ülkemizde intihar yaşları 15 yaşlarına kadar düşmüş.

ekonomik kriz ya da sınıfsal eşitsizlik gibi ana sebepleri bir tarafa bırakırsak bu kadar küçük yaşlardaki çocuklar yaşama içgüdüsü gibi insanın iliklerine kadar işlemiş olan şeyi nasıl baskılabiliyorlar teorik olarak?

atıyorum benim 14 - 15 yaşlarında hayata karşı neredeyse hiçbir görüşüm yoktu, yani belli şeyleri asla idrak edemiyordum.

belki de o yaşlarda çoğumuz öyle idik, ha belki o günün kültüründen belki de cahilliğimizden.

acaba bu çocuk yaşta intihar olaylarına genel durumun aksine istisnai olaylar olarak mı bakmalıyız?

bakın yaşama içgüdüsünden bahsettim, öyle bir şey ki bir yetişkinin bile o evreye gelmesi ciddi bir süreç. nispeten 14 - 15 yaşında çocuk denilebilecek bireyler bu içgüdüyü nasıl bastırıp hayatlarından vazgeçebiliyorlar?

acaba günümüz şartları mı bireylerin olgunlaşma yaşlarının daha erkene çekilmesine sebep oluyor? bahsettiğim şey bir bireyin bazı şeyleri idrak edebilme yaşı, basit ergenlik durumları değil.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Mafyasus @bobrekus

    Hayatımız hızlı artık, şu anki o yaştaki çocuklar bizim o yaştaki zamanlarımızdan çok daha fazla şey görüyor.

  • berrram @berrram

    Her şeyi çok hızlı tüketebilme imkanına sahip olmak derim ben. Bunun sonucunda da süreç denilen şeyin artık bir zaman kaybı olarak görülmesi, bunun sonucunda da kişiler bir yerden sonra kendini yetersiz ve başarısız görmeye başlıyor. Hele bir de kendini başkaları ile karşılaştıryorken bulmuşsan ve bunu kafaya takmaya başlamışsan ibre artık yaşamaya gerek yok tarafına doğru gidiyor. Ne de olsa artık senin için çok geçtir.

  • 2GB DDR3 64BIT @gt710gaming

    Çok umutsuz kaldığında intihar gerçekten o kadar uzak olmuyor. Çok aşırı umutsuzluğa kapıldığım zamanlarda bana da o kadar uzak gelmiyordu bu düşünce. Ben bile kendime şaşırmıştım. Demek böyle oluyor demiştim. Gerçek umutsuzluğu yaşamadan anlamak zor olabiliyor. Çünkü çoğu kötü durumda olduğumuzda bile içimizde başka şeylerin umutları olabiliyor. Ama her konuda hiç umudunun kalmadığını hissetmek çok başka bişey inanın bana.

    • awacs7n @pesatalim

      evet hocam, bu konuda son derece doğru söylüyorsunuz. kimin ne ile imtihan olduğunu bilemeyiz, bir de hayat öyle bir şey ki bir günde zirveye çıkıp bir günde dibi görebiliyorsunuz.

      bu arada günlük hayattaki olumsuz durumlar ile dibi gördüğümüzde karşılaştığımız olumsuz durumlar arasındaki farkı biliyorum. kimsenin oraya düşmesini istemem.

  • ozeba @ozeba

    Çok fazla etkileşim yaşıyor artık çocuklar. İnternetin yaygınlaşmasıyla insanların gördükleri, öğrendikleri, maruz kaldıkları şeylerin sayısı çok arttı. (Saçma bir örnek veriyorum) Vezüv'ün patladığı haberi beni zerre ilgilendirmiyor ama bunu görüyorum. Eskiden olsa haberim olmazdı. Kişinin varlığını, değerini kendine sorgulatacak şeylere sürekli maruz kaldığını düşün bir de. Bir de ailesi tarafından iyi rehberlik edilemediğini düşün. Şimdi gençlerin büyük çoğunluğu böyle bir kafaya sahip.

    • awacs7n @pesatalim

      aslında bununla ilgili kendi kişisel hayatımda bir örneğim var hocam, çok nadir sosyal medya kullanan birisiyim yaklaşık 2 yıldır. sosyal medya kullandığım dönemlere göre daha olumlu bir insan olduğumu söyleyebilirim gün içinde.

      yani evet, buna bir de anında bir şeylerden haberdar olabilme olasılığı eklenince hayat daha da gariplieşiyor.

  • cgdincer @cgdincer

    Yüz milyonda 1 görülen şey için genelleme yapılamaz. Mutasyon bile çözülmüş değil. Bunlar Görülüyor görülecekte.

  • NOKSYESVS @noksyesvs

    zorbalık arsız çocuklar yüzünden bizim zamanımızdakinden daha yoğun hale geldi. eskiden bir çocuk zorbalık yaparsa önce üst sınıftaki abilerimiz, olmadı toplaşıp biz, o da olmadı öğretmenimiz döverdi. zorbalık falan kalmazdı. şimdi zorba çocukların önünde hiçbir engel yok. ne yaptılarsa yanlarına kalıyor.

    çocuk ve genç yetişkin intiharlarının %90ı akran zorbalığıyla alakalıdır. geri kalan ekonomik problemler yada ailevi problemler aynı sosyal çevredeki çocuklar için üç aşağı beş yukarı benzer oluyor.

    bu zorbalarla tek mücadele çocuğun eğitim hayatını sonlandırmaktan geçiyor. ailesi eğitimli, bilinçli ve mantıklı düşünen tiplerse belki psikologla birşeyler halledilir ama onda bile çok yoğun aile-okul-psikolog-akran işbirliği gerekir. çürük yumurtayı sepetten atmazsan bütün sepeti çürütür.

    ama görülüyor ki bakanlık sadece günah keçisi bulma ve göstermelik müdahalerle "birşeyler yapıyor görünmek için" birşeyler yapıyor. malesef çocuklarımızı kontrollü bir çevrede tutmaktan başka bir çaremiz yok. o da ekonomik gücünüz dahilinde özel okul vb. ile mümkün.

    bu arada özel okullar da leş. kendi kompleksini çocuğuna yansıtıp çocuğu manyaklaştıran çok tip var özel okullarda da. ben olsam çocuğumu açık lise + (seviye grubu olan) dershane + yeteneğinin olduğu bir kursa yazdırarak sosyal çevresini yapılandırırdım.

    yada parayı bastırıp sen joseph, robert koleji vb. "gerçek" kolejlere göndereceksin.

    • awacs7n @pesatalim

      hocam o açıdan bakarsak yine o kadar kontrollü tutmak zor, ha bir de şöyle bir sorun var çok kontrollü olan çocuklar ilerde çeşitli psikolojik sorunlarla boğuşabiliyorlar.

      sabah gönderiyorsunuz okula, ne oluyor ya da ne bitiyor bilmiyorsunuz. ha normal şartlarda zaten standart bir günün geçmesi lazım ama artık özgüvenli diye davar yetiştirilen bir nesil var.

      maalesef bir şeyleri takip edebilmek de zor, sokaklar uyuşturucu kaynıyor. aşağı tüküresim bıyık, diğer taraf sakal.

    • NOKSYESVS @noksyesvs

      @pesatalim zaten bu yüzden dershane+hobilik bir kurs dedim. ikisi de çocuğun sosyal hayatını gayette doldurabilecek düzeyde. oradan edindikleri arkadaşlarıyla da ekstra şeyler tabi ki yapabilir. atıyorum gitar kursuna gittiği arkadaşıyla kurs çıkışı gezip tozamayacak diye birşey yok. tabi ki çocuğun bütün boş zamanlarını bir kurs ile doldurulmasına ben de karşıyım. bazı veliler gerçekten eşeğin kulana su kaçırıyor. anasınıfına giden bir çocuğu bile bale kursu, yüzme kursu, piyano kursununa aynı anda yazdıran manyak veliler var. kastettiğim bu değil. çocuğun yeteneği dahilinde bir kurs ve dershane yeterli. aksine çocğun boş zamanı olmalı ki örneğin rahat rahat kitap okuyabilsin. okumayan bir kişi entelektüel açıdan gelişemez.

      okuldan atılma ve sınıfta kalma geri getirilene kadar özel yada devlet farketmez, çocukların okula gönderilmesine kesinlikle karşıyım. bu şartlar altında çocuğu okula yollamak, kaş yaparken göz çıkartmaktır. insanlar çocukları eğitim alsın diye değil, işteyken birileri oyalasın, başında dursun diye okula yolluyor. okulların ne eğitim ne de öğretim açısından hiçbir işlevi yok aksine zararı var.

  • Hamit ÖZLÜ @hamitozlu

    1. herşeyi hızlıca tüketmeleri ve yaşamaları
    2. zorbalık
    3. sosyal medyanın getirdiği metalaştırılmış mutluluk. Ve beraberinde gelen yoksunluk