PC bileşenleri söz konusu olduğunda, ürünü satın aldığım Türk mağazasını hiç devreye sokmadan direk üretici ile iletişim kurarak RMA süreçlerini işletiyorum. Tabii ucuz yollu parçalar dışında. Nokia'ya yalvardım bu telefonu TR'de işleme koymayın diye. Elimiz kolumuz bağlı tek yolu Teleservis dediler. Nokia müşteri hizmetlerine Teleservis ile çalıştıkları sürece bu güzel telefonları kullanmak istemediğimizi belirten bilgilendirmeler yaparsak belki mesafe kaydedebiliriz.
Bu arada bugün KVK'da satış bürosunda idareciliğe yeni terfi etmiş birisiyle tanıştım. Ona sorduğum sorulara samimiyetle cevap verdi. SAtışta olduğu için hiçbir eleştiriyi üzerine alınmadığından rahatça konuştuk her şeyi. Aslında ona soru sormaktan ziyade iddialarımı ilettim itiraz etmedi diyebiliriz.
1- Türkiye'deki servis hizmeti veren firmaların insan kaynakları, 3 açıdan yetersiz:
- Yetersiz teknik personel sayısı
- Personelin çalışma şartları
- Personelin alan bilgisi yetersizliği
Bunlara Türkiye'de satış sonrasının kapkaççı bir mantıkla yönetilmesini eklediğinizde tadından yenmiyor. Servise gelen cihazın sayısını Tsunami, bu şiddeti göğüslemeye çalışan personel sayısı bırakın dalgayı rüzgarla devrilecek kadar yetersiz. Hem çok kazanmıyorlar hem de olması gerekenden 4 - 5 kat daha az sayıda istihdam edilmişler.
2- Bu kar odaklı minimum maliyetli yapılanma, haddini aşmış işlerin altından elbet kalkamıyor. İşin altından kalkamamak şirketin zaten maliyet ve istihdam politikasının sonucu. İşin en hafif tabiriyle puştluklarına odaklanarak mevcut şartları değiştirmeden iş bitirmeye çalışıyorlar. Bazen çalışanlar, çoğu zaman yönetimin direktifleri ile Türk işi çözümler üretiliyor:
- Gelen ürünün 20 iş gününde tamir veya değişiminin yapılamayacağı ortaya çıkınca (çıkmasına gerek yok aşikar), özellikle de il dışı teslimlerde ürün tamir edilmeden müşteriye gönderiliyor. Müşteri "tamir edilmiş" ürününü kullandıkça - kullandığı anda sorunun çözülmediğini anlayıp basıyor kalayı. Firmanın karnı geniş. Ne yaptığını zaten biliyor. Yediği zılgıt zaten işlemiyor o geniş mezhebine... Tamam diyor tekrar gönderin. Bu sayede aynı ürün için zaman kazanılmış olunmuyor çünkü kayıt altına alınınca aslında o üründen daha sonra servise gelmiş ürünlerin iş sırasının arkasına düşüyor ama Allah büyüktür ya, yardım eder Müslümana...
- Olay tamamen Teleservis firmasının üreticiyle yapmış olduğu anlaşmada garanti ettiği çözüm hızı ve kapasitesini asla karşılamayacak donanımını ört bas etmek. Düşünün ki Teleservis 7 firmanın telefonunu garanti kapsamında tamir etmek için sözleşme imzalamış, dünya kadar söz vermiş ama maksimum kar için miinimum maliyet adına insan kaynaklarının sayısını ve eğitimini minimum düzeyde tutmuş. Teknik personel kürek mahkumu gibi ama sonuçta mesaisinde mümkün olduğunca hızlı olabilmek adına kendince "dahiyane" yöntemler üretiyor firma politikası ile eş güdümlü.
- Olayın kilit noktalarından biri, Üreticinin Türkiye'de satış sonrası hizmeti Türkiye içinde vermesi zorunluluğu. Yoksa maliyet ve kendi servis yükü artıyor. E tabii Teleservis ve benzer firmalar bunun farkında. Yani mesele hizmet değil. Sadece güç / mecburiyet / kazanç üzerine kurulu. Servis firmaları yasal iş günü aşımı yüzünden üretici firmaya açıklayacak hiçbir sözcük kuramaz. Çünkü ortada bağlayıcı ve şartları kesin olan bir sözleşme var. En kritik nokta da bu. Bundan dolayı tamir görmemiş bir sürü ürün tamir görmüş ayağına müşteriye gönderiliyor.
Daha yazacak çok şey var ama bende vakit yok. Özetle, telefonda arıza olursa bu işi kargo yoluyla değil, bir şekilde elden teslim ile sürdürmek lazım. Servisten telefonu almaya gittiğinizde tamir görüp görmediğinden emin olmadan, değişen bir parça varsa ve bu özellikle de anakart ise, değişimin sağlam - sıfır bir parça ile sağlandığını hem servis hem de üretici üzerinden belgelenmesini sağlamak lazım.
Her zaman söylediğim bir şey var. Fİrmalar iyi hizmet vermek için aklı başında müşteriye en hafif tabiriyle köpek gibi muhtaçlar. En basitinden şöyle bir örnek vereyim. Turkcell bana diyor ki, çözüm merkezimiz hakkında şikayette bulunabilmenizi sağlayacak bir prosedür yok. Ben de "O zaman bu prosedürün olmayışını şikayet ediyorum, buna da engel olabilecek misiniz?" Yaklaşık 1 ay boyunca sevdiklerimden daha fazla Turkcell çalışanları ile görüşüyorum ancak çözüme kavuşuyorum. Şimdi bendeniz İstanbul'daki arkadaşım vasıtası ile telefonu elden teslim aldıracağım ve teslim almadan önce yaklaşık 30 - 40 dakika kurcalatıp sorunun kesin çözümünün sağlanıp sağlanmadığından emin olacağım. Çünkü dokunmatik en fazla 3 - 4 dk. içinde tekrars sapıtıyordu. Değişen parçanın - yurtdışından gelen parçanın, irsaliyesini ve ürün kodunu alacağım, Nokia'ya onaylatacağım. Yoksa o telefona el sürmeyeceğim ve teslim aldığıma dair bir belge imzalamayacağım. 20 iş gününün geçmiş olmasını hesap ederek paramı isteyeceğim. Sorun çıkarsa THH'ye gideceğim ve süründürüldüğüm 3 ayın hesabını sormak için gerekirse mahkeme açacağım. Hiçbir hırsıza ve yağmacıya kaptıracağım ayak kirim bile yok.
Doğru bir yazı, ama düzen THH süreçleri ile iyileştirilemiyor. THH kararı sonucunda sadece tüketici hakkını alabiliyor, o da gecikmeli olarak. THH veya mahkeme kararı ile haksız bulunan firmaya ise herhangi bir yaptırım yok. Oysa THH'de haksız olduğu karara bağlanan firmaya önemli miktarda para cezası verilse son derece caydırıcı olur. Kanun bu şekilde düzenlenmeli.
Şu an herhangi bir firmanın hizmet sınırlarını ölçmem için satış sonrası süreç ile ilgili birkaç saat boyunca doğru soruları sorup, verilen cevapları değerlendirmem yeterli. Tahminen 2005 yılında TTNET ile girmiş olduğu muharebeden bugüne kadar Turkcell - Digiturk - Kablonet - Vatan PC - Eksa PC aklıma gelenler... Bu firmalara tek bir kuruş kaptırmadım. Ancak yaşadığım süreç he şekilde bana yol ve telefon masrafı yarattı. Kısacası @aeminu haklı. THH süreci iyileştirmiyor. Süreç sırasındaki vakit ve nakit kaybının üstesinden gelmediği gibi firmalar terbiye olmuyor. @gordonfreeman agresif - takipçi - bilgili olmadıkça bu vakaların sayısı azalmıyor. @wise firma belli ölçülerde sürünmeyi göze almış ve hesaplamış. Arada bir sürünmek, yoğun müşteri memnuniyeti yaratmaktan daha masrafsız.
Teknik servis meseleleri bu ülkede soytarılık olmuş. Pişkin - umursamaz - kendi derdinde call center ve temsilciler. Kimsenin ulaşamadığı bir gezegende yaşayan teknik servis personelleri, ezilmiş çimler...
"Tüketici her zaman haklıdır"a inanan biri değilim ama yağmacılık ve dolandırıcılık yapmak için yasal prosedürlere uygun davranan aromalı firmalar karşısında tüketici her zaman haklı.
Vakit kaybı, sinir, stres. Bu ülkede adil hukuk sistemi yok. Hukuk her zaman güçlüden yana. Bu tarz firmalar ile çok fazla kavgaya girdiğiniz taktirde zararlı siz çıkarsınız. Nasıl ki bankaların müşterileri için tuttuğu ve kredibilite değerlendirmesi için kullandığı bir kara listesi var. Benzerleri bunlarda da mevcut.
@serhatsoylemez Girmiş olduğum mücadelede ben zararlı çıkacaksam terk edeyim bu ülkeyi. Yağma yok. Her tarafları kara liste tutsa ne yazar. Şahsen kaybedeceğim bir davayı hem açmam hem de bu tür manipülasyonlarla sineceksem bana şimdiden, ilelebet, her türlü geçmiş olsun.
Bu arada şunu da belirteyim. Benim olay henüz çözümlenmedi, tam olması gerektiği gibi de çözümlenebilir. Konuyu açmamın sebebi içinde bulunduğum şahsi durum değil zaten. Genel bir değerlendirme yapabilmek...