#KonuDışı #KİTAP
Biraz farklı bir konu olacak ama Kuyucaklı Yusuf, gerçekten muazzam bir roman. Betimlemeleri, analizleri gerçekten muhteşem ve kitabı bana göre muazzam yapan şey ise geçen onca zaman sonrasında bile hiçbir şey kaybetmediği güncelliği... Yeni kitap almak isteyenler veya yeni bir kitaba başlayacak olanlara hiç düşünmeden tavsiye edebileceğim bir kitap.
Teknoseyir gündemi
#TeknoYardım#wolverine#DubleksPC#AceCombat8#gog#THERMALTAKE#ILL#GOW#şirket#control#GodOfWarRagnarokSon bir saat içinde 141 ziyaretçi, 9 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
- © 2026 TeknoSeyir
- Hakkımızda
- İletişim
- Kullanım Koşulları
- Gizlilik Politikası
- Sosyal Ağ Kuralları
- RAM desteği bilendenal.com tarafından sağlanmaktadır.
- Sunucu desteği DGN Teknoloji tarafından
sağlanmaktadır.
Listemde, çok övülüyor
Kesinlikle bir an önce okumalısınız.
Sadece 1-2 roman mı okudunuz? Neden? Ben okumaktan çoğu zaman zevk alıyorum da, o yüzden çok az okuyan insanlar bana çok şey kaybediyormuş gibi geliyor. Ama bilmiyorum bu bir önyargı ve yanılsama da olabilir
Bir kitabı zorunluluktan okumakla, gerçekten isteyerek okumak arasında çok fark var. En azından tecrübelerim böyle söylüyor. Ayrıca şu fotoğraftaki ilk paragrafa bakar mısınız? Gerçekten mükemmel bir analiz ve kitaptaki yapılan betimlemeleri atmıyorum bile...
@systemapps Aslında çocukluktan ve çok çok çok az da olsa kişinin içinden gelen bir şey.(Bunu deme sebebim kitap okuma eğitimini iyi alamadığım için ve sonradan kendi kendime "ulan bi dur şunu okumaya başlayayım" dememle başladım asıl ve isteyerek başladım)
Aslında olaylar insanı kitaba çekiyordu bana göre... Zaten betimlemeler kitabı güzelleştirmiyor mu?
Mesela; "Dünya, hepimizin yaşadığı yer" demek ayrı;
"Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası; evimiz... O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir "yıldız", her bir "yüce önder", her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.
(Carl Sagan, Soluk Mavi Nokta (Pale Blue Dot), 1994)" bunu demek ayrı.
(Uzun biliyorum ama betimlemenin tek olumsuz tarafı da bu aslında)
Ayrıca bu betimlemelerin amacı sadece kitabı güzelleştirmek değil, kendi hayal gücünüzü kullanarak kendi dünyanızı yaratmanız. Yani kitap sadece bir imgeyle, düşünceyle okunmaz. Herkesin hayal kurma yetisi birbirinden farklıdır. Yazar, bir olayı anlatır, siz de istediğiniz gibi hayal ederek olayı yaşarsınız veya gözlemlersiniz. Beni de en çok etkileyen şeylerden birisi de budur. Çünkü sınır yok, özgürsünüz ve istediğiniz şekilde hayal edebiliyorsunuz. En azından ben böyle düşünüyorum. Benim bakış açım da bu 🙂