Bugünden baktığımda 90'lı yıllar çok uzak değilmiş gibi gelsede aradan neredeyse 30 seneden fazla geçmiş. Bazı insanların geçmişte yaşamak gibi bir hayal dünyasında yaşamak gibi fantezileri var bende onlardan biriyim. 80'li ve 90'lı yıllar bana içinde yaşanılası zamanlar gibi geliyor. İnternetin olmadığı insanların sosyalleşmek için ev ziyaretlerine gittiği, evdeki tek eğlencenin Tv olduğu zamanlar içinde yaşanılası gibi geliyor.
Ancak bir diziye denk geldim ki ismi Sıdıka 1997 yılında çekilmiş ancak gördüğüm kadarıyla toplum dinamikleri değişmiş olsada gene aynı dogmalara aynı sorunlara sahipmiş. Dedim ya buğünden bakınca sanki o yıllar daha rahatmış gibi ama öyle olmadığı gerçeği bu dizi ile suratıma vuruldu gibi.
Sıdıka annesi, babası ve abisi ile yaşayan bir ev kızı. 5.sınıftan sonra babası tarafından okuldan alınmış. Ancak buna rağmen evin içinde kendini geliştirmiş. Düşünce dünyası olan, dünya ile ilgili birşeyler söyleyebilen bir kızdır. Bu entellektüelliği ise başına hep dert açmakta, çevresi tarafından deli gözüyle ona bakılmaktadır. Çünki ondan beklenen şey örgü örmesi,tv karşısında ona verilenler yetinip, ev hanımı olmasıdır. Bu buradan baktığımda benim dahi damarlarıma dokunan bir durum çünki empati kurduğumda onun sıkışmışlığı beni dahi kötü hissedirdi. Dizide sıdıkadan beklenen şeylerden biride onun iffetli olmasıdır. Annesi ona sürekli yaptıkları şeylerden Kaltak diyor. Ancak bu işlenen bu ahlak bekciliği rolü ise dizide çok güzel şekilde eleştiriliyor. Sürekli iffetten bahseden aile sıdıkaya görücü geldiğinde onu mayo ile denize bile götürülüp karşı tarafın onu incelemesine birşey dememektedir. Bu çok ilginç bir durum çünki söylediğim gibi sürekli sıdıkadan kötü bir kadın olmaması beklenmekte.
Dizi bana toplumdan farklı olanın dışlanılmasını buram buram hissedirirken. 90lı yıllarında günümüzden çokta farklı olmadığı, Türk insanın çokta değişmediğini suratıma suratıma vurdu. Geçmiş zamanlarda yaşama istediğide bir anlamda hayalimdeki ile gerçek arasındaki farktan dolayı püf diye uçtu gitti.
Daha derinlemesine yazabilirdim tabi ancak bu bir inceleme değildi. Sadece sıdıkayı anlayabildiğimi anlatmaya çalıştım. Umarım bizde bir başkası ne der veya ne demeli demediğimiz bir hayat yaşar. Ve ailemizden hiç dayak yemeyiz... 🙂

O dönemler yaşımız ufak olduğundan, geçmiş hep güzel geliyor. İnsan çocukluğunda üzerinde çok yük olmadığı için özlemle anıyor. Ama şunu söyleyeyim, o dönemler bu zamanki kadar baskı ve ifade özgürlüğü sorunu olduğunu zannetmiyorum.
Bkz: eski mizah dergileri.
@ronniejamesdio bizden daha büyük, örnekler verebilir. Şayet yaşlılıktan unutmadıysa 🙂
2000'ler başı 2008'e kadar olan dönemi özlüyorum.
Herhangi bir dönemi özlemiyorum. Ama şu an sahip olduğum bilgiyle 2010 yılına gönderilsem hayır demezdim. Bitcoin stoklayıp 100.000 doları geçince satar, dipten aynı miktarda yine alıp aradaki farkla zengin olurdum 😀
Müzik dışında bir numarası yoktu 80'lerin.
Sıdıka zamanına göre baya kaliteli diziydi. şimdi gibi seyirciyi salak yerine kormuyordu