Seçim arası verdiğim #TozluRaflar yazıma kaldığım yerden devam ediyor. Gerçi seçim akşamı yazmayı planlıyordum ama sandığın başında beklemeyi tercih etmemin sonucunda eve baş ağrısı ile döndüm. Sonra sandiviç yedim, gazoz içtim ve yattım. Neyse benim günlük programından bahsettiğime göre iyice saçmalamaya başlamışım demektir. Daha fazla saçmalamadan esas konuya geçeyim(belki bir başka yazımda haftalık programımı sizlere anlatırım). Nintendonun konsollarını tanıttığım yazı dizimin son ürünü olan GameCube'u anlatacağım sizlere. Bu noktada kafalarınızda soru işaretleri uçuşabilir. Bunlara cevap vereyim. Evet Wii ve Wii U ile Nintendo yaşamaya devam ediyor ama bu konsollar hardcore oyunculara hitap eden konsollar olmadığı için ve bu konsollar o kadar tozlu olmadığı için tanıtmayı planlamıyorum(şimdilik).(benim kriterim, eğer tanıtacağım ürünün piyasaya çıkış tarhinden sonra doğan bir çocuk ile tanışmamışsam ,o ürün yeterince tozlu değildir)

Biraz tarih dersi vereyim sizlere(korkmayın Osmanlı devletinin kuruluşundan falan bahsetmeyeceğim). Beşinci nesil konsol piyasasının yeni oyuncusu Playstation'nın arkasında kapatan Nintendo 64(büyük bir farkla ikinci) büyük bir hezimete uğramış oluyordu. Çünkü kendi başlattığı(gerçi ikinci başlangıç) konsol piyasasında, kendi ortağı olmak üzere iken kendisinin antlaşmayı bozması yüzünden doğmasına neden olduğu firma tarafından alt ediliyordu. Bu başarısızlığın tekrarını yaşamak istemeyen Nintendo, yeni nesil konsolların zamanı yaklaşırken kendisi için bir kez daha masabaşı toplantıları ve öfke krizlerinin olduğu uzun yorucu bir geliştirme süresi daha başlamış oluyordu.

Nintendo 64 oyun konsolunun grafik işlemci geliştiren ekip Sgı firmasından ayrılıp ArtX firmasını kurar. Bir çok kişi tarafından 3D grafik kralı olarak kabul edilen Dr. Wei Yen tarafından yönetilen ekip Nintendo ile antlaşma imzalamayı başarıyor. Sistemin geliştirme aşamasında ortaya çıkan bir haber herkesi şok eder. Bu haber ise 2000 yılında Ati'nin ArtX firmasını satın almasıdır. Ati'nin, Artx ile Nintendo arasındaki antlaşmayı bozmayacağını duyurması ve grafik işlemcinin tasarımını büyük oranda bitmesi sayesinde herkes rahat bir nefes alır.(küçük bir bilgi: Büyük ihtimal ile Ati satın aldığı Artx in kaymağını Ati 9000 serisi ile yemiştir). İşlemci konusunda Mipsten vazgeçip Ibm ,Motorola ortak yapımı PowerPc platformuna yönelen Nintendo, Ibm in Powerpc 750CXe çekirdeğinin modifiye edilmiş bir versiyonunu tercih eder(Daha sonra çıkan Wii ve Wii U bu çekirdeğin gelişmiş versiyonu kullanılır ama temelde aynı çekirdek). Grafik işlemci ve işlemci sorununu böyle çözen Nintendo, ram konusunda Ramdus yerine MoSys firmasının ürettiği 1T-SRAM seçeneğine yönelir. Eski nesildeki gibi havuz yöntemi yerine herkesin kendi kullanacağı rami ayırma yöntemini seçen(bundada ortak bir havuzdan yararlanıyorlar ama İşlemcinin ve gpu nun kullanacağı ram miktarı sabit) Nintendo , 24 MB rami ana işlemci için 3 MB rami gpu için 16 mb lık dram i ise diğer eklentiler(ses işlemcisi, dvd sürücü vb) için ayrılmış durumda.

Konsolun içini tanıtırken performans konusunda gelişmeler olduğundan bahsettim ama Nintendo 64 ünde sıkıntısı performans değildi. Nintendo 64 ün hardware konusundaki tek sıkıntısı oyunların depolama şekli olan medyalardı. Nes zamanından Gamecube a kadar kartuş formatını kullanan Nintendo, bu teknolojinin geleceği olmadığını farkedip(sonunda) bu nesilde optik medyaya geçmeyi tercih ediyor. Nintendo 64 te bu konu yüzünden büyük yara alan firma ,bu konuda ders çıkarmasına rağmen bu nesilde de bir file vermeyi başarıyor. Matsushita Electric Industrial(yani panasonic) firmasının mini-Dvd lerini tercih eden Nintendo ,bu disklerin fazla yaygın olmamasından yararlanarak korsan oyunu engellemeyi amaçlıyor ama bu teknolojinin o yıllarda piyasada olan Dual-Layer(çift katmanlı) DVDlerin gerisinde kalması ile yüzünden geliştiricileri memnun etmeyi başaramıyor . DL Dvdler 8.5 gb veri saklayabilirken mini Dvdler 1,5 gb da takılı kalıyor.Yer kısıtlamasını bir çok firma oyunu bir kaç diske bölerek çözmeye çözüyor. Nintendo için bu adım büyük ilerleme olsada yine döneminin gerisinde kalmayı başarıyor.

Her zamanki gibi konsolun içini bitirdik şimdi sıra geldi konsolun dışına. Adındanda anlaşıldığı gibi küp şeklinde bir tasarıma sahip olan konsol bu tercihi ile ilginç ve bence güzel bir tasarıma kavuşuyor.(Next in nextcube'u ve Apple'ın Power Mac G4 Cube u bu tasarımı kullanan diğer ürünler) Morumsu(mor mavi arası) bir renkte tanıtılan ürün tıpkı Nintendo 64te olduğu gibi değişik renk seçenekleri ile piyasada yerini alıyor. Konsolun üst kısmında siyah bir dairenin içinde Nintendo Gamecube yazısının bulunduğu Dvd kapağının yanında 3 adet tuş bulunmakta. Konsolun dışı ile aynı renkte olan reset ve Dvd kapağı açma düğmesinin yanında bir adet beyaz renkte açma kapama tuşu bulunuyor. Konsolun önünde ise büyük beyaz renkteki plakamsı şeyin üstünde dört kontrolcü portu ve iki memory card girişi bulunuyor. Tıpkı Nintendo 64te olduğu gibi dört oyuncunun aynı anda oynamasına destek veren Nintendo, bu konsoldada kontrolcü portunu değiştiriyor. Bunun dışında konsolun dış kısmında bahsetmem gereken bir nokta ise konsolun arkasındaki tutacak. Bir çok kişi için iki elle konsolu tutmak zor olsa gerek ,Nintendo bu konsola tutacak eklemeyi uygun görmüş.(neyseki aynı anlayış tablet üretmeye kalkmamış)

Evet konsolun dış kısmından bahsetmişken kontorlcüden bahsetmemek olmaz. Bir önceki nesildeki faciadan sonra, tasarım olarak Sony dualshock un tasarımını ödünç !!! alan firma kendi sihrini konuşturmayı başarmış. Günümüzde alıştığımız Xbox ın dizilimine sahip olan kontrolcü, sol üst köşede tarihin gördüğü(bir çok kişiye göre) en rahat anolog joistiğe sahip. Nintendo joistiğin altında alışık olduğumuz d-pad'e yer vermeyi seçmiş. Kontrolcünün sağ kısmında ise dört tane aksiyon tuşu yer almakta. Gerçekten ilginç bir yerleşim anlayışına sahip tuşlar, sanki tasarımcı tuşlar için yer ararken gözlerini kapatıp parmağını bastığı yerlere tuşları kondurmuş gibi durmakta. Bu tuşların altında ise kullanımı birazcık zor olan küçük bir kafaya sahip anolog joistik tercih edilmiş, Joistiğin üstünde tipik start pause tuşu ile o dönemin kontrolcü standardını yakalamayı başarmış. Herşeyin güzel olduğu kontrolcüde sadece bir tane problem bulundurmamakta. O problem omuz tuşlarında bulunmakta. İki tane tuhaf tetiğe(bence en iyisi Sega Saturn) ve bir tane(niye bir) omuz tuşuna sahip olan kontrolcü bu tercih yüzünden azıcık rakiplerinin gerisine düşüyor.

Tamam konsolu tanıdıkta bu konsol ne kadar başarılı oldu. Erken girdiği jenerasyondan istediğini bulamayan ve günden güne eriyen Seganın rakiplikten çıkması ile işi bir anlamda kolaylaşan Nintendo ,hiç beklemediği bir başka firmanın piyasaya girmesi ile liderlik umutlarını sonsuza kadar kaybediyordu. Liderlik yarışını bundan sonra bu yeni savaşçılar arasında geçeceği kesinleşmiş oldu. Bu rakibin adıda Microsottan başkası değildi.
Performans konusunda Playstation'ın gerisinde kalan firma Xboxın önünde olmasına rağmen rekabetten boynu bükük bir şekilde ayrılıyordu. Rekabette üçüncü sırada yer almasının bir başka nedeni ise. Bir çok oyun üreticisinin desteğini yitiren ve kendi oyun geliştirici ekibininde o sıralarda bal yapmayan arıya(arıdan çok korkarım) dönüşmesi yüzünden Nintendo; Sony ve Microsoftun (Microsoftun kendi oyun stüdyosunun o sıralarda altın yumurtlayan tavuk(Halo) olması yüzünden) gerisinde kalıyordu.

Yazıma burada ara verirken ikinci bölümde Gamecube için çıkan aksesuarlar ve revizyonlardan bahsedeceğim. Beni takip etmeye devam edin(yada etmeyin gezin biraz facebook'a bakın, teknoseyirde diğer yazarların yazılarını takip edin ,biraz paylaşım yapın yapın ben takip edeyim 😀 ). Şimdilik hoşçakalın.

Kaynak:
http://en.wikipedia.org/wiki/GameCube
http://en.wikipedia.org/wiki/Nintendo_GameCube_technical_specifications
http://www.videogameconsolelibrary.com/pg00-gamecube.htm#page=reviews
https://www.youtube.com/watch?v=fnEvlPo-Xh8

BeğenFavori PaylaşYorum yap