Dolar yine 4 'TL'yi aştı

Geçen hafta illikit piyasada tarihi zirveyi gören dolar/TL, bugün 4 seviyesini aştı.

Doların gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında değer kazanması ve TL’de son dönemde gözlenen zayıf eğilimin sürmesiyle dün psikolojik direnç olan 4.00 seviyesine atak yapan dolar/TL bugün sabah saatlerinde 4.00’ın üstüne çıktı.

Dolar/TL’de hafta başından bu yana 3.95-4.00 bandında hareket gözlenirken, analistler 3.95 seviyesinin taban oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Piyasalar bugün saat 15.30’da açıklanacak olan ABD büyüme verisini, yarın ise Fed’in enflasyon göstergesi olan çekirdek PCE’yi, içeride ise büyüme verisini izleyecek.

Dün saat 1707’de 4.4577/4.4599 seviyesinde olan sepet bazında TL bu sabah saat 0849’da 4.4570/4.4596, dün 4.9345/4.9373 seviyesindeydi.

Sepet bazında TL geçen hafta 4.5037, euro/TL ise 4.9728 ile tarihi zirveyi görmüştü.

Bankacılar yüksek enflasyon, cari açık, yabancıların pozisyon azaltması, risk algısında görülen artış ve jeopolitik riskler gibi unsurların bir araya gelmesinin yabancı yatırımcının tahvil piyasasından çıkmasına ve faizlerde yükselişe neden olduğunu; yabancı yatırımcıların carry trade pozisyonlarını kapamalarının da TL’de değer kaybı ve son dönemde negatif ayrışmayı sürdürdüğünü belirtiyor.

Global tarafta ise ABD’nin Çin’den ithal edilen ürünlere gümrük vergisi getirmesinin küresel ticaret savaşlarını tetikleyeceği endişeleri geçen hafta güvenli varlıklara talebi artırmış, analistler Cuma günü Asya saatlerinde Japon yatırımcıların yüksek faiz farkından yararlanmak üzere aldıkları Japon yeni/TL kısa pozisyonları kapatmaya yönelmesiyle kurda 4.0375 ile rekor seviyenin görülmesine neden olduğunu belirtmişti.

Türkiye ekonomisinde geçen yılki aşırı ısınma sonucunda oluşan yüksek enflasyon ve cari açık gibi makro dengesizliklerin fon akışına duyarlı Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olmaya devam edeceğini belirten analistler, bu çerçevede Türkiye’nin en kırılgan EM ekonomileri arasında olmaya ve TL’nin değer kaybetmeye devam edeceğini belirtiyor.
Dolar endeksi dün gördüğü son haftaların dip seviyesinden başlayan toparlanmayı ticaret politikaları kaynaklı gerilimin devam etmesi nedeniyle sürdüremedi.

BASKI AZALDI

Dolar endeksi dün beş haftanın dip seviyesi olan 88.942’ye geriledikten sonra toparlanmaya başladı ve günü yüzde 0.34 yükselişle tamamlandı. Ancak bugün yüzde 0.1 ekside 89.291’de bulunuyor.

ABD ile Çin’in bir süredir dile getirdikleri karşılıklı tehditlerin ardından dış ticaret politikası alanında müzakerelere başlayacağına yönelik haberler dolar üzerindeki ticaret politikası kaynaklı baskının azalmasını sağlamıştı.

Tahvil piyasasında ise faizlerde de yüksek seyir sürüyor. Gösterge 10 yıllık 8 Mart 2028 itfalı tahvilin bileşik faizi dün spot kapanışta ortalama yüzde 12.78, valörde son işlemde yüzde 12.77 seviyesindeydi.

İki yıllık gösterge olan 13 Kasım 2019 itfalı tahvilin bileşik faizi ise dün spot kapanışta ortalama yüzde 14.18, valörde son işlemde yüzde 14.21 seviyesindeydi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Tabelalara Standart Geldi

Türk Standartları Enstitüsü, Kurum ve Kuruluşlarda Kullanılan Tabelalar İçin Kurallar standardını, tabelada yabancı ifade Türkçe kelimenin yüzde 25’i büyüklüğüne olacak şekilde değiştirdi.

Dünya gazetesinin haberine göre TSE Başkanı Sebahattin Korkmaz, özellikle büyük kentlerde gelişigüzel tasarlanmış, yabancı kelimelerin kullanıldığı, imla hatalarının olduğu tabelaların görüntü kirliliği oluşturduğunu belirtti.

Bunun önüne geçmek için standart belirlediklerini ifade eden Korkmaz, tabelada Türkçe kelime kullanımının esas olduğunu ancak yabancı kelime kullanılacaksa bunun Türkçe kelimenin yüzde 25’i büyüklüğündeki puntolarla yazılma kuralı getirildiğini bildirdi.

Korkmaz, tabelaların ebatlarının binanın büyüklüğü ile orantılı ve binanın mimari özelliğine uygun olması, iklim şartlarına dayanabilir malzemeden yapılması kuralı getirildiğini, ayrıca ışıklı veya ışıksız olabileceğini belirtti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Solucan Gübresi işiyle zengin oldu

Sivas’ta esnaf emeklisi olan Osman Çakmak, merakla başladığı solucan gübresi işine 10 bin solucan ile girdi. 3 yılda solucanların sayısının 1 milyona ulaştığını ifade eden Osman Çakmak, bu işten çok memnun olduğunu ifade etti.

Sivas’ta yaşayan esnaf emeklisi Osman Çakmak, merakla evinin zemin katında solucan üretimine başladı. Şimdi çoğalan solucanlar 20 metre karelik odayı sığmıyor. Sivas’ta yaşayan esnaf emeklisi Osman Çakmak, 4 yıl önce solucan üretiminin nasıl yapıldığını merak ederek evinin zemin katında ki 20 metre karelik bir odada, sabah kahvaltılarında içtiği çaydan geriye kalan posalar ile solucan üretmeye başladı. İlk yıl ürettiği solucanların sayısı 10 bin’e ulaşırken 4 yılda solucanların sayısı 1 milyona ulaştı. Hızla sayıları artan solucanlar 20 metre karelik odaya sığmaz oldu. Çakmak solucanları beslemek için komşularına yoğurt hediye edip karşılığında yoğurt bidonları ile çay posası topluyor.

Osman Çakmak

Osman Çakmak

Çakmak şimdilik tarım alanlarında gübreleme amaçlı kullanmak üzere talep edenlere solucanlardan hediye ediyor. Çakmak ilerde üretimi genişletip solucan gübresi ticareti yapmayı planlıyor.Merakla başladı.Solucan üretmeye merakla başladığını belirten Çakmak, “Bu işe merakla başladım. Meraktan başladığım bu işin içinde kendimi buldum. Meraklarımızı araştırmalarımızla ve arkadaşlarımızın destekleriyle bu işe 10 bin tane solucanla başladık. Beceririz beceremeyiz korkusu vardı üzerimde. Çok şükür becerdik de. Bu işe 3-4 yıl önce başladık ama onun öncesinde 2 yıllık bir araştırma süreci var. Çok korkuyorduk ama korkacak bir şey olmadığını şimdi çok daha iyi anlıyorum. Şu an solucanlarıma baktığım alan 20- 25 metrekarelik bir alan. Bu alanda 1 milyona yakın solucanımız vardır. Bu solucanlar kendini katlaya katlaya her geçen gün çoğalıyor. Soğuk hava iklimini çok sevdikleri için Sivas’ta üretimde randıman aldık. Yaz aylarında 2-3 aylık dönemde biz yavru göremiyoruz. Normalde bu mevsimde yavrudan geçemezsin ama yazın biz yavru göremiyoruz.”dedi.Çayı çok seviyorlar.Çakmak, düşünülenin aksine solucanların çok temiz ve yararlı canlılar olduğunu belirtip,”Çevremizdeki ihsanlar ön yargılı ama bende ilk başta ön yargılıydım. İsmini duyduğumda tiksindirici bir hayvan olduğunu düşünüyordum ama şu an dünyanın en temiz hayvanı bu bence. Çevremizi temizleyerek bizlere gübre üretiyor. Bu hayvanın gübresi normal bir gübreden çok değerli hiçbir kimya maddesi bulunmuyor içinde. Kimyasal maddeyi bile 9 kat değerlendirip bizlere veriyor. Sivas’ta semt pazarlarında pazar atıklarını topluyorum ve bu hayvanlara veriyorum. Şu anda ilk başladığımız yere sığmamaya başladık, büyük bir yere taşımayı düşünüyoruz. Yaz aylarına geldiğimizde yer sıkıntım olmaya başlayacak. Büyük bir yer bulmam lazım çünkü şu an 1 milyon olan solucan sayısı yaza 2 milyon olacak. Her geçen gün çoğalmaya devam edecek. Erzurumlular gibi çayı çok seviyorlar. Komşulara akrabalara yoğurt bidonlarıyla yoğurt dağıtıp yerine çay posası alıyorum. Çayı çok seviyorlar.“dedi.

 

 

https://www.karliisfikirleri.com/10-bin-ile-basladi-simdi-sayilari-1-milyon-oldu/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Boş verin teknolojiyi Müteahhitlik Yapın :)

Arkadaşlar harika bir yazı buldum ya adamlar müteahhitlik yapmayı o kadar basit anlatmış ki gerçekten öyle 😀

 

Direk kopyalıyorum

 

Türkiye’de uzun yıllardır en karlı sektörler arasında yer alan inşaat sektörü en çok da müteahhit sayısını artırdı. Bu sektörde on binlerce kişi müteahhitlik yaparak zengin oldu ve hala da sektörde her gün yeni müteahhitler çıkıyor. Peki Müteahhitlik Yapmak İstiyorum diyenler ne yapacak? Nasıl müteahhit olunur? Harika sorular ve cevaplar da bir o kadar basit…

Türkiye’de Müteahhit olmaktan kolay bir şey yok. Hemen hemen her girişimci kendine bir anda ben Müteahhidim diyebilir, zira bunun için bir okul okumanıza yada binlerce lira paraya ihtiyacınız yok. Türkiye şartlarına göre Müteahhit yapmak istiyorsanız eğer sadece karar vermeniz yetiyor.

Müteahhit2

Türkiye’de Müteahhit nasıl olunur sorusunu biraz samimi olarak anlatmakta fayda görüyoruz, zira bu sektör öyle bir hal aldı ki önünü almak imkansız. Hatta Müteahhit olmak için hiç ama hiç paraya ihtiyacınız yok. Nasıl mı?

 

  • Yarın sabah kendinizi Müteahhit olarak adlandırıp özellikle yapılaşmanın yoğun olduğu bir bölgeye gidip arsa sahiplerini bir bir aramaya başlıyorsunuz.
  • Sonrasında bu arsa sahiplerine kat karşılığı anlaşmaya çalışacaksınız. Herkes o arsa sahibine 5 daire veriyorsa, siz 6 daire vereceksiniz. Arsa sahibi bu durumda hiç para kaybetmediği yada malı tehlikeye girmediği için bir sözleşme ile arsanın kullanım hakkını size verir. Yani arsa sahipleri hiçbir şekilde dolandırılamıyor.
  • Arsa sözleşmesini yaptıysanız artık bina için 3 Boyutlu bir modelleme yapmanız gerekiyor. Bir mimara gidip sanal bir bina ve daireler oluşturacaksınız. Sonra hoop, bir güzel tanıtım ile bu dairelerin lansmanını yapacaksınız. İnternette reklam, radyolardan, gazetelerden ve billboardlardan bu dairelerin temelden satışa sunulduğunu belirteceksiniz. Buraya kadar sadece reklama para verdiniz başka hiç paranız gitmedi.
  • Sonrasında insanların size nasıl akın akın uğradığını fark edeceksiniz. Türkiye’de piyasa değerinin 5 bin lira altında satılıp, elde kalan hiç daire yoktur. Sizde 5-10 bin ucuz vereceksiniz daireleri ama yüzde 40 peşin isteyeceksiniz, sözleşme karşılığı. İnsanların size güvenmeyeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. 1-2 hafta geçmeden bütün daireleriniz satılmış ve banka hesaplarınız şişmiş olacak.
  • Bu para ile binayı tamamlayacak kadar gelir elde etmiş OLMUYORSUNUZ. Ancak işin yüzde 50-60’ı bitmiş oluyor. Bu arada daire sahiplerine ulaşıp bir yüzde  30 daha ek ödeme istiyorsunuz ve inşaat devam ettiği için ne oluyor? Bu paralar hemen hesaba yatıyor. Bina bitti ve hala sizin ev sahiplerinden alacak yüzde 30 ödemeniz kalıyor. İnsanlara anahtar teslimi yaptığınız zaman da bu yüzde 30 sizin karınız oluyor.

İnanmıyorsunuz belki ama bugün Müteahhitler sadece bunu yapıyor ve bu yol ile kendine Müteahhit diyen binlerce girişimci ortaya çıktı ve çoğu kısa zamanda zengin oldu. Ayrıca 1-2 bina tamamladıktan sonra çoğuna her gün arsa sahiplerinden teklifler gitmeye başladı. Çünkü Müteahhitler özellikle Anadolu’da gerçekten değerlidir ve güçlü insanlar olarak bilinmektedirler.

Bu işe girmeyi düşünüyorsanız tek bilmeniz gereken şey güvendir. Özellikle yörede tanınıyor yada tanınan insanları tanıyorsanız arsa sahipleriyle anlaşmanız ve dairelerinizi sanal olarak satmanız daha kolaydır. Ayrıca bir miktar sermayeniz varsa ve binanın temelini kendi sermayeniz ile dikebilirseniz, insanlar size daha çok güvenir ve daireleri daha kısa sürede satarsınız.

Sık bilinen bir yanlış olarak da Müteahhitlik belgesi diye bir şey yoktur. Bu işi yaparken kimse sizden belge istemez.

Burdan aldım: https://www.karliisfikirleri.com/muteahhitlik-yapmak-istiyorum-diyenlere-nasil-olunur/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 20
  • 4ever @joe

    Bizim ilcede onune gelen muteahhit. 3-5 kisi tollanip 100er bin koyuyor. 8-10 ayda evi dikip satiyorlar. Kisi basin enaz iki kat kar oluyor. Akrabalarimdan yapanlar da var.

  • HasanEmre Tonguç @hasanemretonguc

    güzelmiş keşke her şey bu kadar kolay olsa

  • Durmuş Bostancı @solakhan

    ''önemli olan para'' dayatması altın da oldugum bir vakit muteahitliğe giriş yapıcam.

  • UDoğan @udogan

    Dostum söylediğin eski de kaldı artık işler daha kolay 🙂
    Mal sahibiyle anlaşıyorsun diyelim %50 ile 48 daire yapacaksın kafadan 24 tanesi mal sahibinin
    ardından kalan 24 daireyi taşeronlara eşit şekilde dağıtıyorsun. Mimara 1 tane, Demirciye 3 tane hazır betoncu ya 5 tane, mobilyacıya 2 tane, kapı pencere doğramaya 3 tane, ........ 24 daireyi de böyle dağıttın mı 🙂
    Elinde daire kalmıyor, kalsa da maksimum 1-2 tane kısacası evlerin hepsinin satmış oluyorsun reklam yok, büro kurma yok, örnek daire yok, Temiz iş. Sana ne kalıyor dersen Binanın altındaki dükkanlar dükkanları 1-2 milyondan sat .Cebimden 1 kuruş çıkmadı. Cebinden çıkan olmadığı için aynı anda 4-5 bina yapabilirsin . Senin tek görevin taşeron bulmak 🙂
    Müşteri ile işin olmadığı için kim ödeme yaptı kim yapmadı, sana ne taşeron düşünsün.
    Ev satılmadı Taşeron düşündün. Ev ucuza gitti taşeron düşünsün. Demirin fiyatı arttı taşeron düşünsün. 🙂

IKEA – Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi

Bugün dünyanın en zengin 4. insanı olan 1926 doğumlu IKEA’nın kurucusu Ingvar Kamprad’ın başarı hikayesi henüz 7 yaşındayken başlıyor. Kamprad, daha 7 yaşındayken İsveç’in güneyindeki Smaland kentinde toplu kibrit alıp bunları teker teker satmaya başlayarak ilk parasını kazanmaya başladı. Bu dönemde ticareti anlamaya ve kendi parasını kazanarak bundan zevk almaya başladığını ifade eden Kamprad, 10 yaşına geldiğinde yılbaşı süsleri, kalem ve kolye gibi çeşitli ürünleri de topluca şehirden getirip küçük çiftlik evlerinin bulunduğu kasabalarda satmaya başladı.

Ingvar Kamprad, 17 yaşına geldiğinde ise konuşma bozukluğuna sahip olmasına rağmen okulda ciddi başarılar elde etti. Bunun üzerine babası tarafından bir miktar parayı hediye alan (miktar kaynaklarda farklı olarak belirtiliyor) Kamprad, 1943 yılında bu parayla IKEA adlı şirketi kurdu. IKEA’da ilk etapta genellikle kırtasiye ürünleri satan Kamprad, mağazaya getirdiği tek tük mobilya ürünlerinin ise çok kısa sürede hızla tükendiğini fark etti. Bunun üzerine mobilya ürünlerine daha fazla ağırlık veren Kamprad, sadece mobilya ürünlerinin satıldığı ilk mağazayı Almhult kentinde kurdu. Ayrıca bu mağazada “parça mobilya” fikrini hayata geçiren Kamprad, bu fikre göre insanların mobilya almak yerine mobilya parçası almasını sağlayacaktı. Bu fikirle insanları hem daha fazla heyecanlandırmayı planlamış ve hemde şirket maliyetlerini düşürmeyi planlayan Kamprad, bu fikrinde haklı çıkmıştı.

 

Kısa sürede yüzlerce mağazaya ve alt bayiliğe ulaşan IKEA şirketinin başında bulunan Kamprad, aradan geçen yılların ardından bugün Forbes dergisine göre dünyanın en zengin 4’ncü insanı olmayı başardı. Ingvar Kamprad’ın 3 oğlu ve 1 kızı bulunuyor. Oğulları IKEA’nın bütün önemli pozisyonlarında görev alıyor. 2005 yılında IKEA’nın başarısı hakkında bir kitap da kaleme alan Kamprad, bu kitabında IKEA’nın başarısını sadeliğe bağlıyordu. Zira, Kamprad’ın özel hayatı da tam anlamıyla bir “sadelik”ten başkası değildi. Kamprad bugün 15 yıllık bir araç kullanıyor, daima uçakların Ekonomi Sınıfını kullanıyor, zenginliğine göre çok küçük bir evde kalıyor, çay poşetlerini geri dönüştürüyor ve çok nadir gittiği restoranlarda tuz ve karabiber paketlerini kendiyle götürüyor.

Bugün 91 yaşında olan Ingvar Kamprad hala ise şirketinden emekli olmadı. “Ölmeye bile vaktim yok” ifadeleri ile iş hayatına verdiği önemi ortaya koyan IKEA’nın kurucusu bugüne kadar asla şatafat veya lüks hayat ile anılmadı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap