Rus Savaş Pilotunun Sovyetler'den Trabzon'a Kaçış Hikayesi

 

Sovyet havacılık sanayi, efsane Mig serisinde adeta Nirvana'ya Mig-29 tasarımı ile ulaşmıştı. Uçağın müthiş akrobasi yeteneğinin yanı sıra pilot kaska monteli atış sistemi ile çok ileri teknolojiye sahipti. Bu uçağa karşı akıllara hemen 'ABD nasıl bir cevap verecek?' sorusu geliyordu.

Bu uçağın kullanan Sovyet Hava Kuvvetleri filolarından biri de Batum yakınlarındaki Tskhakaya Hava Üssü’nde konuşlanmış 34'üncü Filo'ydu. Bu filoda görev yapan pilotlardan biri de 28 yaşındaki Yüzbaşı Alexander M. Zuyev'di. Üs komutanının kızıyla evli Zuyev, Sovyet askeri kaynaklarına göre disiplinsiz bir pilottu. Bir dönem Test Pilotu Okulu'na başvuran Zuyev, sicilinin kötü olması nedeniyle kabul edilmemişti.

İddialara göre Zuyev ailevi sorunlar yaşıyordu. Son dönemde sık sık üsse alkollü gelmesi nedeniyle uçuştan kesilmişti. Üstleri onu pilotluktan ayırmayı planlıyordu. Ancak üs komutanının kızıyla evli olması, bu kararın gecikmesine neden oluyordu. Zuyev'le ilgili iddialar bunla da sınırlı değildi. Son aylarda iltica etmeyi aklına koyduğu istihbarat raporlarına yansımıştı. Ancak bu iddialardan bir bölümünün iltica sonrasında abartıldığı da gerçekler arasındaydı.

Zuyev, günlerce kafasında kurduğu planlarla kaçışını Türkiye üzerinden yapmaya karar verdi. Planına göre acil durumlarda hemen havalanmak üzere hazırlanan Mig-29'lardan birini alacak ve Türkiye'ye kaçacaktı. En yakın uçuş noktası olarak sivil amaçlı kullanılan Trabzon Havalimanı'ydı.

PLANINI HAYATA GEÇİRİYOR

Tarihler 20 Mayıs 1989'u gösterirken, içine uyuşturucu eklediği kekle birlikte votkaları aldı ve üsse girdi. Doğrudan alarm uçaklarının bulunduğu koruganlara geçti. Nöbetteki pilot ve teknisyen arkadaşları ile birlikte içkiler açıldı. Bir kaç saat içinde ekip sızmıştı.

Zuyev her şeyden emin olmak istiyordu. Önce alarm merkezine gelen telefon kablolarını kesti. Sonra uçuş tulumunu giydi ve kaskını taktı. Uçak başı yapıp hazırlıklara girişti.

Tam bu sırada yeni gelen bir nöbetçi (onbaşı Chomayev) durumu fark etti. Normalde bu hazırlıkların teknisyenler tarafından yapılması gerekiyordu. Pilotun yaptığı bu hazırlık onu kuşkulandırmıştı. Nöbetçi onbaşı Zuyev'e bağırıp yanına doğru koşmaya başladı. Zuyev tabancasını çekti ve nöbetçinin üzerine yürüdü. Tam bu sırada iki farklı silahtan mermiler çıkmaya başladı. Pilot nöbetçiyi vurmuş ama sol kolundan yaralanmıştı...

Motorlara güç vermek için hamle yaptı fakat hiçbir şey olmadı. Hava üssünde alarma geçilmesi belki de an meselesiydi. Motorları çalıştırmayı iki defa daha denedi ve yine hiçbir şey olmadı. Panikledi ve sonunun geldiğini düşündü. Ardından pilotaj hocasının vaktinde kendisine söylediği sözler aklına geldi: "Bir sistem çalışmıyorsa mutlaka bir sebebi vardır Zuyev. İyi bir pilot panik yapmaz." Ardından bir kere daha denedi ve o zaman yaptığı basit hatanın farkına vardı. Gaz kolu kilitli pozisyondaydı. Zuyev, çaylak bir öğrenciymiş gibi yapılabilecek en büyük hatalardan bir tanesini yapmıştı. Böylece sorununu çözdükten sonra motorlara güç verdi ve harekete başlamış oldu.

Yüzbaşı çok az zamanının kaldığını anlamıştı. Uçağı havadan havaya füzeleri taşıyordu. Başlıklarını çıkarmadan hemen kokpite oturdu ve motorları çalıştırdı. Hızlı bir şekilde taksi yaptı ve havalandı. Ama aklına 'Ya arkada kalanlar onu yakalarsa' sorusu geliyordu. Mig-29 ile geri döndü. Alarm uçaklarının bulunduğu alanı 30 milimetrelik topla taradı...

Bundan sonraki rotası Trabzon olacaktı. Yaptığı hesaba göre çok alçaktan bir kaç dakika içinde Trabzon'a ulaşabilecekti. Oradaki sivil havalimanına inmesi kurtulması anlamına geliyordu.

Zuyev, uçağı Türkiye'ye kaçırmayı planlamıştı. Çünkü Türkiye, Şili ve İsrail ile birlikte devletlerin hava korsanlarını ülkelerine teslim edeceğini garanti eden uluslararası havacılık antlaşmasına imza atmayan üç ülkeden bir tanesiydi. Ve tabi bu üçü arasında menziline giren tek ülkeydi. Zuyev 630 knot (1166 km/s) hızla birlikte 10 dakikalık uçuşla Trabzon'a varmayı planlamıştı.

Sovyetlerin toparlanması kısa sürdü. Hemen bir pilot üsteki diğer Mig-29'un motorlarını çalıştırdı ve Zuyev'in peşine düştü. Yakınlarda bulunan bir diğer hava üssüne de alarm verilmiştir. İki Mig-29 da oradan havalandı. Yerdeki tüm hava savunma sistemleri de alarma geçti. Herkes kaçak Mig-29'u arıyordu. Sovyet Hava Kuvvetleri uçağı düşürme emri vermişti.

Artık önündeki en büyük  engel Sovyet ve Türk radarlarıydı ve bu sorunu aşmak için çok düşük irtifada uçmak zorunda kaldı. Yolcu uçaklarının ortalama 30.000 feet (9000 metre) irtifada uçtuğunu söyleyebiliriz. Zuyev ise savaş jetiyle 600 feet (182 metre) ve 3000 feet (914 metre) arası irtifada büyük tehlike teşkil eden hızda uçtu. Olayın Trabzon'daki bazı tanıkları evlerinin camlarının kırıldığını iddia ettiler.

DİPLOMATİK KRİZ

Zuyev uçaktan indiğinde yaralıydı. Kulenin önündeki aprona uçağı park etti. Kanopiyi açtı ve atlayarak Mig-29'dan indi. O saatlerde uçuş olmadığı için havalimanında kimse yoktu. Zuyev yürüyerek havalimanından çıktı ve yoldan geçen taksiyi çevirip kolunu gösterdi. Bir kaç dakika içinde hastaneye gelmişti. Ancak Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında büyük bir diplomatik kriz yaşanıyordu.

Trabzon'daki nöbetçi meydan sorumlusu hemen Ankara Esenboğa Havalimanı'ndaki Hava Savunma Bildirim Merkezi'ni aradı. Tüm trafik bilgileri bu merkeze ulaşıyordu. Telefonda heyecanlı konuşan meydan sorumlusu 'Burada bir Rus uçağı var! Askeri bir savaş uçağı!' sözleri olayın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha ortaya koyuyordu!

Moskova'da çok gizli olan bir uçağın hem de bir pilot tarafından kaçırılıp Türkiye'ye götürülmesi nedeniyle ciddi bir panik meydana gelmişti. Hemen nota verildi ve uçağın iadesi istendi. Moskova'daki Türk Büyükelçi Volkan Vural da Sovyet Dışişleri Bakanlığı'na çağırıldı.

Herkesin gözü uçaktaydı. Mig-29 hemen güvenlik çemberi altına alındı. Yapılan incelemede, kokpitte pilota ait bir tabancı bulundu. Konuyu araştırmak üzere bir savcı da hastaneye gönderildi. İlk müdahalesi yapılan Zuyev, savcıya verdiği ifadede olayı anlattı ve ABD'ye iltica etmek istediğini bildirdi.

ABD MİG-29'U İNCELEMEK İSTİYOR

Amerikalılar ise Mig29'u incelemek istiyordu. Merakla bekledikleri uçak, ayaklarına kadar gelmişti. İki süper güç arasında kalan Türkiye ise hızlı karar vermek zorundaydı. Eskişehir'deki 1. Hava İkmal Bakım Merkezi'nde görevli askeri mühendislerden oluşan bir ekip kuruldu ve Trabzon'a acil gönderildi. Bu ekip, Mig29'u detaylı olarak inceledi. Aynı şekilde incelemeler için Diyarbakır üssünden de bir ekip Trabzon'a gitti.

Pazarlıklar sürerken, ABD'lilerin ise uçağı incelemelerine izin verilmedi. Bu karar muhtemel SSCB'nin talebi üzerine alınmıştı. Pilotu ABD alacak, uçak ise geri gidecek şeklinde üç ülke arasında bir anlaşma yapılması muhtemel senaryolardandı.

Görüşmeler tamamlandıktan sonra uçağın iadesine karar verilirken Pilot Zuyev'in ise ABD'ye ilticasına yeşil ışık yakıldı. Ertesi gün ise Sovyet Hava Kuvvetleri'ne ait bir İlyushin 76 tipi nakliye uçağı bakım ekibi ve pilotla Trabzon'a indi. Ancak Rusların uçağı almasına önce izin verilmedi. Bir kaç saat içinde izin Ankara'dan çıktı ve uçağın iadesine karar verildi.

Sovyet ekibi, Mig-29' bakımdan geçirdi, silahlarını uluslararası kurallar gereği söktü. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait uçaklar eşliğinde Sovyetler Birliği'ne geri döndü.

 

Zuyev'in ifadesi alındıktan sonra Amerikalılar Sovyet Pilotu ülkelerine götürdü. Mig-29'un sırları, Zuyev tarafından Amerikalılara anlatıldı. Bu teknolojiler arasında Kaska Monteli Görüş ile nişan ve ateş olanakları, radar kullanmaksızın 10-15 mil mesafeye kadar hedef tespit ve izleme olanağı sağlayan Kızılötesi Arama ve İzleme/Lazer Arama gibi sistemler yer alıyordu.

 

Zuyev, Birinci Körfez Savaşı'nın ardından Mig-29'ları düşüren iki Amerikalı pilotla bir araya geldi. Zuyev'in verdiği sırlar, Amerikalı pilotların Mig-29'ları düşürmesinde önemli bir role sahipti.

SIRLAR ORTAYA ÇIKIYOR

Zuyev yalnız MiG-29 hakında değil, Kore Hava Yolları uçağının düşürülüşü ile Vietnam’da yakalanan USAF pilotları hakkında da çok detaylı bilgiler vermiştir.

KGB devamlı Zuyev’i aradı. Öldürmek için değil, geri götürebilmek için. Ama çok yoğun bir CIA koruması altındaydı; değil görüşmek yanına yaklaşmak dahi mümkün değildi.

İddialara göre, Birinci Körfez Savaşı sırasında Zuyev'in anlattıkları, Amerikan Pilotlar tarafından uygulandı. Irak Hava Kuvvetleri'nin etkisiz hale getirilmesinde Mig-29'un sırlarının çözülmesinde Zuyev'in anlattıkları önemli bir ipucu olmuştu.

Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Zuyev daha rahattı. KGB'nin dağılmasıyla birlikte Zuyev'in etrafındaki CIA koruması da gevşetilmişti. Zuyev, başından geçen tüm macerayı bir kitapta anlattı. Bu arada sivil pilot lisansı aldı ve öğretmen pilotluğa başladı.

Ancak pilotluk kariyeri ne yazık ki 2001'de feci bir kaza ile son buldu. Tarihler 14 Haziran 2001'i gösterirken kaçışının üzerinden 12 yıl sonra Yak-52 tipi akrobasi uçağı ile uçuyordu. Öğrencisi Jerry Warren ile uçarken Yak-52 anormal duruma girdi. Ancak Zayev uçağını kurtaramadı. Ne yazık ki düşen uçakta her ikisi de hayatını kaybetti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bu İngilizce de her videoda genelde Amerikalıların 'so' kelimesini duyuyorum nerdeyse her cümlenin sonunda veya başında öğrenmeye çalıştığımdan ben de tam anlayamadım gerçi. Tam olarak nedir çok mu anlamı var bu kelimenin.
Birde 'however' a çok takılmıştım da sözlüğe baktım çevirisi biraz saçma gelmişti oda 'gel gör ki' anlamındaymış. (However, after several days of terrible seasickness) (Gel görki bir kaç gün sonra berbat şekilde deniz tuttu felan diyor) Yani gel görki tam uyuyor da so değişik gibi

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 39
  • YasinC @yasinc

    "So" nun bu yüzden, bundan dolayı gibi bir anlamıda vardı.

  • bertan @bertan

    little little right in the middle 🙂 cmylmz.

  • Arda Zeytin @ardazeytin

    So uzun lafın kısası, yani, ya işte, böylece gibi lafı bağlamak sonunu getirmek için çok kullanılır.
    However daha çok bir şeyleri karşılaştırmada bağlamak için kullanılır. Buna rağmen, buna karşın, ancak, fakat gibi anlamları cümleye göre değişir. Bir şeyden uzunca olumlu bahsedersen en son however kullanıp o şeyin olumsuz yönünden bahsedebilirsin mesela. Ya da tam tersi.

    • Koray @koraysuna

      Anladım hocam teşekkür ederim zamanla oturack heralde bu İngilizce gerçekten sabır işi 2 3 ayda gelişen bir şey değil sürekli uğraşıp en azından 1 yıl geçinde tam oturmaya başlıyor o zaman

    • Arda Zeytin @ardazeytin

      @koraysuna farklı alanlarda okudukça ve duydukça zamanla oturacak kelimeler bunlar. En basitinden teknoloji haberi okuyorsanız Türkçe sitelerden okumak yerine İngilizce siteleri okuyun. Youtube üzerinde İngilizce yayın yapan kişileri izleyin ilginizi çeken. Ama öyle kalkıpta filmi diziyi altyazı olmadan izlemeye kalmayın. Anlamları sürekli kaçırmaktan sıkılır bırakırsınız. Bunun yerine atıyorum oyun yayıncılarını izliyorsanız Türk izlemek yerine İngilizce yayın yapan birini izleyin ve kulak verin.

    • Koray @koraysuna

      @ardazeytin ingilizce buldum da youtube de teknoloji kanalı oyunu bulamadım hocam hepsi enesbatur gibi saçma oyunları oynuyor bildiğiniz takip ettiğiniz var mı sizin ? Diğer dediklerinizi yapıyorum zaten her gün uyguluyorum öyle

    • Arda Zeytin @ardazeytin

      @koraysuna oyun kanal takibini öyle örnek olsun diye söyledim. Hani Türkçe zaten izliyorsan İngilizce izle diye. Yoksa benim izlediğim yok oyun kanalı falan. Zaten oynamaya zor vakit ayırıyorum. 🙂

    • Koray @koraysuna

      @ardazeytin Ya açıkcası bende pek milleti oynarken izlemiyorum ara sıra pintipandayı açarım oda adamın muhabbeti güzel ilgi çektiğim oyun olursa oynayamacağım zaten diye bazen açar izlerim 😀 Teknoloji kanalları var ben onları izlemeye devam edeyim 😀

  • KendiniGerçekleştirenKehanet @kgk

    So- yani anlamına geliyor. Hani ts'de de konuk gelince sürekli yani yani yaniiii derler ya hani 😀 Onun gibi. Böylece anlamı da var.