#yemeksepeti @leventp @gamsizm @hkellecioglu Merhabalar; Ben bir hekimim. Bu teknoloji firmalarına yapılan ayrıcalıklardan bıktım. Derdimi anlatacak hiç bir yer olmadığı için beni anlayacaklarını düşündüğüm bir yere yazıyorum. Biz hekimler olarak, sonucunun kötü olacağı literatürde olmasına rağmen bir işlem yaptıysak "malpraktis" davaları ile cezalandırılıyoruz. Aslında insanın vicdanına sığan bir şey. Ancak otoritelerin gücü az para kazanana yettiği için, son zamanlarda "neden bu vatandaşa antibiyotik yazmadın (bilimsel olarak yazılmaması gerekiyor), "neden ameliyatta bu pahalı ekipmanı kullandın (sadece 80tldir ve hastanın narkozdan kolayca uyanması için şarttır)" gibi onlarca nedenle ifadeye çağrılıyoruz. Sonrasında ise vicdanlı bir bilirkişiye denk geldiyseniz ne ala! Yoksa olmadık nedenlerle ceza, uyarı alan arkadaşım çok. Ancak kesinlikle önlenebilir kusurlardan hata yapan büyük firmalar tüm dünyada çılgınca korunuyor.
Bu çarpık düşüncenin kökeni aslında Amerika'ya dayanıyor. İlk kez dünya çapında sosyal ağlara sahip olan Amerika, kestiği cezaların kendi dünya egemenliğini baltalayabileceğini keşfetti. Yani "X Sosyal Ağı" Türkiye'de 50 milyon kullanıcının verisini çaldırsa, Amerika'ya herhangi bir zararı yok. Hatta kendi servislerine ücretsiz veri kaynağı! Ama bunun karşılığında ceza keserse durduk yere kendini baltalayacaktır. Çok sevdiğin çocuğuna "Babacık bir daha arkadaşa vurmak yok tamam mı?" diyen ebeveyn gibi komik yaptırımlar uyguluyordu.
Hal böyle olunca Amerikanın yasalarını ve düşünce tarzını benimseyen ülkeler, ister istemez kendi girişimlerini korumaya başladı.
Bakın durumun ciddiyetini şöyle özetlemek istiyorum. Bir yemek dağıtım servis sağlayıcısının iki amacı var. "Kullanıcıları Sistemde Tutmak" "Restoranları Sistemde Tutmak" ve bunların sonucu olarak ikisini birbirine ulaştırmak. Bunun dışında arayüz, üyelik, destek, kampanya; "Teknoseyir Sosyal" sisteminde bile var. Fakat sen firmanın üzerine kurulduğu üyeliklerini bir güzel çaldırıyorsun. Bir tweet atıp bir kaç milyon ceza ödeyip işin içinden sıyrılıyorsun.
İnsanlar ve şirketler karar alırken rasyonel düşünür. Bu gün adam akıllı bir güvenlik revizyonu ve çalışan eğitimi maliyeti zaten milyonları geçer. Neden karşı tarafın böyle bir şeye girişmesini bekliyorsunuz ki ? Cezasını ödemek her zaman için daha kolay değil mi ?
Şimdi diyeceksiniz ki ne yapalım ? Bence bu kadar büyük ölçekli veri kayıplarını "X Araba Markası Y Modelinin Bir Kısmında Airbag Problemi Var" Şeklinde değil, "Z Araba Markası" ürettiği her arabada önlenebilir hatalar yapmış şeklinde yorumlamak gerek.
Ceza kısmı işin uzmanlarının bileceği şey. Ancak şirketi batma tehlikesi ile karşı karşıya getirmeyen cezalar, ancak hisse sahiplerinin sırtına yüklenmiş %1lik bir kesintiden ibaret olur. Levent bey dışında da kimseninde bu konuda canı sıkılmaz.
İlgili firmanın son zamanlarda sürekli "20 Yıl" reklamları dönüyordu. Tam olarak söylemek istediğim bu aslında. Yapabileceğin en kötü hatanın bile cezası yokken, neden 200. yılın olmasın ki ? Senin büyümeni durdurmak için, bir yöneticinin gelip özel olarak uğraşması lazım. Onun dışında sektördeki hakim konumunu da kullanıp, 1 tane çalışanın olmasa bile yürüyen bir sistemin olacak. Konuya daha iyi bildiğim evrim konusundan bakarsak, Bir tür var (Burda X Teknoloji Şirketi Oluyor), yaptığı hata sonucunda ölmesi kaçınılmaz. Şimdi sen bunu yaşasın diye canım cicim diye davranırsan, elinde sadece şımarık ne zaman nerde ne sorun çıkaracağı belli olmayan bir "Tür" kalır.
Genel anlamda hukukçular ve politikacılar, dünyada Teknolojinin yasallaştırılması ve cezalandırılması konusunda çok yavaş ve eksik kaldılar. Böyle devam ederse, Üretim (Bir Çiftçinin Ürünleri Kurtlu Olsa En Büyük Cezayı 0 Satış İle Öder), Hizmet (Örneğin Biz Hekimler Yasal Düzenlemeler İle Hatalarımızın Bedelini Ağır Öderiz) sektörleri hiper enflasyona uğrarken teknoloji sektörü "Big Boy"lar üretmeye devam edecek. Şu çağda aklı olan, Kitapta yazmasa dahil ceza alacağı, daha çok vergi ödeyeceği sektörlerde bir girişim yapmaz ki.
Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Her şey bu kadar hızlı değişirken, hiç bir şeye tam çözüm bulamadan bir bulamaca doğru gidiyoruz. Ben ilk bilgisayarımı aldığımda mutluluktan gözleri dolan çocukken artık bu ilerlemenin taşlı sopalı bir çağ ile biteceğine inanmaya başladım. Nice sağlıklı mutlu günler 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 28
  • teknosevir @teknosevir

    "Babacık bir daha arkadaşa vurmak yok tamam mı?"
    süper benzetme agdhf

    Ya aslında yazıya dair konuşacaktım ama gelen yorumlara bakınca konuyu biraz da ben dağıtayım dedim. Şöyle bir şablon var:

    absürd bir olay yaşanıyor, y grubu x grubunu haksızlığa uğratıyor

    x haklı tepkisini gösterirken bir yandan aşırı ve kontrolsüz büyüyor X oluyor, hype oluyor, sürü psikolojisiyle bile katılanı bol oluyor

    bu aşamada bir kazanç elde edildi edildi, sonrası kaos

    Kaos: kazanç elde edemeyen X zamanla çürüyor, marjinalleşiyor. y bekliyor bu sırada sabırla.

    X içinden öyle tipler çıkıyor ki, kabul edilir gibi değil, aslında x ve X in önemli çoğunluğu da bu çürük yumurtalara karşı ama y'ye gün doğdu çoktan "bakın bunlar böyle"

    sonuç alamayan kitle artık sorunu kendinde aramaya başlıyor ve X hızla küçülüp eski x e dönüyor, köpük gitti hatta ilk baştaki x bile daha az ve daha umutsuz artık, yıprandı.

    sonuç: konu gündemden düştü, y hem hata yaptı hem karlı çıktı, x zararda, X - x başkalarının hak arama mücadelesini baltalamak için bütün şımarıklığıyla beklemede.
    ---------------

    Konumuzla ne alakası var?
    Dünyada nasıl bilmem ama biz bu şablonla güdülüyoruz. Daha olayın ilk günü haksızlığa uğrayan kitle kendi karşı kitlesini yarattı ve "lahmacun mu söyleyecekler" sonucuna vardık.

    Toplumsal olaylarda da "önce zarar verme" anlayışıyla hareket etmek zorundayız. Yoksa hep eski günleri yad eden nostaljik bir toplumun çürümesini tecrübe edeceğiz.

    • ConanX @conanx

      Bu kendi içinde karşıtını yaratmak, marjinal düşüncenin ilgi çekmesi ve kendini otör olarak görme arzusunun sonucu. Ben nispeten daha çok insan tandığımı düşünüyorum. Bu benim süper bir özelliğim değil, gerek intörnlük gerek yurt dışı tecrübelerimden ve sürekli insanlarla iç içe bir meslek icra etmenin getirdiği kaçınılmaz özellik. Örneğin bir hastahanede günde kaç kişinin "aman evladım amcan yaşımı bilmiyor kaydı sonra açtırsak olmaz mı" diye istekte bulunduğunu bir bilseniz. Yada bir anamnez sürecinde, söyle bakalım ufaklık hiç sigara içtin mi diye sorulan sorunun ebeveyn varken ve yokken nasıl değiştiğini bilseniz. İhlal hakkında cezalandırma, verinin işe yarayıp yaramayacağını tespit etme, bilirkişi olmak hiç birimizin görevi değil. Avrupa "Aile Şiddeti"nden kaçan iltica başvuruları ile dolu. Bir çoğu kabul ediliyor. Bakın bir ülkenin iltica başvurusunu kabul edebilmesi için, geldiğiniz ülkenin resmi makamlarının sizi koruyamadığını kanıtlamanız gerek. Demekki bir yerdeki veriler gayet işe yarıyor. Bunu kanıtlayan on binler şuan yurt dışında. Herkesin tek tek hikayesini anlamaya ne ömür ne de imkan var. Burda kenetlenmemiz gereken şey; "Bunlar benim komşumun, kızımın, sapığı ile uğraşan kuzenimin bilgisiydi. En ağır şekilde ceza almalıdır" olması gerekirken, aman ne gizliniz varmış, zaten onu tam olarak engellemek imkansız gibi marjinal olduğunu düşünen fikirler ile doluyor. Her şeyi tam olarak engellemek imkansız. Entropi denen bir kanun varsa, dünya da bozulmaya mahkum. O zaman oturup her şeyimizi elimizden almalarını mı bekleyelim. Kaldıki bir herbokolog değil, yıllarını mesleğine vermiş bir psikiyatr ile konuşursanız, bir kişinin kolayca takıntılı olduğu kişinin adresini bulabilme kabiliyteini, intihara meyilli birinin elinin altında sürekli silah bulundurmasına benzetecektir. "Araç"ı elde ettikten sonra bekleyeceği tek şey bir krizin tetiklenmesi. Kimsenin kalbini kırmamak için bu kadar örneğin yeteceğini düşünüyorum. Siz beni anlamışsınızdır. Çok teşekkür ederim.

    • teknosevir @teknosevir

      @conanx Açıkçası bu yorumu pek anlamadım ama biraz zaman geçsin tekrar okuyup yorumlarım, belki de benim kafam karışık. İlk olarak acaba başka birisine mi cevaptı diye düşünüp bir üstteki yorum bloğunu okuyayım dedim ve orda sizin de x-y notasyonu(benden saatler önce) kullandığınızı gördüm. Bu şans eseri denk gelmiş, belki bu yüzden karışıklık olmuştur.

    • ConanX @conanx

      @teknosevir Hocam doğrudan bir cevap değil aslında, sizin açtığınız "kendi içinde karşıtlık oluşturma" savına eklemek istediklerim. Basitçe etiyolojisi, nasıl geliştiği aslında bunu yapanların ne kadar çok veriyi atladıklarına değinmek istedim. Genel anlamda beni anladığınızı düşündüğüm için çok üstün körü geçiş yapmışım. Türkçem de pek iyi sayılmaz. Onunda etkisi olmuştur kusura bakmayın 🙂

    • teknosevir @teknosevir

      @conanx Yok yahu ne kusuru. Bu işin peşini bırakmayacağım 😀

  • ConanX @conanx

    Öncelikle çok geçmiş olsun, Bildiğim kadarıyla SIBO ICD10'da K63.8: "Barsağın diğer tanımlanmış hastalıkları" olarak geçiyordu. Son gelen antibiyotik sıkılaştırma politikası ile (sağlık bakanlığına bağlı değilim duyduğumu söylüyorum, tüm hekimlere kota-tanımlama kısıtlamasına gidilmiş) size yardımcı olamamışlardır. Öte yandan SIBO kesin tanısının nasıl konulduğunu merak ettim. Çok rutinde tespit edilebilcek bir şey değil, hidrojen/metan testi yaptırdınızmı ?
    Son olarak yine de bu işi bir fakültenin çözebilceğine inanıyorum. Ancak rastgele alıp gittiğiniz fakülte randevuları genelde iç rotasyondaki dahiliye-yan branşa yeni başlamış gastroenteroloji uzmanlarına denk gelir. O yüzden de yıldızlarınız tutmamış olabilir. Kaliteli bir fakültede bir hocaya randevu alırsanız, tedavi planlaması gerekiyorsa ilaç yazımı konusunda yardımcı olacaktır. Öte yandan amoksisilin halen diş hekimleri tarafından peynir ekmek gibi yazılıyor. Ancak onlar klavulanik asitli formasyonunu (augmentin) yazıyor. Umarım son kez bu tedaviyi yaptığınızda bir sonraki 3 yılda tekrarlamaz 🙂 Sağlıcakla Kalın.

  • ConanX @conanx

    @bekirb Üzülerek söylüyorum ki haklısınız. Bir çok olayda olduğu gibi yanlış kurgulanmış bir sistemin sonucu. Basitçe şöyle anlatayım, bir hekim arkadaşım 30 saniyede bir "midem yanıyor şikayeti - araya bir kaç tetkik - reflü tanısı - prazol türevi ilaç" paternini izlerse bu sistemde en çok kazanan en çok övülen ayın hekimi oluyor. Yok nadir bir hastalığa kafayı takıp pubmedden güncel kaynakları okur ilgili alanın spesifik kongrelerini katılır, dünyada vaka sunumları izlerse; haliyle ilgili hastalıkta uzmanlaşırsa ilk arkadaşımızın bir kaç katı eforla yarısı kadar maaş alacak. Çünkü sistemin adı "performans." Tabiki her şeye rağmen işin insani boyutunu düşünüp ikinci gruba girmeye çalışan arkadaşlar var. Umarım birine denk gelirsiniz. Ama bir sistem size aksini zorluyorken o insanların kayıp gitmesi çok normal. Örneğin bulunduğum ülkede hasta bakma süresi kadar araştırma, rapor yazma süresi veriliyor. Hasta neden geldi, ne gözlemlendin ne önerdin. Burda hem bakanlık hem sigorta kurumu için bu raporların oluşturulması hasta bakmaktan daha önemli. Kimse "Hasta SIBO için geldi, güldüm, mentollü sakız çiğnemesini önerdim" gibi bir şey yazamayacağı için her konuya ciddiyetle yaklaşıyor, bilmiyorsa derhal güncel kaynaklardan araştırıyor, kurum tarafından da gerekli zaman veriliyor. Bu sayede basit hastalıklar da hastahanelerde yük oluşturmuyor. Konuyu çok başka boyutlara getirdim ancak bir gün sizin halinizden gerçekten anlayan bir hekim bulduğunuzda aman peşini bırakmayın. Nadir hastalıklar için başka da bir çözüm yok gibi 🙂 Tekrardan çok geçmiş olsun.

#akış @gamsizm Yenilenen google earth hakkında atlanan bazı şeylere değinmek istiyorum.
Bu bence yılın şuana kadar ki en büyük teknoloji gelişmesi.
Öncelikle 3D Tasarlanan yapılar insanlar tarafından yapılmıyor. Google Uzuun bir süre bunu denedi ve dünyada belli başlı yapılar hariç kimse böyle şeylerle uğraşmadı. Ki bir yapıyı modellemek bir yapıyı fotoğraf çekip googleye atmaya benzemez. O yüzden earth da 3D nin gelişmemesi normaldi..

Fakat gelen güncelleme tüm modellemeyi uzaydan alıyor. İnsan faktörü 0 yada çok belirgin binalarda olabilir. Levent pekcan dediğimi daha iyi anlayacaktır. Kendisi zamanında bir makinaya sokup modelini çıkartmışlardı. Hatta Yazıcıda basmışlardı. Olay Aynı sistemin uydulara uyarlanmasıyla ortaya çıkmış. Uydu yükseklik Genel şekili ortaya çıkarıyor. Geri kalan polingonlama işlemi Yazılımsal-Mantıksal işliyor. (Anti-Aliasing hatta duruma göre köşe belirginleştirme Aliasing uygulanıyor)

Bu bilgi kaynaklarda yok fakat adım gibi eminim ki googlenin elinde çok daha ayrıntılı poligonlar var. Yani google earth sitesinde ne görüyorsak 2 kat ayrıntılı modellemesinin googleda olduğunu tahmin ediyorum. Sonuçta google bunu halka açarken düşük internet hızlı insanları düşündü. Ayrıca 2D Haritada bile belli ayrıntıdan sonrasını vermiyorken 3D de poligon yumuşatması ve Daha küçük yer tutacak şekilde küçültmesi ayrıntıları atması çok olası.

Kısacası google elinde Dünyanın Temel Büyükşehirleri hatta bazı ülkelerin küçük şehirleri dahil çoğu yerin modeli oldu. Bu mükemmel bir şey. VR da dünyayı gerçekten gezdiğinizi düşünün. Ya da sıradaki Battlefield'ın New York da Paris te geçtiğini düşünün belki yakın zamanda istanbulda eklenir...

Şuanki modelleme kalitesi ortalama bir bilgisayar oyunu yapmaya yeterli düzeyde değil. Belki bir gta vice city kalitesi ancak çıkar. Temel sorunlar uydunun modelleme sırasıda yollarda duran arabalar. Ayrıca Dünya üzerinde bir şeyin altında kalan uzaydan bakıldığı için modellenemiyor. Örneğin Geniş bir ağaç altında kalmış yol. Ağaç yer seviyesine kadar gözüküyor. Çünkü algoritma daha çok yerden yukarı çatıya kadar yapılmış binalar için düzgün çalışıyor. Özellikle şehir içi sokakları çok bozuk modellenmiş.

Tabi bunlar hep gelişecektir. Google asistanın nasıl çıktığını veya google earthın mahalleden daha yakına zumlayınca çamur gibi olan ilk sürümlerini hatırlayınca bununda gelişeceğine inanıyoruz. Allahtan dünyada hala aklı başında firmalar var da kısa sürede kar ettirmesede geleceğe yönelik milyarlar harcayabiliyorlar. Bu modelleme Bir kaç sürüm atlasa ve bir savaş oyunu kullanmak istese tahmin edin bakalım oyun gelirinin yarısını kim alacak :))

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • ConanX @conanx

    Ayrıca İstanbul'un da yakında ekleneceğini düşünüyorum. Bu street view gibi oyalayıcı bir iş değil. Uydu güneş ve ülkenin konumunun optimal durumda olması gerekiyor. Biraz ihtimal işi örneğin google earth de görüntünün bir yerde aniden koyulaştığını veya değiştiğini sezersiniz. Bunun nedeni bölge bölge en iyi görüntüleme anının değişmesidir. Örneğin sizin evinizi uydu ocakta gölgesiz 90 derece güneş açısı ile net yakalamıştır yan komşunuzu aralıkta.. Bu şart İstanbul için henüz sağlanmamış olabilir. Veya büyük ihtimalle uzaydan 4 açıdan modelleme alınıyor ve birleştiriliyordur. Eğer siyasi bir sorun olmazsa ki street view e bir şey demeyen hükümetin ses çıkaracağını sanmıyorum bir kaç aya İstanbulu da 3d görebiliriz.

  • Fırat ➕ @frt

    street view verilerini de kullansa daha güzel sonuçlar çıkabilir aslında 🙂