Batuhan Bengü paylaştı.

Italki (Dil öğrenme sitesi)

Merhaba arkadaşlar. Bugün Italki hakkında görüşlerimi belirteceğim

+Site sayesinde yabancı arkadaş bulabilirsiniz interpals tarzı

+Sitede notebook isminde bir bölüm var. oraya bi şeyler karalıyorsunuz ve karaladığınız
şeylere başka insanlar yorum yapabiliyorlar ve grammer hatalarınızı falan düzeltiyorlar gayet yararlı bir bölüm. Buna benzer soru kısmı da var orada da soru soruyorsunuz

+Öğretmenlerden canlı ders alabilirsiniz. Dersler skype üzerinden canlı konuşma ve googleın ortak dosya özelliği var. Bir tane word dosyası açıyorsunuz ve ekranda ne
yazarsanız anında karşıdakine gidiyor, onun yazdığı da size geliyor. bana sorarsanız böylesi yan yana ders işlemekten daha iyi çünkü bi kelimeyi hatırlayamadığınızda hızlıca sözlükten bakabiliyorsunuz
Öğretmenler tabii ki ücretli ama ücretleri abartı değil. Mesela ben 5 dil bilen bir italyandan Fransızca dersi alıyorum ve saatlik 24 tl ödüyorum. Siteye paypal ile kredi alıyorsunuz krediyi ise ders bitiminde hocaya veriyorsunuz.
birçok öğretmen için deneme dersi seçeneği var ben benim öğretmenime ilk ders için 2.1 tl ödemiştim. Ayrıca sitedeki insanların çoğu aktif, soru sorduğunuz zaman çok kısa sürede cevap veriyorlar

Benim çok memnun kaldığım öğretmenin linki: http://www.italki.com/teacher/1401949
Notebook kısmının linki: http://www.italki.com/notebook

Sorunuz olursa yorumlara yazabilirsiniz

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ben X

Nic Balthazar’ın yazıp yönettiği Ben X, otistik bir gencin hayatını konu ediniyor. Gerçek hayattan uyarlama olan film, belgesel havasıyla da eğitici bir yön taşıyor.

Filmin baş aktörü Greg Timmermans, Ben X rollüyle otistik bir genci oynuyor. Ben, sosyal yaşantısında silik, sönük, dışlanmış bir tip. Zayıfı görünce hemen ezme peşinde olan sadist arkadaşları var. Zihinsel performansı üst düzeyde, fakat sosyal becerileri sıfıra yakın. Haliyle çevresine göre marjinal ve lümpen.

Kitlesel tepki, farklı olanı her zaman alay konusu etmiştir. Ben’in başına gelen de bu. Film, Belçika filmi olması hasebiyle, genelde Avrupa’nın özelde Belçika’nın sosyolojik ahvalini de yansıtmakta. Tabi filmin marjinal olanı mazlumlaştıran bir tarzı da var. Farklı olan her şeye tahammül edilmesi gerektiği düşüncesini empoze ediyor.

Ben X, aynı zamanda “online game” bağımlısı. Sosyal yaşantısında fiziksel ve duygusal darbeler alan Ben X için bir özgürlük alanı olarak gösterilmeye çalışılsa da bu oyunların etkisi yadsınamaz. Ben X de gerçek hayatın bunaltıcılığından kurtulmak istemektedir. Bu nedenle oyuna sarılmaktadır.

Online oyun, oyuncu online değilken de devam ettiğinden, oyuncuda bağımlılık oluşturur. İnsanların merak duygusunu tahrik eder. Oyun için; öldürenler, öldürülenler, boşananlar, intihar edenler dahi vardır. Çünkü kişinin hayatı tamamen oyundan ibaret olduğundan, oyunda yaşadığı çöküş onun üzerinde ciddi bir etki bırakır. Yani sadece oyun değil, bir yaşam haline gelir.

Oyunlar; silik, asosyal, pasif tipler için cazibe merkezi haline gelir yahut müptelalar oyunun cazibesinden sosyal yaşantıda yok oluşa, ezikliğe, itilmişliğe duçar olurlar. Oyunda popüler, güçlü, sevilen bir karakter iken, gerçek hayatta tersidir. Biri diğerini etkiler, bu diyalektik de çocuğu oyunun içine çeker.

Filmde, Online Gamer olarak Ben X, “mazlum ve mağdur” argümanıyla meşrulaştırılıyor. Amaçsız, hedefsiz, kuralsız bir hayat… Bütün suç toplumda. Hastalığı, ajitasyon malzemesi olarak kullanılmış, yoksa vermek istediği mesaj öyle olumlu filan değil.

Neticede görüyoruz ki, şuan ileri(!) düzeydeki Avrupa ve oraya doğru evirilen şark ülkeleri bir çıkmaza mahkûm hale geliyorlar. Bir fesattan kurtulmak, başka bir fesada bulaşmakla mümkün oluyor. Bu gidişat ise feci sonlara neden oluyor. Sistem öyle bir yapıya sahip ki, tutsak ettiği bireye kaçış alanı bırakmıyor. Bireye birçok alan veriyor, fakat sistemin sınırlarından çıkmasına müsaade edilmiyor. Yani bir kısır döngü içerisinde fesadı yaygınlaştıran, fesadı bütün tabana yayan bir zihniyet söz konusu.

Birbiriyle çok yönlü ilişkiye sahip sosyal dinamikler tahrif olunca, toplum kendi helakını hazırlamış olur. Domino taşları gibi, her devrilen toplumsal değer başkasının devrilmesine vesile oluyor. Böylece değersiz, inançsız, amaçsız, hedefsiz bir toplum meydana geliyor.

Türkiye toplumu olarak genç nesliyle Avrupa toplumuna ne kadar yaklaştığımızı görebiliyoruz. Duyarsız, amaçsız, hedonist bir gençlik… Boşanmış anne-babalar, insanların dertlerini umursamaz doktorlar, polisler, öğretmenler vs. Gelecek adına koca bir karanlık.

Gençler daha doğmadan aşı, işi ve eşi garanti olduğundan, sorumsuz ve sınırsız bir yapıdalar. Tabi bizde bu kadarı yok, gençler borçlu doğduğundan en azından iş, aş, eş gibi amaçları var.

Filmin, “Requiem for a Dream” kadar güçlü bir dramı olmasa da benzer bir havası vardır. Yer yer melodramik gülünçlüklerle itici duygusallık oluşturulmuş. Didaktik yapısına aşırı lirik bir dil karıştırınca ifrata düşmüş.

Film, bir aşk temasına da sahip. Gençlik filmiyle böyle bir temanın “tesadüfen” bir araya gelmesi pek mümkün değil sinema dünyasında. Kutsallaştırılan aşk ve sevgi gibi kavramlarla ahlaksızlık meşrulaştırılıyor. Meşru ilişki biçimleri değersizleştiriliyor. İnsanların duygu dünyası tahrik ve tahrip ediliyor. Bu zehir çok yaygın bir şekilde kullanılıyor. Aynı zehirle, eşcinselliğinde meşrulaştırılmaya, normalleştirilmeye çalışıldığını da biliyoruz.

Film, sanatsal açıdan vasatın altında kalsa da temas ettiği gerçeklik açısından izlenmeye değer. “ A Beautiful Mind”a göz kırpan finaliyle ve vasat oyunculuklarıyla sınıfı geçmiştir.
_________________________
#FilmTavsiyesi #FilmÖnerisi #GeceninFilmi #TeknoFilm #FilmKritiği

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Kodak VR35 K4a

1986'da tanıtılan ve bendeki modeli Hong Kong yapımı olan bu makineyi dedemden koparmayı başardım 😀 Bu makineyi koleksiyon parçası olarak kullananlar çok, fakat tek başına pek bir ederi yok. Sanıyorum çok satılmasından dolayı kaynaklanabilir. Ben işin tekniğinden anlamam, o yüzden kopyala yapıştır yaptım, kusura bakmayın 😀
_________________________________________________________________________
lens : Kodar 38mm f/5.6
shutter : 1/125
film type : 135
picture size : 24 x 36 mm
categories : 35 mm

#kodak #TozluRaflar #mekanik #fotoğraf

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Logitech m185 mouse

14 Haziran' da BİM' den 19,90' a aldığım mouse' un bana yaşattığı tecrübeleri ve bir kaç ufak tefek teknik özelliğini yazmak istiyorum.
NOT:Okumaya üşenenler 2 paragraf aşağıya inebilirler 😀

Öncelikle mouseun geniş fiyat skalası var. Bu skalada hızlıal.com 27,90 ile birinci gelirken, ilginç bir şekilde Turkcell 45 lira fiyatla en pahalı fiyata sahip. Bu skalanın dışına çıkıp "fakirin marketi" de denilen BİM 'den 19,90' a aldığım için kendimi şanslı hissetmiyor değilim 😀
3 farklı renk seçeneği olan mouseun Bim' de sadece gri versiyonu bulunduğu için başka renk alma şansım yoktu, fakat olsaydı da diğerlerini alacağımı sanmıyorum. Çünkü diğerlerinin renklerin tonlarını pek sevemedim. En iyisi gri olan mousedu...

Fiyatından da anlaşılacağı üzere 3 tuşlu basit bir mouse. Simetrik tasarımı dolayısıyla iki elle de kullanılabilir. Genel tasarımı, ele oturuşu olsun, verdiği his olsun gayet güzel ve rahat bi kulanım sunuyor. Mouse tüy gibi değil, #birazağar . Ağır mouse seven biri olarak bu durumdan hiç de şikayetçi değilim. Eli sık terleyen biri olduğumdan bu mouseun oyunlarda eli terlettiğini düşünüyorum ama bir oyun faresi olmadığı için bunu puanlamaya katmayacağım.

Özellikler
Mouse boyutu (yükseklik x genişlik x derinlik): 2,4 x 3,9 x 1,5 inç; 59,8 x 99,5 x 38,6 mm
Mouse ağırlığı (pil dahil): 2,7 oz; 75,2 g
Alıcı (yükseklik x genişlik x derinlik): 0,6 x 0,7 x 0,2 inç; 14,4 x 18,7 x 6,1 mm
Algılayıcı metodu: Optik
Dpi çözünürlüğü: 1000
Düğme: 3 (tekerlek düğmesi özelliği dahil)
Kaydırma tekerleği: Evet
Eğim özelliği: Hayır
Pil: 1 adet AA pil
Pil ömrü: En fazla 12 ay*
İşlev uzaklığı: yaklaşık 32 fit; 10 m
Kablosuz sistemi: Gelişmiş 2.4 GHz teknolojisi
Uyumlu işletim sistemleri: Windows 7, Windows 8, Windows Vista, Mac OS X 10.5 veya üstü, Chrome OS™
Bağlantı arayüzü: USB

Artılar
Simetrik tasarım
Optik mouse olduğundan farklı yüzeylerde çalışabilme
Kutudan çıkan ufak bir USB' yi takarak "tak-çalıştır" olması
Ele oturuş hissiyatı
Tuşlara tuklama hissiyatı
Kablosuz olması
Fazla kirlenmemesi
FOX TV' deki haberlerde Fatih Portakal' ın da bu mouseu kullanması 😛

Eksiler
Mouseun avuç içine denk gelen kısımdaki logitech yazısının çabuk silinerek hoş bir görüntü oluşturmaması
Tekerleğin ve diğer tuşların çıkardığı sesin kötü olması

Benim sana puanım 8 kanka 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 19

teknoseyir v2.0

site beta olmasına ve daha ilk gün olmasına rağmen çok güzel. fakat bazı mantıksal sorunlar barındırıyor.
örneğin, birinin çok takipçisi var diyelim. o hep haber kaynağında gözükecek. ama diğer bi adamın fazla takipçisi yoksa onu kimse görmeyecek ve beğenmeyecek ve dolayısıyla takipçisi artmayacağından hep havaya konuşmuş olacak.

incelemeler diye bir bölüm olmalı ve kullanıcıların incelemelerinin hepsini orada görmeliyiz. herekezinkini. tıpkı haber kaynağı gibi.

durumlara yorum yazarken text box büyümüyor ve yanında sayfa kaydırma imleci de yok. bu yüzden yazdıklarımızı ok tuşlarıyla zor bi şekilde ilkel yoldan yukarıya kaydırıyoruz.

ben burada oturup sitenin tabiki olumlu yönlerinden bahsedip oyalanmayacağım. çünkü güzel zaten güzeldir. ve amacımız güzeli mükemmel yapmak. burada da siteyi betadan çıkarmak amacımız. hem zaten siteyi beğenmesem 8 vermem.

SİTENİZ, SİTEMİZ, TEKNOSEYİR SEVENLERİNİN SİTESİ HAYIRLI UĞURLU OLSUN 😀

BeğenFavori PaylaşYorum yap