Akşam sizinleyiz
Nadir kitap, Kitantik ve Z-Library konusu birbirinden bağımsız düşünülmemelidir.
Maalesef, yaşanan gelişmeler Türk milletinin hayrına, menfaatine olmamıştır.
Araştırma yapmaya çalışan bir akademisyen olarak durumun vahametini şöyle izah edeyim
Bizde ön araştırmanın finansmanı en zorudur. Ön araştırma-hazırlık aşamasında en büyük giderlerden birisi, kaynakçayı oluşturacağınız eserlerin maliyeti ve teminidir.
Kaba hesaplarıma göre her bir proje hazırlığında sağlam bir Hipotez kurabilmek için 30.000 - 70.000 sayfa tutarında kitap ve makale okumam gerekiyor. Hâlihazırda üzerinde çalıştığım Toponomy projesi için basılı olarak yaklaşık 10.000 TL tutarında 70 Kitap satın aldım ve alışveriş sepetimde yaklaşık 7.000 TL lik kitap alım sırasını bekliyor. Bu basılı kitapların kabaca yarısı NadirKitap, Kitantik sitelerinden temin edildi. İkinci el kitap sitelerinin iki büyük avantajı var, birincisi yeniden basımı olmayan ve piyasadan kalkmış kritik eserleri bulabileceğiniz tek kaynak. İkincisi, yabancı eserleri uygun fiyata alabilme fırsatı sunuyor.
Gelelim Z-Library ve LibGen konusuna: Proje hazırlığında kullandığım 230 yabancı kitabı mecburen buradan okumak zorunda kaldım. Bu kitapları satın almaya kalksaydım herhalde araba kredisi gibi 10 yıl borç ödemek zorunda kalırdım.
Şu da denebilir, madem o kadar büyük bir proje yapıyorsun, bu masrafa da bir biçimde katlanmalısın. Yok öyle değil işte. Bahsettiğim aşama Hipotez aşaması. Bu eserleri okurken herhangi bir anda Hipoteziniz çökebilir ve proje anlamlılığını yitirebilir. Yani ucu açık bir süreç.
Makale konusu da bundan farksız değil, ihtiyacımız olan dergi kaynaklarına tam üyeliği olan üniversite sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Allahtan Hacettepe'de falan eş dost var da onlara link atıyoruz, indirip bize iletiyorlar. Bu konuda tüm kabahat üniversitelerde değil. JStor, Elsevier gibi makale havuzları dev tekellere dönüşmüş durumda, bunlar her ne kadar bilim dünyasının bir parçası gibi görünse de aslında safi ticari kuruluşlar ve üniversitelerden talep ettikleri yıllık erişim hakkı bedelleri akıllara ziyan meblağlar.
Akademide yazılım lisansı konusuna ucundan dokunayım, zira içinden çıkılmaz vaziyette. Birkaç firmayla temasa geçtim, özel indirim istedim, ben akademisyenim bende o kadar para yok dedim, onlar da madem akademisyensin yazılımı niye sen alıyorsun, Edu lisans bundle larımız var, kurumunuz bizimle bağlantıya geçsin diyorlar: Uzun görüşmeler sonunda ikna ediyorum, bize kimse lisans falan almaz, merhamet ederseniz ben kendi paramla almak istiyorum diye...
Örneğin CBS haritalama ve Drone ile 3B Modelleme alanında araştırmalarım ve okuttuğum derslerim için bir yıllık lisans masrafım Microsoft 365 + Adobe Creative Cloud + ArcGIS Pro + Pix4D Mapper veya Agisoft Metashape + Grammarly yazım denetimcisi + ENVI veya ERDAS + Mapinfo + NetCAD...
Yıllık 10 bin doları hayli geçmiş vaziyetteyiz, aylık 850 dolar karşılığı TL maaşla çalıştığım hesaba katılırsa Türkiye'de telifli-lisanslı araştırma-bilim yapmanın imkansızlığı rahatça anlaşılabilir.
Kalın sağlıcakla
Bu haber çıkmasaydı bu hafta 25 bin liralık Olympus ekipmanı alacaktım, ne yapacağımı ben de bilmiyorum...
Herhangi bir editleme işi ile uğraşıp çift ekran çalışan kolay kolay tek ekrana dönemez bir daha. Bundan ötürü laptoplar için portatif harici ekranlar satılmakta. Tabi ikinci ekranı extend modunda kullanmak işin en ham hali. Şayet yarın birgün programlar yazılım desteği sağlar da tek tuşla "menülerimi ikinci ekrana taşı" özelliği sunarlarsa hayat bize daha da güzelleşir. Mesela bunun ana ekranda ArcMap alt ekranda ArcCatalog çalıştırmak çok keyifli olurdu.
Balıkesir Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi
Bizde siyaset küskünlükten başka birşeye yaramaz. Pek uzlaşmacı değiliz malum. Ben de teknoloji ile ilgili olmak dışında siyasî gündemi burya taşımama taraftarıyım.
Efsane bölüm olmuş. Mutlak suretle devamını bekliyoruz. Aynı şekilde ses konusunda da bir program hoş olabilir
Kapak çoook güzel olmuş. Yapan arkadaşın eline sağlık. Sanki metin rengi biraz daha kontrastlı olabilirmiş gibi geldi ama tabi bu benim görüşüm. Elinize ağzınıza sağlık.
@erhan-tr kardeşim, izleyici arkadaşlar arasında filolog varsa lütfen onlar da fikir beyan etsinler. Naçizane ikinci yabancı dili öğrendiğimde gerçek manada tercümenin asla mümkün olamayacağını fark ettim. Bunu hiç denemediğiniz bir tadın tarifle asla zihinde tezahür edilemeyecek olması gibi düşünebiliriz. Bu bağlamda yapay zekadan beklentileri makul tutmak taraftarıyım.
Belki günün birinde "Person of Interest" deki gibi sosyal düşünme kapasitesi olan bir yapay zeka gelişirse sosyal analiz ve değer yargılarını da hesaba katarak daha gerçekçi bir tercüme yapabilir.
Sonuç olarak üzülerek ifade etmeliyim ki İngilizce-Yunanca-Türkçe dillerindeki kavramların en az %30'u birbirinine tam tercüme edilebilir değil. Dillerin kültürlerine hakimseniz anlarsınız ama ifade edemeyebilirsiniz bir başkasına 🙂
Son bir saat içinde 188 ziyaretçi, 103 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
Değerli Teknoseyir ekibi, memur maaşları ayın 11'inde yatacak, bu yayını Cumartesi yapsanız daha iyi olabilir, malum ay sonu.@gamsizm