@distance Gayet güzel anlamışsınız, tebrikler! Tabii bir popülasyon içinde A'dan Z'ye kadar, hatta A1'den Z99'a kadar çok sayıda "çeşit" bulunuyor (insandaki çeşitliliği düşünün - ki insan çeşitliliği memeliler arasındaki en düşük olanlardan birisi). Zaten "varyasyon" (çeşitlilik) bu demek. Bu çeşitlilik rastgele oluşuyor. Anamızın karnından "Ya ben sarışın olayım, çok başarılı olurum." diye bir mantıklı çıkmıyoruz; genler karışıyor, mutasyonlar meydana geliyor ve biz belirli olasılıklar dahilinde belirli özelliklere sahip oluyoruz. Daha sonra bunlardan en uyumlu olan kombinasyonlar (ki bunu çevre ve çevrenin değişimi dikte ediyor), bazıları hayatta kalıyor, bazıları eleniyor. Böylece bir sonraki nesillerde, o "uyumlu" olup da daha kolay hayatta kalan ve üreyenler, daha çok yavru üretiyorlar - böylece bir sonraki nesilde onların özellikleri daha yüksek olasılıkla, daha sık görülüyor. Bu ufak özellik değişimi, kademeli olarak, durmaksızın, milyonlarca özelliğin yarattığı karmakarışık bir ağ içerisinde değişiyor ve türler yepyeni görünümler kazanabiliyorlar. Bir yerden sonra "Yeni bir tür oluştu." diyoruz. 🙂
Canlıların canlı kalma isteği de, tıpkı @cemerel'in bahsettiği gibi: Aslında böyle bir "istek", canlılığın yapısında olan bir şey değil. Hatta bu özelliğe sahip olmayan her şeye "cansız" diyoruz tanım gereği. 🙂 Ancak bir cansız molekül kombinasyonu, bünyesinde ürettiği enerji ile entropi artışına lokal ve geçici olarak karşı koyuyorsa, buna "canlı" diyoruz. Canlılık, bir çeşit (ve oldukça ilgi çekici bir) cansızlık formu olarak görülebilir yani.
@alipektas Haha çok iyi ya. 😂