Baskıcı şirketlere ve güç sahiplerine savaş açan bir oyun yapıyorsun.

Ama Çin pazarını ve Çinli yatırımcıları kaybetmemek için bir oyunu "oyunculardan tepki mesajları geldi" yalanıyla daha mağazaya geri dönmeden sansüre kurban ediyorsun.

#Cyberpunk2077 için söylenen yalanlardan bahsetmeye gerek yok zaten.

Böylece CDPR'ın da aslında EA veya Ubisoft'tan pek farklı olmadığını anlamış oldu herkes.

Bu olayın oyuncu topluluğu için bir kazanç olmasını isterdim. Ama muhtemelen bir sonraki hype treni beklenmeye başlamıştır.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 12

Çok yakında güzel şeyler olacak gibi 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 32 / 69
  • Oğuz @vitalyscherbo

    170-180 liralara satanlar var hala ama işte paramız yok. 😄 İncelemeyi merakla bekliyorum.

    • M.Can @dogan_mcan

      170 iyi fiyat gibi sanki 🤔 Nereden buldunuz?

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Trendyol ise muhtemelen salatalık gönderirler

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan 😀 Valla rahat 4-5 kez alışveriş yaptım bir sorun yaşamadım. Zaten satıcılar da bildiğimiz kırtasiyeler aslında. Yine de belli olmaz. 😀

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Hocam ben de diyorum bu kim 😀 Profil resminizi ve isminizi değiştirmişsiniz sanırım yeni fark ettim siz olduğunuzu 😀

      Ben de ezberden konuşuyorum bakmayın bana 😀 Hayatımda hiç Trendyol'dan bir şey almadım. Eğer satıcının yorumları iyiyse sıkıntı olmaz çok büyük ihtimalle.

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Kendimi tebdil-i kıyafetle halk arasına çıkmış gibi hissettim. 😀

      Dediğiniz gibi yorumları iyi olan satıcılar tercih edilebilir, tek sorun Trendyol Amazon kadar kullanıcının kolay ulaşıp destek alabileceği bir yer değil. Mesela bir kahve makinesi almıştım, durmadan sigorta attırıyordu. Bir muhatap bulabilmek için 15 gün uğraştım. Ürünün üreticisini aradım, mağazasına gittim, Trendyol'u aradım, vs... En son yine Trendyol halletti de ürünü iade ettim. Dikkat etmek lazım.

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Estağfurullah hocam ben dikkatsizlikten fark edemedim. Destek konusunda tamamen katılıyorum. Şimdi biraz daha baktım da başka siteler ve kırtasiyeler de bayağı 200TL'nin altına fiyat konumlandırmışlar. Son zamanlarda TR fiyatını referans alırken genelde HS Kırtasiye'ye bakıyordum ancak görünüşe göre HS'nin fiyatlandırması diğerlerine göre yüksek kalıyor. Ben de burada Amazon'dan almış olsaydım 25 Euro civarına gelecekti ama gidip kırtasiyeden aldığım için 35 Euro civarına geldi. Kırtasiye ürünlerinde fiyatlandırma bazen yerine göre sapıtabiliyor maalesef 😀

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Evet fiyatlar şaşırtıcı derecede iyi Rotring 600 konusunda. HS zaten ekstra %10-20 pahalı oluyor genelde. Param olsaydı hemen alırdım valla. 😀

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Şöyle de bir eklenti yapalım dedik biraz önce 😀

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Mono Smart silgi çok hoş ya, ben de alacağım onu. HS'de 15 lira falandı. Güzel eklenti olmuş 🙂

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Amazon Prime'da Sakura Sumo ve Ain-Stein bulamayınca Tombow'a yöneldim. Çok tercih ettiğim bir silgi değil ancak düşük kalite de değil kesinlikle. Dust-Catch'ten farklı olsun dedim bu sefer. Parker G2 Style Refill olarak da yine farklı marka arıyordum Amazon Prime'da yoktu. Moleskine veya Ohto Flash Dry daha öncelikli tercihlerimdi ama Parker Quink de fena değil. Gel refill almadığım sürece bu ballpoint kalemleri içlerindeki dandik mürekkeple kullanmam mümkün değil. Hiç hoşuma gitmiyor öyle silik yazılar falan.

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Parker Quink mürekkepleri gerçekten çok güzel. TR'de 30 lira civarı olduğu için alamıyırum maalesef. Scrikss alıyorum 2 tanesi 5-6 liraya. 😄 Pek mutlu etmiyor ama dediğiniz gibi kalemle birlikte gelen ballpoint refill'lerden her türlü daha iyi oluyor jel refill'ler. Ballpoint mürekkeplerinin tek avantajı kuşe kağıt gibi yüzeylerde dağılmadan yazabilmesi, bu yüzden mutlaka standart BP refill'li bir Jotter taşıyorum yanımda.

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Aynen öyle. Normalde Japonya'dan Ohto Flash Dry falan getirtmek mümkün ama onların gelmesi 1 ayı bulacaktı çünkü önümüzdeki hafta noel tatili. Gerçi noel olmasa da Japan Import olan ürünlerin gelmesi uzun sürüyor. Dediğiniz gibi ballpoint mürekkeplerinin de kendine göre avantajları var ama kişisel kullanımımda her zaman jel mürekkepler daha kullanışlı benim için. Kuşe kağıtta bile Pilot Frixion jel kalem kullanıyorum bayağı başarılı. Şimdilik Parker Quink'i deneyeceğim, eğer beğenirsem elimdeki diğer ballpoint kaleler için de farklı refill almayı düşünüyorum. Listemde Schmidt Easyflow, Kaweco Gel, Online ve Moleskine var. En azından elimde atıl kalan 849 ve Spirit gibi kalemleri değerlendirmiş olurum. Çok fazla refill araştıran birisi değilim o yüzden Reddit ve Youtube sayesinde biraz bilgim olmuş oldu. Bu konu hakkında güzel içerikler bulmak beni sevindirdi.

      https://www.youtube.com/watch?v=Pr1UfM8PP0U

      İki gündür mavi Rotring'i kullanıyorum da ne kadar özlediğimi fark ettim. Hem Rotring kullanmayalı çok çok uzun süre oldu. Hem de sınavlar haricinde normal bir kaleme elimi sürmedim uzun süredir. Tablet kalemine öyle bir alışmışım ki deftere yazmaya başlayınca hem bir yabancılık hem de bir retrospektif bakış hissine kapıldım. Rotring 600 kesinlikle serinin en iyi kalemi, bu kadar iyi bir 'build quality'i çok az kalemde gördüm. Solid tabirinin nesneye bürünmüş hali tam olarak 😀 Muhtemelen noel tatilinde tablet kalemi dışında kalemler de kullanacağım.

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Rotring'i eleştiren kitleye de ben hep 600'ü göstererek cevap vermişimdir. 😀 Sanırım dünya üzerinde en iyi kalemler listesine giren kalemlerin bir listesi yapılsa, bu listelere en çok giren kalem 600 olurdu. Nerede bir 'en iyi ... kalem' listesi görsem (mekanik kurşun kalem veya tükenmez kalem fark etmez) 600 kesinlikle oluyor o listede. Ayrıca vintage 600 dolma ve roller kalemler gibi Kar Adamı Yeti misali mistik ve bulunmaz modeller de var. Kısaca 600 bir efsanedir diyebiliriz her anlamda.

      Unsharpen kanalını ben de uzun süredir takip ediyorum, neredeyse bütün videolarını izlemişimdir. İlk başladığında kanalın adı 'Sal' idi. Geçen yıl YouTube'da Unsharpen isimli bir kanalın bir videosunu izledim ve çok güzelmiş diyerek abone olayım dedim. Bir baktım ki zaten aboneyim. O an anladım kanalın ismini değiştirdiğini. 😀 Çok bilgili ve sempatik bir akradaş, kalem bilgisi muazzam, refill'ler konusunda ise uzman diyebilirim. Kalemler ve refiller hakkında öğrendiğim şeylerin %80'ini ondan öğrenmişimdir. Hatta beni tükenmez (RB, BP, jel hepsine) ve dolma kalemlere yaklaştıran kişidir diyebilirim. 😀

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Bence Rotring in X00 serisi gayet başarılı. Ancak 800/800+ serinin en pahalı kalemleri olmalarına rağmen mekanizmalarının bu denli kötü yapılmış olması büyük bir eksi. Ayrıca kalem 600'den yalnızca 2 gram daga fazla ağır olmasına rağmen gereksiz bir şekilde dengesiz tasarlanmış. 500 de mekanik olarak sıkıntısız ama kalemin yarısı plastik yarısı metal olunca yere düşmesiyle ucunun yamulması bir oluyor. Ucu da çok sağlam yapılmamış belli ki. Rotring 300 plastik olduğu için belki çok tutulmuyor ama ben hafifliğinden ötürü çok beğeniyorum. 600 hem üretim kalitesi, hem mekanizma, hem de ergonomi olarak en iyisi kesinlikle. Bir de Rapid Pro'nun da hakkını vermek lazım, o da gerçekten nefis bir kalem. Ucu gizlenebildiği için 800 yerine Rapid Pro tercih etmek çok daha mantıklı.

      Ben de Unsharpen'ı blog sitesi üzerinden takip ediyordum 😀 Youtube kanalı olduğunu unutmuşum oradan da bakayım teşekkürler 😀

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @dogan_mcan Rica ederim. 300'ü ben de çok seviyorum, özellikle lead holder modelini edinmek istiyorum ileride.

    • M.Can @dogan_mcan

      @vitalyscherbo Lead holder modeli düz 300'den daha kaliteli, tavsiye ederim.

  • Ufkabakan @ufkabakan

    Bu tarz kalemler ile yazı yazarken, yazı kalitemiz artıyor mu? Çok nadir "Versatil/Mekanik Kurşun Kalem" ile yazı yazmaya ihtiyaç duyan birisiyim ama yine de düzgün bir kalemim olsun diye gidip Parker Jotter CT almıştım. Bunlar ile kıyasla yazımda çok fark eder mi?

    Bir de tükenmez kalem olarak bir öneriniz var mı? İmza kalemi olarak üstüne adımı yazdırdığım bir Cross Century altın kaplama kalem almıştım. Onu bile 20 kere kullanmamışımdır.

    Sizlere imreniyorum. Benim el yazım çivi yazısı gibi 🙁

    • M.Can @dogan_mcan

      Bu biraz daha iyi mouse alıp headshot atmaya çalışmaya bir örnek. Tabii ki herhangi bir kalemle güzel yazabilirsiniz, bunun için para harcamak gerekmiyor. Yine de bu konuda 1-2 istisna var, onlara bakalım.

      Öncelikle güzel yazıdan kasıt nedir onu irdelemek lazım. Eğer yazarken her kelimenin, her harfin aynı kalınlıkta olmamasından şikayet ediyorsanız Uni Kuru Toga serisinden bir kalem alabilirsiniz. Kuru Toga mekanizmasının olayı kalem ucunun kağıda her değdiğinde basınç sayesinde kendi etrafında birkaç derece dönüp kalem ucunu hep aynı kalınlıkta tutmasıdır.

      Bir başka durum da kalemi tutma şeklinizle alakalı olabilir. Mesela çizim kalemlerinde en uç kısım incedir ve kalemi biraz geriden tutup yazmanız gerekir. Bu kalemlere örnek olarak Rotring 600 ve Pentel Graph 1000 verilebilir. Bu kalemlerle yazarken kağıdı ve yazdığınız bölgeyi açık bir şekilde gördüğünüz için daha isabetli bir şekilde yazı ve çizim deneyimi sunabilir.

      Bunları yalnızca birer örnek olarak verdim ama güzel yazı yazmak için kesinlikle yukarıdaki kalemlerden birine ihtiyacınız yok. Belki de yalnızca kaligrafi dersleri almanız yeterli olacaktır. Kaligrafi sayesinde hem güzel yazıyı, hem de farklı kalem uçları ve dolma kalemlerin kullanımını öğrenebilrsiniz. Size tavsiyem kaligrafi olabilir bu durumda.

      Tükenmez kalem ise nasıl kullandığınıza bağlı. Eğer günlük kullanmak istiyorsanız tükenmez yerine jel kalemleri öneririm. Ben de tükenmezleri (rollerball ve ballpoint) yalnızca imza ve benzeri durumlarda kullanıyorum, onun dışında ihtiyacım olmuyor. Jel (gel) kalemler ise daha canlı renklere sahip. Yazı yazarken de tükenmezlere nazaran çok daha yumuşak. En iyi jel kalemlere örnek olarak Zebra Sarasa, Uni Signo UM151, Pentel Energel ve Pilot FriXion örnek verilebilir. Bu kalemleri de tek tek almaktansa set olarak almak daha mantıklı oluyor.

    • Ufkabakan @ufkabakan

      @dogan_mcan Çivi yazısından kastım, bankada sözleşme vs imzalarken ya da tutuğum küçük bir notu birisine gösterirken beni utandıracak kadar çirkin maalesef.

      Sizin tavsiyeniz üzerine şu ürünlerden birisini ya da bir kaçını sepete ekliyorum, alma dediğiniz ürün varsa lütfen belirtin de promosyon kalemlerinden kurtulayım:
      Pentel Energel
      https://www.hepsiburada.com/pentel-energel-likit-jel-basmali-roller-0-7-mm-siyah-p-hbv00000es7mq

      Zebra Sarasa
      https://www.hepsiburada.com/zebra-sarasa-clip-jel-murekkepli-roller-basmali-0-7mm-siyah-src-0-7-syh-p-OFISNOTE071628

      Uni Signo UM151
      https://www.hepsiburada.com/uni-ball-signo-dx-jel-murekkepli-kalem-um-151-0-7-p-OFISUNIUM151-K

    • CanSimit @cansimit

      Bende Uniball Vision Elite kalem var, yağ gibi kayıyor kağıt üstünde, tesadüfen almıştım, bittikçe alıyorum, bir daha başka 'mürekkepli' kalem deneyecek fırsat olmadı 😀 Not alayım buradaki kalemleri 🙂

    • M.Can @dogan_mcan

      @ufkabakan Ben genelde Sarasa kullanıyorum ama Energel de çok akıcı bir kalem. Birini siyah birini başka bir renk olarak alabilirsiniz. Veya birini 0.7 diğerini 0.5 olarak alabilirsiniz. İki kalemi de aynı renk ve aynı kalınlıkta almanıza gerek yok kesinlikle.

    • M.Can @dogan_mcan

      @cansimit Rollerball kalemlere güzel bir örnektir Vision Elite 🙂

  • sayit seyhan @seyhansayit

    Amazon da güzel bir fiyat gördüm kalem severlerin dikkatini çekebilir. Mobil uygulamadan AMAZONAPP kodu ile 138 tl ye geliyor. Satıcı Amazon, kalemin piyasa fiyatı 180-190 tl gibi.

    https://www.amazon.com.tr/gp/product/B00AZWYUA4/ref=ox_sc_act_title_1?smid=A1UNQM1SR2CHM&psc=1

  • Ömer Çoşkun @coskun2324

    @dogan_mcan Merhaba, Pentel Orenz Nero almaya değer mi? Yazım hissiyatı hakkında ne dersiniz? Amazonjp 2500 yen e gördüm. Bir taraf çok överken bir taraf henüz olgunlaşmamış bir kalem olduğunu söylüyor

    • M.Can @dogan_mcan

      Merhabalar. Orenz Nero'nun 0.3mm modelini bir süredir kullanıyorum ancak henüz incelemesini yazmaya başlamadığım için yorumlara etraflıca bakmadım. Açıkçası ben kalemi çok beğendim. Hem mekanizma hem de üretim kalitesi olarak Pentel'in en iyi işlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Satın aldığımda 30 Euro üstündeydi o yüzden biraz gereksiz pahalı bence. Öte yandan kalemin grip kısmının kauçuk olmaması da bir eksik. Bunların dışında benim gözüme çarpan ciddi bir eksik olmadı şimdiye kadar. Henüz olgunlaşmamış diye tarif edilecek bir ürün değil bence.

    • Ömer Çoşkun @coskun2324

      @dogan_mcan Öncelikle geri dönüşünüz için çok teşekkür ediyorum. Tıp fakültesinde okuyorum ve not çıkarmaktan kalemlerle içli dışlı oldum 😁Açıkçası ipad apple pen ikilisine geçmek istiyorum ama kur farkları sağolsun para biriktirmem gerekiyor.Piyasadaki çoğu kalemi kullandım smash, g100,gg500, uni kuru vb. orenz neroyu uzun zamandır görüyorum ama alıp almamakkonusunda kararsizim Öğrenci dostu olmadığı kesin 😊ama performans ve kondisyon açısından karşılayacaksa bütçemiz zorlayıp sipariş vermeyi düşünüyorum. Yazılarınızı uzun zamandır takip ediyorum ve bilginize güveniyorum o yüzden size danışmak istedim. Bu fiyata almaya değer mi bir de bana önerebileceğiniz kalem var mı?

    • M.Can @dogan_mcan

      @coskun2324 Rica ederim, size de soru ve yorumlarınız için teşekkürler. Bu durumda tam olarak nasıl bir kalem istediğinizi tam olarak anladığımı söyleyemem ancak anladığım kadarıyla ince uçlu bir şey bakıyorsunuz. 0.2mm istiyorsanız Orenz'den daha iyi bir seçenek yok; yine de 0.2'nin çok kullanışlı olduğunu da düşünmüyorum. 0.3 kalemler arasında da Zebra DelGuard ve Rotring 600 iyi seçenekler. Yine de çok memnun kalacağınızdan emin değilim çünkü çok ince uçlu kalemlerin metal ucunun sabit olması bir eksik. Orenz'in hareketli metal ucunun olması büyük nimet çünkü uç kırılmalarının önüne geçip kalem ucunun çok ince veya çok kalın olmasını engelliyor. Yine de gövde yapısından dolayı Orenz Nero'nun uzun yazılar için pek de ideal olmadığını düşünüyorum, daha çok çizimler ve kısa notlar için uygun bir seçim.

      Bu kalemler dışında Uni Kuru Toga serisine bakabilirsiniz. Alpha Gel Kuru Toga çok iyi bir kalem. Kalemin ucu sürekli döndüğü için yazılar hep sabit bir incelikte ve normal 0.5 kalemlere göre daha ince bir yazı çıkıyor. Maalesef Alpha Gel Kuru Toga'nın 0.5 dışında bir seçeneği yok.

      Yine Kuru Toga serisi içinde 0.3 Kuru Toga Advance var. Prensip yine aynı, Alpha Gel'den farkı ise ucunun gizlenebilmesi ve yumuşak silikon grip'e sahip olmaması. 0.3 kalemler arasında Orenz Nero'ya karşı çok iyi bir alternatif.

      https://www.jetpens.com/Uni-Kuru-Toga-Advance-Mechanical-Pencil-0.3-mm-White/pd/23005#index=1

    • Ömer Çoşkun @coskun2324

      @dogan_mc Videolar ve görsellerde Orenz nero'nun grip kısmı rahat ve güzel görünüyordu ama dediklerinizden sonra tekrar düşünmem gerekiyor.Uni Kuru Toga'nın bahsettiğiniz kalemlerine bakacağım.İstediğim kalem tarzını daha açmak gerekirse rahat bir grip ve şık görünüm.Bu iki kıstası Orenz Nero sağlıyordu.İnternetteki olumsuz bazı yorumlar(6 ay sonra bozuldu,yazım sırasın kağıda değen ksımdan cızırtlı sesi geliyor,pipe kısmı sallanıyor vb)yorumlar kafamı karıştırdı.Bunlara açıklık getirebilirseniz memnun olurum.Bir de staedtler 925-15 ,Staedtler 925-35,ve Pentel Sharp Kerry yazım performanslarını kıyaslayabilir misiniz?

    • Oğuz @vitalyscherbo

      @coskun2324 Kuru Toga'ları satın almadan önce mutlaka bir denemenizi tavsiye ederim. @dogan_mcan başkanın da bahsettiği uç döndürme mekanizmasının aktifleşmesi için minik bir hareket gerekiyor, bu da birçok kişiyi rahatsız edebilir. Ben Kuru Toga'ları çok sevmeme rağmen beni bile bazen çok rahatsız ediyor. Not almak için bir kalem arıyorsanız size kesinlikle Zebra Delguard serisini öneririm. İnce kalemlerle rahat ediyorsanız standart Delguard, biraz kalın ve kauçuk bir grip istiyorsanız Delguard Type-ER, daha yumuşak ve konforlu bir grip istiyorsanız Type-GR, son olarak bir tık daha sağlam bir kalem istiyorsanız Type-LX versiyonlarını öneririm. Yazı için bence en iyi kalemlerdir. Hatta @dogan_mcan'ın Type-LX incelemesi de vardı yanılmıyorsam.

    • M.Can @dogan_mcan

      @coskun2324 Nero'nun grip kısmının kötü olduğunu söyleyemem ama en iyisi olmadığını da rahatça söyleyebilirim. Grip konusunda benim en başarılı bulduğum model Alpha Gel. Uni'nin ister Kuru Toga, ister başka bir ürün ailesinde olsun fark etmiyor, Alpha Gel modelleri grip konusunda çok iyi bir noktadalar.

      Şıklık konusuna gelecek olursak burada objektif bir yorum getirmek mümkün değil ama Nero'nun zannediyorum ki dışarıdan çoğu kişi için bir cazibesi var. Haksız bir düşünce de değil oldukça temiz ve estetik bir tasarımı var. Dış görünüş sizin için çok önemli ise Pilot S20'ye göz atabilirsiniz.

      Orenz Nero hakkındaki eleştirileri ben çok dişe dokunur bulmuyorum. Sonuçta bu kalemin özelliği olan şey metal ucunun hareketli olup otomatik olarak uç çıkarmak. Bu nedenle sabit duran bir metal ucu yok ama bunun herhangi ciddi bir olumsuz yanı da yok. Metal ucun kağıda değmesi gibi bir fenomen var ancak bu biraz da kalemi kullanımına alışmanız ile değişiyor. Uç çıkarmayı kalem otomatik yaptığı için çoğu zaman uç çıkarma butonuna ihtiyaç duyulmuyor ancak zaman zaman kalemi kağıttan uzun süre kaldırmadığınız zaman fazla uç harcamanız sebebiyle manuel olarak da uç çıkarma ihtiyacınız olabiliyor. Yani bunun için kaleme bir süre zaman vermeniz ve alışmanız gerekiyor. Klasik kalemlerden farkı da biraz bu. Kısacası Orenz Nero mekanizma kaynaklı bir probleme sahip değil benim şimdiye dek deneyimlediğim kadar. Tasarım ve üretim kalitesinde de çok iyi bir noktada ancak grip kısmı benim tam düşündüğüm gibi değil, çok ideal bulmuyorum. Graph 1000 veya Smash tarzı bir grip uygulansaydı 10/10 bir kalem olmuş diyebilirdim ancak bu hali ile de kötü bir deneyim sunmuyor.

      Yazdığınız kalemler arasında Sharp Kerry tasarım olarak çok iyi ama grip konusunda geride kalıyor. Staedtler 15 ile 35 arasındaki fark ise plastik ve metal olmaları. Arada ciddi bir materyal ve fiyat farkı var. Çok karşılaştırılmaya müsait değiller bence. 35 daha kaliteli bir kalem ancak ben o kadar para verecek olsam tercihimi Orenz Nero veya S20'den yana kullanırdım.

      @vitalyscherbo 'nun dediği gibi Kuru Toga mekanizması da başta yabancı gelecektir ancak ben yine buna alışmakta bir zorluk çekileceğini sanmıyorum. Yazı yazarken akıp giden bütün zaman içinde kalemin ucunun dönmesine takılmak pek gerçekçi gelmiyor bana. Elbette ilk defa bu mekanizma ile yazarken bir gariplik ve farklılık olduğu düşüncesine kapılmak doğal ama bir süre sonra alışılan durumlar bunlar.

      Grip konusunda Zebra Type ER fena değil ama LX hiç tavsiye etmem. LX çok kalın ve silikonu hiç yumuşak değil, fazla sert yapılmış. Ben yine de seçimimi Alpha Gel'den yana kullanırdım. Alpha Gel Kuru Toga favorim. Alpha Gel Slim ve Alpha Gel Shaka da kötü kalemler değiller, yalnızca gövde kalınlığı ve mekanizma prensibi olarak farklılar.

Google Drive'a Torrent İndirme

• Bunu indiriyorsunuz: (Ctrl+S ile kaydedebilirsiniz.)
https://raw.githubusercontent.com/FKLC/Torrent-To-Google-Drive-Downloader/master/Torrent_To_Google_Drive_Downloader.ipynb

• Google Colab adresine gidiyorsunuz:
https://colab.research.google.com/notebooks/intro.ipynb

• Görseldeki adımları takip ederek indirdiğiniz dosyayı yüklüyorsunuz.

Görseldeki adımlar şöyle:
1. File'a tıklıyorsunuz.
2. Upload Notebook'a tıklıyorsunuz
3. Upload sekmesine geliyorsunuz.
4. Browse'a tıklıyorsunuz ve dosyayı seçip yüklüyorsunuz.

Dosya yüklendikten sonra:
5. Runtime'a tıklıyorsunuz.
6. Run all'a tıklıyorsunuz.

Opsiyonel:
Dosyanın bir kopyasını google drive'a kaydetmek için File > Save a copy in Drive

Buradan sonra dosya çalışacak ve size talimatlar verecek onları yapacaksanız.
Mesela:
• Google drive linkine tıklayıp key girme
• İndirilecek torrent dosyası yükleme ya da magnet linki yapıştırma gibi.

Torrent dosyası indiğinde google drive'ınızda torrent adlı bir dosyada oluyor.

Not: Google Colab otomatik olarak(server'da) torrenti indiriyor adımları uyguladıktan sonra sitenin açık kalmasına gerek yok.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 13

#BlackFriday İndirimle 600 TL almıştım. Sol üst köşeye doğru bir tane ölü piksel çıktı. Normalde pek rahatsız etmiyor ama teknik servis eve yakın olunca bi' götüreyim dedim. Sonuç;
''Global ISO-9241-302, 303, 305, 307:2008 standartlari piksel politikasina göre 1 piksel tolerans içerisindedir ve degisim kriterlerini karsilamamaktadir.;Yapilan inceleme sonucunda monitörünüzde sadece 1 adet ölü piksel bulunmustur.;Öncelikle yasamis oldugunuz sorundan dolayi üzgün oldugumuzu belirtmek isteriz''

ViewSonic VA2419-SH 24" 5ms (VGA+HDMI) Full HD IPS Monitör Fiyatı

ViewSonic VA2419-SH 24" 5ms (VGA+HDMI) Full HD IPS Monitör en iyi fiyatla Hepsiburada'dan satın alın! Şimdi indirimli fiyatla sipariş verin, ayağınıza gelsin!
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Çizgi Elektronik-Çizgi Tagem eğitim içeriklerini paylaşıyor!

1999 yılından beri biriktirdiğimiz toplam 2,100 saat bilişim eğitim videolarını, görsel eğitimleri, ders sunumlarını, teknik/teknolojik dokümanları ve 25.000 sınav sorusunu Çizgi Tagem CloudCopy ismi ile bilişim isteyen herkese ücretsiz açıyoruz.
Lütfen aşağıdaki linkten Google Gurubumuza katılın:

( Dikkat! Sadece grup üzerinden erişim sağlanabilmektedir.
Teknik olarak dizinlere doğrudan erişim hakkı veremiyoruz. )

https://groups.google.com/forum/#!forum/cloudcopy_istek

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Teknoseyir ahalisi;
Yeni TeknoSeyir Levhası, versiyon 3.0 hazır.
Hadi bir oylama yapalım;
Yarın bunu hangi TS ofisine göndermemi istersiniz?

BEĞENİN: TeknoSeyir Ofisi'ne @gamsizm @leventp @hkellecioglu
FAVORİLEYİN: #oyungundemi 'ne @ugury @harrower
ve PAYLAŞIN: yüksek katılımlı adil bir oylama için.

Not: Tabi ki son söz, TS yönetiminin olacaktır.

Edit: 2019.haziran.28. 16:00, oylama sonuçlandı;
#mazbata goes to #oyungundemi

Dün paylaştığım #Fallout temalı çalışmam, aslında yeni TS levhasının arkasıydı 😉
TS ekibi dahil kimseye söylememiştim. Tasarım hariç, imalatı 3 gün sürdü ve tekrar ne zaman üretebilirim, ya da buna imkanım olur mu bilemiyorum. Yani tek atış hakkımız var. Yarın, öğleden sonra, kargocular kapanmadan evvel, sandıklar kapanır.
#akış #tslevha

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 54

İçerik Oluştururken Yapılan, Emeğinize Taş Koyan ve Para Kazanmanızı Engelleyen O Beş Hata

İstek üzerine yazının PDF hali: İndir

Merhaba TeknoSeyir ailesinin kıymetli üyeleri ve saygıdeğer ziyaretçileri.

* Öncelikle bu projeyi hayata geçirmenin bana vermiş olduğu mutluluk ve esen ile kendimi gayet iyi hissettiğimi belirtmek isterim. 

* Aramızda işinin ehli olan arkadaşlarımız ile beraber, internet dünyasında henüz yeni olan ve öğrenmeye hevesli başka arkadaşlarımız da mevcut. Bu bağlamda, tüm dünyada, alanıyla bağlantılı olarak, "otoriter" vasfı adı altında adlandırılan ve SEO (arama motoru optimizasyonu), WordPress, SEM (arama motoru pazarlaması), içerik pazarlaması ve benzeri konularda oldukça dolgun ve pratikte karşılığı olan makaleler yayımlayan birçok yabancı kaynak bulunmakta.

* Buradan hareketle, Türkiye'de ne yazık ki bu kaynakların bizlerle paylaştığı makalelerin Türkçe diline doğru ve anlaşılır bir şekilde çevrilmiş olan versiyonlarına pek rastlayamıyoruz. Ben, Ege ERKEK olarak, bu eksikliği tespit etmiş olduğumu düşünerek bu projeye liderlik etmek istedim. Teknik konularda böyle içeriklere oldukça açız öyle değil mi? Peki bunu doyurmaya ne dersiniz? Muhteşem olmaz mı?

* Muhteşem olur. Şöyle bir düşünün. Başarılı bir internet sitesine sahipsiniz ve oradan iyi bir gelir elde ediyorsunuz. Sizce de ne kadar heyecan verici, öyle değil mi? Türkiye'de böyle paylaşımlar çok fazla yok. Kısa içerik mi seversiniz yoksa uzun mu? Her ikisinden de yararlancaksınız. Sizin için ve size özel görseller de hazırladım. Bir ve bütün olmak dileği ile.

* Siz değerli üyelerden, bu çeviri makalesini okumadan önce, tek bir ricam var. Elinizden geldiğince gayet doyurucu ve bilgi alışverişi yapabileceğimiz yorumlar bekliyorum. Buna ek olarak, bu tarz paylaşımlara devam edebilmem için sizlerin desteğine sonsuz kere ihtiyacım olduğunu ifade etmek istiyorum çünkü bilgi paylaştıkça çoğalır ve çoğalan bilgi paylaşıldıkça insanların kalbine dokunur. Lütfen birkaç saniyenizi ayırarak gönüllü olarak yaptığım bu işin tohum halinden meyve veren ağaca evrilmesi için destekte bulununuz. Son olarak, orijinal kaynaktan çevirdiğim makalelerde, ana anlamı bozmayacak şekilde, "kelime kelime" çeviri yapmayacağım. Makale çevirilerini Türkçe diline uygun olarak doğal akışında yapacağım. Kısacası, İngilizce bilen arkadaşlar orijinal içerikte bulamadığı bazı cümleleri burada bulabilir. Hangi konuyu anlattığın kadar o konuyu nasıl anlattığın da çok önemlidir. Bu yüzden, " hikayeselleştirme " (kelime tekrarından uzak durmaya çalışarak ve/veya kendimce eklemeler yaparak) yöntemini kullanacağım. Son olarak, sizin için emek harcamaya hazırım. Teşekkür ederim.

* Bu ilk içeriğimiz, şu sözü söyleyen, söylemek üzere olan veya söylemek istemeyen emekçi arkadaşlarımız için: " O kadar emek veriyorum ancak paylaştığım içerikler yine de istediğim geri dönüşü bana sağlayamıyor. Nerede hata yapıyorum ben? " Evet, bu söz aklınızdan geçtiyse gelin hep birlikte birbirimize sarılalım.

* Bu kısa ve sıcak selamlaşmadan sonra bu yazıyı okumak size ne kazandıracak, aşağıdaki görselden hep birlikte görelim: Bu yazıyı okumak size neyi öğretecek?

-----------------------------------------------------  Çeviri Metni  -------------------------------------------------------

* Ne satarsanız satın bunun bir önemi yok. Bir blog, en güçlü pazarlama aracıdır. Evet, bu gerçek göz ardı ediliyor fakat şunu bilmeniz gerekiyor: Sahip olduğunuz blog, yaptığınız işin kalitesini, markanızın kişiliğini ve projelerinizin temel değerini gösterir. Geleneksel bloglama yöntemlerinde böyle kriterler, genellikle, önemsenmez ancak bugün, geçmişe göre daha fazla, birçok insan güvendiği bireylerle iş yapmak istiyor.

* Titiz bir internet sitesine sahip olmak, çevrenizdeki insanlar ile güvenli ve sürdürülebilir bir ilişki kurmanın en kolay yoludur. Özellikle konu bloglara geldiği vakit, tutarlı ve sık sık uygulanan arama motoru optimizasyonu yöntemleriyle paylaşımlar yapmanın önemi ikiye katlanıyor. Bu ne demek ? Bir internet sayfasına sahipsiniz ve arama motoru olan Google'ın arama sonuçlarında daha çok aranan (arama hacmi de yüksek) kelimelerle ziyaretçilerin karşısına çıkmayı istiyorsunuz. O halde yukarıda bahsedilen kuralı uygulayın: Tutarlı ve disiplinli olmak.

* Bloglar ile birlikte, kesin sorularla net bilgiler arayan kişiler için daha uzun anahtar kelimelerle içerikler üreterek çalışabilirsiniz. Kimi zaman daha uzun anahtar kelimeleri kullanmak demek hedefi tam on ikiden vurmak demektir. Örnek mi ? Ben, Samsung markasının en yeni modellerinden biri olan Galaxy Fold'u merak ettim ve bunun hakkındaki ilk izlenimleri öğrenmek istedim. Belki satın alacağım. Ne yapıyorum ? Google'a Samsung Galaxy Fold İlk İzlenimler yazıyorum.

Hedefi tam on ikiden vurduk.

* Gördüğünüz gibi, uzun bir anahtar kelime ile istediğim tam bilgiye ulaştım. Doğru bir strateji ile size ziyaretçi olarak gelen potansiyel müşterilerinizi etkileyip onlara pasif bir duruş sergileyerek (sadece içeriğiniz ile) daha fazla satış rakamlarına ulaşabilirsiniz. Nasıl mı ? Huni tekniği ile. Bu teknik hakkında fazla detay vermeyeceğim zira konumuz bu değil ancak size kendimce hazırladığım bir görsel ile bu durumu kısaca izah edeyim.

Funnel (Huni) Tekniği

* Huni tekniği ile mevcut olan müşterilerinizi daha ileri düzey bir hizmet ile buluşturabilirsiniz veya sayfanıza gelen ziyaretçilerinizi yeterince bilgilendirerek ve onları memnun ederek onların ihtiyacı olan hizmetleri onlara satabilirsiniz. Bugün birçok ünlü firma bu yüzden kendi blog sayfalarından paylaşımlar yapıyorlar.

* Sonuç olarak blog sayfaları; pazarlama kanalları, niş siteler, bültenler ve sosyal medya platformları için muhteşem bir araçtır ancak, ne yazık ki, birçok ajans ile işletme, herkesçe bilinen ve önemsiz (ikinci derecede olan) yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Bunun temel nedeni, blog yazmanın kısa süreli bir iş olmaması. Bu alan için özel ve eğitilmiş çalışanlar gerekiyor.

* Blog yazmak uzun dönem olarak adlandırdığımız işlerin arasındadır. Bir işletme lideri gerçekten vizyoner biriyse "blog kampanyası" olarak adlandırılan (LG, Samsung, Acer vb. markaların blog sayfalarını kontrol edin) blog yazımının değerini bilir çünkü içerik üretmek aynı zamanda mükemmel bir geri dönüş sağlayan pazarlama tekniklerinden bir tanesidir. Peki bu ünlü markalar neden böyle bir iş ile uğraşıyorlar. Cevabı basit: Kendi marka bilinirliklerini artırarak Google'da yer alan arama sonuçları aracılığı ile daha çok kişiye ulaşmak.

  • Mesela, Google'a "telefon" yazdığınız vakit her telefon markası ilk sayfanın birinci sırasında karşınıza çıkmak ister.

* Evet, özellikle de ürün satanlar, Google'ın pazarlama sistemine ve Facebook reklamlarına ihtiyaç duyuyorlar fakat hiçbir şey, bir markanın otoritesini stratejik içerik pazarlama yöntemlerinden daha fazla artıramaz. Burası, zurnanın zart dediği yer.  Eğer sadece ürününüze veya sağladığınız servise odaklanırsanız ve sadece bu felsefeyle satış yapmaya odaklanırsanız kaybedersiniz. Ürününüze bir kişilik veya bir duygu katın !

  • Bazı kişiler, bir blog stratejisine sahip olsalar bile şu iki faktörden birini veya her ikisini de tam olarak uygulayamadılar: SEO ve/veya tutarlılık.
  • Bazı site sahipleri ise en düşük maaş bandında çalışan bağımsız yazarları bu iş için görevlendirdiler ancak bilirsiniz... Ucuz etin yahnisi yavan olur. Ucuz alırsanız pahalı ödersiniz.

* Artık asıl konumuza gelelim. Bir blog stratejiniz olabilir lâkin bildiğiniz bazı taktikler yanlış olabilir veya ihmal ettiğiniz pek çok yöntem vardır. Peki, nedir bu ihmal ettiğiniz yöntemler? Gelin, hep birlikte inceleyelim.

Birinci Hata: Araştırmanın 3 Adımını Atlamak

* Bu hata, birçok blog yazarının bir içerik üretmeye başlamadan önce yaptığı en sık hatalardan biridir. Bir konu hakkında bir yazı yazılmadan önce şu üç adıma çok dikkat etmek gerekir:

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

* İçerisinde bulunduğunuz piyasanın ne durumda olduğunu (kâr oranı, dağıtım kanalları, büyüme oranları, eğilimler (trendler) ve piyasanın büyüklüğü) size tek bir seferde anlatabilecek bir hap bilgi, görüntü, çizim veya istatistik talep edebilirsiniz. O zaman size güzel bir haber: Genel piyasa analizi, diğer iki adım kadar çaba sarf etmenize ihtiyaç duymaz.

  • Arama motorlarına bulunduğunuz piyasanın anahtar kelimesini ve ilgili yılı yazın ve böyle bir arama yapın. Örnek: Endüstri Piyasa Analizi 2019
  • Önünüze saygın birçok kaynak çıkacaktır. Oradaki verileri araştırmalarınız için kullanabilirsiniz.
  • Eriştiğiniz bilgilerin güncel olduğundan emin olun.

* Aynı kurallar, oyun, teknoloji ve benzeri kişisel blog siteleri için de geçerlidir.

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

* Akıllı bir site sahibi, iş yapmayı seçtiği alanla ilgili çeşitli işlere imza atmadan önce bulunduğu piyasanın önde gelen isimlerine bazı önemli sorular sorar ve o soruların cevaplarını onlardan alır. Eğer iş piyasasıyla ilgili bir site açmışsanız ve satış yapıyorsanız soru sormanız gereken kişiler şunlar:

  • Satış temsilcileri,
  • müşteri temsilcileri,
  • CMO (baş pazarlama sorumlusu),
  • CEO (icra kurulu başkanı) ve
  • benzer pozisyonlardaki insanlar.

* Eğer kişisel, niş ve benzeri blog işleriyle uğraşan bir kişiyseniz şu kişilere sorularınızı gönderin:

  • Kendini ispatlamış kişisel blog sahipleri,
  • webmaster sitelerindeki tecrübeli üyeler,
  • Teknoseyir ve benzeri internet sitelerinin sahipleri ve
  • benzer sitelerin sahipleri.

* Sorularınızın cevapları, hedef kitlenizi (örnek olarak çocuklar) belirlemenize yardımcı olur. Peki, hedef kitlenizi belirledikten sonra ne yapmalısınız? Hedef kitlenizle ilgili bilgiler edinmelisiniz. Kendi kendinize şu soruların cevaplarını bulmalısınız:

İnternet siteleri için de bu kural geçerli !

* Bu soruların cevapları, kişisel bir blog sitesi oluşturmanıza dahi yarayabilir. Araştırın, araştırın ve araştırın. Reddit veya Quora gibi Türkiye'de de yer alan soru-cevap sitelerini, forumları ve yayınları inceleyin. Sizler için birkaç soru da ben (Ege ERKEK) ekleyeyim :

1 - İnsanlar ne istiyor ?

2 - İnsanlar ne istemiyor ?

3 - İnsanlar nelere rağbet gösteriyorlar ?

4 - İnsanlar nelere ilgi göstermiyorlar ?

5 - Takip ettiğiniz sitelerde ne eksik ?

6 - Piyasada nasıl bir boşluk var ?

7 - Eğer hangi konuya eğilirsem insanlar şunu der: " Evet ya ! Sonunda ! Oh be ! Böyle bir şeye ihtiyaç vardı. "

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

* Rekabetçi araştırmanın kısa tanımı şudur: Rakip firmalar / rakip siteler hakkında (hangi sene açıldı, kaç yıldır bu işin içindeler, üyeleri ve ziyaretçileri hangi alanlarda yorum yapıyor, en çok hangi konular hakkında içerik yazıyorlar ve benzeri...) istatistikler elde etmek ve onları uzman bir kişi eşliğinde stratejik kriterlere göre (anahtar kelime analizleri, aranma hacimleri vb.) incelemek.

* Rakiplerinizi özellikle şu sorularla analiz etmelisiniz:

1 - Hangi konularda araştırmalar yapıyorlar ?

2 - Ne sıklıkla içerik üretiyorlar ?

3 - Hangi anahtar kelimelerle arama motorlarında çıkıyorlar ?

4 - İnternet siteleri hakkında ne öğrenebilirim (aldığı trafik, harekete geçirme ifadelerini (call to action) nasıl kullanıyorlar, reklamlara ne kadar bütçe ayırıyorlar, gelirler nelerdir vb.) ?

* Rekabetçi araştırma yaparken rakiplerinizi taklit etmek için araştırma yapmayın. Sadece neyi nasıl yapıyorlar ona bakın. Unutmadan söyleyelim. Bir kişinin blog sitesinde bir konu rağbet görüyor diye aynı konunun sizde de rağbet göreceği düşüncesi kesinlikle yanlıştır çünkü, bir defa, o kişinin hangi yollardan geçerek kitlesini bu yönde oluşturduğunu bilmiyorsunuz. Bir işe başlamadan önce yoluna baş koyacağınız alanı iyi tanıyın. Bunu bir soru listesiyle açıklayalım.

  • Herhangi bir teknoloji basını sitesine sahip olmak istiyorsunuz. Peki onlar gibi her gün içerik yayımlayabilir misiniz ?
  • Onlar gibi bir yazılıma sahip misiniz ?
  • Neleri onlardan daha farklı yapabilirsiniz ?
  • Neleri onlardan daha iyi yapabilirsiniz ?
  • Kitlenizi elinizde tutabilir misiniz ?
  • Bu bir heves mi yoksa buna bir yatırım yaparak onu profesyonel bir hale getirecek misiniz ?

* Bu sorular uzar gider. Önce bu soruların bir cevabını verin. Ondan sonra teknoloji siteleri / teknoloji haber siteleri şeklinde bir arama yaptığınızda önünüze çıkan sitelere tepeden tırnağa (tasarımdan kullanılan harflerin karakterlerine kadar) şöyle bir bakın. Sonuç ? Ona siz karar vereceksiniz. Eğer kendinize inanıyorsanız tam gaz devam edin.

* Bugün TeknoSeyir bu kadar başarılı ise bunun sebebi bu ve benzeri soruları tam olarak, kendileri adına, doğru cevaplandırmasıdır. Örnek mi ? TeknoSeyir'in diğer benzer sitelerden farkları neler ve bu işe başlarken nasıl bir felsefe ile bu yola baş koydular ?

1 - Haftalık gündem değerlendirmeleri

2 - PC Retro muhabbetleri

3 - "Tekno" isminin kullanılması

4 -  Benzersiz formatların kullanılması

5 - Tozlu Raflar (piyasada yer alan rakiplerin parçalanmasına sebep olacak kadar mükemmel bir strateji)

6 - Kopyalanamayan hayat tecrübelerinin içeriklere aktarılması

7 - Video dakikalarının kısaltılması ve görüntü kalitesinin artırılması

8 - Hiç kimsenin bahsetmediği konuları konuşmaları (eBay'den alışveriş nasıl yapılır, eğer satın aldığınız eşya gümrüğe takılırsa onu nasıl geri alırsınız, bir şirket kurarken dikkat etmeniz gerekenler, evden çalışmak vb.)

9 - Denenmemiş ve alışık olunmayan konuları denemekten çekinmemeleri (ütü ve beyaz eşya incelemeleri gibi)

Evet. Bütün sırrı bozduğuma göre artık buradan uçurulabilirim.

* İnternet sitenize gelen ziyaretçilerinize bir rehber veya bir eğitimci gibi davranmak, kalitenizi nicelik üzerinden onlara açıklamak ve kendiniz için hangi anahtar kelimelerden dönüş aldığınızı tespit etmek sizin sorumluluğunuzdur. Aşağıda, bu konu bazında, kullanıcılarına bir rehber gibi davranan Murat GAMSIZ'ı size bir örnek olarak gösterebilirim.

* Böyle bir alışkanlığı edinmek uzun sürer. Daha önce Murat GAMSIZ'ın da söylediği gibi bir sitenin oturması en az altı ay alır. Orijinal kaynak ise bu konu hakkında şunu söylemiş: " Tutarlı bir şekilde blogunuza içerik üretmeye devam ettiğiniz takdirde bunun gerçek sonucunu görmeniz 6 ila 12 ay arasıdır. "

* Bazen daha kısa sürede de sonuç alınabiliyor ancak fazla hizmet vermek ile aşırı umut etme eğilimi arasındaki bağlantıyı iyi bilmeniz gerekiyor. Çok çalışarak kısa sürede sonuç elde etmeyi ümit etmeyin çünkü yanılırsınız. Her şeyin bir zamanı var. Bu yüzden çok çalışın ancak aşama aşama ilerleyin. Zaman geçtikçe vitesi artırın.

* Bu piyasada harcanan zaman ve para, ciddi bir başarı için hayati bir önem taşımaktadır. Gerekli emeği veren ve yeterli yatırımı yapan kişileri, sadece bağımsız yazarları işe alarak ve onlara konular vererek sitelerine içerik ürettiren ancak başarısız olan site sahiplerinden ayıran faktör budur.

İkinci Hata: Farklı Hedef Kitleler İçin Çeşitli İçerikler Oluşturmamak (Satış ve Bloglama)

* Alanınızla başarılı olan (niş siteler) bloglara göz atın. O bloglarda bulunan, çok fazla ilgi görmüş ve o bloglara çok fazla trafik sağlamış olan içerikleri incelerken şu sorulara cevap bulun:

1 - Üretilen ilgili içerik, yüksek seviye (uzman kişiler için) bir içerik mi yoksa o işe yeni başlamış olan bireyler adına hazırlanan (giriş seviyesinde olanlar için) bir rehber mi ? Bunu satış diline çevirecek olursak hazırlanan metin ve/veya görsel, o ürün hakkında her bilgiye sahip olan ve onu satın almaya niyetlenmiş müşteriler için mi oraya konmuş yoksa henüz o ürün hakkında pek de bilgi sahibi olmayan kişiler için mi?

2 - Bloglar için konuşacak olursak yazılan makale herhangi bir konunun özeti mi ? Firmalar için konuşacak olursak bulunduğunuz sayfa o şirketin bir ürününden mi söz ediyor ?

  • Şimdi şunu soranlar olabilir : Ben, bir blog sahibiyim ve Google Adsense reklamlarıyla geçiniyorum. Ben ne yapacağım ?
  • Cevap: Daha önce belirtildiği üzere hedef kitlenizi bulun. Mesela, oyun platformu konusunda nostalji yapmak isteyen kişilere mi hitap etmek istiyorsunuz ? Buna karar verdikten sonra alanınızı daraltın ve bir platform seçin. Örnek olarak C64'ü seçelim.
  • Commodore 64 ile ilgili makaleler paylaşın. O makineyle ilgili bir video çekin. Cihazın oyunlarıyla ilgili görseller hazırlayın ve onlar hakkında yorumlarda bulunun.
  • Kısacası, bir bütün kitleniz var ve bir de kitlenizin arasında parçalara ayrılmış ve farklı alanlara da ilgi duyan topluluklar da var. Buna ek olarak, sizi hiç tanımayan kişilere de böyle böyle ulaşarak "BİR" olarak saydığımız kitlenizi genişletebilirsiniz

3 - Satış yapmak istiyorsanız ürünleriniz hakkında anlaşılması kolay olan yazılar, rehberler ve videolar paylaşın. Duruma göre, karşınızdaki kişi sanki o ürünü hiç bilmiyormuş gibi davranın. Bir ürününüz hakkında uzman olan kişi zaten, genelde, ürününüzü siz daha o üründen bahsetmeden önce satın alır. Unutmayın ! O kişiler, sizin ürününüzü sizden daha iyi tanıyorlar. (Ege ERKEK yorumudur)

4 - Bloglar için de aynı mantık geçerli. Yazılarınızın içerik pazarlamasını yapın. Kategorisi aynı olan yazıları bir kategoride birleştirerek kullanıcılarınıza ve özellikle de sitenize yeni gelen ziyaretçilerinize (yakında TeknoSeyir adına bu işi ben de yapacağım) neden o içerikleri okumaları gerektiğini anlatın. (Ege ERKEK yorumudur)

* Blogunuzda yazdığınız yazıları satın almak (satın almayı parayla yapılan bir alışveriş olarak düşünmeyin çünkü bir içerik de site için hit kazanarak aslında karşıya satılmış olur) veya sattığınız ürünleri satın almak isteyenler üç genel kategoriye ayrılırlar :

  • Hiçbir bilgisi olmayanlar: Bu kişilere rehber niteliğinde yazılar hazırlayın.
  • Orta seviyede bilgisi olanlar: Bu kişiler, bir ürünü satın almaya niyetlidirler ancak biraz daha detaylı araştırma yaparak hangi markadan alışveriş yapmaları gerektiğini bulmaya çalışırlar. Burada "otoriterlik" faktörü devreye giriyor : Marka bilinirliği (yukarıda bahsetmiştik)
  • Bir ürün hakkında her şeyi bilenler: Bu kişiler ise sadece satın almak için güvenilir bir marka arar. Onlar için üst düzey içerikler hazırlamanız gerekiyor çünkü güven çok zor elde edilen bir değerdir. Buna ek olarak, markanızın bilinirliği, markanızın değeri ve markanızın güvenirliği, böyle insanlar için olmazsa olmaz faktörlerdir. Direkt olarak bu üç kriter üzerinden sizi değerlendirirler.

Müşteri davranışları önemlidir.

* İş alanına göre değişkenlik göstermekle birlikte, içerik ürettiğiniz alanda, genel olarak, hedef kitlesi mantığını şu formül ile basitleştirerek anlatalım:

  • Kitlenizin yüzde ellisi, ilgilendiği alan ile alakalı bilgiler edinmek (en temel bilgiler dahil) için arama yapar.
  • Kitlenizin yüzde yirmi beşi, daha spesifik ve daha detaylı içerikler için araştırma yapar.
  • Geriye kalan yüzde yirmi beşlik kitlenizin önceliği ise güven faktörüdür. Bu kategoride yer alan kullanıcılar, ürününüzün / blogunuzun istikrarına, otoritesine, marka değerine, insanlar tarafından nasıl değerlendirildiğine ve karizmasına bakarlar.

Üçüncü Hata: İstikrarlı ve Disiplinli (Sık) Olmamak

* Orijinal içerikte kullanılan "Frequency" kelimesinin anlamı aslında frekans ve sıklıktır ancak ben bunu disiplin olarak yorumlamayı daha uygun gördüm. Konumuza geri dönecek olursak şu iki özelliğe eğer sahip değilseniz karşılacağınız yegane sonuç şudur: Başarısızlık.

  • Sonucu söyledin ama o iki özelliği söylemedin dediğinizi duyar gibiyim. Hemen onları da söyleyelim : Sabır ve disiplin.

* Eğer bu kadar blogun arasında yaşamak istiyorsanız sabır ile disiplin, sizin dört kolla sarılmanız gereken iki önemli faktördür. Planlı çalışma yapmak, planlı içerik yayımlamak ve beklemek...

* Size tavsiye ettiğim gibi farklı kitlelere hitap ediyor olabilirsiniz ancak bu iki faktör kitlelere göre değişmez. Her zaman sabırlı ve her zaman disiplinli olmalısınız. Bu özellikler, sizde ve blogunuzda (sosyal medya, basın bültenleri ve videolar da dahil) bir bütün olarak yer almalı.

Bize örnek ver dediğinizi duyar gibiyim. Hemen vereyim :

* TeknoSeyir. Her gün video paylaşılıyor mu? Evet. Her gün farklı kitlelere hitap edecek şekilde içerik yayımlanıyor mu? Evet. İstikrarlı mı (yıl ve içerik konusunda) ? Evet. Disiplin var mı? Evet.

  • Böyle bir çalışma mantığınız varsa, markanızın, sitenizin veya şirketinizin kimliği ve adı benzersiz olacak. Bunu herkes görecek.

* Söylemekten üzüntü duyuyorum ki bu iş sadece bununla bitmiyor. Aşağıda blogunuz veya firmanız için cevabını vermeniz gereken bazı sorular var :

1 - Anlatım tarzınız birbiri içerisinde tutarsız ve kısa cümlelerden mi oluşuyor ?

2 - Hiçbirimiz, profesörler gibi akademik içerikler oluşturmuyoruz ancak yine de paylaştığınız içeriklerin doğruluğu konusunda kendinizi sorumlu hissedip kaynak göstermeyi ve atıfta bulunma yöntemlerini (AP / APA) kullanmayı ihmal ediyor musunuz ?

Hemen örnek : TeknoSeyir'in gündem içeriklerinde bahsedilen konuların orijinal kaynak ile bağdaştırılması.

TeknoSeyir, gündem videosunda konuşacağı konuları, orijinal kaynaklara atıfta bulunarak konuşur.

3 - Hep aynı yazı formatını mı kullanıyorsunuz ? Mesela sürekli listeleme yöntemini kullanarak mı insanlara bilgi veriyorsunuz ? Aynı yemeği kaç gün boyunca yiyebilirsiniz diye düşünün ve bu sorunun yanıtını bulun.

4 - Başlangıçı ve kapanışı simgeleyen ifadeler kullanıyor musunuz (#1 veya "son" gibi) ?

Tutarlı olduğunuz sürece yazı tarzınızın ve hitap şeklinizin bir önemi yoktur.

Dördüncü Hata: Otoriter Kaynaklarda Paylaşılan Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) Yönergelerini Kullanmadan Yazmak

* Biz kısacası buna arama motoru optimizasyonu kurallarını bilmeden yazmak diyelim. Şimdi, ben SEO tekniklerini uyguluyorum ama yine de başarılı olamıyorum diyenler de çıkabilir. Kullandığınız SEO yazım teknikleri güncel mi? Bunu bir kontrol edin.

* İnternet sitenizin arama motoru optimizasyonu denetimini yaptırın. SEO Audit olarak adlandırılan bu denetim, internet sitenizin arama motorlarındaki görünürlüğünü etkileyen tüm faktörlerin çok detaylı bir analizi demektir.

* SEO yönergeleri dendiğinde aklınıza sadece yazmak gelmemeli. Google'ın site sahiplerine kriter olarak bahsettiği yöntemler sanıldığından çok daha fazladır ve bu yüzden site sahipleri, site hızı, kopyalanan sayfalar, eksik başlık etiketleri ve benzersiz olmayan meta açıklamaları gibi burada saatlerce konuşabileceğimiz ve üzerine sayısız bilgi ekleyebileceğimiz faktörlerden de sorumludurlar.

* Bir blog stratejisi, temel SEO sorunları ele alınana kadar amacına tam olarak ulaşamaz.

* Tüm bloglar, arama motoru optimizasyonu kurallarını hesaba katarak içerik üretmelidir.

* Eğer yazı yazmadan önce "ben Google'ın SEO kurallarına sadık kalarak yazı yazmak istiyorum ancak önümde bir şablon yok" diye kendi kendinize söyleniyorsanız, size bir şablon hazırladık:

  • Optimize başlıklar (dikkat çekici ve uygun) kullanın.
  • Anahtar kelimelere odaklanın.
  • Ziyaretçilerin, arama yaparlar iken kullanabileceği ve konunuzla alakalı bütün anahtar kelimelerin bir listesini çıkarın.
  • Konunuzla bağlantılı araştırmalar yapmak adına en iyi olarak gördüğünüz sitelerin bir listesini çıkarın.

Sonuncu Hata: Kontrol Etmemek

* Bu, en sık yapılan hatalardan biridir. Belki de, size göre, internet aleminde var olan bloglardan en iyisi sizin internet sayfanız. En iyi şekilde optimize edilmiş bir bloga, en profesyonel (içerik çeşitliliği bakımından) olan makalelere ve en güçlü disiplin ve hatta en mükemmel istikrara sahip olabilirsiniz ancak yazım konusunda göze batacak şekilde hatalıysanız ve ziyaretçilerinize verdiğiniz bilgiler doğru değilse (aynı şekilde holdinglerin müşterileri için de geçerli) o kişiler hızlı bir şekilde sizi takip etmeyi bırakırlar.

* Biz, müşterilerimiz için çeşitli içerikler hazırlarken şu 7 katmanı kullanıyoruz  :

1 - Bireysel anahtar kelime araştırması yapıyoruz, optimize edilmiş başlıkları kullanıyoruz, paylaşımların tarihlerini belirliyoruz ve SEO içerik şablonumuzu kullanmayı tercih ediyoruz. (yukarıda yer alan o dört maddelik şablon)

2 - Metinlerde bulunan bilgilerin doğruluğunu sorguluyoruz.

3 - Paylaşılacak olan yazıların dil bilgisi yeterliliğini kontrol ediyoruz.

4 - Bu madde, çok kurumsal ve kaynak sitenin kendisine özel bir madde. Burada paylaşmaya gerek duymuyorum ancak bunu şöyle özetleyebilirim: Müşterileri için özel olarak hazırlanmış bir belge paylaşımı sistemini kullanıyorlar. Özel bir doküman.

5 - Önizleme sisteminini kullanıyoruz. Üretilen içerik internet sitesinde nasıl gözüküyor ona bakıyoruz.

6 - Dosya formatları arasındaki uyumluluğu sağlıyoruz. (internet sitesinde bulunan içeriklerin başka bir platformda da kontrol edilebilirliği)

7 -  Upload (yükleme) konusunda da aynı hassasiyete sahibiz.

Kapanış

Birçok işletme, verdiği hizmet veya sattığı ürün ne olursa olsun, bloglamanın (blog sayfasında içerik üretmenin) gücünü anlamıyor. Bazıları, blog içeriği üretmeye çabalıyor ancak bunu gelişigüzel bir şekilde yapıyor. O da kaynaklar kullanılabilirse veya bütçe yeterliyse. Bu tarz yaklaşımlar, uzun vadeli bir vizyonu olan şirketlerin belki de birçok müşteri adayını ve sonuç olarak yatırım getirisi elde edebilecekleri muhteşem fırsatları kaçırmalarına sebep oluyor. Firmalar, çok yüksek geri dönüşüm oranlarına sadece bloglama yaparak ulaşabilirler. Onlar, bunun farkında değiller.

Bir blog sahibi, ziyaretçileri için çalışır ve bir şirket sahibi, müşterileri için çalışır. Her ikisi de, normal şartlarda başarılı olmak adına, çok çalışır. Bu kişiler, çok da haklı olarak, emeklerinin karşılıklarını almak isterler. Bu yüzden her blogun veya her firmanın, verdiği emeklerinin kaymağını tam anlamıyla yemesi için, bir bloglama stratejisine ihtiyacı var. Eğer bu kişiler emeklerinin ekmeklerini yemek istiyorlarsa bu işe bu beş hatadan kaçınmakla başlayabilirler.

Kaynak : https://www.searchenginejournal.com/blog-strategy-creation-mistakes/303347/

Ege ERKEK'ten Son Sözler

Çeviri metnimiz burada sona erdi arkadaşlar. Şimdi, Content Marketing Institute isimli içerik firmasının en son olarak 2018 yılında açıkladığı "benchmark" (karşılaştırmalı değerlendirme raporu) değerlerini açıklayayım. Rapor, firmanın kendi müşterileri arasında yapılan anketlere dayanıyor ve ben buradan bir sonuca ulaşacağım. Bu bölüm, kendimin hazırlamış olduğu bir bölümdür.

Yukarıdaki ankette kısaca sorulan soru şu: Yaklaşık olarak, organizasyonunuzun toplam pazarlama bütçesinin yüzde kaçı içerik pazarlanmasına harcanıyor? (bu alandaki çalışanların maaşları bu ankete dahil değil)

Yüzdeleri toplama yapmadan tek tek değerlendirirseniz çoğunluğu (%32) bundan emin değil. Bu, sanırım, bütün manzarayı size özetliyor. Emin değiller.

Bir başka anket gelsin.

Soru: Kuruluşunuzun içerik pazarlaması ile elde ettiği genel başarı artışını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Cevap: Çoğu, içerik pazarlamasının öneminin farkında ama ne kadar harcadığından EMİN değil.

%78 : Daha kaliteli ve daha etkili (verimli) içerik yaratımı

%72 : Strateji (gelişim veya düzeltme)

%50 : İçerik dağıtımı (daha iyi hedefleme, neyin işe yaradığını tespit etme)

%49 : İçerik pazarlaması daha da önemli bir öncelik haline geliyor

%46 : İçerik pazarlama üzerinde daha çok vakit harcıyoruz.

%39 : Yönetim, insan kaynakları (organizasyonel değişiklikler, kadro oluşturmak, yeni içerik pazarlaması rolleri)

%35 : İçerik ölçümü (sonuçları gösterme konusunda artış)

Başka ?

Soru : Kuruluşunuzun içerik pazarlaması adına ayırmış olduğu bütçenin önümüzdeki 12 ay içinde nasıl değişmesini bekliyorsunuz?

Cevap : %46'lık bir kesim bu bütçenin aynı kalmasını beklerken, %38'lik bir kısım yatırımların artacağını söylüyor. İlginç bir şekilde, %13'lük kısım emin değil. Son olarak, %3'lük bir kısım ise masrafların azaltılacağını belirtiyor.

Peki bu yukarıdaki anket bize neyi anlatıyor ? Kısaca, herhangi bir içerik pazarlama stratejisi geliştirmeyen ve geliştirmeyi de planlamayan şirketlerin neden böyle bir tavır takındıklarını burada görebilirsiniz.

%67 : Ekibimiz küçük ve bu yüzden böyle bir konu gündemimizde değil.

%44 : Vaktimiz yok.

%27 : Farklı sebepler

%11 : Bu, önemli bir konu değil.

%4 : İhtiyacımız yok.

Buradan çıkan sonuç ne?

İçerik pazarlamasından memnun olanlar çoğunlukta ancak iş para harcamaya geldiğinde işler değişiyor. Bir kısmı bu iş için ne kadar para harcadığından emin değilken bir kısmı (bunlar çoğunluk) ise bu kola ayrılan bütçenin aynı kalacağını söylüyor. Geliştirme konusunda bir gram ilerleme düşünülmüyor. Bir kısmı ise hiç bu konuyla ilgilenmiyor çünkü bahaneleri hazır.

Benim buradan mesajım çok açık ve net : İçerik pazarlamasına önem vermek zorundasınız aksi takdirde artık çok daha bilgili olan internet kullanıcısı sizi yukarıda bahsedilen kriterlerden ötürü tercih listesinden çıkartacak.

Anketin kaynağı : https://contentmarketinginstitute.com/wp-content/uploads/2017/09/2018-b2b-research-final.pdf

Okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileği ile. Hoşça kalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 18

TeknoSeyir NGFF M2 SATA SSD BOX

https://youtu.be/SnVzNdMpW9o

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 24