https://www.youtube.com/watch?v=l28JRk5JTBk #EvrimAğacı
Teknoseyir gündemi
#TeknoYardım#wolverine#DubleksPC#AceCombat8#gog#THERMALTAKE#ILL#GOW#şirket#controlSon bir saat içinde 134 ziyaretçi, 14 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
- © 2026 TeknoSeyir
- Hakkımızda
- İletişim
- Kullanım Koşulları
- Gizlilik Politikası
- Sosyal Ağ Kuralları
- RAM desteği bilendenal.com tarafından sağlanmaktadır.
- Sunucu desteği DGN Teknoloji tarafından
sağlanmaktadır.

Bilim adamı değilim. Ama bilim kitapları okumayı severim. Evrim’in hala teori olarak kalmasındaki en büyük neden; Evrimi tanımlayan, açıklayan mekanizmaları ile ortaya sunulan kanıtlarım bariz totoloji oluşturmasıdır.
Yani benzerliklerden yola çıkılarak oluşturulan bir teori benzerlikler gösterilerek kanıtlanamaz.
Kimi zaman, evrimin "Döngüsel Mantık Safsatası" denen, kimi zaman da "Totolojik Açıklama" gibi isimlerle anılan bir safsataya sahip olduğu iddia edilir. Bu argümanın felsefi kökenlerini Popper'a kadar takip etmek mümkündür. Popper, evrimi anlamadığı dönemlerde, Evrim Kuramı'nın her şeye cevap olmasından ötürü, aslında hiçbir şeye cevap olmadığını, dolayısıyla da bilimsel olmadığını düşünüyordu. 1972 tarihli Objective Knowledge: An Evolutionary Approach isimli kitabında, evrimin kalbinde yer alan "en uyumlunun hayatta kalması" ilkesinin "neredeyse tamamen totolojik ve dolayısıyla test edilemez" olduğunu iddia ediyordu. Dahası, evrimin veya doğal seçilimin bilimsel değil de, "metafiziksel" olduğunu iddia ediyordu. Ne var ki bu iddialarının bir kısmı hatalı, bir kısmı yanlış anlaşılmış, büyük bir kısmı ise Popper'ın ta kendisi tarafından sonradan düzeltilmiştir.
https://evrimagaci.org/article/tr/karl-popper-ve-evrim-karsitligi
@pauselife Benim bahsettiğim şey ile bu yazıda bahsedilen veya Popper’in bahsettiği şey aynı değil. Neyse bu konuda zamanında çok tartıştım (ki ben Evrim’e karşı biri değilim. Ortak ata fikrine ikna olmadım henüz) bir sonuç çıkmadı yine çıkmaz. İyisi mi uzatmayalım.
Evrimin teori olarak kalmasının sebebi mevcuttaki kuramların hala evrimin tüm mekaniklerini açıklayamıyor olmasından kaynaklanmakta. Sürekli yeni keşifler ile eklemeler yapılmakta, geçmişte doğru olduğu düşünülen kısımları bile düzeltilmektedir. Ama bu demek değildir ki evrim diye bir şey yok. Evrim bir gerçektir, tıpkı kütle çekimi ya da elektromanyetizma gibi. Sadece evrimi tam anlamıyla açıklayabilecek bir kuram oluşturulabilmiş değil.
@elovitnas Kısmen yanlış. Evrim bir doğa olayı orası kesin. Ama hangi Evrim? Tüm canlıların tek bir ortak atadan türediğine dair bir gerçek yok. Kanıtlanmaya çalışılan bu ancak henüz öyle bir şey yok. En basitinden denizde yaşan bir balığın Evrimin mekanizmalarına tam olarak uyarak hem dolaşım sistemini hem de solunumun sistemini değiştirip karaya çıkması imkansız. Balinalar, yunuslar ve diğer deniz memelileri buna en güzel örnektir.
@ybahadir Balinalar ve yunuslar memeli hayvandır, balık değil. Ayrıca balna ve yunuslar sonradan suda yaşama evrilmiş türlerdir. Balıkların karaya adapta olan türlere evrilmesinin imkansız olmasına gelince: İmkansız falan değil, konu hakkında yığınla makale var; araştırıp okursanız hiç de imkansız olmadığının farkedersiniz. Sırf net hatırladığım; balık yüzgeci ile karada yaşayan çoğu hayvanın uzuvlarının anatomisi neredeyse ksuursuz uyuyor. Aramızda akrabalık olduğu buradan ciddiyet kazanıyor ve genetik bilimi dahil olmak üzere birçok alanda kanıtlar mevcut.
@ybahadir Doğrudur bu yüzden hala üzerinde çalışılıyor ya 🙂 Çok çok uzunca bir süre de çalışılmaya devam edecek. Sebeplerinden biri de bahsettiğin konu. Parça parça birçok kısım açıklanabilmiş ama baştan sona tüm süreci bir araya getirelim dediğin zaman hala çok boşluk var.
@alipektas Balinaların ve yunusların ne olduğunu biliyorum. Orada anlatmak istediğim Evrim mekanizmalarına tam olarak uyularak solungaçlı solunumun sisteminden akciğerli solunum sistemine, iki odacıklı kalp ve dolaşım sisteminden 4 odacıklı kalp ve dolaşım sistemine geçilemeyeceği idi. Deniz memelileri örneklerini de bu yüzden verdim. Milyonlarca yıldır denizdeler ama hala bunu başaramadılar. Ki Evrim’in bilinen kurallarına uyarak da başaramazlar zaten. Her ne kadar evrimciler Behe’yi çürüttük deseler de indirgenemez komplekslik hala büyük bir sorun. Özellikle de bu konuda.
@ybahadir Dolaşım sisemini araştırmam lazım ama solunum sistemi gayet olabilir bir şey. akciğerli balıklar var şu an bile neslini devam ettiren. Dolaşım sistemini detaylı bilmiyorum, araştırmam lazım ama balinalara bakıp "böyle bi' evrimsel değişim imkansızdır" demek yanlış olur. Zira evrim özel amaca, hedefe göre işlemez. Balinalar ya da yunuzlar suya döndükleri ilk atalarından beri akciğer solunumunu bırakmıyorlarsa ya da dolaşım sistemini değiştirmiyorsa(tam tersi için gerekli, solungaç solunumu ile karada yaşayamazsınız mesela), bu onlar için gereksiz olduğunda hatta daha doğru tabirle bir avantajı olmamasından kaynaklanır. Türlerini akciğer solunumu ile de devam ettirebiliyorlar mı? evet. O zaman solunum ya da diğer örneğinle; dolaşım sistemi kalıcı bir değişime tabi olmamıştır geçen sürede.
@alipektas Evet. Sen de klasik cevapları verdin. “Akciğerli balıklar var zaten” “Denizdeki memeliler solungaçlı solunuma evrimleşmiyorsa demek ki akciğerli solunumun avantajı var.” Totolojiden kastım bu idi işte. Nasıl sorusuna henüz cevap yok. Sürekli bir ara form gösterme çabası ve demek ki böyle kalmak avantaj sağlıyor şeklindeki bilimsellikten uzak çaresiz cevaplar.
Ne kadar araştırırsan araştır bu geçişin kerte kerte nasıl olduğuna dair en ufak bir şey bulamayacaksın. Yıllarca araştırdım hala araştırıyorum ama bir şey yok.
https://evrimagaci.org/article/tr/sudan-karaya-cikisin-evrimi-karaya-atilan-ilk-adimlar-ve-bize-soyledikleri
Burada da senin dediğinden başka bir şey yok. Nasıl olsun? Kimse bilmiyor henüz.
@ybahadir Öncelikle; kerte kerte örneklemeyle kantılamaya bel bağlaman yanlış. Şu ana kadar trilyonların da katlarınca canlı türü yaşamış, ölmüş ve tek bir kalıntı bırakmadan yok olmuş. Bunların çok çok ama çok azı karakteristik özelliklerini günümüz türelrine bozulmadan aktarabilmiş, çok çok çok daha azı da kalıntı dahi bırakmadan doğadan silinmiş. Sen istiyorsun ki; illa ilahi bir güç geçmişte her ama her canlının(ilkel koaservatlardan dinozorlara kadar) birer nüsha saklasın da şimdi biz o kutsal koleksiyondan yapalım araştırmalaraımızı. Yanlış hocam bakış açın. Kerte kerte nasıl olduğuna dair kanıt tabi ki senden çok işi araışran bilim insanların temel amacıdır. Gel gelelim o derecede detaya her zaman(hatta çoğu zaman) direkt olarak ulaşamazsın. Ne yaparsın? Alanı genişletirsin, oalsılıkları daraltırsın, olamayacakları da belirlersin mesela. https://evrimagaci.org/article/tr/sistemlerin-evrimi-2-dolasim-sistemi-ve-kalbin-evrimi Şu bağlantıda dolaşım sisteminin evriminden bahsetmişler mesela. Bundan daha öteye elbeltte gitmek isterler, araya basamak ekleyecek en ufak çalışmayı göz ardı etmezler. Lakin bunların şu haliyle çizdiği tabloyu da değersiz göremezsin. Ki bu hali bile yeterince açıkalyıcı bulunuyor ve sudan karaya geçiş kabul görüyor çounluk olarak. Şunu da belirtmek istiyorum: "Ne kadar araştırırsan araştır bu geçişin kerte kerte nasıl olduğuna dair en ufak bir şey bulamayacaksın."
Şu cümlen o kadar bilimin yapısına, doğasına aykırı ki anlatamam. Bulamayacaksın diye bir şey yoktur bilimde. 'Henüz' bulunammış dersen ona tamam da bulunamayacak demek peşin ve bilimsellikten uzak konuşmaktır. indirgenemez komplekslik olayı tamamen zırvalık, nedeni ile ilgili de yığınla kaynak var nette. Behe'den şahsın da yanıldığını kanıtlayan kaynak aynı şekilde mevcut. Kısacası "kerte kerte" açıklanmasını istemenizin ardında kabullenmek istememeniz, daha doğrusu başka bir şeyi hali hazırda kabul etmiş olmanızdan kaynaklanıyor. Bu düşünce yapsının resmi örneği zaen Behe'nin kendisidir. Sırf gözün evrimi için yaygara koparılmasına rağmen, günümüzde gözün evrimi ile ilgili muazzam detaylara ulaşılmış. Tabi yine de kerte kerte sonuç isitoyuruz diyenleri tatmin etmemiştir.
@alipektas Verdiğin linki daha önce de okumuştum.
"Zaten vücut içerisindeki boşluğa akan sıvılar, kalp ve damar yapılarının kademeli evrimi sonucunda, yine vücut içerisine akmış; ancak bu defa vücut içerisinde kalmaya başlamıştır. Yani Evrimsel Süreç'te edinilen kalp ve damarlar, zamanla sıvının dışarıdan alınmasına gerek bırakmamış, sürekli vücut içerisindeki bir sıvının vücut içerisinde dolanmasını sağlamıştır."
Burası evrime aykırıdır. Diyor ki; açık dolaşıma sahip bir canlı bir yandan da kapalı dolaşıma imkan verecek yapıları geliştirirken bir yandan da yaşamaya devam edebildi. Halbuki evrim ne diyor? Kullanılmayan organ ya körelir, ya başka bir görev yapmaya başlar. Bunun ortası yok. O zaman bu bölümde yapılan simülasyon hatalı.
Ayrıca yazı yukarıda da bahsettiğim gibi klasik... 4 değişik çalışan var olan kalp gösterilmiş ama 1 den 2 ye nasıl hayatta kalınarak geçildiği anlatılmamış. Gerçi yukarıda anlatmış ama o da evrimin mekanizmalarından birine aykırı.
Neyse dediğim gibi. Uzatmaya gerek yok. Bir sonuç çıkmaz çünkü.
@ybahadir Evrime aykırı falan değil hocam, "açık dolaşıma sahip bir canlı bir yandan da kapalı dolaşıma imkan verecek yapıları geliştirirken bir yandan da yaşamaya devam edebildi." Bir kere burada bahsi geçen türleri günümüz türleriyle aynı değil. O zamandaki açık dolaşım sistemi ile, yeni oluşmaya başlamış ilkel(ki şu zmana göre o zmanın açık dolaşımı da ilkel, önemli bu) kapalı dolaşım sistemi şimdiki halinde değil, şimdikilerin çok farklı yönlere evrilmiş, kompleksleşmiş olmasından ötürü aynı türde, birarada olamaz falan diye düşünüyorsanız, bu yanlıştır. Bir canlı ikisini de kullanamaz diye bir kaide yok, canlılık gibi çeşit canavarı bir şeyde nasıl bu kadar emin bir şekilde "öyle ikisi birden olamaz, bunun ortası yok, evrime aykırı!" diyebiliyorsunuz? Ortası gayet de olabilir(bkz: aratür) Ya hepsini geçtim; o bahsettiğiniz "orta" zaten canlı türleşmesinin temelidir, evrime nasıl aykırı olabilir? Şu akciğerli balıklar örneği mesela; hem ilkel yapıda bi' akciğere sahipler, hem de solungaç solunumu yapabiliyorlar. ee? Hani ortası yoktu? Daha bir ton amfibi türü var artı olarak. Hepsini saymaya gerek bile yok. "Kullanılmayan organ ya körelir, ya başka bir görev yapmaya başlar." Bu doğru ama siz biraz yanlış ve eksik yorumlamışsınızz. Evrim bireyde değil, popülasyonda gözlemlenen, işleyen bir şeydir. Popülasyonda olurken de bunu ani sıçramalarla değil, mevzu bahis türün yeni nesil üretme periyoduna bağlı olarak uzunca bir sürede yapar, o sırada kullanılması avantaj sağlamayan(ama var olan) organlar da körelebilir(körelmek zorunda değil, evrime göre körelmeye meyillidir ve eninde sonunda körelecektir). Bu da zaten evrime aykırı dediğiniz şeyin ta kendisidir. Bunun yanısıra, sizin dediğiniz evrime ters bilhassa. Siz atıyorum bir organ evrimsel süreçte oluştuysa(o türün popülasyonu için, bir birey için değil, yani sonraki nesle aktarılacak) onun görevini yaapan eski organ hemen yok olmalı, çünkü kullanılmayan organ ve körelmesi gerekiyor 🙂 Bu yanlış hocam, böyle bir şey evrimin işleyişine ters. Evrim bir iradenin kontrolünde olan bir şey değildir. Kontrol edeni, denetleyei yoktur. Evrim sadece sonuçtur. Çevre şartları canlıya nasıl etkilerse evrimsel de bir değişim olur. Bu da onun yavaş ve rastgele işleyen bir mekanizma olmasına sebep olur.
Teorinin anlaminin insanlara ogretilmesi lazim once. Yoksa bir yere varamayiz.
Halk dilinde kullanılan teoriyle bilimsel teorinin anlamları aynı olmadığı için bu evrim teorisi bu kadar ayağa düştü zaten. Halbuki bilimde teori varsa önce onun kanunu olması gerekir ki teori olsun. Teori dediğin kanunu açıklar, bilimsel bir gerçeğin nasılını ve nedenini açıklar. Ama bunları insanlara anlatamıyoruz. Tabi hükümet müfredattan evrim teorisini çıkartarak bize çok güzel yardımcı oluyor!!!