Google Pixel Slate İncelemesi

 

Cihaz yekpare alüminyum ve koyu mavi renkte, renk seçeneği yok. Arka tarafta çıkıntı yapmayan bir kamera, mat bir G harfi şeklinde Google logosu ve kısa kenarların orta kısmında antenler için ayrılmış plastik bölümler var. Bu plastik bölümler oldukça iyi gizlenmiş, ilk bakışta zor fark ediliyor. Ön tarafta çerçeveler çok geniş de değil, iPad Pro kadar ince de değil. Tümü aynı genişlikte, kısa kenarlar üzerinde stereo hoparlörler var. Yatay tutulduğunda yan kenarların alt tarafında birer tip C USB port var. Üstte de parmak izi okuyucu entegre edilmiş açma kapama tuşu yerleştirilmiş. Alt kısımda da orijinal klavyenin bağlandığı 4 pinli pogo bağlantı var. Ağırlık merkezinin tam ortada olduğunu Google özellikle vurgulamıştı. Nadir bulunan bir özellik midir bilmiyorum ama bu sayede elde tutma esnasında daha konforlu olduğu söyleniyor. 

 

 

Ekran ve ses

Slate bu her iki alanda da iddialı. Ekrana Molecular Display diye bir isim takmış Google, bir tür IPS sanırım. Lakin kendine özgü bir ismi hak edecek kadar güzel bir ekran. 3:2 oranında ve çözünürlük de 3000x2000. Renkler oldukça doygun, parlaklık da 330 knit civarı denmiş, çok yüksek değil ama yeterli. Siyahlar ise oldukça derin, AMOLED gibi hissettiriyor neredeyse. 

 

Ses ise muazzam, bu konuda iddialı başka tabletlerle kıyaslama imkanım olmadı ama oturup kulaklıksız film izlenir, o seviyede güzel. Doygun ve güçlü bir ses veriyor. Ekran da bir tablet için geniş olduğundan olsa gerek, kenarlarda kalan hoparlörle tatminkar bir stereo etkisi yaratabiliyor.

 

Klavye ve touchpad

Google’ın kendi sunduğu bir klavye kılıf var ama ben onu almadım. Tuşlar vs çok iyi denirken, cihaza sıkıca tutunmadığından özellikle kucakta kullanımı iyi değilmiş. Ben Brydge firmasının ürettiği G-type adlı klavyeyi aldım. Hem biraz daha ucuz hem de herkes daha iyi demiş. Klavye de tabletin kendisi ile aynı malzemeden ve aynı renkten üretilmiş, son derece uyumlu. Google’ınki doğrudan port üzerinden bağlanırken bu bluetooth ile bağlanıyor, bağlantı sorunsuz. Brydge firması burada özel bir bağlantı tekniği kullandığını, işletim sistemi tarafından kablo ile bağlanmış gibi kullanıldığını söylüyor. Şarj etmek için de üzerinde tip C bağlantı var. Tuşların basma hissi, hareket mesafesi, touchpad’in yüzey kalitesi ve hassasiyeti çok güzel. Arkadan aydınlatma da var. Tek kusuru tabletin gövdesine bağlanma şeklinin arka tarafta çıkıntı yapması. Bir sorun da yaratmıyor gerçi. Cihaza özel üretildiği için tüm Chrome OS tuşları yanında orijinal klavyede olduğu gibi asistan tuşu da var.

 

Donanım

Slate Celeron ile başlayıp Core i7’ye kadar giden 5 farklı donanım seçeneği ile çıktı. Celeron modeller kısa süre sonra stokta bulunmaz oldu, sonra da tamamen kalktı. Bendeki 8. nesil i5-8200Y işlemcili, 8 GB RAM ve 128 GB depolamalı versiyon. Depolama bence baya az kalmış, bu işlemci ile daha fazla depolama seçeneği de yok. 

 

İki tane tip C USB port olması cihazı diğer tabletlerden biraz ayırıyor. Birinden şarj ederken diğerine bir disk yada harici ekran bağlamak mümkün mesela.

 

İşletim sistemi, masaüstü ve tablet modları

Amerika dışında pek yaygın olmadığından ve Türkiye’de resmi olarak hiç Chrome OS cihaz satılmadığından bu işletim sistemi pek bilinmiyor, o yüzden biraz detay vermeye çalışacağım.

 

Adında da geçtiği gibi temel olarak Chrome tarayıcıya dayalı bir sistem. Hatta ilk çıktığında neredeyse sadece tarayıcıymış ama şimdi pek öyle değil. Ortalama bir kullanıcının yapmak isteyip de yapamayacağı şey pek yok diyebilirim. Yada başka bir açıdan bakacak olursak, bir Ultrabook kullanıcısı zaten oyun oynayamadığı ve video işleme gibi ağır işleri yapamadığı için burada da pek farklı bir durum yaşamaz. 

 

Chrome OS her 6 haftada bir düzenli şekilde güncelleme alıyor, bu güncellemeler üreticiden bağımsız olarak her Chrome OS cihaza geliyor. Bu kısım Android gibi değil de daha çok Windows gibi. Ama her cihazın garanti edilmiş bir güncelleme ömrü var. Bu süre genelde bir kaç yıl, sonrasında güncelleme gelmeyebiliyormuş, bu kısımsa Windows’dan farklı. Daha çok iOS gibi, cihazlar uzun süre destekleniyor ama bir yerden sonra terk ediliyor. Güncelleme için bir kaç ayrı kanal seçilebiliyor. Burada kastım Windows insider türü kanallar. Varsayılan tabi ki kararlı kanal. Bundan başka Quick-fix, beta, geliştirici ve son olarak Canary diye kanallar var. 

 

Cihaz tablet formatında olsa da işletim sistemi öncelikle masaüstü, ikincil olarak da tablet diyebiliriz. Tablet modundan masaüstü moduna geçmek için mouse veya touchpad içeren klavye bağlamak gerekiyor. Sadece klavye bağlayınca tablet modunda kalıyor. Mouse bağlamayınca ekrana dokunmak şart olacağından böyle yapılmış anlaşılan. Aradaki fark ise çok büyük değil aslında. Masaüstü moduna geçince ekrandaki bazı öğeler küçülüyor, bir de tüm pencereler küçültülünce uygulama listesi değil de bildiğimiz masaüstü bir ekran geliyor. Her iki modda da Chrome tarayıcı masaüstü olarak çalışıyor elbette. Masaüstü bir tarayıcıdan beklenen eklenti desteği gibi avantajlar kullanılabiliyor. Bir de masaüstü modda harici ekran bağlayınca genişletilmiş modda kullanmak mümkün. Yani cihazın ekranında başka pencere, diğer ekranda başka pencere açılabiliyor, Windows gibi. Tablet modundayken ekran bağlanırsa her ikisinde aynı görüntü oluyor. Örnek görünüm için fotoğraf ekliyorum.

 

Ekran demişken ölçekleme imkanı olduğunu da söyleyeyim. Varsayılan durumda 1333x889 piksel gibi bir görüntü veriyor. En düşük ölçeğe alınca 3000x2000 çözünürlüğü tam olarak kullanıyor ve her şey çok küçük oluyor. Toplam 9 adımlık ayar yaparak istenilen ölçek kullanılabiliyor. Örnek ekran görüntülerini ekliyorum.

Chrome OS’de temel dosya depolama alanı Google Drive. Doğrudan cihazın depolama alanını da kullanmak mümkün elbette ama hedeflenen yöntem bu değil. Drive’ı senkronize etmek mümkün tabi, böylece bağlantı yokken de dosyalar kullanılabiliyor. Yeni bir cihaza geçiş yapınca veya cihazı sıfırlayıp yeniden giriş yapınca hem ayarlar hem dosyalar senkronize ediliyor. Kurulum ayarları vs ile uğraşmadan kalınan yerden devam etmek gibi bir kolaylık sağlanıyor.

 

Chrome OS’e bir Android cihaz bağlayarak bir iki ek fayda elde etmek mümkün. Telefonun bluetooth bağlantısı açıksa ve yakında ise Chrome OS’i açarken şifre girmeye gerek kalmıyor. Ama telefonun kilidi açık olmalı ve çok çok yakın olmalı, sanırım yarım metreden falan daha az bir mesafe istiyor. Bu sayede şifre girmek yerine telefonda parmak izi okutup bilgisayarı da açmak mümkün. Slate’de zaten parmak izi okuyucu olduğu için bunun benim için pek bir anlamı yok. Diğer yararı ise anında internet bağlantısı yapma imkanı. Ortamda WiFi yoksa telefonu alıp hotspot açmaya gerek yok, Chrome OS uzaktan bunu açıyor ve sadece kendisi bağlanıyor. Kullanışlı bir özellik. 

 

Uygulamalar

Burası biraz ilginç ve karışık. Chrome OS’de uygulama kullanmak için 3 seçenek var:

 

  • Web app yada web sayfası kısayolu
  • Android uygulamaları
  • Linux uygulamaları

 

Web app her web sayfası tarafından desteklenmiyor. Destekleniyorsa zaten adres çubuğunun yanında bir kurulum butonu görünüyor. Bu durumda web sayfası değil de bir uygulama gibi davranıyor. Örneğin twitter için web app kurunca ekrandaki seçeneklere tıklayınca tüm sayfayı yenilemiyor da sadece o ekrana geçiyor. Web app ile başka imkanlar da geliyor, zaten Windows veya bildiğim kadarıyla Mac OS’de de aynı şekilde çalışıyor, isteyen bir bakabilir. Bunun yanında bir web sayfasının kısayolu eklenerek uygulamalar listesinde görünmesi sağlanıyor, ayrı pencerede uygulama gibi açılması sağlanabiliyor ama sonuçta sadece kısayol.

 

Android uygulamaları da kurulabiliyor. Her uygulama düzgün çalışmıyor deniyor ama ben zaten öyle çok şeyi de denemedim. İhtiyaç duyduğum bir kaç şeyi denedim. Mesela Netflix için web sayfası yerine uygulama kullanınca içerik indirmek mümkün oluyor, bir dezavantajını da görmedim. Youtube’un ise web sayfası hali geniş ekranı daha iyi kullanıyor. Bunun gibi şeylere bakarak bir seçim yapmak lazım.

 

Linux tarafını çok kurcalamadım, debian paketi kurmak gerektiğini anladım. O yüzden bulduğum her şeyi direk kuramıyorum, eğer .deb dosyası değilse debian için derlemek gerekiyor. Linux’tan pek anlamıyorum, bu yaptığım açıklamada hatalar olabilir. Yalnız Chrome OS camiası Linux konusunda çok heyecanlı. Linux desteği sürekli gelişiyor, eksiklikler gideriliyor. Her halükarda sisteme önemli bir esneklik katıyor elbette.

 

Uygulama tarafı bu seçeneklere rağmen diğer işletim sistemlerine göre kısıtlı, özellikle biraz değişik bir uygulamaya ihtiyaç duyulduğunda. Yedekleme için klasör senkronizasyon uygulaması aradım mesela, Linux için buldum ama çalıştıramadım, sanırım debian ile alakalı ek bir şeyler kurmak gerekiyor.

 

Kalem desteği de var ve kalem ayrı satılıyor. Resim çizme gibi şeyleri denemedim ama hassasiyeti genel olarak güzel, yazı yazmak rahat. Tablet modunda elde kullanırken de işe yarıyor. Web sayfalarında küçük linkleri vs kullanmak kolaylaşıyor.

 

Genel Yorum

Bilenler vardır, Pixel Slate baştan itibaren kötü bir ün yaptı. Hatta geçenlerde Google artık tablet yapmayacağını duyurdu. Diğer üreticilerin tabletlerini yazılım olarak desteklemeye devam edecek elbette.

 

Ben bunu her şeye rağmen neden aldım diye merak eden varsa açıklayayım. Öncelikle Windows’un abuk subuk sorunlarından ve genel olarak kendisinden sıkıldım. Bana yeni bir cihaz olarak öncelikle bilgisayar, gerektiğinde tablet de olabilen bir cihaz lazımdı. O yüzden daha başta ilgimi çekti. Çok seyahat ediyorum ve yanımda tablet taşıyorum genelde. Ama bu cihaz sayesinde seyahatlerde yanımda çok yetenekli bir tablet taşıma imkanı vereceğini tahmin ettim.

 

Karar vermeye çalışırken bulabildiğim bütün incelemeleri izledim/okudum. Zaten binlerce değil. Şikayet edilen şeyler çoklu görev ekranındaki kasmalar, orijinal klavyenin çok rahat olmaması bir de video işlemeye hiç yatkın olmaması. Youtuberların çoğu video işleme herkes için en önemli özellik falan sanıyor, benim için zerre kadar önemi yok, geçtim. O arada iPad Pro’nun bu konuda çok iyi olması da Slate’in aleyhine oldu tabi. Çoklu görev ekranındaki takılmalarla ilgili Google açıklama yaptı, sebebini bulduk ve düzelteceğiz diye. Çok geç oldu gerçi, ben aldıktan da sonra gelen şu anki sürümde yağ gibi akıyor neyse ki. Klavye sorunlarını önemsemedim, Brydge klavye baya övüldü ve ben de memnunum. Bir de MKBHD’nin Celeron model ile yaptığı inceleme cihaza ağır darbe vurdu. Adam doğru yaptı elbette, Google 599 dolardan başlıyor deyip duruyor, o da 599 dolarlık modeli inceledi. Google sırf nispeten ucuz olsun diye o işlemciyi kullanmakla hata etmiş, özellikle 3000x2000 piksellik ekranı kaldırmayacağını tahmin etmek zor değil. Ki genel olarak da yeterince optimize edilmemiş belli ki başlangıçta.

 

Seyahatlerde Incipio üretimi, stand olarak da kullanılabilen bir kılıfa koyuyorum, fotoğraftaki katlanabilen klavyeyi de yanıma alıyorum.

 

Mükemmel bir cihaz değil elbette ama benim başta kafamdaki beklentilerime uyacağını düşündüm ve öyle de oldu. Bana klavyesi ve kalemi ile birlikte 1260 dolara mal oldu. Pahalı elbette, geçenlerde %20 kadar indirime girdi bir süre için ama ben çoktan almıştım.

 

Bir yandan Windows Ultrabook cihazlara da baktım aslında. Düzgün bir cihaz 1300-1400 dolardan başlıyor zaten, üstüne çoğu aynı ince yapıda bir tablet olarak kullanmaya müsait değil, ki bir de Windows belası var. Ha yine de Surface Pro’ya baktım ama USB C yok, şarjı da kendine özel. Bu saatten sonra USB C olmayan cihaz almak istemedim, seyahatlerde ayrı bir şarj aleti taşımak da istemedim.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 17