Apple Watch

Apple Watch İnceleme

İçimdeki teknoloji merakını ve yeni bir ürünü deneyimleme isteğime engel olamadım ve 10.10.2015 tarihinde Ankara Cepa Lydia’dan Apple Watch 42mm Sport modelini satın aldım. Renk seçeneklerinin sınırlı olmasından dolayı beğenmiş olduğum turuncu kordonlu ve silver kasalı Apple Watch yerine beyaz kordonlu ve silver kasaya sahip modelini satın aldım; space gray satın alma imkanım vardı fakat silver kasa daha çok ilgimi çektiği için silver kasa tercih ettim.

Ürünün kutulanması Apple’dan alışık olduğumuz üzere başarılı bir şekilde yapılmış ürünü açarken üst seviye bir cihaz satın aldığınızı anlıyorsunuz. Ürünün kutu içeriğinde saate ek olarak şarj cihazı ve s/m kordon geliyor , saatin üzerinde gelen kordon bileğinize uzun geldiyse kutudan çıkan ve seçmiş olduğunuz renk ile aynı renkte olan s/m kordonu takarak daha rahat bir kullanım sağlayabiliyorsunuz.

Saati güç tuşundan açtığınızda cihazın ne kadar geç açıldığına şaşırıyorsunuz , bu süreç yaklaşık olarak bir buçuk dakika kadar sürüyor. Ürünün kurulumuna geçtiğinizde saat şarjının yetersiz olduğunu söylüyor ve sizden saati şarja takmanızı istiyor , saati şarja taktıktan sonra kurulum işlemleri başlıyor ve cihaz sizi başarılı bir şekilde yönlendiriyor. Saatin ve iPhone’un yönlendirmelerini takip ederek kurulumu pratik bir şekilde tamamlayabiliyorsunuz. Saat Watch OS 1.0 ile geldiği için kurulum işlemini tamamladıktan sonra ilk iş yazılım güncellemek oluyor Watch OS 2.0 yaklaşık olarak 545 mb bir büyüklüğe sahip bu güncellemeyi iPhone üzerinde bulunan Watch uygulaması üzerinden indirip kurulumu gerçekleştiriyorsunuz. Kuruluma geçmeden önce Apple Watch’ın şarjının %50 üzerinde olması gerekiyor ve inen yazılımı kurabilmek için saatinizin %50 pil seviyesinin üzerine çıkmasını beklemek zorunda kalıyorsunuz. İki saatlik bir süreçten sonra ürünün kutu açılımı , yazılım güncellemesi , uygulama kurulumu ve şarjının tamamen dolması ile ürün kullanıma hazır hale geliyor.

Saat üzerindeki arayüz iOS’tan ve OS X’ten alışık olduğumuz üzere oldukça basite indirgenmiş durumda. Saatin üzerinde iki adet tuş olmasına rağmen tuşların işlevlerini biliyorsanız çok daha fazlasını yapabiliyorsunuz. Bir uygulamayı kolayca bulabiliyorsunuz , Force Touch ile ekstra işlevlere erişim sağlayabiliyorsunuz , saatin ekranının en üstüne tıklayarak iOS’te olduğu gibi yukarı çıkabiliyorsunuz veya sağa veya solu kaydırarak ek seçenekleri açabiliyorsunuz. Watch OS 2’nin ilk sürümü olmasından dolayı yer yer takılmalar olsada ilerleyen sürümlerde bu sorunların çözüleceğini düşünüyorum.

Saati kolunuza taktıktan sonra ürünün ergonomik olduğuna karar vermeniz fazla uzun sürmüyor ve cihaza hızlıca adapte oluyorsunuz.

İlk olarak saat kadranlarına şöyle bir göz atıyorsunuz bu kadranlar Apple’dan beklenmeyecek bir şekilde özelleştirmeye olanak sağlıyor , bir çok kadran kendi içerisinde birden fazla özelleştirmeye izin veriyor ve bu özelleştirmeleri yaparken renk seçimi,gösterilecek simge ve gösterilecek simgelerin konumlarına karar verebiliyorsunuz. Bu özelleştirmeleri yaptığınız esnada ekranın normal bir telefon ekranından çok daha başarılı olduğunu gözlemliyorsunuz ve şaşırıyorsunuz; ekranda yazılan ve çizilen sayılar ekranın içinde değilde üstünde duruyormuş gibi görünüyor.

Uygulama kurmak için iPhone üzerinden Watch uygulamasına girerek Apple Watch için özel olarak hazırlanmış App Store’a ulaşıyorsunuz küçük bir gezinmenin ardından uygulama sayısının yetersiz olduğunu , mağazada bulunan uygulamarın bir kısmının Watch OS 2’ye hala destek vermediğini görüyorsunuz. Bu olumsuzluklara rağmen kurmak istediğiniz uygulamarı kurduktan sonra saatiniz son şeklini alıyor ve tam anlamıyla kullanıma hazır hale geliyor. Saat üzerinde çalışan yazılımlar Force Touch teknolojisi üzerine yazılmış. Apple’ın dahili olarak getirdiği uygulamalar da 3. parti uygulamalar da Force Touch’ın nimetlerinden yararlanıyor. Eğer yazılım geliştirici Force Touch’ı başarılı bir şekilde kullanıyorsa ortaya muazzam uygulamalar çıkabiliyor fakat Force Touch’ın kullanılmadığı uygulamalarda ise böylesine küçük bir ekranda uygulamarı kullanmak fazlasıyla zorlaşıyor.

Saat sizin yaptığınız aktiviteleri takip ediyor , nabzınızı ölçebiliyor , telefondan almış olduğu bildirimleri size yansıtıyor. Bu işlemleri size bildirirken Taptic Engine’ı kullanılarak kolunuza hafifçe bir dokunuş konduruyor ve saati kaldırdığınızda bildirimler okumaya hazır hale geliyor. Telefona gelen bildirimlere uygulama destekliyorsa saat üzerinden sesle yazdırarak cevap verebiliyorsunuz veya gelen mesajı,e-mail’i kolayca silebiliyorsunuz.

Kolunuzu aşağıya indirdiğinizde saatin ekranı kapanıyor ve güç tasarrufuna katkıda bulunuyor. Kolunuzu aşağıdan yukarıya kaldırdığınızda ve saate bakmak istediğinizde saatin ekranı direk olarak açılıyor. Apple burada başarılı bir iş çıkarmış saati kandırmak oldukça zor: yirmi denemenizden belki bir tanesinde açılmadığı oluyor.

Saat iPhone’a bağımlı olarak çalışıyor saati iPhone’dan kopardığınızda bir çok özelliğinden mahrum kalıyorsunuz. Saatin üzerinde Internet ve GPS olmadığı için veriler senkronize olmuyor ve temel işlemleri yerine getirebiliyorsunuz.

Telefonumu yanıma almadan saati takarak koşuya gittiğimde saatin üzerinde gelen Antreman uygulaması ile verileri takip edebildim. Bu uygulama ile yaktığınız kaloriyi , ne kadar süredir aktiviteye devam ettiğinizi , toplam katettiğiniz mesafeyi, ortalama temponuzu ve kalp atış hızınızı gözlemleyebiliyorsunuz. Spor dönüşünde saati iPhone’a bağladığınızda bu veriler iPhone üzerinde bulunan Aktivite uygulaması ile senkronize oluyor ve ulaşmak istediğiniz bilgilere iPhone üzerinden ulaşabiliyorsunuz. Bu verileri elde etmek için böylesine pahalı bir saate ihtiyac var mı işte bu noktada düşünmek gerekiyor , alternatiflere yönelmek daha mantıklı geliyor.

Teknolojiyi yakından takip eden biriyseniz Apple Watch’ın pil konusunda eleştirildiğini duymuşsunuzdur. Saat Apple’ın söylediği gibi bir günü rahatlıkla tamamlıyor fakat ertesi gün tam anlamıyla kullanmak içinse gece şarja takmak gerekiyor. Bu noktada bir saatin şarjı bir gün gider mi ben her gece saati şarja takar mıyım gibi düşünen arkadaşların düşüncesine katılmakla birlikte bu ürünü satan alan kişiler için bu durumların sorun olmadığını hatırlatmak isterim zaten bu ürünü satan alan kişiler bu durumun bilincinde satın alıyor.

Buraya kadar her şey güzel peki bu saati satın almanızı tavsiye edecek miyim? Hayır.

Saat güzel bir tasarıma sahip , bir çok farklı kombin yapma şansınız var , bildirimler saatinize geliyor , sporsal açıdan verilerinizi takip edebiliyorsunuz ama günün sonunda bu saat hiçbir soruna çözüm üretmiyor veya hayatınızı kurtaracak bir yenilik sunmuyor. Saat için uygulama indirdiğimiz App Store’un gelişmesi ve Apple Watch’ın kendisinin ve yazılımının yenilenmesi ile birlikte gelecek vaat eden bir teknoloji olduğu söyleyebilirim. Teknolojiyi çok seven biriyseniz ve paranız varsa sizin için çok güzel bir oyuncak fakat kesinlikle daha fazlası değil.

#akış #Apple #AppleWatch

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Bu ürünle ilgili tüm incelemeler