Güzel bir program yapmışsınız.
Ancak kulaklarımın arayıp da duyamadığı bazı şeyler vardı. Onları da ben sayayım:
Öncelikle, modern dizel motorlarda kompresyon oranı azalmış, alt devirlerden itibaren yüksek turbo basıncı uygulanmasına izin verilmiş ve partikül üretiminde azalma sağlanabilmiştir. Sözgelimi JTD / Multijet motorlarda 16.5:1 ' e kadar inmiş, 112bg 1.6 Peugeot HDi FAP motorda 16.0:1 e inmiştir. Mazda Skyaktiv-D gibi 14.6:1 kompresyon oranlı motorları saymıyorum bile. Ve benzinli modeller ile aradaki ağırlık farkı 70kg'a kadar indi. Ve motor blokları senelerdir aluminyumdan üretiliyor ve ısınma / ısı iletme konusunda çok iyiler. -2°C sıcaklıkta bile olsa, Yol almaya başladıktan 4 dakika sonra HDi dizel motorlar ısınmasını tamamlıyor.
Ve bu motorların periyodik bakımında kullanılan yağ filtresi, motor yağı, karter tapası gibi gibi sarf ürünlerinin çok fazla bir maliyet farkı yoktur. Tabi ülkemizdeki akaryakıttan dolayı enjektörleri veya common rail pompasını bozmadığınız müddetçe fahiş bakım fiyatlarıyla karşılaşmanız mümkün olmuyor.
Mükemmeliyetçi yalanlarla kendimizi kandıramıza da gerek yok. Benzinli araçlarda hatta LPG'de bile carbon deposit meydana gelebiliyor. Hatta bunun için CGX-4 gibi LPG yakıt katkıları bile istasyonlar tarafından ekleniyor. Hatta bu katkılar yakıtın ateşleme rejimini değiştirdiği için LPG beyinlerinin arıza yapmasına sebebiyet veriyor. Ki direkt enjeksiyonlu benzinli araçlarda da benzinin içine katılan kaçak white spirit yüzünden vuruntu yüzünden piston başını delmiş olan kaç tane benzinli araç bilirim.
Kalitesiz akaryakıt her aracın ortak problemi. Ancak buna en çok mukavemet gösteren yine dizel motorlardır. Çünkü kış blendi eurodiesel bile, aşırı soğuk Avrupa şartlarında -30°C sıcaklıkta 18cSt viskoziteye kadar kalınlaşmaktadır ve buna rağmen herhangi bir ısıtma tertibatı olmadan sadece enjektör ısıtıcılarıyla rahatlıkla yakılabilmektedir. Motor ısınınca sorunsuz bir şekilde dizel araçlar kışın yol alabilmektedir. Yani enjektör tertibatı çok kalın yağları bile kolayca atomize edebilmektedir.
Bu durum, bazı uyanık istasyonların hile yapmasını kolaylaştırıyor. Çok soğuk olmayan illerde bazı istasyonların dizelin içine karıştırdıkları 5cSt'lik, 10cSt'lik yüksek kükürtlü baz yağlarda bile araçlar kilometrelerce sorun olmadan gidebilmekteler. (Normal dizel yakıtı ise 40 °C sıcaklıkta 1.9 - 2.4cSt anma viskoziteye sahiptir.) Hileli akaryakıta rağmen araçlar yine de yoluna devam etmekte. Yani İstanbul,Çanakkale,Balıkesir,İzmir,Antalya,İçel,Adana gibi illerin birindeyseniz, yüksek ihtimalle istasyonlardan hileli akaryakıt almış ve farkında olmadan 10 numara yağ katkılı karışımları yakmış bile olabilirsiniz. Dizel bu kadar nazlı olsaydı bu illerde bir tane sağlam dizel otomobil kalmaması lazımdı.
Not : Motor çalıştığı süre boyunca turboyu yavaş da olsa döndürmeye devam eder. Bu yüzden aşırı devirli kullanmadığınız sürece ya da turbolu aracınız bir Lancer Evo 9 falan değilse turbo timer ile zaman sayıp, rölantide turbonun yavaşlamasını beklemek zorunda değilsiniz. Ki her halükarda siz kontağı kapattığınızda turbo hala dönmeye devam edecektir. Bu yüzden KKK,IHI gibi bir çok üretici, Turboşarj ünitelerini bilyalı yatak ile donatmıştır. Yoksa her önüne gelen dizel arabanın turboyu bozması, dizelin değil bu kadar popüler olmak, adının bile kalmaması lazımdı.
Saygılar
Zenfone 5 için konuşacak olursam, arkadaki kamera iş görse de (turbo çekim çok güzel) öndeki VGA kamera tam bir vukuat. VGA yazdığına bakmayın, çekim kalitesi 10 yıl önce her yerde satılan QCIF/ QVGA Web kameralarının çekim kalitesine denk. Çekim hızı (Framerate) ise ayrı facia. Telekonferans bile zar zor yapılır.
Ancak oyun oynayıp, belli aplikasyonları çalıştırmak ve günü kurtarmak için güzel bir telefon. Atom SoC, uygulamaların hakkını veriyor.