Yakın gelecekte, eski dizilerin yeni bölümlerle ve aynı karakterlerle yeniden hayata döneceğini düşünüyorum.
#AI
https://x.com/MandelDuck/status/2099833177200009413

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • ad33p @ad33p

    Herkesi bir şekilde benzetirken Kramer'ı becerememiş.

  • Tuna @tunakaner

    2,5 yıl önce ChatGPT'ye 2024 yılında geçen Seinfeld bölümleri yazdırıp sesli okutarak dinleyerek uyurdum 😀 O zaman yazdığı bir bölümü aşağıda paylaşıyorum, güncel ChatGPT ile nasıl olur merak ettim şimdi.

    Bölüm Başlığı: "The Influencer"

    Açılış Sahnesi:
    Jerry, sahnede sosyal medyanın ve influencerların günlük hayatımızı nasıl ele geçirdiğinden bahsediyor.

    Jerry'nin Açılış Monologu: "Siz de fark ettiniz mi, sosyal medyada herkes birer uzman oldu. Bir bakıyorsunuz, en yakın arkadaşınız bile yemek gurmesi olmuş. 'Bakın, bugün şu restoranda şu yemeği yedim.' Eee, ne yapalım yani? Biz de her gün yemek yiyoruz ama bunu paylaşma gereği duymuyoruz. Sonra bir de 'selfie' çılgınlığı var. İnsanlar her anını belgeliyor. 'Bakın, bu ben ve arkamda da bir ağacın gölgesi.' Tebrikler, gölgeyi buldun! Sosyal medya, sanki herkesin hayatını mükemmel gösterme yarışına dönüştü.

    Sahne 1: Jerry'nin Dairesi

    Jerry'nin dairesi, tanıdık ve rahat atmosferiyle her zamanki gibi. Jerry kanepeye yayılmış otururken, George bitmek bilmeyen şikayetleriyle içeri girer. Elinde telefonu, suratında her zamanki umutsuz ve sinirli ifadesi vardır.

    George: (Telefonuna bakarak, sinirli bir şekilde) "Instagram'da kimse benim gönderilerimi beğenmiyor, Jerry. Hiç kimse! Bu ne rezalet!"

    Jerry: (Gülerek, rahat bir tavırla) "George, belki de insanların ilgisini çekmek için biraz daha yaratıcı olmalısın. Mesela, geçen gün bana bir influencer teklifi geldi."

    George: (Merakla, heyecanlanarak) "Ne teklifi?"

    Jerry: "Bir kahve markası, paylaşımlar yapmam için bana para ödemeyi teklif etti. Komik değil mi?"

    George: (Ciddi bir şekilde, umutla) "Bu harika! Kabul etmelisin! Belki ben de birkaç bedava kahve alırım."

    Kapı çalar ve Kramer içeri girer. Saçları dağınık, gözleri parlak ve heyecanlıdır. Elinde bir laptop tutar, içeri adım attığında bileklerini garip bir şekilde sallar. Ayrıca ağzında bir puro vardır.

    Kramer: "Jerry, NFT işine gireceğim! Büyük paralar var burada!"

    Jerry: (Kafasını sallayarak, hafif alaycı) "Cosmo Kramer, NFT işine mi giriyor? Bu dünyada her şey mümkün sanırım."

    George: "NFT nedir, Kramer?"

    Kramer: (Elindeki laptopu açarak, hevesle) "Dijital sanat eserleri, George! Ama fiziksel olarak yoklar. Yani, bilgisayar ekranında görebiliyorsun ama aslında elinde tutamıyorsun."

    George: (Kafası karışmış halde, sinirli bir tonda) "Neden biri böyle bir şeye para öder ki?"

    Kramer: "Çünkü... çünkü... şey... anlayamadım ben de. Ama büyük paralar dönüyor!"

    Jerry: "Bana kalırsa, dijital Mona Lisa'nın sahibine hayırlı olsun."

    Sahne 2: Elaine'in İşyeri

    Elaine'in işyeri, açık ofis düzeninde, modern ve şık bir şekilde dekore edilmiştir. Elaine masasında oturmuş, bilgisayar ekranına odaklanmıştır. Patronu Mr. Lippman, ciddi ve otoriter bir tavırla masasına yaklaşır.

    Mr. Lippman: "Elaine, yeni sosyal medya kampanyamız için seni görevlendirdik. Şirket hesabını sen yöneteceksin."

    Elaine: (Kendinden emin bir şekilde) "Elbette, Mr. Lippman. Benim için çocuk oyuncağı."

    Elaine, aceleyle telefonunu alır ve sosyal medya hesaplarını kontrol etmeye başlar. Yanlışlıkla kişisel hesabından iş hesabına komik bir fotoğraf paylaşır. Yüzü aniden panikle dolu.

    Elaine: (Panikle, alçak bir sesle) "Aman Tanrım! Patronuma özel hayatımdan bir fotoğraf gönderdim. Hemen silmeliyim!"

    Barry, sinir bozucu ve sürekli konuşan bir iş arkadaşı olarak belirir. Elaine'in masasının yanına gelir ve ona öğütler vermeye başlar.

    Barry: "Elaine, sosyal medya hesaplarını yönetirken dikkatli olmalısın. Benim 50 bin takipçim var ve her şeyi optimize ediyorum. Hashtag'ler, zamanlama, görseller... Biliyor musun, algoritmalar çok önemli."

    Elaine: (Sabırsızca) "Teşekkürler, Barry. Ama ben kendi işimi halledebilirim."

    Sahne 3: Monk's Cafe

    Monk's Cafe, her zamanki sıcak ve davetkar atmosferiyle doludur. Kramer ve George, klasik kırmızı deri koltuklarda oturmuş kahvelerini yudumlarlar. Kramer, laptopunu George'a doğru çevirir.

    Kramer: "George, ben NFT işine girmeyi düşünüyorum. Büyük para var orada."

    George: (Şaşkın, kafası karışmış) "NFT nedir, Kramer?"

    Kramer: "Dijital sanat eserleri, George! Ama fiziksel olarak yoklar. Yani, bilgisayar ekranında görebiliyorsun ama aslında elinde tutamıyorsun."

    George: (Kafası karışmış halde, sinirli) "Neden biri böyle bir şeye para öder ki?"

    Kramer: "Çünkü... çünkü... şey... anlayamadım ben de. Ama büyük paralar dönüyor!"

    George: (Alaycı bir şekilde, sinirli) "Cosmo Kramer, dijital sanat yatırımcısı... Bu, yılın şakası olabilir."

    Kramer: (Puroyu ağzından çıkararak) "Hadi ama George, bu ciddi bir iş!"

    Elaine kapıdan içeri girer ve hızlı adımlarla masaya oturur. Suratında tedirgin bir ifade vardır.

    Elaine: "Sosyal medya kampanyam tam bir felaket oldu. Yanlışlıkla kişisel hesabımdan iş hesabına özel bir fotoğraf paylaştım."

    Jerry: (Kafasını sallayarak, hafif alaycı) "Elaine, bu kadar dikkatli olman gereken bir konuda nasıl böyle bir hata yapabilirsin?"

    Elaine: "Bilmiyorum, Jerry. Ama şimdi Mr. Lippman'a durumu açıklamam gerekiyor."

    Barry, Monk's Cafe'ye gelir ve Elaine'e doğru yürür.

    Barry: "Elaine, kahve mi içiyorsun? Harika! Sosyal medyada paylaşmak için mükemmel bir an. Unutma, doğru ışık ve açı çok önemli."

    Elaine: (Sinirli bir şekilde) "Barry, lütfen beni rahat bırak."

    Sahne 4: Jerry'nin Dairesi

    Jerry'nin dairesi, tanıdık ve rahat atmosferiyle her zamanki gibi. Jerry, influencer olmayı denemek için bir kahve markasının ürünlerini tanıtmaktadır. Kamera karşısında çekim yapar.

    Jerry: (Kamera karşısında, profesyonel bir tonla) "Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere muhteşem bir kahve markasından bahsedeceğim. Bu kahve, sabahları daha enerjik hissetmenizi sağlar. Ben her sabah bu kahveyi içiyorum, güne zinde başlıyorum."

    Elaine, dairenin kapısından girer. Yüzünde hala tedirginlik vardır.

    Elaine: "Ne yapıyorsun Jerry?"

    Jerry: "Influencer olmayı deniyorum. Ne dersin?"

    Elaine: (Gülerek, şaşkın) "Jerry Seinfeld, influencer mı oldu şimdi? Bu dünyayı daha da garip hale getiriyor."

    George, kapıdan içeri girer. Suratında her zamanki umutsuz ve sinirli ifadesi vardır.

    George: "Jerry, bu influencer işiyle ciddi misin? Ben de denemek istiyorum."

    Jerry: "George, bu işler sana göre değil. Hem insanlar seni ne kadar ilginç bulacak sanıyorsun?"

    George: "Ben ilginç olabilirim! Neden olmasın?"

    Sahne 5 — JERRY'NİN DAİRESİ

    Jerry ve George hâlâ influencer meselesini tartışmaktadır. Jerry'nin sehpasında markanın gönderdiği kahve paketleri vardır. George paketi eline alır, arkasını çevirip fiyatına bakar.

    George: "Bunun kilosu ne kadar?"

    Jerry: "Bilmiyorum."

    George: "Sen reklamını yapıyorsun, fiyatını bilmiyorsun?"

    Jerry: "Ben kahve içiyorum, muhasebe yapmıyorum."

    George: "İnsanlara 'harika kahve' diyorsun ama ne kadar olduğunu bilmiyorsun."

    Jerry: "George, insanlar kahveyi tadıyor. Faturayı değil."

    George paketi masaya bırakır.

    George: "Ben influencer olsam her şeyi söylerdim."

    Jerry: "Mesela?"

    George: "'Bu kahveyi alın. Çok iyi.'"

    Jerry: "Bu kadar mı?"

    George: "Evet."

    Jerry: "Senin influencerlık stratejin 'ürün var, alın' mı?"

    George: "İnsanlar karmaşık şeylerden hoşlanmıyor."

    Jerry düşünür.

    Jerry: "Aslında haklı olabilirsin."

    George: "Tabii ki haklıyım."

    Jerry: "Ama seni kimse takip etmez."

    George: "Neden?"

    Jerry: "Çünkü kimse 'çok iyi' diyen birini takip etmez."

    George: "O zaman 'inanılmaz' derim."

    Jerry başını sallar.

    Jerry: "İşte şimdi influencer oldun."

    George'un telefonu çalar.

    Ekranda bir bildirim vardır.

    George'un yüzü bir anda düşer.

    George: "Hayır."

    Jerry: "Ne oldu?"

    George: "Susan'ın vakfı."

    Jerry: "Susan'ın vakfı mı?"

    George telefonu cebine koyar.

    George: "Beni etkinliğe çağırıyorlar."

    Jerry: "Gitmeyecek misin?"

    George: "Hayır."

    Jerry: "Neden?"

    George Jerry'ye bakar.

    George: "Çünkü gitmek istemiyorum."

    Jerry: "Bu oldukça makul."

    George: "Hayır, Jerry. Mesele bu değil. Gitmemi istiyorlar."

    Jerry: "Sen gitmek istemiyorsun."

    George: "Ama onlar gitmemi istiyor."

    Jerry: "Evet."

    George: "Bu baskı."

    Jerry: "Ama Susan'ın vakfı."

    George bir an durur.

    George: "İşte bu yüzden baskı."

    Jerry bakışlarını George'a çevirir.

    Jerry: "Sen Susan'ı özlüyor musun?"

    George'un yüzü ciddileşir.

    George: "Elbette."

    Kısa bir sessizlik.

    Jerry: "Gerçekten mi?"

    George hemen başka tarafa bakar.

    George: "İnsanlar bunu sormaz, Jerry."

    Jerry: "Ben soruyorum."

    George: "Özlüyorum işte."

    Jerry: "Nasıl?"

    George: "Genel olarak."

    Jerry başını sallar.

    Jerry: "'Genel olarak' çok güvenli bir üzüntü."

    George ayağa kalkar.

    George: "Bak, insan ölen birinin arkasından üzgün görünmek zorunda."

    Jerry: "Üzgün değilsen?"

    George: "Üzgün görünürsün."

    Jerry: "Bu biraz korkunç."

    George: "Hayır. Sosyal olarak gerekli."

    George bunu son derece ciddi söyler.

    SAHNE 6 — MONK'S CAFE

    Dört kişi masadadır.

    Kramer'ın ağzında yine bir puro vardır. Puroyu yakmadan sadece ağzında taşımaktadır.

    Jerry bunu fark eder.

    Jerry: "Kramer, sen puroyu niye içmeden çiğniyorsun?"

    Kramer: "Ben artık puroyu farklı kullanıyorum."

    Elaine: "Nasıl?"

    Kramer: "Ağızlık olarak."

    George Kramer'a bakar.

    George: "Bu adamın pizzacı açmasına kim izin verecek?"

    Kramer: "Ben pizza restoranı açacağım."

    Jerry: "Kendi pizzanı kendin yaptığın restoran."

    Kramer: "Aynen."

    Elaine: "İnsanlar kendi pizzalarını yapmak istemiyor olabilir."

    Kramer: "Elaine, insanlar artık her şeyi kendileri yapmak istiyor. Kendi kahveleri, kendi mobilyaları, kendi internet siteleri..."

    Jerry: "Kendi pizzaları."

    Kramer: "Kendi pizzaları!"

    Kramer masaya eğilir.

    Kramer: "Hamuru sen açıyorsun. Sosu sen sürüyorsun. Peyniri sen koyuyorsun."

    George: "Sonra?"

    Kramer: "Fırına ben koyuyorum."

    George: "Yani pizzayı sen yapıyorsun."

    Kramer: "Hayır! Sen hazırlıyorsun, ben pişiriyorum."

    Jerry: "Bu restoranın sloganı ne?"

    Kramer hiç düşünmeden cevap verir.

    Kramer: "'Sen yap, ben yakmayayım.'"

    Elaine istemsizce güler.

    O sırada Barry yanlarından geçer. Elinde telefon vardır.

    Barry: "Kramer, pizzacı açıyorsan TikTok hesabını şimdiden oluştur."

    Kramer ona döner.

    Kramer: "TikTok mu?"

    Barry: "Kısa video. Algoritma seni yakalarsa—"

    George: "Barry, lütfen."

    Barry durur.

    Barry: "Ne?"

    George: "Bir insanın konuşmasını bitirmesine izin ver."

    Barry: "Ben sadece—"

    George: "Hayır. Sadece hiçbir şey yapma."

    Barry masadan uzaklaşır.

    Jerry George'a bakar.

    Jerry: "Onu sevmeye başladım."

    George: "Ben de."

    Kramer puroyu masaya koyar.

    Kramer: "Bu arada NFT yükseldi."

    Elaine: "Hâlâ NFT mi?"

    Kramer: "Üç katına çıktı."

    George ona bakar.

    George: "Ne aldın?"

    Kramer: "Bir maymun."

    Jerry: "Tabii."

    SAHNE 7 — ELAINE'İN OFİSİ

    Elaine, sosyal medya kampanyasını düzeltmeye çalışmaktadır.

    Barry tekrar belirir.

    Barry: "Elaine."

    Elaine gözlerini kapatır.

    Elaine: "Barry."

    Barry: "Paylaşımın çok iyi performans gösteriyor."

    Elaine şaşırır.

    Elaine: "Ne?"

    Barry: "Yanlışlıkla paylaştığın o fotoğraf."

    Elaine'in yüzü donar.

    Elaine: "Ne kadar kişi gördü?"

    Barry: "Çok."

    Elaine: "'Çok' kaç?"

    Barry: "Benim hesabımdan daha fazla."

    Elaine ayağa kalkar.

    Elaine: "Bu nasıl olabilir?"

    Barry: "Çünkü samimi."

    Elaine ona bakar.

    Elaine: "Samimi?"

    Barry: "İnsanlar şirketlerin samimi olmasını istiyor."

    Elaine: "Şirketler samimi olamaz."

    Barry: "Olabilir."

    Elaine: "Hayır. Şirketin amacı para kazanmaktır."

    Barry: "İşte bunu söylemek samimi."

    Elaine bir an durur.

    Bu mantık, istemese de hoşuna gitmiştir.

    Elaine: "Bunu patrona söyleme."

    Barry: "Söylerim."

    Elaine: "Barry."

    Barry: "Şaka yapıyorum."

    Barry gider.

    Elaine arkasından bakar.

    Elaine: "Bu adam neden her yerde?"

    SAHNE 8 — JERRY'NİN DAİRESİ

    Jerry, kahve markasının çekimini yapmaktadır.

    Telefon tripodun üzerindedir.

    Jerry: "'Sabahları benim tercihim—'"

    George içeri girer.

    George: "Bunu söyleme."

    Jerry: "Neyi?"

    George: "'Benim tercihim.'"

    Jerry: "Neden?"

    George: "Çünkü insanlara emir veriyormuşsun gibi."

    Jerry: "'Benim tercihim.'"

    George: "Bak. Şimdi senden nefret ettim."

    Jerry telefonu indirir.

    Jerry: "Peki ne diyeyim?"

    George düşünür.

    George: "'Ben bunu içiyorum.'"

    Jerry: "Bu reklam mı?"

    George: "Dürüst."

    Jerry: "George, reklamda dürüstlük istemiyorlar."

    George: "Ben istiyorum."

    Jerry: "Sen bedava kahve istiyorsun."

    George: "O da dürüstlük."

    George masadaki kahveyi alır.

    George: "Bu arada iyi kahve."

    Jerry: "Gerçekten mi?"

    George: "Hayır. Bedava olduğu için."

    Jerry kameraya bakar.

    Jerry: "İşte influencerlık."

    SAHNE 9 — VAKIF ETKİNLİĞİ

    George, takım elbisesiyle salonda durmaktadır.

    Etrafta Susan'ın fotoğrafları vardır.

    George fotoğraflardan birine bakar.

    Bir kadın yanına yaklaşır.

    Kadın: "George, geldiğiniz için çok mutluyuz."

    George yüzünü hemen değiştirir.

    Gözlerini hafifçe kısar.

    George: "Susan..."

    Kadın duygulanır.

    Kadın: "Onu çok özlüyor olmalısınız."

    George başını eğerek:

    George: "Her gün."

    Kadın George'un elini tutar.

    Kadın: "Bunu duymak çok güzel."

    Kadın uzaklaşır.

    George'un yüzündeki ifade anında değişir.

    Rahatlar.

    George: "Her gün mü?"

    Yanındaki Jerry bunu duyar.

    Jerry: "Biraz fazla gittin."

    George: "Kadın bekliyordu."

    Jerry: "Sen de verdin."

    George: "İnsanlar ne duymak istiyorsa onu söylersin."

    Jerry: "Bu senin bütün hayatın olabilir."

    George cevap vermeden salondaki ikramlara bakar.

    George: "Şu peynirleri paketleyebilir miyiz?"

    Jerry ona döner.

    Jerry: "George."

    George: "Ne?"

    Jerry: "Susan'ın vakfındayız."

    George: "Susan sevmez miydi israfı?"

    Jerry George'a bakar.

    Jerry: "Susan hakkında ilk kez iyi bir şey söyledin."

    George birkaç saniye düşünür.

    George: "Evet."

    Bir anlık sessizlik.

    George peynir tabağından bir tane daha alır.

    SAHNE 10 — JERRY VE GEORGE, VAKIF SALONUNUN KENARINDA

    İkisi bir köşede oturmaktadır.

    Jerry elindeki kahveden bir yudum alır.

    George: "Sence insanlar neden ölülerin arkasından hep iyi şeyler söylüyor?"

    Jerry: "Çünkü ölüler cevap veremiyor."

    George başını sallar.

    George: "Güzel."

    Jerry: "Unpopular opinion."

    George: "Ben daha ileri gideceğim."

    Jerry: "Tabii."

    George: "Bence bir insan öldüğünde hakkında kötü konuşmak daha dürüst."

    Jerry düşünür.

    Jerry: "Ama kimse bunu cenazede söylemez."

    George: "Neden?"

    Jerry: "Çünkü cenazeler insanların dürüst olmayı bıraktığı yer."

    George gülümser.

    George: "Bence tam tersi. Cenazeler insanların ilk kez dürüst olduğu yer."

    Jerry: "Nasıl?"

    George: "Kimse ölen kişinin ne düşündüğünü umursamıyor."

    Jerry bunu düşünür.

    Jerry: "Bu korkunç derecede mantıklı."

    George: "Teşekkür ederim."

    Jerry: "İltifat değildi."

    George: "Yine de alıyorum."

    SAHNE 11 — MONK'S CAFE

    Ertesi gün.

    Dört kişi yine aynı masadadır.

    Kramer içeri girer.

    Üzerinde garip derecede parlak bir gömlek vardır. Bir elinde puro, diğerinde pizza hamuru taşıdığı büyük bir kutu.

    Kramer: "Buldum!"

    Jerry: "Neyi?"

    Kramer: "Restoran için yer."

    Elaine: "Gerçekten mi?"

    Kramer: "Evet. Çok ucuz."

    George: "Nerede?"

    Kramer: "Eski bir banka."

    Jerry: "Neden banka?"

    Kramer: "Çünkü kasası var."

    Elaine: "Ne yapacaksın kasayı?"

    Kramer gülümser.

    Kramer: "Pizza malzemeleri."

    Herkes ona bakar.

    George: "Sen gerçekten yapacaksın bunu."

    Kramer: "Hem de çok yakında."

    Barry uzaktan belirir.

    Barry: "Kramer! Yeni hesabını gördüm!"

    Kramer döner.

    Barry: "On iki bin takipçi!"

    Kramer şaşırır.

    Kramer: "Ne?"

    Barry: "O videoyu yayınladım."

    Kramer: "Hangi videoyu?"

    Barry: "Senin pizzayı tavana fırlattığın video."

    Kramer düşünür.

    Kramer: "Ben onu yanlışlıkla yapmıştım."

    Barry: "İşte içerik bu."

    Kramer'ın yüzü aydınlanır.

    Kramer: "Ben influencer oldum!"

    George homurdanır.

    George: "Bu adam hiçbir şey yapmadan başarılı oluyor."

    Elaine: "Kramer'ın özgeçmişi."

    George: "Cosmo Kramer."

    Herkes bir ağızdan:

    Jerry, George, Elaine: "Cosmo Kramer!"

    Kramer gururla başını kaldırır.

    Kramer: "Bence marka olabilirim."

    FİNAL — JERRY'NİN STAND-UP SAHNESİ

    Jerry sahnededir.

    Jerry: "İnternette artık herkes bir şey satıyor. Bir kahve içiyorsunuz, hemen birisi çıkıyor: 'Ben bunu öneriyorum.' Neyi öneriyorsun? Kahve. İnsanlık binlerce yıldır kahve içiyor. İlk insan kahveyi bulduğunda yanında bir kamera mı vardı? 'Çocuklar, bugün size kahveyi anlatacağım.' Hayır. Adam içti. 'İyiymiş.' Bitti. Şimdi üç dakikalık video çekiyoruz. 'Bu kahveyi neden seviyorum?' Çünkü kahve. Bir de influencerlar ürünü ellerinde tutuyor. Telefon, kahve, güneş gözlüğü... Sanki kahve içmiyorlar da devlet sırrı taşıyorlar. Ve en garip tarafı şu: Bir ürünün gerçekten iyi olup olmadığını söylemek için artık ürünü kullanmana bile gerek yok. Birisi sana para veriyorsa iyi. Para vermiyorsa... 'Çocuklar, ben bunu tavsiye etmiyorum.' Bu kadar kolay. Eskiden reklam şöyleydi: 'Bu sabun temizler.' Şimdi: 'Bu sabun beni yeniden kendimle tanıştırdı.' Sabun! Ben sadece ellerimi yıkamak istiyorum. Hayatımı değiştirmesine gerek yok. Ve belki de sosyal medyanın en güzel tarafı bu. İnsanlar artık hayatlarının her anını kaydediyor. Kahvaltı. Spor. Kahve. Tatiller. Cenazeler bile yakında canlı yayınlanacak. 'Bugün acımızı sizinle paylaşıyoruz. Link biyoda.' Ama yine de... Bazen telefonu bırakıyorsun. Bir arkadaşınla oturuyorsun. Kimse fotoğraf çekmiyor. Kimse paylaşmıyor. Kimse beğenmiyor. Ve garip bir şekilde... O an gerçekten yaşanmış gibi geliyor."

    Jerry hafifçe gülümser.

    Jerry: "Tabii, o anı da paylaşmak istiyorsun. Ama telefonun şarjı bitmiş oluyor. İşte o zaman gerçekten özgürsün."

    Jerry'nin yüzünde küçük bir tebessüm.

    Sahne kararır.

    SON MONTAGE

    George vakıf etkinliğinden çıkarken gizlice üç kutu ikramlık peynir taşımaktadır. Güvenlik görevlisi onu fark eder. George peynirleri bırakmak zorunda kalır. Kramer yeni restoranının tabelasını asmaya çalışırken tabela ters döner. Kramer tabelaya bakar, omuz silker ve puroyu yakar. Elaine iş hesabındaki yanlış fotoğrafın şirketin en çok etkileşim alan paylaşımı olduğunu öğrenir. Barry bunu kendi başarısı olarak anlatmaya başlar. Elaine onu dinlerken yavaşça odadan çıkar. Jerry evinde kahve markasının gönderdiği devasa bir koliye bakar. Kutunun üzerinde markanın adı vardır. Jerry bir paket alır, kameraya bakar.

    Jerry: "Gerçekten iyi."

    Kısa bir sessizlik.

    Jerry: "Bu sefer gerçekten."

    Kapı açılır.

    Kramer içeri girer.

    Kramer: "Jerry! Pizza restoranı için isim buldum!"

    Jerry: "Neymiş?"

    Kramer: "Kramerica Pizza."

    Jerry ona bakar.

    Jerry: "Hayır."

    Kramer: "Tamam."

    Kramer çıkar.

    Bir saniye sonra kapı tekrar açılır.

    Kramer: "Cosmo's?"

    Jerry başını iki yana sallar.

    Kramer çıkar.

    Jerry kahvesinden bir yudum alır.

    Jerry: "İnsanlar neden isim bulmakta bu kadar zorlanıyor?"

    CUT TO BLACK.