Artık hayat kalitemi düşüren her şeyi elimden geldiğince azaltmaya ve mümkünse engellemeye karar verdim. Bunun en başında, tatil günlerinde işle ilgili gelen whatsapp mesajları ve mailler var. Yani, tatil günlerinde istenen ufak tefek işler var. Ufak olsa bile sonuçta iş, karantinadayız yasak var diye mesai saati kavramı nedense ısrarla aşılıyor. Bir süredir gözlemliyorum, misal gruptan biri bir şey istiyor akşam saati ya da tatil gününde, yani birinin yapması gereken bir iş. Ekipte o işi yapabilecek 3 kişiyiz. Bekliyorum mesela, diğer iki kişiden hiç ses çıkmıyor. Onlar yapmayınca ben yapıyorum. Belki de o kişiler mesajı görmedi ya görmezden geldi? Görmek zorunda mı? Değil. O zaman ben de görmeyeceğim bundan sonra. Grup bildirimlerini kapattım.

Mail geliyor mesela, yine bir iş, yine tatil zamanı ve benden başka 2 kişiden daha istenmiş. O iki kişiden hiç ses çıkmıyor, ben ilgileniyorum, ben cevap yazıyorum vs. Bahsettiğim konu da 2 saat önce falan, diğer ikisinden hala ses yok. Belki de görmedi. Görmek zorunda mı? Değil. Telefona gelen e-posta bildirimlerini kapattım. Artık tam bir şeyler izlerken, bir kitap okurken, biriyle ilgilenirken keyfim bu şekilde bölünsün istemiyorum. Her iş bir şekilde halloluyor.

Bu bahsettiklerim çok basit 2 örnek sadece ve bildirimleri görmeseydim uğraşan ben olmayacaktım. Zaten birinin bana ihtiyacı varsa, acil bir şeyse arıyorlar. Ben de böyle bir karar aldım ve gözlemleyerek aldım. Bu işin kontrolü tamamen bende olsun. Ben canım istediği zaman girip bakayım gruptan yazılmış mı, mail gelmiş mi falan diye. İnsan böyle şeyleri zaman içerisinde öğreniyor. Ekip arkadaşlarım ölü taklidi yapıyor ya da gerçekten mesai dışında bakmıyorlar çünkü. Bir tek ben mi varım?

Sizin mesai dışı gelen işlerle alakalı bir çözümünüz var mı? #konudışı #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Mert Yıldız @quantum

    Mesai dışı işlerde para alıyor musun?

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      hayır tabii ki, alsam o bildirimler kapanır mıydı? 😀

    • Mert Yıldız @quantum

      @ggzmkst1 Para vermemelerine rağmen sürekli iş vermeleri etik değil...

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @quantum bir senedir burada çalışıyorum, mesai dışında gelen işlerin arasında kaç tanesi büyük çapta, çok zaman alacak işlerdi? belki 3 en fazla ya da 4. diğerleri hep küçük küçük ama baktım cidden hayat kalitemi bozuyor yani. bir de ben mesajı gördüm mü yapayım kurtulayım modunda bir insanım, bunun da bana zarar verdiğini fark ettim. en iyisi görmemek yani. türkiyede çok az yer mesai dışı ücret ödüyor ne yazık ki. bu sebeple önümüzdeki 5 yıl içinde aklımda bambaşka bir iş fikri var ve buna annemi de ikna ettim. kendi işimiz olacak. biraz birikim yapmaya odaklandım bu sıralar, özellikle karantina dönemi cidden güzel birikim yapılabiliyor.

    • Mert Yıldız @quantum

      @ggzmkst1 Yolun açık olsun sonuna kadar haklısın. Ben bazen interneti komple kapatıyorum 😀

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @quantum onu da yaptım zamanında. interneti kapatma seviyesine de geldim bir dönem, corona ilk patladığı günlerdeydi. herkeste bir telaş, bir panik, herkes her şeyi aynı anda istiyor. eeeh dedim yeter be, kapadım interneti keyfime baktım.

  • 3dfx @3dfx

    bizim okulda mesela Prof. su su isleri yapin diye absürt saatlerde mail atiyordu. Ama herkes onun o isi hemen yapin diye demedigini biliyordu, sonraki is günü o isi yapilip söyleniyordu. Sizinki de böyle olabilir mi acaba?

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      yok, şöyle ifade edeyim bizde bu işler müşterilere göre değişiyor. bazı müşteriler hemen yapılsın isterken bazıları sonra da yapılsa olur tarzda. ve acil şeyler çıkabiliyor. saçma saatlerde gelen her iş hemen yapılmasına gerek yok minvali anlam içerse bildirim de kapatmazdım emin ol.

  • SeMMiH @semmih

    Kendi işin olmadıktan sonra fazladan emek mi? Asla...

    Edit: Yapılması zorunlu tutulmayan mesai ve emeğinin de karşılığını alıyorsan o zaman sıkıntı yok.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      hayır tabii ki, alsam o bildirimler kapanır mıydı? 😀

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @semmih teşekkürler 🙂 emek verip değer katmak her şeye rağmen güzel, bir de haklarımıza topluca sahip çıkabilsek... ekip içerisinde bazıları koyun oldukça, mesai dışı gelen işlere okey dedikçe, ikiletmedikçe bizim gibiler daha çok ezilir. o yüzden hep deniyor ya bir elin nesi var iki elin sesi var diye. ekip içindekileri de unutmamak lazım...

    • SeMMiH @semmih

      @ggzmkst1 Zamanında sohbet ettiğim bir harç kamyonu şoförünün başına gelen olaydan sonra bizim milletin asla birleşip haklarını alamayacağını ve bir koyun sürüsünün ötesine geçemeyeceğine karar verdim. Olay kısaca haklarını alamayan ve çok kötü şartlar altında çalışan şoförlerin birleşip müdürün (patronun) odasına kadar gitmeleri ve sözcü olarak yolladıkları kişilerin (2 kişilermiş konuştuğum kişi de var içerisinde) işten çıkartıldıklarını öğrendiklerinde hepsinin kaçacak delik aradıklarını ve olanın yine sözcü olarak hakkını arayan biz ikimize olduğunu söyledi. Bu millet sendikalaşmadıkça (bizim 5 yıldızlı otel sendikacıları gibi değil 🙂 ) toplu bir şekilde haklarını aramadıkça daha çooook sömürülürler.

    • SeMMiH @semmih

      @ggzmkst1 Ek not 😀 ben çalışkan ama hakkını alamayınca veya yenilince aşırı kavgacı olan birisiyim. O yüzden nereye gidersem gideyim bir baltaya sap olamıyorum 😀 😀 😀 Benim gibi birini anca esnaflık paklar 🙂

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @semmih maalesef tamamen patronun ya da yöneticinin insafında olan kişiler ve ekip içinde kaypaklık yapan kişiler. benim başıma bu kadar beteri gelmedi çok şükür ancak ekip arkadaşı kaypaklığına rastladım, yani kendi hatası olan bir şeyin sorumluluğunu hiç almadığı için kendisinin yanında patrondan laf işiten ben oluyorum, kendisi ağzını bile açmıyor bu aslında benim yanlışımdı demiyor. başka bir zaman patron, ikimizden birinin yaptığı bir hatayı gelip herkesin içinde söylüyor, geçen sefer sesini çıkarmayan sivri zekalı konusunda bu kez sessiz kalmıyorum, bu işle o ilgileniyordu diyorum herkesin içinde kendisinin de olduğu ortamda. patron gittikten sonra bana cephe alıyor düşman oluyor. yok yani bazen yapılan yanlışlara karşı birlik olalım lafı geçiyor ama iş icraata gelince ya da sarpa sarınca herkes bir yerlere kaçıyor.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @semmih türkiye'de zaten özel sektörde öyle forsu olan, seni gerçekten iyi yerlere taşıyabilecek bir iş yapmıyorsan, özel sektör hayatını değiştirmeyecekse başkasının kölesi olmak mantıklı değil. belli bir süre özelde çalışıp iş deneyimi ve para biriktirebilen herkes imkanı varsa kendi işini kursun. bana bazen dışarıdan işler geliyor, proje tarzı ama başarı sağlarsam sürekliliği olabilecek işler. özellikle son zamanlarda geldi, şu an bir yere bağlıyım zaman ayıramam diye geri çevirmek zorunda kaldım ama aklım da kaldı yani. bazen düşünüyorum, maaşlı işi bırakıp ek işlerle devam etsem acaba bu gemi yürür mü diye. cesaret edemiyorum şimdilik.

    • SeMMiH @semmih

      @ggzmkst1 Maalesef. Birlik olmak ekip olmak bir kültür ve bizim biran önce oluşturmamız lazım. Benim en büyük hayallerimden biri iş kanunlarını ve ahlak bilgisini (vicdan bilgisi) ilkokul 1'den itibaren vermek var. Yaşı kemale ermiş insanlardan bir yol olacağını düşünmüyorum. Fransız ihtilalinde veya Sovyet Devriminde olduğu gibi çok büyük zorlayıcı sebep olmadan insanlar harekete geçmiyor. Bizler eninde sonunda iş hayatı içine girecek insanlara çocukluktan itibaren bir şeyleri verebilirsek belki düzen böyle devam etmeyip vicdanı merkez alan sistem gelebilir. Ahh ah. Güç sahibi olmadan fikirler fantazinin ötesini geçemiyor 🙁

    • SeMMiH @semmih

      @ggzmkst1 Şansınızı denemek istiyorsanız olabilir ama aşırı disiplinli olmanız gerekiyor. Üstüne bir de yakın arkadaşımın denediği gibi "arsa" ların çoktan kapılmamış olması lazım. (Aldıkları ihaleler verdikleri emeği bırak gündelik ihtiyaçlarını karşılamadı. Onlar da mecburen maaşla çalışmaya başladılar. Yine aynı işi yapıyorlar ama maaşla 🙁 )

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @semmih arsadan kasıt gerçek anlamdaki arsa mı yoksa iş fikirleri anlamında mı söylediniz?

    • SeMMiH @semmih

      @ggzmkst1 arkadaşım İhalelere giriyordu. Girdiği her ihale çoktan birilerine verilmişti.

  • Duran Can Yılmaz @duran-can-yilmaz

    sen zaten kod yazmayı seviyorsun diye 24 saat çalıştığımızı düşünüyorlar 😀 sert çıkıncada develöpörlör böylö develöpörlör şöylö

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      bu en yanlış düşünce ama yazılım geliştiricilere bunu sürekli yaptıklarına şahit oluyorum.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      ama mesela bence sert çıkmak da çözüm değil. açıklama yapmak? bence açıklama yapmak bile yanlış. sen o esnada dinlenme saatinde ya da günündesin, iş gönderiliyor yapmıyorsun, neden yapmak istemediğini ya da yapamayacağını açıklamak zorunda değilsin. yani zaten onların o saatte onu istemesi yanlış. o nedenle görmezden gelme yolunu seçtim. iş geldi, görmedim. neden görmedim? kime ne. gördüğüm anda ya da müsait olduğum anda ya da ilk iş gününde yaparım zaten. ha acil bir işi yapamayacak durumdayımdır o zaman müsait değilim der geçerim. bizde mesela şey bahanesi vardı ekip içinde, 'şu an dışarıdayım, pc başında değilim' bahanesi 😀 evlere tıkıldığımızdan beri dışarıdayım diyemiyoruz 😀

  • Orkun @orkkoc

    Bizde makamdan gelen talepler olabiliyor bazen. O zaman severek(!) yapmak zorundayız ama onun dışında sistem çökmesi gibi bir durum yoksa sonraki iş gününde yapıyorum.

  • zatisahaneleri @zatisahaneleri

    İş telefonu şeklinde ayırmadıktan sonra bence zor bu. Yani bildirimleri kapatsan da yine başkasıyla mesajlaşırken denk gelecek. Böyle bir sorunum yok ama olsa ayrı telefon kullanırdım.

  • ahmet faruk @ahmet-faruk

    Sen varken adamlar niye yapsın hocam 😑sonuçta her iş için organize olmak gerekiyor.

  • Makineci @makineci

    İnsanların bu duyarsızlığını görmezden gelmezseniz, hayatta üzülen taraf hep siz olacaksınız.

  • Ali Pektaş @alipektas

    Benzer durumları pek yaşamıyorum çalıştığım yer çok yakın akrabamın olduğu ve beraber çalıştığım kişilerle de yakın sosyal bağım olduğu olduğu için ama önceden başıma çok gelirdi. Ben hep ertesi gün saat tam 9'da (uyanıksam 8'de) yazardım, bir süre sonra çoğu anlamıştı zaten iş/mesai başlamadan işimle iligili hiçbir uğraşa vakit ayırmayacağımı. Tabi bu sektörden sektöre, iş ortamından iş ortamına değişir. Bende bir pürüz çıkmamıştı. Bu şekilde kabul görmüştü tutumum.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      önceden kabullendirebilmek önemli.

    • Ali Pektaş @alipektas

      @ggzmkst1 Açıkçası bu senin hakkın olduğu için kabullenmeleri konusunda diretmende fayda var. Bilmiyorum tabi, belki 6 ayın dolmamıştır, tazminatsız işten çıkarmaları ekonomini çok bozar işini riske atmak istemezsin falan. Anlarım öyle bir şeyi, benim başıma da geldi. İş vereni bırak iş arkadaşı gördüğün kişiler bile senin işe olan aşırı ihtiyacını suistimal edebiliyor. Tuzları kuru oluyor, her şeyi sana kakalayıp uymazsan da seni uyumsuz gösteriyorlar el birliğiyle, nasılsa işe çok ihtiyacın var diye yaparsın. Patron uyumsuzluk olunca uyumsuzluğun kaynağını değil de kimi daha kolay işten çıkarabilirse onu hedef tahtasına koyuyor. Kısacası koltuğu sağlama almadan ben de önermem diretmeyi evet. Ancak yaptığın işi sen gidince yapacak bir yoksa ya da tazminatın fazlaysa hakkını aradığından nazını çekiyorlar.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @alipektas ilk iş yerimde üzerimde çok fazla sorumluluk vardı ve hep fedakarlık yapanın ben olduğumu düşündüğüm için ben bugün ayrılsam yerime kimseyi bulamazlar düşüncesindeydim. tamamen yanılgı. 5 senelik biri var ekipte, belki 6 olmuştur bilmiyorum. tuzu kuru adamın, patron bile lafını dinliyor. ama patron milleti, işine gelmezse onu da koyar kapının önüne. mesela şu an onun işlerinin tamamı neredeyse bende, değişik bir süreçten geçiyoruz, geçici bir iş bölümü değişikliği oldu, pek yoğun olmayan bir dönemdeyiz fakat yarın öbür gün ben yoğunlaşınca ben eski düzenime dönebilmek için bendeki ekstra işleri ona geri vereceğim. kendileri söylemezse ben hatırlatacağım yani. şu an çok anormal bir dönemden geçiyoruz, adam askerden falan döndü. belki maaş durumlarıyla alakalı bir konu vardır benim bilmediğim, patron ona şey demiş çünkü, sen şu an sadece şu şu işlere dahil ol gerisine karışma. yani artık yarım maaş mı verecek, kısa çalışma ödeneği mi verecek anlayamadım ama var bişey. muhtemelen bu sebeple şu an onun iş yükü çok az.

    • Ali Pektaş @alipektas

      @ggzmkst1 Bak mesela onun işlerinin de bir kısmını sen yapıyorsun, o yarım maaş alıyor daha az iş yaptığı için ama sen iki katı maaş almıyorsun. Emek, fedakarlık falan düşündükleri yok şirketlerin/iş verenlerin. Her zaman senden maksimum verim almaya bakar. Ya verimliliğini artıracaksın, ya da daha nadir alanlarda verimli olacaksın. Böyle deyince kolay geliyor kulağa ama kolay değil tabi farkındayım. Ufacık meslek hayatımda benim de bocaladığım çok oldu. Ağlamayana meme yok olayı tamamen. Teoride burada iş sektörünü 3 kere kitler çözeriz ama sahada böyle olmak için iyice bir hırpalanmamız ya da doğuştan/aileden afedersin p*ç olmamız gerekiyor. Çok rekabetçi, vahşi bir ortam iş ortamı ama başka kabullenmek zor geliyor bize. Umarım ikimiz de en az zararla tam anlamıyla adapte oluruz. Sen ben gibileri çiğ çiğ yerler yoksa. 😀

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @alipektas evet o yarım maaş alıyor ama ben iki kat almıyorum 🙂 bu maalesef hiçbir yerde böyle değil. ki şu an çalıştığım yer sanırım çalışabileceğim en rahat firma diyebilirim. kabul görmüş bazı şeyler var, bunlara uymadığın zaman bedeli işsizlik oluyor. bu duruma ben de çok sinir oluyorum. ama gönderide yaptığımı söylediğim şey yani bildirim kapatmak işe yaradı. gece mail gelmiş, neymiş efendim görür görmez yapmamı istiyorlar falan. bir iki tıkla hallolacak bişey ama ben onu gece görsem gece gece uğraşmış olacaktım ya da sabahın erken saatinde. neyse işte ben tabi görmedim ya, whatsapptan falan da yazılmış az önce, saat bire gelirken. bi baktım arıyorlar. açmadım. şöyle göz attım mesajlara sonra kahvaltıma devam ettim. ölü taklidi yaptım. bak bu işi yapabilecek 2 kişi daha var altını çiziyorum. madem bu kadar acil onlara da söylensin, değil mi? tam da böyle olmuş, bu işlerinin bir kısmını yapıyorum dediğime söylemiş artık ben görmeyince 😀 neyse sonra ben hallettim, dedim tamam ben yaptım. maili ve mesajları görmemiş olmakla da ilgili hiçbir açıklama yapmadım. görmedin sanırım o yüzden aradım falan yazılmış. görmedim bile demedim yani. sadece hallettim dedim, hepsi bu. hiç isyan da etmedim işte geç gönderilmiş ben de görmedim bilmem ne gibi negatif bişey de söylemedim. yaptım geçtim. bir süre böyle idare edeceğim bu durumu. tamamen kendi keyfime, kendi uygunluk durumuma göre ayarlayacağım. dün gün içinde birkaç kez baktım mesela telefona iş geldi mi diye, gelmemişti. kendi ruh halime göre yöneteceğim mesai dışı süreci. böyle böyle yaparak yavaş yavaş ya ggzmkst1 mesai dışı pek ilgilenmiyor algısını zaman içinde oturtacağım onlarda. pat diye olmuyor. bazı hassas noktalar var mesela çok önemli bir şey olursa öncelik veririm falan gibi. mesela bazen benim de acil durumlarım olabiliyor mesai dışında, bakıyorum aciliyet durumuna göre. gerçekten çok mu hayati bişey? çok mu önemli? aksarsa ne olur vs. örneğin geçen gece ki saat bayağı geçti 2 mi 3 mü ne gecenin körü artık. ertesi gün de pazar. bilmeleri gereken bir konu oldu, ben haber vereceğim ki müşteriye aktarılacak, müşteri haberdar edilecek falan. dedim bu saatte whatsapptan yazılmaz ayıp. mail attım zira mail biraz daha saatsiz bir şey sonuçta. ertesi gün de öğlen saatlerinde whatsapptan yazdım haber verdim dedim ki saat çok geç diye whatsapptan yazmak istemedim, mail attım böyle böyledir bilginize diye. benzer olay geçen akşam yaşandı, bir konuda takıldık benden daha deneyimli bir arkadaş var ona sorarım normalde takıldığım yerleri. saat de 21:30 falan, ne geç ne erken. koordinatör bana dedi ki x'e sor istersen. yok dedim bu saatte rahatsız etmek istemiyorum, ben hallettim. iki durumda da saat konusunu baz alarak rahatsız etmek istemiyorum cümlesini kurdum üstüne basa basa 😀 belki fayda sağlar.

    • Ali Pektaş @alipektas

      @ggzmkst1 Valla bence tutumun, davranışın çok uygun ve dozunda olmuş. Ne eksik ne fazla. Çok garip ama, gayet medeni iletişim yetisi olan insanlarız fakat mantıklı ve açık/net cümlelerle birbirimize doğru olanları söylemek işleri daha da kötü yapıyor. İlla böyle tiyatro çevirir gibi, dolambaçlı şekilde vermemiz gerekiyor karşıya mesajı. Doğruları doğrudan duymaya pek alışık canlılar değiliz sanırım. Direkt "Gecenin bi saatinde, mesai saatimin de dışında işinize koşturmak zorunda değilim. Rahatsız etmeye hakkınız yok yok ayrıca." gibi cümlelerle açık açık doğruları söylesen iş çoğu zaman aleyhine işlerdi. İşte ben en çok burada bocalıyorum. "Ulan mantıklı olan bu değil mi? Niye söylemekten çekiniyorum da böyle yollara tutumlara başvuruyorum. Direkt söyleyeyim, öküz değilse anlar zaten." diyorum arada kendimi tutamayıp. Doğru tutumun üstte senin takındığın tutum olduğunu biliyorum anlıyorum ama öyle davranmaya kendimi ikna edemiyorum. Akraba ziyaretlerinde rol yapmak gibi geliyor artık bir yerden sonra. Kendi işini kurmaya gidiyor böyle düşünen insanlarda. O da kolay bir şey değil tabi. Şimdi dayımın yanında çalışıyorum, gecenin köründe dahi işine koşturmaktan çekinmeyeceğim biri olduğu için içime oturmuyor hiç. Da işte bu da pek benim mesleki alanım değil. Burada para biriktirip yurtdışına gidecektim sözde ama salgınla yalan oldu. Bayağı iş görüşmeleri falan da ayarlamıştım, orada çalışan ve bu şekilde gitmiş olan arkadaşlarım da var, onlar yardımcı oluyordu zaten. Şimdi kendi alanımda iş de arıyorum ayrıca. Birkaç sene yurtdışı pek mümkün değil gibi, zaten olan birikimim de başka sebeplerden eridi son aylarda. Direkt alanımla ilgili bir işe girmem şart oldu gibi. Umarım çalışma ortamı konusunda şansım yaver gider. Gider ayak sorunlu bir iş geçmişim olsun istemiyorum hevesimi kıracak.

    • ggzmkst1 @ggzmkst1

      @alipektas evet, özellikle de iş ortamında açık konuşan insana pek rastlamıyorum. sanki şey gibi, bir raconu varmış da o yüzden açık açık konuşulmuyor gibi hissediyorum. ben şimdi ona, ya tatil günü beni rahatsız etmeye hakkınız yok desem boş yere huzursuzluk olacak. bir de iş hayatında taktılar mı takıyorlar. dertsiz başına dert açıyorsun. strateji yapmak zorundayız, kibarca. yani bazı şeyler herkesin bildiği şeyler, deli gibi savunmasan da, terslemesen de, haddini bildirmesen de herkesin bildiği şeyler var. mantıklı olan evet söylemek ama karşımızdaki kişi zaten yaptığının yanlış olduğunu biliyor. edilen her kelimeye dikkat etmek lazım, bak 2 senelik iş deneyimi bana bunu öğretti. sorunlu deneyimler hevesini kırıyor. ben ilk işimde, işe başladığım ilk gün yöneticimin sorunlu bir psikopat olduğunu anladım maalesef. adam 2. ayımda beni kovdu ama kimseyi kovma yetkisi yoktu, sadece patron çıkarırdı birini. dolayısı ile o olayda haksızdı ve patron benden memnundu, yöneticiye haddini bildirdi ve ben de kırılganlık etmeyip işime devam ettim. yani ben, beni kovdu herkesin içinde ben daha da gelemem deyip gurur yapsam işsiz kalacaktım. beni kovmaya hakkı yoktu, karşı taraf tamamen haksızdı ve hakkımı savundum, kaldım. aynı kişi yüzünden sonra 3 kişi istifa etti çünkü herif ruh hastasıydı, mobbingin allahını yapardı. ilk senemde 7-8 ay kesintisiz herkese mobbing uygulanan ortamda çalıştım. ne entrikalarla uğraştım yani 😀 ne sen sor ne ben anlatayım. başkalarına da yapıyor olması aslında sana ahlaksızca bir rahatlama hissi veriyor, evet bu yanlış bir his ama en azından yanlış olan ben değilim diyorsun. bu herif manyak, herkesle uğraşıyor deyip en azından özgüveninden olmuyorsun. çünkü birlik olalım kovduralım bunu dediğinde kimsenin sesi çıkmıyor. herkes şikayetçi ama kimse aksiyon almaktan yana değil. mesela şey konusu da önemli, fazla açıklama yapmamak. ben eskiden bir hata yaptığımda, haksız olmama rağmen kendimi savunurdum 😀 ortada bir hata varsa ne söylersen söyle bahane olarak algılanıyor karşı taraftan. o yüzden bir hata yaptığımda -ki insanız, hatanın boyutuna ve süreklilik durumuna bakarım- hatamı kabul edip, uyarınız için teşekkürler, düzeltiyorum diyerek devam ediyorum yoluma. şu oldu bu oldu demek yok. başkası yüzünden sen hata yaptıysan uygun dille bunu da söylemek lazım ama mesela. bir diğer konu, ekip arkadaşının hatasını ortaya çıkaran sen olma, eğer o kişiden sen sorumlu değilsen ya da seni etkileyecek bir durum yoksa. hatasının hesabı sana sorulmayacaksa boşver, görsen bile sessiz kal. kim sorumluysa o ilgilensin. sonra o ekip arkadaşın düşman oluyor 🙂 eski iş yerimde görmüş geçirmiş bir ablam vardı, bana hep şunu derdi: iş arkadaşlarınla samimi olma. hayatını anlatma. zayıf yönlerini söyleme. havadan sudan konuş, herkesle iyi geçin ama sakın çizgiyi aşma. fazla güvenme. onlar dışarı çıkarken sosyal bir aktiviteye falan davet ederlerse katıl ama iş arkadaşların olduğunu unutma, derdi. gerçekten de doğru söylerdi.

    • Ali Pektaş @alipektas

      @ggzmkst1 O bahsettiğin abla çok doğru konuşmuş, ağzına tecrübesine sağlık. Bizimki (hatta daha çok benimki) tecrübesizlik büyük oranda. Teorik bilgiyle olmuyor cidden, pratikte yoğrulman lâzım iş ortamında. Biraz da akrabamın yanında çalışmanın getirdiği bir rahatlık var, normal iş şartlarına tüm çıplaklığıyla tanık olamyı engelliyor bu. Mobbing falan bunlar ve bunlara karşı sergilenecek en mantıklı tutumu sergilemek biraz tecrübe istiyor. Nasıl davranacağını baştan sona bilsen dahi öyle davranmaya alışık olman gerekiyor. Yoksa basiretin bağlanması diye bilinen olay oluyor çalışma ortamındaki ilk vukuatta. 😀