Bir çok kişi hastaneye gittiğinde fark etmiştir. Bilgisayarlar vga çıkışından bağlıdır. Sıra alırken bilgisayarlar kasar. Bunlar bir yana dursun. Sizin test sonuçlarınızı ölçen cihazlarda olur. Bunlarda steteskop zarı delinmiş olur. Tansiyon aletinin tıpası düşer. Ekg cihazı kıpırdayınca parazit yapar ve tekrar tekrar ölçüm yapılmak zorunda kalır. Bu ekg cihazı öyle bir şeydir ki kıllara yapışmaz. yapıştırılması için normal insanda alkol kıllı olanlarda jel kullanılır. Bu sıvılar kullanılınca üstünü topladığında her yerin ıslanır. ölçülürken konuşmak, derin nefes almak, kıpırdamak bu çilenin uzamasına neden olur. Bu cihazların şarjı çabuk biter. En kötüsü de bu cihazlarda cihazdan cihaza kağıtlar değişir ve başka cihazın kağıdı takılırsa kalp ritim tablolarında kısa çıkma sorunu olur. Ekg cihazı gibi kalp ritmine bakan bir cihazda böyle teknolojik hataların olması sizce büyük bir eksiklik değil midir. Kalp krizi geçiyor olabiliriz ama cihazdaki bu tür teknolojik hatalar yüzünden görülmez ve ölebiliriz. Biz şuan teknoloji gelişti diyoruz ama en önemli şey olan sağlıkla ilgili alanda teknoloji hep geriden geliyor. Biz kulaklık alırken kablosu dolaşmayan modeller seçiyoruz ama sağlık alanındaki cihazlarda bu seçenek olmuyor bile. Günlük yaşamda başımıza gelen şarj sorunu bu tür önemli alanlarda da karşımıza çıkıyor. Teknolojinin iyi günlerde gelişmesi mi lazım sağlık gibi alanlarda teknolojinin gelişme zamanı gelmedi mi?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Mr. Paramedik @mr-paramedik

    Güzel düşünmüşsünüz. Yalnız bazı hatalar var. Kalp krizi şüphesi olan kişiye acil müdahalede sizin bahsettiğiniz EKG cihazları ile çekim yapılmaz. Bunun yerine hasta doğrudan monitöre bağlanır. Göğsünüzün üzerine yerleştirilen şeylere ise monitör pedi denir ve vakum sistemi gibi değil, doğrudan yapıştırılarak kullanılır. Bu cihazlar da kalbin EKG ritmini aynen bize gösterir.

    Kalp krizi tanısı asla çekilen EKG ile konulamaz. Kesin tanı kardiyak enzimler dediğimiz biyokimya tahlili ile hastaya konur. Ayrıca bahsettiğiniz EKG cihazındaki bu pürüzler asla ama asla kalp krizinin görünmesini engellemez. Yani sizin bahsettiğiniz gibi "kalp krizi geçirip ölebiliriz, fark edilmez ve ölebiliriz" diye bir şey söz konusu dahi değildir.

    • Ercüment @ercuments

      Monitöre bağlandığını bende biliyorum ama ilk başta ekg çekiliyor ve arkasından şüphe duyulur ise monitöre bağlanıyor. elektrotların ne olduğunu ve nasıl yerleştirildiğini biliyorum. Acil yoğunluğunda pek monitörize edilmiyor hastalar. Tabi gerekli görülür ise defi bağlanıp monitörü kullanılarak uzman hekimler tarafından karar veriliyor ve zaten ekg çekildiğinde sonunda sonuç bölümü oluyor ve oradan sorunun ne olduğu anlaşılabiliyor. Sonuçta bizde insanız hata yapmış olabilirim. Zaten abartı olduğunu tekrar okurken fark ettim ama ilk başta yazar iken konunun önemine dikkat çekmek için öyle yazmıştım. İlginiz için teşekkürler.

    • Mr. Paramedik @mr-paramedik

      Estağfurullah benim amacım zaten muhalefet olmak değil. Ama bazı yerleri yanlış düşünüyorsunuz. Sizin düşündüğünüz gibi EKG cihazına bağlamak çok daha uzun süren ve pratik olmayan bir işlemdir. Acil yoğunluğunda esas doğrudan hasta monitöre bağlanır, çünkü (sayıyı tamamen atıyorum) EKG cihazı ile çekim yapmaktan belki de %500 daha hızlıdır. Çünkü hastayı bağladığınız saniye görüntü alırsınız. Öteki türlü o vakumları yapıştır, sabit kalsın vs. derken çok zaman kaybedilir. İlk etapta sorunlu bulgulara rastlanırsa sonra ayrıntılı çekim için kullanılır. (Eğer acil bölümü sakinse ve hasta rahatsa doğrudan Ayrıntılı EKG istenebilir)

      Bunun dışında ayrıntılı bakmak için hasta EKG cihazından sökülüp defibrilatöre bağlanılmaz. Tam tersi, hasta sürekli defibrilatöre bağlı bırakılabilir (ilk hastaneye girişten en son tüm tahlilleri bitip tanı konana kadar), ayrıntılı görmek için sonradan EKG cihazına bağlanılır ki 12 derivasyonlu tam ritim görülebilsin diye.

      "Sen nerden biliyorsun lan" diyebilirsin 😀 5 yıldır 112 Acil Servis Ambulanslarında görev yapmakta olan bir sağlık personeliyim. Ama değindiğin konu için teşekkür ederim gerçekten. Günümüzde hızla ilerleyen teknoloji sağlık alanını da hızla iyileştirmeli.

    • Ercüment @ercuments

      anlıyorum yani att veya paramediksiniz. Tabi siz olaya direk temas halinde olduğunuzdan ve yolda pratik olanı seçiyorsunuz. Bizim burada hastanede doktorlar nede olsa stajer çekiyor diye direk ekg istiyor ve Ben kendimden biliyorum. Hastaya ekg çekerken sürekli parazit yapması sonucu terim terim terlediğimi biliyorum. Ben şuan kardiyoloji servisinde stajerliğe devam ediyorum ve artık her gün ekg çekmekten alıştım bir nebze ama size katılıyorum zahmetli iş. Ben gözlemde çalıştığım süre dışında acilde çok az moniterize adilen hasta gördüm. Genelde sıra bekleyenler olduğundan ya acilin her yatağının başında monitör olan gözlem odasına gönderilip bağlanıyor yada acil müdahale gerekiyorsa hemen resüsitasyon odasına alınıp müdahale ediliyor. Ben genelde çok mecbur kalınmadıkça kabinlerde hastaların pek yer işgal edilmesine izin verilmediğini görüyorum. Yani bencede monitöre bağlamak daha kolay. Çünkü 3 tane elektrot yapıştırmak ile ekg cihazında ayak bileği, kol bileği, goguse sırayla yapıştırmak gibi işlemler işgence haline getiriyor bazen işleri.

  • Ercan @ercan

    Kusura bakma dostum ama çok karamsar bakmışsın. Sağlık alanında teknoloji gayet ileride. Bizim ülkemiz de fena bir konumda sayılmaz. Önemli olan bu teknolojiyi yerli yerinde ve güncel bir şekilde takip etmek, cihazların belli zamanlarda kalibrasyonunu, bakımını yapmak, gerektiğinde yenileriyle değiştirmek.
    Bu bahsettiğiniz ekg cihazları da -bence- düşündüğünüzden çok daha hassas cihazlar.
    Dolanmayan kablo falan ise gelişmiş teknoloji sayılmaz.