Öncelikle bu "sekt", "kült" tipi yapılanmalar hoşuma gitmiyor, bunu belirteyim. Ancak "doğrucu Davut" rolleri kesen ikiyüzlü şahıslar da hoşuma gitmiyor. Vicdansızca konuşarak bunu doğruculuk, "based" olmak gibi pazarlayan tiplemelerden biri bu şahıs.
Bu sözleri de ilk duyulduğunda olaylardan habersiz kişilere esprili, hatta "mantıklı" gibi gelebilir. Sosyal medyada bu tarz çıkışların hızla alıcı bulması da gayet anlaşılır bir durum. Fakat meselenin ne olduğunu anlamak için biraz araştırıp incelediğimizde görüyoruz ki kurgu baştan aşağı "false equivalence" yani sahte denklik safsatası başta olmak üzere safsatalar ve ikiyüzlülükler üzerine kurulu.
ABD'de federal düzeyde de New York eyaleti özelinde de devlet tarafından kimseye sırf "ibadethanede oturup bütün gün kitap okusun" diye doğrudan kişisel maaş bağlanan bir kamu düzeni yok. Mevzubahis şahıs burada ya İsrail'deki dini okul öğrencilerinin devlet ödenekleri tartışmasını bilerek New York'a yamıyor ya da izleyicisinden ucuz etkileşim koparmak için konuyu bilerek eğip büküyor. New York'taki bu insanların kamu bütçesiyle temas ettiği yegane alan, şartları sağlayan her dar gelirli vatandaşın alabildiği "Section 8" konut yardımı veya "SNAP" gıda desteği gibi genel sosyal programlar. Yani kimse kimseye "yeter ki odasında otursun, kitap okusun" diye özel bir bütçe tahsis etmiyor.
İşin asıl ikiyüzlülük boyutu ise bu tepkinin son derece seçici işlemesinde yatıyor. İnternette güvenilir kaynaklarda tarama yapıldığında görüleceği üzere aynı ABD'de kendi iç hukukunu yürüten, 1972 tarihli "Wisconsin v. Yoder" kararıyla çocuklarını seküler eğitimden çeken ve vergi mevzuatı uyarınca sosyal güvenlik priminden resmen muaf tutulan Amish toplulukları var. Diğer yandan muhafazakar eyaletlerde kamu eğitim bütçesini "school voucher" sistemiyle doğrudan kasasına aktaran köktendinci Hristiyan okulları ve milyarlarca dolarlık bütçeleri sıfır denetimle ve vergisiz yöneten devasa "mega-church" yapıları bulunuyor. Asmon denen elemanın bu Hristiyan muhafazakar yapılara, kilise vakıflarına veya dini cemaatlere tek kelime ettiğini görmek pek olası değil. Zira kendi takipçi tabanının büyük kısmını oluşturan kitleye dokunmak işine gelmez, izleyici kaybettirir. Kendi kitlesini ürkütmeden hedef gösterebileceği bir azınlık bulunca da hemen "bizim vergilerimizle yan gelip yatıyorlar" söylemine sarılıyor.
Kaldı ki bu şahsın ahlaki omurgasını ve niyetini anlamak için siciline bakmak kafi. Canlı yayında Filistinliler için "aşağılık bir kültürden geliyorlar" diyerek sivil katliamına karşı zerre vicdani duygular hissetmediğini açıkça söyleyen birinden bahsediyoruz. İran'ın Minab kentindeki ilkokul vurulup çoğu çocuk 150'den fazla sivil hayatını kaybettiğinde, sivillerin ölümünü pişkince "collateral damage" (tali hasar) ve kendisine yönelik bir duygusal manipülasyon diye geçiştirebilmiş bir figür bu. Sınırda kadın çocuk demeden göçmenlerin vurulması gerektiğini savunup insanları "hayvan" diye yaftalayan bu şahıs, iş kendi kurumsal ortaklıklarına dokunup kurucu ortağı olduğu "Mythic Talent" ajansı ile ilişiğini kesme noktasına gelince ve platform yayınları tehlikeye girince anında tornistan edip özür dilemeyi gayet iyi bilir.
Yani "kamu kaynaklarını düşünüyorum" ayağına ilkeli veya rasyonel bir yaklaşımı varmış gibi yine rol kesmiş. Tamamen algoritmanın ödüllendirdiği "rage bait" mantığıyla kitle toplayıp cebini doldurma refleksi var esasen. İş insani değerlere geldiğinde en vicdansız söylemleri savunan, iş menfaatine ve sponsorluklarına dokunduğunda ise hemen geri adım atan bu şahsın ucuz popülist laf yığını örneklerinden birisi bu söyledikleri de.



@protego Sivil katliamı tartışmasız bir gerçek, direkt soykırım yapıldı. Bunu belgeleriyle bilgileriyle anlatmıştım. Bunun tanımı budur. Hamas'ın kötücül bir örgütlenme olması İsrail devletinin yaptığının soykırım olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çoluğu çocuğu katlettiler dünyanın gözünün önünde.