Eviocam İncelemesi: Hem akıllı, hem de çok şık

Eviocam markasını daha önce duymamış olabilirsiniz fakat ilerleyen dönemlerde, özellikle Türkiye pazarında güvenlik kelimesi akla gelince tercih edilebilecek markaların başında gelecek gibi gözüküyor. Biz bu yazımızda Eviocam’un Akıllı Wi-Fi kamerasını inceliyoruz. İlk olarak tasarım ve kurulum ile başlayalım.

 

Tasarım ve Kurulum

Eviocam’ın kutudan çıkartma deneyimi gerçekten Apple ürünlerininkine benziyor. Kutudan bir güç adaptörü, üç metrelik yassı bir micro USB güç kablosu, Eviocam ve bir kaç gerekli kağıt çıkıyor. Bu kağıtlar arasında garanti belgesi ve hızlı başlangıç kılavuzu bulunuyor. Eviocam tasarım anlamında diğer rakiplerinden sıyrılmayı başarıyor.

 

 

Daha önce böyle bir fiziksel yapıyla karşılaşmadığımızı belirtmeliyiz. Metal bir ayağa sahip olan Evicam’ı neredeyse 360 derece istediğimiz tarafa uyarlayabiliyoruz. Bu sayede kamerayı sabitlediğimiz yerden kolaylıkla ihtiyacımız olan yeri kayıt altına alabiliyoruz. Kamera hareketli değil fakat ön tarafında bulunan yüksek 120 derece görüş açılı kamera sayesinde ortama hakim olabiliyorsunuz.

 

Eviocam ethernet bağlantısına sahip olmayan nadir kameralardan bir tanesi. Peki sistem tamamen kablosuz mu çalışıyor? Hayır çünkü kamerayı kullanabilmeniz için micro USB bağlantısından kameraya güç sağlamalısınız. 802.11 b/g/n (2.4Ghz) kablosuz ağları destekleyen Eviocam ile 5 GHz ağları kullanamıyorsunuz. Fakat firma tarafından belirtilen tavsiye edilen 500 Kbit bant genişliğinin yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Yaptığımız testler kameranın HD görüntüyü başarılı bir şekilde sıkıştırarak telefonumuza ve buluta gönderdiğini onayladık.

 

Kurulum aşaması ise neredeyse herkesin yapabileceği kadar kolay. Android ve iOS telefonunuza indireceğiniz iVideon uygulamasından ilk olarak hesap oluşturmanız gerekiyor. Bu hesap sayesinde videolarınızı buluta kaydetip internet tarayıcısından bile izleyebiliyorsunuz. Hesabınıza yeni kamera işlemi ise oldukça basit, kamerayı elektriğe bağladıktan sonra ve eşleştirme moduna alarak telefonunuzun üretmiş olduğu barkodu kameraya okutuyorsunuz ve kameranız çalışmaya başlıyor.

 

Kameraya barkodu okutmadan önce uygulama üzerinden bağlayacağınız Wi-Fi ağını ve şifresini seçmeniz gerekiyor çünkü barkod bunu göre üretiliyor. Genel olarak çok basit olan kurulum işleminden sonra kameranıza her yerden, Linux, MacOS, Windows, iOS ve Android uygulamalarından hatta internet tarayıcısından erişebiliyorsunuz.

 

Özellikler ve Performans

Öncelikle belirtmeliyim ki şu ana kadar görmüş olduğumuz en başarılı kamera performansı Eviocam’e ait. 120 derecelik görüş açısına sahip olan kamera ile neredeyse aksiyon kameralarında bulunan görüş açısını almak mümkün. Eğer düzgün bir yere yerleştirilirse odanın her köşesini 1280 x 720 piksel çözünürlüğünde görmek mümkün olacaktır.

 

 

Mobil uygulamalarda iki parmağınızı kullanarak zoom yapabildiğiniz Eviocam’de evinizde neler olup bittiğini anında öğrenebiliyorsunuz. Üzerinde bulunan hareket sensörü sayesinde odada hareket algıladığı zaman isterseniz kamera size bildirim gönderebiliyor ve otomatik olarak buluta kayıt yapmaya başlıyor. Bu sayede hem internet kotanız, hem de Eviocam hesabınızı tasarruflu kullanabiliyorsunuz. Dijital zoom her zaman başarılı olmasa da düzgün ışık koşullarında kesinlikle hayat kurtarıcı olabiliyor.

Eviocam ve sunucular arasındaki haberleşme banka güvenliği seviyesinde 512 bit şifreleme arasında sağlanıyor. Güvenlik kamerası olarak güvenlik protokollerine önem veren Eviocam videolarınızın sizden başka birinin izlememesine gayret gösteriyor. Güvenlik konusunda endişeleri olan kullanıcıların içini rahatlatacak olan bu özellik gerçekten de kullanıcılara güven sağlıyor.

 

Mobil uygulamalarda iki parmağınızı kullanarak zoom yapabildiğiniz Eviocam’de evinizde neler olup bittiğini anında öğrenebiliyorsunuz. Üzerinde bulunan hareket sensörü sayesinde odada hareket algıladığı zaman isterseniz kamera size bildirim gönderebiliyor ve otomatik olarak buluta kayıt yapmaya başlıyor. Bu sayede hem internet kotanız, hem de Eviocam hesabınızı tasarruflu kullanabiliyorsunuz. Dijital zoom her zaman başarılı olmasa da düzgün ışık koşullarında kesinlikle hayat kurtarıcı olabiliyor.

Eviocam ve sunucular arasındaki haberleşme banka güvenliği seviyesinde 512 bit şifreleme arasında sağlanıyor. Güvenlik kamerası olarak güvenlik protokollerine önem veren Eviocam videolarınızın sizden başka birinin izlememesine gayret gösteriyor. Güvenlik konusunda endişeleri olan kullanıcıların içini rahatlatacak olan bu özellik gerçekten de kullanıcılara güven sağlıyor.

 

 

Eviocam’ın aynı zamanda IFTTT desteği de bulunuyor. Bu destek sayesinde akıllı telefonunuza indireceğiniz IFTT uygulamasından vereceğiniz komutları uygulayan kamera çok daha akıllı bir hal alıyor. Mesela örnek vermek gerekirse, eve geldiğiniz zaman kameranın bildirimlerini kapatabiliyorsunuz. Bu sayede gereksiz bildirimlerden kurtuluyorsunuz. Daha detaylı IFTTT komutlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Eviocam üzerinde bulunan infrared LED’ler sayesinde karanlık odalarda dahi oldukça net bir görüntü almak mümkün. Gece görüşü konusunda en iyi olmasa bile oldukça iddialı olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olmaz.

 

Sonuç

Eviocam ne kadar başarılı bir kamera olduğunu bize bir aylık test sürecinde gösterdi. Yüksek kaliteli merceklere sahip olduğu her açıdan anlaşılan Eviocam’un yazılım tarafıda bir o kadar donanımı kadar güçlü. Bildirim geldiği anda kameraya beklemeden bağlanabiliyorsunuz. Güvenlik konusunda tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek olan Eviocam kendi web sayfası üzerinden 499 TL gibi uygun bir fiyata satılıyor. Eğer yazılımsal olarak en güçlü kameralardan birine sahip olmak istiyorsanız Eviocam’e kesinlikle göz atmalısınız.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Logitech M220 Silent ve M330 Silent Plus

Daha önce mouseların neden bu kadar ses çıkarttığını düşündünüz mü? Logitech’in bu iki sessiz faresi ile neden daha önce sessiz mouse ile tanışmadığınızı düşüneceğinize eminiz. Logitech M220 Silent ve M330 Silent Plus’ı diğer üç tuşlu farelerden ayıran en önemli nokta bu tuşların diğer Logitech mouselara oranla %90 daha sessiz olması.

 

Logitech M220 ile incelememize başlayalım. M220 iki elle kullanım için uygun olan bir model. 75 gram ağırlığında olan fare M330’a oranla biraz daha küçük ve bu sayede biraz daha taşınabilir. 18 ay pil ömrüne sahip olan fare bir adet AA pil ile çalışıyor. Tamamen plastikten üretilmiş olan mouse uzun kullanımlarda elinizi küçük boyutları yüzünden yorabilir.

M330 ise sadece sağ elli kullanıcıların tercih edebileceği model. Daha kaslı bir yapıya sahip olan M330’un çevresi yumuşak kauçuk ile kaplı. M220’den de biraz daha büyük olan mouseu bu sayede daha kolay bir şekilde kavrayıp kullanabiliyorsunuz. Kauçuk malzeme plastiğe oranla elinizin terlemesini birazcık daha geciktiriyor.

 

 

Sağ el baş parmağınızı koymanız için ayrı bir kıvrıma sahip olan M330 Silent Plus’ın kaydırma tuşuda M220’ye oranla biraz daha geniş. Ek olarak M330’da bir durum LED’i bulunuyor, bu durum LED’i farenizde her şey yolunda gidiyorsa yeşil yanarak, eğer bataryanız azalırsa farklı bir renkte yanarak uyarı veriyor. M330’un altında bulunan kaydırma pedleri M220’ye oranla birazcık daha büyük. Bu sayede 91 gram ağırlığında olan M330 kolaylıkla kullanacağınız yüzeyde kaydırabiliyorsunuz.

 

 

 

Ve gelelim her iki fareninde ortak özelliklerine. İlk olarak algılayıcıdan başlayalım. 1000 dpi değerinde algılayıcı çözünürlüğüne sahip olan bu fareler, kutu içeriğinden çıkan Nano alıcı ile 2.4 GHz frekansıyla iletişim kuruyor. Her iki farede pürüssüz yüzeylerde oldukça başarılı çalışıyor fakat cam gibi parlak yüzeylerde bu fareleri ne yazık ki kullanamıyorsunuz. Nano alıcısının oldukça küçük olduğunu ve sadece 1.8 gram ağırlığında olduğunu belirtelim. Her iki farenin de siyah, mavi ve kırmızı renk seçenekleri bulunuyor.

Her iki mousesunda altında bir kapak bulunuyor. Bu kapağı kaldırarak hem AA pil yuvasına, hem de Nano alıcıyı koruyabileceğiniz bir bölüme ulaşabiliyorsunuz. Nano alıcıyı buraya saklayarak kaybolma riskini de oldukça azaltabiliyorsunuz. Her iki farede kutudan AA pil ile çıkıyor, mouseu satın aldıktan sonra kullanmanız için yapmanız gereken tek şey Nano alıcıyı bilgisayarınızın USB girişine takmak.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yeni Toyota Camry İncelemesi, Teknik Özellikleri ve Fiyatı (2018)

Toyota'nın özellikle Amerika pazarı için hazırladığı ve sürekli yılın otomobili ünvanını alan Camry modeli yenilendi. Baştan çıkarıcı tasarımı ile büyüleyen Camry, ayrıca çok farklı donanımlara sahip. Yeni Camry'in detaylı incelemesine gelin beraber bakalım!

Camry, Toyota markası için önemi büyük bir otomobildir. Uzun yıllardır markasını sırtlanan, orta üst sınıfta anılan lüks segment’in “Kral Tacı” takan nadir arabalarındandır. Japonca da Camry’nin manası da zaten “Taç” dır! Toyota, 1982 yılında dünyayı kapsayan bir hareket yaparak Camry projesinin start tuşuna bastı. Bu tarihlerden önce Toyota bugünlerin meyvesi olan “Dünyanın en sorunsuz markası” olma yolunda hızla ilerliyordu. Taviz yoktu! Camry ile lüks atılımın temelleri, Japon mühendislerin zeka dolu çalışmaları ileride özellikle Amerika pazarında Amerikan arabalardan daha çok sevilecek modelin yaradılışına girmişti. Bununla beraber Toyota Corolla‘nın da dünyadaki hükmü sürüyordu.

1985 yılında 128 bin Camry satışı yapılarak başarının örneğini görmüş olduk. Bu yıllardan sonra Camry artık dünyanın kabul ettiği otomobil olmuştu. Detroit Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkan 2018 Yeni Toyota Camry, güzelliği ile bizleri büyülemişti. Toyota’nın Ceo’su Akio Toyoda“Kendimi tasarım sürecine dahil etmek hoşuma gidiyor ve bu bir sır değil” demesi bu arabanın önemini arz ediyor. İsterseniz şimdi 2018 Toyota Camry’nin detaylı incelemesine geçelim.

Amerika pazarında yapılan araştırmada, insanların sedan versiyonlarından biraz uzaklaştığı ve markaların bu konu üzerinde değişik çözümler yaptığına dair duyumları almıştık. İlginçtir ki Toyota halen daha Camry’nin satışları hakkında kötü bir açıklama yapmayıp, üstüne satışlarının daha da iyiye gittiğini bildirmişti. Bunun sebebi de Toyota’nın açık vermeden insanların göz zevkine uygun, estetik grafiklerini çok hızlı bir şekilde sunmasından kaynaklıdır.

2018 Yeni Camry Ön Görünümü

Yeni Camry’nin dış karoserinden başlayan değişimlerine baktığımız zaman yeni yüz olan “Keen Look” ön tasarım anlayışını Camry’ye de enjekte edildiğini görüyoruz. Bu tasarım anlayışını Türkçe’ye çevrildiği zaman“Keskin Bakış” manasına geliyor. Aracın rüzgar dirençlerine en iyi şekilde yön verebilmesi adına kaput ve ızgara kısmının öne çıkan tasarımını görüyoruz. Yeni Camry, Toyota’nın Crossover modeli CH-R’dan da küçük mimikler alarak yeniliklerini daha çok belli etmiş.

2018 Yeni Camry Yan Görünümü

Profiline doğru geçiş yaptığımız zaman oturaklı yapısının olduğunu vekusursuz grafiklerini tamamlayan ekipmanlar olduğunu görüyoruz. Keen Look bakışların daha belirginleştiği yan duruşta, öne doğru çıkık burun ve tampon yapısı rakiplerine adeta diş gösteriyor.

İç Tasarım Çizgileri Şaşırtıcı

Kabin tasarımında da sınıf atlayan Toyota, pürüzsüz ve etkileyici tutum sergilemiş. Büyüyen gövde yapısının iç mekana yansıması ile müşterilerine ferah alanlar sunulmuş. Camry’nin kabin grafiklerini aslında, Toyota’nın başka bir modeli olan Avalon iç yapısının kavislisi diyebiliriz. Direksiyon simidi Corolla ve Prius’dan tanıdığımız üç kollu ve fonksiyonel olanı tercih edilmiş. Toyota’nın  Hibrit motorlu araçları için kullandığı mavi rengin hakimiyeti Camry’ye de geçmiş.

2018 Yeni Camry Fiyatı

Camry‘in Avrupa satış fiyatlarına baktığımızda karşımıza 23 bin $ ile 35 bin $ arasında fiyat etiketi çıkıyor. Baktığımıza sınıf arkadaşı 2017 Yeni Nissan Maxima ile fiyatları aynı aralıkta. Gelelim bu araç Türkiye’ye gelse ne olur? Amerika ve Avrupa pazarı için normal sayılabilecek fiyatları bizim ülkemize giriş yaptığında tam tersi oluyor. Toyota’nın 2018 Camry için Türkiye’ye özel çalışmalar yaparak bu aracın daha çok tercih edilmesini sağlayacaklarını bildirdiler. Türkiye için fiyat tahmini yapmak gerekirse, benim vereceğim fiyat aralığı 250 bin TL ile 350 bin TL dir!

Kaynak: https://paratic.com/yeni-toyota-camry-incelemesi-teknik-ozellikleri-ve-fiyati/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sony MDR-ZX310 Kulaklık İncelemesi

Hayatının büyük kısmını müzik dinlemekle geçirenler için müziği şık bir tasarımla sunan Sony MDR-ZX310, katlanabilir kulaklıklar arasında tasarımıyla dikkat çekiyor.

 

Tasarım – Konfor

Kolay taşınabilmesi açısından kulaklığın katlanabilmesi oldukça güzel düşünülmüş ve katlandığı zaman avucunuza bile sığan, 125 gram ağırlığındaki bu kulaklığı çantanızda kolaylıkla taşıyabilmeniz mümkün.Yumuşak hatlarıyla gözlerimizi okşayan MDR-ZX310’un kafa bandı dayanaklı plastikten, kulak pedleri ise yumuşak derimsi kumaştan üretilmiş. Terleme yapmayan bir yapıya sahip olan kulaklık, 2 saati aşan kullanımlarda kulaklarınızda hafif bir baskıya sebep olabilir. Aynı zamanda yumuşak kulak pedleri kolayca çıkarılıp yıkanabiliyor. Kulak pedlerini geri takmak ise oldukça basit. Genel olarak dayanıklı bir yapıya sahip olan bu kulaklığın sağlamlık açısından tek eksiği katlanan mekanizmanın yerinde oynaması. Kullanım açısından bir sorun yaratmasa da, elinize aldığınızda kolaylıkla oynadığını hissedebiliyorsunuz. Sony, MDR-ZX100 de karşımıza çıkan kulak pedlerinin soyulma sorununu da bu modelle çözüme kavuşturmuş. Dört farklı renk seçeneği ise kış için kendisine güzel bir aksesuar arayanların hoşuna gidecektir.

Özellikler ve Ses

Katlanabilir yapısı sayesinde kolay taşınabilen kulaklıkta 30 mm’lik sürücüler kullanılmış. Belirtilen 10–24.000 Hz frekans aralığı sayesinde kullanıcılara kaliteli ve temiz ses çıkışı sunan kulaklık, 3.5 mm jack çıkışı üzerinden tüm mobil cihazlara kolaylıkla bağlanabiliyor. Aynı zamanda MDR-ZX310 1.2 metre uzunluğunda dolaşmaya dayanıklı kabloya sahip. Üzerinde basit bir fonksiyon tuşu bulunan kulaklık, bu tuş üzerinden gelen aramayı cevaplamanıza olanak sağlıyor. Müzik kontrollerinin çok sınırlı olduğu  fonksiyon tuşuyla sadece müziği durdurup yeniden başlatabiliyorsunuz. Sony’nin bu kulaklığı, kulağınızda müzik dinlerken, o sırada gelen çağrıyı ortadaki minik fonksiyon tuşuna basarak cevaplayamanıza olanak sağlıyor. Cağrınız bittiği zaman ise müzik zevkiniz kaldığı yerden otomatik olarak devam ediyor.

Sony MDR-ZX310’un 98 desibellik ses seviyesi ile gürültülü ortamlarda müzik keyfinizi devam ettirebilse de, yalıtım konusunda pek başarılı değil. Açık alanlarda, ortamın sesi bazen rahatsız edici seviyeye ulaşabiliyor ancak ses seviyesini yükselttiğiniz zaman ortamın sesini neredeyse hiç duymuyorsunuz. Kısık sesle müzik dinleyenler için bir dezavantaj olsa da, aynı şekilde müziği yüksek sesle dinleyenler, metro gibi kalabalık ve sessiz yerlerde dikkatleri üzerlerine çekebilir. Sony, bu kulaklıkların çıkardığı ses seviyesini bir hayli güçlü tutarken ses kalitesinin ve basların  bozulmamasını da başarmış diyebiliriz. Tek eksiği ses yalıtımı olsa da, kapalı ve sessiz ortamlar için iyi bir ses performansına sahip.

 

Sonuç ve Alternatif

Sony, kolay taşınabilir tasarımı, orta seviye ses performansıyla birlikte sunuyor. Fiyatına göre oldukça iyi bir performansa sahip olan MDR-ZX310’un tek eksiğinin ses yalıtımı olduğunu söyleyebiliriz. Müziği sessiz ortamlarda dinleyenler ve orta seviye bir kulaklık isteyenler için iyi bir tercih olabilir.

Sony MDR-ZX310’un fiyatı ise 60 TL ve 80 TL arasında değişiyor. Sony MDR-ZX310’a alternatif olarak, biraz daha pahalı ama yalıtım eksiliği bulunmayan modeller piyasada mevcut. Bunlar arasında en dikkat çekici olan model 90 TL’ye satın alabileceğiniz Creative Hitz MA2300.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sennheiser HD 4.30 İncelemesi: Kulağı kaplayan tasarım ve Alman mühendisliği

 

 

Sennheiser markası her zaman akıllara üst kalite kulaklıklar ve mikrofonlar ile geliyor. Bu incelememizde yenilenen HD serisinden 4.30 kulaklığı inceleyeceğiz. Bu kulaklığın da tıpkı HD 2.30 gibi iki farklı modeli bulunuyor. HD 4.30i modeli iOS, 4.30G modeli ise Android cihazlar için özel olarak üretilmiş. Bunun nedeni ise kumandanın farklı cihazlarda farklı sonuçlar vermesi.

 

 

Bu kumandanın üzerinde ses kısma, açma ve bir fonksiyon tuşu bulunuyor. Bu fonksiyon tuşu ile isterseniz çalan müziği durdurabilir, isterseniz de gelen çağrıyı kabul edebilirsiniz.

Kulaklığın kulağı kaplayan ve içine alan bir yapısı olduğunu belirtmeliyiz. Bu sayede diğer kulaklıklara oranla daha kaslı bir yapıya sahip olan HD 4.30 kulaklık, kutudan bir taşıma kesesiyle birlikte çıkıyor. Oldukça dayanıklı olan bu taşıma kesesinin dokusu da kulaklık gibi üst seviyede. Çıkarılabilir kablo yapısına sahip olan HD 4.30’un kablo girişi sağ sürücünün üstünde bulunuyor. 1.4 metre uzunluğunda olan kablo oldukça da dayanıklı. Dolanmaları da en aza indirmeyi amaçlayan kablo bu konuda da oldukça iddialı.

Katlanabilir bir yapıya sahip olan kulaklık tıpki HD 2.30 gibi taşınabilir bir yapıya sahip. Fakat hem boyutları, hem de ağırlığı yüzünden HD 2.30 kadar taşınabilir olmayan kulaklığı boynunuzda taşımak gibi bir fikriniz varsa tekrardan düşünmenizi öneriyorum. Bu kulak pedlerinin açısını ayarlamak kulaklıkların yapısı sayesinde mümkün. Aynı şekilde bu sürücülerin yüksekliğini ayarlamak isterseniz bunu da kolayça yapabiliryorsunuz. Bu sayede kulaklıklarını en uzun süre kullanım için optimize edebiliyorsunuz.

 

 

Mid tonlarda da bir hi-fi ürün kadar olmasa da kendi ürün segmentinde kesinlikle liderliğe oynuyor diyebiliriz. Tiz sesler de aynı performansı bizlere sunan HD 4.30 serisi kulaklıklar genel olarak bizi çok memnun bıraktı diyebiliriz.

Sonuç olarak şu anda ülkemizde resmi olarak 530 TL fiyat etiketine sahip olan kulaklık daha çok masaüstü kullanımlara hitap ediyor. Fakat eğer büyük boyutlu kulaklık kullanmaya alışkınsanız bu kulaklığı kullanmak size kesinlikle zor gelmeyecektir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap