Linux ile 1 yıl
Yaklaşık 1 yıl önce "Linux ile 1 ay" adında bir yazı yazmıştım. Bugün yazacağım yazı, Linux ile 1 ay videosunun devamı minvalinde olacak bundan dolayı, bu yazıdan önce Linux ile 1 ay yazısını okumanızı şiddetle öneririm.
Sanırım #Linux ile 1 ay yazısını yazarken Kde Neon kullanıyordum ve Kde'nin sunabileceklerini öğrenmeye başlamıştım. Fakat o zamanlar her hafta ayrı bir dağıtım deniyordum ve 1 hafta sonra denediğim dağıtım ve masaüstü ortamından sıkılıyordum. Bundan dolayı ben de ilginç ve ironik bir şekilde Kde Neon'a XFCE kurmayı denedim, ve sonuç rezaletti (haliyle :)). Fakat ben izlediğim XFCE 4 videosunun etkisinde kalmıştım ve bu masaüstü ortamını kullanmam gerketiğinden emindim. Bundan dolayı daha önce deneyip hiç bir şey beceremediğim Antergos (her ne kadar bir dağıtım olduunu iddia etse de bana göre bir yükleyici) dağıtımını bilgisayarıma tekrar yüklemeye ve bir şans daha vermeye karar verdim. Her ne kadar başta TRQ klavyeyi ayarlayamamış ve touchpad'imi istediğim gibi ayarlayamamış olsam da bu sorunların nasıl giderileceğini uzun uzun araştırıp kaynak kodlarında değişiklikler yapmak bana çok zevk vermişti. Antergos'ta bir süre sıkılmadan devam ettim ve sonrasında da yükleyici uygulmalar aracılığıyla Arch Linux'a geçtim. Klasik yoldan da yüklemeyi denedim fakat bu denemem başarısız oldu. Bu şekilde 3 ay geçti ve Linux gerçekten üstüne çaba harcadığım bir şey haline gelmeye başladı. Denenebilecek her masaüstü ortamını denemeye çalıştım, 5 masaüstü ortamı (XFCE 4, Kde Plasma 5, Gnome 3, Deepin) ve 1 pencere yönetici (Window Manager) (Archlabs aracılığıyla Openbox) denedim. Bunları yaparken gerçekten çok şey öğrendim ve en önemlisi ilk defa bir dağıtım ve onu temel alan dağıtımlarla uzun süre geçirdim. Özellikle son 1 ay boyunca düz Arch Linux kullandım ve bu gerçekten çok şey öğretti. Programları ve onları kullanmayı, Mac'te kullandığım yazılımların alternatiflerini, temel terminal kurallarını ve Kde'yi efektif bir şekilde kullanmayı bu 1 ay içinde gerçekten öğrendim ve Arch Linux benim için normalleşti, veya ben bu kanıya vardım. Linux'u kullanmaya başladıktan 4.5 ay sonra tatil başladı ve tabii ki bana boş vakit kaldı. Bu vakti, önceden de kafama koyduğum gibi, Gentoo kurarak ve bu otantik dağıtımı kurcalayarak geçirmeye karar verdim. Bunun için kurulum ve inceleme vieoları izledim, dağıtımın mantığını anlamaya çalıştım ve sonunda kuruluma geçtim. Kurulum süreci başarısızlıkla sonuçlandı, zaten bunun olmasını bekliyordum, fakat aynı zamanda Gentoo'yu kurmaya çalıştığım gün gerçekten çok şey öğrendim ve kurulumunun daha kolay olduğunu bildiğim Funtoo kurmaya karar verdim. Önce sanal makinede bir deneme yaptıktan sonra (o sırada şu yorumu atmıştım) bilgisayarıma (Asus Zenbook UX310UQK) kurmaya karar verdim. Paritionlarla uğraşmamak için bütün diski sildim ve uzun uğraşlar ve heyecanlı beklemeler sonunda Grub'ıyla, Kde Plasma'sıyla Funtoo Linux'u kurmayı başardım. Fakat ilginç bir şekilde Kde çok çok yavaş çalışıyordu ve sonra denemek için yüklediğim Cinnamon'da da bir fark yoktu. Uzun uğraşlar vermeme rağmen sorunu gideremedim ve paşa paşa Arch Linux'a dönmem gerekti, bundan dolayı ben de normal yollardan Arch yüklemeye karar verdim ve tahmin edebileceğiniz gibi gayet kolay bir şekilde bunu başardım. 1.5 ay boyunca bilgisayarımda bulunan işletim sistemini değiştirmedim fakat 1.5 ay sonunda Arch Linux'un çok çok instabil olmasından mütevellit eski dostum olan Solus'u Arch Linux'un yanına kurdum ve bir süre sonra Arch Linux'u açmaz oldum. Bir süre önce içinde Arch Linux'un kurulu olduğu root ve home partitionlarıma büyük bir umutla Linux Mint Cinnamon yükledim fakat hiç memnun kalmadığım için sadece 1 günlüğüne denedim ve bir daha hiç Mint partitionuma girmedim. Düne kadar Solus benim ana işletim sistemimdi ve gayet memnundum. Fakat bir süredir Kde Plasma'yı ve Plasma'nın sunduğu özelleştirilebilirliği ve esnekliği özlüyordum ve Solus'un Kde ISO'sunun ne zaman çıkacağını bilmiyordum. Ben de içinde Mint'i bulunduran Paritionlarıma zorlanmayacağım ve vakit ayırmamı gerektirmeyecek bir dağıtım kurmayı düşündüm ve aklıma hemen Arch geldi fakat Arch'ı kurmak ve kullanılabilir hale getirmek (özellikle kullanılabilir hale getirmek) emek ve zaman gerektiren dağıtımdı ve Antergos sorunlu, diğer kurulum yapabileceğim yükleyiciler ise uğraştırıcıydı. Bunlardan dolayı Manjaro'u denemeye karar verdim ve hızlı bir şekilde yükledim. Şu ana kadar kendisini tarif etmem gerekirse kolay Arch diyebilirim. İleride yapmayı planladığım tek değişiklik çıktığı zaman Solus Budgie partitionumu Plasma versiyonu ile değiştirmek olacak.
Eğer sabredip okuduysanız çok teşekkür ederim, bir öncekine göre daha samimi bir dil kullandım sanırım ve bunu pek de istemiyordum fakat farkettim ki bu yazıda verebileceğim fazla bir bilgi yoktu, ben de deneyimimi aktarmaya çalıştım. Herkesi (özel bir yazılım kullanmıyor veya oyun oynamıyorsa) Linux kullanmaya teşvik eder iyi günler dilerim.
1 milyar dolarım olsa tüm bu linux yazılımcıları işe alır yep yeni bir işletim sistemi çıkarırım.
Kesinlikle uygun olduğunu düşünüyorum 🙂 Benim en kolay kullanıldığını düşündüğüm dağıtım. Fakat bazı web siteleri biraz daha deneyimli kullanıcılar için olduğunu söylüyor, nedenini anlayamıyorum açıkçası 🙂
Bu yazıyı genel olarak anlamak için, biraz sert bir ifae olmuş ama 🙂
Merakla bekliyorum yazınızı 🙂
dostum ıkı yazınıda okudum elıne saglık sana bırsey soracam
ubuntunun sıtesınden ındırdıgın ubuntu sananeden yetmıyor ?
neden ubuntu değil ?
Kusura bakmayın yorumu görmemişim. Birincisi masa üstü ortamının ne Gnome ne de Unity olmasını istıyorum fakat Ubuntu uzun-vade destekli sürümünde (16.04) Unity kısa vade sürümünde ise Gnome yüklüyor. Aynı zamanda hem bilgisayarın kontrolünü elimde hissetmek hem de pratik bi paket yönetim sistemi kullanabilmek istiyorum.
@sinannamur sagolsın bende uzun sure ardından bır bakayım dedım ubuntuya ama logitech klavye maus kulaklık kullanıyorum ve lınux suruculerı yok 🙁 ondan sebep vazgectım
KDE Plasma masaüstü ortamının adı. Kubuntu ve KDE Neon bu ortamı kullanan iki ayrı dağıtım. KDE Neon Ubuntu LTS sürümlerini takip eder. Kubuntu ise her 6 ayda bir yeni sürümle çıkar. Kubuntu daha günceldir. KDE Neon daha stabildir.
Sizin bu yazı daha çok, farklı arayüzlerin farklı tadı kıvamında olmuş. Ben daha çok karşılaştığını sorunlar ve bunları nasıl çözdüğünüz, genel anlamda eksikliğin hissetiğiniz özellikler ve buna dair alternatif çözümler şeklinde bir yazı bekleyerek okudum.
Ben debian tabanlı dağıtımların eski prestijini kaybettiğini düşünüyorum. Özellikle son zamanlarda kurduğum debian ubuntu ve linux mint yeni isoları beklentilerimin altında kaldı. Çok fazla eskiye destek vermek zorunda olduklarından zamanı kaçırmaya başladılar. Bunun dışında arch manjaro antergos yükselişte olsada arch cominite paketlerine nedense çok güvenemiyorum. O yüzden pisi tabanlı solus gerçekten güzel bir alternatif. Ama onlar daha çok vala ve gtk tabanlı masaüstleriyle ilgileniyorlar. Lxqt den umutluydum ama beklediğimden yavaş gelişiyor. Güzel bir kde dağıtım bulmak gerçekten zor. Ama denediklerim arasında en iyisi Manjaroydu. Şu an bende solus mate var. Genelde haftada bir değiştiriyorum dağıtım kurmak, ortamı oluşturmak bağımlılık yapıyor 😀
Bende de başlarda aynı bağımlılık vardı 🙂 Yazdığınız her şeye katılıyorum, gerçekten Debian temelli dağıtımlar hep beklentimin altında kaldı.