Tek kelime ile, özledim...
İlk makinam ve ilk aşkımı özledim...
Karanlık odaları özledim....
Film banyosunun o iğrenç kokusunu bile özledim...
Karanlık odada sıfır ışıkta herşeyi görmeye başladığımı farkettiğim o ilk anı yaşadığım zamanlarımı özledim...
Kendi filmimi yıkayıp tab etmeyi ve sonra da karşısına geçip bir güzel keyif çayı içmeyi özledim...
Ama en çok da, O deklanşöre her bastığımda içimi titreten o sesi özledim...
makinadaki ve cebimdeki filmlerin kare hesabını yapıp çekeceğim kareleri israf etmemeyi özledim...
Teknoloji çok değişti. Benim çocukluğumda hayal olan şeyler şimdi çok sıradan. Artık kareyi çektikten sonra acaba nasıl çıktı diye günlerce yada saatlerce bekleyip karanlık odadan çıkacak sonucu görünce basan heyecanla karışık mutluluk duygusunun cenazesi kalkmış bile çoktan...
Fotoğraf kağıdının ise esamesi okunmuyor. Halbuki en az 100 sene ömrü olduğu halde. Hangi HDD yada Hangi CD DVD yada adı hangi iğrenç harflerle ifade edilen şey, bir annenin sararmış gülümsemesini ölümsüzlüğe ulaştırabilecek ki acaba?..
Yada hangi bilgisayar ekranı Çektiğin diayı projektörle yansıtırken ki detayı ve mutluluğu verecek...
Hangi İnkjet yada Photo Printer agrandizör de pozlama yaparken o filtrelerin sıra ile geçişindeki rengarenk karnaval hissini yaşatabilecek...
Yada kim bilir kaç kuşak, artık bu tadların kokularını bile bilmeden büyüyecek...
Barış Özkök
21 06 2014
Yukarıdaki yazı bugün bir izleyicimizin sorusu üzerine bende canlanan duygular sonucu yazılmıştır. Bunu Basçek de Fotoğrafçılığın tozlu rafları bölümlerinin ön hazırlığı olarak da alabilirsiniz 🙂 Sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yorumlarınızı bekliyorum...
@gamsizm

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Hasan Alp İNAN @hainan

    Dijital fotoğrafçılığa geçiş, fotoğrafçılığın en önemli duygusal hissi olan "Acaba nasıl bir fotoğraf çektim?" sorusunu içimizden sorarak merakla beklediğimiz o anları yok etmiştir. Önceden kaç kare pozum daha kaldı? diye merak ederken, şu an bunu düşünmeden rastgele fotoğraf çeker hâle gelindi. Yani günümüzde herşeyin sorumsuzca tüketiminde olduğu gibi fotoğraf çekimlerimizde hızlı bir tüketim gibi rastgele çekilir hale gelmiştir. Artık bir çok hata fotoğraf makineleri tarafından düzeltiliyor. Hemen her şey otomatik. Film'li dönemle fotoğraf çekmenin tüm esaslarını öğreniyor, ortam şartlarına daha dikkat ediliyordu. Teknoloji gelişti ve gelişmeye devam edecek. Belki ileride fotoğrafçılık teknoloji sayesinde çok sıradan bir hâle bile dönebilir. Şu an cep telefonlarıyla biraz öyle oldu denebilir. Ama teknolojinin bir faydası oldu ki; bence önemli, çok daha fazla insan fotoğraf çekmeye başladı.

  • Fatih Kınık @fatihkinik

    Ben hiçbir zaman yaşadığım dönemim adamı olduğumu düşünmedim... Keşke çok daha önce doğsaydım dediğim çok olmuştur. yaşadığımız dönem ne kadar teknolojik ne kadar farklı olursa olsun bence insanlığımızın köreldiği dönemdir... Ve biz bu dönemde yaşayan insanlar olarak insanlık tarihinin en ŞANSSIZ insanlarıyız aslında

  • xpow3r @xpow3r

    iyide bitmiş değil ki film veya tab etmek, isteyen istediği zaman kullanabilir.

  • Çağatay @backflip

    Lisede fotoğraf dersimiz vardı, karanlık odayla orada tanışmıştım, ömrünün son anlarında yakalayabilmiştim bu fırsatı, bizden sonra o oda kapatıldı, tarihin bu son anını yakalayabildiğim için çok şanslı hissediyorum kendimi. Öğrendiğimiz bilgilerle zar zor çekebildiğimiz karelerin, o garip ama bir o kadar zevkli basım sürecine dahil olabilmek paha biçilemez bir duyguydu...

  • AYHAN BALTACIOĞLU @nightologist

    Manuel aletlerde Canon, Nikon canda ben en çok Rusların hayranıyım. Hele de şunu(Bknz: Fotoğraf) görünce daha da hayran kaldım. 🙂 Bundan 3yıl önce bu teşkilatı çok ucuz sayılabilecek bir paraya kaçırdığım günden bu yana Zenit dendi mi içim acıyor. Tozlu raflarda bu kızıl çakalı atlamazsınız umarım... 🙂

  • seramik_demlik @seramik_demlik

    Karanlık odaya girmesem bile filmli dönemin halen revaçta olduğu son yıllara yetiştim . Çekileni görememek , ne çektiğini nasıl çektiğini bilememek ve bunların merakıyla fotoğrafları tab ettirmek , fotoğrafları eline aldığında hem mutluluğu hem de hayal kırıklığını yaşamak cidden güzeldi. Hele ki o film sayısı sıkıntısı , güzel bir şeyi "hadi daha güzeli çıkarsa" diye düşünüp çekmemek ve pişman olmak .
    Bunlar işin nostaljisi tabi ama dijital dönem fotoğrafçılığı da öğrenmek isteyenler için çok daha kolay , çok daha çabuk imkanlar sağlıyor . Bunun yanında ise insanlar içinden sıyrılmayı biraz zorlaştırıyor ve aslında daha önceden belli bir kesimin elinde olan bu işi genele yayıyor . Tabi kalite her zaman kendini belli ediyor ama yinede ekstra bir uğraş gerektiriyor kaliteyi ispatlamak.
    Sonuç olarak o yıllar güzelse de bu yıllar çok daha güzel bence , yeter ki kaliteli işleri bulun onlara ulaşın .
    Bir de ricam var : Şimdi photoshop var o zaman çekiyordun iş bitiyordu diyenler için , o karanlık oda da neler yapıldığını bir zahmet anlatın 🙂

  • sinasi dantel @sinasi-dantel

    Mutlaka olmalı nereden nereye gelindiğini görmek bakış açımı olumlu etkileyecektir kendi adıma...

  • Yalçın Aydın @yalcinaydin

    Benim ilk makinem de Canon A-1 idi, çok yakışıklıydı kerata ama dağa çıkıp filmi takamdığımı, bunun farkında olmadan da bir sürü fotoğraf çektiğimi öğrenince hayal kırıklığı büyük olmuştu:) Sonrasında Canon 400D'ye geçtim ve konser fotorafçılığı merakı hayat buldu, sonra da devamı geldi zaten.

  • umutoruc @umutoruc

    Fotoğrafçılığa canon ae-1 ile 2 sene önce başladım. Hala dijital makine almadım analog ile devam ediyorum. Yeri geliyor filmi yuvasına oturtamayıp boşa çekiyorum. Yeri geliyor kalan pozlarımı daha iyi değerlendirmek adına ''o an'' ları kaçırıyorum. Yeri geliyor asa yetmeyip titrek fotoğraflar çıkıyor. ama genede o deklanşörün sesi yetiyor. Dijitale geçer miyim? Belki çok sonra 🙂
    Canon Ae-1
    Canon 135mm f/2,8
    Fujifilm 100 asa

  • eDDie @eddie

    Bende ayni makineden hala cillop gibi duruyor 😀