IoT Gerekli Mi?

Bundan 10 sene önce nasıl ki bulut bilişimin adının yeni yeni duymaya başladıysak ve bugün hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiyse, benzer şeyleri günümüzde Nesnelerin Interneti kavramı için söyleyebiliriz.
Evlerimize girmeye başladığı 2000'li yılların başında internetin en büyük sorunu yeterli içeriği bulmak ve bu içeriği sağlayan siteleri bulabilmekti. Altavista, Lycos, Yahoo derken bu alanda liderlik bayrağını devralan Google bunu bırakmadığı gibi her geçen gün bu işlevi yerine getiren platform olma konusunda daha da güçlenerek yola devam ediyor. Geçen yıllar Google'a amiyane tabirle internetin tek hakimi olması özelliğini de kazandırdı. Bu da beraberinde akla hayale gelmeyecek veriye sahip olmak demekti. Microsoft da bu durumu görmezden gelmedi. İlk başta Live, daha sonra Bİng adıyla bu alanda hizmet verirken arama konusundaki pazar payını arttırma hedefindeydi.
Arama motorlarının kısa tarihçesini bağlayacağım nokta şurası olacak. Seyredenler bilir: Ex-Machina filminin mottosu "İnternette yaptığınız her arama sizin hakkınızda bir ipucu verir"di. Bİreysel düzeyde bakıldığında bu önermenin gerçekçiliği çok fazla değilken ülke bazında oluşturulan veri yığınları incelendiğinde gerçekçiliği çok daha fazla artıyor. Alakamız olmayan bir şeyi merak edip arattırdığımız çok olmuştur. Google Trends kısmına girdiğimizde ülkede en çok takip edilen dizi, en çok konuşulan olay gibi verilere rahatça ulaşmak mümkün. Nihat Hatiopğlu'nun aranma oranının ramazan ayında tavan yapması da öyle.
Televizyonun ülkemizde yer almaya başladığı ilk yılları ve o dönemdeki reklamları hatırlayalım. Daha sonra internet sayfalarındaki reklamları. Tanıtımını yapmak isteyen firma reklamını bütçesine göre mümkün olduğunca çok yere veriyor ki daha geniş kitlelere ulaşsın. Dizi izleyen bir ailede saçları parlak gösteren şampuan reklamının bütün ailenin ilgisini çekmesi beklenemezdi. Fakat başka da bir yöntem yoktu. Reklamın, gerçekten hitap eden kesimin dikkatine sunulabileceği mecralar dergilerdi. Yazıcı reklamı vermek isteyen firma bir bilgisayar dergisini seçerek doğru yatırım yapmış olacaktı.
Google reklam olayına da yeni bir boyut kazandırdı ve kişiselleştirilmiş reklam konusunda öncü oldu. Artık bilgisayar başında oyun oynayan bir çocuğun karşısına anti-aging kremi reklamı gelmesi olasılığı yok. Herkesin başına gelen, aramasını yaptığınız ürünün başka bir sitede reklamının karşınıza çıkması. Gerçekten güzel bir şey. İnsanlar bunu anlatırken sorgulayan bakışları da görmek mümkün.
Reklam bu işin asıl noktası. Dolayısıyla ticari. Tesla, BMW, hatta söylentilere isnaden Apple gibi firmaların elektrikli araçları ile gündeme gelmeleri Petrol'ün biteceğinin söylenmeye başladığı dönemlere denk gelmesi tesadüf mü. O zaman akıllara şu soru geliyor: bir teknoloji sadece insanlığın hayrına mı geliştiriliyor yoksa parasal olarak geri dönüş sağlayacağına inanıldığı için mi. Bakıldığında, basit bir mantık ile düşünürsek, insanlara alması için yeni şeyler sunulmalı ki insanlar bunu alsın.
Bütün bunlardan varacağımız nokta şurası oluyor: yeni teknolojiler ticari beklentiler ile geliştiriliyor. Nesnelerin interneti de bundan farklı olmayacak. Artık buzdolabımız internete bağlanabileceğinden dolayı biten yoğurdu otomatik olarak kendisi sipariş edebilecek. Özellikle zaman kısıtının çok olduğu büyük şehirlerde zaten birkaç internet tıklaması kadar uzakta sipariş vermek. Televizyon kumandası varken sesli komutlarla kanal değiştirme arayışı sanki.
Bütün bunlar hayatlarımızdaki güzel değişiklikler olacak. Ama keşke bunun sadece hayatımızı kolaylaştıracak yenilikler olduğunu düşünsek. Otomatik sipariş kavramının yapacağımız harcamaları arttıracağı zaten aşikar. Bir anlık dalgınlık ile aylık aboneliklerimizi uzattığımız olmuyor mu?
Olayın bu tarafında değilim. Bulaşık makinenize koyduğunuz tabakların cinsi analiz edilerek otomatik program uygulanması, buzdolabında biten ürünün otomatik sipariş edilmesi ... bütün hepsi doğası gereği sizi izlemesi gerekiyor. En sık aralıkla tükettiğiniz gıda maddesi, en çok kullandığınız tabak çeşidi. Bir de bütün bu verilerin mikro değil de makro düzeyde olduğunu düşünün. Bir ülkede en çok tüketilen gıda maddesi, evlerde en çok kullanılan tabak markası. Bu örnekleri arttırmak mümkün.
Bu durum çok aşikar ki, ticari amaçlarla kullanılacak. Buzdolabı üreticisi bir firma, büyük bir hipermarket zincirine "Şu ülkede en çok şu marka peynir sipariş ediliyor" bilgisini satacak. O market de satılmayacak başka bir ürünü getirmeyecek.
Basit bir denklem gibi gözükse de bu verilerin ileride politik bir kriz yaşandığında ya da başka bir nedenle aleyhimize kullanılmayacağının garantisi var mı? Söz gelimi ülkenin en çok tükettiği peynirin manipüle edilip toplumsal bir salgına neden olmayacaklarının.
BeğenFavori PaylaşYorum yap