Yabancı dil öğrenirken gözlemlediklerimi madde madde yazmak istiyorum. Bunlar bir amatör tarafından yazılıyor. Ona göre değerlendirin. Özellikle de herhangi bir yabancı dil testine girecekseniz yapmanız gerekenler apayrı olabilir.
-Dil öğreniminin herhangi bir alanı diğer alanları otomatik olarak öğrenmenizi sağlamıyor. Çok fazla kelime biliyor olabilirsin mesela ama aynı zamanda basit bir cümle bile kuramıyor olabilirsin. Çok kolay okuyor olabilirsin ama aynı zamanda dinlediklerinden hiçbir şey anlamıyor olabilirsin. Dili bilmenin her bir gerekliliği çalışılmalı. Hiçbiri atlanmamalı. Dilbilgisi, kelime bilgisi, dinleme, okuma, yazma, konuşma vb her biri çalışılmalı.
-Öğrenme ve kullanma birbirinden çok keskin bir şekilde ayrılmamalı (Sınava hazırlanıyorsan özellikle bu madde sıkıntı olabilir ama ona dikkat etmek lazım.). Yani ne demek istiyorum: Mesela birileri ile yazışıyorsun. Bu yazışma sırasında bir çeviri uygulamasından yardım alabilirsin. Bir sözlükten yardım alabilirsin. Yazdığının tamamımı çeviri uygulaması ile yazmayacaksın tabi. Yapabildiğin kısımları kendin yapıp yapamadığın kısımları ona sorabilirsin. Yazdıklarının doğruluğunu kontrol ettirebilirsin. Yazdıkların için geliştirme isteyebilirsin, daha iyi nasıl olurdu diye. Veya başka bir örnek dizileri altyazılı izleyebilirsin. Yine başka bir örnek dahili sözlükleri olan okuma uygulamalarını kullanabilirsin.
-Dil öğreniminin farklı alanlarını iç içe geçirebilirsin. Birbirlerinden en başından itibaren tamamen ayrı olmak zorunda değiller. Ne demek istiyorum: Kitap okurken kitaptaki cümlelerdeki dil bilgisine dikkat edebilirsin. Kitabı sesli bir şekilde okuyabilirsin. Kitabı aynı zamanda sesli kitap olarak dinleyebilirsin. Dinlediğini sesli tekrar edebilirsin.Konuşurken ara ara ihtiyacın olan kelimelere bakabilirsin. Konuşmanı önceden yazılı hazırlayabilirsin. Vb. Bu iç içelik git gide azalacaktır ama bunu en başta yapmaya gerek yok.
Fırsat buldukça daha fazla madde eklemeye çalışacağım.
-Bir şeyler izlemeye, bir şeyler dinlemeye, bir şeyler okumaya, bir şeyler konuşmaya dakika bir gol bir başla. Önce şu kadar kelime öğreneyim, önce dilbilgisinde şunları öğreneyim vs diye beklemene gerek yok. Üç kelime bile bilmeden kitap okuyabilirsin mesela. Çünkü sen öğrenmek için okuyacaksın, dinleyeceksin vs. İçeriği iyi anlaman gerekmiyor, tek seferde anlaman gerekmiyor, yardımsız anlaman gerekmiyor. içeriği öğrenmek için tüketeceksin, eğlenmek için değil. Mükemmel anlaman gerekmiyor. Önce temeli öğreneyim vs diye bekleme hiç. O temel neden temel, çünkü çok karşına çıkıyor. Mesela kitaplarda ben, sen, ve, ama, nasıl, neden, hızlı, yavaş, ile ….. v.b. kelimeler binlerce kez geçiyor. Sen tükettikçe bunlarla tekrar tekrar karşılaşacaksın. Bu tekrarlar zaten onları özümsemene katkı sağlayacak. Bu demek değildir ki yalnızca içerik tüket. Mesela deste uygulamalarından da kelime çalış, listelerden de kelime çalış. Bir şey için yalnızca tek bir yolunu kullanmak zorunda değilsin. Birçok yolu aynı zamanda kullanabilirsin. En başta daha kolay içerikler tüketmek daha faydalı olabilir. Yeni başlayanlar için özel olarak hazırlanmış içerikler var. Ya da çocuklar için, genç yetişkinler için hazırlanmış içerikler var.
-Yardımcı araçları iyi kullan. Mesela kitap okurken kelimelere, cümlelere vs tıkladığında sana çevirisini gösteren uygulamalar var. Kitap okurken sürekli bir yandan sözlük açmana gerek yok. Direkt kitabın içinde sözlük var artık o uygulamalar sayesinde. Yapay zekaya kendine içerik de ürettirebilirsin. Mesela dersin, şu şu kelimeyi sık tekrarlayan bir kısa hikaye yaz. Şu şu kelimenin tüm anlamları ile kullanıldığı bir kısa hikaye yaz. Konuşurken de yardım al. Biraz kendin, biraz yapay zeka ya da çeviri uygulaması desteği vs. alarak konuş. Konuşmak için önce her şeyi öğrenmeyi bekleme.
-Tekrar et her şeyi. Tekrar tekrar söyle, tekrar tekrar oku, tekrar tekrar dinle. Anlamaya, anlatmaya çalışarak tekrar et. Her şeyi her şekilde tekrar et.
-Herhangi bir şeye takılı kalma. Bir şeyi ilk karşılaştığında öğrenmen gerekmiyor. İleride tekrar edersin, başka bir kaynakta tekrar karşılaşırsın vs. bir yerde takılı kalıp kendini bunaltma. Öğrenme süreci de o kadar keskin bir şey değil. Bir şeyi bilmek ile bilmemek arasında lök diye bir geçiş olmaz çoğu zaman. Yavaş yavaş git gide daha aşina olursun. Sen verimli çalışmaya devam edersen zamanla her türlü olur.
-Öğrenme sürecinde bıkacaksın, bunalacaksın ama öğrenmeyi hiç bırakma. Bir dili illâ öğrenirsin. Öğrenemezsin diye bir şey yok. Zaman alır ama öğrenirsin. O dile verimli bir zaman ayır yeter. Uğraştıkça olacaktır. Yapamıyorum diye bir şey yok. Yapana kadar uğraş. Bıksan da, bunalsan da uğraş.
- Konuşurken, yazarken olabildiğince fazla çeşitte cümle kurun. Her çeşit kombinasyonu içselleştirin. Dil öğrenmeye çalışırken şunu farkettim, doğrudur ya da yanlıştır bilmiyorum, dili şöyle konuşmuyorum: kelime kelime düşünmüyorum. Hangi kelime ile başlanır şu kelimeden sonra ne yazılır diye kelime kelime ilerlemiyorum. Veyahut formülize edilmiş bir cümle kalıbı öğrenip onun parçalarını doldurmuyorum. Cümle kalıplarına ya da cümle parçası kalıplarına iyice aşina olup onları konuşurken modifiye ediyorum. En meşhur örnek “What is your name?” mesela. Ben bunu söylerken what diyeyim, is demem lazım şimdi, your kullanacağım, şimdi de name ekleyeyim gibi düşünüp söylemiyorum. Aşina olmuşum artık. Direkt bütününü söylüyorum. Gerektiğinde your’u my yapıyorum mesela ya da name’i number yapıyorum. Cümleye aşina olmuşum, onu o an gerektiği şekilde modifiye ediyorum. İşte cümleye gerekirse bir zarf ekliyorum vs. Şöyle de düşünmüyorum: Soru zamiri+to be+possesive pronoun+noun demek lazım, şu kısma şu kelime, şu kısma bu kelime vs. şeklinde düşünmüyorum. Neyin ne olduğunu bilmek gerek, neyin hangi sırayla vs yazılması gerektiğini bilmek gerek. Bunlar önemli değil, demiyorum ben. Sonuçta Amerikayı baştan keşfetmeye çalışmanın da alemi yok. Demek istediğim sırf bu bilgiler ve kelime haznesi ile konuşulmadığı. Dilbilgisi bilinmeli, kelimeler ezberlenmeli ama bizi konuşturan şey dümdüz konuşmak. Beynimizi bu şekilde eğitmek ve onun hızlıca, otomatik olarak cümleleri söyleyebilmesini sağlamak. Dinlerken, okurken zaten tekrar edelim. Ama en önemlisi konuşarak tekrar edelim. Bunu kendi kendimize de yapabiliriz. Sürekli sohbet etmeye çalışarak da yapabiliriz. Cümleler kurun, onları az çok değiştirin, bir şeyler ekleyip çıkarın. Kalıp dediğim ne mesela:
Who is wearing a red dress
The woman who is wearing a red dress
The woman
A red dress
Who can do that
Can you tell me
How can I go there
As quickly as possible
Where can I find a store
She should be there
Could you please help
I can swim
I want to do that
A person which I can talk with
Which I can talk with
Someone from the work
You are tall
…
She ile has kullanılır demeyeceksin mesela. She has demeye alışacaksın. Kullanacaksın sürekli. Olabilen her bir şekilde kullanacaksın.
-Bazı dillerde fiil çekimleri, sıfat çekimleri vs. zor gözükebiliyor. Ama beyninize güvenin. Siz dili kullandıkça otomatik ezberleyecek zaten. Tahmin edebilmeye de başlayacak. Ama önce ne çekimlenir, hangi durumda nasıl çekimlenir vs. öğrenmek gerek. Amerikayı baştan keşfetmeye çalışmayın. Önce ne ile karşı karşıya olduğunuzu iyi bilin. Alışma kısmı daha sonra. Tabi doğru yapmaya çalışın her seferinde. Sallamasyon, rasgele, hiç umursamadan çekimlemeyin. Doğrusunu söylemeye çalışın. Bilemiyorsanız belirlediğiniz kaynaklardan kontrol edin. Kelimeleri dinledikçe, okudukça, yazdıkça, konuştukça beyniniz yavaş yavaş bu işi çözecek. Düşünmeye bile gerek kalmadan otomatik çekilmeyecek kelimeleri.
-İsim, sıfat gibi kelimeler genelde birebir çevrilebilir. Elma-Apple denebilir mesela. Anlamları daha nettir. Ama fiiler, edatlar, bazı zarflar vs. genelde birebir çevrilmez. Birçoğunun birden çok anlamı vardır. Bazen birebir de denk geldiği olur, olmaz değil. Ama çok sık tam tutmazlar. O yüzden bu tip kelimeleri birebir çeviriden çok açıklamaları ile öğrenmek, örnek cümlelerle öğrenmek, bir bağlam içinde (mesela bir hikayedeki cümlelerden) öğrenmek daha çok işe yarayacaktır.
-Çeviri uygulamalarını kullanırken kelimeyi direkt çevirmeyin. Bir bağlam içinde kullanabiliyorsanız öyle çevirtin. Uygulama daha iyi anlayacaktır. Çünkü genelde tek anlam söyleme eğilimdelerdir. Bu kötü çevirilere sebep olabilir. Bazı uygulamalar İngilizce olmayan iki dili birbirine çevirirken aracı olarak İngilizceyi kullanabiliyorlar. Bir kelimeyi önce İngilizceye çevirip daha sonra İngilizce üzerinden diğer dile çeviriyorlar. Bunun sebep olabileceği sıkıntıları da bağlam içinde kullanmak çözecektir.
-Hali hazırda Türkçe okuduğunuz bir kitabı yabancı dilde okumak, Türkçe izlediğiniz bir diziyi yabancı dilde izlemek hikayeye hakim olacağınızdan anlamanızı kolaylaştıracaktır.
-Dil bilgisi öğrenirken ana mantığını da öğrenin. Mesela I have gone demeyi öğrenirken I diyeceğim sonra have artı kelimenin üçüncü hâli vs şeklinde öğrenmekle yetinmeyin. Birleşik zaman kipi nedir bilin, perfect zaman nedir bilir, yardımcı fiil nedir bilin, ortaç nedir bilin, özne nedir bilin, zamir nedir bilin, fiil çekimi nedir bilin v.b. Birden fazla dil öğrenecekseniz özellikle işe yarayacaktır bu. Aynı şeyleri tekrar tekrar sıfırdan öğrenmek zorunda kalmazsınız.
-Kitaplardaki kelimeleri kullanılma frekanslarına göre listeleyen siteler var. Bu siteler sayesinde en çok kullanılan kelimeleri rahatça keşfedebilirsiniz. Kitap içinde metin arama sayesinde de bu kelimelerin çeşitli cümlelerde kullanım örneklerini görebilirsiniz. Hazır listelere ihtiyaç olmadan önemli kelimeleri öğrenebilirsiniz. Bu özellikle İngilizce dışındaki diller için çok önemi çünkü İngilizce kadar hazır kaynakları yok.
-Önce İngilizce öğrenmeniz öğreneceğiniz diğer dillerdeki kullanabileceğiniz kaynak sayısını çok arttıracaktır. Zaten kolay bir dil ve dünyaca ortak olarak kullanılan bir dil. Zorunlu değil tabi, direkt hedeflediğiniz dili de öğrenebilirsiniz. Çünkü yapay zeka ile artık kaynakları çevirmek daha kolaylaştı.
-Bir seviyeden sonra kelimelerin açıklamalarını direkt o dilde okuyun. Bu hem daha detaylı açıklamalara ulaşmanızı sağlayacaktır, hem de dile daha kolay adapte olmanızı sağlayacaktır.
-Dilleri karşılaştırmalı öğrenmek fayda sağlayabiliyor bazı durumlarda. Ama buna çok takılmayın. Dili direkt öğrenin, Türkçenin farklı bir versiyonu gibi değil. Diller birebir tutmaz. Birinde mantıklı olan diğerinde çok saçma bir şey olabilir. Aynı yapılar farklı anlamlara gelebilir
-Bir dilin 1500-2000 kelimesini bilmek o dildeki ortalama bir kitabın %70’ten fazlasını anlamanızı sağlayacaktır. Çünkü çok fazla kelime kitaplarda çok fazla tekrar ediyor. Mesela şu an okuduğum kitapta ve kelimesinin karşılığı 6200 kez kullanılmış. Bu %70’ten fazla olayı kelimelerin tekrar etmesinden dolayı olduğu için bir paragrafın hepsini anlayıp bir paragrafın hiçbir yerini anlamamak şeklinde olmayacak. Çok sık bilmediğiniz kelime karşımıza çıkacak. Bir iki bin kelime kitabın %70’ten fazlasını oluşturuyor ama kalan %30 civarı da binlerce kelimeden oluşuyor. Ancak bu kadar kelime bile cümlelerdeki genel bağlamı hızlı bir şekilde anlayabilmenizi sağlayacak.
-Kendinize sabit, aşırı net hedefler koymayın. Mesela günde beş kelime gibi sınırlar koymayın kendinize. Öğrenebildiğiniz kadar öğrenin. Zaten bir kelimeye alışmak da çok net bir geçiş ile olmaz. Yavaş yavaş, aşina oldukça öğrenirsiniz. Bir kaynak ortalama bir kitabı neredeyse takılmadan okuyabilmek için 7000-8000 kelime gerekir diyordu. Bu sayılara ulaşmadan önce konuşamıyor olmayacaksınız tabi. Bu seviyelerden sonra çok daha nadir bilmediğiniz kelime denk gelecek.
-Okuyacak kitapları, izleyecek filmleri çok farklı konularda seçin. Hep aynı temanın kelimelerini öğrenmek sizi çok kısıtlayacaktır. Sallıyorum hep fantastik edebiyat okumayın.
-Birçok kişi utandığından dolayı sözlü şekilde konuşamadığını zanneder. Öyle bir durumda olanlar da var tabi. Ben hata yapmaktan korkuyorum, o yüzden konuşamıyorum, diyenlerin baya bir kısmı hiç veya yeterli sözlü konuşma pratiği yapmadığı için konuşamıyor. İstersen roman yazabiliyor olabil, sözlü konuşmaya çalışmazsan sözlü konuşamazsın. Dediğim gibi herhangi bir dal bir diğerini otomatikman öğretmez.
-Öğrendiğiniz yabancı dili ya da dilleri hayatınızın her alanında kullanmaya çalışın. Çok konuşma gerektiren bilgisayar oyunu oynayın, izlemek istediklerinizi öğrendiğiniz dilde izleyin, kendi kendinize konuşun, konuşacak birilerini bulup konuşun vs. Dili mümkün olduğunca her açıdan öğrenin. Beynimiz bir AP şekilde. Bilgi bloklarından oluşmuyor, yollardan oluşuyor. Bilgileri birbirine bağlamak öğrenmeyi kolaylaştırır. Ayrıca tekrar etmek de beyindeki ilgili sinaps bağlantılarını zamanla güçlendirir. Atı yem, bilgisayarı ram, yabancı dili de tekrar coşturur.
-Acemi olduğunuz iki dili aynı anda çalışmak kafa karıştırabilir. Ancak acemiliği üzerinizden attıktan sonra birden fazla dili birlikte çalışabilirsiniz. Bu size zaman kazandırabilir. Ama birine çok odaklanıp ötekini uzun süre aksatmayın. Dil nankördür. İlgilenilmedikçe unutulur.
Ne kadar zorlu ve çaba sarf edilmesi gereken bir süreç. Üstüne üstlük birde bu süreçte nankörlük kavramı var. İlgi göstermezsen aklında değil sürekli dillendirirsen hep seninle...
Sev beni seveyim seni...
Zorlu değil. Çünkü ne yapacağınız belli. İnternet, kurslar vs kaynak var bir sürü. Zaman alıyor sadece. Yol yürümeye benziyor.