The Last of Us: Remastered

Bazı oyunlar vardır oyuncuyu hikayesiyle etkiler, bazılarıysa oynanışıyla veya grafikleriyle… Tüm mekanikleriyle dört dörtlük olan bir oyunsa çölde bir vaha bulmak gibidir. The Last of Us da bu ender başyapıtlardan biriydi. Bir neslin kapanışı ancak bu kadar başarılı olabilirdi.

Peki neydi The Last of Us’ı bu kadar başarılı kılan? Bu soruya verilecek en doğru yanıt “ne değildi ki” olur herhalde. İçi dolu karakterler, dram yüklü hikaye, oyuncuyu içine alan bir yolculuk, daha önce denenmemiş oynanış dinamikleri, her öğenin oyunun dünyasıyla iç içe olması, çeşitli oynanış etmenleri, içinde beyin olan bir yapay zeka, serbestlik sunan oynanış, harika müzikler ve grafikler… Bir oyunu daha iyi kılabilecek başka ne olabilir ki? The Last of Us bu mekaniklerin her birinde çıtayı zirveye çıkarmayı başarmıştı.

Bu seviyede bir oyunu gönül ister ki herkes oynayabilsin, ancak maalesef öyle bir dünyada yaşamıyoruz. PlayStation 3’ün yeteri kadar başarılı olmaması ve PlayStation 4’ün harika bir başlangıç yapması sebebiyle üçe sahip olmadan dördü alan birçok oyuncu bulunuyor. The Last of Us’ın PS4’e adım atması da bu şaheserin daha çok oyuncuya ulaşması bakımından oldukça önemli.
The Last of Us: Remastered’ın orjinal oyuna içerik anlamında çok fazla şey kattığını söyleyemeyeceğim. Zaten kendisinin öyle bir amacı da yok. Oyun nesiller arası bir yolculuk yaptığı için en önemli yenilik elbette ki grafikler. 1080p desteğiyle birlikte daha kaliteli kaplamalar, ışıklandırmalar, gölgelendirmeler ve iki boyuttan üç boyuta geçen kaplamalar bulunuyor. PlayStation 3 versiyonu bile eski nesle fazla gelen görsellere sahipti. Geliştirmelerle birlikte The Last of us: Remastered tam anlamıyla yeni nesle yakışan bir oyun olmuş. Beklentilerimin üstünde çıkan grafikler sonradan geliştirilmiş olduğunu yer yer hissettirse de genel olarak bakıldığında “ben PS4’e özel bir oyunum” diyor.

Grafiklerden daha çok hoşuma giden bir özellik varsa o da 60 fps’dir. PlayStation 3 ve Xbox 360 döneminde pek az oyunda 60 fps desteğini görmüştük. Hal böyle olunca 30 ile 60 fps arasındaki farkı da zaman zaman unutabiliyoruz. The Last of Us: Remastered, fps farkının ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatır nitelikte. Oyun deyim yerindeyse yağ gibi akıyor. Menüden “30 fps’ye kilitle” seçeneğini aktif hale getirdiğinizde oyuna uzun süre alışamayacağınızın garantisini verebilirim.

Grafikler ve 60 fps’den sonra biraz da oyuna eklenen detaylardan bahsedelim. The Last of Us’a getirilen DLC’ler Left Behind da dahil olmak üzere Remastered’da yer ediniyor. Her ne kadar bu DLC’lerle daha önceden oyuna eklenmiş olsa da, orjinal oyunu üç kez bitirmiş biri olarak yeni özelliklerden en çok ilgimi çeken ‘Gerçekçi’ zorluk seviyesi oldu. Bu zorluk seviyesinde yapay zeka daha zorlayıcı, aldığınız hasar daha fazla ve yağmalayabileceğiniz eşyaların sayısı bir şey üretmeden önce beş kez düşüneceğiniz kadar az. En dikkat çekici olansa ekrandaki arayüzün kaldırılmış olması. Yani mermi sayınızı ve sağlık barınızı göremiyorsunuz. Bu da oyuna daha büyük bir zorluk katıyor.

Remastered ile gelen diğer iki özellikten biri fotoğraf modu. inFamous: Second Son’a da güncellemeyle sonradan eklenen bu özellikle oyunun herhangi bir sahnesini istediğiniz gibi detaylandırarak kaydedebiliyorsunuz. İkinci yenilikse yorumlu sinematik videoları. Oyunun tüm sinematik videolarını yapımcılardan Neil Druckmann, Joel’u seslendiren Troy Baker ve Ellie’yi seslendiren Ashley Johnson’ın değerlendirmeleriyle yeniden izleyebilirsiniz. Sahnelerin nasıl çekildiğini, çekimler esnasında ne gibi duygular yaşadıklarını anlamanız açısından bu videoları izlemenizi tavsiye ederim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Bu ürünle ilgili tüm incelemeler