Watch_Dogs

#WatchDogs

bugün pc versiyonunu bitirdim ve bence artık detaylı bir inceleme yapmaya hak kazandım. çok beklenen bu oyunun incelemesinin kolay okunabilmesi için oyunu maddeler halinde ele alalım:

--- oyunun elle tutulur ve sıradışı tek olayı "hack" olup, türüne bundan başka en ufak bir yenilik bile getirmemiş. aslında ubisoft burada çok doğru damardan girmiş, çok doğru bir tema seçmiş. uygulaması zevkli mi? zevkli gibi... özellikle arabayla birinden kaçarken ya da kovalarken hoş bir oynanış dinamiği olmuş. yine de köprü-kamera-trafik ışığı-gaz borusu-forklift-vana, devre şemaları vs. vs. aradığımız zenginliği sunmuyor gibi, kendini tekrar ediyor, hafiften kısır döngüye giriyor. ama yine de söyleyelim oyun bu açıdan iyi ve kendi türünde yapılmamış olanı pratikte de yapmayı başarıyor.

---ana görevler sıklıkla birbirine benziyor. "orijinalmiş, iyi düşünmüşler" diyebileceğim sadece hapishane görevi var. yani ana görevler ne öldürüyor, ne güldürüyor. orta karar ve iyi-kötü kendini oynattırıyor. yan görevler desen, yanılmıyorsam 4 çeşit, o da birbirinin aynısı... pek tatmin edici değil. ama telefonumuzdan ulaşabildiğimiz tank örümcek vs. gibi mini oyunlar hoş olmuş, arada sırada oynanabilir.

---en önemlisi display ayarlarında texture ultra olacak şekilde (min. 3 gb vram ister) her şeyi sonuna kadar açabiliyorsanız, grafikler güzel. yine de 2 sene önce e3'te gösterdikleri oyun değil ama sanki ona yakınmış gibi duruyor. ve fakat optimizasyon sorunları nedeniyle amd zaten baştan eleniyor, sistem özelliği olarak minimum 3 gb vram'li gtx780 (türkiye fiyatı 1350 tl) ,8 gb ram, 6-8 çekirdekli bir işlemci ile oyunu "kabul edilebilir seviyede" oynuyorsunuz. bunların altı varsa mecbur kısacaksınız. özellikle texture'ı high'a alınınca oyun hafiften 2-3 sene öncesinin yapımlarına dönüyor, grafiksel olarak neredeyse hiçbir olayı kalmıyor, dokular çok uyduruk ve düz oluyor.

ps4/x one'ı olanlar zaten bu söylediğim (ultra) grafiklerin yanına yaklaşamıyorlar, high gibi takılıyorlar. garibim eski nesil konsollardan bahsetmiyorum bile... ee kim kaldı geriye? sadece gtx 780 ve üzeri mi adam gibi oynayabilecek? ubisoft saçmaladığının farkında mı acaba? partnerleri nvidia'dan çok para yemişler sanıyorum.

grafikler demişken şunu da eklemeden geçemeyeceğim koca şehirde tek bir ayna bile olmaması, camlardaki yansımaların tek tip ve karşı tarafla alakasız şeyler olması aaa sınıfı iddiasında olan bir oyuna hiç yakışmıyor.

---carmageddon 1'den hallice fizik motoru bildiğin kötü. özellikle araç çarpışmaları sırıtıyor. bu türde bir oyun için fizik motoru zayıflıkları çok önemli bir eksiklik. gerçekçiliği inanılmaz baltalıyor.

---araç çeşitliliği az: arabalar-2 çeşit motor-3 çeşit tekne. bu sebeple maalesef hiçbir şekilde uçamıyoruz, şehri yukarıdan göremiyor, binaların tepesine çıkamıyoruz. araç sürüşü sürüş upgrade'lerini açınca söylenildiği gibi çok kötü değil ama yine de kötü gibi. dönüşlerde sıkıntı var, sürüş keyif vermiyor. (klavye ile daha kötü oluyor, denemeyin bile) zaten hayvani bir sisteminiz yoksa araç sürerken frame düşmeleri de oluyor.

---şehir atmosferi zayıf. insanın bakası, inceleyesi, gezesi gelmiyor. özünde birbirinin aynısı bina ve yapılarla dolu beton yığını bir şehir. arada çalı-çırpı da var işte, bi ara karşı tarafa geçiyoruz, orası biraz daha doğal ve gezilesi bir yer gibi. bu arada 3-5 ezikle poker-satranç falan oynamayı saymazsanız yan aktivite de yok. şehirde bu anlamda öyle bir yokluk var ki trene binmek bile yan aktivite gibi.

---şehirdeki insanlar (npc) olsun, polis olsun, kendileri için belirlenmiş sınırlardan kolay kolay çıkamayan çete üyeleri olsun yapay zeka zayıf. polisler "çaktırmadan" ışınlana ışınlana bizi takip ediyorlar, bütün şehir karanlık altında kaldığında kaçtığımız yeri görmeseler de zaman içerisinde hissederek bulabiliyorlar. bu hissederek bulma olayı hep var ve bence hiç hoş değil.

aslında kaçarken en güzeli suya atlamak suya atlayınca botları olmadığı için bir şey yapamıyorlar. deniz aracına bindiyseniz zaten köprünün altına giriyorsunuz. uzaktan hackleyebileceğiniz helikopter dahil bir allah'ın kulu size dokunamıyor. hadi polisin helikopteri var, çete üyesi ne yapsın? onlardan da yüzerek kolaylıkla kaçabilirsiniz.

---şehirdeki insanlara yürürken çarpamamak (çarpsan da etkileyemiyorsun), tekme-tokat vuramamak, adam gibi etkileşime girememek yine böyle bir oyun için hoş değil. ayrıca adamımız kafamıza göre zıplayamıyor. ancak bir engel gelirse zıplayabiliyor ya da tırmanabiliyor. bu durum önemsiz gibi görünse de karakterimiz üzerindeki kontrolümüzü zayıflatıyor. kontrol zayıflaması derken araç kullanırken ateş edemememiz, polis/çete üyelerinin ise kendileri araç kullanırken kafamıza kafamıza sıkabilmesi de başka bir kontrol zaafiyeti.

---silah çeşitliliği yeterli. grenade launcher favorim. hem görsel efekti, hem etkisi çok güzel. susturuculu silah da olması gizlilik açısından süper seçim. sniper keyif vermiyor. teknolojik oyuncaklar sıradan ama iyi.

---ana kararkterimiz dışında oyunda eğlenceli olan, ilgi çekici tek karakter defalt isimli bir hacker. diğerlerini at çöpe... kayda değer gibi olan lucky quinn ve ejderha dövmeli kıza(!) rağmen karakterler anlamında da yeterli bulmadım. insan istiyor ki böyle bir oyunda binbir çeşit orijinal tip olsun.

sonuç olarak pazarlama sırasında "los santos'ta 2 ay yeter, chicago'ya bekleriz ; ) " sloganıyla biraz fazla yüksekten atmış ve biraz da haddini aşmış bulunan ubisoft "oynanır ve gideri var" diyebileceğimiz bu oyunla sadece bir başlangıç yapıyor, belki de önümüzdeki daha iyi oyunlar için gerekli altyapıyı oluşturmuş bulunuyor. ancak söz konusu firmanın her sene aynı seriden oyun çıkarmayı tercih eden ve kaliteden taviz verebilen bir firma olduğunu düşününce sonraki oyunun da bunun üzerine kısa sürede koyabilecekleri kafalarda soru işareti bırakıyor.

yine de yapımcı firmanın abartılı pazarlaması sebebiyle hafiften balonlaşan bu oyunun sadece "başlangıç" olması sebebiyle elimizi bol tutalım ve tam olarak 8.0/10 verelim. içinde bulunduğumuz oyun yokluğunda oynanır, vaktiniz varsa oynayınız.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sony Xperia M

İş için 2.telefon aramaktaydım. 500-600 TL bütçe ile bir telefon alabileceğim söylendi. Önce Lumia 520’yi seçtim, zayıf pil ömrü hariç memnundum, wp’un sadeliği hoşuma gitti ancak aldığım telefon sürekli resetlenmekteydi.

Paramı geri aldım ve birincil telefonum sayesinde IOS’a doymuş bünyemle Android bir telefon seçme kararı aldım. Bir cepte 2 telefon taşıyacağım için Desire-X mi, s3 mini mi, imkanları zorlayıp moto g mi derken Xperia M’i seçtim, neyse ki şimdilik pişman olmadım.

Bu telefonu seçtim çünkü 1 gb ram’i vardı, “görece” yeni bir cpu+gpu kombinasyonuna sahipti, hem 4” ekranı hem de inceliği sayesinde aradığım küçük boyutlardaydı, 1750 mah pile sahipti ve ayrıca markası da Samsung değildi. Her neyse şimdi Samsung nefretimi bir kenara bırakalım ve 1 haftalık deneyimimi paylaşalım:

Ekran:

Telefonun ekranı TFT olduğu için Ips/amoled performansı, parlaklığı, canlılığı bekleyene şimdiden geçmiş olsun. IPS ekranlı L520 bu anlamda çok daha öndeydi. Telefon siyah renk vermek ve kontrast sağlamak konusunda TFT sebebiyle zayıf kalıyor. Bu arada önde fiziksel tuş yok, ekrandaki tuşlarla kontrol söz konusu. Sizi bilmiyorum ama benim için dert değil…

Kasa&gövde:

Dizaynı oldukça şık ve Sony’nin üst düzey modellerinden pek de farklı değil… İnce, sade, hafif ve zarif. Ön tarafta hiçbir sıkıntı yok, hatta alt kısımda duruma göre pek çok renkte yanabilen artistik bir led bildirim ışığı var. Bu bildirim ışığının hangi durumda hangi renkte ışık vereceğini ayarlayabilmemiz hoşuma gitti. İyilerden sonra kötü kısma gelirsek, kolaylıkla farklı renkle değişebilen arka kapağın verdiği his benim pek de hoşuma gitmedi. Hani o ince ve kırılgan plastik hissi… Mesela Polikarbon gibi bir materyal olsaydı çok daha iyi olurdu. Bu arada neyse ki su geçirmez değil de su geçirmez telefon kavramını insanlığa armağan etmeyi misyon edinen Sony’nin lanet usb girişi kapaklarıyla uğraşmıyoruz.

Performans:

Performansta hiçbir sıkıntı yok. Jelly bean için gayet yeterli, uygulamalarda ve menülerde pek frame düşmesi vs. yok. Oyunlarda denemedim ama onda da gayet yeterli olduğu yazılmış. Lafı uzatmaya gerek yok, bu fiyata gayet başarılı bir performans sunuyor.

Pil:

Stamina mod’da kullanıyorum, 1 günü rahatlıkla çıkarır ama fazlası pek de mümkün görünmüyor. Gece yatmadan önce %100 şarj ediyorum, internete vs. bağlı olmadığı halde sabah kalktığımda %80’e düşüyor, beni üzüyor. Uçak moduna alırsam %5-10 düşüş var, bu konunun üzerinde çalışıyorum. Şöyle söyleyeyim L520’den iyi, iphone 5s’ten kötü bir pil perfomansı sunuyor.

Donanım:

Ahize ses kalitesi, gps bağlanma hızı, titreşim şiddeti, wi-fi çekimi, ekran hassasiyeti, yanına gelen kulaklığı, jiroskop hassasiyeti, radyosu gibi donanım özelliklerini beğendim, bence sorun yok. Yalnız dahili hoparlörü yüksek ama maalesef boğuk ses veriyor. Tiz sesler bu hoparlörün lugatında yok. NFC’yi deneyemedim, çünkü Sony abimiz yanında nfc sticker türü bir şey vermemiş, aliexpress’ten alıver demiş. Ama gönlümüzü almak için kutu içeriğine telefona tam uygun ekran koruyucu sticker koyduğu için kolaylıkla affedebiliriz kendisini… Yalnız hala beceremiyorum onları yapıştırmayı, ona da bi el atıversinler.

Kamera:

Tabii ki fiyat segmenti bu olunca yeterli değil. Anı fotoğraflarınızı bile çekmek istemezsiniz. Fotoğraflar kullanılmaz, sosyal medyada paylaşılmaz gibi kesinlikle değil ama üst düzey telefonlarla/kompakt makinelerle kıyaslayınca çamur tadında kalıyor. Odaklama da hızlı fakat yakınlaşma yeteneği pek yok. 16x9 çekmek isterseniz maksimum 3 mp, 4x3 çekmeye razıysanız 5 mp çekebiliyorsunuz. Yanında gelen kamera yazılımı yeterli derecede fonksiyon içeriyor. Maksimum 720p çözünürlükte video çekebilen stok kamera uygulamasıyla video çekerken fotoğraf çekmek de mümkün.

Arayüz:

Sony’nin klasik arayüzü yine ne öldürüyor, ne güldürüyor. Ama şahsen benim işimi görüyor. Yine de Japonların estetik anlayışının biraz zayıf olduğunu düşünüyorum. Onun dışında Samsung’un verdiği gibi bol oyuncaklı extra app’ler, launcher’lar beklemeyin. Bu telefon saf androide daha yakın bir noktada duruyor, bence iyi de yapıyor. Nexus'cular yanıma gelsin...

Hafıza:

Micro SD girişi olsa da yaklaşık 3 gb'ı kullanılabilen 4 gb dahili hafızası az kalabilir. Çünkü uygulamaları sd karta taşıtmıyor. Root’la bu sorun bir miktar aşılabiliyor. Ben bir dizi işlemden sonra yaklaşık 1 saatte rootladım ancak bu şekilde bile sanıyorum APK’lar dahili hafızada kalıyor, uygulamaların diğer kısmını karta atabiliyorsunuz. IGO vs. gibi uygulamaları rootlamadan da bu şekilde kullanabilirsiniz. Evet bu anlamda telefon biraz sıkıntılı. Benim için sorun yok ama telefonu app'lerle, oyunlarla donatmak isteyenler bir noktadan sonra sıkıntı yaşayabilir.

Son sözler...

Eli-yüzü düzgün satıcılardan Eurasia garantisiyle bulunabilen Xperia M 600 TL fiyatıyla kesinlikle iş görüyor. Bu paraya az daha ekleyip Moto G de alınır elbette ama o bundan birazcık daha büyük olduğu için belki benim gibi 1 cepte 2 telefon taşımak zorunda kalanlar bunu seçebilirler. Bir de eski karizması olmasa da Sony markasının gönlümüzde yeri ayrıdır, bunu da unutmamak lazım.

Herkese iyi teknoseyirler…

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • iergin @iergin

    Bir ara ben de bu telefondan alıyordum son anda 5mp kamera ve 4gb hafızadan dolayı vazgeçmiştim yalnız görüntüsü falan çok şık ve galerisi çok güzeldi artı hızlı bir telefondu. hatta lg nin daha düşük grafik işlemcili l7 II vardı aynı fiyat aralığında hem pili daha iyiydi hem de ekranı 4.3" idi hem de kamerası 8mp yalnız tipsiz geldi biraz ondan lg den vazgeçtim. Ufak telefon arıyordum açıkçası ama bulamadım ve iphone almaya karar verdim iphone 4 alayım dedim 950 tl ye onu da kamera ve hafızadan dolayı vazgeçtim neyse uzatmayayım iphone 5s 32gb aldım şimdiki aklım olsa 150tl daha verir 64gb olanını alırdım.

  • hkurtoglu @hkurtoglu

    Güzel telefonmuş. Ekranı ideal boyutta olmasına rağmen -bence- bir şeyler eksik gibi. Ne olduğunu sorarsan bende bilmiyorum. 🙂
    Ama alınası ve önerilesi telefon.