Kısa Dünyanın Uzun Gölgesi
Eskiden bir ağ kurmak, birikim edinmek, sesini duyurmak sabır isterdi. İnsan, emekle, seçimlerle, bazen yanlışlarla yolunu açar; adım adım kendi yolculuğunu örerdi. Yolun kıymeti de bundandı: zorluğu, gecikmesi, içe kapanışı ve açılışı.
Bugünse başka bir düzen hâkim. Sosyal medya, milyonlarca veriyi işleyip saniyeler içinde önümüze hazır bir dünya koyuyor. Sanki bize aitmiş gibi görünen ama aslında başkalarının seçtiği, algoritmaların yönettiği bir dünya. Çoğu insan da bu kolaylığa direnç göstermiyor; merakla, hatta biraz da hevesle kendini akışa bırakıyor.
Kısa videolar —adı üstünde “shorts”— bu dünyanın merkezinde. Bir dakikadan kısa ama dikkatle kurgulanmış, renkleriyle, sesiyle, hızıyla insanı çeken içerikler… Tadı damakta kalan bir lokma gibi. Ama tam da bu yüzden bağımlılık yapıyor. El kaydırıldıkça yeni bir tat, yeni bir uyarıcı geliyor; insanın merakı, arayışı hep diri tutuluyor. Böylece insan, farkında olmadan, bir yolculuğun içinde değil, sadece bir akışın kıyısında sürükleniyor.
Oysa aramak, yolculuğun kendisi, başlı başına bir anlamdır. Kendi yollarını kurmak, yanlış sokağa da sapmak, beklenmedik bir kitapla ya da insanla karşılaşmak… Bunlar arayışın bereketidir. Fakat kısa içeriklerin dünyasında arama eylemi neredeyse gereksizleşiyor. Aradığını değil, sana uygun olduğu düşünüleni buluyorsun. Daha doğrusu sana sunulanı kabul ediyorsun.
Bu kolaylık, insanın dikkatini de dönüştürüyor. Birkaç saniyelik sahnelere alışan zihin, uzun soluklu düşünceye, sabırlı okumaya zor katlanıyor. Yolda olma hâli, derinleşme arzusu giderek anlamsızlaşıyor. Çünkü yolun kendisi artık görünmez hâle geliyor; insana sadece varış noktaları gösteriliyor, üstelik onlar da sahici duraklar değil, akışta bir sonraki ekran parıltısı.
Belki bu nedenle, bugünün en büyük tehlikesi sıkılmamak değil, hiç sıkılamamak. Çünkü sıkılmak bile bir arayışa kapı aralayabilir; insanı kendi içine yöneltebilir. Ama sonsuz bir kısa video zincirinde sıkılmaya fırsat kalmaz. Ve insan, kendini kaybettiğini fark etmeden kaybolur.


Peki bu cihazın asıl işlev gören parçaları omnipure gibi piyasadaki markası belirsiz ürünlere nisbeten biraz daha güven veren bir marka olmasına rağmen http://urun.gittigidiyor.com/ev-elektronigi/bms-tezgahustu-su-aritma-cihazi-filtresi-4lu-set-omnipure-vontron-266035506 (linktede görüleceği üzere 180 lira) Yani işlemciyi ekran kartını filan 180 e bitiriyoruz beyler. kasası yok diye fiyat 1000lira birden düşüyor.
10 lira birşey . Buna hortumlar kelepçeler filan ekledik mi taş çatlasa 250TL tuttu. Depo koyup koymamak da keyfinize kalmış oluyor. Alırsanız o da 70 lira .Gerisi bunlara uygun bir yer bulup güzelce monte etmek ustalığı da siz yaptınız mı. 300TL ye markalı kaliteli su arıtıcınız hayırlı olsun.
TLDR: shorts tad vermiyor.
Sürekli "tetris" filminden minnak minnak sahneler izletiyordu. dün 2 saatimi ayırıp filmi izledim. daha doyurucu bir deneyimdi doğal olarak. herşey de yerine oturuyor bu şekilde.
hap bilgi de aslında bir birikim varsa anlamlı oluyor.
inception filminde de "fikir kök salsın" diye bir sürü zahmete katlanılıyordu, makbulü zahmete katlanmaktır.
Shorts belasından kurtulmak için birşeyler yapmalıyız.