Kadınlara neden pozitif ayrımcılık uygulanıyor?
Birkaç gönderide kadınlar ve pozitif ayrımcılık konularında yazıldığını gördüm. İlk olarak gönderiye yorum olarak yazmaya başladım, fakat yazı uzayınca daha çok kişiye erişmek için gönderi olarak paylaşmak istedim:
Kadınlara neden pozitif ayrımcılık uygulanıyor?
Çünkü toplumda arka plana itilmiş, dışlanmış ve buna benzer muameleler görmüş cinsiyetler, cinsel tercihler ya da etnik kimlikleri, diğerleri ile eşit konuma getirebilmek için pozitif ayrımcılık gerekiyor. Şöyle düşünelim 15 != -15 (sayıları kafadan attım değerlere çok takılmayın). Eşitsizliğin pozitif olan tarafını erkekler, negatif olan tarafını kadınlar olarak düşünürsek; durumun eşitlenebilmesi için kadın tarafına + değer eklemek gerek. Fakat hayatın içinde matematikteki gibi bir toplama işlemi ile her şeyi halledemiyoruz. Daha hayatın içinden bir konudan örnek vermek gerekirse: Kadın İstihdamı. Bir şirkette erkek çalışanların sayısı 15 ve kadın çalışanların sayısı 5. Yani erkek egemen bir durum söz konusu. Bunun eşitlenebilmesi için kadınlara bir öncelik tanınması gerekiyor. Elbette bu öncelik, "iş için yeterli vasıfı olmasa bile kadın olduğu için işe alalım" anlamına gelmiyor. İş ilanına "... vasıfları bulunan kadın adaylar aranmaktadır" ifadesi eklendiğinde, bu pozitif ayrımcılıktır ve bahsettiğim nedenden dolayı gereklidir. Ancak bu şekilde durum eşitlenebilir. Durum eşitlenince zaten pozitif ayrımcılığa gerek kalmaz. Mevcut eşitliğin korunması için önlemler alınır. Mesela: "Şirketimizde %50 Erkek, %50 Kadın istihadımı oranını korumaya çalışıyoruz" vb. bir ibare ile eşitliğin korunması sağlanabilir.
EKLEME: Kadın istihdamı konusunda örneğimin biraz hatalı olduğunun farkına vardım. Fırsat eşitliği konularında yorum yazan arkadaşlara, bana farklı bir bakış açısı kazandırdıklarından dolayı teşekkür ederim. Konu üzerinde tekrar düşüneceğim.
#8Mart #KadınlarGünü #PozitifAyrımcılık
Ayrımcılığın pozitifi olmaz.
Neden, kadın kötü bir şey yaptığında nasıl bir ayrımcılık yapacağız. Yine, pozitif ayrımcılık yapmayacağız herhalde?
Anlatmak istediğini anladım hocam. Söylediğin şeyden, kendini "cinsiyetçi olmayan erkek" olarak tanımlayan biri olarak ben de rahatsızım. Rahatsız olmamız gerekiyor. Çünkü bizim de payımıza düşen şeyler var ve elimizi taşın altına sokmamız gerek. Kendimizi rahat hissederek, "ben o erkeklerden değilim" diyerek "cavanar erkek" ön-yargısını kıramayız. Programlamadan bir kod ile benzetme yapmışsın hocam oradan devam edeyim:
Kodunda "bug" var hocam. Şöyle ki:
int kadin = -15;
int erkek = 15;
Şu anki durum bu şekilde. Dolayısıyla if (erkek == kadın) koşulu hiç bir zaman sağlanmayacağı için if'in içerisine hiç bir zaman girilmeyecek. Bu "bug"ı fixlemek için, senin kodu bu şekilde değiştirmek gerekiyor:
while(kadin==erkek) {
if (kadin>erkek) { erkek += 1; }
if (erkek>kadin) { kadin += 1; }
}
ki feminizminde savunduğu şey budur. Ulan çok teknik konuştuk be 😀
Hocam söylediklerinde katıldığım noktalar mevcut. Gerçek fırsat eşitliğinin sağlanması konusuna kesinlikle katılıyorum. Şu noktada bir itirazım olacak: "Buyursunlar, dağılsınlar istedikleri her sektöre, tutan yok". Bu şekilde bakıldığında, genç nesilde "hayır sen bu sektörde çalışamazsın, bu erkeklere göre bir iş" şeklinde doğrudan söyleyen pek yok (orta yaşlı ve yaşlı kesimde bu oran yüksek). Fakat "toplumsal normlar"a baktığımızda fazlaca sayıda "kadın meslekleri" ve "erkek meslekleri" şeklinde ayrımlar mevcut. Özellikle aileler ve toplum baskısı kız çocuklarını meslek seçimi konusunda çok etkiliyor. Bu durum, gerçek fırsat eşitliğinin oluşmasına bir engel teşkil ediyor. Şöyle bir kısır döngü var: "X bölümünü erkekler tercih ediyor, kız çocuğumu göndermem" "Kız öğrenciler gelmediği için X bölümünde her erkekler var". Bu sonsuz döngü bu şekilde sürüp gidiyor. Bu döngüyü kırmak için, sizin "çocukları böyle ailelerin elinden kurtaralım" öneriniz her ne kadar şu anki hukuk sisteminde pek mümkün olmasa da, şöyle bir nokta var: Aileler zaten çoğu zaman bu dayatmayı zorla yapmıyor. Küçüklükten beri bileyerek ya da bilmeyerek onu etkileyerek yapıyor. Dolayısıyla bunun tespit edilmesi zor. Fakat yine de söylediklerinizi mantıklı buluyorum. Üzerinde düşüneceğim.
"Pozitf ayrımcılık"tan kastım "kadına otobüste yer vermek" değil. Ben de sadece şu durumlarda yer veriyorum: Tacize uğruyorsa ya da fiziksel bir engelinden/hastalığından dolayı ayakta durmakta zorlanıyorsa yer veriyorum. Ülkenin şu anki durumunda "kadın erkek eşit" gözükmüyor işte sorun burada.
Fiziği ve mental dayanıklılığı el verdiği sürece, kadının yapamayacağı erkek işi yok bence.
Ayrımcılığın pozitifi-negatifi olmaz, ayrımcılık ayrımcılıktır ve kötüdür. Esas olan fırsat eşitliği yaratmaktır. Günümüz toplumunda kadın-erkek fırsat eşitliği de sağlanmış durumdadır (bazı 3. dünya ülkelerini hariç tutuyorum). Kanunda "sen kadınsın şu işe girmen yasak" veya "sen kadınsın şu okula girmen yasak" diye bir durum yok. Bundan sebep, günümüzde -ülkemizde bile- kadınları başbakanlık gibi en yüksek makamlarda bile görmek gayet mümkün. Yani yapmak isteyene, başarmak isteyene bir engel yok.
"Bir işyerinde 50 erkek, 5 tane kadın var; bu işyeri daha fazla kadın çalışan almalı" gibi bir düşünce, aptalca bir dayatmadan başka bir şey değildir. Çalışan seçerken kişinin cinsiyetine, ırkına, görüntüsüne bakılmaksızın seçim yapılmalı ve iş, hakedene verilmelidir. Bunun aksi -hangi bahaneyle olursa olsun- haksızlıktır. Düşünün ki tüm kriterlerini sağladığınız bir iş ilanı gördünüz ama ilan sahibi bu "pozitif ayrımcılık" saçmalığı nedeniyle sadece kadın çalışan arıyor. Doğumdan gelen ve elinizde olmayan bir özelliğiniz nedeniyle dışlanmış oluyorsunuz ve bu da insan haklarına aykırı bir durum.
"Şu işyerinde neden yetrerince kadın yok? bu iş yeri cinsiyetçidir" diye tetikçilik yapanları hiçbir zaman "çöpçüler arasında neden daha fazla kadın yok" veya "kömür madenlerinde neden yeterince kadın yok" derken göremezsiniz. İş kazası kaynaklı ölümlerin %90'dan fazlasının erkek olması da umurlarında değildir. Çünkü bu kişiler ya ikiyüzlü birer yalancıdır yada bu farkındalığa ulaşacak zekada olmayan aptallardır...
İlk paragrafınızdaki konuya yukarıda bir yanıt vermiştim.
İkinci paragrafınızı mantıklı buluyorum ve üzerinde kesinlikle düşüneceğim. Farklı bir bakış açışı kazandırdığın için teşekkür ederim.
Son paragrafta katılmadığım noktalar mevcut, şöyle ki: Her iş yeri için tek tek "x işyerinde neden kadın işçi yok" söylemeye gerek yok ve bu söylemi desteklemiyorum. Bunun yerine "X sektöründe neden kadın işçi yok" söylemi daha genel bir söylem. Benim Feminizm üzerine okumalarımdan anladığım, -vasıfı olduğu taktirde- kadınlar her alanda çalışabilir. İş kazalarındaki ölümlerin %90'ının erkek olması zaten o işlere erkeklerin tercih edilmesinden kaynaklanıyor. Dediğim gibi fırsat eşitliği konusunda tekrar düşüneceğim.
@erenhatirnaz Anlatmak istediğim şu; sağlığı yerinde olan her kadın, bir çöp kamyonunun arkasına asılıp, temizlikçi olarak çalışabilir. Sen bir çöp kamyonunun arkasında kadın gördün mü? Ben 29 yaşındayım, ne gördüm ne duydum. Çünkü bu tür "pis" işler hep erkeklere bırakılıyor, buna toplumsal rol de, kültür de ne dersen de ama kimse "bu sektöre neden kadınlar kabul edilmiyor? Kadınları bu sektörlere yönlendirelim, patronlar bu sektörlere kadınları da alsın" diye yaygara koparmıyor. Çünkü işlerine gelmiyor, çünkü aradıkları şey eşitlik değil. Varsa yoksa "yazılım sektöründe yeterince kadın yok, yeterince kadın yönetici yok" gibi temelsiz bahanelerle kadınlara, sırf kadın oldukları için joker kartı sağlamak.
Ben bilgisayar mühendisliği okudum, 70 kişilik sınıfta 10 tane kız öğrenci vardı. Öte yandan aynı üniversitenin Uluslar arası İlişkiler gibi bölümlerindeki sınıflar %80 kadın dolu. Okuduğum okul yurtdışında ve giriş için herhangi bir sınav gerekmiyor. İsteyen kadın rahatlıkla Bilg. Müh. bölümüne girebilir yani, ama girmiyorlar. Buradaki hiçbir ailenin "kızım yazılımcı olmasın" dediğini sanmıyorum, aksine teşvik bile ederler.
Yazılım sektöründe kadın çalışan sayısının az olmasının asıl sebebi cinsiyetçilik değil, kendileri tercih etmiyor. Hal böyle olunca "sektörün %80'i erkek, pis cinsiyetçiler" diye ortalıkta dolananları tokatlayasım geliyor.
@rasko @ermanyurdakann Söylediğim gibi arkadaşlar: Kadın istihdamı konusundaki örneğimin biraz hatalı olduğunu kabul ediyorum. Bunun üzerinde tekrar düşüneceğim. Yazıya da ekleme yaptım. Tekrardan teşekkür ederim farklı bir bakış açısı gösterdiğiniz için.
Pozitif ayrımcılık modern dünya, diziler ve sosyal medya sağolsun onlar sayesinde oldu maalesef
Kanaatimce pozitif ayrımcılıkların sonu hep kötü olmuştur, en azından ülkemizde. Bölümü bitirenler yapsın diye konmuş sınırlamalar bizi "diploma kiralama" noktasına getirdi. İşverene teşvikler, işyerlerinde gereksiz malzeme alımı, personel alımı oldu ( Eş dost 🙂 ). Gerekli gereksiz şartnameler, kağıt üzerinde verilmiş "18 saatlik" eğitimler oldu. Lisans mezunlarına verilmiş imtiyazlar ülkedeki tuhaf personel profilini doğurdu. ( Mezun olduğu işle akalası yok, başka işede niyeti yok ) Firmalara rahat büyüsünler diye verilmiş imtiyazlar bugünkü firma terörünü kurdu. Belediyeler iş yapsın diye verilmiş imtiyazlar, yolsuzlukları doğurdu. Müşterilere verilmiş imtiyazlar, bazı müşterilerin çakallıkları olarak geri döndü. Yapılcak tek şey, hiçbirşey yapmamaktır. Firmaların kadın dokunuşuna ihtiyacı varsa, kadın personel alacaktır.( Nasıl öğretmenlik, bakıcılık tarzı işlerde kadınlar boy gösteriyorsa ), firmalar zor durumdaysa küçükler batacak geri kalan yaşayacaktır. Doğa kendini dengeleyecektir. Yoksa yarın neden makyaj firmalarında erkek çalışanlar az sonra neden suriyeliler az diye saçmalamada boyut atlarız.
merhaba, fırsat eşitliği sözüne genel olarak katılıyorum,
https://www.gazeteduvar.com.tr/kadin/2019/03/08/akademide-kadin-olmak-1-anne-olduktan-sonra-erkek-direktorum-benimle-tum-iletisimini-kesti/
bakın akademi dediğimiz, eğitimin göreceli olarak yüksek olduğu yerlerden bahsediyoruz bu kurumlarda bile bir ton saçma sapan sorunlar çıkıyor. kadına otobüste yer verme vs gibi davranışları gereksiz pozitif ayrımcılıkları saymıyorum, çünkü bu pozitif ayrımcılık dediğimiz şey toplumun ağzına bal çalmak gibi.
bireyler haklar bakımından eşit olmalı. bir kadının okumasını engelleyecek koşullar var ise onları kaldırmakla mücadele edilmeli. bu bir çok ayrımcılık yapılan grup için de geçerli.
ayrımcılık yapılan gruplar derken engelliler, kadınlar, işçiler, insanları nasıl gruplarsanız gruplayın.
herkese bir birey olarak bakılıp haklarını eşit olarak kullanabilecekleri ortamlar sağlanmalı. konuyla ilgili çok fazla şey yazılabilir.
kendi örneğim üzerinden ilerleyeyim. bir görme engelliyim teknolojiyi güzel kullanırım, bağımsız hareketim var ve istediğim yerlere gidebilirim. yolda giderken işimi kolylaştıracak şeyler var.
mesela sarı çizgiler, asansör kabartmaları, otobüslerin durak isimlerini söylemesi, navigasyon uygulamaları...
bir çok kamu kurumunda, olması gereken yerde sarı çizgiler yok.
şu an için en çok sevmediğim ve beni gıcık eden durum izban halkapınar.
eğer otobüslerde şöförler keyiflerine göre sesli sistemi kapatmasa, izbanın sarı çizgileri düzeltilmiş olşsa bir çok problemim çözülür. hiç bir pozitif ayrımcılığa gerek kalmaz.
Olmamalı bence.