Neden hediye kitap dağıtıyorum?
Bu soruyu merak edenler olmuştur sanırım. Zira, özellikle son birkaç haftadır epeyce bir kitap hediye ettim. Bazıları ansiklopedik formatta, pahalı kitaplar. Bunu tuhaf bulanlar olmuş olabilir. Merakı olanlar için bir açıklama yapayım.

Birkaç sebebi var ve hepsi felsefi nedenler onu baştan söyleyim 🙂
Öncelikle ilk sebebim minimalist bir yaşama epeydir merak duyuyor olmam. Hatta bununla ilgili Türkiye'de doğru dürüst kaynak yokken bir yazı serisi de yazmıştım, ilki burada:
http://www.bilim.org/minimalist-yasam-felsefesi/
Minimalizmin kitapla ilgisini de burada yazmıştım:
http://www.bilim.org/tasarim-ve-dekorasyonda-minimalizm/
Yani aslında çevreme veya tanımadığım insanlara kitap dağıtmak epeydir yaptığım bir şey. Bu sadece kitapla sınırlı kalmıyor.
Eğer bir şey, yazıda belirttiğim gibi sizin için işlevini yitirmişse, tekrar kullanmayacak / başvurmayacaksanız, ihtiyacınız yoksa, o şeyin fiziken kapladığı yeri kazanmak size konfor kazandırıyor. Sizin ihtiyacınız olmayan bir şey de bir başkası için faydalı bir şey olabiliyor.
Burada konu kitap olduğu için, kitaplardaki elemeyi nasıl yapıyorum onu belirteyim. Diğer herşeyde olduğu gibi kitaplarda da satın alma hızı ile okuma tüketme hızı arasında bir dengesizlik var. Aıkcası zamanında da epeyce kitap aldım, nasıl olsa okurum düşüncesi ile. Çoğunu da okudum, ama yine de okumaya zaman yetmiyor ve okunacaklar listenizin uzunluğu sizde psikolojik bir baskı yaratıyor. Bu baskı, kitapların fiziksel olarak gözünüzün önünde durmasından kaynaklanıyor aslında.
Okunacaklar listemi son dönemde hızla eritmeye karar verdim ve günlük okuma miktarımı artırdım. Bazı kitapları da zamanında merak duyarak almışım ancak o merakı gerçekten yitirmişim. Bunlar, özellikle tarihle ilgili olanlardı. tarihe hala meraklıyım ama aynı konseptteki kitapları da tekrar tekrar okumak istemiyorum. Bu yüzden de bekleyenler listesinde "vazgeçtiğim" kitaplar oldu. Minimalizmin de ilkelerinden birisidir bu. Gerektiğinde vazgeçmek.
http://www.bilim.org/minimalizm-sorumluluklari-azaltmak/
Vazgeçtiklerimin yanı sıra okuduğum kitaplardan tekrar başvurmayı düşünmediklerimi de eleyerek kitaplığı biraz daha minimize etmeye karar verdim. Bu liste kabarmasın diye de bir süredir kitap almıyorum. Oysa ki güncel ve merak ettiğim konularda birkaç kitap alıp okumak çok daha güzel olurdu. Şimdi ise okunacaklar listem 50+ kitaptan oluşuyor ki bunların bir kısmı hayli kalın ve okunması zor şeyler (hızlı bir eritme için daha ince kitaplara öncelik veriyorum).
Zaman içerisinde bu listeyi tamamen sıfırlamak ve bir ucundan da e-kitap olayına girmeyi düşünüyorum. Fizikin kitabın yeri ayrı tabi ki, ama çoğu kitabın da yeri dijital ortam olmadıkça gerçek anlamda minimize etmiş olamam kitaplığı.
Kitaplığımı 3 raf olarak sabitlemek istiyorum. Bunlar hem severek okuduğum/okuyacağım kitaplardan oluşacak hem de dekoratif olarak göüzme hitap edecek. Bunun fazlası bir yük diye düşünüyorum. Çünkü son Teknoseyir gündeminde de Levent abi'nin belirttiği gibi kitaplar ağır şeyler ve çalışma odamın çoğu kitaplıklardan ve kitaplardan oluşuyor.
Okuduğum, tekrar yararlnmayı düşünmediğim veya okumaktan vazgeçtiğim kitapları hediye ederek:
- Kitaplığımı minimize ederek yer kazanıyorum
- Kitaplıkta diziki görüntü azaldığı için okunacaklar listesinin psikolojik baskısı da azalıyor
- Başka insanlara fayda sağlıyor, onları mutlu ediyorum (win-win)
Özetle:
Artık fiziki mülkiyetçilikten ziyade bireysel kazanım ve deneyimlerin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Bu dönemde delicesine bir arşivcilik yapmaktansa (Belki 2-3 katlı çok geniş bir evim olsaydı farklı düşünebilirdim. ama 115 m2'lik bir apartman dairesinde fiziki anlamda yer kazancı benim için önemli) kendime yer kazandırıyor, başkalarına fayda sağlıyorum.
#akış #kitap #hediye #minimalizm
Belki konunuzu saptırmış olacağım ama tarih konusundan bahsetmek isterim. Gençlerimizde abartı şekilde tarih konusuna ilgi görüyorum. Elbette tarih iyidir ama olması gerekenin çok üzerinde tarih ilgisi ve sıfır bilimsel ilgi (cep telefonu vb. teknolojileri bilimsel ilgi değildir) birleşince sadece ecdadıyla övünen içi boş nesil çıkıyor ortaya. O yüzden saçma olmasına rağmen tarihle ilgiliyim diyenlere iyimser yaklaşamıyorum.
Ben de zamanında bolca Osmanlı Tarihi kitabı almıştım. Oysa ki Medeniyetler Çatışması diye harika bir ktiap henüz okunmadan bekliyor. "Tüfek, Mikrop ve Çelik", "Çöküş (Jared Diamond)"... Bunları okumak yerine zamanında aynı şeyden 10 tane alıp zaman kaybetmişiz. Bu yüzden tamamen katılıyorum. Tek bir şeye odaklanınca gerçeklerden ziyade farklı düz bir hattan gidilmesine sebep oluyor bu.
@umit2050 benim için de tarih kitabı 'tüfek,mikrop ve çelik' ile benzerleridir.
@arandur Ansiklopedik tarzda içerikler en geç lise çağı sonuna kadar okunmalı. Ondan sonrasında Sapiens, Tüfek Mikrop ve Çelik, Çöküş, Medeniyetler Çatışması gibi "bir tezi olan" kitaplar okunmalı ki bir bakış açısı kazandırsın. Yoksa hep birbirini tekrar eden verimsiz bir süreç oluyor.
Ben okuduğum kitapların gözümün önünde durmasını seviyorum. Başkasına ödünç veririm ama ne satarım ne de hediye ederim kitaplarımı. Şu anlık 2 orta boy kitaplık dolduracak kadarlar belki ileride fikirlerim değişebilir.
Belli bir miktara kadar bend e göüzmün önünde durmasını seviyorum. O da üst üst 3 Ikea rafı kadar bir miktar. Bunun ötesinde şimdilik bir yük gibi geliyor. Bir takım bakış açıları zamana ve şartlara göre değişiklik gösterebiliyor. İleride belki sen de farklı düşünürsün.
Aldığım kitabı başkasına vermek? Mümkün değil. Kan çıkar. 🙂
Kitabın satılık nüshası varsa parasını verir onu hediye ederim. Olmadı taratıp PDF'ini 😀
Herkes aynı düşünseydi dünya bu kadar renkli olmazdı zaten. Farklılıkların olması iyidir 🙂
Ben bir poşete alabildiğince kitap dolduruyorum. Kadıköy'e sahaflara götürüyorum. Bazen 10 lira bazen 20 lira veriyorlar. Bazen de yaramaz abi diyorlar. Ne derlerse desinler kitapları oraya bırakıyorum. Eğer para almışsam bir çay-simit alıp parayı deniz kenarında eziyorum. 🙂
Bu da bir yöntem tabi 🙂