Walter Wallet cüzdan/kartlık incelemesi

Bugünün inceleme ürünü, bir cüzdan/kartlık. Bir cüzdan mı ya da bir kartlık mı demek yerinde olur, hâlâ karar verebilmiş değilim. Niçin yeni bir “cüzdan” arayışı içinde olduğumu anlatmakla başlamak yerinde olacak. Yaklaşık 3 yıldır kullandığım cüzdanım Matraş’ın deriden imal edilmiş oldukça çok kart gözü olan, bozuk paraları koymak için ayrı bir cebi olan, birkaç ayrı gizli bölümü olan standart bir erkek cüzdanıydı. Her şeyi içine alabiliyor ve rahatlıkla taşıyabiliyordu. Peki her şey böyle iyiyken güzelken nereden çıktı bu yeni cüzdan sevdası? Hemen anlatayım efendim: Kabaydı, büyüktü ve en önemlisi, popomu acıtıyordu. Sadece otururken değil, yürürken bile acıtıyordu. İçine aldığı kartlarla, paralarla, ıvır zıvırlarla o kadar çok kalınlaşmıştı ki, pantolonun arka cebinde taşımak benim için adeta bir işkence halini alıyordu. Pantolonun ön cebinde ise, neredeyse 4 tane iPhone 5’i üst üste koymuş kadar bir şişkinlik yaratıyordu. Tüm bu sebepler yeni bir cüzdan/kartlık arayışı içine girmeme sebep oldu.

Walter Wallet

Piyasada alternatif oldukça fazlaydı. Standart deri cüzdanlar, deri kartlıklar, plastik kartlıklar, boyut boyut, şekil şekil ve en önemlisi de fiyat skalası olarak her bütçeye gelemeyecek biçimlerde. Araştırmalarıma sadece Türkiye odaklı değil yurt dışını da işin içine katarak devam ettim. Uzun arayışlar sonucu ulaştığım sonuç: Walter Wallet. İlk olarak Walter Wallet’ın temel özelliklerine değinelim sonra bir son kullanıcı olarak tecrübelerimi de aktaracağım.

Walter Wallet kutu içeriği

Özelliklerden önce hemencik kutu içeriğine bakalım: Kartondan Walter Wallet boyutunda bir kutu, Walter Wallet ve kartondan bir kullanım kılavuzu. Hepsi bu, fazlasına da gerek yok inanın.

Genel özellikler

Ürünün hammaddesi plastik. Ama plastik derken ikinci sınıf plastikleri kastetmiyorum. Gayet sağlam, kırılmayacak kalınlıkta, esneme payına sahip olan bir plastik. Ha tabii bir de alüminyum seçeneği var ama plastik olanı daha çok beğendiğimi söylemeliyim.

6 farklı renk seçeneği var. Siyah, lacivert, kahverengi, kırmızı, yeşil ve beyaz. Ama tabii biz erkeklerin renk bakış açısıyla böyle. Yoksa renklere de ilginç isimler vermişler: Way black, true blue, paper brown, jet red, bright white ve fresh mint. Benim sahip olduğum ürün: mavi (true blue) renkte.

Walter Wallet ile 7 farklı kartı yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Ama kabartmasız 7 kart. Öteki türlü ne yazık ki 5 tane kabartmalı kartı alabiliyor. Kombinasyonları şu şekilde çoğaltabiliriz: 3 kabartmalı + 3 kabartmasız kart, 2 kabartmalı + 4 kabartmasız kart şeklinde.

Walter Wallet'la iki haftalık tecrübe, tasarım ve fiyat başlıkları için bloguma gidip incelemenin devamını okuyabilirsiniz →

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 8

WD Elements 1 TB 2.5″ taşınabilir disk

Western Digital’in Elements serisinden bir harici taşınabilir disk. 2,5 inç boyutlarında ve ağırlığı da yaklaşık olarak 200 gr. Boyutlarının ve ağırlığının getirmiş olduğu özellikler sayesinde taşınması da gayet kolay. Gerek kalitesi gerekse fiyatıyla kullanıcılar tarafından oldukça tercih edilen bir model. (Model: WDBPCK0010BBK-ESSN)

USB 3.0 bağlantı noktasının bulunması, USB 3 girişi olan bilgisayarla hız açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Aynı zamanda bu port, USB 2.0′a destek veriyor ve USB 3 girişi olmayan bilgisayarlarla da uyumlu çalışıyor. Tak ve çalıştır (plug and play) mantığı var. Kutu içerisinde gelen USB 3.0 kabloyu diske takıp bilgisayara bağlayınca normal bir USB bellekmiş gibi görüyor. Ürünün yanında ise herhangi bir yazılım verilmiyor.

Kutuya değinmişken içinden neler çıktığını belirtelim: hızlı kullanım kılavuzu, garanti belgesi, USB 3.0 kablosu ve harici disk. Diskin zarar görmemesi için kutu içinde sert kartonumsu bir yapı onu koruyor.

Harici taşınabilir diskin genel görünümü bu şekilde. Yan taraflar parlak, üst ve alt taraflar ise mat. Tasarımı ise oldukça şık gözüküyor. Üst tarafta tam ortada ise, Western Digital’in logosu yer alıyor. Gördüğünüz gibi USB 3.0 portunun yanında bir de ışık mevcut. Bilgisayara bağladığınızda, diskin çalıştığına dair bu ışık beyaz şekilde yanıyor.

Kasası her ne kadar plastik olsa da, sağlamlık hissiyatı veriyor. Hiçbir şekilde gacır gucur etmiyor. Ayrıca diski fiziksel olarak açabilmek için dışarıda vidadır falan, hiçbir şey yok.

Avuçiçine rahatlıkla sığıyor. Ayrıca ceket iç ceplerine de kolayca girebiliyor. Hatta biraz zorlarsak, büyük gömlek ceplerine de girecek şekilde, ama tabii kim gömlek cebinde harici disk taşımak ister?

Son olarak, harici disk alırken en önemli kriter olan okuma/yazma hızlarına değinelim. Üç farklı program ile denetleyeceğiz. Çünkü bu yazılımlar, birbirlerinden farklı sonuçlar verebiliyor. Bu değerleriyle birbirleriyle karşılaştırarak en mantıklı sonuçlara ulaşıyoruz.

CrystalDiskMark: USB 3.0 > okuma: 92 MB/s – yazma: 91 MB/s
ATTO Disk Benchmark: USB 3.0 > okuma: 86 MB/s – yazma: 84 MB/s
HD Tune: USB 3.0 > okuma: 72 MB/s – yazma: 88 MB/s

Eğer bilgisayarınızda USB 3.0 desteği ve girişi bulunuyorsa, WD Elements’in hızı yeterince işinizi görecektir.

Fiyat açısından ise diğer rakiplerine göre iyi sayılabilecek bir noktada. Şu an (19 Mayıs 2013) fiyatı -arayıp da en ucuzunu bulduğum yerde- 159 lira. Bu özellikte bir taşınabilir disk için fiyatı fena sayılmaz. Tasarım, performans ve dayanıklılık unsurlarını bir araya getirdiğimizde bu disk, pek çok kullanıcının işlerini kolayca yerine getirebilecektir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

ASUS UX32VD ultrabook

5 yıllık masaüstü bilgisayarımın -neredeyse- parçalanmasıyla birlikte yeni bi’ bilgisayar arayışına girmiştim. Tabii tercihim dizüstü olacaktı. Taşınabilir güzel bir şeye ihtiyacım vardı. Hemen arayış içerisine koyuldum. Gerek forumlarda okuduğum incelemeler gerekse bizzat gidip teknomarkette kurcalamamın verdiği kanaatle ASUS’ta karar kıldım. Tam olarak modeli, UX32VD – R3014.

Ultrabook denen sınıfa ait. Bildiğiniz dizüstü bilgisayar; farkı tasarımı ve ağırlığı sadece. Yenice bilgisayar alacaklar veya bu ürünü merak edenler için kısa bir inceleme fena olmaz. Teknik özelliklerinin yanında kişisel yorumlarıma da yer vereceğim. İlk olarak kabataslak, teknik özelliklerine ASUS’un resmi sayfasından göz atabilirsiniz.

Ürünün en çok vurgu yaptığı şey, tasarım ve taşınabilirlik. Bunları ön plana çıkarırken diğer özellikleri es geçmemişler, meraklanmayın. Hepsine bir aylık UX32VD kullanıcısı olarak değineceğim.

İşlemci ile başlayalım: Intel’in 3. nesil i5 işlemcisini kullanıyor. Tam modeli 3317U. 1.7 GHz hızında çalışıyor. Bu rakam bi’ çoğunuz için düşük gelebilir. Fakat gerçekte 2 sanalda da 4 çekirdekli bir işlemci olduğunu unutmayın. Ayrıca Intel’in Turbo Boost adını verdiği teknolojiyle ihtiyaç duyulan zamanlarda kendiliğinden 2.6 GHz‘a kadar çıkabiliyor. Ben yaklaşık bir aylık kullanımımda bir sorun yaşamadım. Gayet hızlıydı.

Ekran ve ekran kartı derseniz, öncelikle işlemciyle bütünleşik olan HD4000 grafik kartı var ama bu çoğunuza yetmeyecektir. Bir de yanında nVidia‘nın GT 620M ekran kartı var, 1GB. Bu ekran kartı başlangıç ve orta seviye oyunlar için, hatta ileri seviye oyunları temel ayarlarda oynamak için yeterince iyi sayılabilecek bir kart. Ekranımız 13,3 inç. Bu benim için büyük nimet, taşınabilirlik açısından çok iyi. Haa, başta alışamadım ben mesela. Çünkü 21 inç koca ekrandan 13,3 inç ekrana geçince insan afallıyor tabii doğal haliyle ama zamanla alışıyorsunuz. 1366*768 piksel. 13,3 inç bu oran ideal bir oran diyebilirim. Yani pikselleri öyle fazla fark edemiyorsunuz, tabii ekranın içine girmezseniz.

İşletim sistemi, Windows 8 olarak geliyor. Tamam, en son çıkan, eyvallah da, sanki olmamış gibi bu. Ne bileyim bir aydan beridir kullanıyorum hala tam olarak alışamadım, mesela hala Başlat ögesinin eksikliğini çekiyorum. Bu işletim sistemi bilgisayarlardan çok dokunmatik ekranlı tabletler için yapılmış sanki, öyle bir havası var.

Bellek (RAM), 6 GB olarak geliyor. 2 GB’ı anakart üzerine gömülü yani değiştiremiyorsunuz ama 4 GB olan kısım değiştirilebiliyor. O 4 GB yerine 8′lik bellek alıp takabilirsiniz. Gerek var mı derseniz, bence yok. Şu ana kadar RAM kullanımında en fazla üç küsürleri gördüm. İleride olur da şartlar gerektirirse en azından yapabileceğim bir şeyler var, bu iyi bir şey. Ayrıca çoğu dizüstünün aksine çalışma frekansı da 1600 MHz. Piyasada hala 800 MHz belleğe sahip dizüstüler olduğunu düşünün bir de! DDR3 olduğunu söylemeye gerek bile duymuyorum.

Depolama, 500 GB disk vermişler. Aslında bu bana biraz az geldi ne yalan söyleyeyim. En azından 750 GB yapsana arkadaş! Bir de 24 GB SSD var ama adam akıllı kullanamıyoruz onu. Sistem kullanıyor, uyku modundan hızlıca uyanmak cart curt için falan. 5400 RPM hızında. Bu da 7200 RPM olsa iyi olacaktı.

Bağlantı noktaları, 3 tane USB 3.0 girişi, HDMI girişi, mini VGA girişi, kulaklık/mikrofon girişi, MMC/SD kart okuyucu.

Ses konusu da iyi, Bang & Olufsen IyCEpower adlı bi’ teknolojiyi barındıran hoparlörler var. Sesin yüksekliği falan tatminkar düzeyde, ayrıca berrak bi’ çıkış var.

Ağırlık/boyut, en iddialı olduğu konulardan. 1,45 kg sadece. Her yere dilediğinizce götürebilirsiniz. Boyutları da 325 x 223 x 5.5 ~18 mm. Cihaz ince, bildiğiniz ipince.

Aksesuarlar, yanında şık bir kılıf bir nevi taşıma çantası veriyorlar. İnternete kabloyla bağlananlar için bir adaptör, şarj etmek için adaptör, mini VGA adaptörü, kullanım kılavuzu, Windows 8 kılavuzu…

En çok hoşuma giden noktalar, klavyesinin ışıklandırmalı olması. Macbooklardan alıştığımız bu olay gerçekten büyük nimet. Hele benim gibi geceleri ışıksız ortamlarda çalışıyorsanız on numara bi’ şey ışıklandırmalı klavye. Dokunmatik fare yüzeyi (touchpad) çok hassas. Çoklu dokunma desteklediği için, günümüzdeki akıllı telefonların ekranı gibi düşünebilirsiniz. Ağırlığı, inceliği, dış yüzeyi… Alüminyum dış yüzey cihaza ayrı bir hava katıyor.

Hoşuma gitmeyen noktalar, gerçi dizüstülerinden çoğunda yok ama ben dizüstümün ekranının sonuna kadar açılmasın yani klavye ile aynı hizaya gelmesini isterdim. Bazen gerekli oluyor. Hafıza kartı okuyucusu yalnızca SD, MMC okuyor. Halbuki Memory Stick Pro Duo okumasını da beklerdim, tabii diğer kartları da. Çabuk toz kapıyor, buna bi’ çare bulmalı! Haftada bir silesim tutuyor.

Bilmeyenler için de belirteyim, cihaz optik (DVD falan) sürücü yok. Ultrabooklarda zaten olmuyor, ayrıca olsa da bu kadar ince bir alete sığmazdı sanırım.

Aklınıza takılan bir şey olursa yorum olarak sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıtlamaya çalışırım. (http://www.biadam.net/asus-ultrabook-ux32vd-incelemesi/)

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 11

Sandisk Sansa Clip+

Sansa Clip+, Sandisk tarafından 31 Ağustos 2009′da duyurulan müzikçalar. Açıkçası Sandisk’in bu piyasa da olduğundan haberim yoktu, çoğu okuyan gibi. Müzikçalar ihtiyacım için arayış içerisine girdiğim vakitlerde bakmadığım araştırmadığım marka/model kalmadı. Sonunda Sansa Clip+ (Sansa Clip Plus) modelinde karar kıldım.

Kısaca özelliklerine bakacak olursak:

- 2, 4 veya 8 GB bellek: Alacak olursanız en aşağı 4 GB’lık modeli tavsiye ederim. Ama yine de karar size kalmış, sonuçta belleği arttırabiliyorsunuz.
- microSD kart yuvası: 32 GB’a kadar destekliyor. Muhtemelen 64′ü de destekleyecektir, bu da tüm müzik arşivinize küçücük bir cihaza sığdırmak demek.
- 1″ (inç) ekran boyutu: Ekran küçükmüş gibi gelmesin gözünüze. Bu boyutlarda bir müzikçalar için oldukça ideal ve kullanışlı.
- 15 saate kadar dayanan pil ömrü: Bunu henüz test etme imkanım olmadı ama okuduğum incelemelerde 15 saatten de fazla gittiği yönünde kullanıcı yorumları var.
- Radyo: Dijital FM alıcısı var ve çekim gücü gayet iyi. Benim gibi radyosuz yapamayanlar için bir artı.
- Dahili mikrofon (ses kaydı için): Deneme amaçlı yapmış olduğum birkaç kayıtta tahminimin de üstünde berrak bir kayıt oldu. Sesimi gayet net almış ve neredeyse pürüzsüz bir şekilde kaydetmiş.

Desteklediği dosya biçimleri: MP3, WMA, WAV, OGG, FLAC ve dahası…

Şimdi kullandığım zaman dilimi içindeki deneyimlerime gelecek olursak:

Öncelikle ses kalitesine değineyim. Oldukça iyi ve tatminkar. Bu kadar küçük aletten nasıl böylesine iyi bir ses çıkar diye düşünüyor insan. Sesin kalitesi yanında yüksekliği de önemli. Çoğu müzikçalarda olan sesin yükseldikçe patlaması sorunu yok. Tabii bu sesi yakalayabilmek için güzel bir kulaklık şart. Kulaklık demişkten yanında verdikleri kulaklık fazla iyi değil. Bu yüzden başka bir kulaklıkla kullanmanızı tavsiye ediyorum. Ekolayzırını keyfinize göre ayarlayabiliyorsunuz.

Tasarım açısından gayet hoş gözüküyor. Tabii bu zevk meselesi ama, çoğunuzun beğeneceğine eminim. Yan taraflarında ses kısıp/açma tuşları da mevcut. Cihazın sağ tarafında 3,5 mm kulaklık girişi ile microSD kart girişi, sol tarafında da microUSB girişi mevcut. Üst tarafta açma/kapama tuşu var. Tuşları küçük gibi gözükmesine rağmen parmakları büyük olan insanların bile rahat kullanabileceği şekilde tasarlanmış. Taşınabilirlik açısından da bundan öte bir cihaz yok diyebilirim. Gözünüzde bir kibrit kutusunu canlandırın. O kibrit kutusundan da daha küçük bir müzikçalar hayal edin. İşte o hayalinizde cihaz şu an kullanmakta olduğum cihaz. Ağırlığı 24,09 gram. Bir de arka tarafında klips var.

Türkçe dil seçeneği mevcut. Başlangıçta cihazı ilk açtığınızda veya daha sonra, ayarlar menüsünden seçebilirsiniz.

Kutusundan çıkanlar: Sansa Clip+, Sansa standart kulaklık, microUSB kablo (şarj etmek için), hızlı başlangıç kılavuzu (İngilizce ve İtalyanca), kurulum CD’si, 10 $’lık emusic.com kartı (Türkiye’de geçmiyor maalesef).

Fiyat/performans açısından bundan daha iyisi şu an için yok. Ben ürünü amazon’dan 29 dolara aldım. Türkiye’de garantili satan bir yer yok. Yaklaşık 3 haftada elimde oldu. Şimdilik gayet memnunum. Cihaza gelir gelmez güncelleme de yaptım, misler gibi…

Şimdilik diyeceklerim bu kadar, merak ettiğiniz bir şey olursa yorum yazarak sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıtlamaya çalışırım. (http://www.biadam.net/sandisk-sansa-clip-plus-incelemesi/)

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 16

Sony MH650c kulaklık

Uzun süren kulaklık arayışlarımın neticesi, Sony MH650c. Bu kulaklık Xperia serisi Sony telefonlarla bir gelen kulaklık, o yüzden oldukça gözardı edilen bir model. Bu kulaklığa sahip olmak için illa ki, Sony telefon almamıza gerek yok tabii. eBay üzerinde satan birçok satıcı mevcut.

Standart 3.5 mm girişli kulaklıklardan. Kulakiçi denilen türden. Yani kulaklığın kulağınızda durabilmesi için, kulağınızın iç kısmına biraz girmesi hatta sıkışması gerekiyor. İlk başlarda kulakiçi kulaklığı alışmayan ben için oldukça sıkıntılı bir durumdu bu. Kulaklık sürekli kulağımdan düşüyor, bir türlü yerinde durmuyordu. Ama zamanla o sorun da halloluyor.

Tasarımı ise oldukça sade ve basit. Kulaklığın baş kısmının dış tarafı piano black denilen parlak siyah iç tarafı ise mat siyah. Jack denen bağlantı kısmı L şeklinde yani düz değil. Bunun avantajı kabloyu az buçuk katlayarak kullananlar için kablo ömrünü biraz da olsa uzatması.

Kulaklıkta mikrofon da yer alıyor. Cep telefonunuzla kullanmak isterseniz işinize yarayacak bir şey. Kulaklığın yanında 3 adet de başlık çıkıyor, kulağınızın içinin büyüklüğüne göre küçük, orta ve büyük boy olarak. Kablosu vs. plastikten ama öyle dandik sayılamayacak plastikten. Ürünün üretildiği yer ise, tahmin ettiğiniz üzere Çin.

Ses kalitesine gelecek olursak, oldukça tatminkar olduğunu söyleyebilirim. Hani bazı kulaklar vardır ya bassın bol olduğu şarkılarda iyidir ya da tizin bol olduğu şarkılarda iyidir. Sony M650c’de olay tamamen farklı. Deneme amacıyla Rammstein’in Du Hast, Ich Will gibi şarkılarıyla tecrübe ettim ki, bass işini gerçekten iyi beceriyor bu kulaklık. Tiz ya da daha doğru bir ifadeyle sözün önplanda olduğu ses dosyaların da oldukça iyi. Ben sıklıkla podcast, sesli kitap dinleyen biriyimdir, bu açıdan beni gayet doyuruyor. Gerek berraklık gerekse ses yüksekliği fena diyemeyeceğim düzeyde.

Şikayetçi olduğum tarafları: Kulaklığın fazla harekete gelememesi. Yani mesela koşu yaparken ben bu kulaklıkla müziğimi de dinlerim diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kulaklık kulağınızda duracak gibi değil daha çok sakin, hareketsiz ortamlar için ideal. Bir de kulaklığa takılan başlıklar çok toz kapıyor. Ona çare bulamadım.

Son olarak ise fiyatını söyleyelim. Yazının başında da belirttiğim gibi yurtdışından, eBay’den aldım. Türkiye’de satılmıyor, satanlar da zaten yurtdışından alıp üstüne kârını koyup satıyorlar. Ben 7.90 $‘a satın aldım. eBay linkini veremiyorum çünkü ürün satıştan kalıp başka satıcılar tarafından sunuluyor sürekli. Siz eBay’e girip arama kutucuğuna “genuine sony mh650” yazıp aratın. Fiyat sıralamasında en ucuz olanı da alın. Tabii almadan önce satıcının puanına bakmayı unutmayın, ne olur ne olmaz.

Biricik, kıymetli ve bir o kadar akıllı müzikçalarım Sansa Clip+ ile çok uyumlu bir çift olur, güllük gülistanlık geçinip gidiyoruz. bi adam, Sony MH650c’yi şiddetle tavsiye ediyor! (http://www.biadam.net/sony-mh650c-incelemesi/)

BeğenFavori PaylaşYorum yap