Otoseyir periyodik gündem değerlendirmesi - 17 Ağustos
Periyodik gündem değerlendirmemize hoşgeldiniz. Bu sefer arayı biraz açtığımız için kapsamlı bakım zamanı!
Bilgisayar oyunlarının sinema uyarlamaları Hollywood'daki senaryo sıkıntısının neden olduğu boşlukta yapımcıların tutunduğu can simidi. Gran Turismo var sırada, pist simülasyonlarına kadar düşmeleri ilginç. "Bomberman" filmini bekliyorum...
GM'in Opel'i butikleştirme çabasında Mini rakibi Adam gözbebeği konumunda adeta. Amerika'ya üstünü açarak görürülmesi söz konusu. Diğer modellerin de çehresi değişecek.
Bütün büyük pilotların ayrılışının ardından bebe-şebeyi tokatlayarak WRC'yi domine eden Loeb ve Citroén birlikteliğinde yeni perde WTCC arenasında yaşanacak. 1.6 Turbo C-Elysée'yi Loeb'in eline veren PSA, tepeden tırnağa Fransız teknolojisi ile gövde gösterisi yapma peşinde.
Yakın gelecekte aynı arabanın Avrupa ve Amerika versiyonları arasındakifarklar çok azalmış olacak... Hem göstergeler de hızla dijitalleşiyor zaten. Buna en çok "grey market" galericiler sevinecek.
VW, eski dostu Suzuki'nin kendisini Fiat'la aldatmasından dolayı bozuk atıyordu. Çapkın Suzuki'yi burnu sürterken görünce affetmişe benziyor Wolfsburg'lu kılıbıklar.
Toyota, sürüye uyarak merdiven şaseli arazi araçları üretimini bitirmelerinin söz konusu olmadığını açıkladı. Anlayanlar azalsa da, Land Cruiser ölmeyecek!
Hindistan'da satılan araçların kataloglarında emisyon değerlerini manipüle ederek vergi hilesi yapan GM yöneticilerinin fişi çekildi. Hem modern vergilendirme, hem de temiz eller operasyonu adına darısı başımıza.
Uzaktan kumandalı merkezi kilit, anahtarsız çalıştırma, otomatik kilitlenme derken anahtarı unutturan radyo sistemlerinin en muteberinin kriptosu kırıldı. Bu durumdan çok rahatsız olan VW duruma el attı. Şifre kırıcılardan Barış Ege'nin ODTÜ mezunu olması göğsümüzü kabarttı.
Suzuki motosikletleri kadar kompakt arazi araçlarının prestijiyle de ünlü bir firmaydı. Binek vizyonundaki üst üste başarısızlıkların ardından(Liana) yeniden en iyi yaptıkları işe odaklanıyorlar. Swift GTI'ı da unutmadık, unutturmayız.
Beklenen oldu, Almanya'nın tüm itirazına rağmen Fransa PSA'nın cebine 7milyar Euro koydu. Ama radikal değişiklikler beklememek lazım; zira bu harçlıktan ziyade güven pirimi. PSA bu fırsatı düşük faizli krediler vermek ve marka içi rekabeti azaltacak rütbelendirmeye yönelmekle değerlendirecek. Artık Citroén ucuz arabalar demek olacak, Peugeot ortalama çıtasını yükseltmeye güreşecek; DS alt markası ise premium vasıflarla Alman firmaların dizini titretecek. Bu vaatlerin gerçekleştiğini görmek için bir sonraki kurbağa yağmurunu bekleyin.
2015 Nismo GT-R Veyron'dan bile hızlı kalkacak! "0'dan 100'e 2 saniye" Ama hala kızlar Hyundai'lerden ayırt edemiyor.
Porsche 911 ekonomik versiyona kavuşuyor. Giriş seviyesi modelin en kullanışlı versiyon olacağı gerçeği soru işaretlerini çoğaltıyor...
Google Glass çok iyi bir gösterge alternatifi olabilecekken, direksiyon başında kullanımının yasaklanması söz konusu.
Arazi araçlarının bir sonraki adımı elektrik gücüyle geliyor. Öncülerden biri yine LR.
Toyota elindeki mühendislerden sanki çok iyi istifade ediyormuşçasına hayır kurumlarına bağışlıyor bilirkişileri.
Caterham 7'nin giriş modeline 660cc turbo Suzuki motoru geliyor. 3 silindirin 4 tekerleği de uçurmaya yeteceğini ispatlayacak.
Yeni Mini jenerasyonunda coupé ve roadster modelleri özgünleşebilir. Yeni jenerasyonun tanıtımı babasının doğumgününde.
BMW 1 serisinin burnunu düzeltiyor. Tıpkı F30 3 serisi ve yeni 4 Coupé gibi farlar ızgarayla birleşeceğe benziyor...
GLA'nın resimleri Frankfurt'u beklemeden sızdı. İç mekanın A serisiyle ortak olması dışında kusuru yok gibi. Ha bir de motorlar Renault. Tabi arazi performansı bir yana, yolda dengede kalabilmesi için kazık gibi yaylarla donatılması söz konusu. Öte yandan...
Aman Tesla'ya nazar değmesin! Amerika'daki satışlar muhteşem, lakin bu başarıyı Çin'e taşıma isteğinde küçük bir pürüz çıktı. Yeni coğrafyalara açılırken arkadan itişle iktifa da söz konusu değil üstelik; 4 çeker Tesla S geliyor...
Hyundai i10 çok yaman geliyor.
Yıllardır kendine hakim olup sadece sıkıcı arabalar üreterek neyin yasını tuttuğunu çözemediğimiz Toyota LF-A ile uyandı, FT-86 ile esnedi, şimdi havlusunu alıp duşa giriyor.
Frankfurt'a bir sürpriz de Kia'dan. Bu çizim önemli zira Kia lafının arkasında duran bir firma.
Civic Tourer karşımızda!
Elektrikli GM ikizleri Chevy Volt ve Opel Ampera adam gibi bir jeneratöre kavuşttu. Hem vergi avantajı hem uzayan menzil hem de hafifleyen burun demek bu.
Üç vakte kadar önden çekişli küçük yahut kompakt bir Jaguar çıkması söz konusu. Adeta bir kedi yavrusu maşaallah! Kedi canını senin...
Audi Quattro da Frankfurt'ta göz açacak. Fuara tankla, topla, tüfekle geliyorlar. 600 beygirle, ağır sanayi elektrik hamlesiyle falan!
Renault Latitude makyajlanırken esas yenilik kaputun altında.
Hyundai Elantra da makyajlanmış. Ayırd etmek zor eskisinden.
Audi kullanma kılavuzunu tarihe gömecek bir mobil uygulama geliştirmiş. Harika bir fikir!
Askeri teknolojide yaşanan rekabet, ucundan köşesinden otomotive de yansır. En eğlenceli fakat lüzumsuz savaş aracı olan tanklar arasında kıyasıya bir prestij yarışı bizleri bekliyor.
LP'den sevgilerle. Kendisi de bizimle hemfikir, yeni M4 çok güzel!
Bu da benim en sevdiğim Cadillac olan '67 Eldorado'nun varisi... Tasarım akışına yön veremese de Detroit'in belini doğrultması için iyi otomobiller üretmeye çok ihtiyacı var.
Mitsubishi kaputu açıp da "GDI" yazısını görünce "Disel mi?" diye soranlara, Mercedes E 250 CGI görüp nasıl bir yakıt türüyle çalıştığını merak edenlere selam olsun! VW "TGI" ile geliyor, hem de doğalgaz yakıyor...
Efsane süper spor otomobil Mclaren F1'in baş tasarımcısı uzun süredir küçük şehir otomobili prototipiyle övünüyor, üretmek için finansör arıyordu... Aradığı babayiğidi bulmuş; üretime geçiyor! İlk planda ülkemize gelişi söz konusu olmasa da başarısı otomotive küresel ölçekte yön verecek...
Bir bayram "atlattık" Ramazan ayına mütakip. Ucu belki hepimize dokunmadı ama birçok insan hayatını kaybetti, yaralandı yaşanan trafik kazalarında "yok yere". Bu tablonun bir daha yaşanmamasını ümit ederken, bir sonraki bayrama kadar görüşmek dileğimizi yineliyor, soru, görüş ve önerilerinizi bekliyoruz!
İndiriniz, dinleyiniz, kaydediniz, hoşça kalınız...
Podcast olarak dinle
Dosya olarak indir - iTunes - Spotify - RSS

Barış
Sonunda bir otoseyir..
Barış
Bir sonraki sefere arayı bu kadar açmayın 😀
mikail
biraz daha uzun olaydı iyiydi ama yinede teşekkürler buda yeter 😀
Bak bu iyi oldu 🙂 Bu hafta çok fazla yol yapacağım, 3 saatlik veri var elimde idare edecek. 2 defa dinledik mi, 6 saat. Yeter 🙂
Konular cidden super. Elektrikli araçlara ağırlık vermeniz güzel, umarım devam eder. Dinlemek icin sabırsizlanıyorum.
Biz birşeye ağırlık vermiyoruz aslında, daha doğrusu istesek de veremiyoruz. Gündemde ne varsa, gündemin kapsadığı tarih dilimi içerisinde ne olmuşsa onları anlatıyoruz. Gündemde özellikle birşeylerden bahsetmeye çalışmak haberlerin çarpıtılmasına ve kafadan haber uydurulmasına varan bir sürece götürür bizi. Günlük gazetelerin spor sayfalarında bunu sık sık görürüz mesela. Örneğin Beşiktaş'la ilgili haber yoksa hiç Beşiktaş haberi yazmadan günü geçirmemek için kolpadan bir röportaj uydurup "İbrahim Toraman şampiyonluğa inanıyor" başlığıyla yayınlarlar. Ne İbrahim Toraman'ın haberi olur, ne de okuyanlar inanır, ama spor servisi o "Hep başka takımlardan bahsediyorsunuz, Beşiktaş'tan hiç bahsetmiyorsunuz" suçlamasının yükünü üzerinden atmış olur. Bu tip yanlış işlere girmemek için ne siz bize böyle suçlamalar yapın, ne de biz birşeylere ağırlık vermek zorunda hissedelim kendimizi. 🙂
Tabi bu hiçbir önceliğimizin olmadığı anlamına gelmiyor. Gündemde bahsedilecek konuları seçerken Türkiye'deki otomobil piyasasını en çok etkileyen, Türk otomobil meraklılarını ilgilendiren ve otomobil teknolojisini değiştirebilecek / ilerletebilecek haberlere öncelik vermeye çalışıyoruz. Toyota'nın Türkiye'ye asla gelmeyecek, Asya piyasasına özgü modelinden bahsetmiyoruz mesela. Tabi bizi de etkileyecek bir teknolojik / tasarımsal yeniliği varsa o zaman onu da ekleriz gündeme. Benzer şekilde, sırf gösteri için tasarlanmış, gerçekte yolda asla göremeyeceğimiz modellerden de kaçınmaya gayret ediyoruz. İsmi cismi belli olmayan firmaların filancadan motor, falancadan şasi alıp üzerine kendi tasarladığı karbon fiber gövdeyi oturtarak yaptığı "one-off" modellerden bahsetmek bence vakit kaybı. Elektrikli de olsa, dizel de olsa birşey değişmez, sonuçta o araba bir Arap şeyhinin garajına girecek, bir daha da çıkmayacak. Ortada teknolojik bir yenilik de yok, zaten piyasada olan parçaları biraz abartılı bir güç / ağırlık oranıyla toplamışlar sadece.
Bizim için asıl önemli olan şeyler dinleyicilerin satın alma tercihlerini değiştirebilecek haberler. Örneğin bu gündemdeki Renault Latitude'un makyajlanması haberi Lexus'un elektrikli konsept aracının haberinden çok daha önemli bizim için. Latitude burada var (sen de kullanıyorsun zaten 🙂 ), belki o makyaj haberi birilerinin satın alma tercihini etkileyecek. Diğer tarafta Lexus Türkiye'de yok, gelse bile elektriklisi gelmez, o yüzden bu sınırlar içerisinde bir önemi yok. Tesla haberlerinden bahsediyoruz, ama Tesla kendine has teknolojileriyle bu piyasaya yön veren firmalardan biri. Tesla'nın bugün kullandığı teknolojilerin birkaç sene sonra Fluence ZE'de kullanılması olası, bu yüzden önemli.
Ha, hiç mi bizimle alakasız, geyik haber yok? Var tabi, onları da eğlencesine ekliyoruz. 🙂 Tank biatlonu haberi, Cadillac Elmiraj haberi filan bunlara örnektir mesela. Hep ciddiyet de olmaz, arada eğlenmek lazım. 🙂
Ziyaretçi
şu gündemi, bar yüklenmeden imleçten tutup ileri sürükleyemiyor muyuz?
Hayırdır? Hangi konular sarmadı yahut o kadar heveslendirdi? 😀
Ondan degil de bazen dinlerken bi isimiz cikiyor kapatip gidiyoruz bi daha dinlemeye basladigimizda kaldigimiz yere kadar ilerletmek istiyoruz. (anonim ben degilim:))
Can bey eskilerden ''değiştir'' adlı yarışma programını anımsattı bana 🙂 ''geçelim'' dendikten sonra bir önceki konuya devam ediyor (ekleme yapıyor) sanıyorum, ancak yeni konuya hızlı geçiş olduğunu ''fransız'' kalarak bir süre sonra anlıyorum, DJ kadar başarılı geçişlerde maşallah 🙂
Can abi suyota espirisiyle güldürsen de her cümlenin sonuna kafiye ekleme , espiri yapma gayreti içerisinde olmasan daha dinlenebilir bi gündem olurdu teşekkür ederim ...
Quattro haber metnindeki "falan" kelimesi yanlış olmuş!
Video/gündemlerle ilgisiz tespitlerle troll styla yapayım dedim 🙂
ağzınıza sağlık. yoğun gündem olmuş gerçekten. tek dinlemede sindirilemeyecek 😉
Aşk olsun, Cücü telaffuzuna göndermeydi o 🙂 Kulağına sağlık Abi 😀
kandırma beni can 🙂 mesaj yazmadan önce tekrar izledim "döverim seni ulen" videosunu, "falan" diyor cücü abimiz 🙂
senin de Türkçe konusundaki hassasiyetini bildiğim için o noktadan takılayım dedim. gündemi dinlemem bitsin, bak daha ne sorular soracağım 🙂
Benim aklımda eğri kalmış; derhal düzeltiyorum! 😀 Tişikkir idirim <3
"Maserati 3200 stop lambası" mevzusu aklıma getirdi de...
"Boomerang" diyince her ne kadar 3200'in boomerang'ı ile pek ilgisi olmasa da gözüme yeni astra hb'lerin arka lambaları geldi, çift boomerang. Ülkemizde pek ses getirmedi ancak bir ara ciddi şekilde düşünüyordum, son yıllarda en sevdiğim tasarımlardan: Opel Astra GTC. Sizlerin fikri nedir bu araç hakkında? Dünya gözü ile 0-100 kmh hızlanması 10sn altı olan bir arabaya binmek lazım 🙂
Arka lambalara dönersek... Bunun global bir standardı yok mudur? Ebat olarak yani. Şekil elbette tasarıma özel olacaktır ancak ne bileyim, "arka kesiti 3 metrekare ve üzeri olan araçların arka farları en az bilmemkaç cm kare olmalıdır" gibi bir şey neden yok? Qashqai kullanıyorum ve koskoca aracın avuç kadar arka lambaları olması hiç hoşuma gitmiyor. Fındık motorlu, ceviz karoserli araçların stoplarına imrenerek bakıyorum trafikte.
Astra GTC çok güzel; özellikle cam tavanlı hali şahane olmakla beraber iç mekandan arka görüşü çok kısıtlı. Arka çapraz görüş özellikle 🙂
http://s1.cdn.autoevolution.com/images/news/gallery/opel-astra-gtc-receives-panoramic-windscreen_2.jpg
Farların da, fren lambalarının da bir boyut sınırlaması yok, üreticiler alabildiğine özgür. Ford eski C-Max çok sıkıntılı bir görüntü oluşturuyordu mesela gece fren yaparken 🙂 Alfa 166 benim bildiğim en küçük farlı otomobillerden biri öte yandan...
Ben fren lambalarındaki efekt bagaj kapağı tarafından bölünen arabalara üzülüyorum. Alfa Giulietta'nın LED fren lambaları her gördüğümde üzüldüğüm detaylardan.
Azıcık daha sabredersek sinyalleri hareketli, animasyonlu modeller çoğalacak. Güzel olacak 😉
http://www.autoevolution.com/news/2014-audi-a8-will-have-sequentially-illuminating-led-turn-signals-65073.html
http://www.youtube.com/watch?v=PmeeUGrDkPw
c sütunlarının c duvarına dönüştüğü günümüz tasarımlarında, alçak arka baş mesajesi ve kısıtlı geri / arka çapraz görüşünden kaçamayız gibi.
Qashqai arka farı, eski alfa 156 ve 166 kadardır zaten ve bence hoş olmuyor. hele bir de far plastiği yarım metre olup yanan kısmı 10 cm olunca daha da kötü. Qashqai’nin de bir kucak arka far yuvası var ama aydınlanan kısmı düdük kadar; alfa da aynı.
Giulietta’da tasarım fikri hoş ama uygulama dediğin gibi pürüzlü. Led fetişizmine dur demek lazım bazı tasarımlarda.
animasyonlu sinyal fantastikmiş. TCK’nın yol çalışması / temizliği esnasında kullandığı araçlarda yıllardır var, 5×5 piksel çözünürlüğünde 🙂
Arka far geometrisi (ön farların da birfarkı yok ya, neyse) maliyeti önemli ölçüde değiştirebilen birşey. Komplike tasarımlar göze hoş geliyor, ama o komplike tasarımların enjeksiyon sonrasında kılcal çatlaklar oluşmadan soğutulması gerekiyor. Bu da pahalı makineler ve kaliteli malzeme gerektiriyor, maliyeti arttırıyor. Uygun fiyatlı arabalarda basit far tasarımlarının kullanılması boşuna değil.
LED teknolojisi bunlara ilaç oldu aslında, çok ucuza çok şık farlar üretilebiliyor. Bu sefer de kaliteli (parlak ve uzun ömürlü) LED'ler maliyeti yükseltiyor. Bize "koca arabada arka far biraz daha pahalı olsa maliyet ne kadar değişir ki?" gibi geliyor, ama üreticiler her kuruşu hesaplıyorlar işte.
Astra J hb sahibiyim ve ön c sütunundan çok çekiyorum, her kavşakta kafamı sağ/sol ön/arka hareket ettirmek zorunda kalıyorum. Aracın arkası yine bir nebze önemsiz kalabiliyor, ancak ön kısımda olmaması gereken bir tasarım hatası bence. Yanlış hatırlamıyor isem sizden birinde de aynı araçtan var, eminim ne demek istediğimi çok iyi anlıyordur.
Araç gerçekten harika, çok memnunum, tek kusuru bu sütun, kelebek cam hiçbir işe yaramıyor...
hanifi özgül
Yine çok güzel bir gündem olmuş. Daha öncede belirtmiştim ama gözden kaçırılmış olabilir, şu chip tuningmiş box mış gücü artırma nedir ne değildir? Zararları ,faydaları nedir? Hakikaten motora zararı varmı, yokmu? Bir ele alsanız veya bu konuda konuşamazmısınız 🙂 en azından bir cevap verirseniz sevinirim...
Şimdilik cevapla yetinelim, daha detaylı da anlatırız 🙂
Her motor mekanik düzeni haricinde yakıtın püskürtülmesi ve/veya ateşlemesi zamanlamasındaki farklardan dramatik şekilde etkilenir. Yakıtı olabildiğince temiz yakması, çiğ atık bırakmaması için ayarlanır. Fakat devir sayısı arttıkça bu işin düzgün yapılmasını sağlayacak tertibatın kapasitesinin de artması gerekir. Fabrikalar motorun en ekonomik olacağı devir bandında rahat çalışması için seçer tertibatı; hem de maliyetleri arttırmamış olurlar. Çip ayarları ile oynamak aracın yakıt püskürtme zamanını biraz daha erkene çekmeye imkan tanır. Böylece üst devirlerde daha az çiğ yakıt atımı sağlanır. Ateşleme haritası da motorun yapısına uygun olarak iki derece ileri - bir derece geri alınarak minimum yakıt tüketimi ve egzoz emisyon salınımına karşılık maksimum güç arasındaki seçim ayarlanabilir. Tabi mekanik toleranslar dahilinde...
Çip uygulaması emme ve egzoz manifoldlarıyla, egzantrik zamanlamasıyla, daha güçlü bujiler ve yakıt enjektörleriyle yapılmadıkça hatırı sayılır güç artışı hep sorunlu olacaktır. En büyük fark da özellikle üst devirlerde nefesi kesilmeyen motorun artan yanma şiddeti nedeniyle piston, silindir ve krank aksamlarını süratle yıpratması olur 🙂 Zaten bu nedenle benzer silindir çap ve stroğuna sahip motorlardan biri 6000rpm'de devir kesiciye girerken diğeri 7500'ün üzerine yatak sarmadan, kol çıkarmadan çıkabilir...
Turbo ve turbodizellerde çiple en yüksek güç ve tork kazanımı sağlanır; o da yakıt püskürtmesi ve ateşlemenin geciktirilmesi sonucu patlamanın bir kısmının turboya ulaşarak daha etkin çalıştırılması ile mümkün olur. Ki böylelikle ne turbo ömrü kalır, ne de emisyon standardı... 300000km sorunsuz çalışması hedeflenen motor 100000km'de rektifiye ister, turbo 50000km'de yağ kaçırmaya başlar. Tabi bu ölçülü ve düzgün yapılan işlem sonucunda olan potansiyel ömür. Aksi halde yolda kalabilir yahut 10000km kullanamadan spor arabaları "tokatlayan" dizelinizi perte çıkarabilirsiniz 😉
%5 gibi güç kazanımları ve farklı pazara göre tasarlanıp da Avrupa'ya uydurulmuş bazı motorların devir bandını optimize etmek makul olabilecekken bu $600-1000 gibi meblağlar ve dinamometre ölçümüyle yapılacak zahmetli bir işlemdir. Bu ayarlama ile motorun maksimum gücünden feragat ederek yakıt sarfiyatı dahi sağlanabilir ancak kazanılacak ekonomik fayda işlem maliyeti yanında gülünç kalır. Ve bir gün ani geçiş manevrası için maksimum güce ihtiyacınız olduğunda mağdur olursunuz 😉
Kağıt üzerinde çok işe yarayan bu şeyleri zaten üreticiler tercih edebiliyor şayet güvenli bir tolerans potansiyeli varsa. Servislerin, hele özel servislerin bağladığı sihirli kutular adeta kara büyü ile dolu ve tam manası ile para tuzağı.
Güç arttırımının motora etkisi yok sadece; debriyaj, motor kulakları, şanzıman, dingiller ve süspansiyon hatta direksiyon dahi etkilenir. Vaat edilen +60Nm ciddi bir değer. Zaten aradaki fark bu kadar basit olsa 30HP güçlü araba için neden 10000TL fark ödeyesiniz ki? 😉 Motoru farklı arabanın hiç ummadığınız yerlerinde küçük geliştirmeleri vardır, bu bir fabrika için kolaydır ama münferit uğraşının maliyeti gülünç olur.
Haydi somut örnek de vereyim, tam olsun 😉 Renault 1.5dCi serisi 65, 85, ve 105HP versiyonları var. Blok aynı, marka ve ekipmanları aynı ama içinde, görünmeyen neredeyse her parçası farklı bu motorların. Öte yandan çip güzelliği + açık flitre ve katalizör iptali ile 65HP olan 85'e, 85HP olan da 105HP'e çıkabilir... Ama hem alt devirleri çok güçsüz olur, hem de kısa süre sonra çöpe dönüşür. 😉
mümkün mertebe uzak durduğum bir vak'a. insanların 3-5 beygir ya da 20-30 Nm tork farkı için yaptıklarını görünce şaşırıyorum. Bu iş aslında pc'deki overclock mantığına çok benziyor. işlemci bacaklarından geçen voltajla oynayarak hızını arttırabilirsiniz. ama yanında aşırı ısınmayı getirecektir. bu sebeple sıradışı bir soğutucu ve belki kasa almanız gerekir. araçlarda bu işi sadece o karakutularla yaptıkları düşünülürse yan etkilere karşı korumasız kalıyorsunuz.
öte yandan "üreticilerden daha mı uyanıksınız?" diyesim geliyor tuning'cilelere. adamlar o değerlerle oynayıp 0-100'ü 8sn'ye çekip, beygir gücünü katalogda 110 yerine 150 yazıp yanına da 5 lt/100km tüketimini gösterseler deli gibi satarlar o araçtan. buradan bile anlıyoruz ki 0-100'ü düşürmenin diğer verilere (ör. yakıt tüketimi); 110 hp yerine 150 çakmanın da motor ömrüne (3 yıl / 150bin km garanti yazamazlar bu durumda) ciddi negatif etkileri var. optimum değeri bulup aracı ona göre piyasaya sunuyorlar. Yoksa onlar da aynı motoru mıncıklayarak bu "katalog efsanesi" araçları üretir ve "süper araba yaptık ama 50 bin km sonra piston aşağı inecek" dese kim alır? belki tuningciler alır, 49 bin km'de sahibinden'e ilan verirler 🙂
benzer düşüncem lpg için de var. üreticiler salak mı? bu kadar rağbet varken "ilk fabrikasyon lpg'liyi ben ürettim, şu kadar yıl garanti ile satıyorum" diyebilse, demez mi? bizim uyanık bayiler yapıyor o işi. şu an gidip bazı bayilerde "sıfır" lancer'ı tüplü alabiliyorsunuz. mitsubishi'nin haberi var mı? yok. bayinin dediği "garantisi benim abi". e, güle güle kullanın 🙂
"Stabilite" de çok önemli ömür ve kullanım karakteri kadar. Bazen marşa basıp hiç stop etmeden 500km kullanıyoruz arabalarımızı. Eskiden(30 sene önce) 80km mesafe önemli bir yol kabul edilirdi. 😉
Zırt pırt ateşleme sistemine su kaçıp stop eden, soğuk sabahlarda çalışmayan, çalışsa da aksak çalışan, sürekli uğuldayan, hararet yapan, yağ eksilten motorlar pek de uzak geçmişte değildi. Modern teknolojinin nimetleri hep bizi şımartan 😀
Andırgırant oynayıp "NOS'u erken bitiren"; hızlı ve öfkeli izleyerek gaza gelip dırag, dirif hayali kuran "çocuklar" bugün ehliyet aldı. Bu da mühim tabi...
hanifi özgül
Çok teşekkürler benim düşüncelerimde bu yöndeydi zaten, üreticiler salakmı deyip duruyordum %15 yakıt tasarrufunu duyunca :(. Dediğim gibi bu konuyu ayrıntılı bir şekilde videoda ele alırsanız çok güzel olurdu. Bir de şunu soracağım bu yazılımla beygir artırma işini vw bayileride garantiyi bozmadan yapıyor. Bu konudaki görüşleriniz nedir. Bütün chipçilerin vurduğu yerde orası...
Onlar büyük ihtimalle Volkswagen'in lisanslı modifikasyon firmalarından birinden aldıkları yazılımı yüklüyorlardır. Bu da aslında öyle çok mantıklı birşey değil. Ülkemizin şartlarını hesaba katmak lazım böyle işlere girişmeden önce. Arabalar pahalı, yedek parçalar pahalı, insanımızın geliri ise (gelişmiş ülkelerde yaşayanlara göre) düşük.
Bir Alman hız meraklısı aldığı Golf'ü modifiye etse, sonra şansı yaver gitmese ve motorda ciddi sorunlar yaşasa, onun motorunu eski haline getirmek için harcayacağı para bizim burada harcayacağımızdan çok daha az. Hele o paranın o adamın senelik gelirine oranını düşünürsek fark iyice açılıyor. Üstelik parça bekleme gibi sıkıntıları da yok, burada maddi sorunlar aşılsa da bazı parçaların yurtdışından gelmesi bekleniyor. O Alman vatandaşı o riske daha rahat girer, çünkü birşeyler kötü giderse onun için fazla sıkıntı olmaz. Bizde ise durum farklı. Adam zaten krediyle aldığı arabaya modifikasyon yapmaya kalkıyor, daha borcu birmemiş arabayı riske atıyor, herhangi bir sorun yaşandığında neredeyse arabanın yarı parası kadar masraf çıkıyor. Bir de arabası ciddi oranda değer kaybediyor tabi, çünkü motorunda birsürü parçası değişmiş oluyor. Bu yüzden kim garanti verirse versin, bu tip uygulamalar tehlikelidir. Riski alabiliyorsanız yapın, ama alamıyorsanız uzak durun. Bayi garanti verse de 100,000KM sonrasına karışmıyor. Zaten asıl sıkıntı 100,000 sonrasında başlıyor, o zaman ne olacak?
tyjtdy
nismo gtr 0 dan 100 e saniyede veyrondan daha hızlı mı kalkıcakmış ? 😀 veyronda 2 saniyede çıkıyo. ayrıca şu nismo gtr nissan skyline gtr 35 değilmiki
Veyron 2.1sn 😉 Ayrıca sadece temiz asfaltta Bugatti o değeri yakalayabiliyor. GT-R daha hafif ve güçsüz olduğu için kaygan zeminde aktarma avantajı var. Debriyajları da daha mutlu...
Nissan R35 GT-R'ın iki katı fiyata satılan özel versiyonu Nismo. Spec-V gibi.
Esas önemli olan 2 saniye geçtikten sonra ne olacağı. Sanırım cevap malum. :)))
McLaren tasarımcısının minnoşu iyi güzel de, bu tip tasarımlar bana hiç gerçekçi gelmiyor.
http://www.gordonmurraydesign.com/press-T27-unveiled.php
Smart son nokta olmalı. Aksi halde ister istemez yurdum şartlarına uyarlıyorum bu fantezileri. Yurdum insanı, hatalı park ile trafiği tıkamış aracı 2-3 kişi toplaşıp çamurluktan kavrayıp hoplatarak kenara itebiliyor imece usulü. Şimdi bu 2-3 kişi kötü niyetli olsa bu tip micro minnoşları hoppacık yapıp Dodge 250 kasasına da atabilir. Bu araçları park etmek yetmez, bisiklet kilidi kullanmak da gerekebilir.
Bir de kapı-kaput ("kapıt" diyelim kısaca) pratikte problem bence. şakır şakır yağmur yağarken "kapıt"ı açıp inip-binmenin sonu ne olur? fanus?
Aşırı derecede yerinde tesbitler! 😀 Öte yandan artık her yer MOBESE olduğu için çalacak arkadaşların işi zor biraz. Ama park yeri açmak için pek ala yürütülür...
Yağmurda içeriye su aksa da çok sıkıntı olmaz, kasalı/damperli birşeye arkadan çarpınca açılmaması daha büyük dert kapağın. Malum, Avrupa'da arkada alçak tampon şart, bizde üfürükten tamponun kendine hayrı yok; değil çarpan arabayı tutmak...
"park yeri" dedin bak bir durum daha geldi aklıma. bununla gidicem ispark'a 10 TL park parası vericem. önde 4 katı büyüklüğünde Lincoln Navigator da 10 TL verecek. bana dokunur şahsen 🙂
su konusu teorik olarak donanıma zarar vermeyecek olsa da ıslak koltuğa oturmak istemem şahsen 🙂
Sen alma kardeşim, zorla mı veriyoruz? Sen git koca koca arabaları al, ondan sonra da kalabalık şehirde park yeri ara! 😀
ilk senin minnoşu atıcam dodge 250 kasasına emre hocam. vurucam kırbacı, vurucam kırbacı 🙂
Dodge 250 kalmadı artık piyasada. Kia Bongo olmaz mı? 🙂
gerekirse alışveriş arabasına yükler götürürüm minnoşu 🙂
tır gibi araba işte daha ne istiyorsunuz.çek bi tırın yanına o kafayı indirsin sen kafayı indir tamir yapın beraber...pır pır uçak seven de alır bundan bi tane..kendinizi kamikaze pilotu gibi hissedersiniz..yanlara japon bayrağı kafaya bandana. 🙂
emni
otoseyire destek
Bol sohbetli, keyifli bir bölüm olmuş yine. Otoseyir bölümlerini daha sık görmeyi diliyoruz 😀
Bu arada "araçların Avrupa ve Amerika versiyonları arasındaki farklar" haberinin linkinde bir hata var sanırım.
Düzeldi 😀
iyi günler Mclaren F1′in baş tasarımcısı bence Volki Cardan esinlenmiş 🙂
Tesla
Ağzınıza sağlık. Peugeot ve Citroen grubundaki gelişmeleri yakından takip ediyorum. PSA'nın yeni platformuyla birlikte bağımsız süspansiyon gelecek mi belli değil ama bu ekonomik yardım ve Peugeot ürün gamının kalite bazlı olma iddiası belki bu açığı kapatır.
Motorlarda torkun kuvvet x yol formülüyle hesaplanmadığı ps-tork grafikleriyle ortada. Sormak istediğim birkaç soru var bu konuda. Araçlarda tork tam olarak nedir, beygir gücü devirle artan araçta nasıl olur da tork, kuvvet yolu sabitken sabit kalır? Elektrikli motorlarda neden tork 0 devirden itibaren maksimumdur. Dizellerde tork neden üst devirlerde birden düşer? Araç alırken beygire mi bakılmalı, torka mı? Beygiri yüksek torku düşük araç mı daha ivmeli, düşük masraflıdır yoksa yüksek torklu düşük beygirli mi? 105 HP 270 NM tork mu tercih edilmeli yoksa 130 beygir 260 NM tork mu? (beygir araba sattırı, tork yarış kazandırır sözü ne derece doğrudur?) Teşekkürler
Bu konuya bir daha eğileceğiz. Daha evvel çektiğimiz videoya bakmadıysanız henüz; onu da izleyip altındaki diyalogları okuyun. Yeniden değinene kadar biz epeyce aydınlatacaktır 😉
Alınacak arabanın vites oranları ve aktarması, ağırlığı da çok etki eder... Tork grafiği en önemlisi. 350Nm de yapılabilir 130HP olan motor. Ama alt 2500devri ölü olur, debriyajı yakmadan kalkış yapamazsınız normal şanzıman oranlarıyla 🙂
Ziyaretçi
Can ve Emre beye en içten slmlarımı yolluyorum geç keşfettiğim Oto seyir sayesinde otomobillerie olan ilgim vede bilgim bi kat daha arttı.Benim iki sorum olacaktı .Şu an 2011 chevrolet cruze(kendisi ilk arabam olur,güzel görünüşüne aldanıp almış bulundum) kullanıcısıyım,işim vesilesiyle haftada bir köylere gittiğim için dacia duster 4x4 almayı düşünüyorum,teknik veri olarak bu iki aracı kıaslarmısınız(yol tutuş,güvenlik).Birde emisyon bazlı vergi sistemine geçişle ilgili yeni bir bilgiiniz varmı.
Duster 4x4'ün sürüş hissi Cruze'a göre çok daha farklıdır. Süspansiyonu daha iyidir, darbeleri daha az hissettirir, yüksek hızlarda giderken yol dalgalanmalarında daha az stabilite kaybona uğrar, ama diğer yandan yerden daha yüksek olduğu için hızlı girilen virajlarda devrilme riski taşır. Virajlarda dikkatli olursanız daha fazla keyif alabilirsiniz. Güvenlik açısından büyük fark olacağını sanmıyorum. Ekstrem kazalarda Dacia biraz daha zayıf kalabilir belki, ama daha farklı senaryolarda da daha yüksek olduğu için avantajlı olabilir. Çarpılan şeye bağlı yani. 🙂
Emisyon bazlı vergi sistemine geçileceği söyleniyor uzun zamandır, ama henüz bir tarihten veya kesinleşmiş detaylardan bahsedilmiyor. Zaten bununla ilgili yasa bugün çıksa bile geçilmesi en az 1 yıl alır, bu yüzden bir süre daha mevcut tarifelerden ödeyeceğiz vergileri.
cemyl23
Öncelikle verdiğiniz bilgiler için tşkür ederim.Vergi konusu benim için büyük hayal kırıklığı oldu zira yeni araç için 100.000 liraya kadar bir bütçe ayırabilirdim(aklımda 2.2 CX-5 yada havalı süspansiyona sahip Audi A4 allroad vardı) ama belliki ekstra ötv+mtv sebebiyle gene 1.6 üstü araç bizim için hayal oldu.Bu arada bulunduğum şehirde kışın yerden kar kalkmıyor ve haftada bir stabilize yollara giriyorum,ayda ortalama 1500 km yol yapıyorum arabayı zaman zaman eşim kullandığı için güvenlikte benim için çok önemli bu şartlarda bana hangi aracı almamı yada beklememi(malum her yıl crossover pazarı kabarıyor ve 2014 aralığa kadar bekleyebilirim) önerirdiniz. ( subaru xv 1.6 ? )
Eğer ikinci el düşünürseniz 100,000 liranın altına Kia Sportage 2.0 dizel 4x4 bulabilirsiniz. Alternatif olarak maalesef artık sıfırı satılmayan 2.0TDI motorlu Skoda Yeti 4x4'lere de bakabilirsiniz. Nissan Qashqai bu yılın sonunda yenilenecek büyük ihtimalle, 2014'te onun yeni kasası da ilginizi çekebilir. Beklerseniz seçenekler artar, aceleniz yoksa kışa doğru tekrar bakın bence.
Ziyaretçi
Can ve Emre abi Peugeot RCZ R hakkında ne düşünüyorsunuz ? 1.6 270hp vergi avantajından dolayı ciddi ciddi düşünüyorum fiyatı 90.000 TL yi geçer mi ?
Fiyatını bilmem, ama sürüş özellikleri görünümünün ve motorunun hakkını veremeyen bir araba RCZ-R. Maalesef hala antika Peugeot 307 platformu kullanılarak üretiliyor. Bu platform kompakt aile arabaları için yeterli olsa da burulma çubuklu süspansiyonla spor araba yapmak hiç akıllıca değil. Düz yolda iyi gider, ama virajlarda çok zorlanır. Özellikle de ülkemizin bozuk asfaltlı virajlarında tehlike yaratabilir. Havalı ve hızlı bir araba, ama sürüş özellikleri biraz zayıf maalesef.
Anonmim
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
aykan
Merhaba can bey jant çapı ve lastiğin taban genişliğinin büyümesi aracın ivmelenmesini ve maximum hızını ne derece etkiler?