SanDisk Connect Wireless Stick İncelemesi

SanDisk Connect Wireless Stick kablosuz bağlanma özelliklerine sahip bir USB bellek. Mobil cihazlarınıza kablosuz bir şekilde bağlanabilen bu ürün ile dahili hafızası yeteri kadar fazla olmayan mobil cihazların hafıza sorununu kolaylıkla aşabilirsiniz. Dilerseniz şimdi cihazın tasarımına, ardından da performansına bakalım.

 

 

Tasarım

Connect Wireless Stick sert plastikten üretilmiş. Cihazın üst tarafı parlak ve mat siyah ile çok hoş gözüken bir burgu efektine sahip. 1.1 santimetre kalınlığa, 2 santimetre genişliğe ve 7 santimetre uzunluğa sahip olan cihaz diğer USB belleklerle karşılaştırılınca büyük gözükebilir. Fakat SanDisk bu boyut farkını işlevselliği ile kapatabiliyor. Üst kısımda cihazın durumunu, dosya aktarımı, yazılım güncelleme gibi, öğrenebileceğimiz bir LED ışığı bulunuyor. Bu LED ışığının bulunduğu boşluğu çok dikkatli bakmadığınız sürece farketmeniz neredeyse imkansız. Cihazın sağ tarafında bir güç tuşu bulunuyor ve bu tuş sayesinde cihazın kablosuz özelliklerini aktifleştirebiliyorsunuz.

 

Özellikler ve Kullanım

SanDisk Connect Wireless Stick’in temel amacının verilerinizi Wi-Fi üzerinden aktarmak olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aynı anda üç cihazın bağlanabildiği cihaz 802.11n standartını kullanıyor. Connect Wireless Stick’i bilgisayarınıza kablosuz olarak bağlamakta mümkün fakat hem hız, hem de hız açısından USB belleği bilgisayarınıza USB girişinden bağlamak daha mantıklı bir seçenek.

 

Connect Wireless Stick’i Apple ve Android cihazlar ile kullanmak gerçekten çok kolay. Akıllı telefon veya tabletinizin uygulama marketinden indireceğiniz SanDish Connect Drive uygulaması sayesinde dosyalarınıza erişebiliyor, belleğin içinden resimleri bakabiliyor, video izleyebiliyorsunuz. Bu uygulamayı ayarlamak sadece 30 saniyenizi alıyor çünkü yapmanız gereken tek şet cihazın üzerinde bulunan güç tuşuna basıp telefonunuzdan Wi-Fi üzerinden Connect Wireless Stick’e bağlanmak.

 

 

anDisk Connect Drive uygulamasının bir çok özelliği bulunuyor. Bu uygulama üzerinden USB belleğe bağlandıktan sonra belleğin şarj durumunu, kapasitesini görebiliyorsunuz. Aynı zamanda otomatik yedekleme özelliği sayesinde akıllı cihazınızdaki resimleri USB belleğe bağlandığınız zaman otomatik olarak yada el ile yedekleyebiliyorsunuz. Programın ne yazık ki Türkçe dil desteği bulunmuyor.

Aynı zamanda Connect Wireless Stick cihazınıza Wi-Fi üzerinden bağlandığı için internet bağlantınızı kesiyor. Fakat hiç endişelenmenize gerek yok çünkü Connect Wireless Stick’i Wi-Fi üzerinden internete bağlayabiliyorsunuz. İnternete bağladığınız Wireless Stick aynı anda 3 farklı cihaza verilerinizi aktarırken internet yayını da yapabiliyor. Bunu yine Connect Drive uygulaması üzerinden ayarlayabiliyorsunuz.

 

 

Performans ve Sonuç

Connect Wireless Stick 4 saat 30 dakika aralıksız bir şekilde video yayını yapabiliyor. Cihazı 2 saatte bilgisayar üzerinden şarj etmek mümkün. Connect Wireless Stick’i bilgisayarınıza taktığınız zaman hem veri aktarımı, hem de şarj etmeniz mümkün.

Pil süresi tabii ki de kullanım senaryosuna göre değişiyor. Video yayını yapmanın cihazın bataryasını daha çabuk bitirdiği bir gerçek. Fakat sadece resimlere bakmak veya dosya transferi yaparak bir günü rahatlıkla çıkarabilirsiniz.

 

Connect Wireless Stick USB 2.0 arayüzünü kullanıyor. OS X üzerinde yaptığımız testlerde 12 mbps yazma, 19 mbps okuma hızlarını gördük. 2 GB’lık bir dosyayı USB üzerinden 2 dakika 12 saniyede aktardığımız testi kablosuz olarak uyguladığımızda bu süre 5 dakika 21 saniyeye çıktı.

Hız konusunda yeterince iddialı olmayan Connect Wireless Stick’in asıl amacının kablosuz aktarım olduğunu unutmamamız gerekiyor. Kablosuz olarak çok kolay bir şekilde aktarım yapabildiğimiz cihazın, 16, 32, 64 ve 128 GB’lık kapasiteleri bulunuyor. 16 GB’lık cihazın fiyatı 90 TL.

Eğer akıllı cihazlarınız kapasite sınırından bıktıysanız ve kablosuz ekonomik bir depolama çözümü arıyorsanız SanDisk Connect Wireless Stick’e göz atabilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Philips Moda 245C7QJSB Monitör

Philips 245C7QJSB markanın en yeni monitörleri arasında yer alıyor ve kutudan çıkartıp görüntü kaynağına bağladığınız an sizi etkilemeyi başarıyor. 1080p çözünürlükte 60 Hz yenileme hızına sahip olan monitör kağıt üzerinde aslında o kadar da güçlü bir model gibi gözükmüyor. Fakat şu ana kadar gördüğümüz en başarılı ve en ince IPS panele sahip olduğunu kesinlikle söylemeliyiz. Panelin kenarında bukunan 2.5 mm’lık siyah plastik çerçeveler şu ana kadar gördüğümüz çerçeveler arasında en incesi diyebiliriz. Bu sayede çoğu 24 inç monitörden daha az alan monitör, masanızın üstünde de oldukça şık gözüküyor.

 

 

Monitör kutudan ayakları montajlı bir şekilde çıkıyor. Bu ayaklar oldukça sağlam ve kaliteli bir malzemeden üretilmiş. Ayakların altında bulunan kaydırmaz kauçuklar ise monitörün bulunduğu yere oldukça sağlam bir şekilde oturmasını sağlıyor. Monitörün ayakları -5 derece ile 20 derece arasında ekranı yukarı veya aşağı oynatma imkanı sağlıyor, ki bu da konforu arttıran önemli bir unsur. VESA bağlantı noktası bulunmadığı için bu monitörü duvara asmak gibi bir şansınız bulunmuyor.

 

Panelin alt tarafında ise metal görünümü kazandırılmış plastik bir kısım bulunuyor. Bu kısımın tam alt orta kısmında ise Philips logosuna yer verilmiş. Bu logo monitör açıkken beyaz LED ile aydınlatılıyor ve isterseniz ayarlardan bu durum LED’ini kapatabiliyorsunuz. Bu sayede karanlık bir odada sadece ekrana odaklanmak mümkün hale geliyor.

Mönitörün bütün bağlantı giriş ve çıkışları cihazın arkasında konumlandırılmış. HDMI ve DisplayPort bir yana, VGA bağlantı noktası halen yerini bu monitörde koruyor. VGA ve HDMI kablo kutudan çıkıyor olsa da, DisplayPort kablosu kutu içeriğinde yer almıyor. Cihazda aynı zamanda bir adet 3.5 mm’lık kulaklık çıkışı bulunuyor, bu sayede kaynağın sesini monitör üzerinden alabiliyorsunuz. Philips’in bu monitöründe hoparlör bulunmadığını belirtmeliyiz.

 

 

Bu monitörde birden çok karmaşık tuş yerine 4 yönlü bir joysticke yer veren Philips, ekranın sağ arka kısmına yerleştirilmiş. İlk bakışta hiç sıcak yaklaşmadığımız bu joystick aslında hiç beklenilmediği kadar sezgisel ve başarılı çalışıyor. Bu joystick üzerinden Smart Image ayarlarını, kaynak seçimi veya OSD’ye ulaşabiliyorsunuz. OSD ekranı ise oldukça sade bir şekilde tasarlanmış. Aradığınız herhangi bir ayarı çok kısa bir süre içinde bulabiliyorsunuz.

Daha önce bahsettiğimiz gibi, 1920 x 1080 piksel çözünürlüğünde 24 inç boyutunda mat bir panele sahip olan monitörün görüş açısı, kontrastı ve renk doğruluğu TN panellere oranla açık ara çok daha başarılı. 5 ms tepki süresine ve maksimum 60 Hz yenileme frekansına sahip olan monitör profestonel oyuncuları tatmin etmeyecektir. Ultra-Wide Color yani Ultra-Geniş (Bol) Renk kavramıyla kendini tanıtan monitör, açıkçası bu iddiasında da başarılı olan monitör gelin bakalım ne kadar başarılı hep birlikte görelim.

 

 

İlk testimiz olan Renk Yelpazesi testinde sRGB renk gamının tamamını kullanıcılarına yansıtmayı başaran monitör, AdobrRGB renk gamında ise yüzde 87’lık bir sonuca ulaşarak şu anda piyasada bulunan en çok renk üretelebilen monitör olarak zirvede kendine yer buluyor. Kontrast konusunda en yüksek parlaklıkta 530:1 gibi bir değere karşılaştığımız monitör en iyi değere sahip olmasa da rakipleri olan AOC G2460PF gibi modellerin gerisinde kalıyor. AOC G2460PF’nin en yüksek parlaklıkta 780:1 gibi bir değere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Ekran ile ilgili ilk izlenimlerimizin bu test sonuçlarından sonra da oldukça iyi olduğunu söylemeliyiz. Çoklu ekran yapılarında çerçevesiz ekranlar çok kritik bir rol oynuyor. Bu yüzden Philips’in bu monitörü hem renk doğruluğu, hem renk üretim kapasitiyle çerçevesiz bir ekran arayanlar için çok iyi bir seçenek olabilir. 250 cd/m2 parlaklık değerline sahip olan ekranın beyaz ışıkta verdiği ışık sıcaklığı ise 6,300K. Ideal değer olan 6,500 K’ne oldukça yakın olan beyaz ışık değeri oldukça iyi.

 

 

Sonuç olarak;

Günlük kullanım için de ideal olan monitör daha çok tasarım ve içerik üreten kullanıcıların tercih edebileceği özelliklere sahip. Üst düzey oyuncular için tatmin edici ekran yenileme hızına sahip olmasa da çoğu oyuncuyu da memnun edebileceğini düşündüğümüz monitörünun bizce tek negatif yönü hoparlörünün olmaması. Fakat düşük özellikli bir hoparlör yerine hiç olmaması ve onun yerine monitörün ekran özelliklerinin diğer monitörlere oranla daha güçlü olmasını tercih ederiz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

UBSOUND Fighter kulaklık incelemesi: 8 mm’lik sürücüler

 

Hemen söyleyelim UBSOUND firmasının kulaklıklarını henüz Türkiye’de fiziksel bir mağazadan satın alamıyorsunuz. Zaten yazımızın ilerleyen kısımlarında bu kısımdan bahsedeceğiz. Öncelikle UBSOUND firmasıyla başlayalım, firma 2011 senesinde İtalya, Milan’da kurulmuş. Sadece ses teknolojileri ve ürünleri konusunda çalışan UBSOUND firması şu anda sadece kulaklık üretimi gerçekleştiriyor. İlerleyen dönemlerde de UBSOUND firmasının yeni kulaklık serilerine de https://inceleme.co/ üzerinden yer vereceğiz. Bu incelememizde Fighter serisine mensup kulak içi kulaklığı inceliyoruz.

İlk olarak kutu içeriği ile başlayalım. UBSOUND’un kutusundan bir adet kulaklığı taşıma kılıfı çıkıyor. Bu kılıfı açıkçası kulaklığı için kullanmanıza gerek yok diye düşünüyoruz çünkü ilerleyen paragraflarda nedenini açıklayacağız. Aynı zamanda kulaklığın kulağınıza tam olarak oturması için 3 adet farklı boyda kulak tıpası da kutunun içeriğine eklenmiş.

 

Tasarım ve Konfor

Öncelikle söylemeyiz ki UBSOUND’un Fighter kulaklığı çok şık bir tasarıma sahip. Alüminyum bir malzemeden üretilmiş kulaklık elinizi aldığınız zaman gerçekten çok güzel bir hissiyat veriyor. Tabii alüminyum kulaklığa ayrı bir hava ve kalite de katmış diyebiliriz. Kulaklığın arka tarafında ise UBSOUND firmasının logosu bulunuyor. Bu logonun bulunduğu kısım metal gibi gözükse de plastik. İnceleme için bize gönderilen kulaklığın rengi siyah fakat siyahtan farklı olarak mavi, kırmızı ve beyaz renk seçenekleri de kullanıcılara sunulmuş. Fighter’ın kablosu düz bir yapıya sahip olduğu dolanması imkansız.

Siyah renkli kulaklık bütün bileşenleriyle siyah, beyaz renkli kulaklık ise tüm bileşenleriyle beyaz. Fakat mavi ve kırmızı kulaklıkların kulak tıpaları ve jak girişi siyah. Kulaklığın kablo uzunluğu ise 1.2 metre. Yani telefonunuzu arka cebinize koysanız bile yine boşta epey uzun bir  kablo kalıyor. Sadece akıllı telefonlar düşünülerek hazırlanmamış olması bizi memnun etti. Kulaklığın kablosunun düz olması da kulaklığın birbirine dolanmasını ve karışmasını engelliyor. Kulak içi kulaklıkların genel sorunu olan kırışma/birbirine dolanma sorunu bu kulaklık ile çözülmüş.

Kulak içi kulaklar genellikle pantolon/şort ceplerinde taşınıyor ve çok rahat bir şekilde kulaklıkların üstüne oturulabiliyor. Bu yüzden kulaklıkların yeteri kadar dayanıklı olması gerekiyor. Fighter’ın alüminyum tasarımı bu sorunu da ortadan kaldırıyor. Tasarım konusunda ise UBSOUND biraz farklılaşarak sağ ve sol kulaklığın birleşme noktasını alışagelmişin dışında daha aşağıda yapmış. Kulaklığın mikrofonu da bu birleşme noktasının üstünde bulunuyor. Fighter’ın mikrofonu sağ kulaklığın kablosunda bulunuyor. Bu mikrofonun bulunduğu kısımda bir adet fonksiyon tuşu bulunuyor. Bu fonksiyon tuşuyla sesi ne yazık ki ayarlayamiyorsunuz. Bu fonksiyon tuşunu kullanarak dinlediğiniz şarkıyı durdurabilir, gelen çağrıları cevaplayabilirsiniz.

 

Mikrofon Performansı

Fighter’ın mikrofonu demin bahsettiğimiz gibi biraz ağızdan uzak fakat bu ses iletimi konusunda herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Turkcell şebekesi üzerinden karşılıklı iki iPhone 6 ve iPhone 6/HTC Desire EYE ile yaptığımız testlerde (HTC Desire EYE’da 3 mikrofon bulunuyor.) kulaklık taktığımız hiç farkedilmedi. Aynı zamanda karşı taraftan (Kulaklığın takılı olmayanlardan.) sesimizin karşı tarafa gayet net ulaştığını teyit ettik ve bu açıkçası bizi şaşırttı. Çünkü 3 mikrofona karşı 1 mikrofonla sıkıntı yaşayabileceğimizi düşünmüştük.

 

Ses Performansı

UBSOUND Fighter’ın 8  mm’lik bağımsız dinamik sürücülerin.in 92 dB’lik yüksek ses seviyesinde çalışabiliyor olması sayesinde kalabalık ve gürültülü ortamlarda müzik zevkiniz bölünmüyor. Kulaklığın bu yönünü sevdik. 20 Hz ile 20.000 Hz frekans aralığındaki tüm sesleri dinleyiciye aktarabilen kulaklık daha çok tiz sisleri dinleyiciye aktarmakta başarılı. Bilgisayar üzerinden dinlediğimiz .flac formatındaki müziklerde dahil olmak üzere bas tonlarını şarkının orjinalinden daha az bir seviyede veriyor olması dikkatimizi çekti. Eğer House tarzı müzikler dinliyorsanız bu kulaklığın size göre olmadığını söylemekte fayda var. Fakat minik bir ekolayzer ayarı ile kulaklıktan aldığınız keyifi arttırmanız mümkün.

Ses yalıtım konusuna gelecek olursak zaten kulakiçi kulaklıklar gayet başarılılar. UBSOUND Fighter’da diğer rakiplerinin geleneklerini devam ettiriyor. Toplu taşıma araçlarında son sesle müzik dinlerken hiç bir rahatsız edici bakışa maruz kalmadığımızı söylemeliyiz. Yine aynı şekilde toplu taşıma araçlarının dışında kendi kulağımızla yapmaya çalıştığımız testlerde diğer telefonların kulaklarından (iPhone 6 ve Samsung Galaxy S6’nın kulaklıkları.) çok daha başarılı bir ses yalıtım performansı olduğunu söylemeliyiz.

 

 

Sonuç

En çok zorlandığımız inceleme türü olan kulaklıklar gerçekten kişiden kişiye değişiyor. Dinlenilen müzik türü, ses şiddeti eşiği gibi faktörlerin kişiden kişiye değiştiğini göze alırsak UBSOUND Fighter’ın ses performansını genel olarak beğendik.

Fakat ilk paragrafta da belittiğimiz gibi UBSOUND Fighter’ın Türkiye’de fiziksel bir mağazadan satışı bulunmuyor, bu kulaklığa ubsound.com üzerinden veya Amazon üzerinden sipariş edebiliyorsunuz. Aynı zamanda bizce performans/fiyat oranına baktığımız zaman aşağı yukarı aynı fiyat seviyesinde olan kulaklıklardan biraz geride kaldığını söylemek yanlış olmaz. Özellikle Piooner’ın SE-CL-751-K’nın bas tonları Fighter’dan daha doygun verdiğini söylemeliyiz.

UBSOUND Fighter şu anda 57 eurodan yani yaklaşık 171 TL’den satışa sunuluyor. Eğer Fighter’a sahip olmak için beklemek istemiyorsanız hemen sipariş vermenizi öneriyoruz çünkü İtalya’dan kargo iki haftada geliyor.

Son cümlelerimizle biraz daha toparlayalım. Fighter’ı yoğun iş temposunda kusursuz çağrılar yapmak isteyenler ve müzik zevkinden taviz vermeyenler tercih edebilir. Aynı zamanda minik koşularda da kulağınızın arkadaşı olabilecek Fighter’ın suya/toza karşı dayanıklı olmadığını da belirtelim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap