Asimov Külliyatı, Robot-İmparatorluk-Vakıf Serileri

Ekim ayında yaklaşık beş aylık bir Asimov  maratonuna girdim. End of Eternity den başlayarak robot-imparatorluk-Vakıf serisini biraz karışık bir okuma sırası ile dün itibari ile tamamlamış bulunmaktayım. Asimov'un yarattığı evren gerçekten muazzam. Bir iki kitap hariç bir biri ile güzelce birleştirilmiş fakat çok kasmadan neredeyse karışık şekilde okunabilir, örneğin önce imparatorluk serisinden başladıysanız çok hayıflanmayın sonrasında robot yada Vakıf serisine geçebilirsiniz. Ekşi sözlükte ve başka mecralarda çok güzel okuma sırası önerileri de mevcut.

Benim önereceğim sıralama ise şu şekilde;

1) End of Eternity (Sonsuzluğun Sonu)

Tüm hikaye ile olay örgüsü olarak hem hiç bağı olmayan hem de her şeyi tamamen birbirine bağlayan güzel bir kitap, ilk yarısı biraz daha akıcı olsa muhtemelen serininin en iyi kitabı da olurdu. Alternatif olarak en sonda okunabilir ama arası bence uygun değil.

2) i robot (Ben Robot)

Kısa kısa robot hikayeleri ile adım adım dünyadan galaksinin ucuna giden yolun taşları döşeniyor. Bu kitap ile hem robot serisinin temelini oluşturan hem de ileride Vakıf serisini etkileyecek olan üç robot yasasına tam olarak hakim olacaksınız. Vakıf serisinden sonra, robot serisinden öncede okunabilir ama bence ikinci sırada okunursa Asimov 'un genel kurgusu için Sonsuzluğun Sonu ile birlikte güzel bir altyapı oluşturacaktır.

 

3) 1. Vakıf serisi: The Foundation(Vakıf), Foundation and Empire(Vakıf ve İmparatorluk), Second Foundation(İkinci Vakıf)

Tüm hikayenin dönüp dolaşıp bağlandığı yer olan Hari Seldon'un meşhur vakfının kuruluşu ve ilk yükseliş dönemi uzun zaman atlamaları eşliğinde anlatılıyor. Özellikle ilk kitapta dizi olsa sezonlarca sürecek olaylar tek bölümde atlanarak hızlıca ilerliyor.

İkinci kitap iki bölümden oluşuyor, ilk bölüm birinci kitabın kronolojik bir parçası hatta aslında olması gereken sonu görevini üstleniyor fakat ikinci bölümden itibaren olay ve karakter örgüsü ilk kez iki kitaba birden yayılıyor. Bu sebeple Foundation and Empire ve  Second Foundation aslında tek kitap gibi düşünülmeli, biri biter bitmez hemen diğerine geçilmeli. Tüm Vakıf serisi araya başka kitaplar ve farklı zaman aralıkları serpiştirilerek okunabilir tabii ki ama benim önerim her koşulda bu iki kitabı tek parça olarak düşünmeniz.

 

4) robot serisi :   The Caves of Steel (Çelik Mağaralar), The Naked Sun (Çıplak Güneş),  The Robots of Dawn (Şafağın Robotları),  Robots and Empire (Kurtarıcı)

İlk Vakıf üçlemesi bitince kesinlikle dönülmesi gereken durak burası, Vakıftan önce de okunabilir, hatta en sonunda değineceğim ben birazda öyle yapmak zorunda kaldım.  Kitapların güncel basımları maalesef mevcut değil. Ya sahafları talan etmeniz lazım ya da e-kitap üzerinden okuyacaksınız. Açıkçası ben ilk Vakıf kitabından sonra ikinci kitabın siparişini beklerken, daha önce telefona indirdiğim Çelik Mağaralar kitabına göz atarken kendimi kaptırdım ve Vakıf ve İmparatorluk elime geçmeden robot serisine dalmış bulundum. Tüm seri çok güzel bir dedektiflik hikayesi olarak ilerliyor. Sadece Asimov evreninin değil belki de edebiyat dünyasının en sağlam ikililerinden biri olan ve tüm serilere etki eden Elijah Baley ve R Daneel Olivawın maceralarını takip ediyorsunuz. İlk iki kitap 50 li yıllarda diğerleri 80 lerde yazılmış ve Vakıf serisi ile bağlantılar daha çok o kitaplar aracılığı ile sağlanıyor. Robot serisi için söylenecek iki kesin husus var, kesinlikle Ben Robot tan sonra ve ikinci Vakıf serisinden önce okunmalı.

Not: Elijah Baley tüm serinin belki de bilim kurgu edebiyatının en sağlam karakteridir. Elijah reis olmasaydın olmazdık.

 

5) imparatorluk serisi : The Stars Like Dust (Toz Gibi Yıldızlar), The Currents of Space (Uzay Akımları), Pebble in The Sky(Gökteki Çakıl Taşı)

İmparatorluk hikayeleri, Robot serisi ile Vakıf serisi arasında geçen olayları anlatan birbirinden tamamen bağımsız kitaplardan oluşuyor. Kendi içinde hangisini önce okuduğunuz çok önemli değil bence ama kronolojik sıra tercih edilebilir. Güncel baskıları mevcut, kolayca temin edebilirsiniz. Her kitap ufak ayrıntılar ile Vakıf ve Robot serisine bağlanıyor. Benim önerim Asimov külliyatına dalmışken imparatorluk serisinin de okunması yönünde ama okunmaması durumunda genel ilerleyişten bir şey kaybetmezsiniz. Yine de en azından Pebble in The sky(gökteki çakıl taşı) kitabı bence muhakkak okunmalı.

Asimov bu kitaplarda teknolojik hikayelerden çok toplumsal gelişime daha çok dokunuyor, gelecekteki yeni nesil sınıf ayrımlarına vurgu yapıyor. Bunu daha çok The Currents of Space (uzay akımları) kitabında hissediyorsunuz. Binlerce yıl sonra insan toplumunun bir yandan yıldızlar arası yolculuk yapar hale gelirken sömürgeci alışkanlıklarından kurtulamadığını, toplumun bir kısmının bizim ortaçağımızdan daha karanlıkta kalabileceğini anlatması açısından kendi içinde özel bir yere sahip.

 

6) ikinci Vakıf serisi: Foundation’s Edge (Vakıf’ın sınırı), Foundation and Earth (ve dünya), Prelude to Foundation (Vakıf kurulurken),  Forward The Foundation (Vakıf ileri)

 

Ve artık Asimov evrenine tamamen adapte olduktan, her şeyi sindirdikten sonra külliyatı sonlandırabiliriz. Bu kitaplarda basılı olarak maalesef mevcut değil. 2000 lerin başında bir süre yayınlandığı için robot serisine göre bulması bir tık daha kolay olabilir ama ben açıkçası uğraşmadım ve bu 4 kitabı e-kitap olarak okudum. Asimov aslında bize iki ayrı final yaşatıyor. Foundation’s edge ve Foundation and Earth ikilisi ile kronolojik finali bize anlatıyor fakat Hari Seldon'un hayatını ve Vakıfın kuruluşunu anlatan Prelude to Foundation ve Forward The Foundation ikilisi ile eksik parçaları tamamlayarak her şeyi tastamam okuyucusuna teslim ediyor, bu sebeple bence nasıl bir sıralama izlenirse izlensin bu iki kitabın en son okunması gerekiyor.

Asimov 'un bu meşhur serilerini okudukça yazardaki mühendis ve bilim insanı bakış açısına  hayran olmamak elde değil. Kitaplarda anlatılan ve hayal ürünü olan ileri teknolojinin ayakları yere her zaman sağlam basmıyor tabii ama okunan her şey kendi içinde tutarlı ve mantığa uygun hareket ediyor.  "aslında olabilirmiş" hissiyatını pek kaybetmiyorsunuz.

Tabii ki okuduğum kitaplar kadarı ile yorum yapabilirim ama yazarın teknoloji gelişimini her zaman doğru tahmin ettiği pek söylenemez, önemlide değil zaten. Fakat Asimov’un ufkuna hayran olmamak elde değil. Bazen oluşturduğu karakterlerin günümüzden on binlerce yıl sonra koca kütüphanenin bir çubuk boyutundaki cihaza sığmasını şaşkınlıkla karşıladığını okuyoruz, yada yüz bin yıl sonra halen daha mikro filmden görüntüler izlenebiliyor günümüzde bile bunlar kalmadı artık, usb diskler de yazarımızın tahmininden çok daha önce hayatımıza girmiş durumda. Bu ve benzeri bazı küçük ayrıntılar günümüzde hafiften sırıtıyor ama Asimov 'a asıl gücü vizyonunda. Mesela tüm iletişim, enerji ve diğer altyapı hizmetlerinin kontrol edilmesi ile kriz anında düşmana karşı koz olarak kullanılabileceğini de öngörmüş, kitaplarında devletler (gezegenler) arası gücü bazen bu şekilde şekillendiriyor. Gelişmiş ülkelerin, küçük ülkeleri kucağına oturttuğu gibi güçlü gezegenler teknolojik atılım ile diğerlerini altyapı, iletişim v.b. Güçleri ile deviriyor, ele geçiriyor. Alt yapıyı kur, teslim et, o her şeyi kendinin zannetsin, zamanı gelince düşmanının her şeyini kilitleyerek sana muhtaç hale gelmesini sağla. Bu strateji Asimov  tarafından geçmiş yüzyılın ortasında ilmek ilmek işlenerek anlatılmış. Bizim gibi gelişmemiş ülkeleri yönetenler bu bakış açısına sahip olmadığı için şu anda tüm iletişim ve enerji altyapısını başka devletlerin eline teslim etmiş durumda. Neyse bu başka tartışmaların konusu.

Kısa sürede tüm kitapları peş peşe okuduğum için belli kısımlarda tekrara girdiği fark ediliyor, üç robot yasasını bir öğretmen edasıyla her denk geldiğinde güzel güzel derste anlatır açıklıyor. Tabii bu eserleri yazara paralel olarak uzun yıllar arasında okumuş olsaydım muhtemelen bunu fark etmez, üzerinde durmazdım. Yazar 30 yıl sonra seriye döndüğünde bazı şeyleri hem kendine hem de eski okurlarına hatırlatmak istemiş olabilir.

Kurguladığı gelecek dünya ve diğer gezegenlerin tasviri çok sağlam. Trantor, Solaria gibi gezegenlerin tasviri mükemmel. Türünün öncüsü olduğunu hissediyorsunuz. Sadece mimari olarak değil, kültürel olarak yaşanan değişimi hissediyorsunuz en önemlisi kabul ediyorsunuz.

Kendi adıma son birkaç aydır çok verimli bir kitap yolculuğu yaptığımı söyleyebilirim. Uzun zamandır düzenli kitap okuyamadığım için bir hedefi bahane ederek Asimov evrenine daldım, açıkçası çokta iyi yaptığımı düşünüyorum. Şimdi biraz tarz değiştirerek bilim kurgu serilerinden bir süre uzaklaşacağım ama sonrasında Frank Herbert’ın dune serisi ile bilim kurgu kitaplarına dönmeyi düşünüyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 22