Bizim LP ile aynı yaşta ve aynı dünya görüşüne sahip mahallemizin bilgisayarcı bi abisi vardı. zaten tek bilgisayarcı da oydu. Dükkanı falan yoktu ilk başlar. Ya kendi gelirdi ya da kasayı kucaklar ona giderdiniz. Aldığı para ise hep bi bilgisayar dergisi parasıydı. 33 sene falan öncesinden bahsediyorum. commodore 64 ile internete girdiğini biliyorum. toplu fare zamanları o zamanlar, adam bir resim çizerdi fare ile, böyle kendine gelemezdin şaşkınlıktan. Şimdi grafik tabletlerle anca çizersin onları. Sonra net cafe + tamir servis dükkanı açtı, Orda öğrendim bildiğim ne varsa. Müzik ve sinema kültürüm de orda oluştu. royksoop,dido, m83, fleetwood mac, queen, cranberries, deep forest, red hot chilli pepers, r.e.m vs. işte. Sürekli demoscene izletirdi bize 🙂
Ama garip huyları vardı.
Mesela ( ilk divx'i de orda görmüştüm ve ağzım açık kaldıydı, 640x480'den sonra ) filmleri hep bsplayer ve parlalık dipte son ses izlerdi.
Aynı mp3'ü 2 kez çalamazdık, kızardı, hdd'nin o bölümü zarar görürmüş sürekli aynı şarkı çalınca.
Geri dönüşüm kutusu ikonu mutlaka sağ alt köşede, bilgisayarım ikonu sol üst köşede olacaktı. Belgelerim ise üst ortada.
Winamp'ın sesi hiç bir zaman %90'ı geçmezdi. Hoparlörü köklese de winamp %90'ı geçmezdi. Biz geçirirsek fırça yerdik.
Masaüstü ( fiziksel masa ) her şey düzen içindeydi. Usb bellek çıkardıysa pc'den onun koyulacağı yer belliydi. Masa üstünden askeri düzen vardı adeta.
1 mb ekran kartı ile 640x480 half life oynarken 8 mb bi kart alıp takmıştı cafedeki bir bilgisayara. Şok geçirmiştim görünce grafikleri. Diğer şok ise FX 5700 ile Far Cry'ın grafiklerini görmemle olduydu. O zaman bende 32 mb mx420 se vardı.
Böyle işte 🙂 Sizin de var mıydı etrafta böyle abiler merak ettim. Hem akış da aksın biraz 😀
O ortamlar olmasa burda olmazım belki de, sonuçta bilgisayar o zamanlar ultra lüks. Arçelik bayilerinde izlerdin sadece. Eee, 8-10 bin nüfuslu ilçe birde...

BeğenFavori PaylaşYorum yap