Büyük e-ticaret platformlarına bakıyorum da hep satılmış, üzücü bir durum. Hepsiburada kazaklarda, trendyol çinlilerde, n11 birleşik arap emirliklerinde, yani TROY falan derken arada pastayı yabancılar bölüşüyor. Pazarama falan kullanmaya çalışacağım sanırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • OrcunFix @orcunfix

    Adamlar minimum yüzde 20 para alıyorlar iğneden ipliğe ne satılırsa satılsın. Yetmiyor banka visa mastercard vs yüzde 3 ila 5 arası komisyon alıyor. Kabaca yüzde 25 para 1 tane toplu iğne de alsan başkasına haybeye gidiyor. E yetmiyor bunu satan adam kar edecek yani yoksa ticaret olmaz ki ? o da 1 doları 150 liradan sayıyor ona göre kar marjıyla vergisi algısı ıvır zıvırı kargo masrafı ürünün site üzerindeki reklamı vs. hepsini ürün fiyatına katıyor. Bizde burada ondan sonra çinde 10 dolarlık şey burada nasıl 3000 lira diyelim.

  • Makineci @makineci

    Robot süpürge bakıyorum, hb de 36 lira, kendi sitesinde/mediamarkt ta 45 lira..

    En ucuzu hb de 🤔

  • oniki @oniki

    Kredi kartı için alternatif yok, Visa/MC kullanıyorum. Aradığım ürünü bulunca doğrudan satıcının sitesinden kredi kartıyla sipariş veriyorum (kart olduğu için en kötü ihtimal ürün gelmezse paramı geri alabiliyorum). Hatta pek çok kere satıcıya önceden ulaşıp 'bakın şu platformda şu fiyata, şu kadar taksitle satıyorsunuz, bana biraz indirim verin sizden doğrudan alayım' diyorum. Özellikle yüksek fiyatlı ürünlerde win-win durumu oluyor.

  • AB9 @sqn

    Bu yerli işletme sevdası genellikle üretici ile komisyoncuyu birbirine karıştırmaktan kaynaklanıyor. Desteklenmesi gereken aracı değil, üreticidir.

    Yerli e-ticaret platformu veya yerli esnaf dediğimiz yapıların sattığı ürünlerin büyük bir kısmı zaten ithal. Aradaki tek yerli katkı; bizim yurt dışı kaynaklı uygulamalarda yaptığımız "sepete ekle" işlemini toptan yapıp, üzerine kendi işletme maliyetlerini, kâr marjlarını ve şahsi harcamalarını ekleyerek ürünü bize sunmaları. Yabancı platformdan almayıp yerli platformdan veya esnaftan aldığımda yerli sanayiyi desteklemiş olmuyorum, sadece aradaki ithalatçı-komisyoncu ağı finanse ediyorum.

    Tarihsel ve güncel örneklere bakarsak, korumacı yerli sermayenin tüketiciye faydadan çok zararı dokunduğu görülebilir. Yıllarca bu ülkeye montaj sanayi ile düşük standartlı otomobiller satıldı, sermaye belirli ellerde toplandı ancak teknolojik bir birikim veya halka doğrudan bir refah dönüşü olmadı. Bugün de elektronikte "yerli kazansın" dendiğinde, yerli üreticilerin lobi faaliyetleriyle gümrük sınırlarını daralttırıp, düşük kaliteli ürünleri yüksek fiyattan satmak için fırsat kolladığını görüyoruz. Yurt dışı alışveriş limitlerinin düşürülmesi de yine bu komisyoncu işletmelerin lobi faaliyetinin sonucudur.

    Vatandaşın öncelikli amacı verimsiz işletmeleri sübvanse etmek değildir; uygun fiyata kaliteli ürün almaktır. Katma değer sunan, garanti şartlarını sağlayan, iade hakkını lütuf gibi değil kanuni bir hak olarak uygulayan ve vergi yükümlülüklerinden kaçınmayan yapılar rekabet edebilmelidir. İthal bir ürünü, sırf dükkan giderleri ve yüksek kâr beklentisi nedeniyle yurt dışı perakende fiyatının katbekat fazlasına satmaya çalışan verimsiz aracıların piyasadan çekilmesi, tüketici enflasyonu açısından daha olumludur.

    Devlet serbest piyasanın oluşumunu ve rekabeti sağlamalıdır. Teşvik verilecekse, ithal edip satan aracıya değil; dünya piyasasında potansiyeli olan niş sektörlere (örneğin batarya teknolojileri), Ar-Ge süreçlerine ve gerçek üretime verilmelidir. Üretmeyip sadece hazır ürünü transfer eden aracı modelinin savunulacak bir tarafı yoktur. Vatanseverlik, tüketiciyi istismar etmek değildir.

  • cgdincer @cgdincer

    Ülkenin parası böyle hortumlanıyor yurtdışına gidiyor işte. Tl değersiz olur tabi