Cooler Master MasterMouse MM530 İnceleme

Cooler Master MasterMouse MM530 İnceleme

İncelemeyi okumaya takati olmayanlar için video inceleme linkihttps://www.youtube.com/watch?v=sSSVB5M1mKg

Üstün performans, kaliteli yüzey ve ergonominin bir arada bulunduğu Cooler Master MasterMouse MM530 incelemesi diye giriş yapsam abartı olmazdı ama tarzım tam olarak bu değil. Cooler Master geçen nesilde uyguladığı MasterMouse Pro L, S ve Lite S gibi isimlendirmeleri beğenmemiş olacak ki yeni ürünlerinde farklı bir yok izleyerek sadece sayıları kullanmayı tercih etmiş. Peki bu rakamlar ne ifade ediyor? Sizin de tahmin edebileceği gibi bir çok teknolojik üründe uygulanan seviyeyi belirtiyor. Konuyu iyice açar ve markanın kulaklıklarında uyguladığı numaralandırmaya bakacak olursak; MasterPulse MH320 giriş, MH530 orta ve MH750 üst seviye olarak tanımlanmış. Yani inceleyeceğimiz MasterMouse MM530 Cooler Master’ın orta seviye oyuncu faresi konumunda. Ufak bir girizgah yaptığımıza göre ürünün kutusuyla incelememize başlayabiliriz.

Kutu Tasarımı ve İçeriği

Avrupalı üreticilerini Uzakdoğu üreticilerinden ürünlerin kutularına bakarak bile ayırmak mümkün. Cooler Master, klasik bir Avrupa üreticisi gibi gereksiz detaylarla bizleri doğmadan, göz alıcı renkler kullanmadan sade ve bir o kadar hoş bir tasarım ortaya çıkartmış. Ön yüzeyde RGB aydınlatmasıyla “Palm Grip” vurgusu dikkatimi çeken noktası oldu. Kutunun çevre detaylarında ise teknik detaylardan ve sertifikasyonlardan bahsedilirken, açılıp kapanabilir penceresinden ürünün boyutları ve kavraması konusunda fikir sahibi olabileceğimiz bölümü bulunuyor. Bu noktada bileğinizin geleceği noktayı açık bırakmaları ince bir detay olmuş. Açılan pencerenin sol altında ise ürünle alakalı detaylı bir anlatım yapılmış.

Kutu içeriğine bakacak olursak, MM530 dışında yedek skatez ve bir takım bilgilerin yer aldığı dökümantasyon bizleri karşılıyor. Özellikle farenin hareketlerini doğrudan etkileyen teflon altlıklarının yedeklerinin kutu içeriğinde sunulması küçük ama etkili detaylardan.

Tasarım

Cooler Master, eski ürünleri CM Storm Mizar ve kısmen Alcor’un dış kasasını kullanarak daha güncel sensör ve geliştirilmiş plastik malzeme kullanarak bizlere ufak bir nostalji yaşatmayı başarmış. Üst yüzeyinde alışageldiğimiz ABS plastik yerine PBT plastik kullanılmış. Bu tür plastikler oyuncu ekipmanları dünyasında mekanik klavyelerin tuş kapaklarında kullanılmasıyla bilinir ve olduksa sağlam dış yüzeylerdir. Kadifemsi ya da silgimsi olarak tanımladığımız yüzeylerin aksine daha pürüzlü, eli terletmeyen ve temizliği kolaydır. Baş parmak ve serçe parmağın geldiği bölümlere altıgen, petekli kauçuk kaydırmazlar kullanılmış. Gerek tasarıma kattığı pozitiflik gerekse de ele verdiği hissiyat son derece başarılı. Yekpare bir üst yüzey yerine sol ve sağ tuşlar üst yüzeyden ayrılmış.

MasterMouse 530 sadece sağ el kullanımına uygun, ne küçük ne de büyük bi’ mouse. Rakamlarla konuşmak gerekirse; 124,8 mm uzunluğa, 60,4 mm genişliğe ve 40,2 mm yüksekliğe sahip. Palm Grip yani avuç içi tutuş şekli düşünülerek tasarlanmış fakat pençe (Claw) tipine de uygun. Kullanım amacı olarak FPS oyunlarına yönelik. Özellikle FPS oyunlarında çok ağır olmayan ve ekstra tuşlardan arınmış yapılı fareler tercih edilir. MasterMouse 530’da işte tam olarak o tarife uyuyor; kablosuz 101 gram ağırlığa sahip. Kauçuk yapıda ki kablonun boyu ise 1.8 m ve USB 2.0 arabirimiyle bilgisayarla iletişim kuruyor. USB portundaki mor renk dikkatli gözlerden kaçmamıştır. Yeni çıkan ürünleri hakkında bilgi almak için internette araştırma yapanlar, Cooler Master’ın ürünleri için siyah rengin yancısı olarak mor rengini seçmiş olduğunu fark etmişlerdir. Kişisel fikrim, renk olarak çok isabetli bir seçim olmuş. Kablo konusuna tekrar dönecek olursak, özellikle Mouse ile bağlantı noktası ve USB bölümünde kabloya ek bir koruma görememek beni azda olsa endişelendirdi. Bilindiği üzere kablolardan kaynaklı problemlerin büyük bir çoğunluğu ya ürün ile bağlanan noktasından yada USB bölümünde ki bağlantı noktasından sorun çıkartmaktadır. Kevlar (Hafif Karbon Kökenli Mazleme) örgü görmek isteyebilir kullanıcıların büyük bir çoğunluğu fakat kauçuk kablonun hareket kabiliyeti ve hafiflik avantajı örgülü kablolara oranla daha yüksek olmasından dolayı tercih edilmemiş gibi görünüyor.

Tuşlar

Farede 7 adet fonksiyon atanabilir tuş bulunuyor. Sol ve sağ tuşlarında yaygınca kullanılan 20 milyon ömürlü OMRON (OMRON DSFC-F-7N-20) anahtarlar kullanılmış. Basım için gerekli kuvvet Corsair Glaive kadar az Steelseries Rival 600 kadar fazla değil. Basım hissi ise tatmin edici fakat biraz sesli denebilir. Orta tekerlek için şeffaf kauçuk kullanılmış ve yapısı dişli çarkları andırıyor. Kullanımı oldukça keyif verici. Ek olarak tekerleği tuş olarak kullanmak için için gerekli kuvvet Steelseries Rival 600 kadar yumuşak Corsair Glaive kadar sert değil, kısacası olması gerektiği gibi orta karar. Sol bölümdeki iki tuş güzel konumlandırılmış ve istemsiz şekilde basmak imkansıza yakın. DPI değiştirmeye tanımlı olarak gelen iki tuş, mouse üzerinde bulunan en sessiz ve basımı en kolay anahtarları kullanıyor.

Teknik

MasterMouse 530’da 32 Bit Arm Cortex M0 Holtek (HT32F52352) işlemci ve 512kb dahili bellek barındırıyor. Bu sayede yazılımı üzerinden yaptığınız tüm profil kayıtları veya değişikler mouse içinde saklanıyor ve yazılımının kurulu olmadığı başka bir bilgisayarda dahil kayıtlarınızı kullanma imkanı tanıyor.

Sensör

Fare gücünü üst seviye bir sensör olan PixArt PMW 3360 Optik sensöründen alıyor. Herhangi bir yazılımsal yükseltme olmadan organik olarak 12000 CPI çözünürlüğünü destekliyor. Faremiz 250 IPS hıza ve 50 G hızlanma potansiyeline sahip. 1:1 takip konusunda iddialı ve üstün meziyetleri bulunuyor.

Yazılım

Cooler Master MasterMouse 530 oyuncu faremizin ayarlarını özelleştirebilmek için öncelikle Cooler Master Portal’ı bilgisayara kurmamız gerekmekte. Portal yazılımı; Cooler Master oyuncu ekipmanlarının ortak programı. Yükleme işlemi bittikten sonra Portal’ın içinden MM530 için ayrı bir yükleme işlemi yapıyoruz.

Yazılıma ilk baktığımızda 3 ana başlık altında toplandığını görüyoruz; ana kontrol, makro ve kütüphane. Önemli olan tüm ayarlar ana kontrolün içinde bulunuyor. Farenin üzerinde bulunan 7 adet tuşun dışında Scroll tekerleğinin yukarı ve aşağı fonksiyonu dahil tüm tuşlar kullanım senaryomuza göre özelleştirebiliyor. Yaptığımız ayarlamaları 5 farklı profile kaydederek, farenin herhangi bir tuşuna profil geçiş fonksiyonu atamamız halinde hızlı bir şekilde profiller arasında geçiş yapabiliyoruz. Kayıtlı profillerimize karışmaması adına 271x70 piksel çözünürlüğünde görsel yüklenebiliyor.

Yazılımda en dikkat çekici özellik; daha önce ki ürünlerde isimlendirmesi Storm Tactix olarak geçen şimdi ise sadece "TactiX" olarak güncellenmiş fonksiyon. Peki ne bu TactiX ve ne işe yarıyor? Roccat ürünü kullananların "EasyShift" olarak bildiği TactiX özelliği, farenin tek bir tuşuna atanabilen ve atanmış tuşa basılıyken bize ikincil tuş seçeneği imkanı sunan bir özellik. Yani normalde farenin üzerinde bulunan 7 tuşun normal işleviyle önceden tanımladığımız TactiX tuşuyla birlikte basımında ki işlevi farklı oluyor. Bu sayede 7 tuş bir anda 13’e çıkıyor. Bu özelliği kullanarak çok sık kullanmayacağımız LED geçişleri ve profil geçişleri için tuş atamasını TactiX özelliği ile istediğimiz tuşlara atayabiliyoruz.

Cooler Master MasterMouse 530, son yılların modası RGB akımına ayak uydurmuş. Farenin üzerinde 3 kademeli olarak RGB aydınlatma bölümü bulunuyor; scroll tekerleğinde, DPI tuşlarında ve markanın logosu olan altıgen çerçevede. Arka aydınlatma için 7 farklı efekt seçeneği bulunuyor. İsteğimize bağlı olarak komple ışıkları kapatabiliyoruz. Sırasıyla efektler; Statik (Standart), Customize (Özel), Stars (Star-Yıldız ve Sky-Gökyüzü), Color Cycle (Renk Döngüsü), Breathing (Nefes Alma), Multilayer (Çoklu Katman) ve Indicator (DPI Kademesini göstergeci). Kişisel olarak favorim; Color Cycle yani bir çok markada Rainbow olarak da adlandırabileceğimiz renklerinin sırasıyla geçiş yaptığı göze en hoş görünen aydınlatma seçeneği. Üzerinde konuşmayı gerektiren bir diğer seçenekte Multilayer modu. 3 farklı bölüme dileğimiz modu tanımlayarak kullanmamıza olanak tanıyor. Örnek olarak; Scroll tekerleği sabit renk yanarken, DPI bölümü nefes alma modun da ve Cooler Master yazısının altıgen çerçevesi “Color Cycle” şeklinde aydınlanabiliyor. Bu aydınlatma senaryosunu isteğinize göre özelleştirebiliyoruz.

Bir diğer seçenek olan “Sensor” bölümünde, 100 ile 12000 CPI arasında 100’er kademeyle, X ve Y koordinatı için ayrı ayrı değerler verebileceğimiz ve toplamda 4 kademeli ayarlamalar yapabileceğimiz alan bizleri karşılıyor. CPI ayarının hemen alt kısmında USB Raporlama Değerini 125Hz ile 1000Hz arasında değiştirebiliyoruz. Sayfanın sağ bölümünde ise; Açı Ayarı (Angle Tunability), Açı Yakalama (Angle Snapping) ve en önemlisi sensörün yüzeye temas etmeden ne kadar yükseklikten algılayacağını low ve high şeklinde belirleyebileceğimiz Lift off Distance seçeneği bulunuyor. Ayrıca kullandığımız Mouse pad’e göre farenin kalibrasyonunu hızlı bir şekilde yapabileceğimiz seçenekte yazılımın içerisinde bulundurulmuş.

Ana menünün içinde bulunan beşince ve sonuncu seçenekte; farenin hassasiyetini, çift tıklama hızını ve tuşların tepkime süresini ayarlamamızı mümkün kılıyor.

Kullandığım hiçbir mouseda makro kullanmayan biri olarak bu tarz fonksiyonların nasıl kullanıldığını veya hangi amaca hizmet ettiğini çözmekte zorlanıyorum. MasterMouse 530 içinde makro seçeneği elbette ki mevcut ve kullanımı oldukça basit. Kütüphane sekmesinde ise aynı ürünü kullanan bir arkadaşınızdan veya internette bulunan toplulukların paylaştığı profilleri içe aktarabilir; kendi oluşturduğunuz profili dışa aktarıp paylaşabilir veya saklayabilirsiniz.

Performans

(Sol: Corsair Glaive / Orta: Cooler Master MasterMouse MM530 / Sağ: Steelseries Rival 600)

İncelemenin başlarında da belirttiğim üzere MasterMouse 530 yapı itibariyle FPS oyunlarına daha yatkın fakat bu diğer oyunları oynayamazsınız anlamına gelmiyor. E-Spor amacıyla da kullanıma uygun teknolojik alt yapısı mevcut. 3000 CPI seviyelerine kadar 1:1 takibi kusursuza yakın gerçekleştirmeyi başarıyor fakat daha üst seviyelerde hata payı artacağını belirtmeliyim.

Fiyat

Ürünün fiyatı, Cooler Master’ın kendi mağazasında €50 olarak belirtilmiş. Ülkemizde ise an itibariyle en ucuz 194TL’ye bulunabiliyor fakat dolar kurunun hızlı artışı fiyatları etkileyeceği kesin. Eğer almayı düşünüyorsanız elinizi çabuk tutsanız iyi edersiniz.

Artı ve Eksileri

Sıra geldi tamamını öznel fikirlerim olan artı ve eksilerine;

ARTILARI:

  • Fiyatına yapılan yorum kişiden kişiye değişir fakat MM530 PixArt PMW3360 sensör kullanan bir çok üründen daha ucuz olduğu kesin,
  • Üst yüzeyinde ABS plastik yerine kullanılan nemi, yağı, kiri ve tozları rahatlıkla silebileceğiniz PBT plastik malzeme,
  • Genel olarak kullanılan üst seviye malzeme kalitesi,
  • Yan bölümlerinde kullanılan birbirinden farklı derinlikteki kauçuk yüzeyin altıgen tasarımı,
  • Kutu içeriğinden ekstra çıkan teflon altlıklar,
  • Ergonomik yapısı,
  • Avuç içi ve pençe tipine hatta parmak ucu tutuşuna da uygun olması,
  • Üst seviye optik sensör,
  • RGB aydınlatma ve 7 adet efekt seçeneği,
  • Kayıtlarınızı kaydedebileceğiniz işlemcisi,
  • Cooler Master ürünleriyle ortak çalışabilen yazılım desteği,
  • Anlaşılır ve kolay kullanımlı yazılım,
  • Son olarak da TactiX Fonksiyonu

EKSİLERİ:

  • Kişisel olarak tasarımı pek hoşuma gitmedi fakat bunun kozmetik dışında bir eksi tarafı yok,
  • Arka aydınlatma özelliği bulunan birçok marka öncelikli olarak kendi logosunu aydınlatır. Cooler Master’ın logosu da Hexagon yani altıgen çerçevedir fakat Cooler Master yazısı aydınlatmaya dahil edilse göze daha güzel görünen bir sonuç elde edilebilirdi,
  • Kişisel kullanımım için bir eksi olmasa da kimi kullanıcı için örgü kablo olmaması eksi sayılabilir,
  • Kauçuk kablonun fareyle ve USB bölümüyle bağlandığı bölümlere ekstra korumaların kullanılmamış olması ufakta olsa eksi hanesine yazılabilir.

Cooler Master MasterMouse 530’a puanım 8,2 oldu.

Tasarım: 6
Ergonomi: 9
Malzeme Kalitesi: 9
Özellikler: 8
Performans: 8
Fiyat: 9

Bu incelemeden de bu kadardı, Cooler Master MasterMouse 530 uzun zamandır Cooler Master’dan beklediğim kalitede bir oyuncu faresi olmuş. Özellikle rakip markaların benzer özellikteki farelerinden daha uygun fiyata satılıyor olması seçim yaparken işinizi kolaylaştıracaktır.

Bir sonraki incelemede görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Cooler Master MasterPulse MH320 Oyuncu Kulaklık İncelemesi

İNCELEME VİDEOSU: https://www.youtube.com/watch?v=L7biDSwWThs

Fiyatıyla cebi yormayan performansıyla ise tatmin eden Cooler Master MasterPulse MH320 oyuncu kulaklığını inceliyoruz.

Cooler Master’ın özellikle kasalarına ayrı sempatim var ve ciddi anlamda çok güzel ürünler ortaya da çıkartıyorlar. Konu oyuncu ekipmanlarına geldiğinde ise özellikle “Master” adıyla çıkan ürünleriyle biz kullanıcılar tarafından çok beğenildi ve genel anlamda CMStorm dönemine oranla daha başarılı bir grafik çizdiler. İnceleyeceğimiz MasterPulse MH320’de 2017 yılında içinde çıkan MasterPulse MH serisinin giriş seviyesi olarak konumlandırabileceğimiz kulaklığı.

Kutu Tasarımı
MasterPulse ailesinin diğer üyeleri MH530 ve MH750 modellerinde bulunan teşhir penceresinden mahrum bırakılmış olsa da yapı ve tasarım olarak çok benzer yapıda bir kutu tasarımına sahip. Kutu içeriğinden esas elaman dışında bir adette kullanım kılavuzu bulunuyor.

Tasarım
Tasarım konusunda ilk dikkatimi çeken CMStorm Ceres 300 ve 500 modellerini andıran mikrofon yapısı oldu. MasterPulse ismiyle çıkarttıkları diğer kulaklıklarda mikrofon kulaklığın iç kısmında saklı olarak karşımıza geliyor.

Gösterişten uzak, siyah konseptli tasarımı ve her ne kadar hoş görünmesine neden olsa da ürünün fiyatını etkileyen LED’lerden arındırılmış kulaklığının sağ kısmında Cooler Master logosu ve hemen alt kısmında kafesli yapı tasarımını zenginleştirmiş. Sol bölümünde ise kulaklığa sabit şekilde mikrofon bulunuyor. 170 derece yukarı aşağıya oynayabilen mikrofonumuz bu özelliğine ek olarak elastik yapısıyla istediğimiz konuma rahatlıklar getirebiliyoruz. "Bi-Directional" yani çift yönlü ses alabilen mikrofonun uç bölümünde ses patlamaları kesmesi için "Pop Filter" (Ses Filtresi) kullanılmış.

Malzeme
Dış çerçeve de tıpkı diğer Cooler Master kulaklıklarında olduğu gibi çelik malzeme tercih edilmiş. Kalan bölümlerinde ise mat yapıda plastik malzeme kullanılmış. Kafa bandı ise son yıllarda görmeye alıştığımız kendinden ayarlı yapıda ve bu sayede ayar yapmaya gerek kalmadan her kafa yapısına uygun hale gelmiş oluyor. Kafa bandında ve kulak pedlerinde konforlu yumuşak köpüklerden ve dış kısmı suni deriyle kaplanmış malzemeden üretilmiş. (Poliüretan Kumaş) Kulaklıklarda 40mm’lik Neodimyum mıknatıslı dinamik sürücüler kullanılmış. Kulaklık pedleri kulağı içine saran yapıda ve bu sayede ses izolasyonunda oldukça başarılı. Ayrıca kulaklık pedlerinde kullanılan malzeme suni deri olunca uzun süreli kullanımlarında terlemeye neden oluyor. Tabii bu durum bu ürüne ait bir özellik değil, suni deri kullanılan tüm kulaklıklarda olacaktır.

Konfor Ergonomi
Kulaklık kısımları üst seviye ürünlerde görebileceğimiz gibi hareketli değil ama 15 derecelik eğimli yapısı sayesinde kulağın tamamını içine alıyor ve kişisel olarak kullandığım Bloody G501’den sonra MasterPulse MH320 muazzam rahat geldi. Sanki MH320’nin 250 gramlık ağırlığı kafanızda yokmuş gibi hissettiriyor fakat Bloody G501’de 258 gramlık ağırlık 1 - 2 saat aktif kullandıktan sonra kafanızın üzerinde sanki bir tuğla duruyormuş gibi hissettirebiliyor. Bu durum bana ürünün ne kadar ağırlıkta olduğundan daha çok ağırlığın nasıl ve ne şekilde dağıldığının daha önemli olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Kablo ve Kontrolcü
MasterPulse MH320 kulaklığının 2.1 metre kauçuk yapıda kablosunun erişimi oldukça kolay noktasında, ses ayarı yapabileceğimiz ve mikrofonu aktif/deaktif konumuna getirebileceğimiz kontrolcüsü bulunmakta. Özellikle mikrofonu aktifleştirmek ve deaktifleştirmek için yapılmış anahtar oyun oynarken rahatsız edilmeniz durumunda karşı tarafa gitmesinin istemediğiniz sesleri engellememize olanak tanıyor. Kontrolcünün üzerinde Cooler Master logusu bulunması sevdiğim küçük detaylardan. Ufakta olsa bir eleştirimde olacak tabii ki de, mikrofonun hangi kısmı açık hangi kısmı kapalı olduğunu o kadar silik bir şekilde ikonlaştırılmış ki özellikle loş bir ortamda görmek oldukça güç. Aynı durum ses yükseltme azaltma tekerleğinde de bulunuyor.

Kulaklık ve mikrofon için ayrı ayrı 3.5mm Jack girişlere sahip ve kutunun içinden tekliye dönüştürücü kablo çıkmıyor. Yani mobil cihazınızda ya da tek çıkışı olan Notebooklarda kullanmak için ufak bir masraf yapmanız gerekecek. Bu arada kulaklık ve mikrofon Jacklarına aynı renk vermelerinden dolayı portlara takarken ufak bir karışıklık yaşayabilirsiniz.

 

Performans
Kulaklık özellikle oyunlarda oldukça iyi bir performans sunuyor. Stereo ses çıkış verebildiği hesaba katılırsa sunduğu üst seviye konforuyla birlikte oyundaki atmosfere dalıp gidebiliyorsunuz. Rekabetçi oyunlarda da çevrenizde olan biteni çok net bir şekilde sesin nereden ne şekilde geldiğini algılayabilirsiniz. Yine de 7.1 ses çıkışı verebilen bir kulaklıkla karşılaştırmamak gerek. Müzik anlamında ise azda olsa hayal kırıklığına uğradım. Tabii oyuncu kulaklığından stüdyo kulaklığı performansı beklememek gerek ve bu tarz ürünlerin üretim amacı birbirinden farklı.

Mikrofon
Bir oyuncu kulaklığının olmazsa olmazı da mikrofonu. Sesi robotikleştirmeden ve bozmadan düzgün bir şekilde karşıya iletebiliyor. Oyunlar için yeterli seviyede ama gürültü engelleme teknolojisi (Dip sesi engelleyen) olmamasından dolayı dip ses olması gerektiğinden bir tık fazla. Çok büyük sorun olmasa da genel anlamda kulaklık verdiğiniz paranın hakkını veriyor.

Fiyat
Fiyat konusu, Cooler Master MasterPulse MH320’nin en kuvvetli olduğu nokta. Ürün rahatlıkla 170TL civarında bulunabiliyor. Alternatifleri tabii ki de var ama özellikle sunduğu üst düzey konforuyla 200TL fiyatının altında alınabilecek en iyi seçeneklerden bir tanesi olmayı da başarıyor.

Kişisel kullanımım sonucunda kulaklığın artıları;

  • Sunduğu üst seviye konfor,
  • Rakiplerine oranla bütçe dostu fiyatı,
  • Kafa bandının ek ayar gerekmeden rahat bir şekilde kullanılabiliyor olması,
  • Kulağın tamamını saran kulak pedleri,
  • Mikrofonun her yöne ayarlanabiliyor olması,
  • Kablosunda ki kontrolcüde mikrofonu aç kapa fonksiyonu,
  • 250 gramlık hafif sayılabilecek ağırlığıyla uzun süreli kullanıma gayet uygun,
  • Sade ve şık tasarım hatları.

Eksileri ise;

  • MasterPulse MH530 veya diğer MasterPulse ailesinde ki kulaklıklardan daha alt sınıf plastik kalitesi,
  • Mikrofon kalitesinin üst seviyede yeterli olmaması ve beklentimin biraz altında kalması,
  • Kutu içeriğinden yeni nesil notebooklara uyumlu 3 pinli girişleri 4 pine dönüştüren kablonun olmaması.

Genel anlamda F/P anlamında çıtayı yukarıya çıkartmayı başaran Cooler Master MasterPulse MH320 oyuncu kulaklığı, özellikle ekonomik çözümler arayan ve bütçesi düşük kullanıcılara hitap ediyor.

Ürüne genel olarak puanım ise; 7.5

Tasarım: 8/10
Özellik: 6,5/10
Konfor/Ergonomi: 9/10
Malzeme: 6,5/10
Performans: 7/10
Fiyat: 8/10

İNCELEME VİDEOSU: https://www.youtube.com/watch?v=L7biDSwWThs

Bir incelemenin daha sonuna geldik. Bir sonraki inceleme ürününde görüşmek üzere hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Everest Rampage KB-RX92 Commander Mekanik Klavye İncelemesi

Everest Rampage KB-RX92 Commander Mekanik Klavye

Video İnceleme Linki: https://www.youtube.com/watch?v=qXfKEIdl4Nk

(Okumaya takati olmayanlar videoyu da izleyebilir)

Son yıllarda oyuncu klavyesi denilince akıllara, RGB arka aydınlatmalı ve mekanik yapıda ki klavyeler geliyor. Mekanik klavyelerin yıllar sonra bu kadar popüler olmasının temel nedeni tabii ki de oyun endüstrisinin hızla büyümesi ve oyunculara özel lanse edilen ürün grupların türemesi. Aslında mekanik klavyeler benim gibi 90’lı yıllarda bilgisayar denen aletle tanışmış kişilerin ne olduğunu bilmeden kullandığı klavyelerin kendisi ta kendisi. Yıllar geçti ve mekanik klavyeler oyuncu ekipmanı olarak tekrar karşımıza çıktı. Bugün ki inceleme konuğum da bu tarz bir oyuncu ürünü olan Everest Rampage KB-RX92 Commander isimli mekanik klavye.

Her ürün incelemesinde ne kadar gereksiz bir detay bile olsa kutu tasarımı ve sunumu değerlendirmeye aldığım detaylardan oluyor. Aldığım ürünlerin kutularını saklamasını seven biri olarak bu ufak detaylar en azından benim için önemli. Rampage Commander da markanın diğer ürünlerinden de alıştığımız sade ve şık bir kutu tasarımına sahip. Ön yüzeyde markanın logo, ismi ve ürünün model ismi dışında klavyenin büyükçe bir görseli bulunurken çevre detaylarda, bazı kullanıcılar için çok önemli olan Türkçe tuş dizilimi bulunduğuna dair ibare bulunuyor. Kalan bölümde ise klavyede kullanılan Blue Switch detayına, RGB renk desteğine ve metal kasasının bulunduğu bilgileri verilmiş. Arka yüzeyde klavyenin detaylı özellikleri hakkında bir takım bilgilere ve görsellere yer verilmiş.

Kutunun içinde, koruyucu süngerlere sabitlenmiş klavyemiz dışında kullanım kılavuzu ve garanti belgesi bulunuyor. Klavyenin tuşlarını çıkartmak için bir aparat beklerdim maalesef bulunmuyor.

Fiziksel olarak 448mm uzunluğa, 232mm genişliğe ve 45mm de yüksekliğe sahip. Alt kısımda ki yükseltmelerin yüzeye temas edeceği bölümlere kauçuk eklenmesi küçükte olsa hoş detaylardan. Bilindiği üzere mekanik klavyeler membran klavyelere oranla daha ağırlardır. Rampage Commander’ın ağırlığı da 1200gr. Klavyeye sabit, kalınlığı 4.5mm 1.6m’lik kevlar örgü iplik kablo kullanılmış. Klavyenin kablosunun toplamak içinde kabloya sabit şekilde bulunan cırt cırt bulunuyor.

İlk bakışta oyuncu klavyesi olduğunu sinyallerini veren tasarım hatları dikkat çekmeyi başarıyor. Dış gövde için 2mm’lik fırçalı alüminyum tercih edilmiş. Ayrıca Commander’ın dış gövdesinde kullanılan metal malzeme rengi olarak gri ve siyah olmak üzere iki farklı renk seçeneği bulunuyor. Alıştığımız bilek desteklerine göre takıp çıkartılabilen opsiyonel bir bilek desteği bulunmuyor. Klavyeye sabitlenmiş fakat alt bölümde ki gerekli vidaları sökerek çıkartmam mümkün. Tasarımı bilek desteği olmadan kullanılmak pek mümkün olmasa da öyle bir şansımız var. Bilek desteğin alt bölümü yine metal malzemeyle güçlendirilmiş. Özellikle bilek desteğinde kullanılan derimsi görünüm ve ele verdiği his beğenimi kazandı. Tabii ki de kullanılan malzeme deri falan değil bildiğimiz plastik. Metal gövdesinin bilek desteğine uzanan kısmında ki sabit lacivert arka aydınlatmalı Rampage logosu tasarımının çizgiselliğini bozarak klavyeye hareket kazandırmayı başarmış.

104 tuşlu klavyenin en dikkat çeken özelliği, bildirim ışıklarının hemen ön bölümüne yerleştirilmiş iki adet USB 2.0 portu. Klavyeyi kullandığım süre boyunca aktif olarak kullandığım portlar özellikle bilgisayarında yeterli sayıda USB portu olmayanların yardımına koşuyor. USB ile veri aktarmak için hız konusunda pek uygun olmasa da, telefon şarj etmek veya özellikle yaz aylarında USB’li mini fanlar için çok kullanışlı. Bu portları farklı amaçlar içinde kullanmak mümkün, mesela kablosuz mouse kullananlar için nano USB adaptörlerini takabilirler.

Rampage Commander, kutusunda da belirtildiği üzere Türkçe tuş dizilimine uygun bir mekanik klavye. Fakat bu işlem için orijinal tuş dizilimini Türkçeye çevirmek yerine tuşların alt bölümüne Türkçe karakter ve fonksiyonları eklemeyi tercih etmişler. Kullanım anlamında hiçbir sorun teşkil etmese de her tuş için özel bağlanmış arka aydınlatmalarda Türkçe karakterler aydınlatmaya dahil olamıyor. Keşke Commander’da da Rampage’in diğer ürünlerinde gördüğümüz gibi Türkçe keycapler kullanılsaymış.

Rampage Commander’da mekanik anahtar olarak, uygun fiyatlı olarak bilinen 50 milyon basım ömürlü Outemu Blue Switch kullanılmış. Fakat daha önce kullanmış olduğum Outemu Switchlerden farklı olarak Commander’da “Dustproof” olarak geçen Türkçe karşılığı toz geçirmez modeli kullanılmış. Çoğumuzun da bildiği üzere mavi renkli switchler ünlü klik sesisyle en gürültülü anahtarlardır ve özellikle yakın çevrenizde birileri varsa klavyenin çıkarttığı bu sesi pek hoş karşılamayacaklardır. Şunu da belirtmeliyim ki Outemu Blue Switch en popüler mekanik klavye markası olan Cherry’nin Blue switchine oranla daha gürültüdür. Tür olarak “Clicky” türünde, aktifleşme noktası ve atlama noktası dediğimiz iki farklı yolculuk evresi bulunmaktadır. Aktifleşmek için gerekli güç 50Cn yani 50grama denk gelmektedir. Özellikle yazı yazarken büyük keyif almama rağmen çıkarttığı sesten dolayı tercih etmediğim bir switch olsa da sevenin çok olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Klavyenin şuan için sadece blue switchli seçeneği olsa da diğer modelli türlerinin gelebileceğinin haberinin vermiş olayım.

Bir oyuncu klavyesinde çoklu basım desteğinin bulunmasını beklemek hata olmaz heralde. Rampage Commander’da da Anti Ghosting desteği 26 tuşa kadar bizlere sunulmuş. Açıkçası tüm tuşlarında bu özelliğin olmasını beklerdim ama 26 tuşta yeterli olacaktır.

Rampage Commander’ın tahmin edebileceğiniz üzere bir yazılımı bulunuyor. Yazılımını desteksegment.com sitesi üzerinden, ürün arama kısmından klavyenin model ismini yazarak ürüne ait sayfadan indirebilirsiniz. Yazılımıyla bizlere üç farklı profil imkanı sunulmuş ve bu profilleri kendi ihtiyacına göre değiştirmeniz mümkün. Her üründe karşımıza çıkan USB rapor süresi Commander’da da 8ms (125Hz) ile 1ms (1000 Hz) olmak üzere 4 kademeli olarak değiştirebiliyoruz. Makro kayıt ekranından dilediğiniz kaydı yaparak dilediğiniz profilde dilediğiniz tuşa kayıtlarınızı atayabiliyoruz. Tuşlara yazılım içerisinde bulunan komutları ekleyip, tuşların yerlerini değiştirme şansına da sahibiz. Yaptığımız kayıtlar klavyenin içerisinde bulunan “EEPROM” (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory) belleğe kaydediliyor ve klavyeyi farklı bir cihazda kullanmak istediğinizde kayıtlı profillerinize ulaşabiliyoruz. Bu tarz özellikler her zaman olduğu gibi benim işime yaramasa da yarayan birileri çıkacaktır.

Ramgape Commander’da oyuncu ekipmanlarında özellikle son dönemlerde olmazsa olmazı RGB aydınlatma desteğinin olduğunu belirtmiştim. Klavyenin içerisinde hazır olarak 18 adet mod bulunuyor ve isterseniz de kendi modunuzu da özelleştirebilirsiniz. Modlar arasında geçişi klavye üzerinden FN ve "Insert", "Home", "Page Up", "Page Down", "End" ve "Delete" tuşlarıyla yaparken daha basit yolu olan yazılımı da kullanabiliyoruz. Arka aydınlatmanın ışık şiddetini yine klavye üzerinden kısıp ve açmak mümkün. Bu işlem için FN ile yön tuşlarından ileri ve geri tuşlarını kullanıyoruz. Modların desteklemesi halinde yönünü yön tuşlarından sol ile değiştirirken renk geçişini sağ tuşla yapabiliyoruz. Hız ayarını da klavye üzerinden yapmak mümkün. Zaten tuşların üzerine ek bir işlemle hangi fonksiyona yaradığı işlenmiş.

Klavyede F tuşlarına tanımlanmış multimedya fonksiyonları bulunuyor. FN ile kombine etmeniz halinde tuşların altında ikonik olarak belirtilen fonksiyonları kullanabilirsiniz. Sol tarafta ki Windows tuşunu da FN+Win tuşuyla kilitleyebiliyoruz. Sağ üst kısımda 4 adet bildirim ışığımızda yerini almış. Bu tür özellikle her üründe olmasından dolayı çok dikkatimizi çekmese de belirtmeden geçmemek lazım. Ek olarak klavyede WASD tuşlarıyla yön tuşlarının yerini değiştirmek gibi garip bir özellikte bulunuyor. Daha önce faklı ürünlerde rastladığım için garipsemedim ama ne işe yaradığını hala çözmüş değilim. Bu işlem için de FN ile W tuşunu kullanıyoruz.

Rampage Commander’ın fiyatı farklı satıcılarda 280₺ ile 310₺ arasında değişmekte. Bir ürün alırken ilk kriterin fiyat olduğunu da düşünürsek Türkiye şartlarında sunduğu özellikler anlamında güzel bir fiyat etiketine sahip olduğunu söyleyebilirim.

Tamamen öznel fikirlerimle hazırladığım artı ve eksilerine bakacak olursak;

Artıları

  • Tasarım hatlarının oyunculara yönelik olması
  • Takma çıkartma gibi bir opsiyonunun olmamasına rağmen bilek desteği
  • Sunduğu özellikler anlamında fiyatı
  • Outemu switchlerinin toz geçirmez modelinin kullanılıyor olması
  • RGB aydınlatma desteği ve bizlere hazır sunulmuş 18 mod
  • Yazılım desteği
  • 2 adet USB 2.0 Portunun bulunması
  • Anti Ghosting desteği, 26 tuşla sınırlıda olsa yeterli olacaktır.
  • Kalın bir örgü kablosunun olması
  • Yükseltmelerinde ek kauçuk bulunması

Eksileri

  • Bilek desteği kullanmak istemeyen veya bilek desteği pedi kullanmak isteyenlere uygun olmaması
  • Kutu içeriğinden tuşları çıkartmak için aparat çıkmaması
  • Artı olarak belirtmiş olsam da N Key Rollover diye adlandırdığımız full basım desteğinin olmaması
  • Türkçe karakterlerin sonradan eklenmesi kullanım konusunda sıkıntıyı ortadan kaldırsa da Rampage’in diğer ürünlerinde ki gibi keycaplerin Türkçe karakterli olan modellerini kullanmamışlar. Örnek olarak Hydra R6’da ki tuşlardan bahsediyorum.

Artıları eksilerine kapatır nitelikte ve çokta abartılacak eksiklikler değiller. Tabii ki de olsaymış hiç fena olmazmış diyebilirsiniz ama emin olun çokta büyük problem değil. Genel anlamda hoşuma giden ve farklı switch modelleriyle de Rampage’in en gözde klavyelerinden biri olmaya aday.

Klavyeye  genel olarak puanım 7.5 oldu.

TASARIM: 8/10

MALZEME: 7/10

ÖZELLİK: 7/10

FİYAT: 7,5/10

Türkiye şartlarında RGB arka aydınlatmalı mekanik bir klavye arayışında olanlar için oldukça uygun bir tercih olacaktır. Bir incelemenin daha sonuna geldik, bir sonra ki incelemelerde görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.

Metinle alakalı yazım hatam veya teknik bir yanlışım varsa lütfen belirtin 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • emrebn @emrebn

    Bu klavye tipinden çok fazla gördüm muhtemelen aynı yerden çıkıp marka basıyorlar. Fiyat olarak bana pahalı geldi. Switchlere çok takılmayanlar için James donkey 610 buldum ben. 170 tl internette fiyatı. Daha tercih edilesi duruyor buna göre. Ayrıca bu dönemde yazılı inceleme yaptığınız için teşekkürler.

    • UmuTzn @umutzn

      Rica ederim 🙂 Aslına bakarsan ürünler evet Çin'de üretiliyor ve genel olarak firmalar sadece ülkeye girmesini sağlıyor ama bunun bana kalırsa büyük bir problemi yok. James Donkey 610 veya Gamepower Warlock Outemu Red veya Blue switch seçenekleri mevcut yani aslında temel olarak Rampage Commander ile aynı anahtarları kullanıyorlar. Klavyeler arasında fark kullanılan metal yüzey kalitesi, arka aydınlatma ve yazılım desteğinde ortaya çıkıyor. James Donkey 610'da bir yazılım desteği bulunuyormu tam olarak bilmiyorum gerçi ama tahminimce yok ve RGB aydınlatma desteği de bulunmuyor. Kullanıcı için sorun değilse daha uygun fiyatıyla tercih edilebilir tabii ki de.

  • Deha Batu @sunedehabatu

    arkadaşlar nasıl makro ataması yapıyoruz ben yapamadım yardımcı olabilecek var mı

LG PH1 Taşınabilir Bluetooth Hoparlör İncelemesi

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=93m7_2HKZfE Yazıyı okumak istemeyen videoyu izleyebilir 🙂 Link atıp kaçanlara inat yazılı incelemeye devam 🙂

Taşınabilir, kompakt ve ergonomik olarak tasarlanmış LG PH1 Bluetooth hoparlörünü inceliyoruz. Ses LG’nin nispeten iddiasının az olduğu bir ürün grubu olsa da LG PH1 marka bilinirliği ve tasarımıyla dikkatimi çekmeyi başardı. Tabii ki de dikkatimi çekmesinin asıl sebebi yakın zamanda BİM ve A101 gibi güncel marketlere kampanya ürünü olarak satılmış olması.

Klasik olarak ürünün kutu sunumu ve tasarımıyla başlarsam, kutu sunumu özellikle fiyat etiketine göre yeterli seviyede. Ön yüzeyde ki şeffaf bölümünden ürünü satın almadan hangi renk de modelini aldığımızı görebiliyoruz. Kırmızı, siyah ve yeşil (Lime) renklerde 3 farklı modeli bulunuyor. Kutunun diğer kısımlarında ürünün LED'li olduğunu, 360 derece ses çıkışı verebildiğini ve içerisinde barındırdığı mikrofonuyla telefon görüşmeleri yapabileceğimiz vurgulanmış. Özellikle LED'li olması ve şeffaf tasarımı beni cezbeden tarafı oldu.

Kutunun içinde hoparlör dışında aleti şarj etmek için orta kalitede 100cm’lik USB’den Micro USB’ye kablo, tamımı Türkçe kullanım kılavuzu, garanti belgesi ve LG servislerinin adres ve telefon bilgilerinin yer verildiği dokümanlar bulunuyor. Maalesef kutudan çıkışı olmasına karşın AUX kablosu çıkmıyor.

Fiziksel olarak piramidal silindir yapıda olan LG PH1’in tepe çapı 81mm, taban çapı 82mm ve yüksekliği 88mm boyutlarında. 1.9 kg (190gr olarak düzeltiyorum) ağırlığıyla taşınabilir olma özelliği de dikkat çekiyor. Fakat SD veya Micro SD kart girişi bulunmaması ve dış kullanım için tasarımının uygun olmaması asıl kullanım yerinin iç mekanlar olduğunun sinyallerini veriyor. Tabi bununla büyük çaplı bir ev partisi düzenlemeniz mümkün değil ama küçük bir arkadaş grubu için yeterli olacaktır.

Giriş çıkış anlamında 3.5mm JAK girişine yani AUX girişimiz ve şarj etmek için kullanacağımız mikro USB girişlerine sıralı olarak yer verilmiş. Bunlara ek olarak ufak bir de mikrofonumuz var.
Silindirik yapıda ki Bluetooth hoparlörün en üst bölümünden ses çıkışı sağlanıyor. Bu sayede ürünün 360 derece ses yayabildiği söyleniyor. Orta bölümde mika plastik malzemeden yapılmış şeffaf yüzey bulunuyor ve ürünün iç kısmını net bir şekilde görebiliyoruz.

Hoparlör kısmı ve şeffaf mika yüzey dışında ürünün kalan kısmında kullanılan plastik, mat dokuda ve kaliteli hissiyatını veriyor. LG PH1’in üzerinde farklı fonksiyonlara yarayan 6 adet mekanik tuş bulunuyor. Gelen aramaları cevaplayıp, sonlandırabileceğimiz ve son arayanı tekrar arayabileceğimiz, dinlediğimiz müziği iki kere art arda basarak değiştirebileceğimiz ya da tek tıklamada durdurup başlatabileceğimiz tuş. Müziğin sesini azaltıp ve arttırabileceğimiz, LED'lerin ışığını açıp ve renk modları arasında geçiş yapabileceğimiz ve son olarak cihazı kullanılabilir hale getireceğimiz güç tuşu yer alıyor. Güç tuşuyla birlikte cihazda ki bluetooth aktif oluyor. Bu işlem sırasında hem LED'li hem de sesli bildiri yapılan eyleme tepki veriyor. Bluetooth bağlantısı özellikle telefonlarla hızlı ve stabil çalışırken, bilgisayar ile bağlamaya çalıştığımda hem bağlanma süresi uzun hem de bağlandıktan sonra kesintiler yaşatabiliyor. Ayrıca menzil mesafesi olarak da araya herhangi bir duvar veya kolon girmediği sürece 10m’ye kadar kesintisiz kullanılabiliyor.

Cihazın iç kısmında farklı 3 renk verebilen 4 adet LED bulunuyor ve bu sayede daha dekoratif bir ürün hissiyatı veriyor. Bu LED'lerde 3 farklı mod tanımlanmış. Bunlardan ilki; Beyaz, yeşil ve kırmızı renklerin sırasıyla geçiş yaptığı ve kişisel olarak en beğendiğim mod. İkincisi; sadece beyaz rengin nefes alarak yanıp söndüğü mod. Üçüncüsü ve sonuncusu çalan şarkıya göre ayak uyduran mod. Sonuncu modda da sadece beyaz renk aktif oluyor diğer yeşil ve kırmızı LED'ler bulunmuyor. Hali hazırda 3 farklı renk aydınlatması varken modlar arasında neden renk geçişi yaptırmadığı konusuna pek anlam veremedim. Yine de günümüzün artık standardı haline gelmeye başlamış olan ışıklı ürün olayına ayak uydurması tasarımına hava katmış.

LG PH1’ın alt kısmında ise yine dairesel yapıda kaydırmaz malzeme kullanılmış. Yani ürünün kaymakla alakalı bir derdi yok ama yine de kullanılan yüzeyde daha sağlam bir duruş sağladığı gerçeğini de değiştirmiyor.

Ürünün içerisinde 300 mAh’lik lityum polimer batarya bulunuyor. LG’nin belirttiği üzere 5 saatlik batarya ömrü ve 3 saatlik şarj etme süresi bulunuyor. Fakat kendi kullanımım sonucunda 5 saatten çok daha fazla bir kullanım süresi sunduğunu belirtmeliyim. Bunun nedeni ürünün pil tasarruf modlarının bulunuyor olması olabilir. Hoparlör 20 dakika boyunca müzik çalmadan duruyorsa ya da müzik çalıyor bile olsa 6 saat boyunca hiçbir tuşa basılmazsa otomatik olarak kendisini kapatıyor. Bu sayede pilini daha uzun süre kullanabiliyor.

Kutunun içerisinden şarj etmek için bir adaptör çıkmıyor ama endişe etmeye gerek yok, PC’den ya da elinizde bulunan herhangi bir adaptörden şarj edebilirsiniz. Şarj olduğunu yanan kırmızı LED'in sönmesinden anlıyoruz. Ek olarak farklı bir bildirim LED'i bulunmuyor. Cihazın şarjı bittiğinde de kırmızı ışığın yanıp sönmesinden ve ek olarak bildirim sesinden anlıyoruz.

Ses kalitesi anlamında benim beklentimi fazlasıyla karşıladı. Özellikle maksimum ses seviyesinde bile baslar mid sesleri bozmuyor. Tek pasif radyatörlü mono ses çıkışı sunduğunu hesaba katarsak 360 dereceli üç boyutlu ses (surround) yakıştırmasını hak ediyor. Ürünle alakalı çok fazla teknik detay paylaşılmadığı için kaç Watt güç çıkışı olduğu veya frekans aralığı gibi sesle ilgili önemli doneler belli değil ama kullanım amacı kaliteli müzikse, evet sessiz ortamda veya küçük bir oda da iş görüyor.

Fiyat konusunda ise yakın zamanda A101 ve BİM’de 80TL’ye kampanya ürünü olarak karşımıza çıkan LG PH1’in şuan ki satış fiyatı 100TL ile 120TL arasında. Fiyatı sunduğu özellikler anlamında güzel olsa da kullanım amacınıza göre farklı marka ve modellere yönelebilirsiniz.

Artı ve eksilerine bakacak olursak;

Artıları
· Tasarımı hem ilk dikkat çeken hem de albenisi en fazla olan artısı
· Sunduğu ses kalitesi
· Kullanılan malzeme kalitesi
· Telefon görüşmeleri yapılabiliyor olması
· Boyutuna oranla kullanım süresi
· 4 farklı LED ile güzel bir aydınlatma
· Marka güvencesi ve teknik destek kolaylığı

Eksileri ise
· Şarj olma süresinin uzun olması
· Taşınabilir boyutta olsa bile kırılgan yapısı
· Dış ortam için veya gürültülü bir ortamda ses seviyesinin yetersiz kalması
· Kutu içeriğinden adaptör beklemesem de AUX kablosunun olmaması
· LED modlarının sadece bir tanesinde 3 renk diğerlerinde sadece beyaz rengin olması
· Bluetooth bağlantısının diğer kullandığım cihazlara oranla zayıf olması
· SD veya Mikro SD kart girişinin olmaması

 

Sonuç olarak beklentiniz telefondan gelen sesin şiddetini arttırmak ve daha iyi müzik dinlemekse tercih edebileceğiniz ve memnun olacağınız bir ürün ama ihtiyacınız cepte taşımalık ve daha dayanıklı bir ürünü işaret ediyorsa kesinlikle farklı ürüne bakmalısınız. Genel olarak LG PH1’e puanım 7,5 oldu. Bu incelemeden de bu kadardı bir başka incelemede görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 10

Everest Rampage Castle Oyuncu Kasası Detaylı İncelemesi

Temperli Camlı ve RGB Efektli Everest Rampage Castle Oyuncu Kasası Detaylı İncelemesi

Video İncelemesi: https://www.youtube.com/watch?v=YOkrWC8R9qc

Yeni bir inceleme ürünüyle daha karşınızdayım. Son yıllardaki oyuncu kasalarının evriminin canlı örneklerinden Everest Rampage Castle bugünki inceleme konuğum oldu ve hiç zaman kaybetmeden kasamıza yakından bakmaya başlayalım.

Everest Rampage Castle’ın tasarımına geçmeden önce benim elimdeki inceleme ürünü kırmızı ve siyah renk şablonuna sahip. Buna ek olarak mavi ve siyah renginin birlikte kullanıldığı ve son olarak komple siyah modelleri de mevcut.

Öncelikle kasaya verilen isimle kasanın fiziksel yapısı birbirine tam uymuş. Uzunlamasına olan yüksekliği yataydaki genişliğinden oldukça fazla. Yani kaleyi andıran bir yapısı var. Yanlamasına dikdörtgen bir kasa yerine karşımızda uzunlamasına bir kasa bulunuyor. Fiziksel olarak 535mm uzunluğa, 455mm genişliğe, 220mm derinliğe sahip. Ayrıca kasamız 10,6kglık da bir ağırlığa sahip. Everest Rampage Castle oyuncu kasasının bu denli ağır olmasının ana sebebi kasada yoğunlukla metal malzemenin kullanılması. Sol, sağ ve ön kapağında 4 adet vida noktasından kolaylıkla sökülebilen 5mmlik sertleştirilmiş temperli cam kullanılmış. Kasanın üst bölümünde ise mika plastik malzeme tercihinde bulunulmuş. Plastik malzeme sadece kasanın köşelerinin oval olabilmesi için kullanılmış.

Kasanın ön kısmından başlayarak arkaya kadar uzanan çelik bölümler kasanın tasarımını zenginleştirerek sağlamlık hissiyatı katmış.

Kasanın ön tarafından bakıldığında ufak bir Rampage logosunu cam yüzeyin üzerinde görünüyor. Ek olarak ön kısma bağlı olarak gelen 120mm’lik 3 adet fanlar cam yüzeyin ardından ve değişik bir tasarımın ardından görünebiliyor. Tasarım olarak görselliği bu kadar ön plana çıkartan bir kasanın ön kısımdaki metal bağlantılar fanların tam olarak görünürlüğünün önüne geçmesine anlam veremedim. Sanki daha iyi bir çözüm üretilebilirmiş.

Everest Rampage Castle toplam 4 tane 120mm’lik fanla geliyor. Bunların 3’ü ön kısımda ve 1 tanesi ise egzost fan olarak arka bölümde bulunuyor. Fanların sessiz çalıştığını da belirtmeliyim.
Kasanın alt kısmında ilk olarak mıknatıslı toz filtresi fark ediliyor. Toz kütlesinin en dibe çökme durumunu hesaba katarak, kasanın altında bulunan toz filtresinin hızlı bir şekilde çıkartılarak, temizlenip yerine tekrar takılması, yeni çıkan kasalardan öncelikli beklediğim özelliklerden ve bu kasada da bu olayı görmek beni oldukça sevindirdi. Ek olarak kasanın zeminde tutunmasını sağlayan ayaklarına kaydırmaz malzeme eklemesi yapılmış.

Kasanın üst bölümünde kontrol paneli bulunuyor. Panelde mekanik tuş olarak Power, Reset, Fan Kontrolcüsü ve LED kontrolcüsü bulunuyor. 2 Adet USB 2.0 ve yine 2 Adet USB 3.0 portlarına yer verilmiş. Kulaklık ve mikrofon portları dışında son olarak SD ve Mikro SD Kart okuyucu kasanın üzerinden bulunuyor. SD kart yuvasının olması özellikle hoşuma gitti. Ne yazık ki kişisel bilgisayarımda hala bir SD kart okuyucum bulunmuyor. Bu arada kontrol panelinin ön kısımda değil de üst kısımda bulunmasını tercih edenlerdenim. Gerçi Rampage Castle’ın kontrol panelinin üst kısımda olmasından ve tasarımın köşelerden yuvarlatılmış olmasından dolayı üst kısma tek 120mm’lik fan takılabilecek yer kalmış. Yani 240mm’lik sıvı soğutmanız varsa ön bölüme takmaktan başka şansınız yok. Bu durumda da kasanın hava sirkülasyonunu tersine çevirmeniz de gerekecek.

Rampage yeni kasasında oyunculara oldukça geniş iç hacim imkanı sunarken kasada CD Rom bölümü bulundurmamış. Tabi bunun dezavantaj olarak gören küçükte olsa bir kesim olacaktır ama Everest Rampage Castle bir oyuncu kasası ve CD dönemi oyunların büyük bir kısmı için kapandığına göre bir oyuncu bilgisayarında artık havalandırma sirkülasyonu ve geniş iç hacim daha büyük önem taşıyor.
Kasamız Mini ATX, Mikro ATX ve ATX Anakartları ve ekran kartı olarak 38 santimetreye kadar olan ekran kartlarını destekliyor. Şuan güncel kartlardan Gigabyte GTX 1080TI Extreme Edition 293mm boyutunda ve AMD Radeon RX Vega 64 ise 279mm boyutunda. Kısacası her türlü ekran kartı rahat rahat sığabiliyor. Bunlara ek 6 adet genişleme portu bulunuyor. Sıvı soğutma yerine hava soğutma kullanmak isteyenlere de 17cmlik bir alanda sunulmuş.

Güç kaynağı ve Hard diskler içinde gizlenebilir kapak mevcut fakat kızaklı bir yapısı yok. Sökmek gerekiyor oda çok kolay bir işlem değil. Kısacası Hard disk ve güç kaynağına erişmek için arka kapağı kullanmanız gerekecek. Everest Rampage Castle 200mm’lik güç kaynakların bile rahatlıkla sığabileceği alana sahip. Yine de modüler yapıda bir güç kaynağına sahipseniz hem temiz kurum hem de sonrasında ki işlemler sırasında size daha ferah bir çalışma ortamı sunacaktır. Kızaklı yapıda ve rahat bir şekilde çıkartılıp takılabilen 3 Adet Hard disk alanı bulunuyor. Ayrıca 4 adet de SSD takabilmeniz için alan bırakılmış. Rahat kurulum ve kablolama yapılabilmesi kasa da bulunan yüzeyler oldukça fazla ve kullanışlı.

Everest Rampage Castle kasasının içinde gelen belki de en güzel şey fan kontrolcüsünün olması. Yani kasanızda ki fanları anakart üzerinde bağlamadan kasada ki kontrolcüye bağlayabilme şansına sahibiz. Kasanın kontrol panelinden hem fanların hızlarını hem de fanlara bağlı olarak gelen şerit LEDlerin renklerini ve efektlerini tek tuşla değiştirmemiz mümkün. LEDlerde kırmızı, yeşil, lacivert, pembe, açık mavi, sarı ve beyaz olmak üzere toplamda 7 farklı renk ve bu 7 rengin farklı şekillerde geçiş yaptığı 3 adette modu bulunuyor. Sabit renk veya sakin bir şekilde renk değiştiren renk şablonu kullanan biri olarak Castle’de ki LED olayını çok sevdim ama yine de bazı modları sanki kullanılsın diye değil de gösteriş olsun diye konulmuş.

Şimdi sıra geldi en önemli kısma yani fiyatına. Everest Rampage Castle şuan Vatan Bilgisayar’da 530TL gibi sunduğu özellikler anlamında makul bir fiyata sahip. Castle kasasına ek olarak tasarım olarak çeşitlilik olması adına Rampage’in Majesty ve Temper Pro kasalarına da bakabilirsiniz.

Everest Rampage Castle’ın öznel olarak hazırladığım artı ve eksilerine bakacak olursak.

Artıları;

· Sunduğu özelliklere göre uygun fiyatı,
· 3 tarafının temperli camla kaplı olması,
· Geniş iç hacimle her türlü sisteme uygun olması,
· Malzeme kalitesi,
· Kontrol panelinde bulunan bol çeşitli fonksiyonlar,
· Rahat kurulum ve kablolama imkanı,
· Ek fan kontrolcüsü,
· Fanlarda ki 7 farklı renk ve 3 farklı mod,

Eksileri ise;

· Toz filtresinin yetersiz sayıda olması ve toz girebilecek noktaların bolca olması,
· Özellikle ön taraftan bakıldığında kasanın ışıklı tasarımını bozan metal bölümler,
· SSDler için ek bir kızaklı yuva bulunmaması,
· Güç kaynağının gizlendiği bölüm açılır kapanır yapıda olmaması,

Sonuç olarak hoşuma giden ve fiyatına göre sunduğu özelliklerle takdir edilesi bir kasa olmuş Everest Rampage Castle. Siz de odanızı rengarenk hale getirip havanıza hava katmak ve mika yerine daha dayanıklı temperli camlı bir kasa arıyorsanız sizlere önerebileceğim bir ürün olmuş. Lafı fazla uzatmadan kasaya 7.5 puan vererek beğendiğimi yineleyerek incelemeyi burada sonlandırıyorum. Bir sonraki inceleme ürününde görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Cooler Master Devastator 2 Mavi LED Klavye ve Mouse Set İnceleme

Cooler Master Devastator 2 Mavi LED Klavye ve Mouse Seti İncelemesi

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=woeKDCSbjo0

Uygun fiyatlı klavye ve Mouse arayanlar size sesleniyorum, bugün ki inceleme ürünüm tam sizlere göre bir klavye ve Mouse seti olan Cooler Master Devastator 2.

Hem klavye hem de Mouse aynı kutuda olunca hayliyle ürünün kutu da biraz büyük oluyor. Kutunun bize bakan yüzünde Klavye ve farenin görselleri ve onların üstünde Cooler Master logosu ve altında ise "Devastator 2 Gaming Keyboard and Mouse Combo" yazına yer verilmiş. Ek olarak klavyemiz Türkçe Tuş Düzenine sahip bunu da kutunun ön yüzeyinde belirtmişler.

Kutunun arkasında 8 dilde klavye ve Mouseun özelliklerine yer verilmiş. Ayrıca detaylı inceleme sırasında bahsedeceğim klavyenin sahip olduğu Mem-Chanical mekanik aksanla alakalı bir çizime yer verilmiş.
Kutunun içinden klavye ve mouse güzel bir paketlemeyle ve korunaklı bir şekilde bizleri karşılıyor. Kutudan ek olarak birde kullanım kılavuzu çıkıyor.

Klasik bir klavyeden farklı olarak 6 tane multimedya tuşu bulunan klavyenin, 456mm uzunluğa x 185mm genişliğe x 37mm yüksekliğe ve 980 gr ağırlığıyla bir mekanik klavyeyi andırıyor. Kauçuk kablomuzun boyu ise standart olarak 1,8m. Devastator 2 dikdörtgen tasarımını köşelerinden kırıklı yapısıyla hareket kazandırmayı başarmış. Piano black ve daha dokulu mat 2 tip plastik kullanılmış. Açıkçası Cooler Master malzeme kalitesi olarak güzel iş çıkartmış. Tasarım konusunda ise benlik bir klavye olmasa da hiç fena sayılmaz. Özellikle girintili çıkıntılı ve agresif yapısıyla oyuncu ekipmanı olduğunu ilk bakışta vurguluyor.

Devastator 2’de Kırmızı, Mavi ve Yeşil olmak üzere 3 farklı renk seçeneği buluyor. Her set ayrı bir renge sahip yani alırken buna dikkat edin, sonra “bunda niye başka renk yok” gibi triplere girmeyin. Bendeki modeli mavi arka aydınlatmaya sahip. Klavye ve fare de renkler için herhangi bir renk modu bulunmuyor. Klavyenin ışığını “Scroll Lock” tuşu ile açıp kapatırken, mouseda öyle bir seçeneğimiz yok.

Cooler Master Devastator 2’yi ilk gördüğüm zaman aklıma ilk olarak, bu ürün 2’yse bunun birde ilki de olmalı ve aralarında ne gibi farklılıklar var sorusu oldu. Bildiğimiz üzere Cooler Master daha önce oyuncu ekipmanları için CM Storm ismini kullanıyordu ve Devastator’ın ilk modeli olan kombo set CM Storm Devastator ismiyle piyasaya çıkartılmıştı. Peki iki ürün arasında bir güncelleme söz konusu mu? Tasarım olarak, CM Storm yazısı dışında hiçbir değişiklik yokken, teknoloji olarak klavyeye Cooler Master’ın Mem-Chanical diye nitelendirdiği membran Mekanik Anahtar teknolojisi eklenmiş. İsmi kadar kendisi de havalı aslına bakarsanız. Klasik bir membran alt zemine her tuş için bir plastik bir anahtar düzeneği kurulmuş ve bu sayede normal bir membran klavyeye oranla 2 kat daha uzun ömürlü ve basım hissi olarak daha tok ve hissiyatlı. Mem-Chanical’ı bir mekanik anahtara benzetmek gerekirse Red Switch ile Black Switchli mekanik klavyelerin arasında bir kullanım deneyimi sunuyor. Keycaplar çıkabiliyor ve isterseniz de Cherry MX uyumlu keycaplarla da değiştirebilirsiniz. Çok alakasız olabilir belki ama tuşlarda kullanılan yazı fontu oldukça hoşuma gitti.

Mem-Chanical’ın gerçek bir mekanik klavyeyle ne farkı var diye merak ediyorsanız şöyle açıklayayım. Öncelikle mekanik klavyelerin en büyük özelliği, tuşun yarına kadarlık bölümüne basıldığında algılaması ve bilgisayara iletmesidir. Bu sayede rekabetçi oyunlarda ufak da olsa size avantaj sağlar. Ayrıca basım ömürleri 50 milyon civarında ve düzgün kullanıldığında ömürlük ürünler olabiliyorlar. Cooler Master Mem-Chanical teknolojisiyle mekanik hissiyatlı bir klavye oluşturmuş. Tabi ki de bir mekanik klavye iddiaları yok en azından Devastrator 2 modelinde ama basımı daha mekanik hissiyatlı olsun, uzun ömürlü olsun ve uygun fiyatlı bir klavye arayanlara yanında faresiyle birlikte güzel bir seçenek olmaya aday.

Her combo settin klasikleşmiş özelliklerindendir, farenin klavyeye oranla daha alt sınıf olması. Peki Devastator 2’de durum değişmiş mi? Aslına bakarsanız klavyeyi sevmeme rağmen mousedan pek hoşlanamadım. Kullanılan plastik beklediğimden kaliteli, tasarım hatları klavyeyi destekler nitelikte. Üst yüzeyde kullanılan ABS plastik dışında başparmak ve serçe parmağımızın denk geldiği bölgelere kauçuk kaydırmazlar kullanmışlar ve bu sayede elin yüzeyde tutunması kolaylaşmış.

Ön kısmında bulunan ızgarayı andıran bölgeden, scroll tuşundan ve avuç içine gelen kısımda ki çizgili yüzeylerden arka aydınlatma fareyi bilgisayara bağladığımızdan itibaren sabit bir şekilde yanıyor ve kapatmak gibi bir seçenek bulunmuyor. Tasarım olarak Mouselarda hiç karşılaşmadığım dikdörtgeni andıran bir şekle sahip ve ergonomik açıdan pek başarılı bulmadım. Simetrik yapısından dolayı sol ve sağ el kullanımına da uygun. Tutuş olarak benim klasik pençe tutuşuna yatkın ama siz farklı şekilde tutuyorsanız da pek bir sorun çıkaracağını düşünmüyorum.

Klasik oyuncu Mouselarında olduğu gibi 6 adet tuşa sahip. Sol, sağ ve orta tekerlek dışında sol yanda 2 ve birde ekstra DPI tuşu bulunuyor. DPI tuşunda hangi DPI kademesinde olduğumuzu gösteren ufak bir aydınlatması mevcut. 1000 DPI’da ışık yanmazken 1600DPI’da hafif 2000DPI’da daha parlak mavi ışık yanıyor. Mouseda 10 milyon klik ömürlü OMRON anahtarlar kullanılmış ve sensör olarak Cooler Master MasterMouse Lite S modelinde de kullanılan düşük profilli PixArt PAN3509DH optik sensör tercihinde bulunmuşlar. Performans açısından bakıldığında maksimum izleme hızı 64 IPS civarında ve bu değer bu fiyat aralığında bir setten çıkan Mouse için kabul edilebilir seviyede olsa bile yetersiz kalıyor. Alt kısımda ki skatezlerde yüzey alanı genişliği anlamında beni pek tatmin etmedi. Kablomuz tıpkı klavyede ki gibi kauçuk plastik malzemeden yapılmış ve 1.8m de uzunluğu var. Bu arada merak edenler için klavyenin de farenin de herhangi bir yazılımı veya makro desteği bulunmuyor.

Cooler Master Devastator 2’yi özellikle internette 2 yıl Türkiye garantili 140TL ile 160TL civarında uygun bir fiyata bulmanız mümkün. Türkiye’de satılan modellerinde Yeşil renkli modeline rastlamadım, kısacası zevkinize göre kırmızı ya da mavi olan setlerden birini tercih etmeniz gerekecek.

Satın Alma Linki: https://goo.gl/ZW49FT

Şimdi Cooler Master Devastator 2 klavye ve mouse setinin öznel olarak hazırladığım artı ve eksilerine bir göz atalım;

Artıları

· Hibrit Mem-Chanical Tuş Teknolojisi
· Klasik bir membran klavyeye oranla 2 kat daha uzun ömürlü olması
· Türkiye Şartlarında fiyatına göre alınabilecek en iyi combo setlerden biri olması
· Hem klavye hem de Mouse da kullanılan üst seviye Malzeme Kalitesi
· Oyunculara uygun tasarım hatları
· Keycapların özelleştirilebiliyor yani değiştirilebiliyor olması
· Tek renk seçenek olsa da arka aydınlatması

Eksileri

· N-Key Rollover ve Anti Ghosting gibi oyuncuların önemsediği teknolojileri barındırmaması
· Her ne kadar arka aydınlatmaların daha etkileyici ve her tuşdan ışığın görünebilmesi için istenilerek yapılmış olsa da ışıklar kapalıyken tuşların okunmaması ışıksız kullanımının önüne geçiyor.
· Ayrıca arka aydınlatma ışık seviyesinin arttırılıp azaltılamaması ve ışık seviyesinin gene olarak az olması.
· Kırmızı, Mavi ve Yeşil renkli modeller ayrı ayrı olacağına tek bir sete 3 renkte olsaymış hiç fena olmazmış hani.
· Mouse performansını pek beğenmedim.

Sonuç olarak Cooler Master Devastator 2 giriş seviyesi bir set ve beklentiyi o seviyede tutmak gerekiyor. Bir mekanik klavye kullanıcısını tatmin etmeyeceği kesin ama membran klavyeden geçecekler için memnuniyet garantisi verebilirim. Her üründe olduğu kuvvetli olduğu ve zayıf kaldığı kısımlar var ama bardağın dolu tarafından bakıldığında Cooler Master Devastator 2’ye puanım 10 üzerinden 6.5 oldu. Benim kişisel tavsiyem özellikle Mouse ihtiyacınız yoksa 30TL farkla Cooler Master MasterKeys Lite RGB klavye sizi daha tatmin edecek bir ürün olacaktır.

Bir incelemenin daha sonuna geldik, bir sonraki incelemede görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Motospeed V30 RGB Mouse Detaylı İncelemesi

Motospeed V30 RGB Mouse Detaylı İncelemesi

Yeni bir incelemeye daha hoşgeldiniz. Bugün inceleme ürünüm göz kamaştırıcı RGB aydınlatması ve uygun fiyatıyla Motospeed V30 oyuncu faresi. Bu arada Motospeed V40 ve CK108 incelemelerini izlemediyseniz onlara da göz atmayı unutmayın.

Motospeed CK108 RGB Mekanik Klavye Detaylı İncelemesi

Hesaplı Oyuncu Mouse Motospeed V40 Detaylı İncelemesi

Klasik Motospeed Kutu Tasarımı

Kutu tasarımı olarak diğer Motospeed fareleriyle benzer bir tasarıma sahip. Bu arada Motospeed Mouseları için tasarladığı kutu tasarımlarını değiştirdi yani size farklı bir kutuyla gelirse şaşırmayın. Kutunun ön yüzeyinde ufakta olsa RGB ibaresi dikkatimi çekti çünkü V40 modelinde RGB kelimesi kullanılmamıştı. Kutunun arkasında mouseun bölümlerinin detaylarını anlatan büyük bir V30 görseli bizi karşılıyor. Kalan kısımda ise ürünü teknik parametrelerine ve arasında Türkçe’de olan 9 dilde özellikleri bulunuyor. Kutuda yazan bilgilerin hangisi doğru bilemiyorum ama görselde Mouse için kullanılan switchlerin ömürleri için 50 milyon yazılırken özelliklerinin yazıldığı alt kısımda 20 milyon olarak belirtilmiş. Bana sorarsanız bu tarz ekonomik üründe 20 milyondan fazlası kullanılmamıştır.

Kutu İçeriği

Motospeed V30’un kutusunun içerisinde Çince garanti belgesi ve mousela ilgili detaylı bilgilerin bulunduğu ufak bir belge bulunuyor. Asıl ürünümüz olan V30 alıştığımız şeffaf plastik yüzeyden bizleri karşılıyor. Her Motospeed ürününde olduğu gibi yine fiyatından daha iyi bir ürün olduğunu ilk temasta kanıtlıyor. Artık alıştığım mat ABS plastik yüzey ve oyuncu Mouselarının olmazsa olmazı kevlar örgü iplik ile altın uçlu USB 2.0 girişi Motospeed V30’ın standart özelliklerinden. Bu arada siyah ve kırmızı renklerde ki kablomuzun boyu 1.8m.

Simetrik ve Şık Tasarım

Tasarım konusunda Motospeed V30 yekpare üst yüzey tercihinde bulunmamış. Sol ve sağ tuşlarının bittiği bölümden itibaren parçalı bir plastik kullanmış. Sağ ve sol elini kullananlar içinde uygun olarak tasarlanan farenin Siyah, Beyaz, Gri ve Kırmızı olmak üzere 4 farklı renk seçeneği bulunuyor. Simetrik yapısından dolayı klavye Mouse setleri için de uygun olan Motospeed 30, popüler combo setlerinden CK888’in içinde de bulunuyor CK104 ile birlikte. İki el içinde uygun olması ergonomiyi biraz zayıflatıyor özellikle avuç içi tutuşunda serçe parlağımız açıkta kalıyor. Tutuş olarak 3 tipe de uygun ama bana sorarsanız “avuç içi” ve “pençe” tipine daha yatkın ya da ben “parmak ucu” tutuşunda rahat edemiyorum diye öyle geliyor orasını bilemeyeceğim.

Malzeme Kalitesi Sınıfta Kalıyor!

Mouseda 3 farklı tip plastik kullanılmış. Üst yüzeyde mat ABS plastik, baş ve serçe parmak için olan kısımlarda deriyi andıran tırtıklı sert plastik ve kalan kısımlar için piano black ABS plastik tercih edilmiş. Özellikle üst yüzeyde kullanılan plastik diğer Motospeed Mouselarında olduğu gibi parmak izi bırakıyor. Tıpkı Motospeed V40’da ki gibi kauçuk malzemeden heybetli bir orta tekerleği bulunuyor. Akıcılık konusunda V40’da yaşadığım sıkıntı V30’da bulunmuyor. Tabi bu üründen ürüne değişebilir, benim elimdeki V40’a ait bir sorunda olabilir.

Motospeed V30’u yatay da alt kısmından saran ve orta topun paralelinde bulunan arka aydınlatma boşlukları ve avuç içine gelen kısımda ki Motospeed logosu RGB modlarıyla güzel bir hava katmış.

Motospeed V30’da 6 adet tuş bulunuyor. Sol, sağ ve orta tekerlek dışında sol yanda 2 ve orta tekerleğin üstünde DPI geçişe yarayan tuş. Sol ve sağ tuşlar için 20 milyon ömürlü Omron anahtarlar kullanılmış. Omron anahtarların basımı daha yumuşak veya sert olan türleri bulunuyor ama V30’da kullanılan anahtar hissiyatıma göre orta karar. Basım için gerekli olan mesafede kullandığım diğer ürünlere oranla daha az gibi geldi bana ama tabi teknik bir veri yok sadece hissiyat.

Bu Fiyata Bu Kadar Özellik!

Teknik anlamda Motospeed V30 PixArt’ın PMW3320 Optik sensörünü bulunduruyor. Sensör, maksimum 3500DPI destekliyor. Fakat yazılımında 7000DPI’ya kadar yükseltilebiliyor. Tabi 3500DPI’dan sonrası interpolasyonla tahmini verilerle sanal artış yani gerçek 7000DPI değil. İyi bir oyuncu faresi arıyorsanız “Maksimum Takip Hızı” yüksek olan modellere bakmanızda fayda var. Motospeed V30’da bu değer 80IPS. En kötü ihtimalle 100IPS sizin yararınıza olur. Ayrıca “Maksimum Hızlanma” 20 g, “Çerçeve Hızı” ise 5300 FPS. “USB Rapor Hızı” ise standart olarak 500 Hz olarak gelmekte fakat yazılım üzerinden 1000 Hz kadar çıkartmak mümkün.

Yazılım Desteği ve Makro İmkanı 

Motospeed V30’un yazılımını Motospeed Türkiye’nin web sitesinden indiriyoruz. Klasik olarak yazılımla sol klik dışında diğer tüm tuşları özelleştirebiliyoruz. USB Raporlama hızını ve DPI/CPI ayarını 4 kademeli olarak Min. 500 Max. 7000 olmak üzere değiştirebiliyoruz. Tabii bu 7000 DPI gerçek 7000 DPI değil bu konudan daha önce bahsetmiştik. Detaylı ayarlar kısmında Mouse hızı, Orta tekerlek hızı ve çift tıklama gibi ince ayarlarınızı kendinize göre ayarlamanız mümkün. Ve son olarak kimi kullanıcılar için olmazsa olmaz, kimisi için de ki bende o kısımdayım hiç umurunda bile olmadığı makro kayıt ekranı bulunuyor. Daha önce detaylı olarak Motospeed Mouselarına nasıl makro atanır diye rehber hazırladığım için bu kısmı atlıyorum, merak eden o videoya gidip bakabilir.

RGB Aydınlatma Modları

Motospeed denildiğinde akıllara tabi ki de göz alıcı RGB aydınlatmalar geliyor. Toplamda 14 LED ile kusursuz bir görünüme kavuşabiliyor. Standart (Static),  Nefes Alma (Breathing), Gökkuşağı (Neon), Yeniden Dolaşan Su (Recirculating Water) ve Simetrik Akış (Symmetrical Flow) olmak üzere 5 adet moda sahip. Standart ve Nefes Alma modlarında 14 LEDe ayrı ayrı istediğimiz rengi atayabiliyoruz. Diğer 3 Mod ise hız veya doğrultu ayarlarını yapıyoruz. Tüm modlar görünüm anlamında güzel ama bir RGB Mouse hissiyatını en iyi veren mod Yeniden Dolaşan Su ve Simetrik Akış modları. Parlaklık konusunda da oldukça yeterli, 0’dan 50’ye kadar ışık şiddetini kısıp açabiliyorsunuz.

Fiziksel Özellikleri

Ne küçük nede büyük sayılabilecek Motospeed V30 fiziksel olarak 128mm uzunluğa x 67mm derinliğe x 52mm yüksekliğine, kablosuz 124gr kablosuyla birlikte 169gr ağırlığına sahip.

Alt yüzeyine baktığımızda başında ve sonunda 2 adet skatez bizleri karşılıyor. Skatezlerin yüzey genişliklerinin biraz daha fazla olması iyi olabilirmiş sanki.

Veee Fiyatı!

N11’de Motospeed Türkiye garantili 95TL’ye satılan ürün AliExpress, GearBest ve Banggood gibi sitelerde $16 ile $19 dolar arasında yani 55TL ile 65TL arasında satılmakta. 20-30TL sizin için büyük bir fark değilse 1 ay beklemeden Türkiye garantili olarak alabilirsiniz. Bu arada Çin’den alınan ürünlerin 1 yıllık uluslararası garantisi Türkiye’de geçmiyor.

Artı ve Eksileri

Kullanım deneyimlerim sonucunda öznel olarak hazırladığım Motospeed V30’un artı ve eksileri şöyle;

Artıları;

  • Her Motospeed ürünü gibi uygun fiyatı
  • RGB Aydınlatması ve 5 farklı modu
  • Simetrik ve Kibar Tasarımı
  • 3 Tip tutuşa da yatkın olması
  • Yazılım ve Makro desteği
  • Kevlar örgü iplik kablo ve altın uçlu USB girişi
  • Türkiye’de satışının başlamış olması. Her ne kadar ürünsel bir artı olmasa da Çin’den satın almaya korkan veya 1 ay beklemek istemeyenler için sevindirici

Eksileri;

  • Mouse’un üst yüzeyinde kullanılan ABS plastiğin parmak izi bırakması
  • Teknik özellik anlamında yetersiz olması
  • Ergonomik olarak rahatsız olması özellikle serçe parmak için

Bir oyuncu faresi seçerken kendinize şu sorular yöneltin;

  1. El boyutunuz nedir?
  2. Fareyi nasıl tutuyorsunuz?
  3. Hangi oyunları oynuyorsunuz?
  4. Ne kadar rekabetçisindir?
  5. Bütçeniz nedir?

Bu 5 soruya verdiğiniz cevaplar eğer şuna benziyorsa; Çok büyük bir elim yok, Pençe veya avuç içi tipinde fareyi tutuyorum, FPS, MOBA veya her türlü online olmayan oyun türünde oyunlar oynuyorum, çok fazla rekabetçi değilim oynadığınız oyunlarda ve bütçemde 60-80TL kadarsa Motospeed V30 sizin için iyi bir seçenek olabilir.

Sonuç olarak birkaç sorunu dışında hoşuma giden Motospeed V30’a puanım 10 üzerinden 7,5 oldu. Tabi bu puanı Çin’den satın aldığım fiyatını düşünerek veriyorum aksi taktirde fiyat yükselirken puanda o oranda düşecektir.

İncelemenin burada sonuna geliyoruz bir sonraki incelemede görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Redragon Nemeanlion M602 Mouse Detaylı İncelemesi

Redragon Nemeanlion Mouse Detaylı İncelemesi

Video İnceleme: https://www.youtube.com/watch?v=lnt17svLKbs

Yeni bir incelemeye daha hoşgeldiniz. Bugün ki inceleme ürünüm daha önce oyuncu klavyesini de incelemiş olduğum markanın uygun fiyatlı oyuncu faresi Redragon Nemeanlion M602. Rus Defender firmasının alt markası olan Redragon’un Karura 502 arka aydınlatmalı klavyesinin incelemesini izlemediyseniz ona da göz atabilirsiniz.

Redragon Karura K502 Oyuncu Klavyesi Detaylı İncelemesi

Redragon çoğu ürününde olduğu gibi bu ürününde de mitolojik isim kullanmayı tercih etmiş ve mouselarına Yunan Mitolojisinde adı geçen Herkül tarafından öldürülen Nemea Aslanı ismini uygun görmüşler. Bu gereksiz bilgiden sonra giriş seviyesi olarak sınıflandırabileceğimiz Redragon Nemealion incelemesine başlayalım.

Klasik Kutu Sunumu Kırmızı ve Siyah

Klasikleşmiş oyuncu ekipman renkleri olan siyah ve kırmızı Redragon Nemeanlion’ın kutusuna baktığımda dikkatimi çeken detay oldu. Daha önce kullandığım oyuncu Mouselarına göre daha küçük bir kutuya sahip. Kutunun ön yüzeyinde marka ismi ve logosunda bakış açınıza göre renk değiştiren baskı uygulanması küçükte olsa hoşuma giden detaylardan oldu. Ayrıca kutunun ön yüzeyinde Mouseun görseline ve özelliklerinin bir kısmına yer vermişler. Arka yüzeyinde ise mouse’un 6 dilde teknik parametrelerine yer verilmiş. Ekonomik bir ürün için hiçte fena olmayan bir kutu tasarımına sahip tıpkı diğer Redragon ürünleri gibi.

Kutu İçeriği

Kutu içeriğinde ise Mouse dışında birde garanti belgesi bulunuyor. Kutunun içinden kullanım kılavuzu bulunmuyor ama internet üzerinde PDF olarak göz atabilirsiniz. Basit bir kutu sunumundan sonra Mouse elimize geçiyor. Elime aldığım ilk andan itibaren ekonomik bir ürün hissiyatını sonuna kadar hissettirdi. Tabii bu kötü olduğu anlamına gelmesin.

Malzeme Kalitesi

Tasarım konusunda simetrik ve küçük yapısı dışında avuç içine gelen bölgenin de alçak yapısı dikkat çekiyor. Elleri büyük olanlar için boyutu küçük kalacaktır. Malzeme yapısı olarak sert ABS plastik malzeme kullanılmış. Malzeme kalitesi anlamında hiçte fena sayılmaz ama beni asıl sevindiren tarafı parmak izi lekesi bırakmayan yapısı oldu. Özellikle yumuşak plastik malzemelerde yani kadifemsi olarak tarif ettiğimiz yüzeyler ağır parmak izi kalıyor. Fakat bu mouseda kullanılan malzemede düşmelere ya da sert darbelere karşı kırılgan olabilir. Her türlü plastiğin kendisine göre avantajları ve dezavantajları var.

Başta sol, sağ ve orta tekerlek olmak üzere mouseun yanında 2, orta tekerleğin üstünde 2 adet toplamda 7 tane tuş bulunuyor. Mouse’un kendi yazılımı bulunmamasından kaynaklı olarak tuşlara makro atanmıyor ama üzülmeyin 3. parti yazılım programlarıyla bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Yan tarafında bulunan 2 adet mutlimedya tuşlarından ön kısımda ki tuş diğerinin aksine tırtıklı yapıda bu sayede 2 tuşun birbirine karışmasının önüne geçilmiş. Orta tekerleğinin alt kısmında bulunan DPI ve LEDlerin rengini değiştiren tuşlara avuç içi (Palm Grip) tutuşunda erişmek çok zor olduğundan dolayı Redragon Nemeanlion tutuş anlamında pençe (Claw Grip) tutuşuna daha yatkın. Simetrik yapısının da büyük bir etkisiyle serçe parmağım Mouse üzerinde tutunmayı başaramadı.

Fiziksel Detaylar

Mouse’un sol ve sağ tuşlarının içe doğru oval yapıda olması ergonomiyi artırmış. Kenar kısımlarında kullanılan pürüzlü yapıdaki plastik pek tatmin etmese de kayganlık anlamında üst yüzeydeki plastik malzemeden daha az kayganlığa sahip. Ayrıca 130gr ağırlığını hissettirmese de 10gr daha hafif olmasını dilerdim. Orta tekerlek üründe kullanılan malzemelerin aksine kauçuk malzemeden üretilmiş. Siyah ve kırmızı renklerde 180cm boyutunda hafif karbon kökenli kevlar örgü iplik kablosuna ve altın uçlu USB 2.0 bağlantıya sahip. Mouse’un alt kısmında 4 tane küçük skatez bulunuyor. Mousepad üzerinde kullanıldığında herhangi bir sorun çıkartmıyor. Bu arada skatezlerin sayıca fazlalığı değil yüzey alanlarının geniş olması bir oyuncu mousunda aranan özelliklerdendir. Yani Nemeanlion bu konuda zayıf kalıyor.

7 Renk Aydınlatma Tek Mod

Oyuncu ekipmanlarının olmazsa olmazı arka aydınlatmalar artık ekonomik ürünlerde de görmek biz kullanıcıları mutlu etmeyi başarıyor. Tıpkı daha önce incelemesini yaptığım Karura’deki gibi Redragon Nemeanlion’da da 7 farklı renk ve 1 tane mod bulunuyor. Kırmızı, Sarı, Mor, Yeşil, Açık Mavi, Lacivert ve Beyaz renkler nefes alarak yanmakta. Ayrıca bu renklerin sırasıyla geçiş yaptığı birde moda sahip. Mouse'un üzerinde ki Redragon logosunda ve sanki gözü andırırcasına LEDler için aralık bulunuyor. Işık seviyesinin artırılıp azaltılamadığını ve önceki kullandığım ürünler arasında aydınlatma konusunda en başarısız olan ürünün bu olduğunu söyleyebilirim. Tabi kaliteden kastım ışığın homojen olarak dağılmaması ve özellikle akşam kullanımında ışık seviyesinin kör edercesine fazla olması.

Teknik Detaylar

Teknik anlamda Redragon Nemeanlion oyuncu mouse’u Avago’nun ofis kullanımı için tercih edilen 5050 optik sensöre sahip. Oyuncu ürünlerine pek uygun olmayan sensör olmasına rağmen kullandığım süre boyunca büyük bir eksikliğini hissetmedim. DPI/CPI olarak ayarlanabilir bir yapısı yok. 500/1000/2000/3000 olmak üzere 4 kademeli olarak orta tekerleğin üstündeki ilk tuşla değiştirebiliyoruz. Her DPI değişikliğinde hangi renk LED aktif olursa olsun kırmızı ışık yanıp sönüyor. 4 adet ayarın yetersiz olduğunu en azında 6 adet ayarlanabilir DPI/CPI olmasını dilerdim. Yine de diğer giriş seviyesi Mouselardaki gibi her DPI seviyesine ait bir renk yerine istediğimiz rengi istediğimiz DPI/CPI seviyesinde kullanmamıza olanak sağlaması güzel. Mouse’un sol ve sağ tuşları için 10m klik ömürlü anahtarlar kullanılmış fakat araştırmalarım sonucunda hangi markanın olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım. Ama verdiği hissiyat açısından elimdeki OMRON Switchli Mouselara benziyor. Bazı ürünlerde karşılaştığım orta tekerlek problemleri ya da yan tuşlarda ki sıkıntılar Nemeanlion’da yok. USB raporlama süresinin de 1000 hz’e yani 1ms’ye ye kadar desteklendiği belirtilmekte. Tabi Mouse’u kullandığınız yüzey rapor süresinin hızını etkileyecektir.

Kullanım deneyimlerim sonucunda çok rahat edemediğim fakat minimal yapısıyla hoşuma giden Nemeanlion, FPS ve MOBA tarzında oyunlar oynayan ve çok fazla ek tuş aramayanların tercihi olabilir.

Peki ya Fiyatı?

Son olarak ürünün fiyatına değinecek olursak, kapanmakta olan Bimeks’den 63TL’ye satın aldığım mouse şuan internete özel olarak 55TL. Hepsiburada’dan 70TL’ye Türkiye garantili olarak. AliExpress’den $13,5’a, Amazonda’da kargo dahil $18’a alınabiliyor. Giriş seviyesi bir ürün için fiyat da oldukça uygun. Tabii Garanti’yi önemsemiyorsanız Çin'den 48TL gibi daha da uygun bir fiyata alma seçeneğini değerlendirebilirsiniz.

Artı ve Eksileri

Şimdi öznel olarak hazırladığım artı ve eksilere göz atalım.

Artıları;

  • Simetrik yapısı, sağ ve sol el kullanımı içinde uygun olması,
  • Türkiye’de uygun fiyata bulunabiliyor olması,
  • Arka aydınlatma seçenekleri,
  • Ortalama üstü bir malzeme kalitesi
  • Altın uçlu USB ve kevlar örgü kumaş örgü,
  • Klasik Mouselardan +1 fazla tuşu.
  • Parti programlarla özelleştirilebilen tuşlar.

Eksileri;

  • Rahat bir kullanım deneyimi sunmaması,
  • Teknik anlamda yetersiz bir sensör,
  • Mouse’un alt yüzeyindeki skatezlerin boyutu,
  • LEDlerin özellikle akşamları şiddetinden dolayı göz alması ve homojen dağılmaması.
  • DPI/CPI ayarlarının ayarlanamıyor olması ve seçenek olarak yetersizliği.

Genel olarak düşünüldüğünde ekonomik bir ürün için iyi sayılabilir fakat bu fiyat aralığın daha farklı markaların buna benzer özellikle ürünleri mevcut. Yani özellikle Redragon Nemeanlion oyuncu Mouse’unu almak için iyi bir sebep göremiyorum ama tercihler arasında değerlendirmeyi hak eden bir ürün olduğu gerçeğini atlamayalım. Redragon Nemeanlion oyuncu mouse’una puanım 6/10.

İncelememizin burada sonuna geliyoruz, daha fazla inceleme istiyorsanız kanalıma abone olabilir ve incelenmesini istediğiniz ürünü yorumlar kısmına yazabilirsiniz. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Tigoes K2 Klavye ve Mouse Seti Detaylı İncelemesi

Tigoes K2 Klavye ve Mouse Seti Detaylı İncelemesi

Yeni bir incelemeye daha hoşgeldiniz. Bugün incelemek için elimde olan ürün Türkiye’nin en ucuz mekanik klavyesi Tigoes K2. Bu arada yanında Mouse ile birlikte geliyor, yani uygun fiyatlı bir combo setten bahsediyoruz. Şimdi hiç zaman kaybetmeden Tigoes K2’nin incelemesine başlayalım.

Tigoes markasını özellikle K9 modeliyle bilmeyen yoktur. Kendisi 50TL fiyatının altında mekanik hissiyatlı arka aydınlatmalı bir klavye. Şuan elimizde olan ürünü ise gerçek bir mekanik klavye olan K2 modeli.

Tigoes K2 Kutu Tasarımı

K2’nin kutusunun ön yüzünde klavye ve mouse’un siyah modelinin görseline yer verilmiş. Tigoes logosu ve onun hemen altında "Spectrum LED Back Light" ikonu bulunuyor. İncelemenin ilerleyen aşamasında LEDler hakkında daha geniş yorumumu yapacağım ama şimdiden söyleyeyim kutuda yazıldığı gibi göz kamaştıran bir arka aydınlatma falan yok, inanmayın. LED ikonunun hemen altında mekanik anahtar olarak "Blue Switch" kullanıldığı belirtilmiş ve kutunun ön yüzeyinin sağ altında çıkartılabilir bilek desteği vurgulanmış. Arka kısımda klavye ve mouse’un ulaşabileceğimiz en detaylı bilgilerine yer vermişler ki başka bir kaynakta daha fazla bilgi sunulmamış. Ön yüzeyde siyah modeli kullanılırken arka yüzeyde beyaz olan modeli resmedilmiş. Kutu tasarımı hakkında gördüğüm en büyük eksiklik; siyah ve beyaz renkli modelleri için ayrı kutular yapılmamış olması. Hazır bahsetmişken kutudan da anlayacağınız üzere Tigoes K2’nin Siyah ve Beyaz renk modelleri mevcut. Benim incelediğim rengi ise siyah modeli.

Tigoes K2 Kutu Sunumu ve İçeriği

Kutu’yu açtığımızda bizleri klavye, Mouse ve 2 adet yedek "Blue Switch" karşılarken kutunun altındaki gizlenmiş kısımda bilek desteğimiz çıkıyor. Ek olarak 2 adet switch yollamalarının sebebini nedir bilinmez ama 3. parti Çin malı olduğundan bozulur mozulur da bişey olursa yedek bulunsun ellerinde düşüncesi olabilir. Tabi bu benim düşüncem. Kutudan kullanım kılavuzu veya garanti belgesi çıkmıyor. Normal şartlar da bu tarz belgeler hazırlanıp kutu içerisinde bulunmak zorundadır ama Tigoes markası bunu da çok görmüş bizlere. Ayrıca switchleri çıkartmak için ek bir aparat kutuda bulunmuyor, bilginize.

Kutu Açılımı ve Ön İnceme Videosu

Klavye'nin Teknik ve Fiziksel Detayları

Özellikle klavye tasarımıyla Mouse ise malzeme kalitesiyle beni şaşırtmayı başardı. Klavye’de kullanılan parlak ABS plastik dışarıdan ilk bakıldığında çok hoş duruyor fakat malzeme kalitesi anlamında sınıfta kalıyor. Yukarıdan aşağıya hafif kavisli tasarımı ilk bakıldığında dikkatimi çekti. Bilek desteğinde kullanılan plastik daha dokulu bir malzemeden yapılmış fakat onunda kalitesinin çok iyi olduğunu söylemek zor. Yine de fiyat olarak bu kadar ucuz olan bir klavyede bilek desteğini düşünmeleri bile yeterli. Klavyenin üzerinde Tigoes logosu metal bir levha ile yön tuşlarının hemen üstüne işlenmiş. Bildirim ışıkları içinde uygulanan çıkıntılı tasarım ilginç olmuş. Ayrıca F tuşları için ek bir boşluk bırakılması da güzel olmuş. Keycapsların malzeme kalitesi diğer Çin üretimi klavyelerle aynı. Aslına bakarsanız Tigoes K2 klavyesi Türkçe tuş dizilimine sahip değil ama Tigoes bu iş için ek bir çalışma yaparak tuşların altına Türkçe harfleri ve benzeri fonksiyon işaretlerini ekleyerek bu sorunu ortadan kaldırmış. Çok güzel durmasa estetikten önce işlevsellik gelir.

En çok ilginizi çeken kısma yani switch kısmına göz atacak olursak Tigoes K2’de markası ve basım ömrü belli olmayan bir Blue switch kullanılmış. Hissiyat olarak Cherry MX’e göre basımı daha rahat ve ses şiddeti de sanki biraz daha az. Kalitesi konusunda ise bırakın Cherry MX’le diğer bilindik switchlerle bile kıyaslanamaz. Uygun fiyatlı yapalım diye her şeyden çalmışlar açıkçası.

1.6m açık gri renkte altın uçlu olmayan USB 2.0 bağlantılı kabloya sahip. Klavye fiziksel olarak 44cm uzunluğa 21,8cm genişliğe sahip. Klavyenin yukarıdan aşağıya eğimli yapısı gereği minimum 1,6cm maksimum 2,4cm yüksekliğe sahip ama klavyenin altında bulunan yükseltmelerle de 4.3cm yüksekliğine ulaşıyor. Ağırlık olarak net bir bilgi verilmemiş fakat 1kg’ın üstünde bir ağırlığa sahip. Klavyenin altında 2 bilek desteğinin altında da 2 tane olmak üzere toplamda 4 adet silikon yüzeyle kullanılan yüzeyden kayıp gitmeyi engelliyor. Bu arada Tigoes K2’nin önemli bir diğer özelliği su geçirmiyor olması.  Açıkçası ben cesaret edip denemedim sizde çok abartmayın yani suda kullanmak gibi fantazilere girişmeyin. Bu tarz özellikler genellikle klavye başında yaşanan aksilikler sonucunda sıvının klavyeye zarar vermemesi için yapılır. Dikkat ederseniz klavyenin tasarım detayları da suyun klavye üzerinden tali olması düşünülerek tasarlanmış.

Üstteki: Motospeed CK108 Alttaki: Tigoes K2

Klavye'nin Arka Aydınlatmaları

Klavyenin mekanik olmasının dışında her oyuncu klavyesinde artık görmeye alıştığımız arka aydınlatmalar Tigoes K2’de de mevcut. FN + 1’den 9 kadar kısımda 9 adet moda sahip. Ayrıca ışık şiddetini kısıp açabiliyoruz bu işlem için Page Up ve Page Down tuşlarını kullanıyoruz. Arka aydınlatma için kullanılan LEDler her switche özel bağlanmamış. Elektronik devreye bağlanmış ve sayı olarak daha az LED kullanılmış. Bu yüzden özellikle Tigoes K2’in siyah modelinde arka aydınlatmaları sabah saatlerinde görmek çok güç. Gerçi karanlık ortamda da denediğimde ışık şiddetinin kısık olması beni tatmin etmedi. Bu arada klavyede RGB kelimesinde geçen Red, Green ve Blue renkleri var sadece. Sanırım Tigoes bize kelime şakası yapmış RGB LEDli diyerek ama ne yazık ki bu şekilde RGB olmuyor.

Mouse'un Teknik ve Fiziksel Detayları

Mouseun detaylara bakacak olursak Mouse’un tasarımı pek hoşuma gitmedi açıkçası. Daha sade olmasını dilerdim. Simetrik tasarımıyla sol ve sağ el kullanımına uygun. Zaten bu tarz kombo setlerden çıkan Mouselar çift el içinde uygun olmakta. Boyut olarak büyük bir Mouse. Sol ve sağ kısmında bulunan tekerlek gibi duran kısmı ilk bakışta dikkati çeken kısımları oldu. Kullanılan plastik malzeme fiyatına göre iyi olmuş. Alt yüzeyindeki skatezlerinde bir oyuncu mouse’u için yeterli boyutlarda. Mouse’un kırmızı, yeşil, sarı, açık mavi, lacivert, mor ve beyaz olmak üzere toplamda 7 farklı renk desteği 1200, 1600, 2400 ve 3200 olmak üzere 4 adette DPI/CPI ayarı bulunmakta. LEDler üst ve alt kısımda birbirinden farklı yanarak güzel bir görüntü sağlıyor. DPI/CPI ayarının ayarlanabilir olacağını düşünmüyordum ama en azından daha fazla geçiş seçeneği bulunmasını isterdim. Bu arada mouse da klasik olarak 6 adet tuş bulunuyor. Sol yanda 2 adet sol ve sağ klik, orta tekerlek ve DPI tuşu. Tutuş olarak avuç içi ve pençe tutuşlarına daha yatkın. İçerisinde kullanılan sensör ve tuşlarında kullanılan switchlerin marka veya modelleri hakkında bir bilgi verilmemiş. 1.5m hafif karbon kökenli kevlar örgü iplikli USB 2.0 bağlantılı kabloya sahip.

Klavye Kullanım Deneyimleri

Kısa süreli kullanımım sonucunda klavyede kullanılan Blue Switch’in yazı yazarken klik sesi çıkmasına rağmen basmaması gibi sorunlarla karşılaştım. Bildiğini üzere mekanik klavye switchleri renklerine ve markalarına göre değişkenlik göstermekte fakat hangi swicth olursa olsun tuşun tamamına basmadan basımı algılaması gerekir. Tigoes K2’de tuşa yarım basmaların çoğunda algılamaması mekanik klavye kullanım deneyimini yarım bırakıyor. Ayrıca oyun deneyimlerinde beni tatmin etmedi.

Mouse Kullanım Deneyimleri

Mouse da ise en büyük sorun yan tuşların basım hissiyatının her an bozulabilecek gibi olması. Tasarım olarak hoşuma gitmese uygun fiyatlı olmasından dolayı pek gözüme batmadı ama mouse’un genel olarak pek uzun ömürlü olacağını düşünmüyorum.

Tigoes K2'nin Fiyatı

Her ürünün teknik detaylarından önce merak edilen tarafı fiyatına bakacak olursak. Tigoes K2 N11’den 139TL’ye alabileceğiniz bir klavye Mouse seti. Türkiye’de satılan en ucuz mekanik klavye olma özelliğine sahip.

Ürünün Linki: http://urun.n11.com/klavye-ve-mouse-setleri/tigoes-k2-usb-mekanik-blue-switch-gaming-siyah-klavye-mouse-set-P200960757

Tigoes K2’in Artı ve Eksileri

Artıları;

  • Türkiye’den hızlı bir şekilde alınabiliyor olması ve Türkiye garantisi,
  • Bir kombo set için çok uygun fiyattı,
  • Klavyenin su geçirmemesi,
  • Klavyenin tasarımı,
  • Çıkartılabilir bilek desteği,
  • Her ne kadar kalitesiz olsa da bir mekanik klavye olması,
  • Klavyede Türkçe karakterlerin ekstra olarak eklenmiş olması.

Eksileri;

  • Blue mekanik switchlerinin kalitesizliği,
  • Klavye’de kullanılan plastik malzemenin parmak izi bırakması ve çizilmeye çok duyarlı olması,
  • Klavyede kullanılan arka aydınlatmanın ışık seviyesinin azlığı, ışığın homojen yayılmaması ve 3 renk ile sınırlı olması,
  • Kutu içerisinden tuşları çıkartmak için aparat çıkmaması,
  • Mouseda kullanılan sensörün hiç iyi olmaması,
  • Çok büyük bir eksi olmasa da Mouse tasarımı,
  • Klavyede "Win Lock" ışığı olmaması. Açık mı kapalı mı deneyerek anlayabiliyoruz

Genel olarak Tigoes K2 Türkiye şartlarında alınabilecek en ucuz mekanik klavye. Fakat benim tavsiyem bu ürüne hiç bulaşmadan Çinden $40-45’a klavye almanız yönünde olacaktır. En azından kullanılan switchin markasının belli olduğu gerçek bir RGB klavye almış olacaksınız. Puana geçecek olursak, kendimi daha yüksek bir puan vermek için zorlasam da ancak puan olarak bende 4/10 alabildi. Her neresinden bakacak olursak olalım elimizde kalan bir ürün oldu. Boşuna paranızı çöpe atmayın ve Tigoes K2’den uzak durun derim ama yine de tercih sizin.

İncelemenin burada sonuna geldik, bir sonraki inceleme ürününde görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Motospeed CK108 RGB Mekanik Klavye Detaylı İncelemesi

İnceleme Videosu:

Yeni bir incelemeye daha hoşgeldiniz. Bugün ki inceleme ürünüm son zamanların popüler klavyesi Motospeed CK108. Bu arada Motospeed V40 oyuncu mouseunun incelemesini daha önce bakmadıysanız onada göz atmanızı öneririm. Şimdi Motospeed markasının en iyi mekanik klavyelerinden Motospeed CK108’in incelemesine başlayalım.

Hesaplı Oyuncu Mouse Motospeed V40 Detaylı İncelemesi

Motospeed CK108’i Çin’den ve Türkiye’den de satın alabilirsiniz. Çin’den Banggood ve GearBest gibi sitelerden almanız durumunda satın alınma tarihinden itibaren 1 yıl boyunca uluslararası garantili bir ürün almış olursunuz. Fakat uluslararası kelimesine kanarak bu garantinin Türkiye’de de geçtiğini düşünmeyin. Örneğin GearBest’den satın aldınız o zaman garantilik bir durum olduğunda GearBest sitenin yetkilileriyle iletişime geçmeniz gerekecek. Türkiye’den ise Motospeed Türkiye’nin sitesinde bulunan resmi bayillerinden satın almanız durumunda klavyeniz 2yıl Türkiye garantili bir ürün olacaktır. Ayrıca çok yakında Türkiye’den alınan klavyeler Türkçe tuş dizilimine sahip olacağını da belirtmekte fayda var.

Çin'de Ne Kadar? Türkiye'de Ne Kadar?

Fiyat konusunda Motospeed CK108’in Blue ve Black Switchli modellerinin fiyatları bazen değişkenlik gösterebiliyor. AliExpress’de 55 Dolar civarında satılırken, GearBest’de 64 Dolara Blue, 65 Dolara ise Black modeli satılmakta. Farklı kaynaklarda daha farklı fiyatlar bulmanız mümkün, mesela Banggood’da 73 Dolar gibi. Ülkemizde ise Motospeed Türkiye’nin resmi bayiliklerinden ElectronicTech N11 üzerinde 360TL gibi bir fiyata satılmakta. Olayı şöyle kısa bir şekilde açıklamak gerekirse AliExpress’de Motospeed Resmi Mağazası 55 Dolara yani 195TL’ye satarken. Klavye gümrüğe bile takılsa 55 Doların üzerinden 30 Euro’nun farkını ödesek 220TL gibi makul bir ücretken Türkiye’den 2 yıllık garantili CK108 fazladan 150TL daha pahalı. Uzun kargo beklemek istemeyen, Türkçe tuş dizilimine sahip olmak isteyen ve 2 yıl ülke garantili olacağı gerçeğini de atlamamak gerekiyor.

Ürün Linkleri: N11 / AliExpress / GearBest / Banggood / Tomtop / DX / Everbuying

Kutu İçinde Kutu!

Ne kadar önemsiz detaylar olsa da kutu tasarımından bahsetmeden geçmeyelim. Oldukça büyük kutuyla gelen Motospeed CK108’in kutusunun içinden ek bir kutu çıkıyor. Dış kaplama olarak karışımıza gelen kutunun ön yüzeyinde Motospeed Logosu, ürünün büyükçe görseli, klavyenin model isimi ve öne çıkan özellikleri bulunurken arka yüzeyde diğer Motospeed ürünleri gibi 9 dilde yazılmış ürün detayları bulunuyor ve tabi ki de bu diller arasında Türkçe’de var. İkinci kutumuzda ise siyah fon üstüne Kırmızı bir baskıyla Motospeed isim ve logosu vurulmuş. Sağ altta ise aynı şekilde “Live for games” yazısına yer verilmiş.

Kutu İçeriği

Kutunun içinden klavye için işleyiş talimatlarını anlatan detaylı bir doküman, klavye için bilek desteği, Motospeed ürünlerinde görmeye alıştığımız tamamı Çince ufak bir kağıt ve keycapsları çıkartmak için aparat çıkıyor. Parlak kuşe kağıda basılmış işleyiş talimatlarını arasında Türkçe’nin de bulunması hoşuma gitse de Google Translate’in kötü olduğu dönemlerinden kalma çeviri insanı pekte mutlu etmiyor. Yine de buda bir başlangıçtır diyerek daha iyi olmasını temenni ediyorum. Klavyeyi satın almamda ki en önemli faktör olan bilek desteğinde kullanılan plastiğin kalitesiz olduğunu ve bu konuda büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Motospeed CK108’in kutu içerisinde sallanmasını engellemek ve sabit durması için sol ve sağ kısmında sünger korumalarla geliyor. Gereğinden fazla sadece tasarımı, gövdesinin fırçalanmış metal yüzeyi ve tuşların alışık olduğum yükseklikten birkaç tık yüksekte olması ilk dikkatimi geçen özellikleri oldu. Motospeed’in en popüler ürünü olan CK104’e bilek desteğini bir kenara bırakırsak genel hatlarının benzediğini söylesek yanlış olmaz.

Sıradan ama Sağlam Tasarım!

Benzerliklerinden bahsetmişken klavyenin ilk olarak tasarımına göz atarak başlayalım. Üst düzey özellikli, pahalı ve kaliteli malzemelerle yapılmış tonla ünlü markanın mekanik klavyesi piyasada satılıyor ve eminim hepiniz hangi ürünlerden bahsettiğimi biliyorsunuz. Şimdi Motospeed CK108 o ürünlerden değil önce onla başlamak lazım. Oldukça sıradan tasarımına bilek desteğini eklemişler ve işte bitti bu kadar. Öyle tasarımına hasta falan olduğum yok ki zaten olmamada gerek yok. Sonuçta yazı yazıp oyun oynayacağım ya da daha önce ne yapacaksam onu. Yine de tasarımına bakmamız gerekirse 104 tuşlu bir klavye var karşımızda. Sağ üstte bildirim ışıkları onların hemen üstünde de Motospeed logosu. Yani sonuçta marka ismidir ama baskı kalitesi son derece kalitesiz olmuş. Mouselarında gördüğümüz o leopar klavyenin herhangi bir yerine işlenmiş olsaydı hiç fena olmazdı sanki. Klavyenin tasarımı sıradan dedim, beğenmedim dedim ama hakkını vermem gereken bir nokta varsa oda sağlamlık hissiyatı. Elekronik devrelerin üst kısmı yani bizim gözle gördüğümüz en dış gövdesi 2mm lik fırçalanmış metalle kaplanmış ve açıkçası güzelde duruyor metalik griyle siyahın uyumu. Bu arada CK108’in beyaz versiyonu da var belki bir ihtimal ilginizi geçebilir dedim ama benim favorim her zaman siyah renkli olanı.

Motospeed CK108 Fiziksel Özellikleri

Fiziksel olarak Motospeed CK108 1055gr ağırlığında 44,5cm uzunluğunda 18,6cm genişliğinde ve 3,4cm’de yükseklikte. Ayrıca klavyenin altında bulunan 2 adet yükseltmeyle 5cm yüksekliğine kadar ulaşabiliyor. Ağırlığından dolayı kullanırken kayma sorunuyla karşılaşmazsınız ama yine de alt kısmında 4 adet silikon yüzeyle bu sorunu komple ortadan kaldırmışlar.

RGB Arka Aydınlatma ve Efektleri

Arka aydınlatmaları klavyenin en göz alıcı yeri. Yani itiraf edelim ki Motospeed CK108’i almak istememizdeki en büyük faktör RGB aydınlatması. Her switchin üst kısmında bulunan ledlerle klavyenin her tuşu ayrı ayrı aydınlanabiliyor. Efekt veya renk geçişlerinin isterseniz klavyenin üstünde bulunan FN + Insert, Delete, Home, End, Page Up, ve Page Down tuşlarıyla isterseniz de daha kolay yol olan yazılımı üzerinden değiştirebilirsiniz. Toplamda 18 tane mod bulunuyor bunlar; Akış (Go with the Stream), Uçan Bulutlar (Clouds fly), Dolambaç, Döndürme Yolu (Winding paths), Işık denemesi (The Trial of Light), Nefes Alma (Breathing), Normal Mod (Normally On), İz (Pass Without Trace), Dalgalanma (Ripple Graff), Yatayda Dalga İzi (Fast Run Without Trace), Swith Aksiyonu (Switch Action), Çiçeklenen Çiçekler (Flowers Blooming), Kar Kış Yasemin (Snow Winter Jasmine), Kasırga (Hurricane), Biriktirme (Accumulate), Dijital Zaman (Digital Zaman), Aşmak, Üstesinden Gelmek (Surmount), Çift Yön (Both Ways), Hızlı ve Öfkeli (Fast and the Furios) ve Özel Aydınlatma Modlarına sahip. Yani isterseniz kendi özelleştirilmiş aydınlatmanız da yapabilirsiniz.

Yazılım Desteği ve Makro Kaydı

Hazır yazılımından bahsetmişken aydınlatmaların dışında yazılımda makro kayıtlarınızda yapabiliyorsunuz. Sonrasında dilediğiniz tuşa makro kaydınızı atayabilirsiniz. Klavyenin önemli bir diğer özelliği de kendi içerisinde “EEPROM” (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory) hafızaya sahip olması. Bu sayede değişiklikleriniz klavyenin hafızasına kaydoluyor. Ayrıca rapor süresini (Polling Rate) de yazılım sayesinde 125hz (8ms), 250hz(4ms), 500hz(2ms) ve 1000hz(1ms) olarak 4 kademeli olarak değiştirilebiliyor.

Black ve Blue Outeme Mekanik Switchler

Motospeed CK108’in Black ve Blue switchli olmak üzere iki ayrı modeli bulunuyor. İncelediğim modeli Black switchli olanı. Switch olarak ise Outemu Mekanik Anahtarlarını kullanıyor. Mekanik klavye denilince akıllara ilk gelen anahtar üretici Cherry’in MX’ serisine benzer özellikler taşıyan Outemu Switchlerinin her tuşuna 60milyon ömür sunuyor. Outemu Blue anahtarının hareket kuvveti 45gr zirve gücü ise 60gr. Black anahtarınınki ise 60gr. Özellikle Blue switchli modeli Cherry MX Blue anahtarına oranla aktivasyon için gereken kuvvet 5gr daha az. Kullanımı çok etkilemese de detay detaydır.

Hangi Switch Hangi Kullanıma Daha Uygun?

Kullanım deneyimlerim sonucunda özellikle kullandığım Black switchli model oyun oynamak için Blue Switch yazı yazmak için daha uygun. Özellikle yazı yazarken Black anahtarında zorlandığımı ve yorulduğu söyleyebilirim. Hareket noktasının 2mm civarında olması tuşun tamamına basmadan basımı algılayabilmesini sağlıyor. Bu özelliği özellikle FPS ve MOBA gibi rekabetçi oyunlarda büyük avantaj sağlayabiliyor. Bu arada klavyenin tüm tuşlarında anti ghosting özelliği bulunuyor.

Ses konusunda ise Black sessiz Blue modeli ise ünlü “klik” sesiyle en gürültülü switch türü. Fakat sessiz olmasına rağmen tuşların basım anında çıkarttığı sesi engellemek için switchlere O-Ring takmanızı tavsiye ederim. Tamamen engellemese de sesi büyük oranda azaltıyor. Ki zaten Blue switchli modelini kullanıyorsanız çıkarttığı sesten memnunsunuz demektir.

Motospeed CK108 klavyesinin üzerinde bulunan Windows tuşunu FN + Windows tuşuyla kilitlenebiliyor. F tuşlarında bulunan multimeyda özelliklerini de FN + F tuşlarıyla kullanıyoruz. Bu tür detaylar her klavyede bulunuyor ama yine de söylemeden geçmeyelim. 1.6mlik kalınca bir kablosu bulunan klavyenin altın uçlu USB 2.0 girişine sahip. Klavyenin üzerinde Türkçe karakterli Ğ,Ü,Ş,İ,Ö ve Ç tuşları bulunmuyor. Neyse ki Türkçe tuş dizilimine sahip klavyeler yakında satışa çıkacak. Benim için çok önemli olmasa da önemseyen birileri vardır illaki.

Artı ve Eksileri

Şimdi geçelim tamamen öznel olarak hazırladığım klavyenin artı ve eksilerine.

Artıları;

  • Önem sırasıyla bakarsak her şeyden önce uygun fiyatı,
  • RGB Aydınlatmaları ve Modları,
  • Yazılım ve Makro desteği,
  • Ne kadar Outemu Switchleri de olsa mekanik hissiyatı,
  • Bilek desteğinin olması. Her ne kadar plastiği pek bir kalitesiz ve işime yaramasa da,
  • Hem görsel olarak hem de fiziksel ağırlığı olarak sağlamlık hissiyatı,
  • Çok büyük artı olmasa da kutu sunumu başarılı.

Eksileri;

  • Tasarımının sönük kalması,
  • Keycaps ve bilek desteğindeki ABS plastiğinin kalitesizliği.
  • Enter Tuşunun boyutu
  • Fırçalanmış metal yüzey ışığından etkisiyle tozu ve kiri çok belli etmesi.

Genel olarak hoşuma giden ve fiyat performans dengesini çok iyi sağlamış bir ürün Motospeed CK108. Ve son olarak klavyeye puanım 8. Bunu fazlasıyle hak ettiğini düşünüyorum özelliklede 200TL’nin altına bir fiyata satın aldığım düşünülürse. İncelememizin sonuna geldik, bir sonraki videoda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 20
  • Ercüment @tkmly

    Videoya bakmadım ama yazılı incelemen güzeldi. Emeğine sağlık devamını beklerim. Umarım bana yapıldığı gibi senide soğutmazlar.

  • Ortega @ortega

    Kardeşim Selamunaleykum Ben bilmeden etmeden mavi switch aldım cs go oynamak ve başka oyunlar icin aldım, bu motosped ck 108 i bir sıkıntı olur mu eksisi varmıdır mavi switchli siyah la arasındaki farkı tam olarak nedir

  • UmuTzn @umutzn

    Mekanik klavye switchleriyle ilgili bir yazım var youtubeda da videomu bulabilirsin orada detaylındırmaya çalıştım 👍 kısaca şunu söyliyim sorun yaşamazsın herhangi bir klavyeyle zaten sorun yaşamazsın 😊 ama benim mavi switch tercihin değil kırmızı yada kahverengi daha kullanışlı benim için

    • Ortega @ortega

      yanlış yaptım desene gearbest ten aldım yarın klavye elimde olacak pişman oldum senin bu videoları ve incelemeleri izledikten sonra iade etsemde siyah anahtarlısı var kırmızı yok motospeed de cidden pişman oldum idare edip oynasam mı iade etsem mi bilemedim bi önerin varmı acaba.

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Al al pişman olmazsın kullanırsın sonra satarsın başka alırsın. Bişey olmaz belki çok hoşuna gidecek. %80 oranında blue switch tercih eden bir kitlemiz var sonuçta 🙂

    • Ortega @ortega

      @umutzn tamam kardeşim bunu kullanıp eğer bi aksilik cıkmazsa Corsair Gaming Strafe RGB ye gecerim güzel baktım kaliteli bayağı kırmızı switchli hemde 🙂

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Bütçe meselesi bunlar 🙂 Ben şuan inceleme ürünü olarak Rampage Commander kullanıyorum Blue switchli oda pek alışık olmadığım bir ses şiddetine sahip ama çok hoşuma gitti çok fazla modu var. Eğer Türkiye'den almayı düşünenler varsa CK108'i kesinlikle onun yerine bunu öneririm.

    • Ortega @ortega

      @umutzn umut kardeşim klavye geldi usb report rate 1000 mi yapayım oyun için yararlı olur mu bilgin var mı bu konuda. ?

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Yap dostum eğer aktif oyun oynuyorsan. Günlük kullanımda 125hz bile fazla fazla işini görür.

  • Salihcan @salihcand

    Umut kardeşim ürünü 55$'a satın alacağım yanında 6$ kupon ile birlikte. Satıcıya fiyatı düşük yazdıracağım ama ürün gümrüğe takılırsa gümrüğü nereye ödeyeceğim? Gümrük ne kadara patlar? İncelemede çok güzel olmuş, en ince detayına kadar anlatmışsınız. Teşekkürler...

    • UmuTzn @umutzn

      James Donkey 007 ve yanında Xiaomi kulaklık aldığımda gümrüğe takılan bir kargom oldu ve bana mail yoluyla ulaştılar. Bir form yolladılar, doldurdum ve telefonla da görüştüm sonrasında banka yoluyla veya kredi kartıyla ödeme seçenekleri sundular ama kargo teslimi sırasında elden aldılar ücreti 🙂 Bu arada ürünü kaça aldığın değil aldığın sitede ki satış fiyatı önemli. Kendi alışverişimden örnek verirsem; hesabımda birikmiş puanlarla 20 dolar civarı indirim sağladığım ürünleri ödediğim para üzerinden değil ham satış fiyatı üzerinden vergilendirdiler yani size de gümrük bedeli benzeri bir ödeme çıkarsa 55 dolar üzerinden işlem görecektir. Bu arada yardımcı olabildiysem ne mutlu bana 🙂