uzun yıllardır online rekabetçi oyunlardan uzak duruyordum, ara sıra arkadaşlarla keyfine oynananlar dışında tabi.
bir süredir fc25'de sezonluk 10 maç kategorisinde maçlar yapmaya başladım. 60 pingli mobil veri kullanmama rağmen 3. klasmana kadar yükseldim.
ancak şunu tekrardan fark ettim ki: rekabetçi oyunlar bir bataklık gibi sizi içine çektikçe çekiyor, zamanla sonu gelmez bir labirente dönüyor. sonuç ise yüzlerce saatinizi beyhude bir tatmin arayışında heba etmeniz oluyor. oyunun verdiği anlık keyfi, ağza çalınan bir parmak balın sarhoşluğuyla dipsiz bir kuyuda kovan aramaya benzetebiliriz. kazanma ya da kaybetme hırsı zamanla sizi kuşatan bir bağımlılık haline geliyor.
3 günde neredeyse 15 saat oynamışım. hele bir de gecikme gibi problemlerle rekabetli maçları kaybediver, ne kadar sabırlı olursan ol kafayı sıyırman kaçınılmaz bir hal alır. uzun zaman sonra bu sinir duygusunu tekrar yaşadığımı da belirtmiş olayım. allah'tan rivals bataklığına hiç bulaşmadık 🙂
velhasıl gerek kontrolcümün gerekse de akıl ve ruh sağlığımın selametini düşündüğümden ötürü radikal bir karar alıp oyunu saniyesinde sildim. sakin köşemde hikayeli singleplayer oyunlardan devam diyorum. 🙂
dipnot: tabii meselenin bir irade meselesi olduğunun da farkındayım. ancak genel olarak insan varoluşundan bahsediyoruz. lotr tabiriyle: "insanoğlu tamahkardır." güçlü varlıklarız ancak bir o kadar da zaaflarla donanmış bir tabiatımız var.
açıkçası ben iradesi kuvvetli biri olduğumu düşünmüyorum ve bu yazdıklarımın geniş kitleler için de geçerli olduğu kanaatindeyim. günün nihayetinde rekabetçi oyunların bu aldatıcı cazibesinin ve tehlikesinin farkında olduğumdan şahsen hep uzak durmayı tercih ettim.
bir istisnai vakayı da paylaşarak sözlerimi noktalayayım: lisede dota 2'ye 3 bin saatini gömen arkadaşımın üniversite sınavında ilk 10 bine girip tıp kazandığını öğrendiğimde çok şaşırmış ve onunla gurur duymuştum, bu dikatomi de her yiğidin harcı değildir 🙂
#oyun #bağımlılık

rekabetçi oyunlar bağımlılık ürünleridir.
Hepimiz bu tezgahtan geçtik, geçmiş olsun.
Ben de dönem dönem sarıyorum öyle şeylere ama bir iki aya sıkılıp bırakıyorum. Sıkılacağımı bildiğim için de o sardığım dönem keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Ben de FC 24'te epey bir saat gömdüm sezonlar moduna. En son 3. klasmanda artık sinir stres faktörünün keyif faktörünü geçtiğini hissettim ve 2. klasmana çıkıp bırakıyorum dedim ve öyle yaptım. O noktada artık 2-4 arasında debelenip duracaktım, onun yerine zirvede bıraktım kendi adıma 😀
Eskiden arkadaşlar arasında cs atmayı severdim ,netten sevmiyorum rekabetçi oyunlarda hep bir hile dönüyor,niye masaya meze oliyim ki,hayatta hep dürüst biri olmayı seçen biri kendine bunu yapmaz ,ama aslına bakarsan batak veya hosgil oynamaktan farkida yok kahvede ,neticede hepsi zaman öldürmeye yönelik,yapacak daha iyi bişey yoksa seçenekler sınırlı.
Kumardan farkı yok, yaşlandığınızda acınarak baktığımız kahvede okey, kart oynayan dayılar gibi olmak istemeyen bu tarz bataklık oyunlardan uzak durmalı.
Rekabetçi oyunda yükselmek beni tatmin eden bir şey değil. Online oyun severim ama profilde yazan Rank'ı umursamam. Benlik bir sorun yok 😀
Harika tespitler. Sırf bu sebeplerden LOL oynarken aram denilen dereceli olmayan türünü oynuyorum. Diğer türlü sinir stres.
Yaş ilerledikçe rekabetçi olamıyorsun.Hayat seni farklı yerlere götürüyor.Eğer bir sorumluluk sahibi isen oyunlar oyun olarak kalıyor.