit var alırken özelliklerine bakarak seçmeniz gerekiyor. Bu arada ben aldığımda kampanya vardı fotoğraftaki kapsül standını hediye verdiler. Normalde ise o stand 290TL.

Bu kapsül kutularının her birinde 10 kapsül var ve kutu fiyatı 44TL ile 53TL arasında değişiyor.

Starbucks ile anlaşmaları var, eğer İstanbul'da değilseniz kullanılmış kapsülleri biriktirerek size en yakın Starbucks'a verebiliyorsunuz. Herhangi bir ödül vs yok bunun karşılığında ama geri dönüşüm için ben yapıyorum.

Üstte gördüğünüz ise Jacobs'un kapsül paketi. Bunda da bir paketten 10 kapsül çıkıyor ve ortalama 30 liraya neredeyse her markette bulmak mümkün. N11, Trendyol gibi yerlerde ise üçlü, altılı şekilde alırsanız paketini 20 liraya bile bulabiliyorsunuz.

Yukarıdakiler ise çeşitli markaların kapsülleri. Üzeri desenli gri ve koyu yeşil kapsüller Nepsresso markalı alüminyum kapsül. Gri-kırmızı olan Jacobs'un 6 numaralı alüminyum kapsülü. Siyah-altın rengi olan Tchibo üretimi Davidoff'un plastik kapsülü, yeşil ve kırmızı olan kapsüller ise Moliendo'nun 5 ve 10 numaralı plastik kapsülleri.

 

Başta dediğim gibi kapsüllü makinelere karşı önyargılıydım fakat bu makineyi kullanmaya başladıktan sonra bu önyargılarım kırıldı. Ben daha önce oldukça kaliteli espresso ve tam otomatik kahve makineleri kullanmış biriyim. Daha önce sadece Tchibo'nun kapsüllü makinesinden kahve içmiştim ve tadı bildiğiniz bayattı o nedenle çok önyargılıydım. Nespresso'nun orijinal kapsülleriyle ise otomatik makinede elde edilen lezzeti elde etmek mümkün. Klasik espresso makinesiyle elbette aynı olmuyor fakat getirdiği hız ve pratiklik bu farkı bence kapatacak nitelikte.

 

Şimdi gelelim bu makinenin sorununa. Maliyet, maliyet, maliyet.

-Nespresso marka kapsüllerin 1 kutusu 44-53TL arası değişiyor. Yani bir bardak kahve ortalama 5 liraya geliyor. Birçok çeşidini denedim ortalama lezzetine 10 üzerinden 8.5 veririm. Çeşitlilik olarak en fazla çeşit orijinal kapsüllerde var. Sabit 30 çeşidi var, dönem dönem de değişen limited edition kahveleri var. Örneğin ben makineyi almadan önceki dönemde Kopi Luwak bile geldiği olmuş.

-Jacobs 20 liraya kadar bulmak mümkün ama ortalama piyasa fiyatı 30 lira olduğu için 30 liradan değerlendiriyorum, onun da bardağı 3 liraya geliyor. Lezzeti 10 üzerinden 7 ve kapsülleri orijinal Nespresso kapsülleri gibi alüminyum. Sizin için maliyet ön plandaysa bence fiyat performans olarak en iyisi Jacobs.

-Davidoff'un kutusu 35 lira, maliyet ve lezzet olarak Jacobs'a yakın fakat kapsüllerin plastik olması tadını biraz etkiliyor o nedenle lezzeti 10 üzerinden 5.5

-Moliendo ise piyasada bulabileceğiniz en ucuz kapsül. Amazon'da genelde indirime giriyor ve paketi 15 liraya satılıyor yani bir bardak kahve 1.5 liraya geliyor. Sorun şu kapsüller plastik oğlu plastik ve lezzet olarak 10 üzerinden 3 anca alır.

 

Birde doldurulabilir kapsül kullanma seçeneğiniz var. Plastik doldurulabilir kapsüllerin 3lüsünü yerel pazarda 60-80 lira civarında bulmak mümkün. Çelik kapsüllerin ise tanesi Aliexpress'ten ortalama 100 lira civarına bulunabiliyor. Doldurulabilir kapsülde de sıkıntılar bitmiyor (Çelik ve plastiği denedim). Hazır kapsüllerin içindeki kahveyi hangi kalınlıkta öğütüp ne kadar basınçla tamperledilerse doldurulabilir kapsülde hiçbir şekilde o ayarı tutturamadım. Ya kahve akmıyor ya da su gibi akıyor. Tam ayarını tutturdunuz diyelim, bu seferde hazır kapsül kadar kahve alamıyorsunuz çünkü doldurulabilir kapsüllerin et kalınlığı fazla olduğu için kahve kapasitesi az.

 

Özetle kapsüllü makine alacaksanız maliyet hesabı yapmamanız lazım. Maliyet hesabı ön planda ise kapsüllü almamanız lazım. Çünkü maliyet düştükçe kalite katlanarak düşüyor. Nespresso'nun orijinal kapsüllerini kullanırsanız evde Starbucks ayarında veya tam otomatik kahve makinesi ayarında kahve içersiniz ama eve orta seviye espresso makinesi alırsanız hem uzun vadede maliyeti bundan az olur hem de içtiğiniz kahvenin kalitesi daha yüksek olur. Burada tercihinizi belirleyecek unsurlar buna ne kadar zaman-bütçe ayırabileceğiniz ve kaç kişi yaşadığınız aslında.

 

İki-üç kişiden fazla yaşıyorsa evde önermem çünkü su tankı küçük. Maliyet ön planlı bir makine arıyorsanız yine önermem çünkü kaliteli kapsüller çok pahalı. Zamanınız çoksa yine önermem çünkü buna vereceğiniz paraya çok az daha ekleyip giriş seviyesi bir espresso makinesi alıp biraz zaman harcayarak daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

 

Ben tamamen pratiklik ve çalışırken yerimden kalkmadan kahve yapabilmek için bunu alıp çalışma masamın köşesine koydum. Alırsanız makinenin ve yaptığı kahvelerin (Nespresso kapsül kullanmak şartıyla) kalitesi sizi tatmin edecektir; fakat dediğim gibi önceliğiniz maliyet ise kapsüllü kahvelere hiç bulaşmayın.

 

Almaya karar verirseniz kesinlikle Anneler Günü, Yılbaşı vs gibi özel günleri bekleyin çünkü o günlerde atıyorum makine alana 5 kutu kahve bedava gibi kampanyalar oluyor.

 

Ürüne genel puanım 9/10, bir puanı su tankının küçüklüğünden kırdım. Maliyetine bir şey diyemiyorum çünkü ekonominin hali belli. Kapsül fiyatlarından puan kırmak doğru olmaz diye düşündüm.

 

Aklınıza takılan her ne olursa lütfen sorun, elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 14
  • megadeth @megadeth

    "Klasik espresso makinesiyle elbette aynı olmuyor fakat getirdiği hız ve pratiklik bu farkı bence kapatacak nitelikte."

    Burayı anlayamadım doğrusu, ben evde Siemens EQ300 kullanıyorum, direk çekirdekten tam otomatik bir şekilde Espresso yapabiliyor, süt de köpürtebiliyor. Süt köpürterek hazırladığımda bile işlem gayet kısa. Pratiklik konusunda da daha pratiği nasıl olabilir bilemiyorum. Bardağı altına koy, tuşa bas, kahve hazır 🙂 Sütlü istiyorsam bardağıma biraz süt koyuyorum o kadar.

    Üstelik Siemens tabii ki daha pahalı bir makine ancak bir bardak kahve çok daha ucuza geliyor. 1 kilo çekirdekten kaç bardak kahve çıkıyor hiç hesaplamadım ama baya uzun bir süre gidiyor (eşim de ben de günde 3'er bardak içeriz ortalama). En son 25 Mayıs'ta 1 kilo kahve almışım, güzel bir indirimle aldığım bu kahve şu an 150 liralara satılıyor (ben 99'a almışım). Paketin yarısından biraz daha az kısmı halen daha duruyor.

    Bardak başı maliyeti çok ama çok fazla bence.

    Bu arada güzel bir inceleme olmuş, ellerinize sağlık.

    • KRAK3NN @passenoir

      Vay be, günde 3 bardak çarpmıyor mu? Her şeyin fazlası zarar 😀

    • Coppermine @coppermine

      sanıyorumki klasik tipte espresso makinelerini kastetmiş olmalı. Onlarda öğütülmüş kahveyi pota koy, sıkıştır, makineye tak, kahveden sonra çıkar, çöpe dök, temizle filan zaman alan işler. Gerçi kahve üzerine hizmet veren tüm kalburüstü dükkanlar da hala bu klasik tipte kahve makinelerini kullanıyorlar.

    • megadeth @megadeth

      @passenoir porsiyonları (porsiyon mu denir tam bilemedim) çok büyük değil, klasik bir kahve kupasının anca yarısı kahve üst tarafı tamamen köpük oluyor.

      @coppermine Doğru. Onları kastetmiştir, haklısınız.

    • onimarsynn @onimarsynn

      @megadeth @coppermine'ın dediği gibi klasik anlamdaki espresso makineleri kastetmiştim. Açıkçası ben de tam otomatik makine almayı düşündüm, zaten önceden de Saeco'nun tam otomatik bir makinesini kullanıyordum fakat çalışma odama koymak istediğim için oldukça kompakt bir makine almam gerekiyordu. Piyasada da kapsüllüler haricinde kompakt ve pratik makine maalesef yok. Birde makinenin ısınması dahil bir dakikadan kısa bir sürede kahve hazırlayabildiği için direkt Nespresso'ya yöneldim.

  • lterlemez :) @lterlemez

    Benim de çok istediğim bir şey değildi ama öncelikle granül kahveden bıkmam (ve artık, tadının eskisi gibi olmaması); ikincisi filtre kahvenin ise özellikle sabahları çok uğraştırıyor olması ve üçüncüsü de çok kirlilik bırakması oldu. Ben de Tschibo'dan Caffisimo aldım (ikinci bir tane daha almak istiyordum ama 399 liraya aldığım makine birden bire 800-900 liraya fırlayınca vazgeçtim), kapsül fiyatları da bayağı arttı döviz yüzünden ama çeşitliliği iyi. Bir ara çay ve meyve çayları da getirdi ama tutmayınca geri bıraktılar. Artık Migros'ta da satılmaya başlamadı ama çeşit daha az tabi ki. Benim için en önemli iki unsur, hızlı olması ve az kirletmesi; bir tek bardak kirleniyor.
    Bir ara French Press de denedim ama çok kirli bir içecek kahve, dolayısı ile çok sık ve çabuk temizlemek gerekiyor. Çünkü kahve çok yağlı bir meyve ve yağı her yere işliyor.

    • lterlemez :) @lterlemez

      Bir sürü "ama".... 🙁 ; "ama"ların ülkesi Güzel Türkiye'm...

    • onimarsynn @onimarsynn

      Ben daha önce Tchibo'nun kapsüllerinden içtim, bana bayatı mı denk geldi bilmiyorum ama içtiğim kahve bayattı o nedenle kapsüllülere karşı önyargılıydım. Nespresso'yu internette çok övüyorlar biraz da oradan gaza geldim, birde üzerine Anneler günü kampanyası denk gelince Nespresso aldım. Rahatlık açısından mükemmel bir alet bu kapsüllüler, sadece kapsülleri boşaltıp atık su haznesini suya tutuyorum o kadar. Bu arada kapsül çay satan yerel bir girişim var ama fiyatları 50 liradan başladığı için alıp denemedim.

      Makine ve kapsül fiyatları bana dövizden bağımsız arttı gibi geliyor. Bu makineler 2015 yılında 90 liraydı. Nereden biliyorsun derseniz, ben 2015te espresso makinesi alırken Vatan'daki görevli çocuk bana Nespresso satmaya çalışıyordu. 2019 yılında yine 450-500 lira civarına bulunuyordu sonra bu influencer kitlenin Tchibo cafissimo reklamları yapmasıyla patladı fiyatları. Ben anneme cafissimo almaya niyetlendiğimde kampanya vardı yanlış hatırlamıyorsam 510 liraya geliyordu, iki gün erteledim fiyatı 750 lira oldu ama geçen 2 günde döviz o kadar artmamıştı. Ben o sıralarda influencer kitlede gördüğüm kapsüllü kahve makinesi reklamlarına bağlıyorum bu ani fiyat artışını.

    • lterlemez :) @lterlemez

      @onimarsynn; Evet, talepten de kaynaklandı ama çok artmıyordu. Sonra döviz ve gelen vergiler ile aşırı arttı fiyatları...

  • cestlavie @cestlavie

    10'lu paket en az 30 lira biraz pahalı geldi bana kapsüller. Benim yarı otomatik makine 1-2 dk arası sürüyor bir bardak espresso hazırlaması temizliğiyle beraber. 50 kuruşa geliyor kahve belki daha az.

    • onimarsynn @onimarsynn

      Dünyanın başka yerlerinde ucuz bir alternatif olarak satılan makineler ve kapsülleri maalesef burada daha pahalıya geliyor ama ben tamamen özel bir amaca yönelik aldığım için maliyet konusunu çok düşünmedim. Bana öncelikli olarak pratik ve kompakt bir makine lazımdı. Çalışırken kullanacağım için kahveyi yapmadan önce ve yaptıktan sonra herhangi bir şeyle uğraşmamam gerekiyordu. Tam otomatik makine alsam bu ihtiyacımı karşılardı ama çalışma odasına koyamazdım çünkü çok büyükler. Bu durumda başka alternatifim yoktu, o nedenle kapsüllü makinelere önyargılı olmama rağmen aldım. Benim gibi özel amacı olmayana zaten kesinlikle önermem çünkü uzun vadede tam otomatik makinelerden bile pahalıya geliyor.

onimarsynn paylaştı.

Lenovo G27c-10 1080p 1ms VA 165hz Monitör İncelemesi

Öncelikle monitör ihtiyacım vardı ancak öyle artık 60 hz 75 hz vs istemiyordum. Çünkü 144 hz hatta 120 hz bir ekrana bakınca ve onu bilgisayardan kullanınca 60 hz 75 hz kasıyor takılıyor gibi geliyordu. Bunu da hiç denemeyenler farkedemiyorlar ama cidden bir yan yana denemek görmek lazım. Ve fark öyle böyle değil. Piyasayı araştırınca da en mantıklı kağıt üstünde bu model duruyordu. İşte va panel 165 hz birde curved olunca + amazon'da indirime girince aldım. Yaklaşık 1 aydır kullanıyorum. Kabaca inceleme + deneyimlerimi anlatacağım.

 

Monitörün kabaca teknik özellikleri şöyle;

-1920x1080 çözünürlük

-1500R kavis

-165 hz

-MPRT ile 1 ms

-350 nit parlaklık

-3000/1 kontrast

-Freesync premium destekli

-1*hdmi 2.0

-1* display port 1.2

-1* 3.5 mm ses çıkışı ( hdmi'dan gelen sesi 3.5mm ile iletmesi için )

Diğer bütün özelliklerine https://www.lenovo.com/tr/tr/monitors/g27c-10# buradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle ürün baya büyük bir kutuda geliyor. Bu iyi çünkü kutusu dayanıksız kötü olunca kırılma riski var. Kutu güzel, kutu içeriğinden hdmi 2.0 kablosu işte güç kablosu bunlar çıkıyor. Adaptörlü olması kimine göre daha iyi olabilir ama bence güç devresi içinde olması direkt prizden tek kablo gitmesi daha iyi. İçinden çıkan hdmi kabloyla da 165 hz görüntüyü alabiliyorsunuz. Ha ama ekran kartınız da hdmi 2.0 çıkış kesin olacak yoksa sıkıntı olur. Anakartınızdan apu vs onboard alacaksanız da anakartın üretici sitesinden modeline göre hdmi sürümüne mutlaka bakın. Çünkü bu konuda çok şikayet var. Adam almış monitörü taktım diyor 165 hz olmuyor. Halbuki sonra sorunca söylüyor ekran kartı 7 8 yıllık birşeymiş. E şimdi onun hdmi sürümü eskiyse cihaz ne yapsın ? almadan önce bunları kesin araştırmanız lazım.

 

Renkleri falan gayet hoş siyahları iyi, çünkü ips ekrana bakınca bunun muadili benzer fiyatlarda olan acer'a yönelmiştim onda mesela siyahlarda + siyah sahnelerde videolarda çok kötü görünüyordu.  Alt ve üst barlarda boşluklarda yani filmlerde dizilerde çok bariz belli oluyordu. VA panel almamın da en büyük sebebi budur. Ha tabi ki her VA böyle olacak veya her ips öyle olacak diye bir şart tabi ki yok.

 

Sağ sol üst ve alt açılardan görüntü pek bozulmuyor. Renklerde hafif soluklaşma oluyor ama öyle '' TN PANEL GİBİ NE YA BU '' durumu yok. Ha bir ips tabi ki değil. Ben monitörü tam karşıdan kullandığım için sorun etmedim.

 

Gece karanlıkta ve siyah ekranda parlaklıkta full açık ışık sızması böyle. Gözle tabi ki bu kadar görünmüyor ama curved ve va panel için oldukça güzel. Zaten film dizi vs izlerken alt üst barları da ips panel gibi görmüyorsunuz. Önemli olanda buydu benim için.

 

 

165hz'in etkisi tabi ki oyunlarda anında farkediyorsunuz. Hele fps değeri yüksek oyunlarsa daha iyi oluyor. Forza horizon 4 oynuyorum mesela bu oyunda bile farkedebiliyorum. Keza birkaç tane fps oyunu da denedim o keskinlik işte anında tepki vermesi çok iyi birşey. Oyunlarda özellikle bu yırtılma olayına çok gıcık oluyordum ve o yüzden çoğu oyunu vsync açık sabit 60 fps oynuyordum. Böyle olunca da haliyle ekran kartı daha performanslı olunca 90 100 120 fpsleri görse bile gücü yetse dahi yani e 60'a sabitleniyordu. Freesync bunu engelliyor vsync açmama gerek kalmıyor çünkü yırtılma efekti yok gibi birşey.

 

Ayakta ve en yüksek komunda masadan 15.5 cm'e yakın yükseliyor.

En düşükte 2.5 cm'e kadar ayak iniyor.

 

Bu monitörün bence en büyük fiziki artısı ayağının yukarı aşağı şekilde hareketli olması, ancak tabi ki pivot veya sağa sola dönüş imkanı yok, sadece yukarı ve aşağı fonksiyonu var.

Arkaya doğru monitör 22 derece kalkabiliyor. Öne doğru ise 5 derece inebiliyor.

 

Masanız benim gibi duvarın dibindeyse ve yer sıkıntınız biraz varsa ayağı ile duvardan 21 cm kadar öne geliyor. Almadan önce masanızı mutlaka ölçüp ona göre alın veya vesa bağlantısı var duvara monte de edebilirsiniz.

Şimdi bu curved 1500r olayına da değinelim. Merkez konumdan 21 cm ve en uç konumda ise 24 cm. Yani o curved etkisi beklediğiniz gibi değil. Ortadan yaklaşık köşeye kadar 3 cm sadece curved var o kadar. Çevrenizden saracak öyle oyunun içinde olacaksınız gibi bir etki için baya baya her halde ultrawide böyle 40 50 60 inçlik birşey lazım. Tabi biraz etkisi var ama o kadar çok değil. Ha tabi ki biraz daha bakışı merkezden kolaylaştırıyor ama öyle çok büyük bir etkisi yok.

 

Monitörü ben ortalama 40-50 cm aralığında kullanıyorum. İlk korkumsa ya 27 inç ekrana 1080p çözünürlük az gibi piksel saymayalım ? idi ama o da pek olmuyor. Tabi ki simgelerde kenarlarında tırtık vs oluyor ama yani o kadar abartılacak kadar '' BU NE LAN TÜPLÜ TELEVİZYON GİBİ YAAAA BÖYLE PİKSEL Mİ OLUR LAAAN '' gibi birşey yok. Öyle '' 27 İNÇ NE LA ÇOK BÖYÜKMÜŞ, İŞTE SAĞA SOLA BAKARKEN KAFANI ÇEVİRİYORSUN BOYUN TUTULUYOR '' gibi birşey de yok. Hiç kafa mı da çevirmiyorum bu arada gayet güzel mis gibi kullanıyorum. Belki 32 inç veya yukarısı için birşey diyemem ama 27 inç ve özellikle bu 40-50 cm aralığında takılacaksanız sıkıntı yok. 1080p yani kalender çözünürlüktür. Öyle çok donanımınızı yormaz zorlamaz. 2k gibi 4k gibi sistem düşmanı değildir. 2k monitör alacaksanız bunun muadili zaten 3 bin liralara yakın geziyor. ben bu monitörü ( nisan 2021 tarihi itibariyle )1755 liraya satın aldım öyle düşünün. Hani 2k'a geçeceksiniz eyvallah güzel daha iyi ama e donanım mı yeter ? şuan için oyunlarda öyle 2070 üstü falan takılmanız lazım ki 2k anca tatmin edebilsin. 2k çözünürlükte de 1080p oyun da güzel durmuyor açıkçası. Gene tabi şahsi tercihtir birşey diyemem ama bence 2k için hiç zorlanmayın derim.

 

Kabaca şekline şemal o şu bu değindim. 😀 Ama gelelim asıl olaya ? 165 hz ama nasıl 165 ? harbi 165 mi ? 1 ms demişler de MPRT diye hileyle hurdayla 1 ms imiş. E normali kaç ? meçhul.

Adem Helvacı @ademhelvaci abimiz sağolsun, onun sayesinde gaza gelip dedim ben monitörü açarım arkadaş. Ve açtım. Panelin kodunu öğrendim.

 

Tam model kodu görünüyor. LSM270hp09-t01 şimdi bu panelin özellikleri ne bakalım.

https://www.panelook.com/LSM270HP09_Samsung_27_CELL_overview_43027.html Panelook sitesinden bu özellikler zaten çıkıyor.

Lenovo'nun beyan ettiği gibi panel VA samsung üretimi ve 165 hz bunda bir sıkıntı yok. Ammaaaaaaaaaa Response Time 21 (Typ.)(G to G)

 

21 milisaniye grey to grey nedir arkadaş ? bunu da nasıl anladım ?

 

 

 

Videosunu çektim. Bakın siyahlardan açık yerlere geçişte gördüğünüz gibi böyle yıldız kayması efekti gibi bir efekt oluyor. Ben ilk başta bunu va panelin tipik özelliği sandım ama değilmiş. Hani tamam varmış ama bu kadar değilmiş. 21 milisaniye gecikme değeri mi olur arkadaş ? resmen bu kandırmaca. Tamam bunu noname etiket markası yapar anlarız, deriz ki ya zaten etiket firması kendi üretmiyor ki ? veya ürettirmiyor ki hazır barebone sisteme ekrana vs üstüne logo bastırıp alıyor hop satıyor.

Ama kardeşim bu lenovo, yapmaz dedik. Ama yapıyormuş. Tamam eyvallah panelden veya hz olayından çalmamış yazmış, neyse ama gecikme değerinde baya hile yapılmış. Birde 1 ms mprt diyor zaten orada anlamak lazım mprt ile 1 ms oluyorsa demek ki bunda bir iş var.

 

Neyse bunlar bir yana ben monitörden genel olarak memnunum muyum ? memnunum. Şu hile yüzünden de puanı kırıyorum. Onun harici almak isteyenler olursa önerebilirim.

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 14
onimarsynn paylaştı.

Philips 10000mAh Type-c Powerbank İncelemesi

Philips powerbank'in tam modeli DLP17100CW olarak geçiyor.

 

Kutu üstünde ürünün özelliklerini belirten detaylar yer alıyor.

 

İçinde gayet basit anlatımda olan bir kullanım kitapçığı çıkıyor. Birde 25 cm uzunluğunda micro usb kablosu çıkıyor.

Ürünün yanına 1 adet AA tipte kalem pil koydum kabaca boyutlarını irdelemeniz için yardımcı olacaktır. Çok büyük ve kalın değil tasarımı hoş üstünde çizgili örgülü bir iz var ama çokta hani detaylı görünmüyor. 1 adet açma kapatma tuşu ve içindeki pilinin şarj durumunu gösterdiği 4 adet mavi led ışık var.

Ürünün sol tarafında type-c girişi, giriş diyorum çünkü sadece powerbank'i şarj etmek için kullanılıyor. Yani oradan herhangi bir type-c to type-c kablo ile cihaz şarj edemezsiniz.

Type-c yanında ise 2 adet usb çıkışı ve de micro usb şarj portu var.

Ürünün kabaca tasarımı ve özellikleri bunlar. Kutunun yanında max 2.1 ampere kadar destekli demiş.

Ancak benim testlerime göre usb çıkışından max 1.6 amper güç alabildim. Sağ veya sol usb portu farketmiyor.

Eğer aynı anda 2 tane cihaz şarj edecekseniz 1.6 amper 1.2 ampere düşüyor. Diğer porttan da 0.80 amper güç verebiliyor. Yani bu hesapla da max 2 porttan 2 amper güç verebiliyor.

 

Powerbank'i ise şarj etmek istediğinizde micro usb veya type-c farketmiyor max 2 amper ile kendini şarj ediyor.

Bunların yanı sıra yaptığım testlerde ise 3500 mah dahili bataryalı telefonu tam 2 kere tam şarj edebildi. 2 tam şarjdan sonra da powerbank'i 1 tane led'i yanıp sönüyordu.

Powerbank ise 5v 2 amper ile kendisini 5 saat civarı bir sürede tamamen şarj edebiliyor.

Akıllı saat işte mi band türevi çok az akım çeken cihazlar var. Bunları da alet şarj edebiliyor. Kimi powerbanklerde bu olay yok çok az akım çektikleri için alet anlamayıp kendini kapatıyorken bunda o sorun yok.

 

Şimdi inceleme okey powerbank sonuçta. Ha ama arkadaşım içindeki pilin kalitesi ne ? şarj devresi ne ? lehim kalitesi nasıl ? asıl merak edilen şeyler bunlar. İçinde boktan dandik pil varsa ürün çöp olur birkaç ay sonra vs. veya şarj devresi dandikse ısınır ısınır yanar gider. O yüzden ben içini açıyorum. 😀

 

 

İçi tahmin edebileceğiniz gibi büyük bir bölümü sadece pil. 🙂

 

Powerbank'in pilini ise sadece çift taraflı bant ile kasaya tutturmuşlar. Ve altında da 1260110 3.7V 10000mah 37Wh değerleri yazıyor. https://www.globalsources.com/Lithium-ion-battery/10000mAh-1260110-lipo-battery-1168973151p.htm çok detay yok ama en azından çok dandik bir pil gibi durmuyor. Pil bu arada 1 cm kalınlıkta ağır yani ama işte zamanla kullandıkça kalitesi ortaya çıkacak. Çok adiyse zaten ne adam gibi şarj tutacak ne de ömrü iyi olacak.

 

Şimdi geldik en önemli kısma, şarj kontrol entegresi olarak ip5306 modeli üstünde var.

http://www.injoinic.com/wwwroot/uploads/files/20200221/0405f23c247a34d3990ae100c8b20a27.pdf Buradan datasheet'e ulaşabilirsiniz hani çok kötü değil ama gene de işte idare eder kafasında bir entegre. PCB'nin usblerin vs lehim kalitesi fena değil. Pilden gelen + - lehimi biraz kötü kablo da ince bu arada, pcb üzerinde ise DLP1710-5306 yazıyor. Üretim tarihi ise 2020-04-13 v2.3 imiş. En azından pcb'i üretimi yeni sayılır.

Ürün bu arada şok marketlerde 69.90 liraya satılıyor. Benzeri bu fiyatlarda neler var diye bakındım ama en yakın biraz güven veren birtek xiaomi redmi type-c destekli powerbank'i bulabildim. O da bu fiyat civarında geziyor. Çok ikisi arası ahım şahım fark yok. Hani fiyatına göre fena değil, almayı düşünüyorsanız alabilirsiniz.

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 12
onimarsynn paylaştı.

Arzum Okka Kahve Değirmeni İncelemesi

Merhabalar bir süredir kullanmakta olduğum Arzum Okka kahve değirmeni ile ilgili deneyimlerimi ve incelemesini yazmak istiyorum. Ürün Türk kahvesi değirmeni olarak satılsa da ben filtre kahveler demlemek için satın aldım.

Nitelikli kahvenin en temel iki etkeni iyi çekirdek (doğru kavrulmuş tabi ki) ve bu çekirdeği taze tüketmek. Öğütülmüş kahve satın alarak da taze kahve tüketmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değirmen almamız gereken ilk ekipmanlardan.

Değirmen konusunda karşımıza bir çok çeşitte değirmen çıkıyor. En temelde elektrikli değirmenler ve el değirmenleri olarak ikiye ayrılıyor. El değirmenlerinde ise seramik bıçaklı metal bıçaklı değirmenler var.

Arzumun iddiası seramik bıçakların sağlıklı olması ve kahveyi öğütürken ısınmadığı için kahvenin aromasını koruması. Değirmen temel olarak 4 parçadan oluşuyor çekirdek haznesi, öğütülmüş kahve haznesi, gövde kapağı ve öğütücü kolu.

İlk olarak değirmenin fiziksel yapısında bahsetmek istiyorum. Ürünün en kaliteli parçası öğütüm kolu. Döküm bir malzemeden yapılıp krom kaplanmış bir kol. Oldukça sağlam hissettiriyor. Diğer parçalarda bu kadar kaliteli ve sağlam hissettirse keşke dedim.

Ele aldığımızda avuç içine temas eden bölge kaymaz bir plastik ile kaplanmış. Değirmenin ana gövdesi tutuşu kolaylaştırmak için iç bükey olarak tasarlanmış. Tutması kolay diyebilirim.

Yukarıdan çekirdek haznesine çekirdek koymak için gövde kapağını çıkartmak gerekiyor. Bu kapağın işlevi çekirdekleri öğütürken iç hazneden çekirdeklerin dışarı fırlamasını engellemek.

Öğütülmüş kahvelerin biriktiği alt hazne kaliteli bir malzeme. Maksimum 50 gr öğütülmüş kahve alabiliyor. Alt tarafında kaydırmaz bir pad bulunuyor. İki adet diş var üzerinde çekirdek haznesi ile bu şekilde birleşiyor. Yarım tur çevirmek çıkartmak veya takmak için yeterli. Yerinde sağlam duruyor.

Çekirdek haznesi plastik ve oldukça hafif. İç kısımda öğütümü yapan seramik bıçak, seramik bıçak ile ayar kolu arasında çalışan bir mil  ve öğütücü ayar çarkı yer alıyor. Bu parça biraz daha kaliteli yapılabilirdi diye düşünüyorum. Bakır görünümde olan bir kısımlar ise plastik.

Kullanımı son derece basit. Çekirdek olarak kahveyi haznenin üst kısmına koyuyoruz. Çekirdek haznesinin alt kısmında öğütücü ayar çarkı var. Bu ayar çarkının saat yönün de çevirdiğinizde ince saat yönü tersine doğru çevirdiğinizde kalın olarak öğütüm yapıyor.

Burada önemli olan konu bu ayar çarkının ne kadar çevrileceği. Saat yönünde sonuna kadar çevirdiğinizde sıfır konumunda yani en ince ayarda Türk kahvesi için öğütüm yapıyor. Denemek için orta kavrulmuş Türk kahvesi çekirdeği kullandım. En ince ayarında 10 gr çekirdeği 1.30 dakika da öğüttüm. Öğütüm kalitesi en ince ayarda gayet iyi. Endüstriyel makineler kadar ince pudra kıvamına getirmiyor tabi ki ama ona yakın diyebilirim.

French Press yöntemi ile kahve demlemek için tercih edilecek kahvenin iri taneli olması gerekiyor. Bunun için değirmenin ayar çarkını önce sıfır konumuna sonra da saat yönünün tersinde çevirerek 40 adım ilerledim. 10 gr kahveyi kolu sürekli çevirerek 30 saniye de öğüttüm. Öğütüm kalitesi tatminkar diyebilirim. İri taneli yada çok küçük parçalar var. Fakat değirmenin bir Türk kahvesi değirmeni olduğunu unutmamak gerekir.

Öğütüm kalınlıklarından kısaca bahsetmek gerekirse. Ayar çarkının sıfır konumu Türk kahvesi için. 8-10 klik Mokapot, 15-25 arası V60 ve 25+ Frech Press için uygun. Bu değerler benim bu aralıklarda kahveyi öğütüp denediğim bana göre en uygun aralıklar. Öğütüm ayarları damak tadına ve kahve çekirdeğine göre değişebilir.

Dikkat edilmesi gereken bir kaç husus var. Öncelikle ürünü ilk kullanımda kullanmadan önce boş olarak saat yönünde çevirmek gerekiyor. İçersinde ki seramik tozlarının dökülmesi kesilene kadar çevirmeye devam edin. Ürünü yıkadıktan sonra kullanabilirsiniz. Üreticinin verdiği bir diğer bilgi bulaşık makinesinde kesinlikle yıkanmaması gerektiği. Temizlemek için ise yumuşak bir fırça kullanılmasını tavsiye ediyor.

Son söz.

Değirmen kendi sınıfında yani el değirmenleri arasında uygun bir fiyata sahip. Bunu göz önünde bulundurduğunuzda sizi memnun edecek bir ürün. Türk kahvesi içmek için çok iyi bir seçenek. Öğütüm kalitesi Türk kahvesi için oldukça iyi.

Filtre kahveler demlemek için tatminkar diyebilirim. Comandante kadar pahalı bir değirmen almak istemiyor fakat taze kahveler demlemek istiyorsanız alınabilir. Nitelikli kahvenin en temel iki etkeni doğru kavrulmuş iyi bir çekirdek ve bu çekirdekleri kahveyi demlemeden hemen önce öğütmek  taze olarak kullanmak.

Bu değirmende öğüttüğüm çekirdekler ile Türk kahvesi, V60, Mokapot ve French Press ile kahve demledim.Kısaca en başarılı sonuç verdiği yöntem Türk kahvesi. Yazıyı daha fazla uzatmamak için demleme metotlarında bahsetmiyorum. Bunları ayrı bir yazı da dile getireceğim.

Değirmeni Amazon.com.tr üzerinden satın aldım. Aldığım zaman ki fiyat 250 tl. Güncel fiyatına tekrar bakılmalı. Arzumun 3 yıl garantisini verdiği bir ürün. Değirmende kullanılan parçaların gıda ile teması uygun.

Fotoğrafları İphone11 ile çektim.

Sorularınız olursa yorumlar kısmından sorabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 16