İlk Uydumuz Neden Düştü?

Gelişen teknolojiyle beraber günümüzde ülkeler uzay için yapılan çalışmaların öneminin farkında ve birçoğumuzun tahmin edemeyeceği ülkeler (bkz. Hindistan) uzay araştırmaları için yeterince kaynak ayırmakta ve Dünya’da uzay araştırmaları konusunda önde gelen ülkelerden birine dönüşmektedir.

 

Peki uzay araştırmaları neden bu kadar önemli?

 

Bu soruyu fizik bilimi bakımından inceleyecek olursak, evrenimiz hakkında daha fazla bilgi toplayacağımız ve bu sayede evrenin oluşumu, canlı yaşamı, geçmişimiz, Dünya’nın geçmişi ve geleceği şeklinde ve bundan daha da fazla bir çok bilinmeyene yanıt olabilir.

 

Bu soruya günümüzde pratik hayatta kullandığımız teknoloji bakımından cevap verecek olursak cevabımı kesinlikle uydu oluyor. Uydular sayesinde iletişim teknolojimiz gitgide hızlanmakta. Uydular sayesinde hayatımızda GPS teknolojisi yer almakta gibi uyduların bir çok yararını sayabiliriz.

 

Bildiğimiz üzere şu anda ülkemize ait uydular yörünge üzerinde çevremizde dönmektedir.

 

Peki ilk uydumuzun yörüngeye ulaşamadan düştüğünü biliyor muydunuz?

 

24 Ocak 1994, şu an ki ismiyle Türksat 1A, ama o zamanlar ismi yalnızca Türksat olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uydusu Kaurou’dan Ariane 4 roketi ile uzaya fırlatıldı. Ancak teknik bir arızadan dolayı fırlatılışından 12 dakika sonra düştü.

 

Gelin bu uydunun düşmesine neden olan “Teknik Arıza” yı yakından inceleyelim.

 

Aslında bu konu araştırıldığında çok fazla detaya sahip olma şansımız olmuyor. Durumun sadece teknik bir arızadan ibaret olduğu bilgisine ulaşılıyor ancak bu teknik arızanın ne olduğunu çoğu zaman bilemiyoruz. Üniversite’ de bir hocamızın her dönem başı verdiği bu örneği ilginç ve basit bulduğumdan paylaşma gereğinde bulundum.

 

24 Ocak tarihinde fırlatılan uydunun ilk fırlatılma anında ve bunu takip eden 10 dakikada her şey normal görünüyordu ve normaldi de. Ta ki 12. Dakikaya kadar. 12. Dakika da uyduyu taşıyan roket yavaş yavaş gideceği rotadan sapmaya başladı. (Tabi ilk uydumuz ve bunun yayınlama kısmını TRT üstlenmiş. (Sanırsam başka kanal da yok.) ) TRT spikeri küçük sapmaların olabileceği ve bu durumun sorun teşkil etmediğini söylerken, televizyonda rotayı gösteren grafikten gitgide roket daha da sapmakta ve sonra malum son milyonlarca dolarlık uydumuz dünya yörüngesine yerleşemeden çöpe dönüşüyor.

 

İşin teknik boyutuna gelecek olursak, tahmin edilebileceği üzere fırlatılan roketlerin ve uydunun üzerinde bir mikro kontrolcü veya mikro işlemci gibi kontrol birimleri yer alır ve roketin yörüngeye hangi rotada nasıl gideceği bu işlem birimlerine programlanır.

 

Bilgisayarların sayıları nasıl muhafaza ettiğine bakarsak ram, sabit disk, cash veya register gibi bilgi saklayabilen herhangi bir yapıda binary (ikilik sistem) sisteminde saklanır. Yani herhangi bir sayı 1 ve 0 lar ile gösterilir. Programlama ile çok az uğraşan bir insanın hatırlayacağı üzere tam sayıları tutmak için değişik veri tipleri bulunur. Bu veri tiplerinin birbirinden farkı temelde gösterebileceği maksimum sayıdır yani boyutu. Kimi  veri tipi 16 bit sayı gösterebilirken, kimi 32 bit, kimi 8 bit gösterir ve daha fazla gösterebilen çeşitleri de vardır. Peki bunlar ne anlama gelir? Bir sayıyı binary sisteminde yani ikilik sayı tabanında yazacak olursak sayının kapladığı alan kaç tane 1 veya 0 kullanılmışsa onların toplamı kadardır.

 

Örnek: 5 sayısı binary sisteminde 101 şeklinde 3 bitle ifade edilebilir.

 

Uydu konusuna dönecek olursak uydumuzda kullanılan ve arızaya sebep olan şey uydunun programlanırken tutacağı bir sayı değişkeninin 16 bitlik bir veri tipinde tanımlanması. Uydunun programı nasıl tam olarak detayları bilmiyorum ancak kullanılan o değişken bir noktada tam 12. Dakikada tutacağı veri için yeterli boyuta sahip olamıyor ve olan oluyor. Sayımız 16 bit in üzerine çıkıyor ve bilgisayar bu durumu anlayamadığından dolayı pozitif bir sayı olduğunu varsayarsak sayının aynen şu oluyor:

 

1111 1111 1111 1111 -> şeklinde gösterilen 65535 sayısına bir eklediğimiz zaman

1 0000 0000 0000 0000 -> şekline dönüşüyor ve 65536 olması gerekirken 0 değerine sahip oluyor ve bu basit hata roketin rotasından çıkmasına sebep oluyor.

 

Bu basit mühendislik hatasından dolayı milyonlarca dolarlık uydumuz kullanılmadan çöp oluyor. (Neyise ki uydunun sigortası varmış ve hasar çok fazla maddi hasara yol açmamış. )

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Tüm blog yazılarını gör