The Last of Us: Remastered

Bazı oyunlar vardır oyuncuyu hikayesiyle etkiler, bazılarıysa oynanışıyla veya grafikleriyle… Tüm mekanikleriyle dört dörtlük olan bir oyunsa çölde bir vaha bulmak gibidir. The Last of Us da bu ender başyapıtlardan biriydi. Bir neslin kapanışı ancak bu kadar başarılı olabilirdi.

Peki neydi The Last of Us’ı bu kadar başarılı kılan? Bu soruya verilecek en doğru yanıt “ne değildi ki” olur herhalde. İçi dolu karakterler, dram yüklü hikaye, oyuncuyu içine alan bir yolculuk, daha önce denenmemiş oynanış dinamikleri, her öğenin oyunun dünyasıyla iç içe olması, çeşitli oynanış etmenleri, içinde beyin olan bir yapay zeka, serbestlik sunan oynanış, harika müzikler ve grafikler… Bir oyunu daha iyi kılabilecek başka ne olabilir ki? The Last of Us bu mekaniklerin her birinde çıtayı zirveye çıkarmayı başarmıştı.

Bu seviyede bir oyunu gönül ister ki herkes oynayabilsin, ancak maalesef öyle bir dünyada yaşamıyoruz. PlayStation 3’ün yeteri kadar başarılı olmaması ve PlayStation 4’ün harika bir başlangıç yapması sebebiyle üçe sahip olmadan dördü alan birçok oyuncu bulunuyor. The Last of Us’ın PS4’e adım atması da bu şaheserin daha çok oyuncuya ulaşması bakımından oldukça önemli.
The Last of Us: Remastered’ın orjinal oyuna içerik anlamında çok fazla şey kattığını söyleyemeyeceğim. Zaten kendisinin öyle bir amacı da yok. Oyun nesiller arası bir yolculuk yaptığı için en önemli yenilik elbette ki grafikler. 1080p desteğiyle birlikte daha kaliteli kaplamalar, ışıklandırmalar, gölgelendirmeler ve iki boyuttan üç boyuta geçen kaplamalar bulunuyor. PlayStation 3 versiyonu bile eski nesle fazla gelen görsellere sahipti. Geliştirmelerle birlikte The Last of us: Remastered tam anlamıyla yeni nesle yakışan bir oyun olmuş. Beklentilerimin üstünde çıkan grafikler sonradan geliştirilmiş olduğunu yer yer hissettirse de genel olarak bakıldığında “ben PS4’e özel bir oyunum” diyor.

Grafiklerden daha çok hoşuma giden bir özellik varsa o da 60 fps’dir. PlayStation 3 ve Xbox 360 döneminde pek az oyunda 60 fps desteğini görmüştük. Hal böyle olunca 30 ile 60 fps arasındaki farkı da zaman zaman unutabiliyoruz. The Last of Us: Remastered, fps farkının ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatır nitelikte. Oyun deyim yerindeyse yağ gibi akıyor. Menüden “30 fps’ye kilitle” seçeneğini aktif hale getirdiğinizde oyuna uzun süre alışamayacağınızın garantisini verebilirim.

Grafikler ve 60 fps’den sonra biraz da oyuna eklenen detaylardan bahsedelim. The Last of Us’a getirilen DLC’ler Left Behind da dahil olmak üzere Remastered’da yer ediniyor. Her ne kadar bu DLC’lerle daha önceden oyuna eklenmiş olsa da, orjinal oyunu üç kez bitirmiş biri olarak yeni özelliklerden en çok ilgimi çeken ‘Gerçekçi’ zorluk seviyesi oldu. Bu zorluk seviyesinde yapay zeka daha zorlayıcı, aldığınız hasar daha fazla ve yağmalayabileceğiniz eşyaların sayısı bir şey üretmeden önce beş kez düşüneceğiniz kadar az. En dikkat çekici olansa ekrandaki arayüzün kaldırılmış olması. Yani mermi sayınızı ve sağlık barınızı göremiyorsunuz. Bu da oyuna daha büyük bir zorluk katıyor.

Remastered ile gelen diğer iki özellikten biri fotoğraf modu. inFamous: Second Son’a da güncellemeyle sonradan eklenen bu özellikle oyunun herhangi bir sahnesini istediğiniz gibi detaylandırarak kaydedebiliyorsunuz. İkinci yenilikse yorumlu sinematik videoları. Oyunun tüm sinematik videolarını yapımcılardan Neil Druckmann, Joel’u seslendiren Troy Baker ve Ellie’yi seslendiren Ashley Johnson’ın değerlendirmeleriyle yeniden izleyebilirsiniz. Sahnelerin nasıl çekildiğini, çekimler esnasında ne gibi duygular yaşadıklarını anlamanız açısından bu videoları izlemenizi tavsiye ederim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 7
  • Eren Şimşek @erensimsek55

    ewt benim kuzenimde var artık onlardan çıkman 🙂

  • Saylam06 @saylam06

    Gerçek bir başyapıt. Bugüne kadar oynadığım oyunlarda MGS3, Silent Hill 3 ve Res Evil 2'yi yerinden ederek zirveye oturdu. PS3 yerine Xbox360 sahibi olduğum için oynayamamıştım. İyiki de oynamamışım. Şimdi 1080p 60fps ile keyfine doyamıyorum. Ana hikayeyi bitirdim ve dlc'lere başlamadan afetzede zorluğunda tekrar başladım. Her gün oynuyorum ve hala doyamıyorum 😀

  • Mustafa Kemal TOKATLI @ulyses

    Oyun çok güzel gerçekten de. Ama noughty dog oyunlarında hep bulunan, zorluğun ve düşman sayısının şeyinin çıkarıldığı bölümler bu oyunda da mevcut. Oyun bitmek bilmez bir ıstırap aslında. Ama bir yandan da merak ediyor oynuyorsunuz. Bitince hem rahatlatan, hem de üzen oyunlar yapıyorlar. Bir parça düşman yoğunluğuna dikkat etseler, bulmaca öğelerine ağırlık verseler daha iyi olacak sanki.

  • KorhanKaradeniz @korhan

    arkadaşlar cahilliğimi bağışlayın bu remastered ps3 teki ile senaryo aynı mı ? yani sadece grafik güncelleştirmesi mi yapıldı ? ps4 almayı düşünüyorum da oyunun hiçbir serisini kaçırmak istemem dlc ler falan

Devil May Cry 4

Playstation2 ile büyük çıkış yakalayan Devil May Cry serisini artık oyunlarla ile içiçe olan her oyuncu mutlaka biliyordur. Özellikle ilk iki oyundan sonra 3. oyunun diğer platformlara da çıkmasıyla birlikte hayran kitlesini bir hayli arttıran DMC serisinin yeni oyunu da başta PS3 özel olarak duyurulsa da daha sonra tüm platformlara çıkacağı açıklanmıştı. Öncelikle PS3 ve XBox360 için çıkmış olan oyun Haziran 2008'de de PC oyuncuları buluştu.

Bildiğiniz gibi Devil May Cry Sparda efsanesine dayalı bir oyun. Sparda efsanesine değinecek olursak; günümüzden iki bin yıl öncesinde karanlık dünya ve insanların yaşadığı dünya arasında bir savaş vardır. Bu savaşı durdurmak üzere iyi tarafı seçmiş olan karanlık dünyadan Sparda tek başına bu uğraşı vererek karanlık dünyanın lideri Mundus'u yenmiş ve onu hapsederek bir efsaneye dönüşmüştür. Oyunumuzun baş kahramanı Dante de annesi normal bir insan olduğu için yarı şeytan yarı insan Sparda'nın melez oğlu.

DMC serisinin şu ana dek dört tane oyunu çıktı. İlk oyunun başarısından sonra 2. oyun her ne kadar ilki kadar sevilmeyip bir çok eleştiriye maruz kalsa da Capcom 3. oyun ile birlikte seriyi tekrar hakettiği yere getirdi diyebiliriz. Şimdi 4. oyuna geçmeden evvel ilk üç oyunu kısaca hatırlayalım.

Devil May Cry

İlk oyun 2001 yılında çıkmış ve çok beğenilmişti. Konusu ise Mallet adasında Mundus'un yeniden güç topladığını öğrenmemizle başlıyor ve onu babamızın veliahtı olarak yenmek üzere Mallet adasına yola koyulmamızla devam ediyordu. Mallet adasında ise 3.oyunda iblisler dünyasına kapanan Vergil ile yani Nelo Angelo ile de karşılaşıyorduk. DMC 1 gerek oynanışı gerekse de aksiyon yapısı ile çok beğenilmişti. Farklı bir tarz yaratan Dante bu oyunla adeta bir ekole dönüştü ve en sevilen oyun kahramanları arasına girmeyi fazlasıyla başardı. Farklı aksiyon yapısı ile büyük beğeni toplayan DMC öyle ki hala PS2 nin en iyi oyunları arasında gösterilir.
Devil May Cry 2

ilk oyunun ardından DMC 2'nin duyurulması gecikmedi. Capcom'un PS2 den elini çekmeye başladığı 2003 yılında çıkan DMC 2 malesef beklenen etkiyi yaratamadı. Oyundaki mekanımız bu sefer şehirdi ve gene dünyayı kurtarmak üzere iblis avına çıkıyorduk. Dante'nin yanında oynanabilir karakter olarak Lucia adlı bir hatun ile de oynayabiliyorduk. Aksiyon ve oynanışı DMC 1 kadar etki yaratamayan DMC 2 , çift dvd olarak çıkmasına rağmen oldukça kısa idi. Bunda Capcom Production Studio'un suçu varmıydı bilinmez ama oyun çok düşük puanlar alarak adeta bir hayal kırıklığına dönüşmüştü.

Devil May Cry 3 : Dante's Awakening

DMC 3, Dante'nin hikayesinin ilk başlangıcını oluşturuyor. Yani DMC 1 den öncesini. Öncelikle oyunun başında Sparda'nın tek oğlu olmadığımızı öğreniyoruz. Dante her zaman ki gibi dükkanında sıradan esnaf gibi müşteri beklerken içeri baya gizemli bir kel adam giriyor ve gözünü Dante'nin babasından yadigar olan Madalyon'una takıyor. Bir dizine atraksiyondan sonra bu keltoş'un kötü tarafı seçen kardeşimiz Vergil'in adamı olduğunu anlıyoruz ve onda da bulunan madalyon ile bu madalyonun birleşmesi sonucu (double dragon :P) Sparda'nın gücüne kavuşulacağını öğreniyoruz oyunun ilerki kısımlarında. Ve bir diğer baba yadigar'ı Rebellion ile silahlarımızı alarak şehrin ortasında beliren gizemli kuleye doğru yola çıkıyoruz. Oyun genel olarak iki kardeşin savaşı üzerine kurulmuş olsa da ilerde öyle bir entrikalar oluyor ki heyecanlanıp oyunu bitirmek için sabırsızlanıyorsunuz. Oyun bir kaç farklı mekan olsa da genel olarak deminde bahsettiğim gibi Temen - Ni - Gru adlı kulede geçiyor

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Watch Dogs

Bir süredir ha geldi ha gelecek diye diye beklediğimiz oyun sonunda çıktı . Evet Watch Dogs ... Ubisoftun üzerinde uzun zamandır çalıştığı yapıt, sonunda oyun severlerle buluştu . 27 Mayısta resmi olarak çıkan oyun , çıkmadan bir kaç gün önce PC,PS3 ve Xbox 360 kullanıcıları için korsan sürümleri sızdırıldı . Ubisoft gerçekten güzel bir oyun çıkardığını düşünüyorum . Haydi birlikte incelemeye geçelim ...

Bu Senaryo Tutar !

Oyunun senaryosu gerçekten çok iyi düşünülmüş ve oyunculara aktarmayı başarmış Ubisoft . Açık dünya olarak pek fazla kaliteli oyun sayamayız aslında . GTA ve Mafia serisi başı çekiyor açık dünya oyunlarında . Senaryo olarak açık dünya oyunlarında bu saydığımız yapımların dışında pek fazla kaliteli oyun yok . Watch
Dogs'ta , GTA ve Mafia serisinin yanında yerini alıyor .

Oyunun konusu Chicago'da geçiyor . Aiden Pearce oyunda ki kullandığımız karakterimiz . Aiden , hack konusunda ustalaşmış bir hacker . Aiden 38 yaşında . Bilgisayar korsanlığı ve ruhsatsız silah bulundurmak suçundan 11 ay hapis yatmıştır .

2003 yılında Amerika'nın kuzey doğusu ve Kanadanın Ontario bölgesinde bir elektrik kesintisi yaşandı . Aslında bu elektrik kesintisi bir arıza sonucunda değil , şehir sistemine virüs sızdıran bir hackerin işiydi . Bu virüs elektrik , su , ulaşım ve endüstri sisteminin tamamen durmasına sebebiyet verdi . Bunun üzerine birkaç şirket birleşerek CtOS(Merkezi İşletim Sistemi)'u oluşturdular . Bu sistem sayesinde birçok şeyin merkezden yönetimi sağlandı . Güvenlik kameraları , trafik lambaları , cep telefonları , ATM'ler ve bütün elektronik cihazlar tek bir sistemden kontrol edilmeye başlandı .

Aiden , bu işletim sistemini kendi yararı için kullanıyor . Bunu sisteme sızarak gerçekleştiriyor . Şehirdeki tüm trafik lambalarını , köprüleri , ATM'leri hepsini elinde ki cep telefonuna daha doğrusu akıllı telefona benzettiğim "Profiler" adlı cihaz sayesinde kontrol ediyor . Bunu yapmasında ki sebep , Aiden ve ailesi geçmişte birileri tarafından saldırıya uğruyor ve yeğeni Lena ölüyor . Aiden bu cihaz sayesinde Lena'yı öldürenleri bulmaya çalışıyor . Oyun sadece konu üzerinden devam etmiyor . Ekstra olarak yan görevler de mevcut . Oyunun başları biraz sıkıcı . Ancak ilerledikçe daha çok zevk alıyor insan .

Şapkalı Hacker !

Aiden tarzı ile dikkat çekiyor . Oyunda uzun pardesüsü ve şapkası ile kendini gizlemeyi başarıyor . Aksiyon sahnelerinde bandanası ile yüzünün yarısını kapatıyor ve iyice tanınmayacak hale geliyor . Ayrıca oyunda bulunan mağazalardan değişik elbiseler alabiliyoruz . Ancak üzülerek belirtmek isterim ki elbise değişikliği konusunda pek detaya inilmemiş . Yani sadece T-shirt giydiremiyoruz . Şapka , pardesü ve pantolon için oluşturulmuş renk kombinlerinden satın alabiliyoruz .

E-Vale Hizmeti

Oyunda hoşuma giden bir detay mevcut . Oyunda bindiğimiz ve kilidi açılan araçları ufak bir miktar karşılığı bulunduğumuz bölgenin yakınına telefonumuz sayesinde çağırabiliyoruz . Ayrıca çağırma menüsünden diğer araçların kilidini para ödeyerek açabiliyoruz . Arabasız kaldığımız yerlerde çok işe yaradığını söylemem gerek .

Oyun İçinde Oyun !

Telefonumuz sayesinde oynadığımız bazı mini oyunlar mevcut . Canavar araba ile zombi gibi şeyleri öldürme oyunu var mesela . Bu tip oyunlar daha da canlandırıyor oyunu . Standart olarak ana konu üzerinden gitmek olmazdı . Böylesi güzel olduğunu düşünüyorum . Ayrıca bu oyunlardan para kazanabiliyoruz bunu da belirteyim .

Gittiğin Yere Dikkat Et !

Oyunun en çok sevdiğim özelliklerinden birisi de tuzaklar . Araba tuzakları hakkında konuşalım önce , insanlar için ise ayrı tuzaklar düşünülmüş . Arabalar için kalabalık bir bölgede trafik ışıklarını hackleyerek bütün yönlerden gelen araçlar için yeşil ışık yakarak o bölgeyi karıştırmak . Yerden çıkan bariyerler mevcut oyunda . Hackledikten sonra yerden yukarı doğru çıkarak o bölgeden geçişi engelliyor . Bazı sokak ve otoparklarda bulunan çivili tuzak sistemi de mevcut . Kaçmak istediğinizde arkadan gelen araca göre zamanlayıp hackleyin , ardından teker patlama sesini duyacaksınız . Kanal patlatma , köprüyü kaldırma , tramvay yolunu kapatma gibi bir çok özellik mevcut oyunda .

İnsanlar için de tuzaklar mevcut . Yerlerde ve duvarlarda bulunan elektrik panolarını patlatarak yakınında ki insanı öldürebilirsiniz . Su vanalarını patlatıp kafasını karıştırabilirsiniz düşmanın . Ayrıca düşmanlarımızın
telefonlarını da hackleyebiliyoruz . Düşmanla mesajlaşma , müzik dinlerken çok yüksek ve kötü bir ses vererek kulağa zarar verme ve en kötüsü olarak düşündüğüm telefonu patlatma özelliği mevcut . Vincin altında bulunan düşmanın üstüne vincin tuttuğu objeyi düşürme gibi bir çok tuzak var . Bu özellikler çok iyi düşünülmüş . Ayrıca yerlere kurduğumuz bombaları uzaktan patlatabiliyoruz .

Hiç Elini Bulaştırma Aiden !

Aiden'in en büyük dostu kameralar . Bir yerde olan olayı kameralar sayesinde kontrol edebilir ve hiç bölgeye yaklaşmadan ve zarar görmeden halledebiliyoruz . Kameralar sayesinde tuzakları etkinleştirebiliyoruz . Bu özellik sayesinde oyundan çabuk sıkılmayacağımı düşünüyorum . Öl , bir daha loading ekranını bekle , yerini tekrardan al gibi şeylerle karşılaşmamak çok güzel .

Yakamı Bırak Polis Amca

Bu tip oyunlarda polisler gerçekten önemlidir . Bazı oyunlarda polisleri pek önemsemiyorlar ve sonuç olarak pek zevk vermiyor oyun . İlk olarak polis zekasını GTA 5'te beğenmiştim . Watch Dogs'un da ondan aşağı kalır yanı yok . Tuzaklar olmasa polisten kesinlikle kurtulamayacağımı düşünüyorum . Oyun içi zekâ çok iyi yapılmış . Polislerden kurtulmak için hızlı sürebilir , tuzakları etkinleştirebilirsiniz veya sakin ve karanlık bir bölgeye aracı park edip içine saklanabilirsiniz .

Yerli Malı Yurdun Malı !

Oyunda bulduğumuz objeleri alarak silahlar oluşturabiliyoruz . Elektronik , yanıcı objeler sayesinde bu silahlar yapabiliyoruz . Bu objeler sayesinde bombalar , tntler , ses vererek dikkat çeken elektronik devler gibi bir çok obje yapabiliriz . Bu silahları yapabilmek için becerileri açmamız gerekiyor . Beceri ağacımızda bulunan Crafting bölümünde bu objelerin ne işe yaradığını görebiliyoruz . Ayrıca çaldığımız arabaların torpido gözlerinden de bu objelerden çıkıyor .

Para Kazanalım Hadi

Para kazanmak çok basit . Görevlerden , insanların telefonlarını hackleyerek , ATM hackleyerek veya mini oyunlar gibi bir çok şeyden para kazanabiliriz . Parayı yemek yemek , elbise almak , araba almak gibi şeylerde kullanabiliyoruz . Paraya dayalı bir oyun olsaydı daha iyi olabilirdi . Hack malikaneleri satın almak gibi şeyler yapılabilirdi . Ama bu bile çok iyi .

Beceri Ağacı

Oyunda , yaptığımız görevler sonrası aldığımız beceri puanları ile Aiden'e yeni beceriler kazandırabiliyoruz . Bu özellikler araba kullanımı , silah yapımı , kavga teknikleri , Profiler'e yeni özellikler ekleme gibi şeyler . Başarılı bir düşünce daha olduğunu düşünüyorum . Görev yaptıkça yeni becerilerin gelmesi çok güzel .

Arkadaşlarımız da Mevcut !

Clara , T-bone gibi karakterler mevcut yapımda . Clara oyunda çok yardımcı oluyor bize . Biraz dikkat ettim de sanırım Aiden'den biraz daha üstün bir hacker . T-bone ayyaş bir delikanlı . Bize oyunda görevler veriyor . Elektronik şeylere meraklı gibi duruyor . Hurdalığında değişik robotlarını göreceksiniz . Bu arada Clara çok güzel 🙂

Grafikler !

Hep oyunu övecek değildik herhalde . Oyunun grafiklerini burada çok kötüleyeceğim . Oyunun fanları bu bölümü okumamasında fayda var . PS3 grafikleri gerçekten çok kötü . Watch Dogs değilde sanki GTA 3 oynuyorum zannettim kendi kendime . Neden böyle bir durum yapıldığını hala anlamadım . PS3'te oynayan arkadaşlar grafikleri görünce soğumuştur benim gibi . Sanırım en iyi grafikleri PC'de veriyor oyun . Yalnız çok iyi görüntü alabilmek için ultra bir sisteminiz olması gerekiyor . PS4 ve Xbox One'de grafikler yine iyi . Ancak PS3 ve Xbox 360 için bir düzenleme güncellemesi verilmesi şart bence . PC'de bulunan araç içi gösterimi PS3'te de yok .

Arabalar ve Kullanımı

Arabalar GTA , Mafia ve birçok oyunda olduğu gibi lisanssız . Bu oyunda lisans bulunmasını isterdim . Düşünsenize BMW E30 ile Claraya gittiğimizi. Çok hoş geliyor kulağa . Şimdi düşündümde gerçekten güzel olurdu . Araç kullanımı pek iyi olmamış . PS3'te joystik kollar sayesinde bu kadar zorlanıyorsam PC'de daha da zorlanacağımı düşünüyorum . Saint's Row serisine benzediğini söyleyebilirim sürüşün . Ancak bunu ufak bir güncelleme ile düzelteceğini düşünüyorum Ubisoft'un .

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sid Meier's Civilization V

Sıratabanlı strateji oyunları dediğimizde oyuncuların aklına gelen en önemli isimlerden bir tanesi Sid Meier's Civilization'dır hiç süphesiz. Uzun yıllardır çıkan Civilization oyunları ve o oyunlar için çıkan genişleme paketleriyle hiç bir zaman oyun dünyasının arka planında kalmadı Civilization serisi. Şimdi ise serinin 5. oyunun 2. genişleme paketi olan Brave New World ile karşımıza çıktı Firaxis Games. Geçtiğimiz ay izlenim sürümü hakkında izlenimlerimizi aktarmıştık, şimdi ise oyun piyasaya sürüldü ve bizler de Brave New World'ü inceleme fırsatına eriştik. Bakalım oyunun piyasaya çıkmış olan tam hali de izlenim sürümündeki kadar iyi mi?

Eğer iyi ve istikrarlı bir medeniyet istiyorsan halkın dediklerine kulak asmalısın!

Brave New World ile oyuna Polonya (Casimir III), Brezilya (Pedro II), Asur (Ashurbanipal), Portekiz (Maria I), Zulu (Shaka), Endonezya (Gajah Mada), Fas (Ahmad al-Mansur), Venedik (Enrico Dandolo) ve Shoshone Kabilesi (Pocatello) olmak üzere oyuna 9 adet yeni medeniyet ve lider ekleniyor. Tüm bu medeniyetlerin kendilerine özel birimleri de oyunda bulunuyor. Bunun haricinde oyuna 2 adet senaryo ekleniyor. Bu senaryolardan birisi Amerika Bağımsızlık Savaşı, bu senaryoda Richmond ve Washington başkentleri arasında yaşanan savaşı oynuyorsunuz ve Kuzey (Union) veya Güney (Confederate) taraftan birini seçerek oyunu oynayabiliyorsunuz. Diğer bir senaryo ise Afrika'nın kontrol altına alınmasına dayanıyor. Sömürgeci devletlerden birini seçiyorsunuz ve Afrika'yı kontrol altına alıp zenginliklerini elde etmeye çalışıyorsunuz. Tabii eklentiler bunlarla sınırlı değil; Partenon, Uffizi, Broadway ve Globe Theater'ın da aralarında bulunduğu 8 adet harika da oyuna ekleniyor. Tabii özgürlük, düzen ve otokrasi gibi yeni eklenen politikaları ve ideolojileri de unutmayalım.

Oynanış açısından oyuna eklenen yenilikler ise şunlar; Brave New World ile oyuna kültür galibiyeti ekleniyor. Artık sanatınızı geliştirerek oyunu kazanabiliyorsunuz. Sanatçılarınız, yazarlarınız ve ressamlarınız tarafından yapılan şaheserleri müzelere, operalara ve kütüphanelere koyabiliyorsunuz ve kültürünüzü büyük bir ölçüde yayabiliyorsunuz. Arkeologlarınız ile geçmişte olan savaşların kalıntılarını ve antik kentlerdeki kalıntıları çıkarabiliyor ve bunlarla kültür seviyenizi yükseltebiliyorsunuz. Kültürü ile diğer medeniyetleri etkileyen ve onlara ilham veren ilk medeniyet ise kültür galibiyetini kazanmış oluyor. Sürekli savaşmaktan sıkılanlar için bu galibiyet türü gerçekten de iyi düşünülmüş, rahat rahat sürekli sanata odaklanarak oyunu kazanabiliyorsunuz.

Brave New World'ün Civilization V'e getirdiği bana göre en büyük yenilik ise dünya toplantısı. Bu toplantılara dünya üzerindeki tüm medeniyetler katılıyor ve önemli konular konusunda oylamalar yapılıyor. Örneğin, olimpiyat oyunlarının hangi medeniyette yapılacağı, dünyanın ana dininin ne olacağı, nükleer silahların kullanım kısıtlaması ve ticaret anlaşmaları gibi... Bu toplantılarda yaptığınız istekler ve oylamalar diğer medeniyetleri de etkiliyor ve size buna göre bir tepki veriyorlar. Ya size dostça davranıyorlar ya da düşmanca bir tavır takınabiliyorlar, dolayısıyla bu toplantılarda ne yaptığınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Brave New World ile oyuna eklenen ve benim en sevdiğim özellik ise ticaret yolları oldu. Artık karavanlar veya ticaret gemileri yaparak istediğiniz medeniyetle veya kendi şehirleriniz arasında ticaret yapabiliyorsunuz. Karavanlar ve ticaret gemileri para kazandırabildikleri gibi dininizi, kültürünüzü yayabiliyor ve size bilim puanları da getirebiliyor. İki medeniyet veya şehir arasında yol uzadıkça kazancınız da artıyor ama yol daha tehlikeli bir hale geldiği için araçlarınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Turizmin de oyuna eklendiğini belirtmek isterim, artık turistik yerler yaparak turist toplayabiliyor ve para kazanabiliyorsunuz. Diplomasi de Brave New World'de geliştirilmiş, artık tek başına olan şehirlerle (City State) ve diğer medeniyetlerle daha detaylı olarak konuşabiliyorsunuz ve anlaşmalar yapabiliyorsunuz. Brave New World ile oyuna eklenen yenilikler ve geliştirmeler tabii ki bunlarla sınırlı değil, irili ve ufaklı pek çok yenilik ile geliyor bu genişleme paketi.

Yapay zeka da Brave New World ile epey geliştirilmiş, bu genişleme paketi ile gelen her türlü yeniliği yapay zeka da kullanabiliyor ve diplomasiyi daha iyi yapabiliyor. Ayrıca biraz daha agresifler, kolay zorluk seçeneklerinde bile tonlarca orduyla size karşı saldırabiliyorlar (bu yüzden eğer oyunda acemiyseniz zorluğu biraz aşağı çekmenizi öneriyorum ilk oyunlarınızda). Yapay zeka konusunda gördüğüm tek eksik barbarların size karşı pasif duruşu oldu, gerçi bu durum paketin izlenim sürümünde ve Civilization V'te de aynıydı. Siz onlara saldırmadan onlar size saldırmıyorlar. Umarım bu sorun ilerde çıkan yamalarla en kısa zamanda düzeltilir zira Civilization V oyuncuları tarafından en çok eleştirilen konuların başında geliyor bu sorun.

Brave New World oyunun çok oyunculu modları konusunda ise pek bir yenilik içermiyor, sadece genişleme paketi çıkmadan Firaxis Games bir yama yayımladı o yama ile Brave New World'e sahip olmasınız bile oyuna 3 adet çok oyunculu mod ekleniyor. Bunlar; "Sequential", "Hybrid" ve "Pitboss" modları. Sequential modunda herkes tek kişilik modlarda oynar gibi yapıyor ve sırayla tur atlıyor, Hybrid modunda ise yine eski çok oyunculu modlar gibi herkes aynı anda tur atlıyor ama savaş zamanlarında sırayla tur atlama oluyor. Son olarak Pitboss modunda ise oyunu oynadığınız kişiler istedikleri zamanda oyuna giriyorlar turlarını yapıyor ve oyundan çıkabiliyorlar, daha sonra ise diğer oyuncuları o kişinin turunu oynadığı bilgisi geliyor ve sonra diğer oyuncular turlarını oynuyorlar. Yani bir nevi oynanış Facebook oyunlarına benziyor. Oyun oynamak için zamanı olmayanlar için gerçekten de iyi bir özellik, turunu oyna ve çık (aynı başını yıka ve çık gibi bir şey). Genel anlamda ise Brave New World'ü ufak tefek sorunlar dışında oynanış açısından çok beğendimi söylemek istiyorum.

MİNİMUM SİSTEM GEREKSİNİMLERİ :
işletim Sistemi: Windows XP / Windows Vista / Windows 7 / Windows 8
İşlemci: Intel Core 2 Duo 1.8 GHz / AMD Athlon X2 64 2.0 GHz
RAM: 2 GB
Ekran Kartı: NVidia 7900 GS / ATI HD2600 XT
HDD: 9.6 GB
DirectX: Version 9.0

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Murdered: Soul Suspect

Hiçbir zaman hak ettiği başarıya ulaşamayan bir oyun teması düşündüğümde aklıma ilk olarak dedektiflik oyunları geliyor. Şimdilerde vasat üstü Sherlock Holmes oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışan bu türe Square Enix’ten yeni bir üye geleceğini duyunca oldukça sevinmiştim. Murdered: Soul Suspect’in bende uyandırdığı ilk izlenim türe yeni bir soluk getireceği yönündeydi, ancak oyun hakkında bazı şüphelerim de yok değildi.

İsterseniz hangi düşüncemin haklı çıktığına gelin hep beraber bakalım.

“Ruhların Peşinde”

Oyunda Ronan O’Connor isimli bir dedektifi yönetiyoruz. Geçmişi hiç de parlak olmayan dedektifimiz bir türlü yakalanamayndan kendini hayalet olarak bulan Ronan yıllar önce kaybettiği eşinin yer aldığı öteki dünyaya henüz an The Bell Killer kod adlı seri katilin peşinden yalnız başına gider. Gelişmelerse kendi ölümüyle sonuçlanır. Ardı gidemeyeceğini, bunu gerçekleştirmek için katilinin kim olduğunu çözmesi gerektiğini keşfeder. The Bell Killer peşindeki maceramız da böylelikle başlar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

ADAWAY

Bu incelemem android telefon uygulamarındaki sıkıcı ve rahatsız eden reklamları engellemeye yarayan bir programdır programın ara yüzü kolay anlaşılır bir şekilde tasarlandığından anlamakta güçlük çekmezsniz. altta verreceğim linkden uygulamayı bilgisarınıza oradan da usb kablosuyla da telefonunuza kurabilirsiniz...

https://f-droid.org/repo/org.adaway_48.apk
!!!uyarı!!!
uygulama root gerektirmektedir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Defiance

Bir tarafta TV dizisi, eğlence sektörünün değişmeyen ismi; diğer yanda ise oyun, eğlence sektörünün yükselişe geçen ismi. TV dizisi ve bir oyun, isimden para kazanmak için geliştirilen o ‘kötü’ oyunlardan başka nasıl bir araya gelebilirdi? Dizi sektörünün önemli ismi SyFy ile MMO piyasasının gediklilerinden Trion Worlds, daha önce denenmemiş bir şeyi denemek için bir araya geldi. Defiance isimli MMO & dizi projesinde bir yandan haftalık olarak dizi yayını yapılacak, diğer yandan da dizide olanlar güncel bir şekilde oyuna aktarılacaktı. Peki SyFy ile Trion, bu projelerinde ne kadar başarılı oldu? Konuya başlamadan önce Defiance’ın temasını ve hikayesini göz ucuyla biraz anlatalım. Defiance, patlak veren bir uzaylı savaşı döneminde geçiyor. Bizleri geleceğin San Francisco’suyla tanıştıran oyunun hikayesinin pek de yenilikçi olduğu söylenemez. Defiance’ın oyun tarafında, savaşın patlak verdiği anda bilim adamı Von Bach’ı bulmak için yola çıkıyoruz. Von Bach, Defiance’ın geçtiği dünyada EGO sistemini geliştiren ve yeni teknolojik silahlar üreten bir firmanın sahibi olarak geçiyor. Merak edenler için söyleyelim, şimdiye kadar Defiance ile TV dizisi arasında herhangi bir bağlantı kurulmadı. Fakat gelecek güncellemeler, TV dizisinde yaşananlara odaklı olarak yayınlanacak.

Geleceği temsil eden bir dünyada geçen Defiance, grafiksel açıdan çok güçlü olmasa da, açık dünya oynanışına sahip olan bir oyun olarak bizi etkiliyor. Oluşturulan silah efektleri ve yaratılan atmosfer grafiklerin hanesine artı puan olarak geçiyor. Fakat grafikler genel manada güzel gözükse de, ayrıntıya indiğimizde rahatsız edici kaplama kalitesi, herhangi bir tepki veremeyen öğeler ve kimi zaman kötü duran animasyonlar da grafik açısından göze batıcı unsurlar arasında yer alıyor. Oyunun grafikleri, bazı kaplama yüklenme sorunlarının haricinde göze batmıyor. Grafiğin haricinde oyunumuzun ses kısmına geldiğimizde, yine ahım şahım bir çalışmayla karşılaşamıyoruz. Silahların sesleri rahatsız edici boyutta değil ama bir silah türü için sadece bir tane ses kalıbının kullanılmış. Örneğin iki tane farklı türlerdeki pompalı silahı kullanırken aynı sesi duyuyorsunuz. Silahların yanı sıra karakter seslendirmelerinde biraz daha iyi iş çıkarıldığını söyleyebilirim. Oyunun ana karakterlerinin seslendirmeleri hem başarılı, hem de özgün bir yapıda.

Sesleri, grafikleri geçtik fakat Defiance’ın kendisini nereden anlatmaya başlayalım? Bir MMO olarak mı tasvir edelim, yoksa tek kişilik oyun olarak mı? Trion Worlds ile SyFy, Defiance’ı MMO-TPS yerine tek kişilik bir TPS olarak tanımlasaymış belki daha olumlu tepkiler alabilirmiş. Fakat işin içerisine MMO türü girince, Defiance bu konuda sınıfta kalıyor. Defiance’ı MMO olarak tanımlamaya iten tek şey, açık dünya temasında geçen bir oyunun sürekli olarak bağlantı istemesi. Bunun dışında oyunda MMO türünden izler bulmak zorlaşıyor. MMO dediğimiz oyunlarda insanlar gruplar kurar, eşya ticareti yapar, eşya üretmeye başlar. Fakat Defiance’da bizi grup kurmaya iten bir şey yok. Defiance’ın dünyasında oyuncuların bir araya gelip craft veya ticaret yapabileceği bir ana mekan yok. Defiance’ın yapısı öyle bir hal almış ki, oynarken tek kişilik bir oyun oynuyormuşçasına devam etseniz hiçbir zorluk çekmezsiniz. Kaldı ki oyunun konsol odaklı tasarlanan arayüzü, bu konuyu daha da zorlaştırıyor. Mesela MMO oyunlarında insanlar konuşur, anlaşır, chatleşir. Fakat Defiance’ın chat barından birşeyler yazmak bile diğer MMO’lara oranla ekstra zahmet istiyor.

Konsol odaklı arayüz demişken, ona da biraz değinelim. Defiance’ın arayüzü tamamen konsol odaklı hazırlanmış. Oyunu PC’de oynayan birisi olarak zor anlar yaşadığımı söyleyebilirim. Örneğin, oyunun ana arayüzünde görevlerinize bakmak için veya matchmakingden oyun bulmak için herhangi bir kısayol yer almıyor. Bunları yapmak için oyunu durdurup EGO menüsüne gidip işinizi halletmeniz gerekiyor, ki bu menü de oldukça konsol kokuyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap