Ulan son zamanlarda bu ülkeden gitmeyi ciddi ciddi düşünmeye başladım. Olaylara bak lan. Özelde okulumda okuyan, bir halttan haberi olmayan "geleceğimizi", genelde de başımızdaki andaval sürüsünü görerek yaşamaktan sıkıldım. Lan şuradaki herif bana bir şey yapmaya kalkarsa kendimi savunayım, diye yanımda sustalı taşımaktan sıkıldım. Haber alamamaktan sıkıldım, cebimdeki paranın hiç bir şeye yetmemesinden sıkıldım. Kadınların yanında yöresinde yürürken lan acaba benden rahatsız oluyor mudur diye düşünmekten sıkıldım.
Mesele gitmek değil aslında. İstesem bu ay içinde giderim. Ben giderim de, ablam burada, kardeşim burada, anam babam burada, dostlarım, kardeşlerim burada. Onlar ne olacak? Hadi onları da aldım götürdüm. E amcam burada, halam, dayım, teyzem... Bunların hepsini sırtlayıp götürmem lazım. Bir noktadan sonra gitmek çözüm olmaktan çıkıyor yani. Çözüm uyanmakta. Daha bu gün, yaklaşık 1 milyon gereksiz insanı itelediler bize. Kimseden ses yok. Ben dahil, herkes klavye delikanlılığı yapıyor. Neden? Çünkü bir yerde toplanırsak ya bomba patlatırlar, ya da biber gazından boğulup ölürüz. Yani sesini çıkaran ölür. Sessiz kalan tecavüze uğrar, soyulur, yaralanır, öldürülür. Ülkede ölmek "fıtrat" oldu. Ses çıkaran dışlanır oldu.
Bu zamana kadar ben hep gelmesinler dedim. Gelmesinler abi. Benden eşşşek yüküyle vergi alıp, benim üniversiteme sınavsız giren adama asgari ücret tutarında(bilmeyenler için asgari ücret 1300 Tl, yoksulluk sınırı 4000 küsür bir şeydi.) burs verdiler. Ben veremezsiniz dedim, dayak yedim. Bu adamların İstanbul'da, Ankara'da ne işi var, yapın bir tampon bölge, yediklerini içtiklerini de kaydedin, savaş bitince de gönderin bunların geldikleri yeri yönetenlere, tahsil edin dedim. Öyle olmazmış, nasıl tahsil etsinlermiş. Ankara'da 3(üç) adet bomba patladı. Benim yürüdüğüm, bisikletle geçtiğim, çay içtiğim, su savaşı yaptığım, sevgilimle dolaştığım yerler kanla kaplandı. İlk ikisinde sorumlu bu mülteci ayağına gelenlerden çıktı.
Bilmiyorum ağalar, ben bir şey bilmiyorum artık.
Lan kocaman edit: Ekşide gördüm, adam diyor ki, Çanakkale'den geçemedikleri gün, bize geçirdiler. Rövanşı sağlam kaybettik.
Yorum yok, virgülüne kadar aynı fikirdeyim.
Gidebiliyorsan git kardeş. O kadar gitme şansın varken gitmedim, şimdi ise iki çocuğum var ve gitme işi çok zor. Gün geçtikçe daha da kötüleşecek şartlar. Geleceğe dair bir umudum kalmadı.
Gidersem ben kurtulurum. Belki ailemi de kurtarırım. Ama işte, doğduğum, büyüdüğüm, hayatı keşfettiğim yerleri bir daha görememek, benim için tetiği çekmekle eşdeğer. Kalıp düzeltmeyi tercih ediyorum o yüzden.
İnsanlari surekli gunah sevap diye oyaliyorlar. Adam ölüyor, şehit oluyor diyorlar. Vatan ugruna değil, bok yoluna giden adamin ailesine gurur duyduruyorlar. Surekli adam ölüyor, 10 yildir ne vatan kurtuldu ne de analarin gözyaşları dindi. Sonumuz pek hayırlı gözükmüyor.
Bunlar diyorlar ki, şehit de şehit. Birisi çıksa baksa İslam dininin şehit tanımına, diyecek ki bunlar şehit falan değil, ne ayaksınız lan siz diye.Yok anasını satayım. Ya ben önceki dönemleri bilmiyorum. Ama anlatılanlardan anladığım kadarıyla, ne zaman ülke boka batsa, asker çıkarmış. Bazen asker de tam çıkaramamış. Sonuçta son 10 senedir, boka giderek batıyoruz. Ya çok esaslı bir seçim olacak, ya da halk dışındaki bir etken işleri değiştirecek. Bu asker olabilir, avrupa olabilir, baştaki bazı insanların ölmesiyle olabilir. Ama bu bok çukurundan bir şekilde çıkacağız. Ama çıkana kadar da bokun içine ne kadar gireceğimiz önemli.
Şu an, ülkenin başına geçebilecek bi adam yok. Kötünün iyisi bile yok.
Bu sürünün başına çoban niyetine bir değil bin tane Atatürk gelse yine boş yine boş. Meeeee...
Bi tane daha gelse yeter. Yurtta barış, dünyada barış ile yola çıkıp, tüm komşularıyla düşman olan tek ülke biziz diye düşünüyorum. @serhatsoylemez
Daha 100 sene geçmeden biz bir tanesinin mirasına sahip çıkamadık. Sence bir tane daha kurtarıcıyı hak ediyor muyuz? @down
Bunu söylemek zor ama, hayır etmiyoruz. Yok lan, aslında ediyoruz. Ülkede 35-40 milyon insan bir şeylerin yanlış olduğunun farkında. Onlar kurtulsa yeter. @serhatsoylemez
biz artık kayıp nesil gibiyiz. bizden sonrakiler bize sövsün diye yaşıyoruz. inşallah ileride çoluğumuz çocuğumuz bu yaşadığımız rezil dönemi öğrenirken bize çok sövmezler.
Şöyle söyleyeyim;
Beni yakından tanıyanlar bilir, küfür benim için nokta gibidir. Ama bir edep de vardır mesela. İşte gelecek nesiller bize söverken o edep olmayacak.
Tüm bu suçların asıl sahibi bu ülkeye demokrasiyi getiren kişinindir. Eğitimsiz bir kitle ile demokrasiye geçmeye kalkar isen sonuç bu olur.
Ülkedeki tembelliği zaten ört pas etmenin yolu bulunmuş. Gavurlar gelişmemizi istemiyormuş. Zamanında yapılan antlaşmalar bizi bağlıyormuş vs. Bu cahillik değildir cahil bilgisiz kişiye denir. Bu kitle bildiğin çok bilmiş ayağına yatıp halbuki bir pok bilmiyor. Düşünme yetisini kaybeden bir toplulukta yaşıyoruz. Kısa keseyim banlanmaya doğru gidiyorum yoksa.
Gitmeyi hiçbir zaman çözüm olarak görmemişimdir. Birinci nedeni tarih, ikinci nedeni ise bahsettiğiniz yakın akrabalık meselesi : Tarihsel olarak : Bu toprakların kolay alınmadığını, kolay korunmadığını, ve kolay geri alınmadığını hepimiz biliyoruz. Bu vatan için canını vermiş onca insanı yok sayıp da "ülke b*ka sardı gidiyom ben yaa" diyemem. Eğer vatanımı seviyorsam, vatanı terk etmem. Turistik olarak başka ülkelere giderim tabii ki, ancak temelli ya da uzun süreli terk edemem.
----------
İkinci konu : Aile. Ailem benim için çok değerlidir. Ailemi bırakıp hiçbir yere gidemem. Özellikle annem benimle gelmezse beni hiçbir güç göçe zorlayamaz. Bunu ana kuzuluğu olarak görmeyin. O ergenlik konularını açmayın. Bazı istisnalar hariç neredeyse hepimizin annesi göz nuru. Onun yanında tekrar bahsettiğiniz gibi arkadaşlar, yakın dost-akrabalar. Hepsi burada. Hiçbiri de sırf sizin için yurtdışına hayatta gelmez. Haklılar da. Dostlarımızı, bizi sevenleri öylece yüzüstü bırakıp gidemeyiz, olmaz.
----------
Bir konu daha var. Bu devlet farklı görüşlü insanlara sahip olmak zorunda. Eğer farklı görüşte olan insanlar, bizler bu ülkeyi terk edersek tek görüş kalır. Bu normalde çok iyi bir şey gibi ama aslında hiç de iyi birşey değildir. Bunu siyaset için de, ticaret için de söyleyebilirim. Rekabet, muhalefet her yerde lazımdır. Olması şarttır. Yani, ikincil-üçüncül ve dahası olan bizler yok olursak, birinci görüşün hiçbir anlamı kalmaz, yok olur gider.
----------
Ülkeyi terk etmek, buradan gitmek hiçbir zaman çözüm olmayacak, bunu düşün kardeşim. Yurtdışında maddi olarak belki çok rahat olacaksın, her istediğini yapacaksın, ama değecek mi ? Değmeyecek, kesinlikle. Sen ne kadar yurtdışıda olsan yine burada yapacaklarını orada da yapacaksın, sövdüğün insanlara yine sövecek, övdüğün insanları yine öveceksin. Vatanı yüzüstü bırakmaya gerek yok, vatan hala duruyorsa sizler veya bizler gibi insanlar sayesinde var. Kendi içinde tut görüşlerini, elbet bir gün hiç kimsenin beyni, vicdanı bunu kaldıramayacak ve herkes bunları kusacak. O zaman umarım biz de orada oluruz 😉
Ulan var ya. Seviyorum lan seni. Sırf senin gibi insanlar hala var diye bekliyorum, belki bir mucize olur diye.
Tek çare bekleyip olayların nasıl gelişeceğini görmek. Ama fazla beklersek bozulur, herşey çöpe gider. Ama beklemekten başka çözüm yok. Umarım bahsettiğin mucize olur da kurtuluruz.
@oxygen Muhalefeti sadece siyasi parti bazında düşünme. Muhalefet dediğim şey farklı görüş demek.
Ben gitmek cozum dedim ve gittim. Bir kere yasayacagiz ve bunu comar&sakirtlerle gecirme istegim yok. Kalanlara sabir diliyorum