Hazır zamanım varken uzun süredir Linux dağıtımlarını denemediğimi fark ettim ve biraz vakit ayırıp denemek istedim. Önce Zorin OS, sonra Kubuntu, en son da Ubuntu kurdum. Hepsi Debian tabanlı ve birbirine oldukça benzer. En sorunsuz kurulum Zorin’de oldu çünkü doğrudan Wi-Fi kartını tanıdı ve sürücü yüklemek zorunda kalmadım. Ancak ne Kubuntu ne de Ubuntu Wi-Fi kartını görmedi. Mecburen telefonu kabloyla bağlayıp internet paylaşımıyla kullandım.
Asıl sorun ise daha en başta yazı fontları, çözünürlük ve DPI ayarlarının Windows’taki gibi net görünmemesiydi. Yazı tiplerini değiştirdim, ekran kartının en güncel sürücüsünü kurdum, artık bu işler eskisi kadar zor değil. Ama Windows’taki o netliği yakalayamadım. Muhtemelen bunu yapmak mümkün, ancak benim gibi acemi biri için ilk etapta bu fark moral bozucu oluyor. Microsoft Edge kurduğumda yazılar ve çözünürlük çok kötü görünüyordu. Windows’a dönünce sanki 4K ekrana bakıyormuşum gibi hissettim.
Sorun Linux’un yapamaması değil, büyük ihtimalle yapabiliyor ama kurulumdan sonra benden bu ince ayarları beklemesini anlamıyorum. Günlük hayatta özellikle laptopu uzaktan kullanırken ekran klavyesi ve büyüteçten yararlanıyorum. Büyüteç kısmında Zorin vasattı ama Ubuntu tam istediğim gibi Windows benzeri çalışıyordu; yalnız ekran klavyesi yüzer değil, alta sabitlenmişti ve ekranın yarısını kaplıyordu. Onboard isimli yüzer bir klavye indirdim, boyutunu Windows’taki gibi ayarlayabildim fakat bu kez de Linux’un güvenlik ayarları yüzünden her yazılımda çalışmadı. Örneğin Microsoft Edge üzerinde kesinlikle kullanamıyorsun. Eminim bunun da bir ince ayarı vardır ama her şeyi kullanıcıdan beklemesi gerçekten sinir bozucu.
Benim gibi 25 yıl Windows kullanan biri için Linux’a alışmak hiç kolay değil. Hele ki bir zorunluluk yoksa, konfor alanından çıkmayı gerektirecek bir sebep göremiyorum. Günümüzde artık her şey çok basit hale geldi. Örneğin, bu yazıyı bile Windows’un dikte özelliğiyle yazdırıyorum. Yazım hataları olduğunda metni seçip “yazıları düzenle” dediğimde otomatik olarak düzeltiyor. Linux’ta ise bu bile varsayılan değil; kendi araçlarımı bulup deneyerek en uygununu seçmem gerekiyor.
Allah’tan laptopta ikinci bir boş diskim var, oraya manuel kurulum yapıyorum. Boot Menajer yazılımını tamamen Windows’un bulunduğu diskten ayrı kurduğum için laptopu eski haline getirmem çok kolay oluyor. Böylece Windows’un boot menajeriyle herhangi bir çakışma sorunu yaşamıyorum.
Son olarak yapay zeka sayesinde Linux kurulumu sırasında yaşanan sorunlara çözüm bulmak çok basitleşti. Eskiden ben de böyle denemeler yapardım ama forumlarda inanılmaz zaman kaybederdim. Bence günümüzdeki Linux merakının artışında yapay zekanın da önemli bir rolü var.

Bende sanal makinede ubuntu ve pardus kullanıyorum. Memnunum.
Güzel bir paylaşım.
Deniyorsun Fuat abi!!
Çözünürlük ve font gibi çok temel konularda bile hala sorun yaşatması Linux'un ayıbı gerçekten. Sanki Linux herkese ulasmasin belli bir kesim hobi olarak kullansın diye kasiyorlar, yıllardır bir standart oturtamadilar.
Hocam linaksın 🙂 son kullanıcı umrunda değil. Global devasa şirketlerin serverlarında data merkezlerinde yapay zeka sunucularında vs.. kullanılması ve linaksa milyar dolar yağdıran devasa şirketler sayesinde bu güne geldi.
Linaks da kıpırdanma steam el konsoluyla orataya çıktı. Protonla da coşturdu. wine gibi programlar vs.. kan ağlıyordu. Ne zaman steam el konsolunda bir başarı yakaladı.
Dur oğlllımmm steam makinede çalışıyorsa direkt pc de de çalışır kafası ile bu güne geldi.
Linux camiası devasa şirketlerden bağış almasıyla keyfi yeride niş takılıyordu senelerdir.
Şimdide gördüğüm kadarıyla steame, sizin yapacağınız işe sokak no 41 dediler. Keyifleri kaçtı.
Korunaklı alanları bozuldu. Şimdi genel kullanıcıyla uğraşmak zorundalar.
@tarikx linüks piliz
Hocam yıllarca linux kullandım, en memnun olduğum şey yazı ve fontların Window'a göre daha net, iyi, göze hoş gelmesi idi. Hatta kullanım nedeni diyebilirim. Bir yerde bir hata var ama?
İşletim sisteminde menülerde vs. aslında sorun yoktu ama örneğin Firefox’u veya Edge’i açtığımda yazılar kesinlikle şu an Windows’taki kadar net değildi. Ubuntu’nun arayüzü, Kubuntu’ya göre daha çok hoşuma gitti. Gnome ise KDE’ye göre daha modern görünüyordu. Birkaç gün üzerinde düzgünce uğraşıp belki istediğim ayarlara getirebilirim ama mecbur olmayınca insan çok uğraşmak istemiyor.
Ubuntu’daki ekran kaydedici aracı tam istediğim gibiydi. Ekran kaydı almak istedim ama kayıtta sesimin çıkmadığını fark ettim. Ayarlara baktığımda mikrofonun sesi algıladığını görebiliyordum; çünkü konuştukça şiddet artıp azalıyordu, fakat ekran kaydedici nedense sesi kaydetmemişti. Daha fazla uğraşmak istemedim ve sinirlenip sildim. Keşke silmeden önce ekran görüntülerini alsaydım, ama zaman bulursam bu karşılaştırmayı yeniden yapacağım.
@erhanm ben en son Mac alana kadar Manjaro kullandım. Yıllar içinde bir çok distro denedikten sonra Manjaro ile Windows'a elveda demiştim. Arayüz olarak KDE hala favorim. Font, pencerelerin görünümü, zırt pırt çıkan sorunlar nedeniyle artık Windows'a dayanamıyorum. Kullanırsam ancak Ets2 için olur. Gerçi Manjaro'da da sorunsuz oynuyordum. İlerde Mac olmaz ise yine Marjaro ya da son çıkan Arch tabanlı artı KDE bir şey kullanırım. Bu işler biraz da alışmak meselesi.
Linux değil GNU/Linux #doğrucudavutlandın 😇
Dağıtımlardaki sürücü, yazılım ve işletim sistemi arasındaki farklar hem donanımın desteklememesi hem de özgür olmayan sürücülerin işletim sistemine dâhil olup olmamasıyla ilgili konular. Rastgele bir bilgisayara kuracaksanız bu konudaki dağıtımları deneye deneye gitmek kolay olabilir. Özellikle bir bilgisayara kurup hayatınıza devam edecekseniz ona göre bir PC/notebook almanız ve Debian ve Fedora gibi, diğer dağıtımların temel aldığı dağıtımları kullanmanız daha uygun olacaktır. Tanıdığım hiç kimseye Gentoo, Arch, Red Hat, LFS gibi dağıtımları önermiyorum -çünkü kullanması gereken kişilerin bunu kendileri biliyor 😬- ama bunlar da imkânsız değil. Kendi ayarlarınızı (config) bir kere yaptıktan sonra uzun yıllarca hiç bozulmadan kullanırsınız.
Distro hopping; meraklılar, hevesliler ve vakti olanlar için keyifli bir yol olabilir. Mint, Zorin, *buntu, Bazzite de acemiler ve kolay çözüm isteyenler için bir süreç olabilir. Ama bu sitedeki kullanıcılardan deneyip kullanmasını tavsiye edeceğim dağıtımlar Debian ve Fedora'dan başka olmaz. Yeri gelir ek yazılım deposu kurulur, yeri gelir özgür olmayan (non-free) sürücü eklenir; ama çalıştırmayı başarmak ve kullanmayı sürdürmek artık kendini ve bilgisayarını garantiye almak demektir.
yıllar önce çocukken dinlediğim bir radyı programı vardı, serdar yayında mıydı neydi. arayıp "rahat battı" diyordun, sana saçma sapan görevler verdiyordu. gece yarısı üstün çıplak bir yerden bir yere koşmak gibi.
hah linux kullanmayı da buna benzetiyorum. öncelikle kurmak için bir rahatın batması lazım, kurduktan sonra da tam işinin ortasında saçma sapan hatalarla yada gerekliliklerle uğraşman lazım. (düzgün font için "man hour" harcamak bence gece çıplak koşmaktan çok da farklı bir iş değil. o kadar gereksiz)
üstelik tam ihtiyaç duyduğun zamanlarda da (mesela işe alım mülakatı gibi) seni yarı yolda bırakması, bırakmasa bile "ulan başıma linux yüzünden bir şey gelir mi" düşüncesinin içini kemirmesi kaldırabileceğim bir şey değil. ben çalışırken dikkatim dağılmasın diye telefonunu uçak moduna alan adamım. ulaşmak isteyen 1 saat geç ulaşsın önemli değil ama dikkatim dağılırsa 2-3 saat toplayamam, işe tekrar angaje olamam. benim için önemli olan bir anda işletim sistemi saçmalıklarıyla değerli vaktimi heba edemem.
bu yüzden 3 yıl önce mac aldım. leş gibi bir işletim sistem. alışana kadar canım çıktı ama bir şekilde alıştım ve kendimi güvenli sularda yüzüyor hissediyorum.
mac almadan önce çok distro denedim. hep saçma sapan şeylerle karşılaştım. ne zaman bir sorunla karşılaşsam "ama şu dağıtım öyle değil, şu dağıtımı kullanıyorum bende o problem yok" gibi şeylerle karşıalştım. önerilen dağıtıma geçsem bu sefer de başka bir sorunla karşılaştım. dolayısıyla eminim ki font sorununuzu çözecek bir dağıtım kesin vardır! ama emin olun o dağıtımı kurarsanız bu sefer de farklı bir problemle karşılaşacaksınız.
yine de linux düşmanı değilim. aynı çekirdeği kullanan kardeşi android nasıl adam olduysa eminim ki bir distro da genel kullanıcı içn adam edilebilir. ama bunun için google gibi bir "babayiğitin" el arması lazım. opensuse ve fedora kendi çapında iyi işler çıkarıyor ama genel kullanıcı beklentisne cevap verebilmek onların çapını aşıyor.
benim linuxtan değil de chrome os, android x86 ve fuschia projeslerinden çok umudum vardı. chrome os, abd de özellikle üniversite gençleri arasında hatırı sayılır bir başarıya imza attı da ama adam olamadılar işte. bu saaten sonra macbook neo projesiyle apple, bunları piyasadan temelli silebilir bile.
Ben de Chrome OS işletim sistemini denemiştim ama üzerinden epey zaman geçti, belki tekrar denerim. Şu anda yine gece vakti rahat battı. Ubuntu’yu yeniden kurdum, biraz daha düzenledim ve ikinci işletim sistemi olarak kullanıyorum. İşte böyle, bu da bizim hobimiz.