Fast Food Mağazaları

Biraz önce @burakozyurek bir soru sordu ben de ona istinaden bir yazı yazdım. Neden Fast Food mağazalarında çalışılmaması gerektiği ve neden HİÇBİR YİYECEK YEMEMENİZ GEREKTİĞİ ile ilgili. O durumda ilk kısmı anlattım, burada neden yememeniz gerektiği kısmıyla devam edeyim ben. Merak etmeyin ilk kısım da burada. Fast food bağımlılarına bizzat orada çalışmış biri olarak tavsiyeler vermiş olayım.

İlk kısım------------------------------------------------------------------------------------------------------------
9 saatlik mesain vardır. 10 saat olmadan bırakmazlar. Yarım saat yemek molan vardır, ki o molaya kendi yemeğini hazırlama sigara içme ve tuvalete gitme sürelerin de dahildir, onun dışında 5 dk bile molan olmaz 10 saat boyunca. 12’de mesain başlıyordur. 12’de iş yerine gelirsin neden 15 dk erken gelmedin diye mesainden yarım saat keserler. Ama çıkıştaki fazladan kaldığın 1 saati sana yedirmedikleri gibi, eğer normalde tam çıkman gereken saatte bir şekilde çıkarsan yarım saat de oradan alırlar. Tuvaletin gelir, 1,5 saat gidemezsin. İsimliklerinde müdür yazan -ama aslında 1200 lira maaş alan müdürümsü denyolar (evet kadın müdürler de dahil) kendinden aşağıdaki herkese bağırma hakkını kendilerinde bulurlar. Normalde müdürler (bir Burger King mağazasında 5 müdür olabiliyor) hiçbir kurala uymazken sen uymazsan bağırır çağırırlar. Denetleme olduğunda bölge sorumlusuna her türlü şaklabanlığı yaparken yanlış yapılan şeyler için normal çalışanları suçlarlar. 3 board’da 2’şer kişiden toplam 6 kişi çalışması gerekirken tek adamı 3 board’a birden bakmaya mecbur bırakırlar. Ki bu arada kendileri mal mal dolanırlar. Doğal olarak siparişler yetişmediğinde mal mal duran gerizekalı müdürler değil, daha işe başlayalı 2 hafta olan sen suçlu olursun. Üretim kısmında çalışırsın, ama dışarıdaki çöpleri de sen toplarsın yerleri de sen silersin. Bazı denyo müşterilerin salaklığı yüzünden tamamen haklıyken sen azar işitirsin. Siyah kösele boyanabilir ayakkabı isterler, müdürlerde adidas vardır. Bu durumda işkenceyi sen çekersin. 10 saat kafanda şapkayla dolaşınca sabah kalktığında yastıkta zavallı saç tellerini görürsün. 1 ay boyunca kıyafet getirtemedikleri için 3 beden küçük pantolonun içinde acı çekersin. İşten çıkmak istersin, çıkarmazlar. Çünkü sadece lise/üniversite zavallılarını orada çalıştırabilirler. Çıkmak için kavga etmen gerekir. İşten çıktıktan 1 ay sonra aynı mağazaya gidersen tüm eski çalışanlardan tek bir kişiyi bile göremezsin. Hepsi kaçmıştır. Gerizekalı müşteriler yüzünden terası kapatamazsın çünkü kalkmak istemezler, temizliği yapamazsın ve yine sen beklemek zorunda kalırsın. 10 saatlik mesai+yol süresince sadece 15 dk yemek molasında oturabilirsin ve bunun sonucunda akşamları yürüyemez hale gelirsin. Ve tüm bu bokları saatliği 3.1 liradan yersin. Üstüne nasıl ve ne şartlarda hazırlandığını gördüğün ve (işten çıktığım 2013 aralıktan beri tek bir fast food ürünü yemedim) bir daha hayatın boyunca yemeyeceğine yemin ettiğin şeyleri öğlen molasında yemek zorunda kalırsın.

2. kısım-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yemek yediğiniz o tepsiler geceleri yıkanır. Ama gündüz zaman bulunamadığından ve çok az tepsi olduğundan aynı tabaklar kağıtları atıldıktan sonra -SADECE ÜST KISIMLARI YARI ISLAK BEZLE- silinerek tekrar devirdaime girer. Bir gün içerisinde bu devirdaim en az 5 kez sağlanır.
O bez de bir gün boyunca yıkanmaz zaten. O tepsilerden ne pislikler çıktığını ben bilirim. Bir de siz gider patatesleri yiyecekleri tüm tepsiye dağıtır iyice pisliğe yayarsınız yediklerinizi. DİKKAT EDİN eğer gittiğinizde yemek molasında bir çalışan görürseniz tüm tepsiye peçete açar. Kızartılan patateslerin yağları 3 saatte bir değişmesi gerekirken günlük değişir. O yağda güneşli bir haftasonu gününde en az 5 TON patates ve nugget ve türevleri ve integralleri denilen bilimum yiyecek kızartılır. Kurallara göre her yiyeceğin maşası farklıdır. Eldivensiz maşa ve maşasız hiçbir yiyecek tutualmaz. Yiyeceklere elini eldiven dahi olsa değdiremezsin. Tabi normalde. Uyan kim? Çalışanların eldivenleri o ağır işe ve sıcaklığa dayanamaz, 1 saat olmadan yırtılır. Ama değiştirmeye zaman yoktur. Vardır da müdürler o aralığı size vermezler ki işinizi iyi(!) yapın. Halbuki 30 saniye boş boş durmak yerine sizin yerinize baksalar bir sorun kalmaz. Tüm yiyeceklere parçalanmış eldivenin altından parmaklar bandırılır. Eğer yiyeceğinizin içinden naylon gibi küçük parçalar çıkarsa bilinki bunlar parçalanmış eldivenlere aittir. Yoğunluktan ötürü, normalde yiyecekler board'da yapılması gerekirken ve her board'da aynı anda maximum 4 yiyecek hazırlanması gerekirken, mecburi denemelerde bu sayı 13'e vurdurulmuştur. Dolayısıyla hazırlanan yiyecekler board'a sığmazlar ve ekmek kasalarında bile yapılabilirler. Yere düşen birşeyler olursa tamamen o çalışanın insafına kalmışsınız demektir. Alır geri koyar. Onun için sorun yoksa yoktur. Normalde piştikten sonra (etin türüne göre) 20-60 dakika içinde satılmayan etlerin çöpe gitmesi gerekirken, fazla yapıldığı için sabahın 11'inden akşamın 7'sine kadar o et devamlı sıcak tutularak size ulaşabilir. Etlerin bekletildiği kaplarda dijital sayaç vardır ve onlarca kez sıfırlanır. "Etleri kayış gibi" deyiminin geldiği yer de burasıdır. Aynı durum mayonezde ve hatta domateste bile geçerlidir. Fazla bekleyenler çöpe atılmalıdır (ilk gün öğrettikleri ve söyledikleri sözlerde kalır). Müdürler yiyecekler beklememeli kuralını "bekleyen yiyeceklerin saat etiketlerini yenisiyle değiştirin" şeklinde anlamışlardır. Arkada bulaşık yıkayan çalışanın gelip elinden yiyeceklere o rezil sıvıları damlatması olasıdır. Zira deterjan değiller. Zehirden farksız, adı söylenemeyen kodları olan sıvılardır onlar. İçerideki hamam gibi sıcaklıktan dolayı yiyeceğinizin içinde onlarca ter damlası bulunabilir. Eğer ellerinde bir malzeme müdürlerin salaklığından bitmek üzereyse çalışanlara verilen emir fısıltı şeklinde "azar azar koy! 2 domates yerine 1 tane koy! 4 turşu dilimi yerine 2'şer tane koy!" olur. Bazı diyetteki kişiler salata ister. O salataların nasıl yapıldığını bilen en fazla 1 kişi olur. Çünkü günde 1 kereden fazla sipariş verilmez. Dolayısıyla o salata haftalarca yarı hazır halde bekleyebilir. Bu yüzden fast food salatalarının tadı bir gariptir. Yediğiniz salataya dikkatle bakmanızı tavsiye etmem. Eğer müşteri bir yemeği beğenmediyse veya bir gıcıklık yaparsa çalışan kimse görmeden o yiyeceğin içine istediği her haltı karıştırabilir. O saatten sonra onun hayal gücüne kalmıştır. (kurallara göre müşteri her daim haklıdır, herhangi bir sebepten yemeği beğenmezseniz dörtte üçünü yemiş bile olsanız yenisini alabilirsiniz, hatta masaya giderken elinizden düşürseniz bile yenisini ücretsiz alabilirsiniz) (tam hatırlaayamadım ama yanlış değilse 4 dk içinde siparişiniz gelmezse cıngar çıkartma ve ücretsiz alma hakkına sahipsiniz-dakikadan tam emin olamadım araştırın-) Tuvalete gitmek için 1 saat izin alamayan  üretim çalışanı eldivenlerini çıkaramadan tuvalete gidip aynı eldivenlerle dönüp işine devam edebilir. Saatlerce aç kalan ve yoğunluk var bahanesiyle yemek molasına çıkartılmayan çalışanlar müdürler görmeden pişmiş ürünlerden aşırabilirler ve parmaklarını yalayıp işlerine devam edebilirler. Kola, fanta, ice tea gibi bilimum içecekler 20 litrelik serum poşetlerine benzer poşetlerin içinde karton kutuya konmuş halde gelir. Arka kısımda bu içecekler diyaliz makinesine benzer bir makinede suyla karıştırılır. Çünkü kutunun içindeki şey aslında bildiğiniz kola vs. değil, onun su katılmamış halidir. Eğer evinizde kola veya benzeri içeceğimsileri kaynattıysanız veya videosunu izlediyseniz o geriye kalan katranı bilirsiniz. Bu zaman zaman biter kimse umursamaz bu yüzden aldığınız içecekler birbirini tutmaz. Eğer tatsız geldiyse poşetin dibi gelmiştir bu yüzden çok fazla suludur. Bir de bana söylenen "bunun tadı iğrenç" şeklinde yorumlar vardır. Bu yorumların kaynağı da poşetin ilk takıldığı halidir. İçine olması gerekenden daha az su gitmiştir. Aslında bu içeceklerin orijinalinde ne kadar iğrenç birşey olduğunu siz de hayal edebilirsiniz. Gece mağazada kalan, temizlik yapan ve gelecek malları almak için kalan 1 veya 2 çalışan olur. Bunların geceleyin ne yaptıklarını onlar dışında hiçbir insan bilemez. Duyumlarım var ama burada anlatmam bana bile fazla..

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bunlar bir Fast Food mağazasında (sanırım yukarda biryerde mağazanın ismini klavyeden kaçırmıştım) 2,5 ay boyunca haftada 4 gün, günde 10 saat çalışmış birinin anılarıdır. İlk işe girdiğinde öğretilen kurallardan ve şeffaflıktan sonra gözleri kamaşmış, aradan birkaç gün geçince mağazanın firmanın koyduğu hiçbir kuralı uygulamadığını (veya belki de firmanın da umursamadığını) görünce kanı donmuş birinin serzenişidir. Bu kişi işten çıktığı Aralık 2013 tarihinden sonra hiçbir Fast Food mağazasına adımını atmamıştır. Bu kişiye bir tek mağazaların dahilindeki terasta sigara-kahve içmek serbesttir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 66

Xiaomi Bluetooth Mono Kulaklık / BİM

Kulaklığı denedim.

Müzik kalitesi konuşma kalitesinden daha iyi. Ama bu sizi yanıltmasın. Apple'ın telefonla birlikte gelen kulaklığıyla boy ölçüşemez. Bu durum diğer telefonların kulaklıkları için de geçerli diye düşünüyorum.

Müzik kalitesini Spotify ile denedim. Ses kısma tuşuna basılı tutunca şarkıyı baştan başlatıyor. Ses açma tuşuna uzun basınca ise sıradaki şarkıya geçiyor. Tepedeki tuşa bir kere basınca müziği durdurup başlatıyor, uzun basınca cihaz kapanıyor. Telefon çalarken tepedeki tuşa bir kere basınca görüşme başlıyor, konuşurken basarsanız görüşme sonlanıyor fakat meşgule atmanın yolunu bulamadım.

IPhone 7 Plus'a bağlı kulaklık ile Samsung Galaxy Note 5 arasında yaptığım telefon görüşmesinde gelen ses biraz boğuk geldi bana. Giden ses ise kötü olmamakla birlikte mükemmel değil. Ama giden sesin, karşıdan gelen sesten daha kaliteli olduğunu söylememek mümkün.

Kapsama alanı beklediğimden iyi çıktı. İki oda öteye rahat çekiyor. Yaklaşık 8-9 metreden sonra kesintiler başlıyor. Firma, kapsama alanının 10 metre olduğunu söylüyor ama  benim yaptığım testte arada duvarlar da vardı tabii. Açık alanda mesafe artacaktır.

Pil konusunda bir şey söylemek için çok erken. Fakat firmanın söylediğine göre 2 saat şarj süresi, 3 saat konuşma süresi ve yaklaşık bir hafta bekleme süresi var.

Malzeme kalitesi güzel. Obje olarak hoş bir ürün. Mat bir rengi ve kaygan olmayan bir yüzeyi var.

Ürün 6 gramlık bir ağırlığa sahip ve kulağınızda varlığını hissetmiyorsunuz.

Siyah ve beyaz renk seçeneklerine sahip.

Ürün V4.1 Bluetooth versiyonu ve protokol olarak HFP/A2DP/HSP/AVRCP

Uyumluluk konusunda hemen her telefon ve tablet ile eşleşebilir.

Kulaklığın uç kısmında uyarı ledi var.

Paketin içinden; kulaklık, küçük,orta ve büyük olmak üzere 3 adet kulakiçi silikon, şarj kablosu, kullanma kılavuzu ve garanti belgesi çıktı. Ürün 2 yıl garantili ve azami tamir süresi 20 iş günü.

Cihazı 49,90 liraya Bim'den aldım. Her markete kaç tane geliyor bilmiyorum ama görevliden istediğimde ilk gün olmasına rağmen bir tane kaldığını söylemişti. Talep olmuş anlaşılan.

Özet olarak bu ürün, elinizde iş varken telefon görüşmelerinizi yapmanıza olanak verecektir. Ancak daha fazlasını beklemeyin.

Sitedeki ilk incelemem. Eksikler varsa eleştirilerinizi bekliyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

https://teknoseyir.com/durum/840160

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 14

Kobo Aura - Edition 2 İncelemesi

Merhaba arkadaşlar, size yaklaşık 6 aydır aktif olarak kullandığım e-kitap okuyucu olan Kobo Aura Edition 2 hakkındaki görüşlerimi aktaracağım.

Cihazın en büyük özelliği sahip olduğu elektronik mürekkep teknolojisine sahip olan ekranı. E-Ink teknolojisinin en büyük avantajı düşük güç tüketimi ve gerçek bir kağıttan okuyormuş gibi görüntü sağlaması.

E-Ink teknolojisini açıklamak gerekirse ekranın yüzeyinde bir tarafı siyah(Negatif yüklü), bir tarafı beyaz(Pozitif yüklü) kapsüller yer alıyor. Ekranın alt tarafındaki iletken katman ile ekranın belle bölümlerine sinyal verilerek bu kapsüllerin yönünü değiştiriyorsunuz. Enerji tüketimin en masraflı kısmı bu dönüşümler sırasında olmakta. Bu sebepten ekran normal bir ekran gibi sürekli yenilenmediğinden çok daha az enerji tüketiyor. E-Ink ekranlarda panel ışık üretmediğinden, ekranı görebilmeniz için ekstra bir ışık kaynağına ihtiyacınız var.(Yani bir ortam ışığına. Örn: Güneş vb.) Ekranın mat yapısı sayesinde normal kullanımda bir sıkıntı teşkil ekmiyor.

Kobo Aura - Edition 2'nin Teknik özellikleri;

Ekran: 1024x768 çözünürlüklü 212 ppi 6” Carta E-Ink Dokunmatik ekran
Ağırlık: 180g
Boyutlar: 159 x 113 x 8.5 mm
Depolama: 4 GB kapasiteli yerleşik bellek, 3.000 eKitap depolayabilir
Önden ışık: Sağlamlık ve düzgün ışık dağıtımı için mikro ince kaplama ile birlikte dahili, tamamen ayarlanabilir Konfor Işığı (ComfortLight)
Özelleştirilebilir: TypeGenius: Özel yazı tipi ağırlığından ve keskinlik ayarlarından seçilebilecek 11 farklı yazı tipi ve 40 boyut seçeneği
Desteklenen formatlar: Orijinal olarak 14 dosya biçimi desteklenir (EPUB, EPUB3, PDF, MOBI, JPEG, GIF, PNG, BMP, TIFF, TXT, HTML, RTF, CBZ, CBR)
Halk Kütüphanesinden aldığınız eKitapları okuyun
Bağlantı: Wi Fi 802.11 b/g/n, Micro USB
Pil Ömrü: Yaklaşık 2 Ay (Aydınlatma kapalı)
Diller: İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Felemenkçe, İtalyanca, Brezilya Portekizcesi, Portekizce, Japonca, Türkçe
Diğer: Reklâm ya da dikkatinizi bölecek herhangi bir şey yoktur

Kobo Aura  Edition 2, kendisiyle benzer boyutlarda basit bir kutu ile gelmekte. Kutu içerisinde kendisi, 1m(Uçlar dahil) microUSB kablo ve teknik dokümanlar ver almakta.  USB kablosu HTC'nin beraberinden çıkan kablolara bezemekte.

Kobo Aura  Edition 2, oldukça kompak, hafif bir yapıya sahip. Plastik gövdesinin mat yapısı ve arka yüzeyin dokulu yapısı sayesin elde tutması kolay olmuş. 180 gram ağırlığı uzun kullanım sırasında beni rahatsız etmedi. Cihazın ön yüzündeki ekran ile çerçeve arasında kot farkı yer almakta. İlk başta ekranın çerçeveye göre daha derinde olması beni rahatsız etti.(Sonuçta dokunmatik ekranlı telefonlarda böyle değil) Ama bu durum kullanım sırasında herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Cihazın çerçeve kalınlıkları da ideal. Alt taraf biraz daha kalın tutulmuş be sol tarafa doğru Kobo logosu yer almakta. Cihazın ekranın üst sağ kısımda şarj için bildirim LED'i(Beya renk) yer alıyor. Alt yüzeyde ise ortalanmış data ve şarj için Micro USB portu ile yanlarında teknik detayların yer aldığı yazılar bulunmakta. Cihazda yer alan tek fiziksel buton cihazın arkasında, sol üst kısımda yer alıyor. Açık mavi renkli bu düğme cihazın açıp kapatmak için hemde cihazı uyku moduna geçirmek için kullanılıyor.

Kobo Aura - Edition 2'de 1024x768 çözünürlüklü, 16 farklı düzeyde gri tonlama yapabilen dokunmatik E-Ink ekran yer alıyor. Çözünürlük kitap okuma veya resim gösterimi çok iyi, kaliteli. Dokunmatik hassasiyetini pek beğenmedim. Sanırım üzerindeki dokunmatik panelin çözünürlüğü daha düşük. Genelde küçük font boyutlarında kitap okuduğumdan kelimeleri seçerken veya açıklama için linklere dokunmaya çalıştığımda yanlış bir yeri seçmiş oluyor. Dokunmatik tepkisi ise cihazın e-Ink ekranı sebebiyle yavaş, hantal.

Gece kullanım için Kobo, okuyucunun ekranın üst ve alt kısmına beyaz renk LED koymuş. Böylece cihazı geceleyin veya karanlık ortamda da rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. LED'lerin renkleri belki üst seviyedeki ürünlere benzer şekilde sarı dönük olabilirdi.(Telefonlardaki mavi ışık filitresine benzer) Böylece göz sağlığı için daha zararsız olurdu. Işık düzeyi ise 100(Arayüzde 100 kademe) kademeli yapıda elle, dokunmatik arayüz ile kontrol ediliyor.

Kobo Aura'nın ekran kalitesi çok iyi. Ekranın mat yapısı sayesinde gündüz kullanımda herhangi bir yansıma sıkıntısı veya sorun yaratmıyor. E-Ink ekran gerçek bir kağıda bakıyormuşsunuz gibi bir etki yaratmakta. Gece ışığı ise daha öncede belirttiğim gibi sarı tonlarda olabilirdi. Cihazda herhangi bir otomatik parlaklık sensörü olmadığından ışık düzeyini elle ayarlıyorsunuz. Ben geceleyin cihazı kullandığımda genellikle ışık düzeyini %2'de tutum.

Bu tip cihazların arayüzleri ve marketleri çok önemli bir kıstas teşkil etmekte. Şuan gördüğüm kadarıyla Türkiye pazarında D&R'ın(Birde İdefix) sattığı  Kobo ve Babil'in sattığı Calibro yer alıyor. Ben Kobo'yu tercih etim. Kobo Aura Türkçe'de dahil olmak üzere toplamda 12 dil destekliyor. Basit bir arayüze sahip Kobo'nu asıl amacı kitap okutmak olduğundan ekstra bir özellik veya işlev yer almıyor(Gibi).

Kobo Aura'nın arayüzü oldukça basit ve tükçe. Cihazı ilk açıp, kurulumu yaptıktan sonra basit bir ana ekran sizi karşılamakta. Ana ekranın üst kısmında menü tuşu, bulunduğun ekranın ismini olduğu başlık, ekran parlaklığı, Wi-Fi, Pil,  Eş zamanlama ve arama butonları/Simgeleri yer alıyor. Ana ekranda faklı kısımlar, pencereler yer alıyor.Son okuduğunuz kitaplar, cihazda veya kobo hesabınızda yer alana kitaplar, Okunmamış kitaplar, Kobo mağazası önerisi ve  Pocket kısmı yer alıyor. Son okuduğunuz kısımda kitap kapakları ve okuma yüzdesi yer alıyor.

Cihazın ana menüsünde, Ana Sayfa, Kitaplarım, Koleksiyonlarım, Makalelerim, Göz At, Tavsiye Edilir, İstek Listesi, Etkinlik, Ayarlar ve Yardım başlıkları yer alıyor.

Bu başlıklara en çok kullanacağınız kitaplarım için tüm kitapları listelenmekte. Bu ekranda kitaplar, yazarlar ve koleksiyonlar sekmeleri var. Kitapları listelerken filtreleme ve farklı özelliklere göre sıralaya biliyorsunuz.

Makalelerim kısmı ise Pocket kullananların işine yarayacaktır. Ben kullanmadığımdan yorum yapamayacağım.

Göz At başlığı ise aslın e-kitap marketi. Marketin ana sayfasında arama kısmı, size göre öneriler ve bazı başlıklar yer alıyor. Mağaza genel olarak çok zayıf. Çeşitlilik az ve genel olarak basılmış kitap parasında hatta yer yer daha yüksek fiyatta kitap satılıyor. Belki yabancı dilde kitap okuyanlar için daha avantajlı(fiyat olarak değil, içerik olarak) olabilir ama kitap mağazası çok zayıf. Kitap fiyatları daha uygun ve daha fazla içerik olmalı.

Tavsiye edilir ekranında ise okuma alışkanlığına göre size öneriler göstermekte. Bura kitabın açıklama ve ilk bölümü okumak için indirebiliyorsunuz.

İstek Listesi kısmına ise daha sonra almak istediğiniz kitapları ekleyip fiyatları takip edebilirsiniz. Mağaza veya Tavsiye Edilir kısmında kitap ekleme yapmaktasınız.

Etkinlik ekranı ise kendi okuma performansınızı gördüğünüz kısım. Burada en son okuduğunuz kitap hakkında kaç saattir okuduğunuz, oturum başına kaç saat harcadığınız ve genel kitap okuma performansınızı, bitirdiğiniz kitap sayısını görmektesiniz. .Birde ödüller sekmesi Swarm benzer etiketler yer alıyor ama daha ne işe yaradığını çözemedim. Etiket açamadım.

Belkide cihazı ilk açtığında gireceğiniz menü ayarlar menüsüdür. Burada sistem ayarlarını yapmaktasınız. En önemli başlıklar Hesaplar ve Okuma Ayarları kısmı. Hesaplar kısmında Kobo hesabınız, Pocket hesabınız ve Facebook hesabı bölümü yer alıyor. Cihaz kurulumunda zaten bir Kobo hesabı oluşturmanız, girmeniz gerekiyor. Sisteme eğer Facebook hesabını girerseniz ise okuduğunuz bir kitapta yazı paylaşabiliyorsunuz.

Kobo Aura'nın okuma ekranında ise farklı kontrol seçenekleri yer alıyor. Okuma ekranında veya ayarlar menüsünde okuma sırasında cihaz kontrol parofilini değiştirebiliyorsunuz. Örneğin ekranın ortasına dokunduğunuzda ayarlar/seçenekleri aktifleştirme, sağ ve sol kısımlar ise sayfa değiştirme gibi. Okuma ekranındaki seçeneklerde sayfalar arası geçiş için hızlı kaydırma çubuğu, kitap bölümleri listesi, okuma ayarları ve yazı tip, boyutu, hizalama satır ile kenar boşluklarını ayarladığımız  seçeneklerin yer aldığım butonlar aşağıda aktif olmakta. Ayrıca okuma sırasında kitap içinde kelime arama ile  herhangi bir sözcüğü veya cümleyi vurgulamada yapılabilmekte. Ayarlarda ekran ışığı kısayolunu aktif hale getirirseniz, okuma sırasında ekranın sol tarafında parmağınız yukarıya doğru kaydırarak ekran ışığını arttırabilir veya aşağı doğru kaydırarak kısabilirsiniz.

PDF veya Resim(jpg) gösteriminde ise bir sorun yaşamadım. Kendi ekranı göre bir şekilde gösteriyor. Multi touch ekran sayesinde kontrol kolay ve ekstra sanal navigasyon toşları ile kontrol ediliyor.

Kobo Aura Edition 2 hakkındaki görüşlerim ve performansına değinmek gerekirse. Cihaz kitap okumak için çok iyi bir ürün ama sadece kitap okumaya yarıyor. E-Ink ekranı yapı ve kalite bakımından çok beğendim. Gerçekten de gerçek kağıtmış gibi bir görüntü sunuyor. Ekranın dokunmatiği iyi ama sayfa değiştirmek için ekstra tuş olabilirdi.(NOOK GlowLight  benzeri) Arka aydınlatma sayesinde bence okuyanlar için e-kitap okuyucu biçilmiş kaftan. Çok rahat oluyor. Cihazın arayüzü basit ve Türkçe bence önemli. Cihazın pil ömrü ise gerçekten müthiş. Kullanımım boyunca tam şarjda ortalama 2 ay(Geçe okumada dahil-%2 ışık) dayandı. Cihaz üzerinde şarj için 5V-0.8Amper değeri yazmakta. BB Q5 adaptörü ile cihazı 3 saatte tam(%1-100) dolumunu gerçekleştirdim.

Cihazın beğenmediğim kısımları ise sadece kitap okumaya yaraması. Ne bilim, satranç vb. basit oyun olabilirdi. Veya bir mail istemcisinin olmasını isterdim. Sonuçta mail ile size gelen PDF dökümanlarınıza daha kolay erişebilirdiniz. Kolaylık sağlardı. Cihazda OTG desteği olabilirdi.

Kobo Aura Edition 2'yi kitap severlere tavsiye ederim. Ülkemiz koşullarında cihaz pahalı olabilir ama sadece kitap okuyan kişiler için uzun süre kullanacağından ve teknolojisi kolay kolay eskimediğinden alınası durumda. E-Kitap okuyucu gerek taşıma gerek gece okumada avantaj sağlamakta. Uzun pil ömrü sayesinde de şarj sıkıntısı çekmiyorsunuz. Ama asıl önemli kısım olan kitap tedarik konusunda ise mağaza yersiz ve pahalı. Tabi cihaza dışarıdan kitap aktarabiliyorsunuz.

Ortalama 500₺ fiyata sahip olan Kobo Aura Edition 2 kitap severlere ve bu tip cihaz arayanlara tavsiye ederim. Bence e-Ink ekran teknolojisinin dahada gelişmesi ve daha akıllı, daha çok özelliğe sahip yeni cihazlar çıkmalı.

#Kobo #Aura #KOBOAURA #Aura2 #eInk #MürekkepEkran #Kitap #KitapOkuyucu#ElektronikKitap

*İncelemedeki resimler teknik yetersizliklerden dolayı pek istediğim kalitede olmadı. Hesap makinesi için çektiğimden özür dilerim 😉

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 21
  • Reginald 'Bubbles' Cousins @digitalanimal

    Bu aletler ilk çıktığı zamanlarda bile bu kadar pahalı değildi gibi hatırlıyorum...

  • harunshn @harunshn

    Kapalı halde durduğunda bekleme süresi inanılmaz yüksek. Evde yatıyor 6 aydır, geçen açtım pili %70 seviyelerinde hala... Glo HD var bende.

  • faati @faati

    @brnspawn çok güzel inceleme hemen hemen her konuya değinmişsiniz. tebrikler ve teşekkürler. aynı cihazı kullanan biri olarak bir olumsuz yön aktarmalıyım. e-kitap içerisinde not almak için seçim yapmak sorun oluyor maalesef. özellikle Türkçe karakterlerde kesintiye uğrama problemi olabiliyor.

    Diğer aktaracağım husus ise tüm e-kitap ekosistemi için geçerli olan bir durum. Sizin de bahsettiğiniz gibi yeterli kaynak bulmak mümkün değil. her kitabın e-pub versiyonunun olmayışını ise anlayamıyorum. sonuçta artık eskisi gibi mekanik dizgi kullanılmıyor kitaplarda herşey dijital. yani basıma giden her kitabın dijital versiyonu hazır. sadece piyasaya verilmiyor. zaten bence e-kitabın normal kitabın en fazla beşte biri fiyatında olması lazım. buna rağmen aynı fiyatı ödemeye razı olmama rağmen her kitabı bulamıyorum. bestseller olup da hiç bir edebi/öğretici/eğitici yönü olmayan kitap bulunuyor fakat okumaya değer kitap bulmak

    • Emre Akar @zurrani

      bu cihazlar ilk çıktığında reeder'ın e-kitap okuyucusunu almıştım, bir kendime, bir kitap okumayı seven bir arkadaşıma. Sanırım 250 lira falandı, hey gidi dolar kuru hey 🙂

      teknoloji severler için nasıl akıllı telefonlar bir yerden sonra kişisel bilgisayarlarımızın önüne geçtiyse, kütüphane birikimimizi ya da dijital kitaplığımızı tek bir ekrana sığdırmak çok cezbedici olabiliyor. Yine de asıl cezbedici şeyin (en azından benim için) artık boş zaman olduğunu da görüyorum 🙂 Mesaide tüm gün bilgisayar başında bazen tek bir haber sayfası açmadan geçiyor, açınca da sosyal medya. Belirli yoğunlukta kitap okuyabilmek lüks gibi bazen. Bu noktada bu cihazlar işte çok işlevsel.

      Elektronik kitap okuyucular ne kadar pahalı olursa olsun gerçek bir okuyucu için her zaman parasını çıkarır.

    • Emre Akar @zurrani

      Yalnız bu cihazların çıktığı ilk zamanları hatırlıyorum, ben bile bizim basım yayın sektörünün buna bu kadar süre direneceğini düşünmemiştim, gerçekten bizdeki elektronik kitap sektöründe gram ilerleme yok diyebiliriz ya, allah cezalarını verecek.

  • Emre Akar @zurrani

    Bi üniversite çıksa, bazı programlarının tüm müfredatını e-book yapsa, bi teknolojik farkındalık olsa vs... ne güzel olurdu...