Şu oyunun resimdeki adamı ne zaman görsem aklıma şarkıcı Prince geliyor.
@gamsizm Yapay zeka konusundaki olay şu, testlerde kullanılan Chat botlar kullanması gereken İngilizceyi bırakıp kendi dillerini oluşturmuşlar ve bu şekilde birbirleriyle iletişim kurmuşlar, ne olduğunu anlamayan bilim insanları, testleri durdurup sadece ingilizce kullanılması için yazılım güncellemesi yapmış, ayrıca testler sırasında yapay zekanın başarılı bir şekilde blöf de yapabildiği gözlemlenmiş, bu nedenle endişeler başlamış, yapay zeka kontrol altında olmadığı müddetçe istenmeyen şeyler yapabileceği anlaşılmış, kontrollü ve yazılımına da sürekli müdahale edilecek bir yapay zeka da ne kadar yapay zeka olur ayrı bir tartışma konusu.
Yani yarın bir gün bağımsız şekilde çalışabilen bir yapay zeka olursa, biz insanların düşünerek 2-3 ayda aldığımız kararları bunlar en geç 1-2 gün içinde alacaklar ve hemen de uygulamaları ne ise onu yapmaya başlayacaklardır, buna benzer endişeler oluşmuş.
Bunlar daha başlangıç; Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, bugün Gölbaşı Vilayetler Evinde düzenlenen bir basın toplantısında, yasak olmasına karşın İnternetten korsan film izleyenleri etkileyecek, ağır yaptırımları olan bir çalışma yürüttüklerini açıkladı.
Bakan Avcı, yürütülen bu çalışma çerçevesinde korsan film izlediği tespit edilen kişilerin internet bağlantısının yavaşlatılmasından, tamamen kesilmesine varıncaya kadar bir dizi ağırlaşan kademeli yaptırımın uygulanacağını vurguladı.
Ayrıca 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin hazırlanan yasa taslağı hakkında yaptığı basın toplantısında konuşan Bakan Nabi Avcı, söz konusu bu değişikliğin sanat eserlerinden sinema filmlerine varıncaya kadar birçok farklı telif hakkı içeren sektörü kapsadığını belirtti.
Bu kasaya MSI'ın yeni duyurduğu 1070 ve 1060 tabanlı Aero ITX Ekran Kartları da olur, bu ay sonu gibi piyasaya çıkacakmış.
@theoldman Aynen, zaten normal vatandaştan bir örnek vermem gerekirse, zamanında katlı müzik setleri vardı, normal vatandaş Türk markası olan birini pikabı var diye almış, zamanla o iğne ömrünü tamamlamış, hatta bu normal vatandaş bunun bir süre farkına da varamadığı için o iğne bir çok plağa da zarar vermiş, adam kalkıp iğnesini değiştirmeye bile vakit ayırıp uğraşmıyordu, bir gün de kalkmış diyor ki ''şu plaklardan gelen çatur çutur seslere bayılıyorum'' dedim ki ''abicim o sesi veren bir müzik aleti mi var da biz bilmiyoruz, o sesler statik elektrik yüzünden çıkıyor, bir çoğu da yanlış iğne pozisyonu ile plak dinlediğin için oluşturduğun çiziklerden meydana gelmiş''.
Bu kafada normal kullanıcı olacaksa zaten hiç olmaması daha iyidir, güzelim plaklara acıyorum. Sen plaklara elektrik yükle, hatta tozlu tozlu tak, müzik dinlemeye çalış, sonra çatır çutur seslere bayılıyorum de, sevilmiş olan şey aslında yanlış kullanım sonucu oluşmuş bir parazittir, nasıl ki bir insan yediği yemeğin içinde parazit istemezse, müzik için de aynı şeyi istemelidir ve zaten ses mühendisleri bir albüm kayıt edip düzenleme yapıtıklarında her türlü istenmeyen ses oluşturan frekansları silerler, dip ses tabir ettiğimiz, hıslama, sıslama tabir edilen sesler, orjinal kayıtta yoktur, plaklarda da hatalı kullanım nedeniyle sonradan oluşurlar ya da kötü bir ses sisteminiz varsa kabinlerinizin kendisi bile dip ses vb sesleri sürekli olarak üretiyor olabilir.
Bazıları merak ediyor tabi iyi bir plak ve sistem gerçekten o kadar fark ediyor mu, şöyle söyleyeyim, zamanında bir kaç yerde denk geldim, çok kaliteli kurulmuş bir pikap sistemi olan bir yerde, çalınan müziği duyanların, onu ilk duydukları anda verdikleri tepki, bir kedinin ilk defa aynada kendisini görmesi gibiydi (bana öyle oldu). Yani nasıl diyeyim, misal bir parçada o anda bir kontrbas çalıyor ya da violin, gözünüzü o ortamda kapatın, karşınızda canlı canlı birinin o enstrümanları çaldığına yemin edebilirsiniz ve sesler sıcacık gelir, keşke para birimimiz değerli olabilseydi de bir insanın yeme içme, gibi en temel ihtiyaçlarından biri olan müzik dinlemeyi de insanlar kaliteli bir şekilde yapabilseydi.
Benim tavsiyem, eğer dinleyinin amacı sadece görsellik ise, pikap görünümlü duvar saatleri var, (şakaaa) şaka bi yana gerçekten bu dediğim var ama olay kaliteli şekilde müzik dinlemek değil de en uygun fiyata fazla para harcamadan, normal vatandaşı tatmin edecek kadar plak dinlemek ise Philips OTT2000 önerebilirim, normalde kimseye önermem ama illa normal vatandaş plak da plak diyorsa bunu öneririm, çünkü amfi derdi yok, kabin alayım derdi yok, hepsi bir arada bir çözüm olarak iş görür, radyosu bluetoothu da var, dinlediğiniz plakları usb ile PC'ye de dijitale dönüştürüp atabilirsiniz. Yok ben bunla tatmin olmam diyenler zaten 3-4 bin lirayı gözden çıkarsın ki bu fiyatlar pikap dünyası için giriş seviyesidir ama bu demek değil ki bu kötüdür, aksine 3-4 binlere (mp3leri saymıyorum bile) CD'lerden dinledğiniz müziklerden daha kalitelisini dinleyebilirsiniz, yukarıda bahsettiğim gerçeklik ve sıcaklık hissini almanız mümkün, tabi ki ona uygun basılmış plak olması şartı ile.
@gamsizm Var ama görsel hariç hiçbir getirisi olmayacaktır, hattâ bir çoğu daha kötü bir müzik kalitesi bile sunabilir, plaktan dinlemenin farkını anlamak için en az 1500-2000 seviyesindeki pikaplara bakılmalı, o da yetmiyor, bir tane kaliteli amfi ve 2 adet de kabin lazım, pikap, amfi, kabin toplam 3500-4000 TL'ye mâl olabilir ama bir de plak olarak kaliteli basılmış plakları bulmak lazım, piyasadaki plakların çoğu cd kalitesinden bile kötü, buna rağmen malum sitelerde 150-200 tl gibi absürd fiyatlara satmaya çalışıyorlar.
Oyun sesleri mp3 vb diğer müzik formatları için anakartın ses çipi yeterli de, bunun dışında kalan senaryolar için yeterli olmuyor, mesela kondenser mikrofon takamıyoruz. Phantom Power için harici bir donanım illa ki şart. Anakart ses sistemi balanssız ses sinyali de işleyemiyor. Zaten siz de oyun ve müzik için bu yeterli demek istemişsinizdir ama harici yerine buna da bir bakılsın dendiğinde o kısım biraz eksik kaldı, yani harici alanlar sadece oyun için almıyor, müzik yapanlar da var, onlara harici ses kartı olmazsa olmaz biri durum.
@nihilprophet Hocam Nükleer santralden bahsetmiyoruz, burada bahsedilen olay henüz dünyada sadece 4 ülkede test ve geliştirme aşamasında olan Nükleer Füzyon, yani nükleer atık çıkaran nükleer Fizyon değil Füzyon, şu anda bu zaten Faal ve çalışan bir sistem değil, test sistemleri hariç dünyada hiç bir yerde yok, olması da 15-20 yıl içinde olursa çok iyimser bir tahmin olacaktır.
Fransa’nın güneyinde Cadarache kenti yakınlarında da böyle bir tesis şu an kurulmakta. Bu sistemler başarılı olduğu gün, mevcut Nükleer santraller kapanıp zamanla bunlar yerlerini alacak. Almanyadaki tesis ise Greifswald’daki Max Planck Plazma Fiziği Enstitüsünde.
Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/nukleer-fuzyon-reaktoru-calistirildi/
Nereden link versem bilemedim, bu olur sanırım: http://www.hurriyet.com.tr/almanlar-gunes-yapiyor-40025953
@nihilprophet Paylaştığım linkteki yazı bana ait değil ve zaten ben bunlar şu anda aktif olarak kullanılıyor ya da enerji ediliyor demedim, geleceğin enerji sistemi dedim, konunun ne olduğunun anlaşılması için o linki verdim, içerikteki terminolojide hatalar olabilir, aynı konu gazetele linklerinde de vardı ama bu kadar ayrıntılı değildi.
Şu anda dünyada benim bildiğim 4 ülke bu konuda çalışıp testler yapıyor ve tehlikeli ya da değil, bu reaktörler avrupanın göbeğinde, gelecekte olacak. En son Güney Kore bu konuda bir test yaptı ve rekor kırdı, 70 saniye boyunca meydana getirilen plazmayı aktif olarak tutmayı başarmışlar, onlardan önce Çin bir test yapmış ve 50 milyon derece sıcaklığındaki plazmayı tam 102 saniye kadar muhafaza etmeyi başarabilmişler, fakat Güney kore 70 saniye ve daha az bir süre olmasına rağmen, sıcaklık olarak daha yüksek bir sıcaklıkta 70 saniye test edebildikleri için onların denemesi yeni rekor sayılıyor, tabi ki bunlar henüz test aşamasında ve bundan enerji üretme aşamasına gelinmesi benim tahminim önümüzdeki 50 yıl içinde gerçekleşecek.
Mühendislik konusunda Almanya gibi ileri seviyedeki bir ülke bunu kendi ülkesi içinde denemiş ve denemeye devam edecek, bahsettiğiniz tehlikeleri dikkate almışlardır diye düşünüyorum. Büyük ihtimalle bu reaktörler yerleşim yerlerinden yeterli uzaklıkta bir alanda yapılıyordur sanırım.
Enerji ile ilgili bölümlerde Nükleer Füzyondan da bahsetseydiniz iyi olurdu, mevcut ve kirli atık çıkaran Nükleer Fizyon sistemi ile çalışanlardan bahsettiniz ama Füzyonun lafı geçmedi, geleceğin asıl enerji sistemi bence bu olacak.
Ayrıntılı bilgi: https://goo.gl/gPWGrA
@tozluraflarfan Hocam öncelikle bilgiler için teşekkürler, hem bizim ülkemizde hem yurt dışında resim şeklinde kullanımlar mevcut, günümüz fotoğraf makinelerinde de bir çok mod olduğu için resim modları doğal olarak var, o efeklerin bir çoğu resim modudur bu nedenle resim kelimesini dslr makinede de görebilirsiniz ama bilimsel litaratürde fotoğrafa resim deme şansınız yok.
Bir şeyin Resim olabilmesi için, elle çizilmiş olması lazım.
İkisi arasındaki diğer farklar:
Fotoğraf çizilmez, çekilir - Resim Çizilir
Fotoğraf görüneni kaydeder - Resimde hayal gücünüz ne veriyorsa.
Fotoğraf An'ı temsil eder - Resim ruhu, çağları, koca bir dönemi.
Hiç kimse Resime fotoğraf demez, çünkü denmez, denemez, ama fotoğrafa ben dahil, resim diyeceğimiz tutar.
Sabit bir eşyanın arka arkaya çekilmiş 2 fotoğrafı arasında 7 fark bulunmaz - Aynı şeyin 2 ayrı resmi çizilirse, aynı kişi tarafından bile çizilse yüzlerce fark bulunma ihtimali vardır.
Hiç bir eğitim almadan hemen bir fotoğraf çekebilirsiniz, onu çeşitli efekt ve uygulamalarla, sanki bir prof tarafından fotoğraf çekilmiş gibi gösterme şansınız bile olabilir, iyi bir resim çizebilmeniz için ise ressam olmanız lazım ya da gerçekten yetenekli veya bu işe önceden çok zaman harcamış.
Son olarak, aslında ben o yazıya esprili ama doğru da bir cevap vermek amacıyla yazmıştım, hani ''..olsa duramazsın'' diye bir laf var ya, buraya tam denk geldi diye düşündüm ve o niyetle yazdım, yoksa günlük hayatta doğrusu bu veya değil, bazen ben de resim diyorum, çünkü o kadar üşengeç bir insanım ki fotoğraf demek bana uzun geliyor, şimdi diyeceksin ki madem o kadar üşengeçsin neden bu kadar uzun yazı yazdın, bu da başka bir takıntımın konusu 🙂
Ben ki sanal tuşlu telefonları hiç sevmem, ilk defa sanal tuşlu bir telefon hoşuma gitti.
Mikser işine girilmesi taraftarı değilim, sonuçta madem bu işler önümüzde bilgisayar varken yapılıyor, PC veya MAC platformu için Mikser programları var hatta günümüzde ipad'lerle bile artık bu yapılabiliyor PC için söyleyecek olursak, işi biraz öğrenmeyle o sorunlar yine 3-5 tıklama ile kolayca çözülüyor, neden mikser tavsiye edilmiş ben hiç anlamadım.
Ucuz mikserlerin sorunlarını zaten videoda vermişsiniz, bu cihazlar pahalı markaların ürünleri olmadıkça, o haşır huşur sesler ilk başta olmasa bile zamanla çıkacaktır, bu kayıt işleri zaten genelde bilgisayar başında oluyor iken neden yazılımsal bir mikser önermediniz hiç anlayamadım, Örnek vermem gerekirse Demo sürümüyle de iş gören ve son zamanlarda oldukça popüler Reaper programı var (sadece ses için) yani aldığımız o sesi video ile bu program içinde birleştiremiyoruz, zaten bahsettiğim şey tamamen donanım mikser yerine geçen bir yazılım, ses dengelerini ayarlamak ve hatta kuru gelen bir sese efekt verip (Reverb gibi) daha uygun hale de çevirebiliyoruz, çoğu ucuz donanım olarak satılan mikserlerde bu da yok.
Ayrıca yazılımın hiç bir zaman hışırtı çıkarma derdi de yok. Kayıt ettiğimiz sesi video ile senkronlamak ve birleştirme filan zaten ayrı bir konu, ben sadece mikser kısmı ile ilgili konuştum.
Yani şu videodaki ve benzer ayardaki dandik miksere o parayı vereceğimize, kendi içerisinde Preampı olan, mikrofon ve kulaklık girişi olan bir harici ses kartına 200-300 lira vermek daha mantıklı değil mi, örnek olarak ikinci elde 200-250 civarına bulunabilen M-Audio Fast track tarzı bir cihaz daha yararlı olabilir, bu cihazlar zaten kendi mikser programları ile satılıyor, hiç olmadı ürünün sitesinden indirilebiliyor, böylelikle hem sesi parazitli verecek bir mikser almaktan kurtulmuş oluyoruz hem de harici bir preamp alma ihtiyacımız olmuyor.
Burada Preamp can alıcı noktalardan biridir, çünkü mikrofon normal bir onboard ses kartına takılıp denenince, özellikle Dynamic bir mikrofon ise ses az çıkacaktır, Kondenser mikrofonlar ise pahalı olması bir kenara +48V güç ister, belli başlı harici ses kartları bunu da yapıyor yani +48v güç verebiliriz, bir pazarcı mikrofonunu bile ses kartının preamplı girişinden bağlanınca, onboard seçeneği ile karşılaştırılamayacak derecede yüksek ses verebilir.
Burada bahsettiklerim elbette evde kullanım ve mikser aşamaları içindi, dış çekim olayına girilecekse zaten Murat bey'in kullandığı tarzda yaka mikrofonları en iyi çözümler.
Buna da ucuz bir seçenek olarak örnek vermem gerekirse Audio-Technica ATR3350 tavsiye edilebilir bir seçenektir, ortalama fiyatı 120 lira, yanlış hatırlamıyorsam 6 metre filan da kablosu vardı . Kablosuz cihazlar zaten Murat beyin söylediği gibi pahalı.
Bir İngiliz atasözü der ki ''Ucuz ürün alacak kadar zengin değilim'' Yani şimdi siz ne yaptınız, ayrıca kablo almak istemediniz, mikrofon ayaklığı almak istemediniz, ortalama bir mikrofon da almak istemediniz ve gidip o ürüne 40 lira verdiniz, memnun kalmadınız, şimdi ne olacak bir daha mikrofon alacaksınız, 40 lira boşa gitti, bir de dandik mikser aldınız etti 240 lira. Şimdi istediğiniz sesi almak için hem daha iyi bir mikrofon alacaksınız hem de o 240 lira hep aldığınız diğer ürünlere eklenmiş gibi olacak. Baştan 300-400 neyse tam verin, sizi uzun yıllar götürecek bir sistem alın, ses konusunda fazla hayal kurmaya gerek yok.
Son olarak piyasada alınabilecek en iyi sesi veren Dynamic mikrofona da bir örnek vereyim ''Prodipe TT1 Pro Lanen'' ya da yine aynı markanın, üzerinde açma kapama butonu da olan modeli ''Prodipe TT1 Ludovic Lanen'' kendisi ortalam 130 lira olup, doğrudan karşılaştırıldığı ve test edildiği mikrofon, bir endüstri standartı olan Shure SM57'dir.
Son olarak tekrar belirteyim, bu tür mikrofonlar OnBoard ses kartları ile tam verimli çalışmaz, ses kısık çıkabilir, harici veya PCI girişinden bağlanabilen ses kartları tavsiye edilir. Ben harici bir ürün kullanıyorum çünkü üzerinde Preamp'da var, onu da söyleyeyim, zamanında ikinci elden 300'e almıştım E-mu 0404 usb, hala canavar gibi çalışıyor.
Selamlar Cantürk, eğer ''video ile işim yok, sadece mono sesi iki kanal yapıp stereo hale getireceğim'' diyorsan, çok basit çözümler mevcut. Audacirt adında ücretsiz bir program var ve mause ile 3-5 tıklamada işlem kolay bir şekilde oluyor, genelde bu tarz programlar içinda var olan kanalın aynısını açmak için ''Duplicate'' terimi kullanılır, kanalın bir kopyasını hemen altındaki kanala açar, youtube'da filan örnekleri mevcut, yabancı kaynaklarda ararken, program ismi ve duplicate diye yazıp aratırsan sonuca ulaşırsın, bazı yerlerde ''Duplicate Track ''diye de geçer.
Son bir saat içinde 191 ziyaretçi, 10 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
Selam, buffer size 256 filan iken kaç milisaniye latency var acaba?